Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, Türk siyasetinin önemli isimlerinden Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayat hikayesini ve sarsılmaz vatan sevgisini mercek altına almaktadır. Gençlik yıllarından itibaren demokrasi ve milli iradeyi her şeyin üstünde tutan liderin, zorlu cezaevi yıllarından siyasi mücadelesine kadar olan süreci derin bir saygıyla işlenmektedir. Özellikle vesayet odaklarına karşı sergilediği eğilmez duruş ve helikopter kazası sonucu vefatına dair sisli detaylar hüzünlü bir dille aktarılmaktadır. Maddi bir beklenti içinde olmadan ömrünü adadığı davası, milletin gönlündeki sarsılmaz yeri ve cenazesindeki büyük vefa vurgulanan temel unsurlardır. Yazıcıoğlu'nun mirası, vatanı için bedel ödemekten çekinmeyen dürüst ve cesur bir devlet adamı portresiyle ölümsüzleştirilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Bu anlatı sarsılmaz bir duruşun ve adanmış bir ömrün hikayesi, yani bir vatan sevdalısının hayat hikayesi.
00:08Bugün hep birlikte Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayat hikayesine, onu şekillendiren o kritik dönüm noktalarına ve arkasında bıraktığı mirasa bakacağız.
00:18Peki bu eğilmeyen adamın hikayesi nerede ve nasıl başlıyor?
00:23Her şey aslında şu güçlü idealde düğümleniyor, eller silah değil, kalem tutmalı.
00:28Bu söz sadece genç bir adamın vizyonu değil, aynı zamanda hayatı boyunca onun yolunu aydınlatacak en temel felsefesi olacaktı.
00:38Peki bu sarsılmaz duruşun kökenleri nereye dayanıyor? Onu eğilmeyen adam yapan neydi?
00:44İşte anlatı, hikayenin başlangıcını oldukça şiirsel bir detayla aktarıyor bize.
00:501954 yılının son günü Sivas'ta karlar içinde dünyaya geliyor.
00:55Anlatıya göre bu sıradan bir detay değil, adeta onun karakterinin bir metaforu, erimeyen, buz gibi sağlam bir duruşun habercisi.
01:04Düşünün daha 24 yaşında öyle bir hamle yapıyor ki karakterini net bir şekilde ortaya koyuyor,
01:10dönemin cumhurbaşkanına bir mektup yazıyor, işte az önce duyduğumuz o meşhur söz de o mektupta yer alıyor
01:15ve fikirlerin silahlardan üstün olduğuna dair inancını ilk kez bu kadar net bir şekilde dile getirmiş oluyor.
01:22Ama tabii bu idealist başlangıç ülkenin o çalkantılı tarihinde çok zorlu bir sınavla yüzleşmek üzereydi.
01:31Karakterini adeta ateşte dövecek olan o sınavın adı Mamak Tezaevi.
01:35Tarihler 12 Eyüp'ün 1980'i gösterdiğinde Türkiye bir askeri darbeyle sarsılıyor.
01:42O dönemde Ülkü Ocakları'nın genel başkanı olan Yazıcıoğlu için de hayatının en zorlu dönemi başlıyordu.
01:49Bu görevi nedeniyle tutuklandı.
01:527,5 yıl.
01:53Dile kolay geliyor ama bir düşünün, Mamak Cezaevi'nde geçen tam 7,5 yıl.
01:58Ve daha da inanılmazı, bu sürenin tam 5,5 yılını tek başına bir hücrede geçirdi.
02:05Bu gerçekten akıl almaz bir tecrit ve zorluk demek.
02:09Peki bunca çileden, bu kadar uzun süren tutukluluktan sonra ne oldu dersiniz?
02:14İşte işin en çarpıcı noktası da burası.
02:18Yargılandığı davaların hiçbirinden tek bir gün bile ceza almadı, hepsinden beraat etti.
02:24Bu durumda doğal olarak anlatının merkezine şu soruyu koyuyor.
02:27Madem suçsuzdu, peki suçu neydi? Vatanını sevmek mi?
02:32Aradan yıllar geçiyor ve Türkiye siyaseti bir kez daha bir askeri müdahale gerilimiyle ısınıyor.
02:38İşte tam o kritik anda, Yazıcıoğlu bir kez daha ilkelerinden ödün vermeyecek ve tarihe geçecek o meşhur duruşunu sergilecekti.
02:46Tarih 28 Şubat.
02:48Hani anlatıda karanlık bir zaman olarak geçen o günler, tanklar bir kez daha sokaklardaydı ve siyasetin üzerinde çok ağır bir
02:55baskı hissediliyordu.
02:56İşte tam o gergin atmosferde ağzından tarihe geçen şu sözler döküldü.
03:02Ordu göz bebeğimizdir ancak namlusunu millete çevirmiş tanka selam durmam.
03:08Bu ifade onun o eğilmeyen karakterinin belki de en net, en yalın özetiydi.
03:13Ve şimdi hayatının en dramatik ve bugün bile hala pek çok soru işaretiyle dolu olan son bölümüne geliyoruz.
03:22Onu aramızdan alan o gizemli uçuşa.
03:24Yıl 2009, yerel seçimler için yoğun bir kampanya dönemi.
03:29Anlatıda ilginç bir detay var.
03:31Partisinin hazineden yardım almadığını her fırsatta vurgulayan Yazıcıoğlu, o seçim döneminde ilk kez bir mitinge gitmek için helikopter kiralamıştı.
03:40Ve günlerden 25 Mart 2009, Kahramanmaraş'taki mitingten Yozgat'a gitmek için havalandılar.
03:47Ama çok kısa bir süre sonra helikopter Keştağı üzerinde radardan kayboldu.
03:52Sonrası tam bir belirsizlik.
03:54Tam 48 saat boyunca yapılan resmi aramalardan hiçbir sonuç alınamadı.
03:58Ve sonra hikayeyi daha da gizemli hale getiren o can alıcı detay ortaya çıktı.
04:05İki günlük yoğun aramanın ardından enkazı bulanlar yetkililer değil, o dağları avucunun içi gibi bilen bir köylüydü.
04:13İşte bu durum kazanın üzerindeki gizem perdesini iyice araladı.
04:17Çünkü bulunan enkaz, tam 48 saat boyunca arama yapılan ana bölgenin kilometrelerce uzağındaydı.
04:24Bu çelişki olayın üzerindeki soru işaretlerine ta bugüne kadar getirdi.
04:30Onun fiziksel varlığı belki sona erdi, evet.
04:33Ama Muhsin Yazıcıoğlu'nun hikayesi burada bitmedi.
04:37Anlatıya göre onun mirası sevenlerinin kalbinde atmaya devam ediyordu.
04:42Bunun en büyük kanıtı da belki Kocatepe Camii'ndeki cenaze töreniydi.
04:46Yaklaşık 700 bin kişi onu son yolculuğuna uğurlamak için oradaydı.
04:50Bu inanılmaz kalabalık aslında sadece bir siyasetçiye değil, onun temsil ettiği değeri duyulan saygının da bir göstergesiydi.
04:57Vasiyeti de zaten bu adanmışlığın bir sembolü gibiydi.
05:01İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy'un yanına, Taceddin Dergahı'na defnedilmeyi istemişti.
05:07Bu sanki hayatlarını bu millete adamış iki ismin manevi bir buluşması gibiydi.
05:13Onun ardında bıraktığı mirası belki de en iyi şu dokunaklı söz özetliyor.
05:17Bazıları ölür, adı kalır, bazıları ölür, yüreği kalır.
05:23Anlaşılan o ki Yazıcıoğlu, arkasında hala atan bir yürek bırakanlardandı.
05:27İşte Muhsin Yazıcıoğlu'nun hikayesi günün sonunda hepimizi şu temel soruyla baş başa bırakıyor.
05:34Peki ilkeli bir miras gerçekte neyle ölçülür?
05:37Zamanla mı, sizi sevenlerin sayısıyla mı, yoksa her ne olursa olsun korunan o sarsılmaz duruşla mı?
05:47Altyazıcıoğlu
Yorumlar

Önerilen