Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 4 gün önce
Yazar Nazım Peker, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin teröristbaşı Abdullah Öcalan’a yönelik son dönemdeki çıkışlarını ve "statü" kavramı üzerinden yürüttüğü siyaseti sert bir dille eleştirmektedir. Bahçeli’nin geçmişteki katı milliyetçi tutumuyla çelişen bu hamlelerinin, ülkücü camiada derin bir hayal kırıklığı ve anlamlandırma güçlüğü yarattığı vurgulanmaktadır. Metin boyunca, elli bin insanın ölümünden sorumlu birine itibar kazandırılmaya çalışılmasının şehit yakınları ve gazilerin maneviyatını zedelediği savunulmaktadır. Ayrıca yazar, Bahçeli'nin enerjisini bölücü figürlerin hukuki durumunu iyileştirmek yerine milliyetçi hareketi iktidara taşımak için harcaması gerektiğini ifade etmektedir. Sonuç olarak kaynak, Türk yargısının tescillediği "hain" statüsünün değiştirilmesine yönelik her türlü girişime karşı çıkarak milli hassasiyetlerin korunması çağrısında bulunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Şimdi yazar Nazım Peker'in ortalığı baya karıştıran bir köşe yazısına dalıyoruz.
00:04Peki Peker neden bir siyasi liderin sadece tek bir lafına bu kadar sinirlendi, bu kadar öfkelendi?
00:10Gelin hep beraber siyasetin bu acayip keskin virajını onun gözünden anlamaya çalışalım.
00:15Yazar daha en baştan ilk cümlesiyle tavrını koyuyor ortaya.
00:19Hani sağ olsunlar siyasetçilerimiz diyor ya, işte bu alaycı başlangıç var ya aslında arkasında çok daha derin bir hayal karıklığı,
00:28bir şaşkınlık barındırıyor.
00:30Peki bu tepkinin kaynağı ne? Hadi biraz daha derine inelim bakalım.
00:35Bugün izleyeceğimiz yol haritası şöyle, ilk olarak yazarın işaret ettiği o şaşırtıcı değişime bakacağız.
00:42Hemen ardından her şeyi başlatan o meşhur Apo'ya statü tartışmasına gireceğiz.
00:47Sonra tek bir kelimenin nasıl her şeyi değiştirdiğini göreceğiz, yazarın kişisel dünyasına tanıklık edip en son vardığı net kararla bu
00:56çözümlemeyi tamamlayacağız.
00:58Evet geldik meselenin kalbine.
01:00Peker'in eleştirilerinin odağında kim var?
01:03MHP lideri Devlet Bahçeli.
01:05Yazar Bahçeli'nin siyasi yolculuğunda öyle bir noktaya odaklanıyor ki, kendi deyimiyle bu, inanılmaz büyük bir çelişki.
01:12İşte yazarın kafasındaki o temel çelişki tam olarak bu.
01:16Düşünsenize bir tarafta o eski günler var, destekçileri devletin başına devlet gelecek diye bağırıyor, liderlerine omuz veriyorlar.
01:24Öbür tarafta ise bambaşka bir tablo.
01:27Erdoğan'a destekle başlayan ve yazarın aklını allak bullak eden yepyeni bir duruş.
01:31Peker için bu hakikaten anlaşılması çok zor bir dönüşüm.
01:35Peki tamam da yazarı bu kadar çileden çıkaran o somut sözler neydi?
01:41Şimdi Abdullah Öcalan yani yazarın deyimiyle Apo hakkında Bahçeli'nin söylediği ve tabiri caizse bütün bu yangını başlatan o yorumlara
01:52bakalım.
01:53Yazara göre bu iş yavaş yavaş adım adım gelişti.
01:57Önce bir umut hakkı lafı atıldı ortaya.
01:59Sonra gelsin TBMM'de konuşsun dendi.
02:02Ama bardağı taşıran son damla ne oldu biliyor musunuz?
02:05Yazarın anlattığına göre o kritik soru.
02:08Apo'nun statüsü ne olacak?
02:10Yazar bu soruyu düyünce verdiği tepkiyi aynen şöyle aktarıyor.
02:14Aman tanrım aklıma mukayyet ol.
02:17Yani düşünebiliyor musunuz?
02:18Kendi tabiriyle İmralı canisi dediği bir kişi için yepyeni bir statü konuşulmaya başlanması fikri yaşadığı şok ve isyanı işte bu
02:27tek cümleye sığdırmış.
02:28Nazım Peker'e göre bütün mesele aslında tek bir kelimede düğümleniyor.
02:32Statü.
02:33Ve diyor ki bu kelime kesinlikle ama kesinlikle tesadüfen seçilmedi.
02:37Gelin şimdi yazarın bu ilginç kelime analizine biraz daha yakından bakalım.
02:41Yazar argümanını sağlam kurmak için önce işe sözlükten başlıyor.
02:46Diyor ki statü ne demek?
02:48Ona göre bu kelime öyle basitçe bir durum demek değil.
02:50Hayır içinde bir saygınlık, bir konum, bir makam miması var.
02:55İşte bu tanım yazarın az sonra anlatacağı her şeyin anahtarı aslında.
02:59Ve işte dananın kuyruğu burada kopuyor.
03:02Yazarın asıl teorisi şu.
03:04Eğer diyor statü yerine açık açık itibar kelimesi kullanılsaydı ortalık anında birbirine girerdi.
03:11Halk hemen tepki gösterirdi.
03:12İşte bu yüzden statü kelimesinin çok daha tehlikeli bir fikri topluma yavaş yavaş alıştırarak vermek için bilinçli olarak seçilmiş daha
03:22yumuşak bir kelime olduğunu söylüyor.
03:23Ve yazar analizinin tam tepe noktasında o can alıcı ahlaki soruyu patlatıyor.
03:29Bütün bu tartışmanın temelindeki o akıl almaz mantıksızlık da zaten bu soruda saklı diyor.
03:35Yani 50 binden fazla insanın katili olan birine nasıl bir saygınlık, nasıl bir itibar verilebilir ki?
03:41Şimdi siyasi analizleri, kelime oyunlarını bir kenara bırakalım ve çok daha kişisel, çok daha içten bir yere gidelim.
03:47Yazarın ve ona göre onun gibi hisseden binlerce insanın yaşadığı o derin duygusal sarsıntıya.
03:53Bu, basit bir ifadenin siyaseti aşıp nasıl da kişisel bir acıya dönüştüğünün hikayesi.
03:59Yazar bu soruyu ortaya atarak konuyu artık teorik olmaktan çıkarıyor ve hayatın tam ortasına, acı bir gerçeğin üzerine bırakıyor.
04:07Diyor ki, bu tartışma en büyük acıyı çekmiş olan şehit aileleri için ne demek olacak?
04:13İşte endişesini bu kadar net, bu kadar keskin bir dille ifade ediyor.
04:18Yazarın hissettiği o ahidiyet krizi, hani o kendi davasının içinde kendini yabancı gibi hissetme durumu var ya,
04:25işte bunu anlatmak için Necip Fazıl'dan inanılmaz dokunaklı bir şiir alıntılıyor.
04:30Bu dizeler adeta onun yaşadığı kişisel hayal kırıklığının bir manifestosu gibi.
04:35Aslında bu soru yazarın yaşadığı o derin kişisel krizin bir özeti gibi.
04:39Düşünün, uğruna sürgünler yediği, iktidara getirmek için yıllarını verdiği siyasi kimliğini, davasını sorguluyor.
04:47Bu artık siyasi bir eleştiri falan değil, çok daha ötesinde.
04:50Bu, kişisel bir kimlik bunalımının adeta bir çığlığı.
04:54Tamam, kafa karışıklığını gördük, öfkeyi hissettik, o kişisel acıya tanık olduk.
04:59Peki, bütün bunların sonunda yazar nereye varıyor, nasıl bir sonuca ulaşıyor?
05:03İşte şimdi, Nazım Peker'in bu konu hakkındaki son ve kesin hükmünü duyacağız.
05:08Yazar burada çok eski ama çok manidar bir Anadolu deyişini hatırlatıyor ve bununla aslında çok çarpıcı bir imada bulunuyor.
05:16Demeye getiriyor ki, Bahçeli'nin bu sözleri belki de başkalarının söylemeye cesaret edemediği bir gündeme hizmet ediyor olabilir.
05:23Bu yorum, yazarın argümanına bambaşka bir katman ekliyor değil mi?
05:26Ve işte geldik Nazım Peker'in son sözüne, nihai vuruşuna.
05:31Yazar burada konuyu artık bir fikir tartışması olmaktan çıkarıyor ve masaya hukuki bir gerçeği koyarak bitiriyor.
05:38Diyor ki, bakın, Yüce Türk hukuku, aponu statüsünü zaten tescillemiş, hain ve müebbet hapis cezası almış bir katil.
05:47Bundan başka tartışılacak bir statü falan yoktur. Nokta.
05:51Ve bu çözümlemeyi yazarın makalesinin aslında tam kalbinde yatan o kocaman soruyla bitirelim.
05:57Siyasi bir pusula, bildiğiniz, güvendiğiniz bir pusula bir anda tamamen farklı bir yönü göstermeye başlarsa,
06:05onu takip edenler kendi yollarını, kendi yönlerini nasıl bulur?
06:09İşte bu, Nazım Peker'in yazısının arkasında bıraktığı ve aslında sadece onu değil, hepimizi düşünmeye sevk eden o temel soru.
Yorumlar

Önerilen