Skip to playerSkip to main content
  • 1 day ago
Bakara 152–158, mümine kriz anında nasıl duracağını öğretir: zikirle bilinç, sabırla direnç, namazla yön tayini. Musibet karşısında “inna lillah” diyebilen kalp, hayatın Allah’a ait olduğunu idrak eder ve imtihanı anlamlandırır. Şehitlerin diriliği, sabrın müjdesi ve Safa–Merve sembolü; müminin teslimiyet, tevekkül ve istikametle yürümesi gerektiğini ilan eder. Bu ayetler, iman edenin psikolojisini ve aksiyon ahlakını inşa eder.

Bakara 152 158 tefsir, zikir sabır namaz, inna lillah anlamı, şehitler diridir ayeti, Safa Merve hikmeti, tevekkül ve imtihan, İslam’da sabır

Category

📚
Learning
Transcript
07:28M.K.
07:31M.K.
08:19M.K.
08:27M.K.
09:22Allah.
09:24Yani müj şehitlere ölüler demek Rabbımızın bu ayeti kerimesi gereği yasaklanmıştır.
09:32Çünkü onlar diridirler ama siz onların hayatlarını hissedemezsiniz.
09:38Siz onların diriliklerini hissedemez anlayamazsınız.
09:42Çünkü bu hayat zahiri hislerle hissedilebilecek bir hayat değildir.
09:47Evet, Allah yolunda öldürülenler, şehitler diri dirler ve Rableri katında en güzel rızıklarla rızıklandırılmaktadırlar.
09:59Ama şüphesiz ki onların nasıl rızıklandırıldıklarını bizler bilemeyiz, bilemeyeceğiz yani.
10:06Şu kadarını biliyoruz ki artık onlar bize sürekli mesajlar vermekte ve Allah'ın dinini canlılıkla muhafaza ettirmede rollerinin olduğunu da
10:18bileceğiz.
10:19Yani bir şehidin sürekli bizim karşımızda, bizim dünyamızda yayın yaptığını ve yaptığı yayınlarla sürekli olarak bize İslam'ı hatırlattığını, Allah
10:33'a kulluğu hatırlattığını görüyoruz.
10:35Lakin arkadaşlar, hayatta olan, canlı olan birilerinin, hatta en büyük alimlerin, en büyük hocaların bile böyle bir mesaj vermediklerini de
10:47biliyoruz.
10:48Yani hiçbir kimsenin hiçbir mesaj vermediği bir ortamda, herkesin durgun, herkesin statik bir hayat yaşadığı bir ortamda,
11:00yıllar önce ölen ve de adı Yasin suresinde ebedileşen, atsız bir şehidin sürekli olarak bize verdiği mesaj,
11:09Bakın Yasin suresinde Rabbimiz tarafından şöylece ortaya konuyor.
11:24Keşke kavmim bilebilseydim.
11:32Rabbim'in bana mağfiret ettiğini ve de beni mukramundan kıldığını, yani ikrama boğulanlardan kıldığını, keşke kavmim bilebilseydim.
11:44Gerçekten bu büyük bir şeref, bu büyük bir ecir ve büyük bir nimettir.
11:51İşte şehidin Allah yolunda ölen birinin canlılığını koruduğunun ve sürekli bize mesaj ulaştırdığının bir kanıtı ve ispatıdır bu.
12:02Yani kıyamete kadar Yasin suresini okuyan herkese ulaştırılan bir mesaj.
12:09Görünüşte ölmüşler bunlar, toz toprak olmuşlardır, atları sanları kalmamış, nerelerde oldukları da belli değildir.
12:19Ama dünyanın her bir yerinde canlarını Allah için feda etmiş olan bu insanlar, Allah'tan başka ilah olmadığının şehadetini canlarıyla ispat
12:32eden bu insanlar, Allah'ın ölü demeyi yasakladığı bu varlıklar, sürekli bize mesaj sunmaktadırlar.
12:40İşte onların mesajlarından birisini Yasin suresinde bu ayetiyle Rabbimiz bize anlatıyor.
12:47Keşke kavmim bir anlasaydı, keşke kavmim bir bilseydi Rabbim'in bana nasıl ikram ettiğini, beni ikrama boğulanlardan kıldığını, Rabbim'in
12:59bana lütfettiği ikramlarını keşke kavmim bir bilseydi diye arkasındaki insanlara kıyamete kadar atsız, sansız bir şehidin böyle mesaj verdiğini, bu
13:13mesajda bulunduğunu anlıyoruz.
13:15Bakın, Ali İmran suresinde de bu diriliğin biraz daha açılımını, açıklanmasını şöyle görüyoruz.
13:24Ali İmran suresinde Rabbimiz buyurur ki,
13:35Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın, bilakis Rableri katında diridir onlar.
13:47Onlar, Rableri katında diridirler ve Rablerin kendilerine sunduğu en güzel rızıklarla rızıklandırılmaktadırlar.
13:56Ayetin devamı, bakın şöyle
13:59Allah'ın bol bol nimetlerinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar.
14:27Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini de müjde verirler.
14:39Yani, henüz kendilerine ulaşmamış, arkalarındaki kalmış kardeşlerine de böyle müjde vermek isterler.
14:49يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَفَضْلٍ وَاَنَّ اللّٰهَ لَا يُضِيْعُ أَجْرَ الْمُؤْمِنِينَ
14:54Onlar Allah'tan olan bir nimet, Allah'tan olan bolluğu ve Allah'ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini, arkalarındaki mümin kardeşlerine müjdelemek isterler.
15:10Evet, Allah-u Teala onlara o kadar fazıl ve o kadar nimet veriyor ki, onlar bunlarla sevinip coşuyorlar.
15:19Arkalarından henüz kendilerine kavuşmamış olanlara da müjdeler veriyorlar.
15:24Ne diyorlar bakın,
15:26اَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
15:30Onlara korku da yoktur, mahzun olmak da yoktur.
15:34Onlar için keder de yok, sıkıntı da yok.
15:38Yani cehenneme gitme korkusu da yok ama cenneti kaybetme üzüntüsü de yok diyorlar.
15:45Arkalarındaki Müslüman kardeşlerine işte bu mesajı sunuyorlar.
15:49Ey Müslümanlar, sizler bizim gibi Allah yolunda olduğunuz müddetçe, Allah'a kullukta daim ve kayim olduğunuz müddetçe, ne cenneti kaybetme
16:01korkusu, ne de cehenneme gitme üzüntüsü yoktur sizin için.
16:05Yine Allah'tan bir nimet, bir fazilet, bir üstünlüğü müjdeliyorlar.
16:12Ve Allah-u Teala'nın müminlerin hiçbir zaman ecirlerini zayi etmeyeceğinin mesajını veriyorlar sürekli.
16:19Sürekli şahadetin yayınını, cennetin yayınını ve mesajını yine şehitler okuyorlar.
16:29Gerek oradaki Ali İmran'daki ayetler, gerekse Bakara'daki bu ayetler, ölümle hayatın bitmeyeceğini, ölümden sonra da hayatın devam edeceğini anlatır.
16:46Şehit, davasına başını koyacak kadar şehadet eden kişi demektir.
16:52Şehit, gözle görmeden de öte Allah'a iman etmiş, gözle görmeden de öte bir başka manasıyla şehit, davasının dirilişi için,
17:05başkalarının dirilişi için canını feda eden kişi demektir.
17:09Onun içindir ki, şehit diridir.
17:14O yüzden şehitler, ölüler gibi yıkanmazlar.
17:18Yıkanmak, ölünün cesedini temizlemek demektir.
17:22E onlar zaten temiz oldukları için yıkanmazlar.
17:26Cenaze namazları da kılınmaz onların.
17:29Çünkü onlar ölmemişlerdir.
17:32Kefelleri, şehitlik elbiseleridir.
17:34Yani yaşarken giydikleri elbiseleri, ölürken de giyer şehitler.
17:40Zira onlar öldükten sonra da yaşarlar.
17:44Onlar öldükten sonra da yaşamaktadırlar.
17:47Diridirler onlar.
17:49Zira onlar yakınlarını diriltirler.
17:52Onların ayrılıkları yakınlarını asla üzmez.
17:56Ayrılıkları arkalarında kalanlara asla zor gelmez.
18:00Çünkü onlar diridirler.
18:02Onlar aramızdadırlar.
18:04Bu kavram, şehit, şehadet kavramı asrımızda gerçekten çok çarpıtılmış.
18:13Sadece Allah için, Allah'ın dininin hakimiyeti için,
18:19Allah'ın dininin ilası için, Allah'ın şeriatının ikamesi için öldürülenler şehittir.
18:25Bunun dışındakilerin kesinlikle, şehitlikle hiçbir ilgisi, alakası yoktur.
18:32Ebu Davud'da, Ebu Musa el-Eş'ari hazretlerinden rivayet edildiğine göre,
18:39adamın birisi Resul-i Ekrem Efendimiz'e sorar.
18:43Ey Allah'ın Resulü, adamın birisi şecaat için, kahramanlık için savaşır.
18:49Bir başkası, hamiyyet için, yani ırkçılık için savaşır.
18:55Bir başkası da riya için, gösteriş için savaşır.
18:58Bunlardan hangisi, Allah yolundadır?
19:01Hangisi, Allah'ın istediği biçimde savaşıp şehit olmuş insandır?
19:06Diye sorulur, Allah'ın Resulü buyurur ki,
19:15Kim ki, Allah'ın kelimesi âli olsun diye, Allah'ın dini hakim olsun diye,
19:22Allah'ın kelamı, Allah'ın sistemi, Allah'ın iradesi, yeryüzünde hakim olsun diye,
19:29savaşırsa, işte Allah yolunda savaşan odur der.
19:34Allah Resulü, Hazreti Muhammed Aleyhisselam.
19:36Demek ki, şu veya bu yolda savaşan, ölen kişiye şehit denmeyecektir.
19:43Sadece, Allah'ın dini âli olsun diye,
19:46Allah'ın sistemi, yeryüzünde egemen olsun diye,
19:50Allah'ın iradesi, Allah'ın yasaları, yeryüzünde hakim olsun diye,
19:54savaşan kişi, gerçek şehittir.
19:57Böylece, öldürülen kişiye şehit diyoruz.
20:00Şehitlik, peygamberlik mertebesinden sonra en yüce mertebedir.
20:07Peygamberlik mertebesinden sonra en yüce, en âli mertebe,
20:12İslam dininde şehitlik mertebesidir.
20:15Allah'ın Resulü, bir hadislerinde bakın, şöyle buyurur.
20:29Ashabım, ne kadar isterdim bilemezsiniz.
20:33Allah yolunda şehit olayım.
20:36Yüzümün, gözümün kanıyla Rabbümün huzuruna varayım.
20:39Sonra Allah beni dirilsin, bir daha şehit olayım.
20:43Sonra Allah beni ihya etsin, bir daha şehit olayım.
20:47Sonra Allah beni dirilsin, bir daha şehit olayım.
20:50Bunu ne kadar çok isterdim bilemezsiniz, diyor.
20:53Allah Resulü, Hazreti Muhammed Aleyhisselam.
20:56Allah'ın Resulü, böyle buyurarak,
20:59kendisinin ihtiyacı olmadığı halde,
21:01ümmetine bu konuda bilgi veriyordu.
21:03Aslında, peygamberlik müessesesi,
21:06çok yüce bir müessesedir.
21:08Allah Resulü'nün, böyle bir mertebeye diye ihtiyacı yoktu.
21:12Ama ümmetine ders vermek üzere,
21:15yani bize şehadetin, şehitliğin kıymetini,
21:17anlatmak üzere Allah'ın Resulü, öyle diyordu.
21:21Peki, bu iş niye böyle oluyor?
21:24Yani, neden böyle aramızdan birileri gidecek?
21:28Halbuki, insanlar ölmeden,
21:31hayatlarını devam ettirselerdi, olmaz mıydı yani?
21:34Yani, uzun ömürlü bir hayat,
21:36veya ölümsüz bir hayat olmaz mıydı?
21:39Hayır, bakıyoruz,
21:41savaş yapan toplumlar da ölüyorlar,
21:44savaş yapmayan toplumlar da ölüyorlar.
21:48Mesela, şu anda,
21:5070-80 yıldır,
21:51biz savaşı terk ettik.
21:5570-80 senedir,
21:57savaşı terk etmiş,
21:58işte yurtta sulh,
21:59cihanda sulh demiş,
22:01bir toplumun üyesiyiz.
22:03Yani, böyle bir toplumun içinde yaşıyoruz.
22:06Şevremizde de savaşan toplumlar var.
22:09Onları da müşahede ediyoruz.
22:11Evet,
22:12onlardan da,
22:13bizden de,
22:14onlarca,
22:15binlerce kişi ölüyor.
22:17Onlar,
22:18bir savaş meydanında,
22:20bir kurşun,
22:21veya bir şarapnel parçasıyla,
22:24hayata veda ederlerken,
22:25bizler de şu anda,
22:27yataklarımızda,
22:28bir başka usulle,
22:29yine hayata veda ediyoruz.
22:31Yani,
22:32şurası kesin bir yasadır ki,
22:35ne savaş içinde olanlar,
22:37hemen ölecekler,
22:38ne de yatağında yatanlar,
22:40hep yaşayacaklardır.
22:42Savaş içinde olanlar,
22:45ölümle diriliş arasındadır.
22:47Barış içinde olanlar da,
22:49yine ölümle diriliş arasında bulunmaktadırlar.
22:53Zaten,
22:54biz,
22:55Kur'an'dan öğreniyoruz ki,
22:58وَلِكُلِّ أُمَّتٍ أَجَلُ فَإِذَا جَاءَ أَجَلُهُمْ
23:02لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
23:05Her toplum için,
23:08her millet için,
23:09her ferd için,
23:10bir ecel vardır.
23:11Toplumun eceli,
23:12ferdin eceli,
23:14yani yaşam,
23:15süresinin sonu geldiği zaman,
23:18ne bir saat ileri alınır,
23:20ne de bir saat tekhir edilir diyor Rabbımız.
23:24Yani,
23:25ecel geldikten sonra,
23:27ne bir saat öne,
23:28ne de bir saat sona alınmayacaktır.
23:31Bu,
23:31Allah'ın yeryüzünde işleyen kanunudur.
23:34Bu,
23:35Allah'ın yeryüzüne koyduğu bir yasasıdır ki,
23:38kimse bunun dışına çıkamayacaktır.
23:41İşte,
23:42ayeti kerimesinde,
23:43Rabbımız bize bunu anlatıyor.
23:46Sonra,
23:47buyuruyor ki,
23:48bakın Rabbımız,
23:49ve la nebluvenekum,
23:51bişeyim minel khawfi,
23:53vel cu'i,
23:54ve naksim minel emvali,
23:56vel enfusi,
23:57ve femerat,
23:58ve beşşir-i sabirin.
24:00Andolsun,
24:02sizi,
24:02biraz korku,
24:04biraz açlık,
24:06biraz da mallardan,
24:08canlardan ve mahsullerden eksiltmekle,
24:11behemahal imtihan edeceğiz.
24:13Ve beşşir-i sabirin,
24:16peygamberim,
24:17sen sabredenleri müjdele.
24:20Rabbımız bizi,
24:21korkuyla,
24:22açlıkla,
24:23mallardan ve canlardan eksiltmeyle,
24:26imtihan edeceğini söylüyor.
24:29Ve,
24:29imtihanı ayarlayan Rabbımız,
24:33bizim,
24:34bu tür imtihanlar karşısında,
24:36sabretmemizi istiyor.
24:38Korku,
24:40ölüm korkusu,
24:41veya düşman korkusu,
24:42kıtlık ve,
24:44açlık korkusudur.
24:46Eksiklik de,
24:48mal ve can eksikliği,
24:50evlat eksikliği,
24:51işte kazanç eksikliğidir.
24:54Demek ki,
24:55Cenab-ı Hak,
24:55iman edenlerin başına,
24:57bu tür şeylerin,
24:58geleceğini,
24:59önceden haber veriyor.
25:00Yani,
25:01düşman ve ölüm korkusu,
25:04kıtlık ve fakirlik,
25:06malların eksiltilmesi,
25:08canların,
25:09çocukların,
25:10akrabaların ve sevdiklerin,
25:11ölümleriyle,
25:12hastalıkla ve,
25:14ürünlerin eksiltilmesiyle,
25:16Rabbımız,
25:17bizi imtihan edeceğini,
25:19önceden haber veriyor,
25:20ve sonunda da buyuruyor ki,
25:23sabredenlere,
25:24müjdeler olsun.
25:25Ve beşri sabirin.
25:27Allah'ın bu tür imtihanlarıyla,
25:29karşı karşıya gelip de,
25:31sabredenlere,
25:32müjdeler olsun.
25:33Zaten,
25:34gerçek manada,
25:36iman eden kişi,
25:37iman ettiği andan itibaren,
25:39malını,
25:41canını,
25:42çoluk çocuk,
25:43sahip olduğu her şeyini,
25:45Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunu,
25:48ikrar etmiş kişidir.
25:49Yani,
25:50bunu ta baştan kabullenmiş kişidir.
25:52Allah,
25:53bütün bunları,
25:54cennet karşılığında,
25:56zaten,
25:56kendisinden satın almıştır.
25:58Hani,
25:59Tevbe suresindeki,
26:00ayeti kerimeyi,
26:02hatırlıyoruz.
26:03İnnallâheşterâ minel mu'minîne enfusehum,
26:06ve emvâlehum bi'enne lehumul cenneh.
26:09Allah,
26:10şüphesiz ki,
26:11Allah yolunda savaşıp,
26:13öldüren ve öldürülen,
26:15mü'minlerin,
26:16canlarını ve mallarını,
26:18cennet karşılığı,
26:19satın almıştır.
26:21Evet,
26:22mü'minler,
26:23mallarını ve canlarını,
26:24cennet karşılığında,
26:25Allah'a satmışlardır.
26:28Mal da,
26:29can da,
26:29arkadaşlar,
26:30zaten Allah'ındır.
26:31Yani,
26:32nimeti veren,
26:33istediği zaman,
26:34onu geri alabilir.
26:35Eğer,
26:36bir şey,
26:37Allah yolunda harcanmışsa,
26:39kesinlikle,
26:40o doğru yolda harcanmıştır.
26:42Mü'minler,
26:44mallarını ve canlarını,
26:46onu verenin yolunda harcayarak,
26:48onları değerlendirmektedirler.
26:52Yeryüzünde,
26:53her türlü küfür,
26:54her türlü şirk ve,
26:56azgınlık güçlerine karşı duran,
26:59tüm dünyada,
27:00Allah'ın iradesini,
27:02hakim kılmaya çalışan,
27:04yeryüzünde,
27:05Allah'ın egemenliği için çırpınan,
27:07mü'minlerden,
27:08Allah bakın,
27:09şunu istemektedir.
27:11Bu yolda,
27:12mallarından,
27:13canlarından,
27:14ürünlerinden,
27:15ticaretlerinden,
27:16eksilmeler gibi,
27:18bir kısım belalarla,
27:20bir kısım iptilalarla,
27:21karşı karşıya geldikleri zaman,
27:23bunu,
27:24bir imtihan olarak,
27:25karşılamalılar,
27:26ve sabretmelidirler.
27:28İşte,
27:29Allah,
27:30mü'minlerden,
27:30bunu istemektedir.
27:32Rabbimiz,
27:33bizden bunu istemektedir.
27:34Bu belalar,
27:36bütün bu imtihanlar,
27:37insanın imanını,
27:39insanın iradesini,
27:41ve dayanıklılığını,
27:42güçlendiren,
27:43hayatın deneyimleridir.
27:44Bu imtihanlar sayesinde,
27:47mü'min,
27:48güç ve kuvvet sahibi,
27:49yegane varlığın,
27:51Allah olduğunu,
27:52kendisinin,
27:53aciz olduğunu,
27:54insanın,
27:55aciz olduğunu,
27:56kendisinin,
27:57hadiselere,
27:57müdahale edemeyecek kadar,
27:59güçsüz olduğunu,
28:00Allah'ın mülkü olduğunu,
28:02anlayacak.
28:03Yani,
28:04insan,
28:04kendisi mülk olunca,
28:06malike karşı,
28:07herhangi bir itiraz hakkına da,
28:09sahip olmadığını,
28:11anlayacak.
28:12Rabbimiz,
28:13bu ayetleriyle,
28:14bize bunu anlatıyor.
28:16Efendim,
28:17dünyada bunlar olmasın,
28:19mesela,
28:20dünyada hastalık olmasın,
28:22dünyada ölüm olmasın,
28:24işte,
28:24sıkıntı,
28:25keder olmasın,
28:27bunlar güzel temenniler.
28:28Ama,
28:29hayat hiç de böyle değildir.
28:31Bakıyorsunuz,
28:32bir korku,
28:33işte,
28:34bir kafir korkusu,
28:35bir düşman korkusu,
28:37ya da başka korkular,
28:39bizi sarıveriyor.
28:40İşte,
28:41unutmayalım ki,
28:42bu bir imtihanlar,
28:43imtihandır.
28:43Rabbimiz,
28:44bütün bu korkularla,
28:46bizi imtihan etmektedir.
28:48Acaba,
28:48bu korkuyla,
28:49karşı karşıya kalan,
28:50kulum ne yapacak?
28:52Gerçekten Rabbine,
28:54güvenebilecek mi,
28:55yoksa,
28:55güvenmeyip,
28:56dağıtacak mı?
28:57Veya,
28:58mesela,
28:59sürekli,
29:00iyi doymaya alışık olan,
29:02bizler,
29:02bir anda,
29:03açlıkla karşı karşıya,
29:04bırakılıveriyoruz.
29:06Veya,
29:07mesela,
29:08bazen,
29:09mallarda noksanlıkla,
29:10karşı karşıya,
29:11geliveriyoruz.
29:12çok kazanıyorken,
29:14bir anda bitiveriyoruz.
29:16Güçte,
29:17kuvvette noksanlık,
29:19yani,
29:20çok güçlüsünüz,
29:22ama,
29:22bir anda,
29:22gücünüz,
29:23kuvvetiniz bitiveriyor.
29:25işte,
29:25ihtiyarlık,
29:26hastalık,
29:27gelip,
29:27belinizi büküveriyor.
29:29Veya,
29:30işte,
29:30meyvelerde,
29:31ürünlerde,
29:32noksanlıklar,
29:33kıtlıklar,
29:34sıkıntılar,
29:35işte,
29:35bütün bunlar,
29:36Allah'ın bize,
29:38birer imtihanıdır.
29:39İşte,
29:40Allah diyor ki,
29:41bütün bunlar karşısında,
29:42ve beşşir-i sabirin,
29:45peygamberim,
29:46sen sabredenlere müjdele.
29:48İşte,
29:50bütün bunları,
29:51size,
29:51biz verdik,
29:52ve verdiklerimizle,
29:54sizleri imtihana,
29:55tabi tutuyoruz,
29:56diyor Rabbımız.
29:57Sabredenlere müjdele.
29:59Peki,
30:00nasıl sabredeceğiz?
30:02Yani,
30:03ölüm,
30:04korkusuyla,
30:05açlıkla,
30:06mallarda ve ürünlerde,
30:07noksanlıklarla,
30:08imtihan edilen,
30:09bir Müslüman,
30:10nasıl sabredecek?
30:11Veya,
30:12nasıl övgüye,
30:13layık olacak?
30:14Bakın,
30:15bundan sonraki,
30:16ayetinde,
30:17Rabbımız,
30:18yani,
30:18Bakara suresinin,
30:19156. ayetinde,
30:22onu,
30:22şöyle anlatıyor.
30:24اَلَّذ۪ينَ اِذَا أَصَابَتٌ مُسِيبَتٌ
30:27mü'mine,
30:28eziyet veren,
30:29herhangi bir şey,
30:30başına geldiği zaman,
30:32mü'minlere,
30:33eziyet veren,
30:35az evvel,
30:36Cenab-ı Hakk'ın,
30:36arz ettiği,
30:37imtihan konularından,
30:38iptila konularından,
30:40birisi,
30:40mü'minlerin,
30:41başına geldiği zaman,
30:42derler ki,
30:43قَالُوا اِنَّا لِلّٰهِ
31:43iştir.
31:45bir yıl önce,
31:45bunların hiçbirisi yoktu,
31:47ve bir gün,
31:48bunların hiçbirisi olmayacak.
31:51Bir bakmışınız ki,
31:52bizler de,
31:53sahip olduklarımız da,
31:55hepsi hayal olmuş,
31:57hepsi yok olmuş gitmiş,
31:58yani,
31:58bir varmış,
32:00bir yokmuş.
32:01Hatta,
32:02öyle bir zaman gelecek ki,
32:04var mıydı,
32:05yok muydu,
32:06kimsenin hatırına bile,
32:07gelmeyeceğiz.
32:09Tıpkı,
32:10şu anda bizlerin,
32:11yüz,
32:11yüz elli sene önce,
32:13yaşayanların üzerlerinde,
32:14tepe tepe gezdiğimiz,
32:16yani,
32:16tekmeyi vurup,
32:17geçtiğimiz gibi.
32:18Bizden önce yaşayanları,
32:20şu anda hiçbirimizin,
32:21hatırlamadığı gibi.
32:24Acaba,
32:25ya bu toprağın altında,
32:26şu zavallı,
32:27zavallı,
32:28şu garip,
32:30insan vardı,
32:31veya bu toprağın altında,
32:33kral vardı,
32:34prens vardı,
32:35prenses vardı,
32:36ya da,
32:37bu toplumun ağaları,
32:38bu toplumun beyleri vardı,
32:40filan,
32:41demeden,
32:42işte,
32:42vuruyoruz tekmeyi,
32:44geçiyoruz ya,
32:45yarın,
32:45bizim üstümüzde de,
32:48basıp tekmeyi,
32:49birileri geçecek.
32:50O,
32:51bir zamanlar burada,
32:52birileri varmış,
32:54hacılar,
32:54hocalar varmış,
32:55ders yapıyorlarmış,
32:56Kur'an sünnet okuyorlarmış,
32:58filan diye,
32:59kimsenin hatırına bile gelmeyecek.
33:02İşte,
33:02madem ki,
33:04hayat buysa,
33:05madem ki,
33:07hayat böyleyse,
33:08ve bu hayatın sonunda,
33:10biz mutlaka dirilecek,
33:11ve bir hesap vereceksek,
33:14o zaman,
33:15bunu çok rahat,
33:16kabullenebilmemiz lazım.
33:17yani,
33:19Allah'ın bize gönderdiği,
33:20bu imtihan konularına,
33:22sabretmemiz,
33:23en mütenasip imtihanı,
33:25Allah yapar,
33:26en güzel soruları,
33:27Allah sorar.
33:29Madem ki,
33:29Rabbim bunları bana münasip görmüş,
33:31bu soruları,
33:32bana tahsis buyurmuş,
33:33öyleyse,
33:34en mütenasip imtihanı,
33:35Allah yapar deyip,
33:37Rabbimizden,
33:38bize gelen,
33:38bu imtihan konularına,
33:40sabredeceğiz,
33:41ve bunları kabulleneceğiz.
33:42Yani,
33:44bu sözleri söylemek,
33:46çok kolaydır.
33:47Bunu dille ifade etmek,
33:49kolaydır.
33:50Ama,
33:50biz gerçekten,
33:51bela ve musibetlerle,
33:53karşı karşıya kaldığımız zaman,
33:55bunu söylemek zordur.
33:57Zaten,
33:58Allah Resulü,
33:59Hz. Muhammed Aleyhisselam'ın,
34:00bir hadislerinde,
34:01bakın bu hususu,
34:02şöyle anlatıyordu.
34:05As-sabru,
34:06inde,
34:06satmetil ula.
34:08Sabru,
34:09cemili,
34:10tarif ediyordu.
34:11Allah'ın Resulü,
34:12diyordu ki,
34:13gerçek sabır,
34:15sadme-i uladadır.
34:17Yani,
34:18gerçek sabır,
34:20bela haberi,
34:21musibet haberi,
34:22kişiye ilk verildiği zaman,
34:24kişi,
34:24o haberle,
34:25o sadmeyle,
34:27o darbeyle,
34:28ilk defa,
34:28karşı karşıya geldiği zaman,
34:30o anda sabretmesi,
34:32gerçek sabırdır,
34:33o anda sabretmesi,
34:35sabru cemildir.
34:36Yani,
34:37musibet haberi,
34:39kişiye ilk verildiği anda,
34:41o sadmeyle,
34:42ilk defa,
34:42karşı karşıya kaldığı anda,
34:44sabretmesi,
34:45gerçek sabırdır.
34:46Baban öldü,
34:48haberi,
34:48kişiye ilk verildiği zaman,
34:50o anda,
34:51yani,
34:51o ilk sadmeyle,
34:52karşı karşıya kaldığı zaman,
34:55sabretmesi,
34:56sabrı cemildir.
34:5710 gün sonra,
34:5810 gün sonra,
34:591 yıl sonra,
34:59ona sabret demenin de,
35:01anlamı kalmamıştır.
35:02Zira artık,
35:03ona alışmıştır.
35:05Yani,
35:06hemen anında,
35:07ne diyecekmiş,
35:08bir Müslüman,
35:09bunu,
35:09son okuduğumuz,
35:10ayetin ifadesiyle,
35:12söyleyelim,
35:12kalû,
35:13inna lillah,
35:15ve inna ileyhi râciûn.
35:17Biz Allah'ınız,
35:19biz Allah'tan geldik,
35:21ve ona döneceğiz.
35:22Zaten biz Allah'ındık,
35:24zaten biz Allah'tan geldik,
35:26ona döneceğiz.
35:27Ha 3 gün önce dönmüşüz,
35:29ha 5 gün sonra dönmüşüz,
35:31farkı yok diyeceğiz.
35:32ayetin devamında diyor ki,
35:35Rabbimiz,
35:35yo,
35:37157. ayette diyor ki,
35:39bakın,
35:40اُلَٰئِكَ عَلَيْهِمْ
35:41سَلَوَاتٌ مِّنْ رَبِّهِمْ
35:43وَرَحْمَةٌ
35:44وَاُلَٰئِكَ هُمُ الْمُحْتَدُونَ
35:47Onlar için,
35:48Rablerinden salavat vardır.
35:50اُلَٰئِكَ عَلَيْهِمْ
35:51سَلَوَاتٌ مِّنْ رَبِّهِمْ
35:53Onlar için,
35:54Rablerinden salavat vardır.
35:56Yani,
35:57mağfiret vardır.
35:58وَا رَحْمَتٌ
35:59Rahmet vardır.
36:01Mağfiret vardır.
36:03وَاُلَٰئِكَ هُمُ الْمُحْتَدُونَ
36:05İşte,
36:05gerçekten hidayete erenler,
36:07kurtuluşa erenler bunlardır.
36:10Bu ayetlerden sonra,
36:12konu,
36:13bir sembole geçiyor.
36:15Yani,
36:16bir şiar anlatıyor Rabbimiz bize.
36:18Burada,
36:19Bakara Suresinin 158. ayetinde,
36:23bakın,
36:24şöyle buyuruyor.
36:26اِنَّ السَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ
36:29Muhakkak ki,
36:31Safa ve Merve,
36:32Allah'ın şairindendir.
36:35Allah'ın şiarlarındandır.
36:38Yani,
36:39Safa ve Merve,
36:41Allah'ın sembollerinden,
36:42Allah'ın alametlerinden,
36:44Allah'ın şairinden,
36:47şiarlarındandır.
36:49Şair,
36:50şiarın cem'idir.
36:51O da alamet demektir.
36:54Sembol demektir.
36:55Maide Suresinde,
36:57başka şairlerden de bahsediyor Rabbimiz.
37:01Mescidi haram,
37:03Allah'ın şiarlarındandır.
37:06Haram aylar,
37:08Kabe'ye gönderilen kurbanlıklar gibi,
37:11Kur'an'ın değişik yerlerinde,
37:14Rabbimiz değişik şiarlarından,
37:17şairlerinden,
37:18sembollerinden ve alametlerinden söz eder.
37:22Şair,
37:24bazen bizzat ibadetin kendisi için,
37:27bazen de ibadetin yerleri için kullanılır.
37:30Bu manada,
37:32ezan,
37:32şairdir,
37:33cemaatle namaz,
37:35cuma ve bayram namazları,
37:38haç,
37:39camiler,
37:40minareler,
37:41Safa ve Merve,
37:43bunların hepsi,
37:44Allah'ın şairindendir.
37:46Yani,
37:46dinin alametlerindendir.
37:48Bu,
37:49dinin,
37:49İslam dininin sembollerindendir.
37:52Bu,
37:53Bakara suresinin,
37:54158. ayetinde,
37:56ifade edildiğine göre,
37:58Safa ve Merve de,
37:59bunlardan birisidir.
38:01Her ikisi de,
38:03birer tepe,
38:04yani biliyorsunuz,
38:05Safa ile Merve,
38:06ama bu iki dağı,
38:07bu iki sembol,
38:09bize imanımızı,
38:11hatırlatıyor.
38:12Bu iki tepe,
38:14İbrahim Aleyhisselam'ı,
38:15onun hanımı,
38:17Hacer anamızı,
38:18ve onun oğlu,
38:19İsmail Aleyhisselam'ı,
38:20hatırlatıyorlar.
38:21Yani,
38:22Safa ile Merve'yi,
38:23hatırlamak,
38:24bir anda,
38:25onlarla karşı karşıya,
38:26gelmek demektir.
38:27Safa ile Merve'nin,
38:29gündeme gelmesi,
38:30Hz. İbrahim'in,
38:31gündeme gelmesi,
38:32Hz. İsmail Aleyhisselam'ın,
38:34gündeme gelmesi,
38:35ve İsmail Aleyhisselam'ın,
38:37annesi,
38:38İbrahim Aleyhisselam'ın,
38:39zevcesi,
38:40Hacer validemizin,
38:41gündeme gelmesi demektir.
38:44İbrahim Aleyhisselam,
38:45şu anda,
38:46Kabe'nin bulunduğu yere,
38:47anamız Hacer'i bırakır.
38:50Yanlarında,
38:51birazcık bir,
38:52kırbada suyla,
38:54birazcık da hurma vardır.
38:55Az bir yiyecek vardır.
38:57İbrahim Aleyhisselam,
38:59karısı Hacer'le,
39:01oğlu İsmail'i,
39:02orada yalnız,
39:03başına bırakıp giderken,
39:05arkasına dönmemek zorundadır.
39:08Hacer anamız,
39:10arkasından,
39:10koşarak bağırır.
39:12Nereye gidiyorsun,
39:13ey İbrahim?
39:14Bunu,
39:15sana Allah mı emretti,
39:17yoksa,
39:17kendin mi istedin?
39:19Yani,
39:20ey İbrahim,
39:21kucağımda,
39:22küçücük çocuğunla birlikte,
39:23yanımızda,
39:24azıcık yiyecek ve içecekle birlikte,
39:26bu ıssız çölün ortasında,
39:28bizi bırakıp giderken,
39:29bu işi,
39:30kendi iştihadınla mı yapıyorsun,
39:32yoksa,
39:33bunu sana Allah mı emretti?
39:34Yoksa,
39:35kendin mi istedin?
39:36Hz. İbrahim Aleyhisselam,
39:38arkasına dönmeden cevap verir,
39:40ey Hacer,
39:41bunu Allah emretti buyurunca,
39:44en az onun kadar,
39:45Allah'a teslim olan Hacer annemiz,
39:48yani İbrahim Aleyhisselam'ın teslimiyeti,
39:50karısında billurlaşmıştı.
39:53İbrahim Aleyhisselam,
39:55Rabbinin emirlerine,
39:56öylesine teslim bir kuldu ki,
39:58kocasının teslimiyeti,
40:00karısında kendini gösteriyordu.
40:03O da en az kocası kadar,
40:04Allah'ın emirlerine teslim bir kadındı,
40:07bakın,
40:08Hacer annemiz,
40:09şöyle dedi,
40:10hadi git öyleyse,
40:11ey İbrahim,
40:12bunu emreden Rabb'ım,
40:14bizi koruyacaktır.
40:16Sen git,
40:17senin yardımına da,
40:18korumana da,
40:18ihtiyacımız yoktur,
40:20madem ki,
40:20bunu Allah istemiştir,
40:22Rabb'ım,
40:22beni de,
40:23çocuğumu da koruyacaktır,
40:25var git ya İbrahim,
40:26Rabb'ın emrine teslim ol diyordu.
40:29Gerçekten bu tevekkülün zirvesidir.
40:32Yani,
40:33yapayalnız bir kadının,
40:35ve,
40:36şu anda da,
40:37Kabe'yi tavaf etmek için gelen,
40:39bütün insanlığın,
40:41Kabe ile birlikte tavaf ederek,
40:43kendisini hatırlamak zorunda kaldığı,
40:45bir kadının,
40:46ve yine rivayetlere göre,
40:49bir zenci kadının,
40:50Allah'a tevekkülde,
40:52bu kadar zirvede olması,
40:54işte bu kadın adına,
40:56o iki dağı,
40:57Allah'ın şiarı haline getirecekti.
41:00Yani,
41:01bu kadın hatırına,
41:03Allah bu iki dağı,
41:05şairinden kılmıştı.
41:08Şiarlarından kılmıştı.
41:09Ve,
41:10kıyamete kadar,
41:11bütün insanlık bunu hatırlayacaktı.
41:15Öyleyse,
41:16Allah bize de yeter diyebilmeli,
41:18değil mi Müslüman?
41:19Yani,
41:21bir kadının ifadesine bakın.
41:22En kötü şartlar altında bile,
41:26Allah var ya ne gam,
41:28o bize yeter,
41:29diyebilmeyi,
41:30becerebilmelidir bir Müslüman.
41:32Yani,
41:33yalnız da kalsak,
41:35zindanda da olsak,
41:37ıssız,
41:38kimsesiz,
41:39yiyeceksiz,
41:39içeceksiz bir yerde,
41:41bir ortamda kalacaksınız,
41:43ve de bunu,
41:44size Allah emredecek,
41:46siz de evet diyebilecek,
41:48ve tevekkül edebileceksiniz Allah'a.
41:51Yani Rabb'ınıza güvenebileceksiniz.
41:54Madem ki bunu Rabb'ım istedi,
41:56madem ki bunu Rabb'ım takdir etti,
41:58öyleyse ondan gelen hoştur,
42:00diyecek,
42:01ve Allah'a tevekkül edebileceksiniz.
42:04Veya bakın,
42:06sabır ayetlerinden sonra,
42:08hemen,
42:08Safa ve Merve ayetleri geliyor.
42:11Evet,
42:12bir kadın buna sabredebilmişse,
42:15bu yokluğa,
42:16bu sıkıntıya sabredebilmişse,
42:19öyleyse,
42:20biz de sabretmek zorunda kalacağız.
42:25Yanlarındaki,
42:26su ve yiyecek biter.
42:28Kadın,
42:30Hacer anne biz,
42:31su ve yiyecek araştırmasına başlar.
42:34İşte hemen,
42:35yakınında,
42:36Safa ve Merve tepesi vardır.
42:37Bir o tepeye,
42:39bir bu tepeye koşmaya başlar.
42:42Acaba su var mı diye.
42:44Acaba gelip giden birileri var mı diye,
42:46insan var mı diye.
42:48Yedi defa gidip gelir,
42:50ama suyu bulamaz.
42:52Ama bir emirdir bu.
42:54Koşacak ve Allah'ın emriyle,
42:56suyu arayacaktır.
42:57Yani yatmayacaktı Hacer annemiz.
43:01Hayatı arayacaktı,
43:03direnç gösterecekti,
43:04su arayacaktı.
43:05Allah'ın emirlerine boyun bükecekti.
43:08Allah'ın yasarlarını araştıracak,
43:10ve hiçbir zaman sıkıntı duymayacaktı.
43:13Hiç üzülmeyecekti.
43:14Yani,
43:15kendisine düşeni yapacaktı,
43:17su arayacaktı,
43:18hayatını arayacaktı,
43:19ama Allah'a da güvenecekti,
43:22hiçbir sıkıntı duymayacaktı.
43:24Hacer annemiz,
43:26Safa ve Merve arasında,
43:28su ararken,
43:29Rabbimiz,
43:30bir başka yerde,
43:31onun karşısına suyu çıkaracaktı.
43:32Daha sonraları,
43:35onun torunu olan,
43:36Muhammed Aleyhisselam,
43:38dinin,
43:38esası olarak,
43:40onu insanlara takdim edecekti.
43:42Ve kıyamete kadar,
43:43bütün müminlere,
43:44bu şair,
43:45bu sembol,
43:47şunu hatırlatacaktı.
43:48Ey müminler,
43:50siz,
43:51Allah'ın çizdiği,
43:53yolda sayedin.
43:54Allah'ın,
43:55sizin için meşru kıldığı,
43:58hudutlar içinde,
43:59rızkınızı arayın.
44:00Yani,
44:01Safanızı,
44:02Merve'nizi,
44:03Allah belirlesin.
44:05Safayı,
44:05bir adım öteye,
44:06Merve'yi,
44:07bir adım beriye,
44:08taşmayın,
44:08aşmayın.
44:09Yani,
44:10Allah'ın,
44:11sizin için,
44:12çizdiği,
44:13yolda sayedin.
44:14Allah'ın,
44:15bereketinin,
44:15sizlere,
44:16nerede ulaşacağına,
44:17hiç bakmayın.
44:18O çizgide de,
44:20ulaşabilirsiniz,
44:21Allah'ın nimetlerine,
44:22başka çizgilerde de.
44:24Yani,
44:25sakın ha,
44:26haramlara,
44:27düşmeyin,
44:27haramlara bulaşmayın,
44:29meşru dairede,
44:30rızkınızı arayın.
44:32İşte,
44:32Safa ve Merve,
44:34Müslümanlara,
44:34bunu anlatacaktı.
44:36Yani,
44:37siz,
44:37Allah'ın,
44:38sizden istediği,
44:39bir hareketi,
44:39gerçekleştirmeye çalışın.
44:41Mesela,
44:43çevrenizdeki insanlara,
44:44Allah'ın dinini,
44:45ulaştırmaya çalışın.
44:47Çevrenizdeki insanlara,
44:48kitap ve sünneti,
44:49duyurmaya çalışın.
44:50Bu insanlar,
44:51hidayete ererler,
44:52ya da ermezler.
44:54Siz,
44:54bunu dert edinmeyin.
44:55Sonunda,
44:56mutlaka iş,
44:57Allah'a kalmıştır.
44:58Ve,
44:59o,
44:59dilediğini,
45:00yapacaktır.
45:01Dilediğini,
45:02hidayet edecek,
45:03dilediğini,
45:04dalalette bırakacaktır.
45:05Tabi,
45:06hidayeti,
45:07tercih edenlere,
45:08hidayeti ulaştıracak,
45:09dalalet yolunu,
45:10tercih edenleri de,
45:11dalalette bırakacaktır.
45:14Safa ile Merve,
45:15arasındaki say,
45:17ta İbrahim Aleyhisselam,
45:19döneminde,
45:20talim edilmiş,
45:21haç menasikinden deyip,
45:23yani,
45:24İbrahim Aleyhisselam,
45:25döneminden beri,
45:27Safa ile Merve arasında,
45:29say ediliyordu.
45:30Bu,
45:31haçın menasikindendi.
45:32Ama,
45:33yıllar sonra,
45:35İbrahim Aleyhisselam'ın,
45:36İsmail Aleyhisselam'ın,
45:38ve Hacer'in,
45:39Safa ve Merve'si,
45:41putlarla işgal edilmişti.
45:43Müşrikler,
45:44cahiliye döneminde,
45:47Safa tepesine,
45:48İsaf diye bir put dikmişlerdi.
45:51Merve tepesine de,
45:52Naile diye bir put dikmişler.
45:55Orada tavaf ediyorlar,
45:57ve putlara,
45:58ihtiram edip,
45:59el sürüyorlardı.
46:01Tabi,
46:02bu durum,
46:03Müslümanlara ağır geliyordu.
46:05İslam gelip de,
46:07bütün putları kırıp,
46:08onların hakimiyetine,
46:10son verdikten sonra,
46:11Müslümanlar,
46:12bundan çekinir oldular.
46:15Yani,
46:15Müslümanlar,
46:16bunun müşrikler tarafından,
46:17sonradan,
46:18ihdas edilmiş,
46:19bir bitat mı,
46:20yoksa,
46:21bizzat Allah tarafından,
46:23konulmuş bir,
46:24şair mi,
46:25olduğu konusunda,
46:26şüpheye düştüler.
46:28Yani,
46:29bu iki tepe arasında,
46:31sahil yapılınca,
46:32şirke düşüp,
46:33düşmeme konusunda,
46:34ciddi bir tereddüt geçirdiler.
46:36Gelip,
46:37Allah'ın Resulüne sordular.
46:38Dediler ki,
46:39ey Allah'ın Resulü,
46:40bu konuda ne yapacağız?
46:42Yani,
46:43bu,
46:44Safa ile,
46:45Merve arasındaki,
46:46sahil Allah'ın emri mi,
46:48yoksa,
46:48müşriklerin sonradan,
46:50ihdas ettiği,
46:51bir adet mi?
46:52Ya da,
46:52işte,
46:53Safa tepesinde,
46:54bir put,
46:54Merve tepesinde,
46:55bir put,
46:56biz bu durumda,
46:57ne yapacağız?
46:58dediler.
46:59İşte,
47:00Cenab-ı Hak da buyurdu ki,
47:01Femen haccel beyte,
47:03evi'temara,
47:05felâ cunâha aleyhi,
47:06en yattavvefe bihimâ.
47:08Şimdi,
47:09her kim,
47:10Kabe'yi hacceder,
47:11veya umre yaparsa,
47:13onların ikisini de tavaf etmesinde,
47:15bir günah yoktur.
47:16Yani,
47:17Safa'yı da,
47:18Merve'yi de tavaf etmesinde,
47:20o bölgede,
47:21sahi etmesinde,
47:22bir vebal yoktur,
47:24bir günah yoktur,
47:26buyurarak,
47:26bunun,
47:27Hz. İbrahim döneminden beri,
47:29İslam'ın şiarından olduğu,
47:32haberi veriliyordu.
47:34Ey Müslümanlar,
47:35korkmayın,
47:36bunda bir günah yoktur,
47:37buyuruyordu Rabbimiz.
47:38Allah'ın Resulü de,
47:40şöyle buyurdu,
47:41bakın,
47:41Ebu Davud'da,
47:43şüphesiz ki,
47:44Safa ve Merve,
47:46Allah'ın şiarlarındandır,
47:48ve sizler,
47:49Allah'ın başladığı yerden başlayın.
47:51Yani,
47:52Safa'dan tavafa başlayın,
47:55buyurdu,
47:55Allah Resulü.
47:56Ve hatta,
47:57başka bir hadislerinde de,
47:59bunun vacip olduğunu,
48:01Allah'ın Resulü vurguladı.
48:03Bakın,
48:04burada,
48:06dikkatimizi çeken,
48:07bir husus da şudur,
48:10Müslümanların,
48:12sahabenin,
48:13İslam'la tanıştıktan sonra,
48:15cahiliye adetlerinin,
48:17tümünden,
48:18tiksinir bir duruma,
48:19geldiklerini görüyoruz.
48:21Yani,
48:22dün,
48:22bu putları,
48:23kendi elleriyle diken,
48:24bu insanlar,
48:25İslam'la tanıştıktan sonra,
48:27her şey yargılama noktasına,
48:29geliveriyorlar.
48:31Tüm,
48:31hayatlarını,
48:33tüm adetlerini,
48:35Kur'an'la,
48:35sünnetle,
48:36yani,
48:37vahiy ile,
48:37sorgulama,
48:38vahiy ile,
48:39yargılama noktasına,
48:41geliyorlar.
48:42Artık,
48:43ne dünkü hayatları,
48:44kendilerinindi,
48:46ne de,
48:46kendileri,
48:47o hayatın malıydı.
48:48Sanki dünkü hayatı,
48:50onlar yaşamamıştı.
48:52Bir anda,
48:52bakın,
48:53insanlar bu kadar değişmişlerdi.
48:55Bizler de,
48:56işte böyle olmalıyız.
48:59Kur'an ve sünnetle,
49:00tanıştıktan sonra,
49:02cahiliyenin,
49:03tüm pisliklerinden,
49:05silkinmek zorundayız.
49:07Yeniden bir hayatla,
49:09doğmak zorundayız.
49:10Yani,
49:11tüm hayatımızı,
49:12tüm düşüncelerimizi,
49:14tüm adetlerimizi,
49:15tüm törelerimizi,
49:16Kur'an ve sünnet,
49:18kılıcıyla,
49:19yeniden,
49:20gözden geçirmek zorundayız.
49:22Bakın,
49:23sahabe öyle yapıyordu.
49:24Kendileri dikmişlerdi,
49:26bizzat bu putları,
49:27ama,
49:28yeni bir dinle,
49:29tanışmışlardı,
49:30İslam'la tanışmışlardı.
49:32Yeni gelen bu dinle,
49:34tüm hayatlarını,
49:36tüm yapıp ettiklerini,
49:38sorgulamak zorunda kalıyorlardı.
49:41Tarihin örümcek ağı gibi,
49:43öre öre,
49:44günümüz insanına,
49:45taşıyıp getirdiği,
49:47tüm yanlış ve çarpık,
49:48din anlayışlarını,
49:50Kur'an ve sünnet,
49:51kılıcıyla,
49:52ıslah olmamış,
49:54tüm adet ve gelenekleri,
49:56sayısız,
49:57batıl inanışları,
49:59dinle ilgisi olmadığı halde,
50:01dinmiş gibi,
50:02hayatımızı işgal etmiş,
50:03bütün bit'at ve hurafeleri,
50:05Kur'an ve sünnet,
50:06projektöründe,
50:07yeniden gözden geçirmek,
50:09ve ıslah etmek zorundayız.
50:10Yani tüm hayatımızı,
50:12Kur'an ve sünnete,
50:14vahye arz ederek,
50:15onları,
50:16yeniden gözden geçirmek zorundayız.
50:19Tarih kadar ağır,
50:20bu yükten kurtulabilmek için,
50:22bu iki kaynaktan başka,
50:24çaremizde yoktur.
50:26Yani,
50:26Kur'an ve sünnet gibi,
50:28hayatımızda,
50:30tertemiz ve,
50:31dimdik ayakta duran,
50:32bu iki kaynaktan başka,
50:34çaremiz yoktur.
50:35İşte,
50:36acaba bu cahili bir anlayış mıdır?
50:39Acaba,
50:40bu cahili bir adet midir?
50:41Bir töre midir?
50:43Yoksa,
50:44gerçekten Allah'ın istediği,
50:45bir şiar mıdır?
50:46Bu konuda,
50:47ciddi bir korku geçiren,
50:49sahabe-i kirama,
50:50diyordu ki Rabbimiz,
50:52hayır,
50:52bu Allah'ın bir şiarıdır.
50:54Bu Allah'ın bir,
50:55sembolüdür.
50:57Ve o,
50:57yaşanmalıdır.
50:59Yaşatılmalıdır,
51:00diyordu Rabbimiz.
51:02Maide suresi,
51:05şiairin,
51:06yani Allah'ın şiarlarının,
51:08yaşatılmasını emreder.
51:09Yani,
51:10haç devam etmelidir.
51:12Kimse,
51:13hacca engel koymamalıdır,
51:14deniyor.
51:16Bir gün,
51:17Müslümanları,
51:18hacca koymamak için,
51:19Kabe'ye sokmamak için,
51:21Hudeybiye'de yasak koydular.
51:23Sonra,
51:24Mekke'yi fethedip,
51:26Kabe'nin hakimiyetini,
51:28ellerine geçiren Müslümanlar da,
51:30bir ara,
51:31Mekke'nin kuzeyindeki,
51:32müşrik kabileleri,
51:33Kabe'yi ziyaretten men ettiler.
51:36Madem ki,
51:37dün,
51:38sizler,
51:38bizleri Kabe'ye sokmadınız,
51:40şimdi de,
51:41biz sizi,
51:41sokmayacağız,
51:42dediler.
51:43Allah buyurdu ki,
51:45bırakın,
51:46onlar da gelsinler.
51:48Bu bir,
51:48şairdir.
51:50Bu,
51:50bir,
51:51semboldür.
51:52Ve,
51:52kıyamete kadar da,
51:54Allah'ın bu,
51:55şiarı,
51:56Allah'ın bu,
51:56alameti,
51:57Allah'ın bu,
51:58sembolü,
51:59devam edecektir,
52:00buyurdu.
52:00Öyleyse,
52:02Müslümanlar,
52:03Allah-u Teala'nın,
52:04kıyamete kadar,
52:06Müslümanlara,
52:07şair olarak bildirdiği,
52:09haccı,
52:10kurbanı,
52:11bayramı,
52:12camiyi,
52:13mescidi,
52:14cumayı,
52:14sürekli,
52:16ayakta tutmak,
52:17ve onlara,
52:18sahip çıkmak zorundadırlar.
52:20Birileri,
52:22bunları elimizden almak,
52:24ve bunların,
52:25fonksiyonlarını,
52:26yok etmek savaşına,
52:27girseler de,
52:28Müslümanlar,
52:29bunlardan,
52:30vazgeçmemek zorundadırlar.
52:32Yani,
52:32bunlara,
52:33var güçleriyle,
52:34sahip çıkmak zorundadırlar.
52:36Biz,
52:37bu,
52:37Allah'ın,
52:37şairine,
52:39Allah'ın,
52:39sembollerine,
52:41Allah'ın,
52:41şiarlarına,
52:42sahip çıkmak zorundayız.
52:44Yani,
52:45bir şeyin varlığı,
52:47Allah'ı hatırlatıyorsa,
52:49bir şeyin varlığı,
52:50İslam'ı,
52:51hatırlatıyorsa,
52:53bir şeyin varlığı,
52:54dini çağrıştırıyorsa,
52:55o,
52:56Allah'ın şiarıdır.
52:58Birileri,
52:59Allah'ı hatırlatan,
53:00bu şiarları,
53:01yok etmeye çalışıyorlar.
53:03Yani,
53:03bilinçli olarak,
53:05varlığı,
53:06Allah'ı hatırlatan,
53:07Allah şiarlarını,
53:08kaldırmaya çalışıyorlarsa,
53:10biz de,
53:11ısrarla,
53:12onlara sahip çıkmak zorundayız.
53:14Israrla,
53:14onları,
53:15muhafaza etmek,
53:16ve müdafaa etmek zorundayız.
53:18Bakın,
53:18Maide suresinde,
53:19Rabbimiz diyor ki,
53:20يَا اَيُّهَا لَذ۪ينَ آمَنُوا
53:22لَا تَحِلُوا الشَّعَائِرَ اللّٰهِ
53:25Ey iman edenler,
53:27Allah'ın şi'airini helal saymayın.
53:29Allah'ın şiarlarını helallemeden yana olmayın,
53:33diyor Rabbimiz.
53:34Yani,
53:36şi'airi helallemeyin.
53:38Şi'airin hürmetine müdahale etmeyin.
53:41Dokunulmazlığını bozmayın.
53:44Onu,
53:44ortadan kaldırmadan yana olmayın,
53:47diyor Rabbimiz.
53:48Bu manada,
53:50Cuma'da Allah'ın şi'airindendir,
53:54onu da kaldırmadan yana olmamalıyız,
53:57diyorum.
53:58Hani,
53:58kimileri,
53:59işte kılmayalım,
54:00kılınmaz filan diyorlar ya,
54:01ben bu ayete dayanarak diyorum ki,
54:04Cuma'da Allah'ın sembollerindendir,
54:07Allah'ın şi'airindendir,
54:09öyleyse,
54:10onu da ortadan kaldırmadan yana olmayalım,
54:13ona sahip çıkmadan yana olalım.
54:16وَمَنْ تَطَوَّا خَيْرًا فَاِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ
54:20Kim de tatavvu yaparsa,
54:23yani,
54:24kim de nafile bir iş yaparsa,
54:27gönlünden koparak bir hayır işlerse,
54:29bilsin ki,
54:30Allah şükredenleri bilir.
54:32فَاِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ
54:35Allah şükredenleri bilir.
54:37Allah şakirdir,
54:38ve Allah her şeyi bilendir.
54:40İfade ne kadar güzel değil mi?
54:42Allah şakirdir.
54:44Kendisi zaten şükredilmeye layık yegane varlıktır da,
54:49Allah sonunda yaptıklarından ötürü,
54:53sanki kullarına teşekkür edendir.
54:56Allah kullarına teşekkür ediyor.
54:59Tabi buna karşılık,
55:01kulların da Allah'a nasıl bir kulluk yapması gerektiğini,
55:05siz düşünün.
55:06yaptığınız güzel kulluklar karşılığında,
55:10size teşekkür eden,
55:11bir Allah'la karşı karşıyasınız.
55:14Şakir bir Allah'la karşı karşıyasınız.
55:16Öyleyse,
55:17ona nasıl güzel kulluklar sunmanız gerektiğini,
55:20artık siz düşünün.
55:22Evet,
55:23burada kalalım.
55:25İnşallah,
55:25Bakara Suresi 159.
55:28ayete geldik.
55:29Bundan sonraki bölümü,
55:31gelecek dersimizde tanımak üzere.
55:33Velhamdülillah.

Recommended