Bu makale, Venezuela üzerinden küresel siyasetin işleyişini ve ABD emperyalizminin ulus devletler üzerindeki baskıcı müdahalelerini eleştirmektedir. Yazar, Maduro yönetiminin yolsuzluk ve hukuksuzlukla halkını zayıf düşürerek dış müdahalelere zemin hazırladığını savunmaktadır. Gerçek tam bağımsızlığın yalnızca yüksek teknoloji, askeri güç ve ekonomik istikrarla mümkün olabileceği vurgulanmaktadır. Uluslararası kurumların büyük güçlerin birer aparatı olduğu belirtilerek, Türk Birliği gibi yerli ve güçlü oluşumların gerekliliği dile getirilmektedir. Sonuç olarak, hamaset yerine akılcı bir devlet yönetimi ve toplumsal birlikteliğin dış tehditlere karşı en büyük kalkan olduğu ifade edilmektedir.
00:00Bugün masamızda Nazım Peker'in o çok konuşulan, neden maduru başlıklı köşe yazısı var.
00:05Yazar, Venüzeyla krizine bambaşka bir pencereden bakıyor, küresel güç dengelerini sorguluyor.
00:10Gelin bu analizi birlikte deşifre edelim.
00:13Yazar lafı hiç dolandırmıyor.
00:15Daha ilk cimleden kuralı koyuyor ve tüm argümanının temelini masaya yatırıyor.
00:20En yüksek teknoloji kimdeyse dünyanın efendisi odur.
00:23Yani diyor ki geri kalan her şeyi anlamak için önce bu gerçeği kabul etmelisiniz.
00:30Peki Peker bu analizini nasıl yapılandırıyor?
00:32Dört temel adımda ilerleyeceğiz.
00:34Önce Maduro'nun kendi ülkesindeki portresine bakacağız.
00:37Sonra sahneye Amerika giriyor, onun petrol kokusunu nasıl aldığını göreceğiz.
00:41Ardından yazarın ortaya attığı o ilginç haydut hukuku kavramını masaya yatıracağız.
00:47Ve en sonunda da Türkiye için sunduğu reçeteyi inceleyeceğiz.
00:50Hadi o zaman ilk bölümle başlayalım.
00:52Yazar büyük küresel oyunu anlatmadan önce diyor ki durun bir dakika önce şu krizin merkezindeki adama Maduro'ya bir bakalım.
01:00Onun kendi ülkesindeki karnesi nasıl önce bunu anlamak lazım.
01:04Peker'e göre işin özü şu.
01:06Uluslararası arenada yaşananları anlamak istiyorsanız önce içeride ne olduğuna bakmalısınız.
01:12Ve Venezuela'da her şey Maduro'nun yönetim anlayışıyla başlıyor ya da bitiyor.
01:17Peki nedir Maduro'nun günahları?
01:19Yazarın listesi oldukça uzun, ordudaki muhalifleri temizleyip yerine kendine sadık isimleri getirmesi, seçimleri hileyle kazandığı iddiası, hukuk devletini tamamen ortadan kaldırması ve tabii bütün muhalif sesleri bastırıp susturması, hatta uyuşturucu ticaretine bulaştığına kadar giden çok ciddi suçlamalar var.
01:38Yazarın çizdiği tablo gerçekten de siyahla beyaz kadar net.
01:43Bir tarafta lüks içinde yaşayan şatafatlı partiler veren bir lider ve çevresi var.
01:48Diğer tarafta ise dünyanın en zengin petrol ve altın yataklarına sahip bir ülkede açlıktan kırılan, çareyi binlerce kişi ülkeyi terk etmekte bulan bir halk.
01:58İşte bu zıtlık Peker'in bütün argümanının kilit taşı.
02:02Maduro'nun portresini çizdik ama yazar diyor ki hikaye burada bitmiyor, şimdi denklemin diğer önemli ve belki de daha güçlü oyuncusuna yani Amerika Birleşik Devletleri'ne çeviriyoruz projektörlere.
02:12Evet Maduro'nun hataları ortada ama yazar asıl soruyu soruyor. Bu hikayedeki asıl tehlike daha büyük olan yırtıcı kim?
02:19İşte bu soruyla birlikte Peker anlatının odağını tamamen kaydırıyor.
02:23Ve bu sorunun cevabını vermek için de Bernard Shaw'dan çok çarpıcı bir alıntı yapıyor.
02:28Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir.
02:35Mesaj daha net olamazdı herhalde.
02:36Peker'in bakış açısı çok net. Ona göre Amerika'nın Venezuela'ya müdahalesi bir kurtarma operasyonu falan değil düpedüz egemen bir devletin iç işlerine karışmak.
02:51Hatta o kadar ileri gidiyor ki ABD için dünyanın bir numaralı terör örgütü gibi hareket ediyor diyor. Oldukça sert bir ifade bu.
02:58Peki ya uluslararası kuruluşlar, birleşmiş meletler, NATO?
03:03Yazar onlara da hiç güvenmiyor.
03:05Ona göre bu kurumlar kağıt üzerinde uluslararası olabilir ama gerçekte Amerikan çıkarlarına hizmet eden birer yan kuruluştan farksızlar.
03:14Yani oyunun kurallarını yazan da hakem de aynı kişi diyor.
03:18İşte tüm bu tabloyu birleştirdiğimizde yazarın asıl teorisine küresel düzeni açıklamak için kullandığı o çok çarpıcı kavrama geliyoruz.
03:26Ve o kavram haydut hukuku.
03:29Nedir bu haydut hukuku?
03:30Yazarın tanımına göre artık uluslararası anlaşmaların, yasaların bir öneminin kalmadığı, anlaşmazlıkların sadece ve sadece kaba kuvvetle çözüldüğü yeni bir dünya düzeni.
03:41Güçlü olanın haklı olduğu bir orman kanunu yani.
03:44Bu haydut hukuku dünyasında uluslararası hukuk dediğiniz şey ancak arkanızda onu uygulayacak bir gücünüz varsa bir anlam ifade ediyor.
03:52Eğer gücünüz yoksa o yasalar sadece birer kağıt parçasından ibaret.
03:56Yazarın iddiası bu.
03:57Peki madem dünya böyle bir yer, madem haydut hukuku geçerli.
04:02Çözüm ne?
04:02İşte şimdi son bölüme yazarın kendi okuruna, kendi ülkesine sunduğu reçeteye geliyoruz.
04:08Ve bu reçeteyi sunarken de yine çok manidar bir cümle kuruyor.
04:11Ham hamasetle yeleli kaplan olunmuyor ancak kağıttan kaplan olunuyor.
04:15Yani diyor ki boş sloganlarla, ateşli nutuklarla bir yere varamazsınız.
04:20O sözlerin altını dolduracak gerçek bir gücünüz yoksa sadece kendinizi kandırırsınız.
04:24Peki o gerçek güç nasıl olacak?
04:27Yazara göre formül 3 adımdan oluşuyor.
04:30Tam bağımsızlık istiyorsanız, bu haydut hukuku dünyasında ayakta kalmak istiyorsanız 3 şeye sahip olmalısınız.
04:371- Yüksek teknoloji.
04:392- Kaya gibi sağlam bir ekonomi.
04:413- Caydırıcı bir askeri güç.
04:44Yazar, bu gücü bir araya getirmek için de somut bir jeopolitik öneriyle bitiriyor analizini.
04:50Diyor ki, ABD liderliğindeki küresel yapılara karşı bir denge yaratmak için mutlaka bir Türk birliği kurulmalıdır.
04:57Ve biz de Nazım Peker'in bu analizini aslında hepimizin düşünmesi gereken o temel soruyla bitirelim.
05:04Güçlünün haklı olduğu, kuralların yeniden yazıldığı bir haydut hukuku dünyasında bir ulusun gerçek gücünü ve bağımsızlığını tanımlayan şey nedir?
İlk yorumu siz yapın