Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
1990’lı yıllardan bu yana AB ve ABD, azınlık hakları kapsamında okulun açılması için Türkiye'ye yoğun baskı yapmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Tekin’in açıklamaları, okulun açılmasının gündemde olduğunu göstermektedir. Ancak okulun açılması için iki farklı yöntem bulunmaktadır: Devlet denetiminde (imam hatip modeli) bir açılış hukuken mümkünken , Patrikhanenin talep ettiği tamamen özerk ve bağımsız bir yapı Lozan Antlaşması'na, mevcut yasalara ve Anayasa’nın değiştirilemez maddelerine aykırıdır. Patrikhanenin devlet denetimini reddedip özerklik ısrarı, "ekümeniklik" iddiaları doğrultusunda Vatikan benzeri bir dini devlet kurma çabası olarak değerlendirilmektedir. Devlet denetimi dışındaki bir açılışın, devlet egemenliğine karşı işlenmiş bir suç teşkil edeceği vurgulanmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Şimdi şöyle bir düşünelim, Türkiye, Avrupa Birliği ve Amerika, bu üçünün arasında tam 50 yıldır çözülemeyen bir diplomatik düğün var.
00:08Ve bu devasa sorunun tam merkezinde ne var biliyor musunuz? Kapalı bir okul.
00:12Evet, Heybelia'da Ruhban Okulu. Gelin şimdi bu oldukça karmaşık görünen konuyu adım adım hep birlikte aydınlatalım.
00:19Konunun ne kadar sıcak, ne kadar güncel olduğunu anlamak için aslında en tepeye bakmak yeterli.
00:24Bakın hem Cumhurbaşkanı hem de Milli Eğitim Bakanı okulun yeniden açılması konusunun ciddi bir şekilde masada olduğunu sinyalini veriyor.
00:33İyi ama asıl soru şu, bu nasıl olacak? Nasıl mümkün olabilir?
00:38İşte bu analizdeki yol haritamızda tam olarak bu.
00:41Önce meselenin kalbindeki okula bakacağız, sonra bu okulun yeniden açılması için masada duran iki farklı yolu inceleyeceğiz
00:47ve bu yolların neden bir türlü birleşemediğini işin anayasal ve egemenlik boyutlarını ele alarak anlamaya çalışacağız.
00:53Peki, her şey nasıl başladı? Nasıl oldu da tek bir okul, uluslararası diplomasinin tam ortasına oturdu?
01:00Gelin bu 50 yıllık hikaye kısaca bir göz atalım.
01:04Bu zaman çizelgesine baktığımızda aslında gözümüze çarpan çok ama çok önemli bir detay var.
01:10Bakın, okul 1971'de kapanıyor ama bu bir devlet zoruyla olmuyor.
01:14O dönemde çıkan bir kanun değişikliği var ve bu değişiklikten sonra patrikhane okulu kapatmayı kendisi tercih ediyor.
01:21Bu, kaynağımızın özellikle altını çizdiği bir nokta.
01:25Hatta sonrasında devletin sunduğu, gelin devlet üniversitesinde bir bölüm açalım gibi alternatif bir çözüm de kabul görmüyor.
01:31E hal böyle olunca da mesele zamanla büyüyor ve uluslararası bir hal alıyor.
01:37İşte böylece asıl soruna, yani bugünkü düğme gelmiş oluyoruz.
01:40Artık mesele okulun açılıp açılmaması değil, asıl kilitlenmenin sebebi okulun nasıl açılacağı konusundaki o derin fikir ayrılığı.
01:49Masada aslında birbirinden tamamen farklı iki yol var.
01:53Bir yanda Türkiye'nin mevcut yasal sistemine tamamen uygun olan devlet denetimi modeli,
01:58diğer yanda ise patrikhanenin istediği ve hiçbir devlet kontrolünü kabul etmeyen tam özellik modeli.
02:05İşte bu iki yol arasındaki uçurum sorunun tam da kaybini oluşturuyor.
02:09Gelin önce ilk yola, yani kaynağın analizine göre hukuki açıdan en basit ve en kolay uygulanabilir çözüm olarak görülen devlet denetimi modeline bir yakından bakalım.
02:20Bu modelin tanımı aslında oldukça basit ve net.
02:23Okul, Türkiye'nin mevcut eğitim sisteminin bir parçası haline gelecek.
02:26Yani lise bölümü Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanacak, yüksek okul kısmı ise tüm üniversiteleri denetleyen Yüksek Öğretim Kurulu'na, yani bildiğimiz yöke bağlı olacak.
02:37Kısacası, mevcut yasalara tamamen uyumlu bir yapıdan bahsediyoruz.
02:42İşte bu modelin belki de en can alıcı noktası bu.
02:45Bu yolu hayata geçirmek için ne meclisten yeni bir kanun çıkarmak ne de anayasayı falan değiştirmek gerekiyor.
02:51Kaynağa göre mevcut düzenlemelerle okul yarın bile açılabilir.
02:55Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne.
02:57Yani anlaşmazlığın asıl kaynağı olan ve patrikhanenin ısrarla istediği o ikinci modeli.
03:02Buradaki kilit ifade şu, tam özerklik.
03:06Ne demek bu?
03:07Bu model, okulun Türk eğitim ve hukuk sisteminin tamamen dışında kendi kurallarını kendi koyduğu ve sadece patrikhaneye hesap verdiği bir yapı öngörüyor.
03:16Peki bir yol bu kadar basit ve uygulanabilirken, diğeri de bu kadar ısrarla talep edilirken, tarafları bir türlü uzlaştırmayan bu çıkımazın arkasında yatan asıl sebep ne olabilir?
03:27Cevap, hukukun derinliklerinde saklı.
03:29Şimdi bu bölümde kaynağın tam özellik modelinin önündeki o aşılması güç, yasal ve anayasal engelleri nasıl tek tek sıraladığına bakacağız.
03:39Kaynağın analizine göre Türkiye'nin elini kolunu bağlayan üç temel hukuki gerçek var.
03:44Birincisi, uluslararası bir anlaşma olan Lozan, devlet denetimini şart koşuyor.
03:50İkincisi, mevcut eğitim yasalarımız zaten buna izin vermiyor.
03:53Ve üçüncüsü, belki de en önemlisi, böyle bir özelliğin anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerine aykırı olacağı iddiası.
04:04İyi de, yasal zemin bu kadar netse, patrikhane neden bu kadar ısrarla özellik istiyor?
04:10İşte bu soruya yazar avukat Mehmet Bacaksız, bu ısrarın arkasındaki potansiyel motivasyona dair kendi yorumunu bu şekilde dile getiriyor.
04:18Ve şimdi analizin en ciddi, en çarpıcı kısmına geliyoruz.
04:23Kaynağa göre bu özellik modelini bir şekilde zorla hayata geçirmenin ne gibi cezai sonuçlar olabilir?
04:30Yazarın hukuki yorumu burada gerçekten çok çarpıcı bir noktaya ulaşıyor.
04:33Diyor ki, ikinci modelin uygulanması basit bir idari düzenleme değil, bu doğrudan devletin egemenliğine yönelik bir eylem olarak kabul edilebilir.
04:43Peki, böyle bir eylemin kanundaki karşılığı ne?
04:46Kanun hukuki analizine göre, Türk Ceza Kanunu'nda bu durumun adı açıkça konmuş, devletin egemenliğini zayıflatma suçu.
04:54Ve bu suçun cezası, yani Türk hukuk sistemindeki en ağır cezalardan biri, ağırlaştırılmış müebbet hapis.
05:02Bu durumda en başta duyduğumuz o açıklamalara geri dönelim.
05:05Yazar diyor ki, Cumhurbaşkanı ve bakan, okul açılsın derken, diğer alternatifi hukuken düşünmek bile mümkün olmadığı için,
05:13mutlaka ve mutlaka hukuken mümkün olan devlet denetimi modelini kastediyor olmalılar.
05:19Ve bu da bizi sonuca getiriyor.
05:21Bir yanda hukuken mümkün ama karşı tarafın kabul etmediği bir çözüm var,
05:25diğer yandaysa ısrarla istenen ama kaynağın analizine göre,
05:29anayasal ve yasal olarak imkansız olan bir model var.
05:32İşte bu karmaşık denklem, 50 yıldır olduğu gibi bugün de çözümünü beklemeye devam ediyor.
Yorumlar

Önerilen