Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu metin, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in geçmişte okullarda tuvalet bulunmadığına dair iddialarını eleştiren bir eğitimcinin görüşlerini içermektedir. Yazar, kendi öğrencilik ve meslek yıllarından örnekler vererek bu ifadelerin gerçeği yansıtmadığını, asıl sorunun günümüzdeki temizlik personeli eksikliğive hijyen yetersizliği olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca okullarda ücretsiz yemek uygulamasının tasarruf tedbirleri gerekçesiyle durdurulması, sosyal devlet anlayışı ve çocukların sağlıklı gelişimi açısından sert bir dille eleştirilmektedir. Kaynakta, devlet bütçesinin çocukların beslenme ve sağlık ihtiyaçları yerine verimsiz projelere aktarılmasına tepki gösterilmektedir. Son olarak, Türkiye'nin geleceği için akılcı ve bilimsel bir eğitim sisteminin ancak sağlıklı nesillerle inşa edilebileceği savunulmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün yine çok konuşulan, çok tartışılan bir meseleyi masaya yatırıyoruz.
00:04Eğitimci ve yazar Nazım Peker'in o ses getiren makalesini hep birlikte inceliyoruz.
00:09Hani şu sadece okullardaki tuvaletler konusundan yola çıkıp bir anda hijyen krizine ve hatta ülkece harcama önceliklerimize kadar uzanan o
00:17çarpıcı analiz var ya, işte tam da ondan bahsediyorum.
00:20Ortaya atılan tek bir cümle aslında ne kadar da derin toplumsal yaralara işaret ediyormuş, gelin yazarın argümanları üzerinden adım adım
00:27birlikte bakalım.
00:28Neler var bugünkü bu analizde? Hızlıca bir özet geçeyim.
00:31Önce geçmişten günümüze okul hijyeni diyeceğiz. Sonra şu malum temizlik personeli krizine bakacağız.
00:37Oradan beslenme çantaları ve tasarruf meselesine geçip ekonomik çelişkileri konuşacağız.
00:42En sonunda da işin geleceğin teknolojisi ve beslenme boyutuna değineceğiz. Hadi başlayalım.
00:47Birinci bölümümüz, geçmişten günümüze okul hijyeni.
00:51Yazarımız Nazım Peker, makalesine aslında hepimizin yakın zamanda duyduğu ve kamuoyunda gerçekten büyük yankı uyandıran o meşhur açıklamayla başlıyor.
01:00Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in o sözleriyle, bizden önce okullarda tuvalet yoktu.
01:05Peker, deneyimli bir eğitimci olarak bu beyanı sadece ya basit bir hatadır deyip geçmiyor.
01:11Aksine kendi tarihsel karşı kanıtlarını sunmak için tam da bu cümleyi bir çıkış noktası, bir kıvılcım olarak kullanıyor.
01:18Peki ne yapıyor Peker?
01:20Bakanın bu genel geçer iddiasına karşılık bizi alıp tam 72 yıl geriye ta 1952 yılına götürüyor,
01:27kendi eğitim hayatına ilk adımını attığı Konya Erilli'deki Dumlupanar İlkokulunu hatırlatıyor bize.
01:32Düşünün, yıl 1952.
01:35O dönemde kız ve erkek öğrenciler için ayrı tuvaletler olmakla kalmıyor,
01:39kadın ve erkek öğretmenler için de özel tahsis edilmiş lavabolar var.
01:43Üstelik en can alıcı noktası da şu, bu standart okulda tam zamanlı çalışan hademelerle sağlanıyor.
01:49Yani eskiden yoktu tezine karşı kendi canlı tarihini koyuyor ortaya.
01:552. Bölüm Temizlik Personeli Krizi
01:57Peki eskiden ta 1950'lerde durum buysa, bugün o övündüğümüz modern okullarda hijyenle alemde.
02:05Eğitim İş Sendikası'nın verilerine bakıyoruz ve karşımıza şöyle bir rakam çıkıyor.
02:0918.000. Tüm ülkedeki devasa okul sistemi için ayrılan temizlik görevlisi sayısı sadece ve sadece 18.000.
02:17Şimdi bu rakam ilk duyduğunuzda kulağa fena bilinmiş gibi gelebilir ama asıl vurucu gerçeği büyük resme bakınca anlıyoruz.
02:23Ortada gerçekten tam bir matematiksel imkansızlık var.
02:27Bakın, bir yanda Türkiye'nin dört bir yanındaki yaklaşık 60.000 okul, diğer yanda ise az önce söylediğim o 18
02:34.000 temizlik görevlisi.
02:35Çok basit bir bölme işlemi yapalım, her üç okula sadece ama sadece bir görevli düşüyor.
02:41Yani, evet, modern binalarımız var, yepyeni tuvaletlerimiz var ama onları temizleyecek personel yok.
02:47Adeta koca bir sistem kilitlenmiş durumda.
02:50İşin daha da garip tarafı ne biliyor musunuz?
02:53Yazarın tabiriyle bu işin arkasında yatan bir hile var.
02:56İstihdam edilen bu az sayıdaki görevli de öyle kadrolu falan değil.
02:59Çoğunlukla erken emeklilik yani EYT'ye bekleyen kişilerden oluşuyorlar ve sadece 6 aylık geçici sürelerle işe alınıyorlar.
03:08Ne doğru dürdün bir sözleşme güvenceleri var ne de kıdem tazminat hakları.
03:12E hal böyle olunca yazar da haklı olarak soruyor.
03:15Bakanlık bu kadar güvencesiz, bu kadar geçici bir modelle o devasa okulların nasıl hijyenik kalmasını bekleyebilir ki?
03:23Üçüncü bölümümüz Beslenme Çantaları ve Tasarruf
03:27Fiziksel altyapıdan çıkıp işin insan boyutuna yani çocuklarımıza ve ailelere geldiğimizde ekonomik koşulların o ağır duygusal faturası yüzümüze çarpıyor.
03:37Şu yüret burkan sözlere bir kulak verelim lütfen.
03:40Bir anne diyor ki ağlatmayın beni kızım anne arkadaşım çok şey getiriyor ben ona bakıyorum dedikçe anne olduğumdan utanıyorum.
03:48İnanılmaz bir acı gerçekten.
03:49Peker meselenin sadece o soğuk sayılardan ibaret olmadığını, her bir istatistiğin arkasında evladına mahcup olan böyle anneler yattığını çok çarpıcı
03:59bir şekilde hatırlatıyor bize.
04:00Çünkü okulda sağlanan bir kap sıcak yemek inanın sadece çocuğun karnını doyurmak demek değil.
04:07Yazarın da altını çizdiği gibi bu aynı zamanda okuldaki sosyalleşmedir.
04:11Çocuklar arasındaki eşitliktir, adalettir.
04:14Hatta kültürümüzün o en temel, en köklü prensibi var ya hani şu komşusu açken tok yatmama erdemi işte tam da
04:21odur okul yemeği.
04:22Ama gelin görün ki bu süreç nasıl ilerledi.
04:26Şöyle bir zaman çizelgesine bakalım.
04:28Hatırlarsınız seçim öncesinde tam 5 milyon çocuğa okul yemeği verileceği sözü büyük bir coşkuyla duyurulmuştu.
04:34Hatta sonrasında bu uygulama fiilen başladı da ve yaklaşık 4,5 milyon öğrenciye ulaştı.
04:39Buraya kadar her şey harika.
04:41Fakat bugün ne oldu?
04:42O yemekler bir anda bıçak gibi kesildi, iptal edildi.
04:46Gerekçe olarak da tasarruf tedbirleri ve zaten öğrenciler bu yemekleri yiyemiyordu gibi iddialar öne sürüldü.
04:52İşte tam da bu noktada Peker çok doğrudan ve cevabı aslında epey zorlayıcı olan o kritik soruyu soruyor.
04:59Gelişim çağındaki küçücük öğrencilerin boğazından geçen yemeği tasarruf tedbirleri adı altında kesip atmak,
05:04bu sosyal devlet olmanın getirdiği o ağır sorumluluklarla gerçekten ne kadar bağdaşıyor?
05:104. Bölüm Ekonomik Çelişkiler
05:12Makalenin bu kısmında Peker adeta kamerayı biraz daha geriye çekiyor ve bize büyük resmi gösteriyor.
05:19Tabandaki o can yakan tasarruf gerçeğiyle hükümetin tepedeki makroekonomik söylemleri arasındaki uçurumu yan yana koyuyor.
05:27Düşünsenize bir yanda kişi başı milli gelirimizin 18 bin dolara ulaştığı, Suriyeli sığınmacılara 40 milyar dolara harcandığı ve Türkiye'nin
05:37artık zenginler ligine geçtiği söylemleri var.
05:40Diğer yanda ise koskoca bir devletin kendi 5 milyon vatan evladına okulda günde sadece bir öğün yemek verememesi ve bunun
05:48mali bir imkansızlık olarak sunulması var.
05:51Çelişki çok net değil mi?
05:53Yazar, yetkilileri bu halk salgı krizi konusunda uyarırken son derece mantıklı bir ekonomik argüman daha sunuyor.
06:00Diyor ki, bugün o çocuklara dengeli beslenme sağlamadığınız için ileride yetersiz beslenmeden kaynaklı bir sürü hastalık çıkacak,
06:07işte o hastalıkları devlet bütçesinden tedavi etmeye çalışmak bugün o yemeği vermekten kat be kat daha pahalıya mal olacak.
06:14Uzun lafın kısası, bu yaptığınız tasarruf falan değil, uzun vadede devasa bir zarar.
06:195. ve son bölümümüz, geleceğin teknolojisi ve beslenme
06:24Analizin sonlarına doğru gelirken, Peker meseleyi günümüzdeki küresel çatışmalara bağlıyor ve gerçekten şapka çıkartılacak bir tespit yapıyor.
06:32Diyor ki, modern savaşlarda kullanılan o gelişmiş teknolojileri, o savunma sistemlerini aç mideli beyinler değil, proteinle beslenen sağlıklı beyinler geliştirir.
06:42Yani çocukları yeterli proteinle, sağlıklı ortamlarda büyütmek sadece bir şefkat meselesi değildir, bu basbayağı acil bir ulusal güvenlik ve gelecek
06:50meselesidir.
06:51Peki geleceğin o muazzam teknolojilerini üretecek zihniyet nasıl olmalı?
06:55Peker burada da körü körüne, itaatkar, dogmatik bir zihniyete şiddetle karşı çıkıyor.
07:00İçinde bulunduğumuz bu modern çağın, ancak ve ancak eleştirel düşünebilen, akıllı, bilinçli ve fikirleri asla baskılanmayan zihinler tarafından yakalanabileceği konusunda
07:11ısrarcı.
07:11Ve tekrar ediyorum, o özgür ve sorgulayan beyinlerin ön koşulu ne?
07:15Sağlıklı beslenen bedenler.
07:17Her şey dönüp dolaşıp o tabağa bağlanıyor.
07:19İşte eğitimci yazar Nazım Peker, tüm bu derinlemesini, analizini, hepimizin zihnine adeta kazınacak o sarsıcı soruyla noktalıyor.
07:27Madem ortada bir ekonomik kriz var ve devletin mutlaka tasarruf etmesi gerekiyor, peki bu tasarruf nereden yapılmalı?
07:35O küçücük çocukların önündeki yemek tabağından mı?
07:38Yoksa milyarlarca liralık, hazine garantili o devasa yap-işlet-devret mega projelerinden mi?
07:44Sizce hangisinden vazgeçmeliyiz?
07:47Bu soruyu da düşürmeniz için buraya bırakıyorum.
07:49Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen