Sunulan makale, Türkiye'deki mevcut toplumsal ve akademik krizlerin temelinde eğitim müfredatındaki köklü değişimlerin yattığını ileri sürmektedir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan yaşam becerileri, evrensel ahlak ve bilinçli vatandaşlık odaklı derslerin terk edilmesinin, sorgulamayan ve yalnızca biat eden bir toplum yapısına yol açtığı vurgulanmaktadır. Yazara göre görgü kuralları ve ev ekonomisi gibi pratik eğitimlerin eksikliği, günümüzde bireylerin kamusal alanla ve emekle kurduğu bağı zayıflatmıştır. Ayrıca akademideki liyakat kaybı ve alan dışı atamalar, bilginin yerini sadakatin almasının somut birer göstergesi olarak sunulmaktadır. Sonuç olarak, toplumsal çürümenin önüne geçilmesi için eğitimin yeniden hak bilen ve sorumluluk alan yurttaşlar yetiştirmesi gerektiği savunulmaktadır.
00:00Türkiye'nin yaşadığı toplumsal krizleri düşününce aklımıza ilk olarak hep ekonomi geliyor değil mi?
00:05Peki ya size asıl meselenin yıllar önce müfredattan kaldırılan o kayıp dersler olduğunu söylesem?
00:11İşte Sevgil Kurt'un analizinden yola çıkarak Türkiye'nin eğitim sistemiyle bugünkü sorunları arasındaki o şaşırtıcı bağı birlikte inceleyeceğiz.
00:19Hadi başlayalım.
00:20Yazar konuya hepimizin gündelik hayatta belki de defalarca sorduğu bir soruyla giriyor.
00:26Okullarda görgü kuralları dersi olmalı mı? Şart mı? Ne dersiniz?
00:30Şöyle bir düşününce otobüste, sokakta, markette yaşadıklarımızı bu ders gerçekten gerekli mi?
00:36Yazarın cevabı çok net ve kesin. Evet şart.
00:39Ona göre bugün toplumda yaşadığımız o büyük saygı erozyonunun, o kabalığın panzehiri tam olarak buradan başlıyor.
00:47Ama durun hemen arkasından asıl bombayı patlatıyor.
00:50Diyor ki, evet görgü kuralları önemli, şart ama bu sadece buzdağının görünen yüzü.
00:56Asıl sorun çok ama çok daha derinde.
00:59Yazar ilk olarak odağımızı değiştirmemizi istiyor.
01:02Diyor ki, sürekli ekonomiyi konuşuyoruz ama asıl mesele cüzdanımızda değil, toplumsal yapının kendisinde.
01:08Yani Türkiye'nin yaşadığı kriz aslında çok daha katmanlı bir kriz.
01:12İşte yazarın koyduğu o üçlü teşhis bu.
01:15Birincisi, bir vatandaşlık krizi yaşıyoruz.
01:18Yani haklarımızı, sorumluluklarımızı pek bilmiyoruz.
01:21İkincisi, buna bir ahlak krizi eşlik ediyor.
01:24Adalet, liyakat, emeğe saygı dibi kavramlar sanki buharlaştı.
01:29Ve hepsinin temelinde yatan en büyük sorun, derin eşitsizlik krizi.
01:33Yani mesele sadece ekonomik değil, aslında tam bir toplumsal çöküş hali.
01:38Peki ama nasıl oldu da bu noktaya geldik?
01:40İşte yazar bizi sorunun kökenine, eğitimin o en temel sorusuna götürüyor.
01:45Mevcut eğitim sistemi bilinçli bir vatandaş mı yetiştirmek istiyor, yoksa itaatkar bir tebaa mı?
01:51Cevap her şeyi açıklıyor aslında.
01:54Bakın aradaki fark ne kadar keskin.
01:57Yazar diyor ki, Cumhuriyet'in ilk yıllarında hedef netti.
02:01Bilinçli vatandaşlar yetiştirmek.
02:03Yani sorgulayan, hakkını arayan, sorumluluk alan insanlar.
02:07Ama zamanla bu hedef örtük bir şekilde değişti ve itaat eden tebaa yaratmak haline geldi.
02:14Yani aman sorun çıkarma, sana denileni yap diyen bir anlayış.
02:19Yazarın bu konudaki tespiti işte bu kadar net ve sarsıcı.
02:23Mevcut sistemin bu eşitsizliğin sürmesi için tek bir şeye ihtiyacı var diyor.
02:28Sorgulamayan, sadece uyum sağlayan nesiller yetiştiren bir eğitim programı.
02:33Bu analizin belki de en can alıcı noktası.
02:35Peki madem bugünkü model bu kadar sorunlu, o idealize edilen eski model nasıldı?
02:42Hadi gelin yazarın işaret ettiği o kayıp derslerin izinde zamanda kısa bir yolculuğa çıkalım ve Cumhuriyet'in o orijinal eğitim planına bir bakalım.
02:52O dönemde eğitim dört duvar arasına sıkışmış bir şey değilmiş.
02:57Hani o meşhur hayat bilgisi dersi var ya, işte o ders çocuklara sıra beklemeyi, başkasının hakkına saygı duymayı,
03:04yani birlikte yaşama sanatını hayatın tam içinden örneklerle öğretiyordu.
03:09Ve bir de ev ekonomisi dersi vardı ki, adını duyunca aklınıza sadece yemek yapmak gelmesin.
03:16Bakın o derste öğretilenler bugün ne anlama geliyor?
03:19Bütçe yapmak, yani bugünün popüler deyimiyle finansal okuryazarlık veya tasarruf bilinci,
03:25yani sürdürülebilirlik, sorumlulukları paylaşmak, yani takım çalışması, resmen hayatın provası yapılıyormuş.
03:32İşte bu, yaparak öğrenme felsefesinin zirve yaptığı yer de köy enstitüleriydi.
03:38Düşünsenize, öğrenciler kendi okullarını kendileri inşa ediyor, tarlada çalışıyor, sanat üretiyor.
03:45Kısacası bilgiyi kitaptan okumuyor, bizzat yaşıyor ve emeğin ne demek olduğunu iliklerine kadar hissediyorlardı.
03:54Peki bu harika plandan neden ve nasıl vazgeçildi?
03:58Ve bu vazgeçişin sonuçları ne oldu?
04:00Şimdi, bugüne, günümüzün acı gerçeklerine dönelim ve yazarın tespitlerine kulak verelim.
04:06Yazar, tüm bu anlattıkların boş laf değil, bakın günümüzde neler oluyor dercesine çok çarpıcı ve yakın tarihli bir örnek veriyor.
04:13Karabük Üniversitesi'nde yaşanan o meşhur atamalar.
04:16Bu olayı, sistemdeki çürümenin adeta bir röntgeni olarak görüyor.
04:21Olay şu, 2023'te Karabük Üniversitesi'nde tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesi gibi son derece kritik iki yere dekan atanıyor.
04:29Peki dekanların uzlanlık alanı ne dersiniz?
04:33Veterinerlik.
04:34Evet, yanlış duymadınız.
04:35Atamayı yapan da dönemin rektörü.
04:38Yazarın bu duruma yorumu çok ama çok sert.
04:41Bu atamaların topluma, özellikle de gençlere verdiği tek bir mesaj var diyor.
04:45Ne bildiğinin, ne kadar yetkin olduğunun bir önemi yok.
04:48Önemli olan kime sadık olduğun.
04:50Bunun anlamı ne?
04:51Bilimin ve liyakatin çöküşü, kurumların içinin boşaltılması.
04:54Peki, bu kadar karanlık bir tablo çizdikten sonra bir çıkış yolu var mı?
05:00Neyse ki yazar evet var diyor ve bize üç maddelik çok net bir reçete bir yol haritası sunuyor.
05:06İşte o olmazsa olmaz üç ders.
05:10Bir, bizi kamusal alanda bir arada tutacak o temel yapıştırıcı, yani görgü kuralları.
05:15İki, sadece ödevlerimizi değil, haklarımızı ve haksızlığa uğradığımızda nasıl itiraz edeceğimizi de öğreten gerçek bir vatandaşlık dersi.
05:24Ve üç, belki de en önemlisi, makam ve mevki ne olursa olsun adaletten şaşmamayı ve emeğe saygıyı öğreten evrensel ahlak.
05:33Ve gelin bu derin analizi yazarın hepimizin üzerine uzun uzun düşünmesi gereken şu müthiş tespitiyle noktalayalım.
05:39Sessizlik bir tercih değil, öğretilmiş bir davranıştır.
05:43Yani eğer bir toplumda yaygın bir sessizlik varsa, bu belki de o insanların karakterinden değil, onlara yıllarca verilen eğitimden kaynaklanıyordur.
İlk yorumu siz yapın