Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 9 ay önce
Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu köşe yazısı, hükümetin ekonomi, dış yardım ve hukuk politikalarına yönelik sert eleştirilerini kapsamlı bir şekilde sunmaktadır. Yazar, Türkiye’nin kendi vatandaşları geçim sıkıntısı ve yüksek enerji maliyetleri altında ezilirken, Suriyeli sığınmacılara ve diğer ülkelere yapılan karşılıksız yardımların adaletsizliğini sorgulamaktadır. Toplumun dar gelirli kesimlerinin ihmal edildiği savunulurken, vergi afları ve yargıdaki serbest bırakılmalar üzerinden devletin adalet mekanizmasındaki aksaklıklar dile getirilmektedir. Özellikle suçlulara yönelik uygulanan genel afların mağdurların haklarını gasp ettiği ve toplumsal güveni zedelediği üzerinde durulmaktadır. Metin genel hatlarıyla, iktidarın önceliklerinin kendi milletinin refahından ziyade dış odaklara ve belirli imtiyazlı gruplara kaydığına dair bir eleştiri ve sitem niteliği taşımaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bu bölümde yazar Mehmet Özkendirci'nin çok ses getiren ve yönetime doğrudan yöle ettiği o keskin soruyu mercek altına alıyoruz.
00:10Ve işte o meşhur soru. Yazar bütün yazısını, bütün eleştirilerini aslında bu tek bir sorunun etrafında şekillendiriyor.
00:18Sizin bu milletle derdiniz ne?
00:21Düşününce bu soru doğrudan ülkenin en tepesindekilere soruluyor ve yazının geri kalanının tonunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.
00:28Peki, yazar bu soruyu sorduktan sonra nerelere dokunuyor?
00:33İlk olarak hükümetin ekonomi ve dış politika konusundaki önceliklerini masaya yatırıyor.
00:39Hadi gelin bu konuya biraz daha yakından bakalım.
00:42Yazar konuya gerçekten çok çarpıcı bir karşılaştırmayla giriyor.
00:45Bir tarafta kışın ortasında evinde soğuktan korunmak için battaniyesine sarılmış insanlarımız var.
00:51Diğer tarafta ise sınırlarımızın dışına gönderilen bedava doğalgaz ve yapılan cömert yardımlar.
00:57Bu ikilik yazının ana damarlarından biri.
01:00Özellikle enerji politikaları yazarın hedefinde.
01:04Yani diyor ki, neden yanı başımızdaki Azerbaycan'dan çok daha ucuza alabileceğimiz gaz dururken gidip Amerika'dan 3 katı fiyatına gaz alıyoruz?
01:13Ve asıl soru şu, vatandaşlarımız soğukta tir tir titrerken Suriye'ye neden bedava gaz ve elektrik veriliyor?
01:20İşte bu sorular yazarın mantık silsilesinin temelini oluşturuyor.
01:23Ve işte belki de en çok şaşıracağınız bilgi.
01:27Yazıya göre Türkiye Amerika'dan sonra dünyaya en çok dış yardım yapan ikinci ülkeymiş.
01:33İnanılmaz değil mi?
01:34Yazar tam da bu noktada durup soruyor.
01:37Bu kadar cömertlik, ülke içindeki yoksullukla nasıl bir araya geliyor?
01:41Gerçekten de düşündürücü bir tezat.
01:43Yazar bu iddiasını desteklemek için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a atfedilen şu sözlere dikkat çekiyor.
01:49Suriyeliler için 40 milyon harcadık, gerekirse yine veririz, dönmek istemeyenlerin başımız üzerinde yeri var.
01:55İşte bu ifade yazarın öncelikler nerede sorusunun tam kalbine oturuyor.
02:01Ve eleştiriler sadece dış yardımlarla bitmiyor.
02:04Hayır, aynı öncelik sorgulaması sağlık sistemine de uzanıyor.
02:07Yazar diyor ki, peki yasallık, bir yanda mülteciler için ücretsiz hastane ve eczane hizmetleri varken,
02:14diğer yanda kendi vatandaşlarımızın ilaç parasını denkleştirmekte tedavi masraflarını karşılamakta zorlandığı bir tablo var.
02:21Bu da bir başka çarpıcı karşılaştırma.
02:24Ekonomik eleştirilerden sonra yazar rotayı bambaşka ama bir o kadar da önemli bir alana çeviriyor.
02:30Adalet.
02:31Özellikle de sık sık gündeme gelen av tartışmaları üzerinden çok ciddi sorular soruyor.
02:36Ve yine kışkırtıcı bir soruyla başlıyor.
02:39Gerçekten merak ediyorum diyor yazar.
02:41Dünyada bu kadar sık af çıkaran başka bir ülke var mıdır?
02:45Sadece bu soru bile aslında af kavramının kendisine ve adalet sistemine etkilerine temelden sorgulamamıza neden oluyor.
02:53Şimdi yazarın adalet sistemindeki eşitsizlik iddiasını nasıl somutlaştırdığına bir bakalım.
02:59Yazarın anlattığına göre bir tarafta 45 kişiyi öldürmekle suçlanan IŞİD üyeleri var ve iddiaya göre sadece 8 yıl sonra serbest bırakılıyorlar.
03:09Diğer tarafta ise siyasi görüşleri nedeniyle ortada net bir suçlama bile olmadan hapiste tutulan CHP'liler.
03:16İşte yazarın adalet kimin için işliyor sorusunu sorduğu yer tam da burası.
03:21Yazar bu çifte standart iddiasını havada bırakmıyor, tarihsel bir gönderme de yapıyor.
03:26Hatırlarsınız belki eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu bir zamanlar IŞİD için bir grup öfkeli insan demişti.
03:34Yazar bu ifadeyi hatırlatarak aslında devlete yönelik tehdit algısının ne kadar esnek olabildiğine, nasıl değişebildiğini gözler önüne seriyor.
03:41Peki aflar sadece cinayet davalarını mı kapsıyor?
03:45Hayır, yazar eleştirisini mali aflara yani vergi aflarına da taşıyor.
03:51Diyor ki dürüfçe vergisini ödeyen vatandaş adeta enayi yerine konuluyor.
03:56Neden mi? Çünkü birileri için sürekli vergi afları çıkıyor.
03:59Hatta yazar, yatları ve malikaneleri olan ama bir kuruş vergi ödemeyen ayrıcalıklı bir gruptan bahsediyor.
04:06Bu da adalet duygusunu zedeleyen bir başka nokta.
04:08Ve tüm bu ekonomik hukuki eleştirilerin ardından yazar bizi meselenin en derinine, en felsefi noktasına getiriyor.
04:16Soru şu, affetme hakkı aslında kime aittir?
04:20Yazarın bu konudaki duruşu çok net ve aslında çok temel bir ilkeye dayanıyor.
04:24Affetme hakkı devlete ait olamaz.
04:27Bu hak ancak ve ancak o suçun mağduruna aittir.
04:30Bütün yazının ahlaki pusulası işte bu ilke.
04:34Ve yazının finali.
04:35Yazar burada bir cevap vermiyor.
04:37Bunun yerine özellikle dindar olduğunu söyleyen hükümete dönüp onların diliyle soruyor.
04:43İnanç açısından bakalım onlarca insanı kaytletmiş birini affetmek günah değil midir?
04:48Bu soruyla aslında topu doğrudan muhatabına atıyor.
04:52Ve tüm yazıyı özetleyen gerçekten çok güçlü ahlaki bir meydan okumayla bitiriyor.
04:57İzlediğiniz için teşekkür ederim.

Önerilen