00:00Herkese merhaba. Bu bölümde yazar Mehmet Özkendirci'nin çok ses getiren ve yönetime doğrudan yöle ettiği o keskin soruyu mercek altına alıyoruz.
00:10Ve işte o meşhur soru. Yazar bütün yazısını, bütün eleştirilerini aslında bu tek bir sorunun etrafında şekillendiriyor.
00:18Sizin bu milletle derdiniz ne?
00:21Düşününce bu soru doğrudan ülkenin en tepesindekilere soruluyor ve yazının geri kalanının tonunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.
00:28Peki, yazar bu soruyu sorduktan sonra nerelere dokunuyor?
00:33İlk olarak hükümetin ekonomi ve dış politika konusundaki önceliklerini masaya yatırıyor.
00:39Hadi gelin bu konuya biraz daha yakından bakalım.
00:42Yazar konuya gerçekten çok çarpıcı bir karşılaştırmayla giriyor.
00:45Bir tarafta kışın ortasında evinde soğuktan korunmak için battaniyesine sarılmış insanlarımız var.
00:51Diğer tarafta ise sınırlarımızın dışına gönderilen bedava doğalgaz ve yapılan cömert yardımlar.
00:57Bu ikilik yazının ana damarlarından biri.
01:00Özellikle enerji politikaları yazarın hedefinde.
01:04Yani diyor ki, neden yanı başımızdaki Azerbaycan'dan çok daha ucuza alabileceğimiz gaz dururken gidip Amerika'dan 3 katı fiyatına gaz alıyoruz?
01:13Ve asıl soru şu, vatandaşlarımız soğukta tir tir titrerken Suriye'ye neden bedava gaz ve elektrik veriliyor?
01:20İşte bu sorular yazarın mantık silsilesinin temelini oluşturuyor.
01:23Ve işte belki de en çok şaşıracağınız bilgi.
01:27Yazıya göre Türkiye Amerika'dan sonra dünyaya en çok dış yardım yapan ikinci ülkeymiş.
01:33İnanılmaz değil mi?
01:34Yazar tam da bu noktada durup soruyor.
01:37Bu kadar cömertlik, ülke içindeki yoksullukla nasıl bir araya geliyor?
01:41Gerçekten de düşündürücü bir tezat.
01:43Yazar bu iddiasını desteklemek için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a atfedilen şu sözlere dikkat çekiyor.
01:49Suriyeliler için 40 milyon harcadık, gerekirse yine veririz, dönmek istemeyenlerin başımız üzerinde yeri var.
01:55İşte bu ifade yazarın öncelikler nerede sorusunun tam kalbine oturuyor.
02:01Ve eleştiriler sadece dış yardımlarla bitmiyor.
02:04Hayır, aynı öncelik sorgulaması sağlık sistemine de uzanıyor.
02:07Yazar diyor ki, peki yasallık, bir yanda mülteciler için ücretsiz hastane ve eczane hizmetleri varken,
02:14diğer yanda kendi vatandaşlarımızın ilaç parasını denkleştirmekte tedavi masraflarını karşılamakta zorlandığı bir tablo var.
02:21Bu da bir başka çarpıcı karşılaştırma.
02:24Ekonomik eleştirilerden sonra yazar rotayı bambaşka ama bir o kadar da önemli bir alana çeviriyor.
02:30Adalet.
02:31Özellikle de sık sık gündeme gelen av tartışmaları üzerinden çok ciddi sorular soruyor.
02:36Ve yine kışkırtıcı bir soruyla başlıyor.
02:39Gerçekten merak ediyorum diyor yazar.
02:41Dünyada bu kadar sık af çıkaran başka bir ülke var mıdır?
02:45Sadece bu soru bile aslında af kavramının kendisine ve adalet sistemine etkilerine temelden sorgulamamıza neden oluyor.
02:53Şimdi yazarın adalet sistemindeki eşitsizlik iddiasını nasıl somutlaştırdığına bir bakalım.
02:59Yazarın anlattığına göre bir tarafta 45 kişiyi öldürmekle suçlanan IŞİD üyeleri var ve iddiaya göre sadece 8 yıl sonra serbest bırakılıyorlar.
03:09Diğer tarafta ise siyasi görüşleri nedeniyle ortada net bir suçlama bile olmadan hapiste tutulan CHP'liler.
03:16İşte yazarın adalet kimin için işliyor sorusunu sorduğu yer tam da burası.
03:21Yazar bu çifte standart iddiasını havada bırakmıyor, tarihsel bir gönderme de yapıyor.
03:26Hatırlarsınız belki eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu bir zamanlar IŞİD için bir grup öfkeli insan demişti.
03:34Yazar bu ifadeyi hatırlatarak aslında devlete yönelik tehdit algısının ne kadar esnek olabildiğine, nasıl değişebildiğini gözler önüne seriyor.
03:41Peki aflar sadece cinayet davalarını mı kapsıyor?
03:45Hayır, yazar eleştirisini mali aflara yani vergi aflarına da taşıyor.
03:51Diyor ki dürüfçe vergisini ödeyen vatandaş adeta enayi yerine konuluyor.
03:56Neden mi? Çünkü birileri için sürekli vergi afları çıkıyor.
03:59Hatta yazar, yatları ve malikaneleri olan ama bir kuruş vergi ödemeyen ayrıcalıklı bir gruptan bahsediyor.
04:06Bu da adalet duygusunu zedeleyen bir başka nokta.
04:08Ve tüm bu ekonomik hukuki eleştirilerin ardından yazar bizi meselenin en derinine, en felsefi noktasına getiriyor.
04:16Soru şu, affetme hakkı aslında kime aittir?
04:20Yazarın bu konudaki duruşu çok net ve aslında çok temel bir ilkeye dayanıyor.
04:24Affetme hakkı devlete ait olamaz.
04:27Bu hak ancak ve ancak o suçun mağduruna aittir.
04:30Bütün yazının ahlaki pusulası işte bu ilke.
04:34Ve yazının finali.
04:35Yazar burada bir cevap vermiyor.
04:37Bunun yerine özellikle dindar olduğunu söyleyen hükümete dönüp onların diliyle soruyor.
04:43İnanç açısından bakalım onlarca insanı kaytletmiş birini affetmek günah değil midir?
04:48Bu soruyla aslında topu doğrudan muhatabına atıyor.
04:52Ve tüm yazıyı özetleyen gerçekten çok güçlü ahlaki bir meydan okumayla bitiriyor.
04:57İzlediğiniz için teşekkür ederim.