Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 hafta önce
Bu makale, emekli bir emniyet müdürünün Muğla’da gerçekleşen bir uyuşturucu operasyonu sonrası kolluk kuvvetlerinin gözaltına alınmasını eleştirmesi üzerine açılan davayı konu almaktadır. Yazar, devlet yetkililerini göreve çağıran bu sosyal medya paylaşımının yanıltıcı bilgiyi yayma suçlamasıyla yargılanmasını eleştirel bir dille aktarmaktadır. İddianamede paylaşımın yüksek izlenme sayısının kamu düzenini bozmaya elverişli bir kanıt olarak sunulduğu vurgulanmaktadır. Sanık ise ifadesinde paylaştığı bilgilerin gerçeklere dayandığını ve amacının denetim mekanizmalarını harekete geçirmek olduğunu savunmaktadır. Kaynak, uyuşturucuyla mücadele eden polislerin suçlanması ile bu durumu sorgulayanların hukuki baskıya maruz kalması arasındaki çelişkiyi gözler önüne sermektedir. Sonuç olarak yazı, yargı sisteminin işleyişi ve ifade özgürlüğü üzerindeki güncel tartışmaları somut bir örnek üzerinden incelemektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, sosyal medyada yaptığınız bir paylaşımın kaç kişi tarafından görüntülendiği bir suçun delili olabilir mi?
00:07Kulağa gerçekten de çok tuhaf geliyor değil mi?
00:09Ama bugün Türkiye'de yaşanan tam da böyle bir davayı, Fatih Erilmaz davasını masaya yatırıyoruz.
00:16Her şey bu sayıyla başlıyor, 117 bin.
00:19İlk bakışta sadece bir rakam.
00:21Ama aslında bu, bir sosyal medya paylaşımının görüntülenmesi sayısı.
00:25Ve işin ilginç yanı, bu sayı koskoca bir iddianamenin tam merkezinde yer alıyor.
00:31Peki ama nasıl?
00:33Hadi gelin, bu ilginç hikayenin detaylarına dalalım.
00:36İşte bu hikayede savcılığın iddiası tam olarak bu.
00:39117 bin rakamı bir suçun işlendiğini kanıtlıyor.
00:42Ve bahsettiğimiz suç öyle basit bir şey değil.
00:45İki yıla kadar hapis cedrası var.
00:47Evet yanlış duymadınız, sadece bir sosyal medya paylaşımı yüzünden.
00:51Peki bu paylaşımı yapan kim?
00:53Fatih Erilmaz.
00:55Erilmaz. Kendisi emekli bir emniyet müdürü, aynı zamanda bir 15 Temmuz gazisi.
01:00Yani öyle sıradan bir isim değil.
01:03Peki ne yazdı da hakkında böyle bir soruşturma başlatıldı?
01:06Erilmaz 30 Mayıs'ta bir paylaşım yapıyor ve diyor ki,
01:09Aklım almıyor.
01:11Anlattığı olay gerçekten de inanılmaz.
01:13Düşünün, polisler başarılı bir uyuşturucu baskını yapıyor ve hemen ardından, evet hemen ardından gözaltına alınıyorlar.
01:20Erilmaz'ın sorusu da çok net ve basit aslında.
01:22Uyuşturucu aşiretinin polisi gözaltına aldırdığı bir yerde halk kendini nasıl güvende hissetsin.
01:28Ama Erilmaz'ın yaptığı şey, sadece durumu anlatmakla kalmıyor, paylaşımında doğrudan Adalet Bakanını ve İçişleri Bakanını etiketliyor.
01:37Yani bu sadece bir şikayet değil, aynı zamanda en tepeye yönelik açık bir bu rezaleti araştırın çağrısı.
01:44Peki, Erilmaz'ı bu kadar isyan ettiren o olayın aslı neydi?
01:49Gelin şimdi işin en başına dönelim ve olayların nasıl geliştiğini bir zaman çizelgesi üzerinden görelim.
01:55Yani ortada inanılmaz bir durum var değil mi?
01:59Polisler önce büyük bir uyuşturucu operasyonu yaptıkları için valilik tarafından övülüyorlar ama hemen sonra bir şüphelinin şikayetiyle gözaltına alınıyorlar.
02:08İşte Fatih Erilmaz'ın paylaşımında Rezalet diye bahsettiği o inanılmaz çelişki tam olarak buydu.
02:15Bu paylaşımdan tam 6 ay sonra Fatih Erilmaz kendini bir anda sanık olarak buluyor.
02:22Hakkında bir iddianame hazırlanıyor ve bu iddianamenin odak noktası şaşırtıcı bir şekilde mesajının içeriğinden çok ulaştığı kişi sayısı oluyor.
02:31Suçlamanın dayanağı ise o dönüm çok tartışılan dezenformasyon yasası.
02:36Yani yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu.
02:39Savcılığın tezi şu.
02:41Erilmaz'ın bu paylaşımı halk arasında endişe, korku ve palik yaratmak için özel olarak tasarlanmıştı.
02:47Ve işte geldik yine o meşhur sayıya.
02:50117 bin.
02:51İddianamede tam olarak şu ifade kullanılıyor.
02:54Bu paylaşımın 117 bin kişi tarafından görüntülendiği anlaşılmıştır.
02:58Yani savcılığa göre bu sayı paylaşımın kamu barışını bozmaya elverişli olduğunun en büyük kanıtı.
03:04Mantık basit.
03:05Ne kadar çok görüntülenme o kadar büyük tehlike.
03:08E hal böyle olunca karşımıza aynı sosyal medya paylaşımına dair birbirine taban tabana zıt iki farklı bakış açısı çıkıyor.
03:16Bir tarafta savcılık var.
03:18Onlara göre Er Yılmaz doğruluğunu kontrol etmeden sırf panik yaratmak için bir dedikodu yaydı.
03:23Ve o 117 bin görüntülen ne de?
03:25Bunun kanıtı.
03:26Diğer tarafta ise Fatih Er Yılmaz'ın savunması var.
03:28Diyor ki benim anlattığım temel olaylar doğru yani baskın da doğru polislerin gözaltına alındığı da ben sadece bir vatandaş olarak bir gazi olarak bu tuhaf durumun araştırılması için bakanlara çağrı yaptım.
03:40Hatta iddianamenin bu çağrıyı kasıtlı olarak görmezden geldiğini de ekliyor.
03:44Peki bunca olaydan sonra bugün geldiğimiz noktada ne var?
03:48Bu karmaşık davalar silsilesi nasıl sonuçlandı?
03:51Açıkçası sonuçlarda en az olayların başlangıcı kadar karışık.
03:55Şöyle bir özetleyelim, olaydaki polis memurları, evet serbestler ama haklarında yurtdışı yasağı var,
04:02uruşturucu şüphelileri hakkında dava açılmış, baskında tutuklanan tek bir şüpheli varmış, o da cezaevinden izinli çıktığında firar etmiş.
04:10Peki ya tüm bu olayı gündeme getiren Fatih Er Yılmaz, işte onun yanıltıcı bilgi yayma davası hala devam ediyor.
04:17Kısacası ortada bir sürü dava ve bir o kadar da cevapsız soru kalmış durumda.
04:21Bütün bu hikaye aslında dijital çağda çok temel bir soruyu önümüze koyuyor.
04:27Sosyal medyada bir yanlışı dile getirmek, hesap sormak nerede biter, suç nerede başlar ve bir paylaşımın görüntülenme sayısı bir niyetin kanıtı olabilir mi?
04:37İşte bu dava bizi bu hassas çizgi üzerinde düşünmeye itiyor.
İlk yorumu siz yapın
Yorumunuzu ekleyin

Önerilen