Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 hafta önce
Bu köşe yazısı, SS TV isimli kurgusal bir kanalın Pembe Mikrofon programı aracılığıyla Türkiye’deki ekonomik gerçekler ve medya manipülasyonu üzerine yaptığı bir taşlamadır. Muhabirler aracılığıyla sunulan kesitlerde, halkın geçim sıkıntısı ve pazar yerlerindeki karamsar hava, merkezden gelen sansür müdahaleleriyle örtbas edilmeye çalışılmaktadır. Programın sunucusu, yoksulluğu gösteren görüntüleri engelleyerek sadece refah içindeki azınlığın ve hükümet destekçilerinin görüşlerine yer verilmesini istemektedir. Konya’dan bağlanan diğer bir muhabir ise ekmek kuyruklarını absürt dini gerekçelerle normalleştiren bir bakış açısını yansıtarak toplumsal kutuplaşmaya dikkat çeker. Kaynak, nihayetinde medyanın gerçekleri çarpıtma çabasını ve halkın farklı kesimlerinin ekonomik krize bakış açısını mizahi bir dille eleştirmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün elimizde çok zekice yazılmış bir hicif senaryosu var.
00:04Pembe mikrofon.
00:06Bu kısa metin, sokağa uzatılan bir mikrofonun aslında nasıl özenle seçilmiş sesleri yansıttığını
00:11ve medyanın gerçeği nasıl ustaca yeniden şekillendirebildiğini oldukça komik bir dille gözler önüne seriyor.
00:18Hikayemizin merkezinde popüler bir TV programı var.
00:21Halkın Nabzı.
00:23İddiaları çok büyük.
00:24Peki ya gerçekler?
00:25O pembe mikrofon gerçekten halkın sesini mi arıyor yoksa sadece duymak istedikleri yankıları mı bulup getiriyor?
00:33Gelin hep beraber bu sorunun peşine düşelim.
00:36Ve olaylar İstanbul'un en kalapalık, en hareketli yerlerinden birinde Eminönü'nde başlıyor.
00:42Muhabirimiz Buse, stüdyodaki sunucu Yalınayak için en değerli şeyi,
00:46yani halkın o filtresiz, ham, gerçek sesini bulmakla görevli, bakalım ilk denemesi nasıl sonuçlanacak?
00:53Ve mikrofonu uzattıkları ilk kişiden gelen cevap işte bu.
00:57Yakında havaya bile vergi gelebilir diyen bu ses, kanalın aradığı o güllük gülistanlık tabloyla taban tabana zıt.
01:04Anlaşılan o ki halkın nabzı pek de istenildiği gibi atmıyor.
01:08İşte tam bu noktada işin rengi değişiyor.
01:11Sahneye merkez olarak adlandırılan o görünmez el giriyor.
01:15Ve muhabirin gidişatına diyelim ki ince bir ayar çekiyor.
01:19Talimat o kadar açık ki, yoksulları gösterme, yukarısı rahatsız oluyor.
01:24Manipülasyonun bundan daha net bir tarifi olabilir mi?
01:27Amaç gerçeği yansıtmak falan değil.
01:29Sadece ve sadece güçlü olanların konforunu bozmamak.
01:33Ve işte karşımızda anlatı kontrolünün 3 adımlık basit mi basit formülü.
01:38Önce hoşuna gitmeyen bir gerçekle karşılaşıyorsun.
01:41Sonra daha iyisini bul diye bir talimat alıyorsun.
01:44Ve en sonunda da o cilalanmış, kurgulanmış hikayeyi sanki gerçekmiş gibi yayına veriyorsun.
01:51Gerçeklik bu süreçte adeta buharlaşıp gidiyor.
01:54Ve işte talimatın sonucu.
01:57İlk röportajdaki o karamsar sesten sonra duyduğumuz bu cümle bambaşka bir dünyadan geliyor sanki.
02:03Sarsıcı bir memnuniyet.
02:05Programın aradığı o mutlu ses sonunda bulunmuş oluyor.
02:08İyi de bu kurgu nereye kadar devam edebilir ki?
02:11Anlatıyı kontrol etme çabası sürüyor bu seferki durağımız Konya.
02:15Orada da başka bir muhabir Taşkın bizi bekliyor.
02:18Şimdi bakın burada tablo inanılmaz.
02:20Bir tarafta muhabirin raporu var.
02:22Halk şikayetçi değil, zamları Allah yapıyor diyorlar.
02:25Ama tam o sırada aniden kadraja giren bir emekli ne diyor?
02:29Yurdun yarısından fazlası asgari ücret alıyor.
02:32İstenen anlatı sokağın gerçeğiyle bir kez daha tokat gibi çarpışıyor.
02:36Gerçeklik bir şekilde yayına sızmanın yolunu buluyor.
02:39Peki sunucu yalınayak bu durumda ne yapıyor?
02:42Tabii ki en bilindik kaçış yoluna başvuruyor.
02:45Evet şimdi reklamlar.
02:46Adeta bir panik butonu gibi.
02:48Hoşa gitmeyen sesi anında kes, kontrolü yeniden ele al.
02:51Klasik bir medya manevrası.
02:53Geldik son perdeye.
02:54Hani bazen olur ya, küçücük bir teknik hata aslında kapılı kapılar ardında dönen bütün dolapları ortaya serer.
03:01İşte tam da o an.
03:03Peki tüm bunları gördükten sonra sizce bu pembe mikrofon programının asıl derdi ne?
03:09Gerçekten halkın nabzını tutmak mı?
03:12Ve işte açık unutulan o mikrofondan dökülenler her şeyi açıklıyor.
03:17Biz şaşkını Konya'ya etli ekmek yiyip tanıtımını yapsın diye gönderdik.
03:22Anlıyoruz ki meğer olay ne habermiş ne de halkın nabzı.
03:26Tamamen bir tanıtım gezisi karşılığında da tabii ki bir ikram beklenen bir ağırlama.
03:30Aslında senaryodaki her bir karakter daha büyük bir resmin parçası, birer arketip.
03:36O alaycı sunucu, talimatlara uyan muhabir, o görünmez merkez denilen otorite.
03:42Tabii bir de sesini duyuramayan vatandaş ve gerçeklikten kopmuş elitler var.
03:47Hepsi bu sistemin birer dişlisi gibi.
03:49Peki bu kısa ama zekice hiciv bize medya hakkında ne anlatıyor?
03:53Aslında çok temel şeyler.
03:55Birincisi anlatılar öyle gökten zembille inmiyor, birileri tarafından aktif olarak inşa ediliyor.
04:01İkincisi, aykırı sesler ya duyulmuyor ya da bilinçli olarak susturuluyor.
04:05Üçüncüsü, o parlak ekranların arkasında bambaşka ticari çıkarlar dönebiliyor.
04:10Ve son olarak o çok duyduğumuz halkın nabzı lafı var ya, işte o nabız çoğu zaman kimin işine geliyorsa onun için atıyor.
04:17Ve tüm bu kurgusal hikaye günün sonunda aklımızda çok gerçek bir soru bırakıyor değil mi?
04:22Her gün izlediğimiz, okuduğumuz haberler acaba ne kadarı gerçekten olduğu gibi, ne kadarı yukarıdan birilerinin istediği gibi şekillendiriliyor.
04:31Sanırım bu üzerine biraz kafa yormaya değer.
İlk yorumu siz yapın
Yorumunuzu ekleyin

Önerilen