Bu köşe yazısı, TÜGVA tarafından düzenlenen Galata Köprüsü yürüyüşünü ve Bilal Erdoğan’ın siyasi figür olarak ön plana çıkarılmasını sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, Gazze meselesinin samimiyetten uzak bir şekilde siyasi güç gösterisine ve yılbaşı karşıtlığına alet edildiğini savunmaktadır. Hükümetin İsrail ile ticari ilişkilerini sürdürürken Filistin üzerinden miting yapması, metindeki temel tutarsızlık vurgusunu oluşturmaktadır. Ayrıca toplumsal yozlaşmaya dikkat çekilerek, uyuşturucu operasyonları ve bürokrasideki şaibeli ilişkiler üzerinden bir sistem eleştirisi sunulmaktadır. Sonuç olarak yazar, mevcut siyasi atmosferi ideolojik bir şov ve toplumsal sorunları örtbas etme çabası olarak nitelendirmektedir.
00:00Bir protesto yürüyüşü gördüğünüzde aklınıza ne gelir?
00:03Peki ya o yürüyüş aslında göründüğünden çok daha fazlasını anlatıyorsa?
00:07İşte şimdi kamuya açık bir eyleme alıp onu ulusal siyasete, uluslararası ticarete ve hatta en tepedeki skandallara bağlayan oldukça sivri dilli bir köşe yazısının katmanlarını birlikte aralayacağız.
00:18Gelin bakalım bu öfkenin arkasında ne gibi iddialar yatıyormuş?
00:21Yazar metnine tam da bu cümleyle başlıyor ama bu tabii ki gerçek bir soru değil.
00:26Bu düpedüz bir iğneleme, bir provokasyon.
00:29Yazar daha ilk kelimeden itibaren bize tonunu belli ediyor.
00:33Alaycı ve son derece eleştirel.
00:35Yani daha en başından birazdan mercek altında alacağı olayın meşruiyetini sorgulamaya açıyor.
00:41Peki yazarı bu kadar sinirlendiren, bu tepkiyi ateşleyen yürüyüş neydi?
00:46Gelin şimdi bütün bu tartışmanın fitilini ateşleyen olayın kendisine bir bakalım.
00:50Önce en temel bilgiler.
00:52Olay şu.
00:53Türkiye Gençlik Vakfı, yani kısaca bildiğimiz adıyla TÜGVA, İstanbul'un simge yerlerinden biri olan tarihi Galata Köprüsü'nde büyük bir yürüyüş düzenledi.
01:02Başlandış noktamız bu.
01:04Gayet basit bir haber gibi duruyor değil mi?
01:06Ama bu yazının yazarı için bu buzdağının sadece görünen kısmı.
01:10Çünkü yazar bu olayı öyle halkın kendiliğinden sokağa döküldüğü samimi bir hareket olarak görmüyor.
01:16Hayır.
01:16Onun bakış açısına göre bu anlık gelişen bir protesto falan değil, aksine her adımı dikkatlice planlanmış, sahnelenmiş bir siyasi tiyatro.
01:26İşte bu, perdenin arkasında çok daha fazlasının döndüğüne dair ilk ipucumuz.
01:31E madem bu sadece bir protesto değildi, o zaman neydi?
01:34İşte yazara göre bu yürüyüş aynı anda birden fazla hedefi vurmak için tasarlanmıştı.
01:39Yani tam bir bir taşla iki kuş vurma durumu söz konusuydu.
01:42Bakın, burada madalyonun iki yüzünü de görüyoruz.
01:45Bir yanda kamuoyuna açıklanan resmi gerekçeler var.
01:48Neymiş efendim?
01:49Gazze ile dayanışma ve yılbaşı kutlamalarını protesto.
01:52Peki diğer yanda ne var?
01:54Yazarın iddia ettiği asıl motivasyonlar.
01:56Yani o olan için siyasi bir ısınma turu ve apaçık bir güç gösterisi.
02:01Yazar, bütün teorisini aslında bu basit ama çok etkili atasözüyle özetliyor.
02:06Bir taş, iki kuş.
02:08Ona göre atılan o taş, yani yürüyüşün kendisi, aslında iki farklı kuşu hedefliyordu.
02:14Hem kamuoyunu belli bir amaç etrafında toplamak,
02:17hem de aynı esnada kapalı kapılar ardına çok güçlü bir siyasi mesaj yollamak.
02:22Peki bu iddia edilen güç oyununun merkezindeki isim kim?
02:25Yazar, burada hiç lafı dolandırmıyor, açıkça Bilal Erdoğan'ın adını veriyor.
02:29Tüm bu etkinliğin Erdoğan'ı, babasının saltanatının potansiyel bir varisi olarak konumlandırmak için kurgulanmış bir hamle olduğunu öne sürüyor.
02:37Ve burada kullandığı saltanat gelimesi çok anlamlı, demokratik bir devir testinden ziyade bir hanedanlığın devamlılığını ima ediyor.
02:44Ama yazarın eriştirileri burada bitmiyor.
02:46Hayır, şimdi merceğini daha da genişletiyor ve bu yürüyüşü ona göre Türkiye'nin dış politikasının tam kalbinde yatan çok daha büyük bir çelişkiye, bir ikiyüzdürlüğe bağlıyor.
02:54Yazarın argümanının merkezinde çok keskin bir iddia yatıyor.
02:58Hükümetin kamuoyu önünde söyledikleriyle perde arkasında yaptıkları arasında devasa bir uçurum var.
03:04Özellikle de uluslararası ilişkiler söz konusu olduğunda...
03:07İşte yazarın suçlamasının en netleştiği yer burası.
03:11Söylem ne?
03:12Kameralar önünde meydanlarda Filistin için duyulan büyük üzüntü.
03:17Peki ya gerçeklik?
03:18Yazara göre aynı anda İsaiz'de ticaret hiç hız kesmeden devam ediyor.
03:23İşte ona göre bu durum basit bir politika tutarsızlığı değil, ahlaki bir ikiyüzlülüğü.
03:29Yazar eleştirisine tarihi bir gönderme de ekliyor.
03:331960'lardaki Amerikan 6. filo protestolarını hatırlatıyor.
03:37O dönemde 6. filo Türkiye'deki birçok insan için Batı emperyalizminin sembolüydü.
03:42Yazar da bugünün ticaretini yapan nesli o anti-emperyalist mirasa sahip çıkanlarla kıyaslayarak o mirasın ekonomik çıkarlar uğruna unutulduğunu ima ediyor.
03:53Yazar bu gördüğü ikiyüzlülükten o kadar emin ki ona bir isim bile takmış.
03:57Siyahesal İslam.
03:59Bu ona göre bir yandan Filistin için gözyaşı dökerken,
04:03diğer yandan İsrail ile iş yapmaya devam eden ideolojiyi tanımlamak için kullandığı oldukça kışkırtıcı bir etiket.
04:09Ve tam da konunun tamamen siyasetten ibaret olduğunu düşündüğünüz anda yazar direksiyonu aniden kırıyor ve bizi bambaşka bir yere savuruyor.
04:19Uluslararası politikadan çıkıp ülkenin içindeki karanlık bir skandallar dünyasına doğru adeta bir dalış yapıyoruz.
04:26Yazar bu şok edici ve inanılmaz dobra soruyla konuyu değiştiriyor.
04:31Ön sevişme diye bahsettiği şey az önce konuştuğumuz bütün o siyasi analizler.
04:36Şimdi asıl konuya yani baronlara gelmek istiyor.
04:39Bu ifadeyle de gölgelerde iş çeviren yozlaşmış bir eliti kastettiği çok açık.
04:44Ve işte burada argümanının son katmanına ulaşıyoruz.
04:48Yazara göre o gördüğümüz tartıştığımız bütün siyasi olaylar aslında buzdağının sadece görünen kısmı.
04:54Asıl sorunun yani hastalığın kendisinin yüzeyin çok altında güçlüler arasında kök salmış bir yozlaşma ve çürüme kültürü olduğunu savunuyor.
05:03Yazar bu tezini desteklemek için birbiriyle alakasız gibi görünen bir düze olayı peş peşe sıralıyor.
05:07Bir baskın sırasında polisin karşına çıkan bir savcı.
05:10Kütüphane adında popüler bir mekanda yapıldığı iddia edilen pudra şekeri partileri.
05:14Bu mekanın zaten flaş isimlerin yani toplumun elitlerinin takıldığı bir yer olması ve tabii ki iş, sanat ve medya dünyasından çok önemli isimlerin de bu olaylara karıştığı iması.
05:24Yazar bütün bu noktaları birleştirerek bize her şeyin birbirine bağlı olduğu yozlaşmış bir üst sınıf tablosu çizmeye çalışıyor.
05:31Sonuç olarak elimizde bu karmaşık ağ kalıyor.
05:34Bir protesto, tartışmalı bir dış politika ve bir dizi toplumsal skandal.
05:38Yazar hepsini birbirine bağlıyor ve bizi son, çok kritik bir soruyla baş başa bırakıyor.
05:43Eğer kamuoyu bu türden bağlantıların gerçekten var olduğuna inanmaya başlarsa, o zaman toplumu bir arada tutması gereken kurumlara, devlete olan güvene ne olur?
05:53İşte bu polemiğin kalbindeki en rahatsız edici soru da bu.
İlk yorumu siz yapın