Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 hafta önce
Yazar, Türkiye’deki siyasi aktörlerin değişen söylemlerini ve devletin farklı toplumsal gruplara yönelik çelişkili tutumlarını eleştirel bir dille ele almaktadır. Metinde, geçmişte sert tepki gösterilen Amedspor gibi sembollere bugün sergilenen ılımlı yaklaşım ile hak arayan gazilerin maruz kaldığı ihmalkârlık kıyaslanmaktadır. Siyasi isimlerin dün "yok" saydığı oluşumları bugün kutlaması, toplumun bu hızlı dönüşümlere ayak uydurmasını zorlaştıran bir tutarsızlık olarak sunulmaktadır. Ayrıca, bölücü sembollere karşı gösterilen müsamaha ile vatan için fedakarlık yapmış kişilerin itibarsızlaştırılması arasındaki tezat vurgulanmaktadır. Kaynak, hukuki süreçlerin ve devlet ciddiyetinin kişilere veya dönemsel politikalara göre farklılık göstermesini temel sorun olarak işlemektedir. Sonuç olarak metin, toplumsal barışın ancak tutarlı bir adaletanlayışı ve samimi bir dille kurulabileceğini savunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Haberleri izlerken hiç yahu bu ne ara değişti dediğiniz oluyor mu?
00:03İnanın yalnız değilsiniz.
00:05Bugün Türk siyasetinde baş döndürücü bir hızla değişen söylemleri ve yazarın dikkat çektiği çifte standart iddialarını inceleyen çok çarpıcı bir
00:13makaleye yakından bakacağız.
00:15İnanın siyasetin hızı bazen hepimizi şaşırtıyor.
00:18Hazırsanız yazarın sunduğu veriler üzerinden bu tablonun nasıl şekillendiğine hemen başlayalım.
00:23Öncelikle şu kritik soruyu sormamız gerekiyor.
00:26Bir ülkenin siyasi dili, kuralları, kırmızı çizgileri gerçekten bir gecede değişebilir mi?
00:31Kaynağımız tam da bu konuya odaklanıyor ve siyasetçilerin bu inanılmaz dönüş hızına yetişmenin artık ne kadar zorlaştığını anlatarak konuya giriyor.
00:40Gelin bu hızın boyutları neymiş beraber bakalım.
00:43İlk olarak Ahmet Spor üzerinden değişen söylemlere odaklanıyoruz.
00:46İncelediğimiz makaleye göre siyasilerin bu futbol kulübüne yönelik tutumlarının zaman içinde nasıl taban tabana zıt bir noktaya savrulduğunu görmek gerçekten
00:57inanılmaz.
00:58Yazar burada çok çarpıcı bir tezat sunuyor bize.
01:01Düşünün sadece 3 yıl önce olaylı bir maçın ardından MHP lideri Devlet Bahçeli çıkıp bize göre Ahmet diye bir yer
01:08yoktur, Ahmet Spor diye bir kulüpten de bahsedilemeyecektir diyor.
01:11Yani kulübü tamamen yok sayıyor ama durun bitmedi.
01:15Yazar aynı Bahçeli'nin geçtiğimiz Mayıs ayında Ahmet Spor Süper Lig'e yükseldiğinde Fair Play ve Kardeşlik Okulu'ndan bahseden
01:22bir tebrik mesajı yayınladığına dikkat çekiyor.
01:24Sadece 3 yılda sıfırdan tebrik mesajına uzanan bir yolculuk.
01:28Tam bu noktada söylem karmaşasını daha da derinleştiren başka bir detay var.
01:32Yazar Bahçeli'nin o tebrik mesajından sadece 2 gün sonra Dem Parti Milletvekili Sırrı Sakık'ın ettiği bir cümleyi aktarıyor.
01:40Sakık, Ahmet Spor'u Kürt halkının isyanı ve dünya üzerindeki tüm Kürtlerin sembolü olarak tanımlıyor.
01:46Görüyor musunuz futbol takamı bir anda yeşil sağlardan çıkıp tamamen siyasi bir sembolü haline getiriliyor.
01:53Siyasetteki bu karşılıklı eksen kayması gerçekten çok enteresan.
01:58Buradan bir başka tartışmalı konuya sarı torba meselesine geçelim.
02:01Kamuoyunda yüksek gerilim yaratan bir başka sembolün zaman içinde nasıl farklı şekillerde ele alındığına bakacağız.
02:08Tabii konuya girmeden önce şu sarı torba kavramı tam olarak nedir onu bir netleştirelim.
02:13Eski bir İçişleri Bakanı tarafından sıkça kullanılarak popülerleşen bu terim etkisiz hale getirilen teröristlerin konduğu ceset torbalarını ifade ediyor.
02:22Yazar yakın zamanda bir futbol maçında taraftarlarca tekrar gündeme getirilen ve ortalığı karıştıran bu sembolün kökenine iniyor.
02:29Şimdi buradaki en can alıcı nokta şu.
02:31Yazar eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun bu terimi yıllar içinde nasıl tekrar tekrar hatta övünerek normalleştirdiğini kronolojik bir sırayla
02:40anlatıyor.
02:412021 yılında bu ifade kullanıldığında salonların alkıştan yıkıldığını,
02:462022'ye geldiğimizde ya sarı torba ya teslim şeklinde bir slogana dönüştüğünü,
02:512023'te ise bunun artık tamamen aktif bir devlet dili olarak benimsendiğini aktarıyor.
02:57Yani düne kadar bu söylem gayet normal, hatta alkışlanan bir şeydi.
03:01Fakat yazarın da vurguladığı üzere devlet dilinde yıllarca alkış toplayan bu sembol,
03:06yakın zamandaki maçta taraftarların eline geçince işler bir anda tersine dönüyor.
03:11Diyarbakır Barosu devreye giriyor ve bu sembolün çatışma ve şiddeti çağrıştırdığı,
03:15tehdit niteliği taşıdığı ve toplumsal barışı hedef aldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuyor.
03:21Yazar burada aslında çok önemli bir soru işareti bırakıyor zihnimize.
03:25Devletin yıllarca kullandığı dil ile bugün hukukun ve belirli çevrelerin verdiği tepki arasındaki bu uçurumu nasıl açıklayacağız?
03:32Tam da bu uçurumdan bahsetmişken hukuki tepkilerdeki zıtlıklara bakmamız şart.
03:37Yazar adalet sisteminin farklı gruplara yaklaşımındaki keskin ayrımları ortaya koyuyor.
03:42Gelin bu çifte standart iddialarına biraz daha yakından bakalım.
03:45İncelediğimiz makale burada resmen altı çizilmesi gereken bir tezat sunuyor.
03:50Bir yanda stadyumda o meşhur sörü torba eylemini yapıp halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla gözaltına alınan ama sonra ev
03:58hapsiyle serbest kalan taraftarlar var.
04:00Diğer yanda ise sırf anayasal haklarını arayan, sokaklarda seslerini duyurmaya çalışan madenci sendikası yöneticileri.
04:06Onlar aynı suçlamayla doğrudan tutuklanıp cezaevine gönderiliyor.
04:10Yazar adaletin terazisindeki bu denge kaymasını oldukça net bir şekilde eleştiriyor.
04:16Eşitsizlik hissi bununla da sınırlı kalmıyor tabii.
04:19Yazar açıkça anayasaya aykırı gibi duran ama hiçbir yasal süreci tetiklemeyen olayları da peş peşe sıralamış.
04:26Neymiş bunlar?
04:26Yazar, öldürülen teröristler için açılan ve milletvekillerinin de katıldığı taziye çadırları,
04:31Diyarbakır surlarına boy boy asılan terörist paşı posterleri ve maçlarda İstiklal Marşı'nın ıstıklanması.
04:37Yazar, savcıların tüm bu manzaralar karşısında nasıl sessiz kalabildiğini, neden tek bir soruşturma bile açılmadığını sorgulayarak hukuktaki bu zıtlıkları gözler
04:46önüne seriyor.
04:46Ve işin siyasi söylem boyutu, makale, siyasi figürlerin son derece tartışmalı konuları kürsülerden açıkça dile getirirken yetkililerin nasıl sessizliğe gömüldüğünü
04:57not düşüyor.
04:58Örneğin, PKK yasasının ilk adım olarak nitelendirilmesi, meclis çatısı altında Kürt isyanından bahsedilmesi ve hatta anayasanın bu talepler doğrultusunda değiştirilmesi
05:08gerektiğinin konuşulması,
05:09Yazar, bir yandan kesinlikle pazarlık yok denirken, diğer yandan bu devasa iddiaların hiçbir şekilde yalanlanmamasına çok ama çok dikkat çekiyor.
05:18Konuyu biraz değiştirelim ve odak noktamızı Ankara'nın fiziki sokaklarına çevirelim.
05:23Bu siyasi iklimin içinde tamamen farklı bir grubun haklarını aramak için nasıl bir mücadele verdiğine bakacağız.
05:30Gazilerin Ankara Eylemi
05:31Kaynak burada.
05:32Sadece kendi özlük haklarını arayan er gaziler ve er şehit ailelerini yaşadıklarını adım adım anlatıyor.
05:39Dile kolay tam 47 gün.
05:42Ankara'nın göbeğinde karşılaştıkları bürokratik ve fiziksel engeller gerçekten sarsıcı bir tablo çiziyor.
05:47Düşünün, önce sabahın 4.45'inde güven parktan polis zoruyla çıkarılıyorlar.
05:53Ardından bizzat milletin bağışlarıyla yapılan gazi uyumu evine gitmek istiyorlar ama karşılarına askerler dikiliyor.
05:59En sonunda dertlerini anlatmak için Milli Savunma Bakanlığı'na yürümek istediklerinde de kendilerini ağır bir polis ablukasının içinde buluyorlar.
06:07Tam bir soğuk duvar etkisi.
06:09Durun, işin rengi burada daha da değişiyor.
06:12Kaynağımıza göre sırf bu hak arayışını, bu protestoyu boşa çıkarmak için basında bir karalama kampanyası başlatılıyor.
06:19İşin en çarpıcı kısmı ne biliyor musunuz?
06:21Platform sözcüsü Erdem Çerçioğlu, Bakanlar Kurulu kararıyla tam 28 yıldır göğsünde devlet övünç madalyası taşıyan biri.
06:29Ama bir anda bazı medya organlarında sahte gazi olarak yaftalanmaya çalışılıyor.
06:35Yazar bunu açık ve net bir şekilde gazileri itibarsızlaştırma operasyonu olarak tanımlıyor.
06:40Ve işte geldik en beklenmedik gelişmeye.
06:43İncelememizin bu son kısmında siyasi elpazenin birbirine tamamen zıt iki ucu arasında yaşanan o şaşırtıcı etkileşime bakacağız.
06:51Gaziler Ankara'da günlerce muhatap bulamayıp bürokratik duvarlara çarparken hiç beklenmedik bir yerden bir çare geliyor.
06:58Makalede aktarıldığına göre Dem Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan gazilere bir zeytin dalı uzatıyor.
07:05Sizin de acınız kıymetlidir, ya siz gelin ya da biz size gelelim sizi dinleyelim diyerek onları görüşmeye davet ediyor.
07:11Hatta gazilerin acısını Cumartesi anneleri ve Barış annelerinin acısıyla eş tutuyor.
07:17Devlet yetkililerinden yüz bulamayan gazilere yapılan bu çağrı aslında bugünün Türkiye'sindeki siyasi manevraların ne kadar ilginçleşebildiğinin net bir göstergesi.
07:26Peki gazilerin bu sürpriz davete yanıtı ne oluyor dersiniz?
07:29Sadece tek bir cümle, Cüdi'de buluşalım.
07:32Şiddetli askeri çatışmaların yaşandığı o meşhur Cüdi Dağı'na yapılan bu atıf aslında çok şey anlatıyor.
07:38Yazarın da hissettirdiği gibi Türkiye'nin o derin, kanlı ve henir hiç çözülmemiş fayatlarını, gerilimlerini tek bir cümlede adeta tokat
07:46gibi yüzümüze çarpıyor.
07:47Tüm bu anlattıklarımızı toparlarsak, sizi aslında yazarın da metin boyunca bize sordurttuğu şu soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:54Siyasi eksenlerin ışık hızıyla yer değiştirdiği, dün yok sayılanın bugün tebrik edildiği ve hukuki çifte standart iddialarının havada uçuştuğu böylesine
08:04bir manzarada yeni sınırları kim çiziyor, kuralları, sınırları ve geleceği yazan kalemi aslında kim elinde tutuyor?
08:11Bunu biraz düşünelim.

Önerilen