00:00Haberleri izlerken hiç yahu bu ne ara değişti dediğiniz oluyor mu?
00:03İnanın yalnız değilsiniz.
00:05Bugün Türk siyasetinde baş döndürücü bir hızla değişen söylemleri ve yazarın dikkat çektiği çifte standart iddialarını inceleyen çok çarpıcı bir
00:13makaleye yakından bakacağız.
00:15İnanın siyasetin hızı bazen hepimizi şaşırtıyor.
00:18Hazırsanız yazarın sunduğu veriler üzerinden bu tablonun nasıl şekillendiğine hemen başlayalım.
00:23Öncelikle şu kritik soruyu sormamız gerekiyor.
00:26Bir ülkenin siyasi dili, kuralları, kırmızı çizgileri gerçekten bir gecede değişebilir mi?
00:31Kaynağımız tam da bu konuya odaklanıyor ve siyasetçilerin bu inanılmaz dönüş hızına yetişmenin artık ne kadar zorlaştığını anlatarak konuya giriyor.
00:40Gelin bu hızın boyutları neymiş beraber bakalım.
00:43İlk olarak Ahmet Spor üzerinden değişen söylemlere odaklanıyoruz.
00:46İncelediğimiz makaleye göre siyasilerin bu futbol kulübüne yönelik tutumlarının zaman içinde nasıl taban tabana zıt bir noktaya savrulduğunu görmek gerçekten
00:57inanılmaz.
00:58Yazar burada çok çarpıcı bir tezat sunuyor bize.
01:01Düşünün sadece 3 yıl önce olaylı bir maçın ardından MHP lideri Devlet Bahçeli çıkıp bize göre Ahmet diye bir yer
01:08yoktur, Ahmet Spor diye bir kulüpten de bahsedilemeyecektir diyor.
01:11Yani kulübü tamamen yok sayıyor ama durun bitmedi.
01:15Yazar aynı Bahçeli'nin geçtiğimiz Mayıs ayında Ahmet Spor Süper Lig'e yükseldiğinde Fair Play ve Kardeşlik Okulu'ndan bahseden
01:22bir tebrik mesajı yayınladığına dikkat çekiyor.
01:24Sadece 3 yılda sıfırdan tebrik mesajına uzanan bir yolculuk.
01:28Tam bu noktada söylem karmaşasını daha da derinleştiren başka bir detay var.
01:32Yazar Bahçeli'nin o tebrik mesajından sadece 2 gün sonra Dem Parti Milletvekili Sırrı Sakık'ın ettiği bir cümleyi aktarıyor.
01:40Sakık, Ahmet Spor'u Kürt halkının isyanı ve dünya üzerindeki tüm Kürtlerin sembolü olarak tanımlıyor.
01:46Görüyor musunuz futbol takamı bir anda yeşil sağlardan çıkıp tamamen siyasi bir sembolü haline getiriliyor.
01:53Siyasetteki bu karşılıklı eksen kayması gerçekten çok enteresan.
01:58Buradan bir başka tartışmalı konuya sarı torba meselesine geçelim.
02:01Kamuoyunda yüksek gerilim yaratan bir başka sembolün zaman içinde nasıl farklı şekillerde ele alındığına bakacağız.
02:08Tabii konuya girmeden önce şu sarı torba kavramı tam olarak nedir onu bir netleştirelim.
02:13Eski bir İçişleri Bakanı tarafından sıkça kullanılarak popülerleşen bu terim etkisiz hale getirilen teröristlerin konduğu ceset torbalarını ifade ediyor.
02:22Yazar yakın zamanda bir futbol maçında taraftarlarca tekrar gündeme getirilen ve ortalığı karıştıran bu sembolün kökenine iniyor.
02:29Şimdi buradaki en can alıcı nokta şu.
02:31Yazar eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun bu terimi yıllar içinde nasıl tekrar tekrar hatta övünerek normalleştirdiğini kronolojik bir sırayla
02:40anlatıyor.
02:412021 yılında bu ifade kullanıldığında salonların alkıştan yıkıldığını,
02:462022'ye geldiğimizde ya sarı torba ya teslim şeklinde bir slogana dönüştüğünü,
02:512023'te ise bunun artık tamamen aktif bir devlet dili olarak benimsendiğini aktarıyor.
02:57Yani düne kadar bu söylem gayet normal, hatta alkışlanan bir şeydi.
03:01Fakat yazarın da vurguladığı üzere devlet dilinde yıllarca alkış toplayan bu sembol,
03:06yakın zamandaki maçta taraftarların eline geçince işler bir anda tersine dönüyor.
03:11Diyarbakır Barosu devreye giriyor ve bu sembolün çatışma ve şiddeti çağrıştırdığı,
03:15tehdit niteliği taşıdığı ve toplumsal barışı hedef aldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuyor.
03:21Yazar burada aslında çok önemli bir soru işareti bırakıyor zihnimize.
03:25Devletin yıllarca kullandığı dil ile bugün hukukun ve belirli çevrelerin verdiği tepki arasındaki bu uçurumu nasıl açıklayacağız?
03:32Tam da bu uçurumdan bahsetmişken hukuki tepkilerdeki zıtlıklara bakmamız şart.
03:37Yazar adalet sisteminin farklı gruplara yaklaşımındaki keskin ayrımları ortaya koyuyor.
03:42Gelin bu çifte standart iddialarına biraz daha yakından bakalım.
03:45İncelediğimiz makale burada resmen altı çizilmesi gereken bir tezat sunuyor.
03:50Bir yanda stadyumda o meşhur sörü torba eylemini yapıp halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla gözaltına alınan ama sonra ev
03:58hapsiyle serbest kalan taraftarlar var.
04:00Diğer yanda ise sırf anayasal haklarını arayan, sokaklarda seslerini duyurmaya çalışan madenci sendikası yöneticileri.
04:06Onlar aynı suçlamayla doğrudan tutuklanıp cezaevine gönderiliyor.
04:10Yazar adaletin terazisindeki bu denge kaymasını oldukça net bir şekilde eleştiriyor.
04:16Eşitsizlik hissi bununla da sınırlı kalmıyor tabii.
04:19Yazar açıkça anayasaya aykırı gibi duran ama hiçbir yasal süreci tetiklemeyen olayları da peş peşe sıralamış.
04:26Neymiş bunlar?
04:26Yazar, öldürülen teröristler için açılan ve milletvekillerinin de katıldığı taziye çadırları,
04:31Diyarbakır surlarına boy boy asılan terörist paşı posterleri ve maçlarda İstiklal Marşı'nın ıstıklanması.
04:37Yazar, savcıların tüm bu manzaralar karşısında nasıl sessiz kalabildiğini, neden tek bir soruşturma bile açılmadığını sorgulayarak hukuktaki bu zıtlıkları gözler
04:46önüne seriyor.
04:46Ve işin siyasi söylem boyutu, makale, siyasi figürlerin son derece tartışmalı konuları kürsülerden açıkça dile getirirken yetkililerin nasıl sessizliğe gömüldüğünü
04:57not düşüyor.
04:58Örneğin, PKK yasasının ilk adım olarak nitelendirilmesi, meclis çatısı altında Kürt isyanından bahsedilmesi ve hatta anayasanın bu talepler doğrultusunda değiştirilmesi
05:08gerektiğinin konuşulması,
05:09Yazar, bir yandan kesinlikle pazarlık yok denirken, diğer yandan bu devasa iddiaların hiçbir şekilde yalanlanmamasına çok ama çok dikkat çekiyor.
05:18Konuyu biraz değiştirelim ve odak noktamızı Ankara'nın fiziki sokaklarına çevirelim.
05:23Bu siyasi iklimin içinde tamamen farklı bir grubun haklarını aramak için nasıl bir mücadele verdiğine bakacağız.
05:30Gazilerin Ankara Eylemi
05:31Kaynak burada.
05:32Sadece kendi özlük haklarını arayan er gaziler ve er şehit ailelerini yaşadıklarını adım adım anlatıyor.
05:39Dile kolay tam 47 gün.
05:42Ankara'nın göbeğinde karşılaştıkları bürokratik ve fiziksel engeller gerçekten sarsıcı bir tablo çiziyor.
05:47Düşünün, önce sabahın 4.45'inde güven parktan polis zoruyla çıkarılıyorlar.
05:53Ardından bizzat milletin bağışlarıyla yapılan gazi uyumu evine gitmek istiyorlar ama karşılarına askerler dikiliyor.
05:59En sonunda dertlerini anlatmak için Milli Savunma Bakanlığı'na yürümek istediklerinde de kendilerini ağır bir polis ablukasının içinde buluyorlar.
06:07Tam bir soğuk duvar etkisi.
06:09Durun, işin rengi burada daha da değişiyor.
06:12Kaynağımıza göre sırf bu hak arayışını, bu protestoyu boşa çıkarmak için basında bir karalama kampanyası başlatılıyor.
06:19İşin en çarpıcı kısmı ne biliyor musunuz?
06:21Platform sözcüsü Erdem Çerçioğlu, Bakanlar Kurulu kararıyla tam 28 yıldır göğsünde devlet övünç madalyası taşıyan biri.
06:29Ama bir anda bazı medya organlarında sahte gazi olarak yaftalanmaya çalışılıyor.
06:35Yazar bunu açık ve net bir şekilde gazileri itibarsızlaştırma operasyonu olarak tanımlıyor.
06:40Ve işte geldik en beklenmedik gelişmeye.
06:43İncelememizin bu son kısmında siyasi elpazenin birbirine tamamen zıt iki ucu arasında yaşanan o şaşırtıcı etkileşime bakacağız.
06:51Gaziler Ankara'da günlerce muhatap bulamayıp bürokratik duvarlara çarparken hiç beklenmedik bir yerden bir çare geliyor.
06:58Makalede aktarıldığına göre Dem Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan gazilere bir zeytin dalı uzatıyor.
07:05Sizin de acınız kıymetlidir, ya siz gelin ya da biz size gelelim sizi dinleyelim diyerek onları görüşmeye davet ediyor.
07:11Hatta gazilerin acısını Cumartesi anneleri ve Barış annelerinin acısıyla eş tutuyor.
07:17Devlet yetkililerinden yüz bulamayan gazilere yapılan bu çağrı aslında bugünün Türkiye'sindeki siyasi manevraların ne kadar ilginçleşebildiğinin net bir göstergesi.
07:26Peki gazilerin bu sürpriz davete yanıtı ne oluyor dersiniz?
07:29Sadece tek bir cümle, Cüdi'de buluşalım.
07:32Şiddetli askeri çatışmaların yaşandığı o meşhur Cüdi Dağı'na yapılan bu atıf aslında çok şey anlatıyor.
07:38Yazarın da hissettirdiği gibi Türkiye'nin o derin, kanlı ve henir hiç çözülmemiş fayatlarını, gerilimlerini tek bir cümlede adeta tokat
07:46gibi yüzümüze çarpıyor.
07:47Tüm bu anlattıklarımızı toparlarsak, sizi aslında yazarın da metin boyunca bize sordurttuğu şu soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:54Siyasi eksenlerin ışık hızıyla yer değiştirdiği, dün yok sayılanın bugün tebrik edildiği ve hukuki çifte standart iddialarının havada uçuştuğu böylesine
08:04bir manzarada yeni sınırları kim çiziyor, kuralları, sınırları ve geleceği yazan kalemi aslında kim elinde tutuyor?
08:11Bunu biraz düşünelim.