00:00Herkese merhaba, bugünkü analizimize hoş geldiniz.
00:02Bugün masamızda oldukça dikkat çekici, dozu yüksek, milliyetçi tonlarıyla öne çıkan bir köşe yazısı var.
00:08Yazar Mehmet Özkendirci'nin kaleme aldığı Beyler Burası Türkiye.
00:12Amacımız bu siyasi yorumu, içindeki çok katmanlı ve oldukça yüklü iddiaları objektif bir mercekle inceleyip,
00:19aslında yazarın ne demek istediğini tam anlamıyla kavramak.
00:22Yazarın bu kapsamlı iddialarını daha rahat okuyabilmek için konuyu 5 ana başlıkta topladık.
00:27Adalet eşitsizliği, siyasi çifte standartlar, ideoloji ve kimlik, eğitim ve vakıflar ve son olarak demografi ve dış politika.
00:36Hadi hemen dalalım.
00:37Birinci bölümümüz, Adalet eşitsizliği.
00:40Yazarın en büyük tepkilerinden biri hükümetin farklı gruplara yaklaşımındaki o devasa uçurum.
00:47Şöyle ki, bir tarafta meclisin hemen yanı başında protez yardımlarının kesilmesini ve rütbe sorunlarını günlerce protesto eden gaziler ve şehit
00:55aileleri var.
00:56Yazar, devletin bu insanları adeta görmezden geldiğini söylüyor.
01:01Ama diğer tarafa baktığımızda, şiddete bulaşmamış PKK üyeleri için planlandığı konuşulan af,
01:07iş imkanları ve topluma kazandırma projelerinin hızla gündeme getirildiğini görüyoruz.
01:12Özkenderci'ye göre bu durum, kelimenin tam anlamıyla kabul edilemez bir haksızlık.
01:17Hatta tam bu noktada yazarın çok çarpıcı, oldukça ironik bir çıkışı var.
01:22Diyor ki, sahi sizde bizim bilmediğimiz terör ölçer cihazlar mı var?
01:26Yani kimin teröre karışıp karışmadığını nasıl bu kadar net tespit edeceksiniz demek istiyor.
01:32Yazar, Abdullah Öcalan gibi figürlerin dahil edileceği bir süreç yerine,
01:36bu kadar hayati ve geri dönüşü olmayan kararların,
01:39öncelikle şehit aileleri ve gazilerle masaya oturularak alınması gerektiğini çok net bir dille savunuyor.
01:45Gelelim ikinci bölüme.
01:47Siyasi çifte standartlar.
01:48Şimdi yazarın yerel yönetimlere dair iddialarına bakalım.
01:53Özkenderci'ye göre, eğer bu rüzgar böyle eserse,
01:56bir sonraki seçime kadar CHP'nin elinde resmen belediye başkanı kalmayacak.
02:00Tablo gerçekten ilginç.
02:02Sadece İstanbul özelindeki rakamlara dikkat çekiyor yazar.
02:0527 CHP'li belediyeden 16'sının başkanı görevden alınmış veya tutuklanmış durumda.
02:10Peki ya iktidar partisinin yönetimindeki 13 belediye?
02:13Yazar, bu belediyelerin adeta dokunulmazlık zırhıyla korunduğunu, sürecin tamamen ama tamamen taraflı işlediğini iddia ediyor.
02:21Bu taraflılık argümanını güçlendirmek için de çok tanıdık bir ismi, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçe'yi örnek gösteriyor.
02:30Düşünün, mevcut CHP'li başkanlar ışık hızıyla yargılanıp tutuklanırken,
02:35bizzat Bülent Arınç'ın Ankara'yı parsel parsel sattı dediği ve hakkında yüze yakın suç duyurusu olduğu söylenen Gökçe'nin
02:42dosya kapaklarının tozu bile alınmıyor, diyor yazar.
02:45İşte bu tezat, yazarın çifte standart eleştirisinin tam merkezine oturuyor.
02:50Dahası da var. İddiaya göre bu iş sadece tutuklamalarla da bitmiyor.
02:56CHP'deyken haklarında yolsuzluk iddiaları olan bazı siyasetçilerin, iktidar partisine, yani AK Parti'ye geçtikleri anda,
03:04sanki sihirli bir değnek değmişçesine AKPAK olduklarını tüm suçlamalardan arındıklarını belirtiyor.
03:11Yazar bu argümanını havada bırakmıyor.
03:14Aydın ve Afyon'da yaşanan siyasi parti değişikliklerini bu duruma net birer örnek olarak sunuyor.
03:21Peki siyasetçilerin bu hamleleri işe yarıyor mu?
03:24Yazarın buradaki uyarısı çok ama çok sert.
03:27Bütün bu eylemlerin aslında iktidarın kendi ayağına sıkması anlamına geldiğini söylüyor.
03:32Hatırlarsınız Ekrem İmamoğlu İstanbul'da ilk seçimi 13 bin civarı bir oyla kazanmış ancak seçim iptal edilmişti.
03:39Sonrasında ne oldu? O fark devasa bir rakama tam 800 bin oya çıktı.
03:44Yazar işte bu 800 bin rakamını hatırlatarak halkın iradesinin yok sayılmasına sandıkta nasıl tarihi bir cevap verildiğini vurguduyor.
03:52Devam ediyoruz.
03:54Üçüncü bölümümüz İdeoloji ve Kimlik
03:56Yazarın sadece iktidara değil muhalefete ve toplumsal tartışmalara dair de çektiği çok kalın kırmızı çizgiler var.
04:05Örneğin isim vermeden bahsettiği yeni partinin sırf 3-5 oy fazla alacağım diye Atatürk çizgisinden kesinlikle sapmaması gerektiğini aksi takdirde
04:14sıradanlaşıp yok olacağını savunuyor.
04:17Şeyh Said'in ailesinden özür dilenmesi gibi fikirleri kapıdan bile içeri sokmuyor, tamamen reddediyor.
04:23Anadille eğitim mi?
04:24Yazara göre bu vatanı bölmeye giden yola döşenmiş kirli taşlardan başka bir şey değil ve ekliyor bakın İngiltere'ye, Fransa
04:32'ya, Japonya'ya bu ülkelerin hepsinin tek bir resmi dili var diyor.
04:36İşte bu vatandaşlık ve kimlik inşasını Atatürk'ün o meşhur ne mutlu Türküm diyene sözü üzerinden temellendiriyor.
04:43Dağlara taşlara bu yazının yazılmasından rahatsızlık duyan sırrı sakık gibi isimlere doğrudan ve sert bir tepkisi var.
04:50Kimseyi zorla Türk yapmıyoruz diyor yazar ancak bu topraklarda yaşayan herkesin resmi dili Türkçedir.
04:57Onun dünyasında Türklük öyle ucuzlatılacak, içi boşaltılacak bir kavram değil, kendi deyimiyle Türk doğulur ve Türk ölünür.
05:05Dördüncü bölümümüz Eğitim ve Vakıflar
05:08Şimdi tekrar güncel olaylara tutuklanan muhalif siyasetçilere dönelim.
05:13Odaktaki isimlerden biri Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş.
05:17Yazar burada olayın bambaşka bir boyutu olduğunu ima ediyor.
05:20Diyor ki Dedetaş göreve gelir gelmez Türgev, Ensar ve Aziz Hüdayi gibi hükümete çok yakın vakıflara tam 49 yıllığına tahsis
05:28edilmiş 30 belediye binasını geri aldı.
05:30Yazar bunu çok manidar buluyor ve ironik bir şekilde bundan büyük suç mu olur diye soruyor.
05:36Yani o yargı süreçlerinin asıl motivasyonunun kesilen bu rant kaynakları olduğunu iddia ediyor.
05:41Tam bu noktada yazar toplumun gündemiyle ilgili harika bir tespit yapıyor.
05:46Bir yanda gerçekten can yakan somut krizler var.
05:49Okula aç giden çocuklarımız, okullardaki inanılmaz temizlik sorunları, yerlerde sürünen tarihin en düşük matematik ve fenletleri.
05:57Ama gelin görün ki bizim kamuoyu olarak tartıştığımız şeyler ne?
06:01Vahdettin İngiliz gemisiyle mi kaçtı veya Kurtuluş Savaşı aslında hiç yaşanmadı mı gibi absürt geçmişe dönük tartışmalar.
06:08Yazara göre bu bir tesadüf değil.
06:10Eğitim sistemi kelimenin tam anlamıyla can çekişirken toplum bilinçli bir şekilde bu dikkat dağıtıcı suni gündemlerle uyutuluyor.
06:18Ve geldik 5. son bölümümüze Demografi ve Dış Politika.
06:23Yazarın metnindeki belki de en sarsıcı, en derin gelecek kaygılarından biriyle karşılaşıyoruz burada.
06:29Rakam gerçekten ürkütücü.
06:31Üç katı.
06:32Yazar, Atatürk'ün bizzat referandumla vatan topraklarına kattığı Hatay'da Suriyelilerin doğum oranının, Türklerin doğum oranından tam üç kat fazla olduğunu
06:41iddia ediyor.
06:42Ve herkesin tüylerini diken diken edecek o soruyu soruyor.
06:45Demografi bu hızla değişmeye devam ederse ve yarın öbür gün Suriyeliler bir referandum talep ederse Hatay Türkiye'den koparılacak mı?
06:53İçeride demografik durum buyken yazarın dış politikadaki hayal kırıklığı da bir o kadar büyük.
07:00Türkiye'nin yurt dışındaki devasa yatırımlarını hepimiz biliyoruz.
07:04Gidip Somali'ye devasa Recep Tayyip Eldoğan Hastanesi'ni kuruyoruz.
07:08Suriye'de okullar, yollar, on binlerce konut inşa ediyoruz.
07:12Ama yazar için asıl sinir bozucu olan, günün sonunda karşılaştığımız tablo.
07:16O kadar yardım ettiğimiz Somali dönüp Türk vatandaşlarından vize istiyor.
07:20Altyapısını tırnaklarımızla kurduğumuz Suriye'de ise kaynakların işletme hakkı gidip Fransa'ya veriliyor.
07:27Yazar, Türkiye'nin bu dış fedakarlıklarının nasıl suistimal edildiğini büyük bir öfkeyle dile getiriyor.
07:33Peki, bütün bu iddialar, bu karamsar tablo bize ne söylüyor?
07:38Yazarın çizdiği bu son derece kutuplaştırıcı, kaygı dolu çerçevenin ardından sizi şu kışkırtıcı soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:46Adaletteki bu uçurumlar, çifte standart iddiaları ve sınır boylarımızdaki o sessiz ama derinden ilerleyen demografik değişimler.
07:54Günün sonunda tüm bunlar, Türkiye'nin geleceğini ve kimliğini baştan aşağı yeniden mi tanımlayacak?
08:00Bu sert anlatıların toplumdaki yansımalarını önümüzdeki süreçte çok daha net göreceğiz gibi duruyor.
08:06Üzerine kesinlikle uzun uzun düşünülmesi gereken bir konu.
08:10Analizimize katıldığınız için çok teşekkürler, bir sonrakinde görüşmek üzere.
08:14Hoşçakalın.
Yorumlar