00:00Herkese selam. Bugün elimizde gerçekten çok çarpıcı, oldukça hararetli ve dürüst olmak gerekirse biraz da kutuplaştırıcı bir metin var.
00:08Mehmet Edip Ören'in kaleme aldığı bu yazı Türk spor kültürüne yönelik çok sert eleştiriler barındırıyor.
00:14Futbolun iflası, sultanların zaferi başlıklı bu metinde yazar sadece sağdaki skorları değil, o skorların arkasındaki zihniyeti, ekonomiyi ve yöneticileri hedef
00:24alıyor.
00:24Biz de bu incelememizde hiçbir taraf tutmadan yazarın argümanlarını adım adım haritalandıracağız.
00:30Gelin bu tutkulu tartışmanın detaylarına birlikte bakalım.
00:33Peki yazar bu eleştiriye nereden başlıyor biliyor musunuz?
00:36Çok tanıdık, sarsılmaz bir temelden.
00:39Ören analizine Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün o meşhur sözüyle giriş yapıyor.
00:45Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim.
00:49Yazar için bu cümle öylesine yapılmış tarihi bir alıntı değil.
00:52Aksine tüm spor camiasını sporculara ve yöneticileri değerlendirirken kullandığı kesin bir notlandırma sistemi.
00:59Adeta bir turnusol kağıdı.
01:01İşte yazar tam da burada hepimize o kritik soruyu soruyor.
01:05Peki bu kritere gerçekten kim uyuyor?
01:07Bu inceleme boyunca aklımızın bir köşesinde tutmamız gereken asıl soru bu aslında.
01:12Yazar bu standartın çok altında kaldığına inandığı kesim ile bu ideali fazlasıyla aşan kesim arasında devasa bir zıtlık kuruyor.
01:20Hazırsanız yazarın sınıfta kaldığını iddia ettiği tarafa yani ilk durağımıza geçelim.
01:25Birinci bölüm futbolun iflası.
01:28Yazarın ilk büyük argümanı Türkiye'deki erkek futbolunun o devasa bütçelerine rağmen yaşadığını iddia ettiği sistemsel çöküşe odaklanıyor.
01:36Şimdi yazarın ortaya koyduğu şu ekonomik iddiaya bir bakın.
01:41Diyor ki,
01:41Eğer futbola akıtılan o akıl almaz bütçelerin sadece ama sadece onda biri, evet yanlış duymadınız onda biri voleybol ve basketbola
01:51harcansaydı Türkiye tartışmasız dünya şampiyonu olurdu.
01:54Yani yazara göre başarısızlığın asıl kaynağı parasızlık falan değil.
01:58O paranın yanlış ve verimsiz kullanımı.
02:01Bunu fiziksel bir örnekle de çok güzel somutlaştırıyor yazar.
02:04Şöyle düşünün, milyarlar harcanarak devasa futbol stadyumları yapılıyor değil mi?
02:09Ama yazar, ortada dişe dokunur uluslararası bir başarı olmadığını savunuyor.
02:14Öte yandan, bize o gurur verici dünya şampiyonluklarına getiren bir voleybol salonunun maliyeti ne kadar dersiniz?
02:20Yazarın hesabına göre, tribünleriyle beraber sıradan bir apartman binası kadar.
02:25Kısacası, devasa beton yatırımlarının otomatik olarak sportif başarı getirmediğini iddia ediyor.
02:31Tabii bir de şu meşhur transfer çılgınlığı var.
02:33Büyük kulüplerin sahaya 10, bazen 11 yabancı goyuncuyla çıkmasını çok sert eleştiriyor kaynak Metin.
02:39Yazar bunu tam bir iflas tablosu olarak tanımlıyor.
02:42Neden mi?
02:43Çünkü hem kendi milli yeteneklerimizin önü kesiliyor, hem de milyonlarca euro yurt dışına akıp gidiyor.
02:49Sezon başı, havalimanında çiçeklerle, coşkuyla karşılanan o yıldızların,
02:53sezon sonu hüsranla geri dönmesi, yazarın en çok tepki gösterdiği israf kalemi.
02:58İşin daha da çarpıcı tarafı şu, yazar sadece sistemi değil, bizzat futbolcu profilin de hedef tahtasına oturtuyor.
03:05Kendi sosyal çevresindeki kişisel gözlemlerine dayanarak çizdiği tablo oldukça ağır.
03:10Yazarın iddiasına göre birçok futbolcu eğitimsiz, maçtan önce prim pazarlığı yapmadan sahada sadece geziniyorlar ve
03:16hayatları lüks arabalarla gece kulüpleri etrafında dönüyor.
03:20Hani o demin bahsettiğimiz zeki ve ahlaklı kriteri vardı ya, işte yazar o kriterin futbol camiasında tamamen çöktüğünü savunuyor.
03:27Gelelim ikinci bölüme, Sultanların Zaferi.
03:30Futbolun o karanlık tablosundan çıkıp, yazarın övgüyle yere göğe sığdıramadığı aydınlık tarafa,
03:36yani kadın milli voleybol takımımıza geçiyoruz.
03:39Yazar, Filin'in sultanları için futbolcuların tam zıttı bir profil çiziyor.
03:44Nasıl mı? Çok net.
03:45Eğitimli, son derece görgülü ve entelektüel olarak donanımlılar diyor.
03:49Hatta o kadar ileri gidiyor ki bu sporcuların sahadaki mücadelelerini tarihi savaşçılara, Amazonlara, Tomris altına benzetiyor.
03:57Yazarın gözünde attıkları her smaç adeta düşman bağrını isabet eden bir ok.
04:02Kısacası Atatürk'ün o sporcu ideali kelimenin tam anlamıyla bu kadınlarda vücut buluyor yazara göre.
04:07Bu iki dünya arasındaki ahlaki farkı göstermek için yazar çok spesifik bir zıtlık üzerinden gidiyor.
04:13Bir yanda sahaya çıkmak için önceden prim pazarlığı yaptığı iddia edilen futbolcular,
04:19diğer yanda ise şampiyonluk sonrası kendilerine ne dilerseniz dileyin dendiğinde büyük bir tevazuyla hiçbir şey cevabını veren voleybolcular.
04:27Burada efsanevi kaptan Eda Erdem'in o meşhur mütevazı duruşunu da özellikle vurguluyor yazar.
04:33Yani maddi açgözlülük ile saf adanmışlık arasındaki farkı tam da buradan okuyor.
04:383. Bölüm Spor Yönetimine Yönelik Eleştiriler
04:42Yazar burada oklarını sistemin en tepesindeki isimlere, spor yöneticilerine çeviriyor.
04:48Metin, o olimpiyatlardaki sıfır madalya hezimetinin faturasını kime kesiyor dersiniz?
04:53Doğrudan bu yöneticilere.
04:55Yazarın iddiaları gerçekten çok ağır.
04:57Adam kayırmacılık, liyakatsizlik, hatta sporculara destek vermek yerine kalabalık heyetlerle adeta turistik seyahatlere çıkmakla suçluyor onları.
05:06Düşünsenize, yazar bu idari kadroyu bir destek mekanizmasından çok şişirilmiş bir turizm ajentesine benzetiyor.
05:14Tabi yazarın kendine has, oldukça sivri dilli bir hicif tarzı var.
05:18Yöneticilerin isimlerini ironik kelime oyunlarıyla bükerek onlara bakamayan ve yerli ve milli kaya gibi alaycı lakaplar takıyor.
05:26Bu kelime oyunları aslında yazarın o yöneticilerin yetkinliğini duyduğu güvensizliği, hatta öfkeyi bizlere aktarmak için kullandığı oldukça agresif bir siyasi
05:35yorum stratejisi.
05:36Bu eleştirileri havada bırakmamak için yazar çok kavetiktir anekdotla paylaşıyor.
05:42İddiaya göre üst düzey bir spor yöneticisi bir güreş müsabakasında kendi oğlu yenilince sahaya dalıp hakem kovalıyor.
05:49İnanılmaz değil mi? Yazar bu olayı sporun zirvesindeki o adam kayırmacılığın, profesyonellikten uzak tavrın ne boyutlara ulaştığının çarpıcı bir kanıtı
05:58olarak sunuyor.
05:59Yani işte sporumuz tam da bu yüzden bu halde diyor.
06:03Ve dördüncü bölüm siyasi hicive kapanış düşünceleri.
06:07Makalenin sonuna doğru gelirken yazar spordan tamamen kopup rotayı çok sert bir siyasi hicive çeviriyor.
06:13Yazar siyasi rakiplerini iğnelemek için son derece provokatif ve mizahi bir diyelim ki ayı taksonomisi oluşturuyor.
06:23Birinci adımda eski Irak harekatından bildiğimiz çöl ayısı Schwarzkopf var.
06:28İkinci adımda geçmiş siyasetten otel ayısı Mustafa Taşer'ı hatırlatıyor.
06:34Sonra da oklarını günümüze doğrudan kendi rakiplerine çevirerek onları komisyon ayısı olarak nitelendiriyor.
06:40Açıkçası yazar tarihi ve güncel referansları harmanlayarak siyasetteki rakiplerini kendi o imza niteliğindeki sert mizahıyla hedefe koyuyor.
06:50İşte bu hararetli analizin sonuna gelirken o baştaki zıtlıklardan geriye aklımızı kurcalayan çok kritik bir soru kalıyor.
06:58Biz sporumuzda başarıyı gerçekten nasıl ölçmeliyiz?
07:01Harcanan o milyonlarca euroluk devasa bütçelerle mi?
07:04Yoksa sporcuların sahada ortaya koyduğu o duruş, karakter ve adanmışlıkla mı?
07:09Mehmet Edip Ören'in bu kutuplaştırıcı metni bizleri o bütçeyle ahlak arasındaki ince çizgiyi sorgulamaya itiyor.
07:15Peki sizin başarı kriteriniz hangisi?
07:17Bu incelememize katıldığınız için teşekkürler.
07:20Bilgiyle kalın, merakla kalın.
07:24İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar