Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Yazar Mehmet Edip Ören, Türk sporunun mevcut durumunu futbol ve voleybol üzerinden karşılaştırmalı bir perspektifle ele almaktadır. Futbola yapılan devasa yatırımlara rağmen başarısızlık, eğitimsizlik ve yabancı oyuncu bağımlılığı gibi sorunların sporu gerilettiği savunulmaktadır. Buna karşın, kısıtlı imkanlarla büyük zaferler kazanan Kadın Milli Voleybol Takımı, Atatürk ilkelerine bağlılıkları ve örnek kişilikleriyle başarının asıl temsilcileri olarak gösterilmektedir. Metinde ayrıca spor yönetimi ve siyaset dünyasındaki liyakat sorunları sert bir dille eleştirilerek kurumsal çürümeye dikkat çekilmektedir. Sonuç olarak, voleybolcu kadınların milli gurur ve ahlaki üstünlüğü temsil ettiği, futbol dünyasının ise bir iflasın eşiğinde olduğu vurgulanmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese selam. Bugün elimizde gerçekten çok çarpıcı, oldukça hararetli ve dürüst olmak gerekirse biraz da kutuplaştırıcı bir metin var.
00:08Mehmet Edip Ören'in kaleme aldığı bu yazı Türk spor kültürüne yönelik çok sert eleştiriler barındırıyor.
00:14Futbolun iflası, sultanların zaferi başlıklı bu metinde yazar sadece sağdaki skorları değil, o skorların arkasındaki zihniyeti, ekonomiyi ve yöneticileri hedef
00:24alıyor.
00:24Biz de bu incelememizde hiçbir taraf tutmadan yazarın argümanlarını adım adım haritalandıracağız.
00:30Gelin bu tutkulu tartışmanın detaylarına birlikte bakalım.
00:33Peki yazar bu eleştiriye nereden başlıyor biliyor musunuz?
00:36Çok tanıdık, sarsılmaz bir temelden.
00:39Ören analizine Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün o meşhur sözüyle giriş yapıyor.
00:45Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim.
00:49Yazar için bu cümle öylesine yapılmış tarihi bir alıntı değil.
00:52Aksine tüm spor camiasını sporculara ve yöneticileri değerlendirirken kullandığı kesin bir notlandırma sistemi.
00:59Adeta bir turnusol kağıdı.
01:01İşte yazar tam da burada hepimize o kritik soruyu soruyor.
01:05Peki bu kritere gerçekten kim uyuyor?
01:07Bu inceleme boyunca aklımızın bir köşesinde tutmamız gereken asıl soru bu aslında.
01:12Yazar bu standartın çok altında kaldığına inandığı kesim ile bu ideali fazlasıyla aşan kesim arasında devasa bir zıtlık kuruyor.
01:20Hazırsanız yazarın sınıfta kaldığını iddia ettiği tarafa yani ilk durağımıza geçelim.
01:25Birinci bölüm futbolun iflası.
01:28Yazarın ilk büyük argümanı Türkiye'deki erkek futbolunun o devasa bütçelerine rağmen yaşadığını iddia ettiği sistemsel çöküşe odaklanıyor.
01:36Şimdi yazarın ortaya koyduğu şu ekonomik iddiaya bir bakın.
01:41Diyor ki,
01:41Eğer futbola akıtılan o akıl almaz bütçelerin sadece ama sadece onda biri, evet yanlış duymadınız onda biri voleybol ve basketbola
01:51harcansaydı Türkiye tartışmasız dünya şampiyonu olurdu.
01:54Yani yazara göre başarısızlığın asıl kaynağı parasızlık falan değil.
01:58O paranın yanlış ve verimsiz kullanımı.
02:01Bunu fiziksel bir örnekle de çok güzel somutlaştırıyor yazar.
02:04Şöyle düşünün, milyarlar harcanarak devasa futbol stadyumları yapılıyor değil mi?
02:09Ama yazar, ortada dişe dokunur uluslararası bir başarı olmadığını savunuyor.
02:14Öte yandan, bize o gurur verici dünya şampiyonluklarına getiren bir voleybol salonunun maliyeti ne kadar dersiniz?
02:20Yazarın hesabına göre, tribünleriyle beraber sıradan bir apartman binası kadar.
02:25Kısacası, devasa beton yatırımlarının otomatik olarak sportif başarı getirmediğini iddia ediyor.
02:31Tabii bir de şu meşhur transfer çılgınlığı var.
02:33Büyük kulüplerin sahaya 10, bazen 11 yabancı goyuncuyla çıkmasını çok sert eleştiriyor kaynak Metin.
02:39Yazar bunu tam bir iflas tablosu olarak tanımlıyor.
02:42Neden mi?
02:43Çünkü hem kendi milli yeteneklerimizin önü kesiliyor, hem de milyonlarca euro yurt dışına akıp gidiyor.
02:49Sezon başı, havalimanında çiçeklerle, coşkuyla karşılanan o yıldızların,
02:53sezon sonu hüsranla geri dönmesi, yazarın en çok tepki gösterdiği israf kalemi.
02:58İşin daha da çarpıcı tarafı şu, yazar sadece sistemi değil, bizzat futbolcu profilin de hedef tahtasına oturtuyor.
03:05Kendi sosyal çevresindeki kişisel gözlemlerine dayanarak çizdiği tablo oldukça ağır.
03:10Yazarın iddiasına göre birçok futbolcu eğitimsiz, maçtan önce prim pazarlığı yapmadan sahada sadece geziniyorlar ve
03:16hayatları lüks arabalarla gece kulüpleri etrafında dönüyor.
03:20Hani o demin bahsettiğimiz zeki ve ahlaklı kriteri vardı ya, işte yazar o kriterin futbol camiasında tamamen çöktüğünü savunuyor.
03:27Gelelim ikinci bölüme, Sultanların Zaferi.
03:30Futbolun o karanlık tablosundan çıkıp, yazarın övgüyle yere göğe sığdıramadığı aydınlık tarafa,
03:36yani kadın milli voleybol takımımıza geçiyoruz.
03:39Yazar, Filin'in sultanları için futbolcuların tam zıttı bir profil çiziyor.
03:44Nasıl mı? Çok net.
03:45Eğitimli, son derece görgülü ve entelektüel olarak donanımlılar diyor.
03:49Hatta o kadar ileri gidiyor ki bu sporcuların sahadaki mücadelelerini tarihi savaşçılara, Amazonlara, Tomris altına benzetiyor.
03:57Yazarın gözünde attıkları her smaç adeta düşman bağrını isabet eden bir ok.
04:02Kısacası Atatürk'ün o sporcu ideali kelimenin tam anlamıyla bu kadınlarda vücut buluyor yazara göre.
04:07Bu iki dünya arasındaki ahlaki farkı göstermek için yazar çok spesifik bir zıtlık üzerinden gidiyor.
04:13Bir yanda sahaya çıkmak için önceden prim pazarlığı yaptığı iddia edilen futbolcular,
04:19diğer yanda ise şampiyonluk sonrası kendilerine ne dilerseniz dileyin dendiğinde büyük bir tevazuyla hiçbir şey cevabını veren voleybolcular.
04:27Burada efsanevi kaptan Eda Erdem'in o meşhur mütevazı duruşunu da özellikle vurguluyor yazar.
04:33Yani maddi açgözlülük ile saf adanmışlık arasındaki farkı tam da buradan okuyor.
04:383. Bölüm Spor Yönetimine Yönelik Eleştiriler
04:42Yazar burada oklarını sistemin en tepesindeki isimlere, spor yöneticilerine çeviriyor.
04:48Metin, o olimpiyatlardaki sıfır madalya hezimetinin faturasını kime kesiyor dersiniz?
04:53Doğrudan bu yöneticilere.
04:55Yazarın iddiaları gerçekten çok ağır.
04:57Adam kayırmacılık, liyakatsizlik, hatta sporculara destek vermek yerine kalabalık heyetlerle adeta turistik seyahatlere çıkmakla suçluyor onları.
05:06Düşünsenize, yazar bu idari kadroyu bir destek mekanizmasından çok şişirilmiş bir turizm ajentesine benzetiyor.
05:14Tabi yazarın kendine has, oldukça sivri dilli bir hicif tarzı var.
05:18Yöneticilerin isimlerini ironik kelime oyunlarıyla bükerek onlara bakamayan ve yerli ve milli kaya gibi alaycı lakaplar takıyor.
05:26Bu kelime oyunları aslında yazarın o yöneticilerin yetkinliğini duyduğu güvensizliği, hatta öfkeyi bizlere aktarmak için kullandığı oldukça agresif bir siyasi
05:35yorum stratejisi.
05:36Bu eleştirileri havada bırakmamak için yazar çok kavetiktir anekdotla paylaşıyor.
05:42İddiaya göre üst düzey bir spor yöneticisi bir güreş müsabakasında kendi oğlu yenilince sahaya dalıp hakem kovalıyor.
05:49İnanılmaz değil mi? Yazar bu olayı sporun zirvesindeki o adam kayırmacılığın, profesyonellikten uzak tavrın ne boyutlara ulaştığının çarpıcı bir kanıtı
05:58olarak sunuyor.
05:59Yani işte sporumuz tam da bu yüzden bu halde diyor.
06:03Ve dördüncü bölüm siyasi hicive kapanış düşünceleri.
06:07Makalenin sonuna doğru gelirken yazar spordan tamamen kopup rotayı çok sert bir siyasi hicive çeviriyor.
06:13Yazar siyasi rakiplerini iğnelemek için son derece provokatif ve mizahi bir diyelim ki ayı taksonomisi oluşturuyor.
06:23Birinci adımda eski Irak harekatından bildiğimiz çöl ayısı Schwarzkopf var.
06:28İkinci adımda geçmiş siyasetten otel ayısı Mustafa Taşer'ı hatırlatıyor.
06:34Sonra da oklarını günümüze doğrudan kendi rakiplerine çevirerek onları komisyon ayısı olarak nitelendiriyor.
06:40Açıkçası yazar tarihi ve güncel referansları harmanlayarak siyasetteki rakiplerini kendi o imza niteliğindeki sert mizahıyla hedefe koyuyor.
06:50İşte bu hararetli analizin sonuna gelirken o baştaki zıtlıklardan geriye aklımızı kurcalayan çok kritik bir soru kalıyor.
06:58Biz sporumuzda başarıyı gerçekten nasıl ölçmeliyiz?
07:01Harcanan o milyonlarca euroluk devasa bütçelerle mi?
07:04Yoksa sporcuların sahada ortaya koyduğu o duruş, karakter ve adanmışlıkla mı?
07:09Mehmet Edip Ören'in bu kutuplaştırıcı metni bizleri o bütçeyle ahlak arasındaki ince çizgiyi sorgulamaya itiyor.
07:15Peki sizin başarı kriteriniz hangisi?
07:17Bu incelememize katıldığınız için teşekkürler.
07:20Bilgiyle kalın, merakla kalın.
07:24İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar

Önerilen