00:00Tamamdır, hadi hemen konuya girelim.
00:02Bugün Lütfullah Kaleli'nin Türkiye'nin psikolojik ve diplomatik savaşlara karşı direnci üzerine yazdığı
00:07gerçekten oldukça çarpıcı ve keskin o jeopolitik dünya görüşünü masaya yatırıyoruz.
00:12Kaleli'nin uluslararası ilişkilerin perde arkasına dair çok iddialı tezleri var.
00:17Biz de burada taraf tutmadan bu karmaşık ve sert argümanları adım adım çözerek
00:22yazarın tam olarak ne anlattığına bakacağız.
00:24Hadi başlayalım.
00:25Bakın yazar okuyucuyu daha en baştan çok sarsıcı bir metaforla yakalıyor.
00:30Çocuk ninnilerle uyutulur, devletler ise sahte dostluk, hayranlık ve abartılı övgülerle uyutulur.
00:36İnanılmaz şüpheci ve sinik bir uluslararası ilişkiler tablosu çiziyor aslında.
00:41Yani o diplomasi masalarındaki tatlı sözler, övgüler var ya, Kaleli'ye göre bunların hepsi birer ninni.
00:48Ulusları uyuşturmak ve savunmasız bırakmak için kurgulanmış sinsi birer taktik.
00:53Peki bu derin bakış açısını nasıl anlayacağız?
00:57Yazarın argümanlarını beş net başlıkta topladık.
01:00Önce diplomasi ve psikolojik savaş kavramlarına bakacağız, sonra tarihi sabotajlara değineceğiz,
01:06üçüncü adımda İran üzerinden bölgesel bir karşılaştırma yapacağız,
01:10ardından devletin ekonomik ve askeri yanıtlarını inceleyip,
01:13son olarak da devlet haklı ve gelecek vizyonuyla toparlayacağız.
01:17İlk başlığımız diplomasi ve psikolojik savaş.
01:21Yani aslında modern savaş alanını yeniden tanımlıyoruz.
01:25Yazarın o bildiğimiz standart siyasi kavramları nasıl tepe taklak ettiğine bir bakalım.
01:31Şimdi ders kitaplarında diplomasi deyince aklımıza barış inşası veya karşılıklı uzlaşı gelir, öyle değil mi?
01:38Ama Kaleli'ye göre durum kesinlikle böyle değil.
01:40O diplomasiyi tamamen düşük maliyetli ve aldatıcı bir savaş yöntemi olarak görüyor.
01:46Düşünün, savaşmadan, en düşük bedelle istediğinizi almak için tasarlanmış,
01:51tamamen laf cambazlığına dayalı, labirent gibi karmaşık bir sistem.
01:55Tek kurşun atmadan, karşı tarafı o diplomatik oyunlarla alt etme sanatı.
02:00İşte işin en ilginç kısmı burada başlıyor.
02:02Kaleli, diplomasiyi doğrudan psikolojik savaş ile birleştiriyor.
02:06Bu, kuralsız bir savaş türü.
02:08Amacı ne peki? Hedef ülkenin birlik, beraberlik ve bilimini yok etmek.
02:13Üstelik bunun kasıtlı bir siyasal körlük yarattığını iddia ediyor.
02:17Ama durun, asıl vurucu nokta şu.
02:20Bu yıkım dışarıdan gelen bir orduyla falan olmuyor.
02:22Yazar, bunun bizzat o ülkenin kendi içinden devşirilen unsurlarla,
02:27yani tam anlamıyla içeriden yapıldığını savunuyor.
02:30Gelelim ikinci başlığımıza.
02:31Tarihi sabotajlarda ambargolar.
02:34Yani bu jeopolitik şüpheciliğin köklerine iniyoruz.
02:37Kurulan bu teorik altyapının, yazarın günümüz olaylarına bakışını nasıl şekillendirdiğini göreceğiz.
02:43Kaleli, bugün Fransa veya Amerika gibi ülkelerden gelen savunma sanayi ortaklıklarını
02:48veya yakınlaşma girişimlerini doğrudan geçmişteki trajedilere bağlıyor.
02:52Ve sunduğu liste gerçekten sarsıcı, kapatılan uçak fabrikaları, patlatılan mühimmat tesisleri,
02:58Kırıkkale'deki bomba fabrikası sabotajı, cinayete kurban giden mühendisler
03:02ve tabii ki önemli bilim insanlarını taşıyan o şüpheli İsparta uçak kazası.
03:07Yazar diyor ki, birkaç tatlı sözle elimizdekileri bozacaklarını sanıyorlar.
03:11Yani bugünkü o sarsılmaz güvensizliğin ana sebebi,
03:14işte bu tarihi sabotajlar,
03:16geçmişin kanlı hafızası bugünün duvarlarını örüyor diyebiliriz.
03:20Üçüncü başlığımız,
03:21Bölgesel Karşılaştırma İran
03:24Burada, psikolojik yenilgi üzerine çarpıcı bir vaka analizimiz var.
03:30Yazar, kendi ülkesine bakmakla yetinmiyor,
03:33tezini kanıtlamak için yüzünü aniden sınır komşusu İran'a çeviriyor.
03:39Yazar, argümanını netleştirmek için çok keskin bir karşılaştırma yapıyor.
03:43Bir yanda İran var,
03:45Kalele'ye göre İran psikolojik savaşı resmen kaybetti,
03:48yarım asırdır ambargolarla boğuşuyor,
03:49hatta içeride o kadar büyük bir birlik sorunu yaşıyor ki,
03:53kendi dini liderinin babasının cenazesine bile güvenlik endişesiyle katılamadığını,
03:57halkın önüne çıkamadığını iddia ediyor.
03:59Diğer yanda ise Türkiye var,
04:01Türkiye'de yoğun ambargolara,
04:03kesintisiz ekonomik saldırılara ve siyasi çekişmelere maruz kalıyor ama,
04:07İran'ın aksine bağımsızlığını koruyor ve bu tehditlerin üzerine dimdik yürüyor.
04:12Hatta Kalele, bu bölgesel okumayı bir adım daha oldukça iddialı bir yere taşıyor.
04:16Diyor ki, İran bugün hala ayaktaysa,
04:20bunu oradaki Türk nüfusuna ve doğrudan Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığına borçlu.
04:24Yani resmen bindiği dalı kesmemesi gerektiğini söylüyor.
04:28Komşusuna yönelik son derece sent ve tavizsiz bir uyarı bu.
04:31Dördüncü bölümümüz,
04:33Ekonomik ve askeri yanıtlar.
04:35Ya da başka bir deyişle, etki-tepki dinamiği.
04:38Tamam tehditler var ama bağımsız bir devlet,
04:42tüm bu çok cepheli, sinsiz saldırılarla masada ve sahada gerçekte nasıl başa çıkıyor?
04:47Öncelikle yazar, Türkiye'yi kuşatan modern tehditlerin net bir haritasını çıkarıyor.
04:52En başa yoğun ambargoları ve kesintisiz ekonomik saldırıları koymuş.
04:55İç siyasetteki uyumsuzluk ve kirlilik de cabası.
04:58Özellikle Yunanistan, İsrail ve Fransa'yı ismen vererek bu düşmanca ittifakların fırsat kolladığını öne sürüyor.
05:05Sadece askeri de değil ha, bu ülkelerin hem dini hem de milli duyguları kullanarak Türk dünyasının arasına nifak sokmaya çalıştıklarını
05:12iddia ediyor.
05:13Fakat yazar sadece bir felaket senaryosu çizip bırakmıyor, adeta bir satranç tahtası kuruyor önümüze.
05:20Dışarıdan gelen her bir baskının devletten gelen hesaplı ve onu daha da güçlendiren bir yanıtı olduğunu savunuyor.
05:26Bakın, ambargolara karşı doğrudan yerli üretime odaklanılıyor.
05:30Ekonomik saldırılara karşı ihlacat ve teknolojik bağımsızlık hamlesi yapılıyor.
05:34Tarikatlar veya siyaset yoluyla emperyalist sızmalar mı var?
05:38Yargı ve polisle anında temizleniyor.
05:40Açık askeri tehditlere karşı da silahlı kuvvetler sürekli güçlendiriliyor.
05:44Yani sistem yediği her darbeye sistemli bir kontra atak yapıyor.
05:49Dahası devlet sadece gelen yumruklara kalkan olmuyor, kaleliğe göre proaktif adımlar dağıtıyor.
05:55Neymiş bunlar?
05:56Birincisi, düşman kuşatmalarını yararak kendi stratejik kuşatmasını oluşturmak.
06:01İkincisi, ticari bağımsızlık için yeni yollar ve geçitler inşa etmek.
06:06Ve üçüncüsü, deniz yolları ve boğazlar üzerindeki kontrolü tartışmasız bir şekilde artırmak.
06:12Bunlar, jeopolitik konumunu sağlama almak için atılan çok net ön alıcı hamleler.
06:17Ve son bölümümüze geliyoruz.
06:19Devlet haklı ve gelecek.
06:21Yani strateji olarak tarihsel hafıza.
06:24Peki, devlet tüm bu karmaşık manevraları kusursuzca nasıl yürütebiliyor?
06:29Yazarın buna çok tarihi, köklü bir cevabı var.
06:3210.000
06:33Kaleliğe göre bu rakam devlet aklının yılı.
06:36Yazar, bunun nesilden nesil aktarılan, devasa, kadim bir tarihsel tecrübe havuzu olduğunu yanıyor.
06:41Yani, verilen onca ekonomik ve askeri yanı tesadüf değil.
06:45Hepsi bu 10.000 yıllık derim, kolektif devlet aklından besleniyor.
06:50Aslında tarih, devleti krizlerde bir refleks gibi koruyan görünmez bir zırh.
06:55İşte bu kadim akılla yönetilen modern Türkiye Cumhuriyeti'ni yazar çok net tanımlıyor.
07:00Bağımsız, akıllı ve kırılmaz bir devlet.
07:03Asla bir iç savaşa sürüklenemeyecek, kurulan her tuzağı bozacak asli bir güce sahip.
07:09Bu yüzden de dışarıdaki ittifaklar ya da kapalı kapılar ardında konuşulanlar için hiç telaş yapmaya gerek yok, diyor Kaleli.
07:17Çünkü bu devlet mekanizması her zaman istediğini nasıl alacağını gayet iyi biliyor.
07:22Ve geldik sonuca.
07:24İncelememizi yazarın dünya görüşünden süzdüğümüz şu vurucu soruyla bitirelim.
07:30Eğer o masadaki diplomasi ve havada uçuşan örgüler aslında psikolojik savaşın ta kendisi ise,
07:3610.000 yıllık bir tarihsel hafıza modern devletlerin bugünkü jeopolitik stratejisini gerçekte ne kadar derinden şekillendirir?
07:43Acaba geleceği anlamak ve hayatta kalmak için sadece bugüne değil ta 10.000 yıl öncesinin tecrübesine mi bakmalıyız?
07:51Bugünlük bizden bu kadar.
07:53Sorgulamaya ve büyük resmi görmeye devam edin.
07:55Hoşçakalın.
Yorumlar