Skip to playerSkip to main content
  • 2 days ago
Değerli takipçilerimiz bizi izleyip takip ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.
Dileriz izledikleriniz ilgi , alakanıza göre olup keyifli vakit geçirmenizi sağlar.
Yayınlarımızı;
https://www.youtube.com/live/kACSYjRFtGo
https://jintv.net/tr/
adreslerinden,
Twitter @jintvofficial_t
Instagram jintvofficialtr
Telegram JinTvOfficial
Bluesky @jintvofficialtr.bsky.social‬
Digital Medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz

Category

📺
TV
Transcript
00:04Müzik
00:23Merhaba sevgili izleyenler, özel bir programla sizlerle beraberiz.
00:28Ülkenin gündemleri Türkiye'nin aslında nasıl bir rejimle yönetildiği, Cumhuriyet'in demokratik olup olmadığıyla beraber şekilleniyor ve bu tartışmalar son
00:37süreçte yeniden gündemle.
00:39Dolayısıyla 13-14 Haziran'da 2. yüzyılında Cumhuriyet'in Demokratik Dönüşümü isimli bir konferans gerçekleşecek.
00:47Bu konferansın Türkiye'nin demokratikleşmesine, Cumhuriyet'in demokratikleşmesine katkı sunması bekleniyor.
00:55Cem Karaca Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek olan bu konferansın 30'dan fazla çağrıcısı var.
01:01Ve Kürt meselesinin demokratik çözümü, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliği gibi pek çok alt başlıkları da olacak.
01:092 gün sürecek olan bu konferansta.
01:11Biz de bugün çağrıcılardan Fatma Bostan Ünsal ve Şebnem Korur Fincancı ile beraberiz.
01:18Birazcık bu konferansı ve aslında ülke gündemlerini konuşmaya çalışacağız.
01:22Hoş geldiniz diyorum ikinize de.
01:25Şimdi iki konuğumla ilgili de aslında kadın olmak, bu ülkede olmak ve aynı zamanda iki barış imzacısı.
01:33İkinizin de bu konuda açılmış davaları var ve zorunlu emeklilik, KHK ile ihraç.
01:40Aslında demokrasinin ülkede ne olduğunu da biraz söylüyor.
01:44Buradan başlayalım istiyorum.
01:46Yani ülkede şu anda bir puan verecek olsak 1 ile 10 arasında demokrasiye kaç puan verirdiniz Fatma Hocam?
01:54Sizle başlayalım.
01:54Herhalde 3 verirdim.
01:56Çünkü yakında Hüseyin Çelik bir programda ifade etmiş, işte 140 ülke civarında 120 bine yani.
02:04O yüzden 3'e mütekabül ediyor böyle bir şey yaparsam, 10 üzerinden değerlendirirsem maalesef çok kötü.
02:10Hep problemlerimiz vardı.
02:12İşte bazen umut ediyorduk ama son dönemde neredeyse geriye gidiş diyebiliriz.
02:19Siz Şebnem Hocam?
02:21Eksi yolu desem.
02:23Ben de Fatma Hocam diyecektim bonkör daha.
02:25Yani öyle bir şey tutum olucaymış.
02:30Aralığın arasında kalmak için herhalde.
02:33Yani demokrasiyle ilgili en küçük bir kırıntıya rastlayamadık.
02:39Hani şöyle söyleyebilirim.
02:43Hani bu 100-103 yılın 70 yılına tanıklık 71'i olarak söyleyebilirim ben.
02:52Bu yüzden seçim demokrasi değil.
02:56Seçime girmiş olmaları bir şey ifade etmediği gibi.
03:02Ayrıca bizim demokratik bir ortamını tanımlayabilmek için eşit yurttaşlık temelinde bir yapılanmanın olması ve özellikle de hak öznesi olarak bu
03:19eşit yurttaşların kabul edilmesi gerekiyor.
03:22Oysa biz hiçbir zaman hak öznesi olarak görmedik yurttaşı bu ülkede.
03:27Yani cumhuriyet görmedi diyelim.
03:30Dolayısıyla bir demokratik ortam olduğunu söylemek mümkün değil.
03:36Yani tarihi boyunca tüm ifade özgürlüğüne dönük baskılar, özellikle sizler üzerinden basının yaşadıkları,
03:48hani hepsi bir arada düşününce sıfır bile vermek mümkün değil diye düşünüyorum ben.
03:55O yüzden eksilerde.
03:57Fatma Hocam siz siyaset bilimcisiniz.
04:01Şimdi siyaset biliminde, sosyal teoride aslında uzun yıllardır.
04:05Yani özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra çokça rejimlerle ilgili, kavramlarla ilgili tartışmalar var.
04:12Şimdi cumhuriyet demokratik değil.
04:15Peki biz nasıl bir cumhuriyet içerisindeyiz?
04:17Yani bugünkü rejimi siz nasıl adlandırırsınız?
04:21Evet, şimdi biz siyaset bilimlerde okurken,
04:25işte tabi cumhuriyet tarihi ve ilk dönem anlatılırdı.
04:29İşte parti devleti, tek partiyi anlatırdı.
04:31Demek anlamıyormuşuz.
04:32Şimdi çok iyi anlıyorum ben ya parti devleti deyince ne anlaşılması gerektiğini çok iyi anlıyoruz.
04:38Gerçekten Türkiye 1946-50 arasında yani çok partili hayata geçişin sancılarına benzer sancılar yaşıyor.
04:46O dönemde yani işte demokrat parti tabi muhalefette, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarda işte demokrat partiye ne gibi suçlamalar var?
04:54Bazen komünizmle bile suçlanıyor.
04:56Yani işte absürt iddialar.
04:59Bugün de benzer şekilde yani bir ana muhalefet partisinin ve diğer pek çok muhalefet partilerinin ve hatta bazen iktidar partilerinin
05:06de yani baktığımızda Refah Partisi'ne kapatılma davası açıldığında Refah Partisi iktidardaydı.
05:13Yani Türkiye'nin hiçbir zaman demokrasisi iyi değildi gördüğümüz gibi.
05:19Daha çok vesayet demokrasisi dediğimiz bir demokrasi işliyordu.
05:24Yani bazı önemli konularda yargı ve askeri diplomasi, askeri erken söz sahibiydi.
05:31Çok sınırlı alanda işte partiler iş yapıyordu.
05:34Çıktıklarında kırmızı çizgiyi askeri darbeler veya yargı darbesi geliyordu.
05:40Partiler kapatılıyordu.
05:41İktidar da olsa bile.
05:42O yüzden tabii son dönemde demokrasilerle de ilgili işte illiberal demokrasi gibi yani sadece sandığın yetmediği.
05:50Çünkü demokrasi için hocamızın da söylediği gibi sadece sandık yetmez.
05:56Temel hakların teminat altına alınması gerekiyor.
06:00Hukuk devleti olması gerekiyor.
06:02Bu yüzden de işte illiberal demokrasi deniyor.
06:05Ama daha da yani Freedom House'un yaptığı ölçeklendirmeye göre Türkiye iyice yarı demokrasiydi.
06:15Şimdi daha da bir seviye alta düşmüş maalesef.
06:19Çünkü en önemlisi de ana muhalefet partisine yönelik çok ciddi sınırlamalar.
06:25Artık hani insanlarda çünkü demokrasinin en şeyi, en asgari koşulu seçimle iktidarın değişebileceği anlamına gelir.
06:36Muhalefet partisi de o demektir.
06:38Yani karşıt görüşteki parti demek değildir.
06:40Bir sonraki anlamına gelir.
06:43Neredeyse bu asgari şart ortadan kaldırılmakta.
06:47Yani parti devleti veya hakim parti, tek bir sanki partinin yönetmesi normal alışıldık olması gereken gibi sunuluyor.
06:56Hem yöneticiler tarafından hem de aslında hiç de azımsanmayacak bir seçmen kitlesi de böyle görüyor.
07:02Bu da aslında varsayımı, temel varsayımı yok eden bir şey.
07:06Şevna Hocam siz de aslında bu tartışmalara, kavramlara çok uzak bir isim değilsiniz.
07:11Siz bugün rejimi nasıl adlandırırsınız bu ülkede?
07:19Doğrusu bir siyaset bilimcinin yanında bir hekim olarak benim bir şeyler söylemem zor elbette.
07:25Ama hani okuduklarımızdan çıkardığımız hani bütün dünyada aslında neoliberal kapitalist sistem baskıcı rejimleri zorunlu kılıyor.
07:37Çünkü hani rıza üretmesi gerekiyor.
07:41Ama bu rızayı her zaman kolayca ve insanların kendi isteğiyle üretemediğinde de
07:48özellikle hani bizim gibi ülkelerde baskı mekanizmalarının devreye girmesi gerekiyor.
07:59Şebnem Oğuz'un bu dönemde hani dile getirdiği bir geç faşizm kavramı var.
08:05Belki hani öyle bir perspektiften değerlendirmek olabilir.
08:12Öyle düşünmek gerekiyor.
08:14Tabii insanların nasıl hissettiği de önemli.
08:19Hani bütün bu süreçte insanlar da değiştiremeyeceklerine dair bir duyguyu yaşıyorlar.
08:26Hani Fatma Hocam'ın söylediği o hani değişmesi beklenen hani bir muhalefet sistemi.
08:34En azından seçimle.
08:38Ama insanlar artık öyle bir değişimin olmayacağı duygusu ve dolayısıyla da bir umutsuzlukla beraber teslim olma hali yaşıyorlar.
08:49Hani öyle belki düşürmek gerekir.
08:52Yani teslim olmuş durumdalar.
08:53Çünkü uzun zamandır örneğin seçim yapılıp o seçim sonuçlarının yansımasını hayatımızda görmüyoruz.
09:03Özellikle hani yerel yönetimlerde uzun yıllardır hani 20 yıldır, 30 yıldır.
09:10Yani bütün cumhuriyet tarihi boyunca hani kayyumlar hep olmuş ama hani daha farklı ve bu kadar açık ve yaygın değilken
09:19özellikle Kürt illeriyle başlayan o kayyum siyaseti şimdi hani Türkiye'nin batısına da taşınmış durumda.
09:29Ve evet hani bir takım tepkiler olsa da cılız tepkiler bunlar.
09:36Aslında insanların kendi iradelerine dönük bu yaklaşımı şiddetle reddetmesini bekleriz.
09:46Ama öyle olmuyor ne yazık ki.
09:47Neden sizce öyle olmuyor?
09:49Çünkü kendilerini güçsüz hissediyorlar bütün bu sistemin ve baskının içinde ve inanılmaz bir korku ortamı yaratılmış durumda.
10:01En küçük bir eleştiri evinizin sabaha karşı basılması, gözaltına alınmanız, en iyi ihtimalle adli kontrol veya yurt dışı çıkış yasağıyla
10:12baş başa kalmanız anlamına geliyor.
10:16Yani hayatınız tamamen değişiyor.
10:18Ayrıca örnekler var işte barış imzacıları ya da aslında ne olduğu belirsiz hani neyle suçlandıkları da açık olmayan ama 130
10:31bin 140 bin insanın bir gecede bir imzayla bir kişinin imzasıyla kararnamelerle ihraç edildiği bir ülkede yaşıyoruz.
10:43Bütün bu koşullarda insanların buna karşı durabilmek ve mücadele edebilmek için gücünün olması çok olanaklı değil.
10:55Üstelik de bunun şöyle bir yanı da var.
11:00Türkiye toplumu uzun zamandır örgütsüzleştirildi.
11:04Ve bu örgütsüzleştirme aynı zamanda insanların kolektif iradelerini yansıtabilecek bir mücadele hattı kurabilmelerini de olanaksız kılıyor sanırım.
11:18Dolayısıyla hani sevgili adışımın tartışmaları üzerinden böyle okunabilir belki.
11:27Aslında bu imza meselesine de ben biraz gelmek istiyordum.
11:31Yani bu suça ortak olmayacağız diye bir bildiri imzalandı.
11:35Ve yıllardır süren bir meslek hayatınız vardı ama ondan sonra barış akademisyenler olarak aslında anılmaya başladınız.
11:44Yani bunu yani bir taraftan böyle bir baskı varken ne diye adlandıracağımı da bilemedim.
11:51Diğer tarafıyla da barış akademisyeni olarak şimdi devam ediyor olmanız yani bunun sizdeki karşılığı ne?
11:58Şimdi şöyle aslında bir iktidarın işte en öndeki şahıs tarafından bunu bir tehdit olarak görülmesi dolayısıyla hemen hem idari hem
12:09de yargısal bir faaliyet başladı hakkımızda.
12:12Ama Anayasa Mahkemesi de beraat etti bütün bu şeyler yani ve herhangi bir şekilde cezalandırmanın insan hakları ihlali olduğuna karar
12:22verdi.
12:22Yani bunu şey yapmak zorundayız.
12:25Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı önemli.
12:27Fakat işte barış akademisyenleri olarak bazılarımızın işinden atılması ve bazılarının emekliliğini istemesi gibi zorunluluklar aslında hukuksuz.
12:38Yani çünkü Anayasa Mahkemesi'nin beraat vermesi ve cezalandırmanın temeli olmadığını söylemesi nedeniyle bütün bu cezalandırma hukuksuz.
12:48Bunu bir kere söylemek zorundayız.
12:50Ve zaten de herkes de cezalandırılmadı.
12:53Hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ni biliyorsunuz hakim adayı olarak iktidar barış akademisyenlerinden birini de önermişti.
13:03Yani bazılarını cezalandırırken önerilecek insanlar arasında onu da koyabiliyor.
13:08Ama bu da zaten hukuksuzluğun bir yansıması değil mi?
13:11Keyfilik yani ben istersem bazılarını terörle yargılarım ve o şekilde cezalandırırım bazılarını da yargılamam.
13:19Keyfilik tam olarak bu anlama gelir.
13:22Yine Şebnem Hanım'ın bahsettiği 140 bin civarında insanla atılıyor.
13:27İşte neden?
13:27İşte Bankasya'daki hesabı olmak.
13:29Bankasya'daki hesabı olan herkese tabii ki tedbir o şekilde cezayı tedbir uygulanmıyor.
13:34Ama istediğimizi yapıyoruz, istediğimizi kayırıyoruz.
13:38Bu bir keyfi izleniyor.
13:39Peki hocam, Şebnem Hocam Bilgi Üniversitesi bir gecede kapatılma kararını okuduğunuzda sizin tekrar böyle o günler canlandı.
13:49Yani akıl alır gibi değil tabii ki.
13:51Yani bir gecede kapatıp sonra bir gecede de açtılar.
13:54Yani zaten ortada bir kayyım atanmış üniversite var, kayyımlar atanmış üniversiteler var daha doğrusu.
14:03Hani çoğu konuşmak gerekiyor.
14:05Sadece yerel yönetimlerle sınırlı değil ya da siyasetçilerle sınırlı değil.
14:10Hani fezlekeler düzenlenen hakkında, fezlekeler düzenlenen milletvekilleriyle ne olduğu belirsiz bir tablonun içindeyiz.
14:20Evet, yani üniversiteyle ilgili de çok ciddi bir durumun olduğunu görmemiz gerekiyor.
14:30Hani bir ülkenin kültürel yapılanması, entelektüel birikimi, bunun altyapısını oluşturan ortamlar aslında akademik ortamlar olmalı.
14:45Ama akademik ortam aynı zamanda özgürlüğün var olduğu.
14:49Özgürce araştırmaların yapılabildiği, tartışmaların yürütülebildiği ortamlar olması gerekirken,
14:56bir gecede üniversitenin kapatılması demek aslında o üniversitelerin artık özgürce tartışmaların yapılabildiği ortamlar olmaması demek.
15:05Şimdi barış akademisyenleri üzerinden gidecek olursak, işte bu suçu ortak olmayacağız diyenlerin bir kısmı tutuklandı mesela.
15:16Biliyorsunuz, gözaltına alındı.
15:20İşte yargılandı, cezalar aldı insanlar bir kısmı.
15:25Yani hiç kimse eşit değil.
15:26Bir de farklılık yani o keyfi olma hali, belirsizlik hali aslında bir belirsizlik rejimi diye sevgilin İlgün Toker'in çok
15:35güzel tanımladığı, o bilmiyoruz ne olacağını.
15:38Hani kime ne olur, Fatma Hocam'a ne olur, bana ne olur aslında aynı metni okumuşuz veya bu suçu ortak
15:46olmuyoruz demişiz.
15:47Şimdi akademik ortamda bu alanda örneğin araştırma önerilerinde bulunmak mümkün olabilir mi?
15:56Bu özgürce seçemediğinizde giderek otosansüre dönen bir ortamda aslında intelektüel birikimin de kırıntısı kalmayacağını biliyoruz.
16:08Yani üniversitelerin kapanması bize tabii ki 1980'i yaşamış biri olarak, 1400'lük kilitleri yaşamış biri olarak çok farklı bir
16:24tabloyu işaret ediyor gibi.
16:26görünebilir ama o dönemde en azından bir belirli hal vardı.
16:36Kimin bu tutumlara maruz kalacağı belliydi.
16:41Açılan davalarda yargılamanın nasıl ilerleyeceği belliydi.
16:46Yargı böyle arasallaştırılmamıştı.
16:48Ve sonuçta işte ben iki buçuk yıl cezalar alırken bir başka meslektaşım üç yıl, bir başka meslektaşım 14 ay ceza
17:01almıyordu.
17:01Hepimiz aynı cezayı alıyorduk aynı metinden.
17:04Yani 1980 süreci öyle bir süreçti.
17:07Sonuçta hep üniversitelere dönük saldırılar var.
17:11Yani sonuçta 1933 reformu da darülfünün karşı üniversitenin modernleşmesi gibi görünebilir.
17:20Ama bir yandan da bir birikimin yok sayılması ve ortadan kaldırılması.
17:25O akademik ortamın tarihinin de yok sayılması ve silinmesi anlamına gelir.
17:30Hani tarihi, 100 yıllık tarihi düşününce yani o 100 yıllık tarihi aslında çok hayırlı bir tarih değil o yüzden.
17:36Ve çok fazla kırılmalar da var.
17:39Peki tekrar o zaman bunu yine sorumu yenileyeceğim.
17:43Bugün ne yaşıyoruz?
17:44Hem bir yurttaşı olarak hem halk savunucusu olarak nasıl bir ülke diye soracağım.
17:49Sizle devam edelim.
17:52Yani dediğim gibi hani belirsizlik çok belirgin.
17:57Belirgin olan şey her şeyin belirsiz olması, keyfi olması.
18:02Ve tabii bu keyfi olma hali aslında bir partidin de ötesinde bir kişiyle sınırlanmış durum değil mi?
18:12Dünyada da örnekleri çok fazla.
18:14Yani benzer bir tabloyu Trump, Amerika'sında da görüyoruz biz.
18:20Bir kişi karar veriyor, bir devletin başkanı alınıp, derdest edilip Amerika'ya getiriliyor.
18:30Bütün bu belirsizlik içinde başına ne geleceğini bilmeme duygusu insanları giderek umutsuz kılıyor.
18:39Ama buna karşı adımlar atılabilir miyim?
18:44Elbette atılabilir.
18:45Bir yandan da hani bir özellikle de genç kuşağın daha fazla ve farklı kanallarla bir araya gelme olanakları olduğunu görüyoruz.
19:01İletişimlerinin daha bizden farklı biçimde ama daha etkili olabildiğini görüyoruz.
19:07Onların nasıl bir dünya istediğine kulak vermemiz gerekiyor.
19:12Onlarla birlikte bu mücadeleyi ve bir kolektif iradeyi oluşturmamız gerekiyor.
19:18Yani biz sonuç olarak bütün bunları yaşadık evet.
19:22Bu belirsizlik rejimi içinde geleceğe dair kaygılarımız var evet.
19:29Ama o geleceğin içinde gençler var.
19:32Ve onlar bu dünyayı değiştirebilme kapasitesine sahip.
19:35Özellikle de yalnızca bir takım ulus devlet sınırlarıyla değil, uluslararası ağlarla da bir araya gelme olanaklarının olduğunu, dünyanın her yerine
19:48bizden çok daha kolay ulaşabildiklerini görüyoruz bu insanların.
19:53Dolayısıyla ülkeyle de sınırlı kalmamalı belki.
19:56Hani bir uluslararası daha doğrusu sınırsız bir dünya yaratmak mümkün mü sorusunu da hep beraber sormamız gerekiyor.
20:09Şebnem Hocam belirsizliğin özellikle bugün için altını çizdi.
20:15Sizin bilgi üniversitesiyle ilgili olarak da söylediğiniz zaman şu aklıma geldi.
20:19Bizim Ersin Kalaycıoğlu hocamız bu sisteme Patrimaryol Sultanizm demişti.
20:24Ve şunu söylemişti.
20:26Yani bu düzende çok düzeltme kararnameleri de vardır.
20:30Neredeyse kararname kadar düzeltme kararnameleri de vardır.
20:33Ve örneği de bilgi üniversitesinin işte bir gecede kapatılıp iki gün sonra açılmak zorunda olması gibi.
20:39Bunun gibi pek çok kararname var.
20:40Bir tek kişiye yapıldığı için yani yanlış bir şekilde de kısa vadeli olarak kararnameler düzenleniyorlar.
20:50Sonra da aynı şekilde düzeltme kararnamelere yayınlanıyor.
20:55Neden diye sorulduğunda aslında Türkiye'de hiçbir zaman vatandaş bir hakkı olan,
21:00yani hakkı yerine gelen kişi olarak hiçbir zaman görülmedi.
21:04Yani ben başörtülü olarak başörtüsü yasağına maruz kaldım.
21:07Ve doktora eğitimim için Malezya'ya gitmek zorunda kaldım.
21:10Eşim ve iki çocuğum burada bırakarak yani.
21:13Ve hem de 2002 yani 2002'de işte AK Parti kurucu üyesiyim.
21:182002'de iktidar olmuştu AK Parti işte.
21:202004 yılında işte yurt dışından kabul alınca ne yapalım dedik.
21:26Yani başörtüsü yasağı hiç kalkacak gibi de gözükmüyordu.
21:29Ve ben oraya gitmek zorunda kaldım.
21:31İşte çocuklar dolayısıyla bitiremedim doktorlarımı da.
21:34Ben gene şanslıydım.
21:35Doktor aşamasında başörtüsü yasağıyla karşılaştım.
21:38Pek çok arkadaşımız üniversite hayatının başında karşılaştı ve birçoğu eve dönmek zorunda kaldı.
21:45Yani artık başka bir hayat çizgisi kendileri için oldu.
21:49Ve baktığınızda Türkiye'de işte insanların 185'i başörtüsü yasağına karşıydı.
21:56Yani buna rağmen işte iktidar sadece siyasi iktidar değil medya başka bürokrasi karşı olduğu için bu kadar yani bugün çok
22:06anlamsız gördüğümüz bu tür yasaklar uygulanabildi.
22:09Yani şimdi insanlar bunu unutuyor ama bunun uygulanıyor olmuş olması aslında bizim demokrasimizin derecesini de gösteriyordu.
22:18Ama şöyle bir şey vardı en azından başörtülü olmanın yasaklamaya sebep olabileceği belirtilmiş oluyordu.
22:28Bu dönemde geriye dönelik olarak daha önce işte meşru normal olan şeyler suç haline getirilmiş oluyordu.
22:36O yüzden daha geri dönüyoruz.
22:37Belki bu dönemde sizin başörtüsü mücadelesi vermeniz bile bir gün suç olarak karşınıza çıkabilir.
22:41Tabii tabii geriye dönük o dönemde meşru olan hususların suç karinesi olarak düşünülmesi gerçekten çok geride bir durum baktığımızda.
22:53Ama niye bir itiraz yok?
22:55İşte insanların vatandaş nihayetinde vatandaşa en sonunda geliyor.
22:58Kurumlar tabii ki çok önemli.
22:59Yani isteriz ki kurumlarımız hiç vatandaşın dahline gerek olmadan bizim haklarımızı korusun.
23:07Ama kurumlar da çok zayıf bunu gerçekleştirmiyor.
23:11O zaman ne kalıyor elimizde?
23:13Ahalinin ama ahalinin de öyle bir tecrübesi yok.
23:15Çünkü bazı konularda kendi eğilimini dile getirdiğinde o konularda geri adım atıldığını görüyoruz.
23:22Yani olağanüstü hal kararnamesinden bir tanesi de otomobillerdeki renkli cam yasağıydı yani.
23:29Öyle o hal kararnamesiyle bunu getirirdiler.
23:32İşte güvenlik endişesiyle renkli camları yasakladılar.
23:35Ama hemen geri aldılar.
23:36Ahali çünkü bakın en fazla bin liralık bir masraf yapmıştır arabasına renkli cam filmi koyarak.
23:43Bunun yasaklanmasını halk itiraz edebiliyor.
23:46Ama orada işte yüz binlerce insanın temel haklarından mahrum edilmesi ve özgürlüğünden mahrum edilmesi.
23:52Çünkü herhangi bir suç olmadan insanların apar topar cezaevine girilmesi hatta işkence görmesi.
23:58Medya önünde bu işkenceyi sergilediler.
24:00Buna itiraz etmiyor.
24:01Çünkü yani böyle bir şeyi yok.
24:04Bir hak kendisini hak sahibi görmüyor.
24:07İkincisi hak nosyonu da yani oturmuş değil.
24:11Sanki biraz daha soyut kalıyor değil mi hak, özgürlük.
24:14Evet.
24:15Yani o çok lüks gibi kalıyor.
24:16Yani ekmekler önemli olarak görmediği sürece bunlar devam edecek.
24:23Ve nihayetinde ekmek de olmayacak.
24:27Yani özgürlük olmadığı zaman daha sonra ekmek de olmuyor.
24:31Bunu aslında Fransız ihtilacı sonrasında bir yere gelen parlamento onu söylemişti.
24:36Yani yönetimlerin bozulmasının negane sebebi insan haklarının tanınmamasıdır.
24:41Yani o idrakta olursa nihayetinde vatandaşa kalıyor.
24:47O yüzden de şu anda biz vatandaşla yeniden kuracağız bunu.
24:50Başka çağrımız yok.
24:51İşte ben tam 81'de üniversiteye geldiğimde o zaman hep şunu sorardık.
24:56Yani demokrasi oluyor başka yerlerde de.
24:58Türkiye'de niye olmuyor?
25:00İşte o zaman sivil toplum çok öndeydi.
25:02Yani başka yerlerde güçlü bir sivil toplum var.
25:05Türkiye'de yok.
25:07Çok zayıf Türkiye.
25:08Otonom bir sivil toplumun maalesef olmadığını görüyoruz.
25:12Ve bunun gittikçe de gerilediğini görüyoruz.
25:14Yani ben pek çok sivil toplum kuruluşundayım.
25:18Mesela üyesi olduğum bir sivil toplum kuruluşu kapandı.
25:22Yani bu sürede.
25:23Başka bir sivil toplum kuruluşuna bugün CHP'de gördüğümüz hep kayım atandı diyoruz.
25:29Yani bu tür daha da geriye gidişini görüyoruz.
25:33Yani sivil toplum konusunda.
25:34Şevin Neman'ın söylediği gibi vatandaşın duyarlılığı, iradesi ve bir araya gelerek bu meselenin üstesinden gelmesi tek seçenek olarak kalıyor.
25:46O zaman bu konferansa gelelim biraz da.
25:50Cumhuriyet'in demokratikleşmesi meselesi.
25:53Yani buradan ne anlamalıyız?
25:55Şimdi yani burada bir tartışma başlatılacak.
26:00Ama başlıktan başlamak da gerekiyor.
26:02Yani evet çok antidemokratik bir ülke.
26:06Hatta siz de ifade ettiniz çoğu zaman birçok yasaklamalarda kadın bedeni üzerinden şekillendiğini,
26:12demokrasinin önündeki en büyük engellerden birinin bu olduğunu da bizzat buradaki tüm kadınlar olarak deneyimledik.
26:18Şimdi böyle bir tartışma başlatmak muradınız var.
26:22Çarjılardansınız.
26:23Ne anlamalıyız Cumhuriyet'in demokratikleşmesinden ve bu koşullarda böyle bir rejimle mümkün mü?
26:32Yani benden başlıyorsa yani bu Cumhuriyet'e şöyle ilk yüzünden şöyle bir bakmakta fayda var.
26:39Yani işte 1920 meclis kuruluyor ve birinci meclis aslında lave ediliyor.
26:47Yani Lozan hükümlerini kabul etmediği için, Lozan'da kabul eden hükümleri kabul etmediği için aslında lave ediliyor.
26:53Bir darbe diyebiliriz yani öyle başlamış oluyor.
26:56Ve sonraki süreçte Takrir-i Sükun Kanunu görüyoruz hemen 1925'te.
27:01Bu ne demek?
27:01Aslında bütün medyanın susması demek.
27:05Yani işte Sevdilirşat dergisini ben Master'da çalışmıştım.
27:081925'te sustu.
27:101948'de yeniden açıldı ve hep korku vardı.
27:13Yani Çiçek Parti Hayata geçişin arefesinde açılmıştı.
27:19Yani hep böyle bir korku vardı.
27:21Ve konuşurken bile o kadar tedbirli konuşuyorlardı ki yeniden kapanmamak için.
27:27Bu yüzden bunları hatırlamakta fayda var.
27:29Çok partiyle hayata geçmeye çabalamışız ama işte 1924 deneyimi var bastırılıyor ve neredeyse işte İstiklal Maaşı'nın Gazi Paşalarından bir
27:42başkan cezalandırılmış oluyor.
27:44İşte bizzat Mustafa Kemal'in önerik olduğu serbest fırka birden parlayınca korkuluyor yani aslında.
27:52Kendi savaş arkadaşları tarafından kurulmuş.
27:56Yani ondan bile korkuluyor.
27:57Çünkü ahali bütün taleplerini ona sevk ettiği için serbest fırka.
28:03İşte zar zor yani onu da aslında kabul etmek lazım.
28:06Başarı yani Türkiye'nin çok partiyle hayata geçmesi de her ne kadar uluslararası konjunktürün de kolaylaştırılmasını görmüş olsak da şimdi
28:16anlıyoruz yani.
28:17İktidarda olan iktidarını bırakmak istemez.
28:21O yüzden güzel bir başarı olarak görebiliriz yani Türkiye'nin çok partiyle hayata geçmiş olmasını.
28:27Aslında bizim için çok öğretici olması gerekiyordu 1946-50 arası ki bir daha yapılmasın bu tür şeyler.
28:33Ama maalesef 1946-50 arasındaki olan tartışmalar tersinden 50-60 arasında da oldu.
28:41Yani işte o zaman 50'den sonra Demokrat Parti iktidarı var 50-60 arasında bu sefer Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik
28:48benzer kısıtlamalar geliyor.
28:50İşte muhalefet parti milletvekillerinin meclise gelmesi yasaklanıyor.
28:55Birçok yani şu anda kabul edemeyeceğimiz hususları görüyoruz.
28:58İşte 1960 ihtilalinde ve özellikle ihtilal sonrasında başbakanın ve bakanların asılmış olması bu dönemi de soğukkanlı bir şekilde tartışabileceğimiz bir
29:09zemini maalesef elimizden aldı.
29:12Yani o öyle bir cezalandırma oldu ki artık 50-60 dönemindeki antidemokratik uygulamalarından bahsedemiyoruz.
29:19Ve insanlar taraftar oluyor ya Demokrat Parti taraftarı her şeyiyle kabul ediyorlar ya da işte Cumhuriyet Halk Partisi Demokrat Parti
29:27'nin antidemokratik uygulamalarına fırsat veriyor.
29:30Bu yüzden yani ama bunlar bizim tecrübemiz.
29:33Cumhuriyet Halk Partisi ilk tek parti dönemi de bizim tecrübemiz.
29:37Demokrat Parti Cumhuriyet Halk Parti'nin içinden çıkan bir kadro.
29:41Yani bir de şöyle bir şey oldu Türkiye'de özellikle sağ ve Demokrat Parti, Adalet Partisi ve AK Parti de zaten
29:48kendisinin onun devamı olduğunu söylüyor.
29:50Bütün kötü şeyler Cumhuriyet Halk Partisi'ne hamle ediliyor.
29:54İyi şeyler de işte Demokrat Parti'ye.
29:57Halbuki Demokrat Parti Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinden çıkmış bir kadro.
30:01Yani Cumhuriyet Halk Partisi'nde bizim o dönemdeki uygulamalarla ilgili olarak tartışacağımız her şey aslında işte en çok ezanın Türkçe
30:14okulması, Arapça okulmasının yasaklanması gibi hususlarda.
30:18Celal Beyer dahil, Adnan Menderes dahil mecliste milletvekilleri.
30:22Yani nasıl sorumlu varsa hepsi sorumlu.
30:25Yani hatasıyla, sevabıyla hepsi sorumlu ve bu bizim tecrübemiz olarak bakmamız lazım.
30:31Ama öyle olmadı bir kutuplaşma olmuş oldu.
30:34Yani sağ ve sol diye en çok buna dayanıyor.
30:37Burayı aşmamız gerekiyor yani.
30:40Ve başka tabii ki mağdur olan kesimler de var ama ben çok konuştum galiba.
30:45Yok estağfurullah.
30:46Diğer kutuplaşma da var işte layık, anti-layık gibi yani bu özellikle başarısı yasalarından sonra.
30:51Seküler muhatuz ekar.
30:52Evet gibi.
30:53Hakikaten layıklık maddesi öne sürülerek işte temel haklar, eğitim, çalışma, siyaset hakkından mahrum edildi insanlar.
31:03Yani işte bu nedenle o tür kutuplaşmalar olduğunu görüyoruz.
31:07İşte Alevi-Sünni tartışması, işte Türkler-Kürtler şeklinde yine çatışmalar.
31:14Ama mağdur olan pek çok kesim var artık burada bizim yapacağımız şey bütün mağdurların bir araya gelmesi ve şeyden bağımsız
31:25olarak hukuk devleti, herkesin eşit özgür olacağı bir hukuk devletini inşa etmek üzere bir araya geleceğimiz bir ideal olarak görüyorum
31:35bu konferansı.
31:36Siz nasıl eklemeler yaparsınız Şebnem Hocam?
31:39Yani aslında bir hafızayı dinledik kutuplaşma üzerine.
31:42Ama Fatma Hocam anlatırken yani 100 yıl öncesinden, Cumhuriyet öncesinden bile örnekler verirken bugünden çok da böyle farklı değil mi?
31:50Bugün yaşadıklarımızdan çok da farklı bizi şaşırtacak pek bir örnek de yoktu.
31:54Dolayısıyla kutuplaşma bugün bir hafıza mı yoksa hala güncel mi diyeyim size?
32:00Şimdi kutuplaşma herhalde en üst düzeyine bu dönemde ulaştı diye düşünebiliriz.
32:07Yani herkes birbirine düşman.
32:09Peki bu düşmanlaştırmadan kim yararlanıyor?
32:13Tabii ki siyasi otorite yararlanıyor.
32:16Çünkü kutuplaşmayla beraber siyasi otoriteye karşı durup onu eleştirebilme olanağı da ortadan kalkmış oluyor.
32:24Çünkü biri o kutuplardan biri eleştirirken diğeri onu inanılmaz düşmanlaştırıp ve dolayısıyla da belki şiddetli bir tutumla yargılıyor.
32:43Bu herkes için geçerli.
32:46Yani bu toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine yansıyor.
32:51Bu tabii ki farklı kültürlere, farklı dillere, farklı inançlara yansıyor.
32:58Her alanda gerçekten kutuplaştırma var.
33:03Ve çok işlevsel.
33:06İnanılmaz işlevsel.
33:07Çünkü onun üzerinden yürütülüyor bütün tartışmalar.
33:11Şimdi özellikle tabii ki bir takım başka iletişim araçlarının da devreye girmesiyle ve yaygınlaşmasıyla birlikte aslında insanların düşmanlaştırması çok yaygın
33:26bir hale dönüşüyor.
33:27Ama en büyük sıkıntımız ne bizim?
33:29Aslında bir yurttaşlık bilincinin olmaması.
33:33Hak öznesi olduğunun farkında olmamak.
33:36Biraz evvel Fatma hocam da bahsederken hani hak öznesi olma halinden.
33:41Şimdi mesela arabaların camlarına film takma ya şiddetle karşı çıkabiliyor insanlar.
33:49Ama çok hayati yani yaşam hakkı ihlallerine bu nitelikte karşı çıkmıyor.
33:55İşkence yasağına bu nitelikte karşı çıkmıyor.
33:58Kendi başına gelmedikçe.
34:00Çünkü evet hak bilincinin olmaması arzuyla yönetilen bir dünyaya dönüşüyor.
34:08Arzularımızın peşinde koşuyoruz ama haklarımızın peşinde gitmiyoruz.
34:13Bu tam da tebaa olma duygusu.
34:16Aslında Osmanlı'dan beri devlet bir güç, denetlenemez bir güç, denetlenmemesi gereken bir güç kutsal.
34:25Ve biz onun tebası olarak onun bütün arzularına riayet etmek zorundayız.
34:34Tam da böyle bir dünya tahayyül ediyor aslında.
34:39Egemenler.
34:41Dünyası ve egemenlerde.
34:43İşte buna karşı çıkmak zorundayız.
34:45Yani biz tebaa değiliz.
34:47Devlet hiç kutsal bir şey değil.
34:49Devlet bir organizasyon.
34:51Olmalı mı?
34:53Yani zaten olmaması gereken bir organizasyon.
34:56Daha farklı mekanizmalar, daha yerel, daha dinamik, daha etkili modeller mümkün.
35:03Dünyada buna doğru bir dönüşüm olmak zorunda.
35:06Yoksa dünya zaten yok olacak.
35:08Bütün bu iklim değişikliğiyle beraber, bu egemenlerin yarattıklarıyla beraber.
35:13O zaman biz bence şu anda en azından var olan yapıda, yani Cumhuriyet mi dersiniz, ne dersiniz bu devletin, onu
35:22denetleyecek mekanizmaları kurmak zorundayız.
35:25Güçlendirmek zorundayız.
35:26Burjuva demokrasisi tabii ki bu bakıldığında sınırlı ama onu denetleme noktasında da kutuplaşmaları ortadan kaldırıp ortaklaştırabileceğimiz alanları çoğaltılmamız gerekiyor.
35:42Ancak böyle belki demokratikleşme mümkün olabilir.
35:48Hani bunu nasıl daha zenginleştirebiliriz?
35:51İşte onu birlikte konuşacağız aslında.
35:54Bu yalnızca hukukun üstünlüğü ilkesini ortaya koyan bir toplumsal sözleşmeyi, hepimizin ortaklaştığı bir toplumsal sözleşmeyi oluşturmaya çalışan bu alanda hakikaten
36:09emek vermiş insanların ötesinde bence en önemlisi gelecek kuşaklar ne istiyor onu da görmemiz gerekiyor.
36:19Hani x, y, z, alfa diye gidiyor.
36:24Biz artık aslında sahneden çekilmek zorundayız.
36:29Yani ikinci yüzyılda daha çok olacak olanlar onlar diyorsunuz.
36:33Evet, evet.
36:33Onlar olmalı ve denetim mekanizmalarını nasıl güçlendirebiliriz ona bakmalıyız.
36:40Hiç kimsenin tek emriyle kayyum atanmamalı hiçbir yere.
36:46Ne üniversiteye, ne bankaya, ne yerel yönetimlere.
36:56En çok söz hakkımız olduğu alanlar, yaşadığımız alanlar.
37:01Şimdi Şebnem Hocam sizin bu Demokratik Cumhuriyet Konferansı'nda başlığınızda yani yöneteceğiniz başlık demokrasi ve barışın toplumsallaşması.
37:12Yani özellikle bu toplumsallaşma meselesi süreçle beraber de tekrar tekrar konuşulur oldu ki bir önceki sürecin de belki de en
37:21büyük tartışmalarından, eleştirilerinden birisiydi.
37:24Şimdi bu konferansta nasıl yansır, yani toplumsallaşmadan ne anlamalıyız işte yurttaşlık bilincinin olmasından bahsettiniz.
37:35Bu yurttaşlık bilinci içerisinde kimlik bilinci, bunların savunusu ve içinde bulunduğumuz bir buçuk yılı deviren barış ve demokratik toplum süreci
37:45diye adlandırmakta inat ettiğimiz süreç nasıl yansıyacak buralara ve demokrasi meselesine?
37:51Umarım yansır öncelikle.
37:55Hani tabii her bir araya geliş çok kıymetli.
38:01Yani toplumsallaşma derken birlikte tartışabilmekten ve ortak bir yol arayışından söz etmemiz gerekiyor.
38:10Tabii burada hani bu tür ülke düzeyinde, ülkeye yayılan bir çalışmada özellikle yerel çalışmaların çok büyük önemi var.
38:23Çünkü her yerel kendi içinde kendi iç dinamikleriyle beraber nasıl bir toplumsallaşma gerçekleşebilir ve eşit yurttaşlık demeli nasıl oluşabilir?
38:34Bütün bu kimlikler, inançlar, diller üzerinden onu düşünmeli.
38:39Şimdi çok dilli çağrılar yapıldı biliyorsunuz.
38:44Ancak o çok dillilik içinde gözden kaçan diller vardı.
38:49Kaçınılmaz biçimde.
38:50Çünkü bu topraklar o kadar çok kimlikli ki.
38:53Ne kadar güzel.
38:54Aslında büyük bir zenginlik olabilecekken, biz tam da o zenginlikleri yok sayan bir yerden bakmışız yüzyıldır.
39:03Şimdi bunun tam tersine hani ulus devletler çağından hani yeniden dayattıkları o ulus devlete karşı aslında biz bir arada bütün
39:13kimliklerimizle, bütün varlığımızla olabilme ve birbirimize gereken özeni gösterme becerisine sahip olmalıyız.
39:22Şöyle bir şey var.
39:24Bu toplumsallaşmanın içinde şunu düşündüm ben.
39:30İnsan hakları mücadelesi önemli ölçüde kadınların çok aktif olduğu ve etkili olduğu bir mücadele oldu Türkiye'de.
39:38Evet sadece Türkiye'de değil, dünyada da.
39:41Çünkü özellikle siyasi mücadele içinde olan pek çok ülkede bu rejim değişiklikleri süreçlerinde çocukları katledilen, yok edilen, hapsedilen, işkence gören
39:57anneler ayağa kalktı ve ilk önce onlar karşı çıktı bu sistemlere.
40:04O yüzden o insan hakları mücadelesinin deneyimi mutlaka barış mücadelesine de yansımalı ve kadınların burada ne kadar etkili olacağı düşünülmeli.
40:17Şimdi ben düşünüyorum hakikaten bir buçuk yıldır kimsenin ölmüyor olması, gençlerin cenazelerinin evlere gitmiyor olması inanılmaz bir duygu.
40:31Bu çok kıymetli.
40:33Ne kadar ihtiyacımız olduğunu da gösteriyor çocuklarımızın ölmüyor olması.
40:38Ama çocuklarımızın ölmemesi için ne yapmamız gerektiğini kadınlar mutlaka oturup birlikte konuşmalı.
40:49O kutuplaşma ve düşmanlaştırmaya karşı bir araya gelebilme mecerisini gösterebilmeli.
40:56Ve tabii ki bunu özellikle de yerel dinamikler üzerinden bir takım yerel konferanslarla başarmak daha kolay olabilir.
41:05Fatma Hocam aynı yerden devam edeceğim.
41:08Zaten çok güzel bir yerde bıraktı Şebnem Hocam da.
41:11Yani o yüzleşme meselesi bir araya gelme sizin başlığınız da aslında bunu kapsıyor.
41:16Hafıza ve toplumsal kutuplaşma.
41:18Kutuplaşmayı zaten konuştuk ama bu yüzleşme bir araya gelmeler bunların olanakları sizce nasıl gelişmeli?
41:25Ondan önce Şebnem Hanım'ın bahsettiği bu işte devlet aklı dediğimiz şey çok da yaygın kabul gördüğünü.
41:33Aslında biliyoruz ama görüyoruz da.
41:37İşte Mutlak Mutlan davasını biraz da savunmak üzere bir röportajda onu söylemişti.
41:44Yani Mutlak Mutlan dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine gelenler.
41:49Bu bir devlet hakkıdır yani bu meşru bir şeydir anlamına geliyor.
41:53Ama ne kadar da demokrasiden uzak yani birileri doğru bir şeyi planlıyor sen de ona uyacaksın.
41:59Ama bu gerçekten çok yaygın yani şimdi AK Parti döneminde ben başörtüsü yasağıyla mücadele edememiştim.
42:07Çünkü AK Parti'nin ilk 10 yılında da başörtüsü yasağı devam etti maalesef.
42:13Başörtülmületi fikirli adayı gösterin dediğimde arkadaşlarım bile AK Parti seçmeni zamanı değil demişti.
42:19Ne demek bu zamanı değil?
42:20Ha birileri karar veriyor yani.
42:21Birilerinin karar vermesi gerekiyor.
42:24Bu çok aslında yaygın bir kabul ama ne kadar da bütün herkesin hakkını hukukunu zedeleyebilecek bir aslında düşünce.
42:35Yani neden biz bir yüksek aklın belli bir konuda ikna olmasını bekleyelim ki yani?
42:41Yani vatandaşlar kendi haklarını konuşsunlar, karar versinler ve karar verebilirler, verebilmelidirler.
42:50Yani başka bir yüksek otorite olmaması gerekiyor.
42:52Ama dediğimiz gibi bu şeyden çıkmak gerekiyor.
42:56Bu vesayettir aslında yani bu derin devlet diyoruz.
42:59Olmaması gerekiyor.
43:01Niye vatandaşların üzerine bir derin devlet olsun?
43:03İşte zaten kutuplaşma da buradan ortaya çıkıyor.
43:07Bir arka planda rahatlıkla yönetebilmek için kutuplaşmış vatandaşların olması gerekiyor ki kendi özgür değerleriyle kendi haklarının peşinde gidemesin hatta da
43:20yapamasın.
43:21Yani inanın ben 2010 yılındaki istişare toplantısında başörtülü meselesini halledelim, başörtülü aday gösterelim dediğimde düşünülemez bir hususu dile getirmiştim AK
43:32Parti kongresinde, istişare toplantısında.
43:36Neden bu?
43:37Bu nedenle yani birileri çünkü karar veriyor, istediği gibi yönetiyor.
43:43Bir de buradan çıkmak gerekiyor.
43:45Yani bu meseleyi referans verdiğiniz için bunu da belirtmek istiyorum.
43:47Şimdi kaç defa bu konuyu gündeme getirdiğinizi söylüyorsunuz.
43:50Aslında bunun mücadelesini de kadınlar yürüttü.
43:53Ama bugün de hala sanki erkeklerin bahşettiği ve ortadan kaldırdıkları bir sorunmuş gibi tartışılıyor.
43:59Maalesef yani o kadar kötü ki.
44:01Cumhuriyet'in ilk döneminde kadınlar borçlu hissettirildi.
44:06Yani daha hakları istemeden verildi şeklinde bir resmi söylem vardı.
44:11Ve kadınların büyük bir ana akımı bunu da kabul eder tarzdaydı.
44:15Biz işte pek çok Cumhuriyet Halk Partili kadın arkadaşlarımızla insan hakları çerçevesinde bir araya geliyorduk.
44:20Onlar hep onu söylüyorlardı.
44:22Kadın hakları istenmeden verildi.
44:24Ya diyorduk yani bu insan hakları terimine aykırı.
44:28Hak ancak tanınır, verilme olmaması gerekir falan diye.
44:32Ama borçlandırıldığını gösteriyor kadınların.
44:35Ve bu yüzden de mesela işte başörtülü kadınlar hak istediklerinde sisteme borçlu oldukları için biraz göz ardı edildi.
44:43Yani halbuki özerk olabilselerdi o kadar göz ardı etmezlerdi diye düşünüyorum.
44:50Çünkü uluslararası alanda bizim kadınlarla bir yere geldiğimizde onlar bunu son derece bir kadın hakkı olarak görüyordu.
44:58Bu dönemde haklı olarak söylüyorsunuz muhafazakar kadınlar sanki AK Parti'nin bir verdiği hatta bahşettiği bir husus olarak görüyor.
45:11Tabii ki bu şundan yanlış yani bir hak ancak tanınır.
45:14Yani bu kadar geç tanınması dolayısıyla ancak eleştirebilirsiniz.
45:18Ve aslında bazı zamanında işte öğretmen olurken atılmış olan bazı arkadaşlarımız döndüklerinde geriye dönük olarak haklarından istifade edemediler.
45:30Mesela ben işte şu anda görevime geri döndüğümde aslında haklarımı alacağım.
45:36Yani çalışmadığım dönemde ki maaşlarımı alabileceğim.
45:40Çünkü haksızlık yapıldı bana.
45:41Ama başörtülü arkadaşlarımıza öyle bir şey yapılmadı.
45:45Çünkü disiplin affı diye söylendi.
45:47Ve haksız yere işten atılmış olmadığına rağmen hakları tanınmamış oldu.
45:51Onu bile dileğe getiremediler bu nedenle.
45:54Bu yüzden borçlandırılmış olması dolayısıyla da diğer özgürlük sorunlarına yeterince ilgi göstermediklerini düşünüyorum.
46:05Halbuki 2007-2008 yılında bir hareket vardı.
46:09Daha çok da muhafazakar camia şunu söylemişti.
46:11Henüz özgür olmadık.
46:13Yani hani o zaman başörtüsü yasağını üstesine gelmek için anayasa değişikliği bile gündeme gelmişti.
46:19halledilecek gibi deniyordu.
46:20O dönemde bütün arkadaşlarımız yani şu anda Hilal Kaplan filan dahil yani şu anda biz aynı şeyde değiliz.
46:27O dönemde eğer Kürt meselesi hallolmazsa, eğer azınlıkların hakkı gerçekleştirilmezse bu meseleyi biz yani önemli değildir şeklinde bir hatta bir
46:38kitap da çıktı.
46:39Çok daha bütüncül bir.
46:41Bütüncül ama bugün aynı bütüncül için değiliz.
46:45Çünkü kadınlar borçlandırıldı.
46:47Yani günümüzün hak ihlalleri konusunda muhafazakar kesimin aynı hassasiyetle yaklaşmadığını görüyoruz maalesef.
46:57Şebnem Hocam sizce bu nasıl aşılır?
47:02Aslında biraz evvel hani sizin de sorduğunuz Fatma Hocam'ın özellikle oturumu bu anlamda çok kıymetli.
47:11Hani hakikati bir kere koymak gerekiyor.
47:15Ne oldu? Kim hak ihlaline maruz kaldı? Hangi alanda hak ihlaline maruz kaldı? Bunları görünür kılmak gerekiyor.
47:24Ve tabii ki sadece görünür kılmak yetmiyor.
47:29Yani bunun sorumlularının hesap verebilir olması gerekiyor.
47:32Kim ihlale maruz bıraktıysa onların hesap verebilir olmasına ihtiyacımız var.
47:38Ve bunun tekrarlanmamasının da garantisini vermek gerekiyor.
47:42Yani yüzleşme kendi başına aa vah vah işte böyle de yaşandı demek değil.
47:48Bu aynı zamanda yaptığınız suçtur.
47:52Bu suçun bedelini ödemek zorundasınız diyebilme.
47:56Becerimizin gelişmesi gerekiyor.
47:58Hep beraber burada yan yana durmamız gerekiyor.
48:01Ve bir daha bunu yapamazsınız, bu suçu işleyemezsinizi ifade etmek gerekiyor.
48:09Tabii bu şöyle bir yanı var.
48:14Özellikle bu tür yüzleşme çalışmalarında yani bari süreçlerinde,
48:20işte demokratikleşme çalışmalarında rejimin baskıcı olduğu ve
48:25insanların ağır hak ihlallerine maruz kaldığı koşullarda
48:31bu mücadeleyi veren insanlar zaman zaman zarar görenlerin önüne geçme eğilimi gösterebiliyorlar.
48:40Ya da yanındayım, işte seni destekliyorum deyip arkada durabiliyorlar.
48:46Birlikte yol yürüyebilme becerisini kazanmamız gerekiyor.
48:50Eşlikçilik diye tanımlıyor Paul Farmer bunu.
48:53Yani hani yalnızca işte ben senin için mücadele ediyorum değil.
48:59Birlikte mücadele ediyoruz.
49:01Ve senin neye ihtiyacın varsa onun için mücadele ediyoruz.
49:04Yani burada işte Kürtlerin ana dilinde eğitim ihtiyacı için ben öne çıkamam.
49:11Birlikte o ana dilinde eğitimin nasıl boyutları olmalıyı konuşup birlikte hareket etmemiz gerekir.
49:19Ya da sağlık hizmetine ana dilinde erişebilmeyi konuşmamız gerekiyor.
49:24Yoksa öyle fıkralar cinsiyetçi, fıkralarla daha çok karşılaşırız biz.
49:30Ve Fatma Hocam'ın da söylediği o borçlanma, borçlandırma konusunun da bu şekilde önüne geçebiliriz değil mi?
49:36Şimdi aslında yurttaşlık bilincinden bunların ne kadar önemli olduğundan da söz ettiniz.
49:43Dolayısıyla bütün burada verdiğiniz örneklerde bu konferansın tabii ki toplumsallaşma önemli ama önce toplumun tabii ki ne yaşadığının bilincinde olması,
49:52yurttaşlık bilinci dediğimiz ya da bu ülkenin hafızası, görülenler, görülmeyenler üzerinden tartışmaya da gerçekten ihtiyaç olduğu
50:01şimdi sizlerin aktarımlarıyla çok daha da öne çıktı.
50:05Dolayısıyla ben hem konferans çağrınızı hem de son sözlerinizi alarak yavaş yavaş kapanışa geçmek isterim.
50:13Yüz yıl hatta öncesinden beri mağdur olmuş bütün kesimlerin bir araya gelip geleceği de bu mağduriyetlerin olmayacağı bir hayat kurmak
50:26üzere geçmişe bakmak.
50:27Yoksa yani gelecekte biz barışı ve demokratik hayatı kurmak üzere buraya geliyoruz.
50:35Kaşımak için ve yaraları derinleştirmek için değil ama bir daha olmasın diyoruz.
50:42Daha çok bu slogan tabii ki Hitler dönemi Yahudilerin Holokostus süresinde söylenmişti.
50:50Ama bugün Filistin'de tekrar görüyoruz.
50:52O yüzden de aslında o kamplarda olan insanların bir daha olmasın derken hiçbir yerde olmasın diye söyleniyor.
51:00Biz de öyle yani Türkiye'de ve hiçbir yerde bu tür mağduriyetler tekrar yaşanmasın diyerek bu mağduriyetlerin görmek, tanımak ve üstesinden
51:10gelmek üzere.
51:11Yoksa takılı kalmak anlamında değil üstesinden gelerek herkesin özgür olduğu ve eşit olduğu haklar açısından bir düzen kurmak üzere bireye
51:22gelme.
51:22Farklı kesimler yani burada en önemli kısmı bu herhalde çok farklı kesimlerden bir araya gelen insanlar.
51:30Birbirinin acısını görerek ve gelecekte bunların olmayacağı bir hayat inşa etmek üzere bir araya geliyoruz.
51:40Siz neler ilave edersiniz?
51:42Sözlerinizi alalım.
51:42En geniş katılımın olması umudumuz bence.
51:47Hiç kolay değil.
51:49Çünkü memlekette bir yandan da çok başlık tartışıyoruz.
51:56Her yerde aynı anda ne kadar iyi.
52:01Ben Mao'ya atıf yapacağım burada.
52:03Yüz çiçek açsın bin fikir yarışsın der.
52:06Hani pek çok hatasının yanı sıra ama çok sevdiğim bir sözüdür.
52:12Gerçekten bütün fikirlerin bir arada olduğu ve çok her birini tartışıp ortaklaştırabileceğimiz noktaları geliştirdiğimiz bir konferans olmasını diliyorum ben.
52:31Özellikle genç kuşakların geleceğine sahip çıkmak adına ikinci yüzyılda ne istediklerini gelip o konferansta dile getirmesine ihtiyacımız var.
52:40Evet forum bölümü de var.
52:42O yüzden bence çok önemli.
52:45Hani nasıl bir yol izlemeliyiz birlikte nasıl yol yürümeliyiz konuşmamız gerekiyor.
52:53Yoksa onarım süreçleri işlemediğinde bir araya gelme ve kolektif iradeyi kuramadığımız koşullarda mazlumun zalime dönüşmesi çok kolay.
53:03Hani bir daha asla sözü üzerine düşününce bir daha asla diyenler şimdi Filistin'de insanlara aynı işkenceleri yapıyorlar, aynı katliamları gerçekleştiriyorlar.
53:20Çünkü onarım süreçleri doğru mekanizmalarla işlemedi.
53:26Yüzleşmeler gerçekleşmedi yeterli düzeyde.
53:29Çok teşekkür ediyorum sevgili hocalarım diyeceğim.
53:34Gerçekten konferansa sayılı günler kaldı ama burada yaptığımız söyleşide dahi konferansın ne kadar güçlü geçeceğini ve ne kadar ihtiyacımız olduğunu
53:42bir kez daha anladım.
53:43Değerli aktarımlarınız için, çağrılarınız için tekrar teşekkürler.
53:46Biz teşekkür ediyoruz.
53:49Sevgili izleyenler, 13-14 Haziran'da İstanbul'da Cem Karaca Kültür Merkezi'nde Cumhuriyetin Demokratikleşmesi Konferansı'nda biz de özel yayınlarımızla, programlarla
54:03sizlerle beraber olacağız.
54:05Özel programımıza şimdilik burada son veriyoruz.
54:16İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Comments

Recommended