- 2 days ago
Değerli takipçilerimiz bizi izleyip takip ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.
Dileriz izledikleriniz ilgi , alakanıza göre olup keyifli vakit geçirmenizi sağlar.
Yayınlarımızı;
https://www.youtube.com/live/kACSYjRFtGo
https://jintv.net/tr/
adreslerinden,
Twitter @jintvofficial_t
Instagram jintvofficialtr
Telegram JinTvOfficial
Bluesky @jintvofficialtr.bsky.social
Digital Medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz
Dileriz izledikleriniz ilgi , alakanıza göre olup keyifli vakit geçirmenizi sağlar.
Yayınlarımızı;
https://www.youtube.com/live/kACSYjRFtGo
https://jintv.net/tr/
adreslerinden,
Twitter @jintvofficial_t
Instagram jintvofficialtr
Telegram JinTvOfficial
Bluesky @jintvofficialtr.bsky.social
Digital Medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz
Category
📺
TVTranscript
00:09Müzik
00:18Fikir Durağı'ndan merhaba sevgili izleyenler.
00:22Evet, barış ve demokratik toplum sürecinde yeni aşama, hukuki süreç tartışılıyor.
00:27Ama bir taraftan da ülkenin dört bir tarafında doğa kırımı, talan devam ediyor.
00:33Tüm bu koşullar içerisinde yeni hukuki tartışmalar yapılırken doğanın bu şekilde talan edilmesi
00:39ve bir taraftan da kadınlara, gençlere, demokratik siyaset alanına yönelik antidemokratik saldırıların sürmesi de
00:47Cumhuriyet'in demokratikleştirilmesi kavramını tekrar gündemimize getirirken
00:53Tüm bunlar nasıl olacak? Doğa kırımı, ekoloji mücadelesiyle beraber bir demokratikleşme mücadelesi beraber yürüyebilir mi?
01:01Bugün bu soruların cevabını DEM Parti Ekoloji Meclisi eş sözcüsü Melis Tantan'la birlikte arayacağız.
01:08Hoş geldin Melis.
01:09Merhabalar, hoş bulduk. Teşekkür ediyorum davetiniz için.
01:12Ben de geldiğin için çok teşekkür ediyorum. Nasılsın?
01:15İyiyim. Yorucu bir dönemdeyiz. Hatta her zamankinden belki birazcık daha fazla. Yorucu ama iyi.
01:23Peki bu yorgunluğun sebebi bitmek bilmeyen doğa saldırıları mı?
01:27Yoksa aynı zamanda yürüyen mücadeleyi güçlendirmek mi? Her ikisi beraber mi?
01:32Yani aslında beraber çünkü saldırılar arttıkça mücadele artıyor.
01:37Hatta yani pek çok yere yetişemiyoruz. Yani dayanışma noktasında da yetişemiyoruz.
01:41Mücadeleyi öğrenme noktasında da yetişemiyoruz. Saldırılar son zamanlarda iyice artmış durumda yani ekolojik anlamdaki.
01:49Nerede ne var ne yok bunu öğrenmek, bu projeler başlamadan onlara müdahale etmek, davalar açmak, eylemleri örgütlemek, halkı örgütlemek, bir
02:00araya gelmek, dayanışmak falan bunlar tabii ki çok zorlu işler bir yanıyla.
02:04O yüzden çok fazla sayıdaki saldırı çok fazla bir dinamizm istiyor. Çok fazla bir sürekli bir yerde gitmek, gelmek istiyor.
02:13Halkın kendi arasında birlik olmasını beraberinde getiriyor. Bunun kendi başında tabii bir yoruculuğu var.
02:19Şimdi ben de bu programa hazırlanırken çok fazla kavramla karşılaştım.
02:24HES'ler, CES'ler, CHET'ler, RES'ler. Yani bütün bu kavramları belki tek tek konuşmaya program süremiz yetmez ama
02:34ne anlama geliyorlar?
02:36Ve sen de söyledin hani saldırılar giderek artıyor. Burada devletin doğaya bakışını tüm coğrafyada nasıl görmek gerekiyor?
02:44Bu soru için çok teşekkür ederim öncelikle. Çünkü şöyle bir durum var. Bu kısaltmalar aslında o kadar anlaşılmaz ki.
02:52Niçin bu kısaltmalar var? Hani hepsinin bir açıklaması var en nihayetinde ama çevre meselesi hep çok teknik bir işmiş gibi
03:00algılanıyor.
03:01Ve mesela bu kısaltmalarla da karşılaştığınızda ya da başka bir sürü hukuki terimle de karşılaştığınızda ya da projelerde geçen meselelerle
03:09karşılaştığınızda
03:10sanki anlamayacakmışsınız bir şeymiş gibi geliyor. Ve birileri size bunu mesela şirket sahipleri gelip anlattığında bir sıradan bir insansınız yani.
03:18İkna olabiliyorsunuz. O yüzden meselenin teknik boyutunun hani ötesine geçen ve bu meselenin altında ne var bunlar nedir diye
03:27aslında çok basit bir dilde anlatılabilecek bir izlemine taşımak gerekiyor bunları.
03:33Aslında temelde iki şey var. Birincisi bir madencilik ile ilgili diğeri de bir enerji sektörü ile ilgili.
03:40Devasa bir yatırımlar silsilesi ile karşı karşıyayız.
03:43Bu kısaltmalarda işte santrallerin neyle çalıştığını, hangi yöntemlerle çalıştığına ilişkin aslında isimlendirmeler.
03:50Ama baktığınızda biz hani geçmişten bugüne bir farklılık var bunlar arasında da.
03:56Baktığınızda bu hem madencilik projeleri hem de enerji projeleri en nihayetinde temelde şunu yapıyor.
04:02Birincisi insanların malına, mülküne el koyuyor.
04:05İkincisi doğanın yaşanmaz halde kılıyor.
04:08Yani oranın havasını kirletiyor, otoptağına el koyuyor, suyunu kirletiyor.
04:12Çeşitli ölçülerde.
04:14Bu projeler halka sorulmadan yapılıyor.
04:17Yani halk ben bunu istemiyorum dediğinde hiçbir şey olmuyor.
04:22İşte süreçleri devam ediyor. İtiraz etseniz bile itirazlarınız kabul olmuyor.
04:27Mahkemeler devam ederken projeler hayata geçmeye başlıyor.
04:31Bir diğeri de aslında hemen her proje aslında insanların yaşadığı yerden ediyor.
04:36Bunu da söylerken aslında şunu söyleyebiliriz.
04:39Önce yerinden edilenler doğada yaşayan diğer canlılar oluyor.
04:43Yani kuşlar, kuşların yuvası gidiyor, işte böcekler, diğer tüm yabanıl hayvanlar ki onlar hayatı doğuran,
04:51yani bizim nefes almamızı sağlayan, işte ormanların, yaratuslarının ve toprağın canlı kalmasını sağlayan canlılarken,
04:57önce onlar zorunlu göçe uğruyor.
04:59Ardından da insanlar zorunlu göçe uğruyor.
05:02Temelde aslında belki de şunu bilmekte fayda var.
05:05Bir yere bir şirket mi geliyor?
05:07Bir kamyon mu geliyor mesela?
05:10Fahfiyat kamyonu mu geliyor?
05:11Bir proje mi geliyor?
05:14Öncelikle soru sormakla başlamak lazım.
05:17Öncelikle bu nedir diye sormakla başlamak lazım.
05:20Ve belki de öncelikle şunu düşünmek lazım.
05:22Bu kötü bir şey.
05:23Çünkü pek çok şeyde yani en küçük bir taş ocağından devasa bir altın madenine kadar ne oluyor?
05:33En kötüsü musluğunuzdan içecek su akmamaya başlıyor ve toz soluyorsunuz.
05:40En taş ocağında, en küçük bir taş ocağında, en büyük bir maden ocağında zaten sinyanürlü havuzlar ve toprak karması sizi
05:50zaten ölüme kadar götürüyor.
05:52Yani kısaca böyle söyleyebiliriz.
05:54Bu kısaltmalar aslında gerçekten bazı şeyleri bilmiyoruz ama herhalde iyidir diye sormaktan insanları alıkoyması gereken en önemli şeyler.
06:02Sen de aslında çok güzel bir yere temas ettin.
06:06Bu yerinden edilme meselesi.
06:07Biraz da buradan devam edelim istiyorum.
06:10Şimdi Muşvarto'da jest nöbeti.
06:13Öncelikle bu jest ne demek onu da bir konuşuruz.
06:15Birinci ayını da doldurdu.
06:17Burada ne için mücadele başladı insanlar?
06:21Yerinden edilme meselesi.
06:23Özellikle Kürt illerine geldiğimiz zaman kimlikleriyle beraber nasıl bir anlama denk düşüyor?
06:30Buradalarda nelere daha çok keskinleştirmek, daha farklı olarak görmek lazım?
06:36Öyle devam edelim.
06:38Jest'ten bahsedelim önce.
06:40Jest, Jeotermal Enerji Santrali demek.
06:43Yani sıcak yeraltı sularından elde edilen enerji yöntemi demek.
06:50Bu çok uzun yıllardır aslında bir doğa dostu enerji diye geçti.
06:55Halbuki aslında pek de öyle değil.
06:57Çünkü yeraltı sularını kullanıma açıyor.
07:02Yani onları havaya çıkartıyorsunuz, püskürtüyorsunuz çeşitli sondaj yöntemleriyle.
07:06Ve bu püskürtme ile yeraltı sularını zaten yok ediyorsunuz, müdahale ediyorsunuz.
07:12Püskürtme ile yani yerin altını kaldığınız her türlü faaliyette olduğu gibi ortaya zehirli gazlar çıkıyor.
07:19Mesela şeyin, jeslerin olduğu aydın, muğla gibi yerlerde, denizli gibi yerlerde ağır bir kükürt kokusu duyarsınız.
07:30Böyle çürük yumurta kokusudur o.
07:33Bu koku içindeki zehirli metallerle, ağır metallerle insanlarla sorunun hastalıklarına yol açıyor.
07:40Devasa bir arazide, yer altından çıkan sulardan enerji üretilmek için boruları döşemek zorunda kalıyorsunuz.
07:49Yani aslında bir devasa, düz bir arazide.
07:51Genelde bunlar tarım arazisi oluyor.
07:54Bu santralin yayıldığını görüyorsunuz.
07:57Şimdi Varto'da yapılmak istenen de bu.
08:00Varto'nun gerçekten çok mükemmel bir coğrafya.
08:03Yani Dersin, Varto yani buralar gerçekten başka özellikli yerler.
08:10Ve bu proje sadece Varto'yla da ilgili değil.
08:13Aynı zamanda Karlova'ya da yani iki tane ilçeye etki eden ve pek çok köye etki eden bir proje.
08:19Çünkü devansal bir alana yayılacak.
08:21Yani tam olarak ne yapmak istiyorlar orada?
08:23Şunu yapmak istiyorlar, sondajla suyu çıkartacaklar ve enerji üretecekler.
08:28Bu enerjiyi de büyük ihtimalle satacaklar.
08:30Oradakiler kullanmayacak.
08:31Çünkü bu bir büyük şirketlerin yatırım aracı aslında.
08:36Yani bir ihtiyaca binayen çıkartılan bir enerji değil.
08:38Oranın yerel halkının da faydalanacağı hiçbir durum yok aslında.
08:42Tabii ki yok.
08:42Tabii ki yok.
08:43Zaten hani tüm bu tarz enerji sistemleri artık depolanan ve satılan bir metaya dönüştü.
08:49Yani yereldeki insanların ihtiyacını karşılamak ya da sanayi ihtiyacını karşılamak diye değil.
08:54Şirketin yatırım yaptığı ve sattığı bir araca dönüştü.
08:58Aslında rast dediğimiz olay değil mi?
09:00Tam olarak bu.
09:01Bir de Varto'daki mevzu tabii uluslararası bir şirket bunu yapandı.
09:05Aynı zamanda yani uluslararası şirketler aslında.
09:08Kürlistan'ın toprakları, köyleri falan peşkeş çekiliyor demek.
09:11Tam olarak yaşanan bu.
09:12Şimdi insanlar tabii ki bunu öğrendikleri andan itibaren biz köylerimize vermeyeceğiz dediler.
09:19Ve sondajın başlayacağı günden bir hafta önce sondajın başlayacağı yere çadır kurdular.
09:27Dediğiniz gibi bir hafta bir ayı geçti bu nöbet.
09:30Çok güzel bir örgütlenme var.
09:32Varto'nun tüm köyleri her gün nöbet tutuyorlar.
09:35Bu daha önceki nöbetlerde yaşanmayan bir şey pek.
09:38Yani ben mesela Kaz Dağları nöbetinde kaldım.
09:422019'daydı o ama biz hep dışarıdan gelen insanlar olarak o nöbeti tuttuk.
09:46Ağırlıklı olarak yani Çınakkaleler vardı ama yakındaki köylüler pek yoktu.
09:51Onlar 10 yıl önce çok aktif mücadele etmiş ve yorulmuşlardı aslında.
09:55Akbelen mesela öyle yine köylüler nöbete başladı ama etkileyen tüm köyler yoktu yine.
10:01Birkaç köy oradaki nöbeti devam ettiriyordu.
10:04Ama Varto'da öyle değil.
10:06Peki böyle olmasının farkı ne?
10:08Yani nasıl bir fark yaratıyor diğer köylerde geldiğinde?
10:12Komşu köyler yani bu projenin etkilenecek birçok köyün diğer nöbetlere nazaran Varto'daki nöbete katılmasının en büyük nedeni aslında bunu sağlayan
10:23şeyin kendisi aslında insanların direniş kültüründen gelmesi.
10:26Çünkü Varto'dakiler mesela şunu söylüyor insanlar diyorlar ki biz direnmeyi yeni öğrenmedik.
10:33Yani ömrümüz, atalarımız, nelerimiz zaten zulme karşı direnmekle geçti hayatları.
10:38Dolayısıyla gelen herhangi bir gaz projesine yani tekraren defaten köylülerinden sürme projesine karşı durmanı, nasıl karşı durabileceğini, neden karşı durması
10:51gerektiğini ve nasıl karşı durması gerektiğini çok iyi bilen yerler.
10:57Oradakilere söylemiştik yani biz Batı'da herhangi bir yere gittiğimizde önce bu proje ne getiriyor ne götürüyor, niye karşı çıkmak lazım
11:04mı anlatıyoruz ama burada zaten siz çoktan başlamışsınız mücadeleye demiştik.
11:09Oradan öğrenecek çok şey var yani aslında.
11:11Çok şey var aslında bu bize bir şey de gösteriyor.
11:14Sorunuzdaki ilk yeri döneyim ben tekrar buradan.
11:18Neden bu köyler, neden buralar?
11:21Tam da aslında belki Hatay'da gördüğümüz daha önce bu depremden sonra Samandağ'ın mesela o çok kültürlü yapısına bir müdahale
11:32olarak gerçekleşti.
11:34Toki konutları mesela oradaki.
11:35Aynı şekilde.
11:36Evet oradaki yani pek çok ilçesinde oradaki acele kamulaştırma mesele.
11:40İnsanların arazisine el koydular, zeytinliklerine el koydular.
11:44Onları mahallelerinden sürdüler ve yeni Toki konutlarına gönderdiler.
11:48Bu bir aslında oradaki çok kültürlü yapının dağıtılmasını beraberinde getiriyordu.
11:54Mesela aynı şekilde Geze Direnişi'nin de adını belki çok iyi duyduğumuz bir mahalle şu anda yok artık.
11:59Oradaki o tüm reddediş şeyi, o dayanışma kültürünü de dağıtan bir ne derler yeni bir kentleşme kültürüyle gittiler oraya.
12:10Kürdistan'ın pek çok ilçesine de ve iline de aslında şimdi benzer bir politik aslında argümanla da geliyorlar.
12:18Yani aslında enerji projeleri ve maden projeleri Kürdistan'daki sadece bir rant projesi olmuyor.
12:25Şimdi 90'larda daha önce köylerinden sürülmüş zorundu göçle, köylerinden edilmiş, köyleri yakınmış edilmiş insanlar.
12:33Şimdi köylerine geri dönüyorlar.
12:35Bu sefer de maden ve enerji projeleri karşı karşıya kalmış durumdular.
12:40Mesela Diyarbakır'ın pek çok köyü böyle.
12:42İnsanlar orada da direniştiler ve diyorlar ki biz bu sefer buraları terk etmek istemiyoruz.
12:46Dolayısıyla aslında bu göç meselesi insanlara tekrarlan tekrarlan aslında geçmiş adıları tekrar yaşatan ve aynı zamanda siz burası geçmişte bir
12:58savaş dinamiğiyle sürüyordu.
13:01Ama şimdi de bir rant ve talan dinamiğiyle devam ediyoruz denilen bir gerçekliğe de aslında ortaya çıkartıyor.
13:09Ama dediğim gibi yani Marto'daki direniş kültürü Ahmet'te de var, pek çok yerde var, Sirt'in köylerinde de var gibi
13:16insanlar itiraz ediyorlar, davaları açıyorlar, eylemler yapıyorlar.
13:21Mardin'de mesela bir gez projesine, bu güneş santrali demek, devasa bir güneş enerjisi santrali kuruluyordu ve mera arazisi üzerinde yani
13:31insanlar hayvanlarını atlatamayacaklardı artık.
13:34Kadınlar şirketin aracının önüne oturdular ve şirket o köye giremedi.
13:38Ve gerçekten sadece kadınlar oturdular bu köyün, bu köydeki bu projeyi, projenin önüne ve iptal ettirdiler aslında projeyi.
13:47Marto'daki direniş için de ilk günden itibaren dedin orada işte komşu köylerin de gelmesiyle beraber direniş başladı.
13:56Tam da ilk sondajın yapılacağı gün dedin.
13:58Peki ne oldu? Yani şu anda sondaj yapılıyor mu? Yoksa direniş olduğu için orada durdu mu? Yani güncel durum ne?
14:05Sondaj yapılamadı tabii ki orada insanlar beklediği için.
14:09Aslında sadece oradaki köylüler değil, Marto'nun büyük bir diasporası var.
14:13Hem Türkiye'nin diğer illerinde hem de uluslararası düzeyde herkes ayaklandı.
14:17Yani herkes aslında memleketine sahip çıktı.
14:20Ayın 20'sinde oraya ilk sondaj atılacaktı. O sonunda jengellendi.
14:26Birkaç gün önce Karlova'ya şirket yetkilileri geldi.
14:29Orada belki birazcık daha zayıf olarak görüyor olabilirler.
14:32Ama Karlova'da çok kalabalık bir miting yapıldı.
14:34Yani oradaki insanlar da karşılar buna.
14:37Şirket yetkilileri oradan kovuldular geçen gün.
14:40Yani şunu belki ifade etmek lazım.
14:45Yani şirket geleceği gün orada olmak şirketin aslında projeye başlatmadığı için belki şunu söyleyebiliriz.
14:55Yani bu bir kazanım.
14:56Çünkü bu mücadele olmasaydı ayın 20'sinde oraya sondaj vurulmuştu.
15:00Mesela aynısını Akberen için de söyleyebiliriz.
15:03Evet mesela Akberen'de Akberen Ormanı'nı kaybettik artık.
15:07Akberen'deki termik santral devasa büyüyor.
15:10Ama yıllardan beri orada mücadele sürüyor.
15:12Eğer o mücadele sürmeseydi şu andaki köyler çoktan yerlerinden olmuşlardı.
15:18O yüzden belki mücadelenin sonunda kazanamıyor olabiliriz.
15:21Ama en azından geciktiriyoruz.
15:23Yani bu çok büyük bir şey aslında.
15:25Çok büyük Melis.
15:26Yani hep bir de şöyle bir umutsuzluk ve atalet halimizde var ya.
15:31Yani bütün toplumda.
15:32Ne değişir ki?
15:34İşte buraya gitsem ne olacak?
15:35Zaten devlet devletliğini yapıyor.
15:38Ama aslında yani bunu belki de daha çok altında çizmek gerekiyor.
15:42Durum da çok öyle de değil.
15:44Yani Akberen örneğini verdin.
15:46Oradaki köylerin hala duruyor olması çok önemli.
15:48Bu bir kazanım.
15:50Ama diğer mesela Vartoy'a şimdi örnek verecek olursak.
15:54Belki orada direnişin işte daha önce başlaması.
15:56Senin ifade ettiğin daha fazla köylerden oraya geliniyor olması.
16:00Oranın bir direniş kültürü olması belki de projenin tamamen rafa kalkmasını da sağlayabilir.
16:06Yani bunu umut etmeye de hakkımız var gibi düşünüyorum.
16:08Yani bence var.
16:10Öncelikle mesela çok bilindik bir şey vardır ya.
16:12Yani mücadele edersen kazanır mısın, kazanmaz mısın belli olmaz ama etmezsen kaybedeceksin kesin.
16:18Evet.
16:18Yani bence hani her şeyi biraz böyle düşünmek lazım.
16:22Diğeri de yani ya Vartoy aslında çok şey öğretiyor bence.
16:28Yani orada bir an önce işlerle ilgilenmek ve bir an önce belki varını yoğunu bırakarak insanlar bu işi yapıyorlar.
16:36Hiç kolay bir şey değil.
16:38Ama şunu gösteriyor bize yani bu hepimizin başına her an gelebilir.
16:42Her an tetikte olmak lazım.
16:44Her an örgütte olmak lazım.
16:45Ve her anda bu şirketlere karşı duracak işler yapmak lazım.
16:49Hukuken bunu yapmak lazım.
16:51Meşru mücadele yollarını gerçekleştirmek lazım.
16:55Yani kimse oraya çadır kurun demedi insanlara.
16:59Ama bir araziye gerçekten yani işte köylüler.
17:03Yani burası bizim diyorlar.
17:04Bunları yapmazsak ne olur?
17:08Umarım.
17:09Bu kötü senaryo tabii ki.
17:11Şimdi bunları yapamadığımız aslında çok yer var.
17:15Bir arabayla tura çıkın.
17:17Yani her dağın ardı böyle kahverengi kahverengi.
17:24Yani artık mesela eskiden doğaya baktığınızda, dağlara baktığınızda yemyeşillikler ya da böyle hani kayalar görürdünüz.
17:32Şu anda o yeşil dağların bir kısmı taş ocağı olmuş.
17:36İleride dağın arkasında biliyorsunuz ki bir maden ocağı var.
17:40İşte bir yerde bir mermer ocağı var.
17:41Yani her dağın arkasında aslında gördüğünüz veya göremediğimiz bir yıkım var.
17:47Dolayısıyla aslında bunu bir kısmını da engelleyemiyoruz.
17:51Çünkü çok fazla yere dağılmış durumda.
17:53Ve bir kısmı mesela insanların, mallarının, mülklerinin ya da arazilerin olduğu yerlerle değil.
17:58Dolayısıyla bu aralara kimler sahip çıkacak sorusu da kalıyor.
18:01Mesela milli parklar bunlardan bir tanesi.
18:04Bir yasa çıktı, milli parklar iyice imara açıldı aslında.
18:08Hani hükümet böyle olmadığını iddia ediyor ama tam olarak olan şey bu.
18:12Şimdi ne olacak sorusu var.
18:16Yani büyük bir rant aslında gerçekleşiyor.
18:21Yani eride ufaklı şirketler bu yatırımları yapıyor.
18:24Ve bir süre sonra şu olacak.
18:26Bizim gerçekten sağlıklı yaşam alanı dediğimiz yerler kalmayacak.
18:31Yani biz mesela çeşmelerimizden temiz su içemeyi olacağız artık.
18:35Mesela organize sanayi bölgelerinin yakınlarında ya da maden ve enerji projelerinin yakınlarında yaşayanların
18:41soludukları hava, az önce mesela aydınlan, jest örneği verdim ama
18:46aslında pek çok sanayi bölgesinde, dil hovasından hep bahsederiz biz ama
18:50Türkiye'nin ve köylesinin pek çok yerinde aynı mesele var.
18:54Zehir sulama.
18:54Belki dil hovası kadar değil, belki o kadar yoğun değil ama
18:57aslında kimyasalları sunduğunuz ve bunu fark etmediğimiz, zamanla da buna alıştığımız bir şey var.
19:03Biz buna biraz yavaş ölümlüyoruz.
19:05Yani göstermeden, fark etmeden öldüren bir şey aslında.
19:09Yavaş yavaş ölüyoruz.
19:10Yani bunlarla mücadele etmezsek yavaş yavaş öleceğiz.
19:13Gelecek nesillerde yaşanabilir bir yer, bir köy, bir coğrafya bırakamayacağız demek oluyor.
19:19Ama şimdi bu mesele yavaş gerçekleşiyor ya,
19:23bireyin buradaki yaşamsal tehditle karşı karşıya kaldığını fark etmesi de dolayısıyla çok kolay olmuyor.
19:31Bir de bunun ekonomik boyutu var.
19:33Şimdi sen de söyledin işte taş ocağı var, maden var.
19:37Bir taraftan orada yaşayan köylünün de geçim kaynağı da oluyor oralar.
19:43Yani bu ekonomi meselesi de birazcık sanki oradaki direnişleri geciktiriyor mu?
19:49Ya da oralarda nasıl müdahaleler yapmak gerekiyor?
19:53Yani bugün yaşamak için para kazanmaya ihtiyacım var ve dolayısıyla böyle de genelde ikna ediliyor ya köylüler.
20:01Buradaki madene ihtiyaç var.
20:03Yani orayı nasıl kurgulamak lazım?
20:05Emek, ekonomi ve ekoloji ilişkisini?
20:08Aslında hiçbiri birbirinden ayrı değil.
20:10Burada çünkü insanları yoksulluğa bırakıp aslında razı etme kültürünü geliştirdiler.
20:17Ve dolayısıyla insanlar elbette ki hayatlarını devam ettirebilmek için arazilerini satıyorlar, iş sahası namete tutmuyorlar.
20:26O yüzden hani yoksulluğun olduğu bir yerde insanlara niçin böyle yapıyorsunuz sorusunu sormanın da bir manası yok.
20:33Dolayısıyla aslında ekolojik yıkımlara karşı olarak verilen mücadelenin kendisi o yüzden tam da işsizlik ve yoksulluk mücadelesiyle ortaklaşmak zorunda.
20:42Çünkü bir yerden oluyor bir yerden veriyor.
20:44Yani buradaki mücadele yürümezse yani biz işsizliğe ve yoksulluğa karşı bir mücadele yürütmezsek
20:50ve ekonomik düzeyde daha yaşanabilir bir dünya kurmazsak ekolojik yıkımlara mecbur kalacağız.
20:58Çünkü işte maden ocaklarına çalışmak zorunda kalacak insanlar gibi.
21:02Ama bir yandan şunu da görüyoruz.
21:04Madencilik sektör olarak en yani ilk zamanlardan beri yani endüstri devriminin ilk başından beri en ağır iş kollarından bir tanesidir.
21:14Ve Türkiye'ye baktığınız zaman bu çoğalan madenler aslında insanların iş güvenliğini de sağlanmadığı,
21:22ücretlerin de çok düşük olduğu işte yani mesela iliçte son yaşanan şey gibi yani 9 tane işçinin bir iş katli
21:28iş cinayetinde ölmesi demek
21:30aslında burasında gerçekten bir iş sahası olmadığını insanlara anlatıyor.
21:34Ya da işte bir patron, bir maden patronunun maaşını işte örneğin işte 30 bin verdiğini 10 bin lira elden geri
21:44aldığını biliyoruz.
21:46Yani bu gibi aslında işçi sınıfının yaşadığı bu zorluklar aslında hiçbir coğrafyada bu maden ve enerji sektörünün bir işsizlik kapısını
21:56giderecek bir şey olmadığını şey yapıyor.
21:58Peki bunun yerine mesela tarım politikaları desteklense belki daha da ekonomik getirisi de daha ya da en azından aynı düzeyde
22:06olur mu?
22:07Hem bunu sormak istiyorum hem de çok fazla nöbetlere gidiyorsun, oradaki yerel halkta da hemhal oluyorsunuz.
22:13Hiç böyle şeyler söyleyen oluyor mu?
22:16Yani keşke toprağımızı satmasaydık, aslında o zaman da biz geçiniyorduk, bugün durumumuz daha iyi değil, daha yoksullaştık.
22:23Böyle örneklerle de karşılaşıyor musunuz?
22:25Hemen hemen herkes aynı şeyi söylüyor. Biz bunu bilmiyorduk, elimiz kırılsaydı da satmasaydık, işte dedelerimiz bilmiyorlardı, satmışlar, biz yeni öğrendik
22:34gibi.
22:34Yani zaten bunu yaşayan herkes evet pişman. Zaten zenginleşme olsa dahi köyünden yerinden olacak bu insanlar. O yüzden öyle bir
22:43zenginleşmeyi de ne yapalım diyorlar.
22:45Bu tarım meselesi aslında şöyle, tam da aslında oraya varıyor. Yani insanlara, siz belki iş sahası yaratıyor olabilirsiniz ama birincisi
22:53ne kadar insanı yaratıyorsunuz?
22:54Yani bir işte 40-50 sene boyunca çalışabilecek bir maden ya da bir enerji projesi kaç insan insanı istihdam edebilir?
23:03Dolayısıyla aslında bu size iş sahası olacak meselesi de koca bir yalana dönüşüyor bir yanıyla.
23:10İnsanlar ektiği, beçtiği arazileri ekip bitemez oluyorlar, hayvanlarını otlatamaz oluyorlar.
23:15Dolayısıyla aslında yoksulluk giderek daha da artıyor.
23:18Bir de köylerinden oluyorlar, bir de sağlıklarından oluyorlar.
23:21Şimdi yani burada elbette ki, ama burada şöyle bir şey var.
23:26Şimdi baktığınızda tüm dünya genelinde, hani lokomotif sektörler olarak görünen, işte yatırım sahası olarak görünen bu sektörler,
23:34mesela enerji alanında bu yenilebilir enerjiler meselesi aslında hem tüm devletlerden destek gören,
23:40yani yatırım yaptığınızı devlet size de teşvik veriyor.
23:43Dolayısıyla hani pek para harcamadan bu yatırımı yapıyorsunuz.
23:47Dolayısıyla aslında yatırımcılar için bir, yani niçin tarıma yatırım yapsın?
23:54Yani teşvik aldığı yere yatırım yapar.
23:56Tarımın geldiği hal ortada, yani küçük üreticinin durumu ortada.
24:00Endüstriyel tarımla baş edemiyorlar, girdi fiyatlarıyla baş edemiyorlar.
24:05İşte tüketici, üretici arasındaki bir sürü aracı var.
24:09Yani üretici ürünü satamıyor, tüketici ürüne ulaşamıyor.
24:13Dolayısıyla yani tarım alanında büyük bir kriz var.
24:16Dolayısıyla insanlar tarımdan da geçinemiyorlar.
24:19İşte ne oluyor?
24:20Arazisini satmaya başlıyor.
24:22Bu böyle bir birbirini destekleyen bir içinden çıkamadığınız bir zincir haline geliyor.
24:27Mesela burada şöyle şeyler de var.
24:29Nöbetlere gidiyorsunuz dediğinizde aklıma geldi.
24:33Akbelen nöbetinde Ören'e gitmiştik.
24:37Ve Ören çok yakın bir yerleşim yeri.
24:39Aslında bir tatil kasabası da aynı zamanda.
24:41Ve pek çok termik santral çalışanın dolduğu bir yer.
24:47İşte herhangi bir şey için bir bildiri dağıtımla karşılaştığımız işçiler yok biz çok memnunuz.
24:52Sağlığımız da çok yerinde diyorlardı.
24:54Şimdi sonra iş güvenliği uzmanlarını öğrendik ki aslında sağlık raporlarını işçilere göstermiyorlarmış.
25:01Yani belki o santral için olmayabilir ama genelde şirketlerin yöntemi buymuş ve şunu yapıyorlarmış.
25:11Eğer hastaysan yani bir iş hastalığına yakalandıysan seni işten çıkartıyor.
25:16Ve sen hasta olduğun için çıkartıldığını da bilmiyorsun.
25:19Bilmiyorsun.
25:19Korkunç bir şey.
25:20Sağlığından dolayı da çıkartılmıyorsun.
25:22Çünkü onun da bir hükümünü var.
25:23Onu da istemiyor.
25:24Hastaysan yani hafif bir hastaysan yani iş hastasıysan yani eğer iş göremez raporu alıncaya kadar seni de çalıştırıyor.
25:32Ve sen sağlığından olduğundan habersiz oluyorsun.
25:35Çünkü bir termik santralde çalışan bir işçinin yani sonunun sorunu yaşamaması gerçekten mucize gibi bir şey.
25:44Biraz da kadınlara gelelim istiyorum.
25:46Burada yani emek ve ekoloji ilişkisini konuştuk.
25:49Mardin örneğini verdin.
25:52Orada tamamen sadece kadınlar vardı dedin.
25:54Aslında bunu pek çok direnişte de görüyoruz Akbelen'de.
25:57Neden kadınlar bu kadar çok bu mücadelelerin önünde?
26:02Yani bunun sence bir tarihsel arka planı da var mı?
26:06Yani bunun kadınların hayatı örmekle ilgili bir açıklaması var.
26:13Geçenlerde bir birlikte hayatı örüyoruz diye bir etkinlikteydim.
26:17Orada da hani bir örme üzerinden konuştuk.
26:19Yani iplikten bir yoktan var eden emeği daha çok kadınlar veriyorlar.
26:25Dolayısıyla aslında hayatta nasıl mücadele edebilirsin?
26:29Yoktan nasıl var edebilirsin?
26:31Ne iyi ne kötü bunlara karşı daha analitik düşünen, bir an önce cesaretli davranabilen ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu
26:41aslında analiz edebilen kadınlar gerçekten de.
26:43O yüzden her mücadelede en öndeler gerçekten de.
26:47Yani erkekler daha oturup düşünürken kadınlar eylemiş oluyorlar.
26:50Açıkçası olarak böyle oluyor.
26:52Çünkü şunu da biliyorlar kadınlar.
26:55Yani bunun yükünü en çok kendileri çekecekler.
26:59Yani zorunlu göçe uğradıklarında, taşındıklarında ya da herhangi bir işte başka bir sağlık sorunu yaşandığında
27:06işte bakım yükünün kendisi de kadının üzerine bir ekstradan yük olarak binecek.
27:11Ya da işte başka bir yere taşındığında işte yeniden ev kurmanın yükü, orada işte işsizliğin belki vesaire
27:18pek çok karşılaşabilecek, pek çok olumsuzluğun yükünü kadınlar iki kat çekecekler.
27:23Kadınlar bunu tabii ki biliyorlar ve o yüzden aslında bunu yaşamak istemiyorlar.
27:28Daha fazla yük taşımak istemiyorlar.
27:30Bence daha fazla önde olmalarının nedeni de biraz bu aslında.
27:34Peki, şimdi önümüzde bir de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi.
27:40Yani bunun da bir kısaltması var.
27:43NECOP 31 zirvesi var.
27:45Türkiye'de buna ev sahipliği yapıyor ve bu bayağı bir prestijli bir mesele halinde
27:50ana akım medyada da çokça görülüyor.
27:53Fakat bunun yanında ana akım medyada çok da görülmeyen başka bir zirve daha var.
27:59Paralel gelişen halkların iklim zirvesi.
28:01Aynı dönemde organize edilmeye başlandı.
28:06COP 31'in karşısında halkların iklim zirvesi diye bir şeyi gördük.
28:10Bu ikisi ne demek?
28:12Biraz senden dinleyelim.
28:13Nasıl paralel ilerliyor?
28:15Ne farkları var?
28:16COP 31 ne anlama geliyor?
28:18Halkların iklim zirvesi niye var?
28:19Yine bir kısaltmalardan devam ediyoruz.
28:22Gördüğünüz üzere COP 31 yani aslında İngilizcesi Job diye yazılıyor.
28:29Türkçe okursak Job da diyebiliriz.
28:31Böyle bir şey komikliği de var bir yanıyla.
28:34Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı demek.
28:3631 yıldır aslında çeşitli ülkelerin ev sahipliğinde toplanan ve ülkelerin heyetleriyle
28:42iklim krizini ele aldıkları, hani iklim kriziyle ilgili ne yapmak diye konuştukları zirveler bunlar.
28:49Her sene bir ülkede gerçekleşiyor dediğimiz gibi.
28:53Epey eskiden böyle başlamış durumda.
28:55Dediğim gibi 30 yıl öncesinden başlamış durumda.
28:58Ama bu zirvelerin geldiği noktada şunlar var.
29:00Bir iklim krizinin tarifi var ama devlet yetkililerinin bu Taraflar Konferansı'ndaki konuşmaları
29:09ya da yazdıkları ya da söyledikleri aslında krizi yok etmek ya da krizi nasıl iyileştirmek
29:16yani nasıl daha az etkisinden faydalanmak üzerine değil, krizi yönetmekle ilgili.
29:21Yani ve krizden faydalanmakla ilgili aslında.
29:25Yani biz bu krizi nasıl şirketler için bir kar şeyine döndürebiliriz?
29:31Aslında burada kriz dediğin herhalde mücadele dinamiklerini de birazcık
29:34bir sönümlendirmek, olu yönetmek, oradan kendine yine bir şey devşirmek gibi algıladım.
29:42Tam olarak öyle.
29:43Aslında her krizde olduğu gibi sistem her krizden kendine fırsatları üretir.
29:46İklim krizinden de, ekolojik krizden de üretiyor aslında.
29:49Çünkü mesela bakın yenilebilir enerji dediği şeyler aslında.
29:53Mesela fosil yakıt şirketlerinin ağır lobisinin olan toplantıları oluyor bunlar.
30:01Nükleer şirketlerin ağır lobisi olan toplantıları oluyor.
30:04Fosil yakıt şirketlerinden kastım ne?
30:06Petrol şirketleri, uluslararası.
30:07Shell, BP vs. bunlar.
30:10Yani aslında eklim krizinin ana sorumlusu olan şirketler.
30:14Mesela devasa en büyük ülkeler mesela.
30:16Yani dünyanın en büyük ülkeleri aslında iklim krizine ilişkin devasa sanayi sahibi olan ve gerçekten karbon salınımı en fazla olan
30:27ülkeler burada sanki sorumluymuş gibi davranıyorlar.
30:29Ve bu şirketlerle beraber çalışıyorlar.
30:32Yani aslında orta büyük bir tiyatro oynanıyor.
30:35Ama arada güzel güzel şeyler çıkıyor ve bunlar da biraz bizim ağzımızda bağlı çalmak gibi oluyor.
30:40Mesela Paris İklim Anlaşması bunlardan bir tanesiydi.
30:42Mükemmel belki diyemeyiz ama belli başlı noktaları açısından ve altına imza atan devletlerin beyanı açısından elbette ki önemliydi.
30:53Ama mesela bir bağlayıcılığı var mı? Yok.
30:55Her sene devletler iklimle ilgili çeşitli beyanlarda bulunuyorlar.
31:00İşte daha fazla karbon salınımı yapmayacağız ve iklimi bozmayacağız diye.
31:05Hiçbir sene bunlara uyulmuyor.
31:06Aslında hani verilen sözler var ortada ve bu sözlere uyulmayınca da bir yaptırımın olmadığı bir gerçeklik var.
31:13Ama bu durumda iklim krizi büyüyerek devam ediyor.
31:17Çünkü sanayiler büyüyor, dünya daha kirleniyor, işte ormanlar yok oluyor, yeraltı suları yok oluyor.
31:23Aslında bir gezegen gittikçe yani yoksullar ve emekçiler, kadınlar, engeller için zor bir noktaya geliyor.
31:30Buna niye söylüyorum? Şuradan söylüyorum. İklim krizini belki zenginler, belki zengin ülkeler, belki şirketler yaratıyor ama faturasını yine yoksullar, yine
31:41kadınlar, yine engelliler, yine işte küçük ülke halkları ödüyor.
31:46Aslında sömürgeciliğin başka bir biçimi yani bu.
31:49Aslında çok evet doğru. Tam olarak bizim biraz ekstra aktivizmde dediğimiz yani hem kazdımacı faaliyetler hem diğer aslında faaliyetlerin bir
31:57sömürgecilik boyutu da var ekolojik kırılmanın aynı zamanda.
32:01Burada tam olarak aslında söylemeye çalıştığımız şey de biraz bu.
32:04Yani bu krizi yaratan, bu yıkımı yaratanlar bunun faturasını ödemek zorunda.
32:10Burada mesela çeşitli fonlar var.
32:12İşte ada ülkeleri iklim krizinden dolayı yakında yok olacaklar.
32:15İşte güney ülkeleri deniyor onlara. Kuzey ülkeleri işte onlara fon bulsun vesaire deniyor ama fonlar da bulunamıyor.
32:22Yani ister hiçbir şey yapılamıyor aslında.
32:25Bunun farkında olanlar da halkların iklim zirvesini mi kurdu?
32:28Evet tam olarak öyle. Halkların iklim zirvesi aslında daha önceki bir pek çok zirvenin aslında bir gelenin uzantısı.
32:36Daha önce işte Glasgow zirvesinde belki Rio zamanda yani daha önceki işte 25. 29. gibi hani böyle pek çok COP
32:44zirvelerinin.
32:46Halkların gerçekleşirken halkların işte buna karşı, ağırlık olarak daha karşı burada sözü biz söylemeliyiz dediği ve işte bu şirketlerin ve
32:56devletlerin bu iç yüzünü ifşa ettiği, çeşitli eylem ve etkinlikler gerçekleştirdi, zirveler.
33:02Bu her sene yapılamadı ama hani bazı seneler yapıldı.
33:07Aslında biz bu geleneği alıyoruz.
33:09Bu da şöyle oldu.
33:11Kasım ayında Türkiye, Belem'de geçen sene gerçekleşen zirvede bir sonraki zirveye aday olduğunu açıkladı.
33:19Ve bu kabul edildi.
33:20Ve biz de ekoloji örgütleri olarak diyelim yani bizden kastım bu.
33:24Pek çok ekoloji örgütü aslında kucağında böyle şeyi buldu.
33:28Şimdi biz ne yapacağız sorusunu sordum.
33:30Çünkü Türkiye'nin şöyle bir şeyi de var.
33:32Yani Türkiye'de işte tam COP zirvesinde çok uyan bir şekilde birçok ekolojik kırımı aslında yol veren yasalar yapmasına rağmen bir
33:39yandan da ne kadar iklim dostu olduğunu anlatıyor.
33:41Yani işte bakanlığın ismini değiştiriyor, bir iklim yasası çıkartıyor, halbuki bir ticaret yasası.
33:46Şu kadar ağaç diktik, bu kadar çeklendirdik.
33:49Ağaç diktik diyor, işte fosil yakıtlar falan diyor, işte şey diyor, çıkacağız bunlardan.
33:54Çıkacağız demiyor da yani salınımlarımızı azaltacağız diyor ama onu yaparken aynı zamanda termik santralin açılımına izin veriyor vesaire.
34:01Dolayısıyla aslında halkların iklim zirvesi hem uluslararası düzeyde devletlerin ve şirketlerin bu COP zirveleriyle
34:08iklim kriziyle ilgili gerçek yüzlerini ifşalayan, aynı zamanda Türkiye'nin de atık yönetimi dahil olmak üzere aslında plastik sektörünü güçlendiren,
34:20diğer sektörleri güçlendiren ve sözüm ona iklim dostuymuş gibi gözüken bu yüzünü aslında ifşalamaya çalışan bir zirve olarak gerçekleşecek.
34:29Ama bunu sadece ekoloji örgütleri yapmayacak, emek, meslek, hak örgütleri, tüm işte yani doğa, adalet derdi olan insanlarla beraber aslında
34:40sadece
34:41iklime odaklanan bir iş olarak yapmayacak.
34:44Şöyle bir şeyle çıkıyor, henüz bir sloganı yok belki ama iklim adaleti vurgusuyla çıkıyor.
34:51Belki az önce konuştuğumuz pek çok şeyde kapsayan bir şey.
34:55Yani ekolojik yıkımlar ve iklimin yıkımı aslında en çok kadınlara vuruyor diyoruz.
34:59Dolayısıyla aslında tam da kadınların bir özgürlük mücadelesi demek iklim adaleti mücadelesi.
35:04En çok işsizlik ve yoksulluktan bahsettik.
35:07Ekolojik yıkımlar işsizlik ve yoksulluğu arttırıyor.
35:10O zaman işsizlik ve yoksulluğa karşı mücadelenin kendisi iklim adaleti mücadelesi.
35:15Böyle pek çok mücadelenin aslında ortaklaştığı bir zemin kurmayı hedefliyor.
35:2114-18 Kasım'da Antalya'da gerçekleşecek.
35:24Çünkü ana zirve de orada gerçekleşiyor.
35:27Çeşitli eleme etkinlikleri olacak.
35:2915 Kasım'da küresel eylem günü olacak.
35:32Uluslararası düzeyde tüm savaş karşılıklarına, tüm ekoloji aktivistlerinin katılımıyla gerçekleşecek bir zirve.
35:39En son Belem'de, geçen sene Brezilya'da yapılmıştı.
35:4370 bin kişilik bir yürüyüş yapmışlardı.
35:45Orada Brezilya'nın Tokpaks hareketleri, yerel örgütlenmeleri, kadınlar, gençler yani çok eğlenceli ve zevkli bir yürüyüş yapmışlardı.
35:54Ve taleplerini söylemişlerdi.
35:55Ve resimli zirveyi de etkilemeye çalışmışlardı.
35:58Bizim de biraz Kasım ayında yapacağımız bu.
36:01Yani aslında artık bu rolü oynamayı bırakın, bu oyunu oynamayı bırakın ve gerçekten halkları, yoksulları, kadınları, işsizleri ve göçmenleri gören
36:11politikaları, gerçek politikaları hayata geçirin çağrısıyla.
36:15Ve burada da söz söyleyen bu insanlar, bu kesimler olsun çağrısıyla belki sonlandıracağımız bir şey olacak.
36:21Ama 18 Kasım'da bitmeyecek.
36:22Umarız ki tüm dayanışma pratikleri ve tüm örgütlenmelerin daha güçlendiği bir süreci, bir eşi olur diye de örgütlemeye başlamış durumdayız.
36:34Birçok farklı siyasetlerden, farklı alanlardan arkadaşımızla birlikte.
36:38Peki bu örgütlenmeler belli bir merkezde mi?
36:42Yoksa işte pek çok coğrafya işte Mardin'den, Akbelen'e kadar örnekler verdik ya, bütün Türkiye coğrafyasını kapsıyor mu?
36:50Şimdi yerel meclislerle örgütleniyor aslında.
36:54Bir yanıyla hem tematik konularda çalışmalar yürütülüyor.
36:58Pek çok tematik başlığa ayrılmış durumda.
37:01Bu tematik başlıklarla ilgili iklim politika belgeleri yazılıyor, işte kampanya hazırlıkları yapılıyor bir yerden.
37:06Bir yerden de yerellerde ayaklar kuruluyor.
37:09Onlar hem yerelin sorunlarını iklim kriziyle bağdaştırıyorlar, hem Antalya'ya gidiş planları yapıyorlar vs.
37:16Belki yaz ayları aslında bu örgütlenmelerin daha da çoğalacağı yerler olacak.
37:21Şimdi mesela Antalya, İzmir, İstanbul, işte Bursa, Muğla gibi yerlerde yerel meclisler var ama sürekli bunun çalışmaları devam ediyor şu
37:29an.
37:30Buradan da çağrımız yani hani illerinde bulunan herkesin bu çalışmalara katkı sunması olsun.
37:35Şimdi bütün işte kadınların ekoloji mücadelesi içerisine yer alması, bunun aslında işte savaş politikalarıyla, göç politikalarıyla olan bağlantılarını konuştuk yoksullukla.
37:48Bir de bir taraftan programın açılışında da söylediğim gibi bir buçuk yıldır süren barış ve demokratik toplum süreci var.
37:58Şimdi işte yeni bir aşamaya geçildi, tartışılıyor, çerçeve yasalar görüşülüyor.
38:05Ama sen de az önce vurgunda dedin ki bu bir iklim adaleti konusu.
38:10Çünkü iklim adaleti kadınları da kapsıyor, yoksulluğu da kapsıyor, savaşı da kapsıyor.
38:17Burada bir buçuk yıldır süren süreçte ekolojistler bu sürecin neresinde?
38:23Hem bunu sormak istiyorum hem de yani kendilerini bu sürecin bir parçası olarak görebiliyorlar mı?
38:30Aslında 1 Eylül'den bu yana ekoloji örgütleri çeşit çalışmalar yaptı.
38:35Biz de oralara katkı sunmaya çalıştık.
38:38İşte bir Dünya Barış Günü'nde çok sayıda ekoloji örgütü bir barış çağrısı yapan bir açıklama yaptı.
38:44Ardından meclis komisyonu kurulduğunda başvuru yaptılar.
38:49Meclis komisyonu ekolojik açıdan barışı değerlendirmek için.
38:53Bu tabii kabul edilmedi.
38:54Çok sınırlı sayıda kaldı biliyorsunuz bu kurumlar.
38:56Ama en azından bir rapor sunup o raporu partilere iletme noktasında bir şey yaptılar.
39:03Doğayla da barış diye bir rapor yazıldı.
39:05Bu raporda barış sürecinde ne yapılabilir vurguları vardı.
39:10Yani bu pek çok yani aslında ilk çağrı şu.
39:16Barış için öncelikle bu devasa yakın projelerin bir an önce durdurulması, işleyişte olanların da sonlandırılması gerekiyor.
39:24Bu buradan başlıyor.
39:26Ekoloji Yüzleşme Komisyonları kurulmaya kadar aslında bir dizi taleple sonuçlanıyor.
39:33Belki şunu söylemek lazım bu vesileyle.
39:35Biz barış derken sadece bir barış demiyoruz.
39:38Onurlu bir barış, kalıcı bir barış diyoruz.
39:41Toplumlar barışabilir.
39:43Ama üzerinde yaşanacak bir toprak üzerinde barış sağlanması mümkün olabilir.
39:50Nerede yaşayacaksınız?
39:51Barış içinde yaşayacaksınız belki ama nerede ve nasıl yaşayacaksınız?
39:54Dolayısıyla temiz bir hava soludunuz, temiz bir su içebildiğiniz,
39:58doğayla barışık bir şekilde yaşadığınız bir yerde gerçekten barış mümkün olabilir.
40:03Diğer türlü barışın kendisi gerçek anlamda bir barış da olmuyor.
40:08O yüzden aslında belki elbette ki silahların konuşulduğu ilk dönemde doğanın konuşulmaması çok normal.
40:16Çünkü bir çatışmasızlık süreciyle ilgili bir mesele var önce.
40:21Ama bunun hemen ardından konuşulması gereken ilk şeylerden bir tanesi de aslında bu ekolojik yıkım projelerinin durdurulması
40:29ve belki Kürnistan coğrafyasının daha demokratik toplumunda kurabileceği bir ekolojik sisteminin korunmasına yönelik
40:38koruyucu politikaların ve önleyici politikaların geliştirilmesi olması gerekiyor.
40:43Bir yıldır, bir buçuk yıldır aslında bizim söylemeye çalıştığımız şey biraz da bu.
40:46Bu böyle hani alt maddelere ya da sonraya artırılacak bir konu değil.
40:52Çünkü tam da yaşamın kendisine içkin bir şey.
40:54Sanki gerçekten böyle algılanıyor.
40:56Yani çok mesela demokratikleşme ile doğanın ne ilişkisi var gibi.
41:01Ama senin anlattıklarından da anladığım yani aslında birbirine tamamen de içkin şeyler.
41:07Yani doğadaki kuşun, böceğin, ağacın, insanın oradaki yaşam hakkını savunmadığında,
41:13onu görmediğinde bir demokratikleşmeyi de göremiyorsun.
41:18Ama burada aslında biraz şunu da yani onu da sormak istedim.
41:24Gerçekten bunun farkında mıyız bu kadar birbirine içkin olduğunun?
41:28Yani Akbelen'de ağacını koruyan bir köylü, oranın yerlisi.
41:34Bunun aslında tamamen demokratikleşme ile, bu ülkedeki antidemokratik uygulamalarla,
41:40savaş politikaları ile birbirine içkin olduğunun farkında mı?
41:44Biz Akbelen'de dünyanın tüm ağaçları kardeştir gibi şeyler söylüyorduk.
41:50Yani aslında bir yerdeki ağaç kesimi sadece orayı etki etmez.
41:55Yani aslında her yere etki eder, tüm gezegeni etki eder baktığınızda.
41:58Dolayısıyla aslında çok uzun yıllardır halklar arası bu çatışma politikasının devam ettirilmesi,
42:06aslında özel savaş politikalarının batıda da devam ettirilmesi,
42:09tabii ki insanlara çeşitli önyargıları iyice güçlendirdi.
42:14Ekoloji mücadelesinde biz şunu hep aslında görüyoruz.
42:18Daha önce Kürdistan'da yaşanan pek çok şeyin bir benzerini batıda ekolojik yıkımlar üzerinden size yaşatıyorlar,
42:26anlatıyoruz insanlara.
42:28Yani bir göçertme politikasının en büyük örnekleri Kürdistan'da 90'lı yıllarda yaşandı.
42:35Benzer pratiklerini batıdaki bu ekolojik yıkım projelerinde görüyoruz.
42:40Kavyumlar meselesinde de mesela hep çok konuştuğumuz şey budur.
42:44Yani hani biz Kürt illerindeki belediyelerin el konumasına karşı çıksaydık bugün İstanbul'da diğer illere kavyum gelmezdi.
42:51Bu tabii ki bir öğrenme süreci olarak işliyor.
42:54Ama barış meselesiyle, demokrasi meselesiyle, ekolojik yıkımlara karşı mücadele meselesinin aynı şey olduğunu
43:02daha da çok, hepimizden de çok bilen, Kürdistan'da köyleriyle 90'lardan sonra geri dönen
43:08ve şimdi işte projelere karşı gelen o insanların kendileri.
43:12Çünkü barış da gelse benim yaşayabileceğim bir toprak parçası olmayınca
43:16ben bu barışı neyleyim diyecekler.
43:19O yüzden barış mücadelesinin kendisi de aynı zamanda doğayı koruma mücadelesinin kendisidir.
43:24Bunu en iyi hissedenler, en iyi bilenler Kürtistan'da köylerinde bunlara karşı mücadele eden kişiler.
43:31Biz şimdi batıdaki mücadele edenlerle, Kürtistan'daki köylerle mücadele edenleri
43:37bir yere getirmek, kendi deneyimlerini aktarmak, birbirlerine gördükleriyle aktarmak yönünde işler yapmaya devam ediyoruz.
43:45Bu karşılaşmalar çok öğretici oluyor.
43:48Hem ekoloji hareketini politik olarak yükseltmek ve kazanmasını sağlamak pek çok yerde
43:53ve dayanışmayı arttıran, dinamikleri çoğaltan bir kilit rol oynuyor burada.
43:59Umarım bu önümüzdeki zamanlarda daha da çoğalarak yaygınlaşır.
44:02Ekoloji mücadelesi gerçekten hepimize umut veriyor.
44:07Söylediğin şeyler çok çok önemli.
44:09Belki de en, yani hep kadın mücadelesinde de bunu söyleriz ya,
44:13kadın olmaktan kaynaklı yaşadığımız pek çok sorun var ve bu yüzden bu bizi ortaklaştırıyor.
44:18Aynı toprağı, aynı suyu, aynı havayı solumaktan kaynaklı da yaşadığımız aslında pek çok sorun var.
44:25Belki bunların etrafında toplanmak da bizim için çok daha önemli ve birleştirici.
44:31O yüzden ekoloji mücadelesi ve verdiğiniz emek çok çok kıymetli.
44:34Çok teşekkür ediyoruz.
44:36Bugün de programımızda konuk olduğun için bu değerli mücadeleleri bizimle paylaştığın için.
44:41Ben teşekkür ederim.
44:42Hem ekoloji aktivisti olunca hem de bir partide sözcü olunca hem sahanın hem de partinin gündemleri birbirine aslında çok denk
44:52düşüyor.
44:52Siyasetin kendisinin ne kadar hayata içkin bir şeyleri bunu deneyimleme fırsatı oluyor.
44:57Umarım siyaseti dönüştürücü gücü de ilerleyen zamanlarda daha demokratik, daha barışçı dillere kavuşturan bir döneme de geçeriz diye de umuyorum.
45:09Sağ ol, çok teşekkür ederiz.
45:10Ben teşekkür ederim.
45:10Sevgili izleyenler bu haftalık da programımızın sonuna geldik.
45:14Haftaya görüşmek üzere.
Comments