00:00Merhaba hepiniz, hoş geldiniz. Bugün masada çok sıcak bir konu var.
00:03Her gün manşetlerde gördüğümüz bir gerilimi alıp,
00:06tarihin en kritik sayfalarından biriyle, yani boğazlarla birleştireceğiz.
00:11O daracık su yollarında, o gücün kapılarında neler dönüyor?
00:14Gelin hep birlikte bakalım.
00:15Bakın, ekrandaki bu söz aslında bütün hikayemizin özeti.
00:20Diyor ki, savaş artık sadece cephede kazanılmıyor.
00:23Peki nerede kazanılıyor?
00:25İşte o haritalardaki incecik çizgilerde, yani boğazlarda.
00:29Artık mesele top tüfek değil, o daracık su yollarını kimin kontrol ettiği.
00:33O zaman ilk durağımıza gidelim.
00:35Haberleri açtığınızda adını sürekli duyduğunuz bir yer.
00:38Hürmüz Boğazı.
00:39Hani dünyanın o kilitli kapısı diyoruz ya, işte tam olarak orası.
00:44Şimdi, Hürmüz'deki gerilimi sakın ola ki iki tane gemi geçememiş gibi basit bir şey sanmayın.
00:49Hayır hayır, mesele çok daha derin.
00:51Bakın ekranda ne yazıyor?
00:53Petrol, para ve güç.
00:54Yani aslında soru şu, küresel ekonominin vanası kimin elinde olacak?
00:59E sahnede de iki dev oyuncu var tabii.
01:01Bir yanda İran, masaya yumruğunu vuruyor, gerekirse kapatırım diyor.
01:05Öbür yanda Amerika Birleşik Devletleri, o da kararlı, ne olursa olsun açık tutarım.
01:10Yani bu böyle diplomatik bir atışma falan değil, bildiğiniz bilek güreşi.
01:13Açık ve net bir güç savaşı.
01:14Ve işin ilginç yanı ne biliyor musunuz?
01:17Bu devasa mücadelenin etkilerini anında hissediyoruz.
01:21Bazen küçücük bir kıvılcım yetiyor.
01:23Mesela bir askeri tatbikat haberi geliyor.
01:26Ya da durup dururken bir gemi durduruluyor.
01:29Veya bir yetkili çıkıp tek bir cümlelik bir açıklama yapıyor.
01:32İşte o an, işte o an tüm dünyada domino taşları devrilmeye başlıyor.
01:37Petrol fiyatları bir anda tavana vuruyor.
01:40Borsalar allak bullak oluyor.
01:42Bütün dünya diken üstünde beklemeye başlıyor.
01:44Kısacası tam olarak şöyle bir durum var.
01:46Hürmüz hapşırsa bütün dünya ekonomisi yatağa düşer.
01:50Çünkü orası bir su yolu değil, resmen dünya ekonomisinin şah damarı.
01:55Peki, tüm bu anlattıklarımın, bu hürmüzdeki gerilimin bizimle ne ilgisi var?
02:00İşte şimdi en ilginç kısma geliyoruz.
02:02Bu modern krizin Türkiye için çok ama çok tanıdık bir yankısı var.
02:08Tarihten gelen bir ses adeta.
02:10Bir anlığına gözlerinizi kapatıp düşünün.
02:12Ya bu tehlikeli oyun, bu kapatırım açık tutarım kavgası, binlerce kilometre ötede Basra körfezinde değil de tam burada, İstanbul'un
02:20kalbinde, bizim boğazımızda oynansaydı ne olurdu?
02:23Aslında bu bir varsayım değil.
02:25Çünkü Türkiye, bu hikayenin aynısını, birebir aynısını daha önce yaşadı.
02:31Bu bizim ulusal hikayemizin tam da merkezinde yer alan bir mücadele.
02:35İşte şimdi o karanlık günlerden çıkıp nasıl Türkiye'nin en büyük diplomatik zaferlerinden birine ulaştığımıza bakalım.
02:42Konumuz Montre Sözleşmesi.
02:45Ama o zafere gelmeden önce nereden başladığımızı anlamamız lazım.
02:49Ekranda gördüğünüz bu söz, bu bir milletin nefesinin kesilmesiydi diyor.
02:54Montre sonrası dönemi anlatıyor.
02:56Düşünsene, İstanbul'un önünde yabancı zırhlılar demirlemiş, boğazların kontrolü tamamen sizden alınmış,
03:02bir millet için bundan daha ağır ne olabilir ki?
03:05İşte egemenliğe giden o çilili yalın özeti bu.
03:08Her şey Mondros'la kontrolü kaybetmemizle başladı.
03:12Sonra işgal dönemi, İstanbul'da yabancı donanmalar.
03:16Lozan'da, evet masaya oturduk, egemenliğin bir kısmını geri aldık ama tam değildi.
03:21İşte o son nokta, o son imza, o tam egemenlik ilanı Montreux'e geldi.
03:27Ve Montreux'nin bize söylediği şey tam olarak buydu.
03:30Türkiye, dünyaya dedi ki, bir dakika, bu kapı benim.
03:34Bu kapıdan kimin geçip kimin geçemeyeceğine artık ben karar veririm.
03:38Yani Türkiye, o kapının tek ve mutlak bekçisi oldu.
03:41Peki, nedir bu Montreux?
03:44Kısaca, 1936'da imzalanan ve Türkiye'ye,
03:47hem İstanbul hem de Çanakkale boğazları üzerinde tam kontrol yetkisi veren o tarihi anlaşma.
03:53Ama bu, basit bir metin değil, sakın öyle düşünmeyin.
03:56Bu, bizim ulusal güvenliğimizin tapu senedi, en temel direklerinden biri.
04:01Tamam, Montreux'nin bu paha biçilmez değerini cebimize koyduk,
04:05şimdi de günümüze gelelim ve bu tarihi kazanımı tartışmaya açan o büyük, modern projeye bakalım.
04:12Kanal İstanbul.
04:13Nedir Kanal İstanbul?
04:15İstanbul, proje en basit tanımıyla Karadeniz'i Marmara'ya bağlayacak,
04:19yani mevcut boğaza alternatif olacak yapay bir su yolu.
04:22Ve işte bu proje, tam da merkezde duran o büyük soruyu gündeme getiriyor.
04:27Kanal İstanbul, Türkiye için parlak bir ekonomik fırsat mı,
04:31yoksa geri dönülmez stratejik bir risk mi?
04:34İncelediğimiz kaynakların bu konudaki duruşu oldukça net.
04:37Vardıkları sonuç şu.
04:39Proje, potansiyel olarak büyük bir stratejik risk barındırıyor.
04:43Peki, neden bir risk olarak görülüyor?
04:45Sebepleri aslında oldukça basit ve mantıklı.
04:48Birincisi, Montreux gibi bir kazanımı elde etmek bizim 10 yıllarımızı aldı.
04:53İkincisi, açılacak her yeni kanal bu binbir zorlukla kazanılmış anlaşmanın altına oyma,
04:58onu zayıflatma potansiyeli taşıyor.
05:00Ve son olarak, bu durum ulusal güvenliğimizin en sağlam sütunlarından birini baltalamak anlamına gelebilir.
05:06O zaman toparlayalım ve son söze gelelim.
05:07Bütün bu anlattıklarımızdan çıkarmamız gereken en temel ders,
05:1021. yüzyılda gücün doğasının nasıl değiştiği anlamak.
05:13Bakın, artık modern savaşlar şu kadar kilometre kare toprağı alayım diye yapılmıyor.
05:19Hayır, artık savaşlar akış için yapılıyor.
05:24Neyin akışı?
05:25Ticaretin akışı, enerjinin akışı, hatta verinin akışı.
05:30Kim bu akışı kontrol ederse, gücün yeni sahibi de o oluyor.
05:34Ve işte tam da bu yüzden boğazların kontrolü, yani montra, bizim için sadece tarihte kalmış parlak bir zafer değil.
05:41Hayır, o bizim geleceğimizin sigortası.
05:44Bizi belirsizliklerden koruyacak en önemli güvencemiz.
05:47O zaman geriye tek bir soru kalıyor değil mi?
05:50Tamamen sizin kontrolünüzde olan, anahtarı sadece sizde olan bir kapıyı neden başkasına açasınız ki?
05:56Bu soru üzerinde düşünmeye değer.
Yorumlar