Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Müyesser Yıldız, Türkiye'nin İsrail ve İran arasındaki gerilime yönelik dış politikasını ve hükümetin Trump yönetimine karşı sergilediği tutumu eleştirel bir dille analiz etmektedir. Yazar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişteki sert uyarılarına rağmen, güncel saldırılar karşısında Amerika Birleşik Devletleri'ne yönelik sessiz kalındığını savunmaktadır. Özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamaları üzerinden, Ankara’nın İran’daki olası bir rejim değişikliği veya askeri müdahaleye karşı Batılı liderlerden daha çekimser bir duruş sergilediği öne sürülmektedir. Kaynak, bölgedeki gelişmeleri yeni bir Haçlı seferi olarak nitelendirirken, Türkiye'nin kendi güvenliğini tehdit edebilecek bu sürece karşı yeterince kararlı bir direnç göstermediğini iddia etmektedir. Metin boyunca, müttefiklerin bile eleştirdiği politikalara karşı Türkiye’nin stratejik bir sessizliğe büründüğü vurgulanmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugün Miyeser Yıldız'ın kaleme aldığı, oldukça düşündürücü bir analizi ele alacağız.
00:06Konumuz, Türkiye'nin dış politikasında çok kısa bir süre içinde yaşanan, adeta bir bilmeceye dönüşen iki farklı tutum.
00:14Bir yanda bir komşuya yönelik en sert tondan açıklamalar, diğer yanda ise başka bir komşu bombalanırken hakim olan tuhaf bir
00:21sessizlik.
00:22Peki, bu çarpıcı zıtlığın arkasında ne yatıyor? Gelin hep birlikte bu sorunun izini sürelim.
00:28Her şey, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e yönelik işte bu son derece net ve sert sözleriyle başlıyor.
00:34Yazarın analizine göre bu sözler, Türkiye'nin pozisyonunu en başından tavizsiz bir şekilde ortaya koyuyor ve aslında hikayemizin de ilk
00:42perdesini açıyor.
00:44Şimdi, yazarın dikkat çektiği nokta şu ki, Erdoğan'ın bu konuşması aslında basit bir kınamanın çok ötesinde.
00:50Bu, aynı zamanda çatışmayı Türkiye için adeta varoluşsal bir tehdit olarak tanımlayan bir çerçeve çiziyor.
00:58Erdoğan'ın İsrail'e yönelttiği suçlamalar da makaleye göre öyle sıradan diplomatik eleştiriler değil.
01:05Bakın, vaat edilmiş topraklar hedefinin bir sonraki durağının Türkiye olacağı uyarısı yapılıyor.
01:10İsrail bir devletten çok tüm bölge için bir tehdit olan katil sürüsü olarak tanımlanıyor.
01:16Yani ton olabilecek en üst perdeden.
01:19Ve işte belki de en can alıcı nokta, Cumhurbaşkanı tarafından verilen o kesin ve kararlı söz.
01:26Yazar, bu bedeli ne olursa olsun ifadesinin altını özellikle çiziyor.
01:30Türkiye'nin bu konuda ne kadar net bir duruş sergilediğini hatırlatıyor bize.
01:34Ama hikaye tam olarak burada bitmiyor.
01:36Çünkü bu sert açıklamalardan sadece 10 gün sonra bölgede yepyeni bir kriz patlak veriyor.
01:42Türkiye'nin bir diğer komşusu İran, bu kez ABD liderliğindeki bir saldırının hedefi oluyor.
01:48İşte tam bu noktada anlatıda keskin bir dönüş yaşanıyor.
01:52Ve bu soru, müyesser yıldızın makalesinin tam merkezinde yer alıyor.
01:57İsrail'e karşı o kadar sert ifadeler kullanılırken, yanı başımızdaki komşumuz İran, günlerce bombalanırken, bu ses neden kısıldı?
02:08İşte çözmemiz gereken bilmecede tam olarak bu.
02:10Bakın bu tablo, yazarın işaret ettiği o inanılmaz tutum farkını çok net özetliyor.
02:16Bir tarafta katil sürüsü, suça ortak olmak, bedeli ne olursa olsun gibi tavizsiz, keskin ifadeler.
02:23Diğer tarafta ise hükümetin sessizliği, daha analitik, daha mesafeli bir dil ve en sonunda da o onların kavgası diye özetlenebilecek
02:31bir duruş.
02:32Yıldız'ın analizinde bu karşıtlık bilmecenin en önemli parçası olarak duruyor.
02:36Peki ama neden? Bu sessizliğin sebebi ne olabilir?
02:42Yazar, analizinde okuları çok kilit bir isme, eski ABD başkanı Donald Trump'a çeviriyor.
02:48Ankara'nın sessizliğini anlamaya çalışırken yazar, doğrudan Trump'ın kendi sözlerini önümüze koyuyor.
02:55Bu alıntı, makaleye göre, saldırının arkasındaki asıl itici gücün kim olduğuna dair pek de şüpheye yer bırakmıyor.
03:02Ve tabii şu soruyu gündeme getiriyor.
03:05Ankara neden? Özellikle bu isme karşı sessiz kaldı.
03:08Yazar, Trump'ın o tavizsiz tutumunu bu ikinci alıntıyla daha da netleştiriyor.
03:13Koşulsuz teslimiyet.
03:15Bu ifade, herhangi bir müzakereye veya diplomasiye kapıyı tamamen kapatan, mutlak bir pozisyonu gösteriyor.
03:23Makaleye göre bu detay, bölgedeki gerilimin neden bu kadar tırmandığını anlamak için de oldukça kritik.
03:29İşte meselenin kilit noktası tam da bu.
03:33Makaleye göre, Türk hükümeti Netanyahu'yu eleştirmekten çekinmezken, saldırının asıl aktörü olarak sunulan Trump hakkında kayda değer bir sessizliğe bürünüyor.
03:43Hatta yazar bu durumu, eşeğini dövemeyen, semerini döver atasazıyla açıklıyor.
03:48Şimdi yazar, olaya biraz daha geniş bir açıdan bakmamızı sağlıyor ve Türkiye'nin tepkisine, Avrupa'nın önde gelen ülkelerinin tepkileriyle
03:58karşılaştırarak daha büyük bir resmin içine yerleştiriyor.
04:02Bu tablo, yazarın argümanını çok net bir şekilde ortaya koyuyor aslında.
04:06Görüyorsunuz, İspanya ve Almanya liderleri, Irak ve Suriye'deki geçmiş trajedilere atıfta bulunarak, aman aynı hataları tekrar etmeyelim derken, Türkiye'den gelen
04:17açıklama çok daha farklı bir tonda.
04:20Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, daha çok askeri ve siyasi sonuçlara odaklanıyor.
04:25Savaş, rejim değişikliğiyle sona erebilir, diyor.
04:28Ve işte yazarın analizinde vurguladığı o temel çelişki, bu sözlerle iyice somutlaşıyor.
04:34Dışişleri Bakanı'nın o artık onların kavgası demesi, Türkiye'nin konuya ne kadar mesafeli yaklaştığını gösteriyor.
04:41Makalede tam olarak bu zıtlığı sorguluyor.
04:43Nasıl oluyor da bir kriz hepimizi ilgilendiren varoluşsal bir tehdit olarak görülürken, diğeri bir anda onların kavgası haline gelebiliyor.
04:52Ve şimdi yazarın paylaştığı çok ama çok çarpıcı bir detay var.
04:57Bu bilgi, sadece operasyonun ne kadar büyük olduğu hakkında bir fikir vermekle kalmıyor,
05:01aynı zamanda Türkiye'nin olup bitenlerden ne kadar detaylı haberdar olduğunu da gözler önüne seriyor.
05:06Bu yoğun hava trafiği, yazar için meselenin aslında burnumuzun dibinde yaşandığının da bir kanıtı.
05:12Analizinin son bölümünde ise yazar, Amerikalı bazı siyasi figürlerin açıklamalarına dayanarak,
05:18çatışmayı çok daha farklı, hatta tarihsel bir çerçeveye oturtuyor.
05:22Yazar, ABD'deki bazı etkili isimlerin bu kışkırtıcı alıntılarını peş peşe sıralayarak,
05:28çatışmanın bazıları tarafından nasıl daha derin, ideolojik ve dini bir zeminde görüldüğünü iddia ediyor.
05:34Bu ifadeler, olayın sadece jeopolitik bir mücadele olmayabileceğini düşündürüyor tabii.
05:39Ve yazar, tam bu noktada çok kritik bir gözlem yapıyor.
05:43İslam'a yönelik bu kadar ağır ifadeler kullanılırken,
05:47ümmetin lideri olarak anılan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sessiz kalmasını,
05:51makalenin en başından beri kurduğu o tezatlığın zirve noktası olarak sunuyor.
05:56Ve müyesser yıldız, analizini hepimizin aklına kazınacak o kışkırtıcı ve gerçekten de tüyler ürkertici soruyla bitiriyor.
06:05Bu soru sadece olanları özetlemekle kalmıyor,
06:08aynı zamanda yaşananların gelecekte ne gibi sonuçlar doğurabileceği üzerine hepimizi ciddi ciddi düşünmeye davet ediyor.
06:16Üzerinde kafa yormaya değer bir nokta değil mi?
Yorumlar

Önerilen