- 17 saat önce
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:12İzlediğiniz için teşekkürler.
00:33İzlediğiniz için teşekkürler.
01:14İzlediğiniz için teşekkürler.
01:30İzlediğiniz için teşekkürler.
02:08İzlediğiniz için teşekkürler.
02:17İzlediğiniz için teşekkürler.
02:43İzlediğiniz için teşekkürler.
02:54İzlediğiniz için teşekkürler.
03:02İzlediğiniz için teşekkürler.
03:14İzlediğiniz için teşekkürler.
03:24İzlediğiniz için teşekkürler.
03:40İzlediğiniz için teşekkürler.
03:43İzlediğiniz için teşekkürler.
03:54İzlediğiniz için teşekkürler.
03:57İzlediğiniz için teşekkürler.
04:07İzlediğiniz için teşekkürler.
04:13İzlediğiniz için teşekkürler.
04:20İzlediğiniz için teşekkürler.
04:25İzlediğiniz için teşekkürler.
04:27İzlediğiniz için teşekkürler.
04:36İzlediğiniz için teşekkürler.
04:43İzlediğiniz için teşekkürler.
04:46İzlediğiniz için teşekkürler.
04:48İzlediğiniz için teşekkürler.
05:13İzlediğiniz için teşekkürler.
05:16İzlediğiniz için teşekkürler.
05:18İzlediğiniz için teşekkürler.
05:19İzlediğiniz için teşekkürler.
05:20İzlediğiniz için teşekkürler.
05:22İzlediğiniz için teşekkürler.
05:23İzlediğiniz için teşekkürler.
05:26İzlediğiniz için teşekkürler.
05:28İzlediğiniz için teşekkürler.
05:31İzlediğiniz için teşekkürler.
05:33İzlediğiniz için teşekkürler.
05:35İzlediğiniz için teşekkürler.
05:36İzlediğiniz için teşekkürler.
05:39İzlediğiniz için teşekkürler.
05:43İzlediğiniz için teşekkürler.
05:45kalbinden kalbeye intikal ederek gelen
05:47o vicdanileşme hali
05:49hasıl olduğu zaman o zaman da yakın
05:51hasıl oluyor buyuruyor. Yani o zaman
05:52Allah-u Teala'yı daha iyi tanıyor. Şimdi bizi izleyen
05:55ve dinleyenler hatırına şu görebilir. Yani o zaman
05:57insan Allah-u Teala'yı görüyor mu? Hayır.
05:58Görmüş gibi oluyor. Görmek
06:00cennette olacak.
06:02İşte tasavvufta yükselirken Allah-u Teala'yı
06:05görmüş gibi oluyor. Onun kudreti
06:07karşısında düğün tutulup kalıyor. Ve bunun için
06:09mesela dikkat edin. Evliya-i Kiram'ın
06:11hepsi ama. İsten Hacı Bayram Vediye Hazretleri
06:13olsun. İster Mevlana Celal-i Tumi Hazretleri
06:15olsun. İster Hacı Bektaşi Veli Hazretleri
06:17olsun. İster Ahmet Eseli. İster Yunus Emre.
06:19İster Aziz Mahmud Hidayi Hazretleri
06:21olsun. Hangisi olursa olsun.
06:22Hepsi tevazuda zirvelere tırlanmışlar.
06:25Yani yere kapaklanmışlar.
06:27Kapaklanmışlar. Toprak seviyesindeler.
06:29Hiç baştan yükseltmiyorlar. Niye?
06:31İşte onlar da Allah-u Teala'yı tanıma
06:33vicdanileşmiş.
06:36Mesela
06:36zaman zaman nakdettiğiniz Beyazı Bistani Hazretleri
06:39talebeleriyle beraber bir gün
06:40bir yerden geçiyorlar. Bir dereden geçecekler.
06:43köprü yok. Suda çok bahar günü. Artmış
06:45su derede. Bir tane böyle
06:46ağaç köprü gibi devenin
06:48üzerine konmuş. Oradan bir kişi
06:51ancak gelip geçiyor.
06:52Bayazı Bistani Hazretleri çıkıyor. Tam karşıdan bir uyurdu.
06:55Köpek geliyor. Tam da ortasına gelmişmiş.
06:56Geri geri çekiliyor. Köpek geçiyor.
06:59Talebeniz diyorlar ki hocamızın tevazusunu
07:01biliyoruz ama bir köpeğe de böyle tevazu
07:02gösterilmez ki. Ona da
07:04aynı şekilde yol verilmez ki
07:06diye kalbinden geçimlerinden oluyor.
07:08Bayazı Bistani Hazretleri hiçbir şey demiyor.
07:10karşıya geçiyor. Talebeler de geçiyor.
07:13Ve ondan sonra yani talebelerin
07:14kalplerinden geçeni Allah'a
07:16tanemel indiriyor. Ve biliyor, anlıyor.
07:18Dönüyor diyor ki bu köpek bize ne dedi biliyor musunuz?
07:21Nisan haliyle bu köpek bize ne dedi biliyor musunuz?
07:23Bana dedi ki ey Bayazı Bistani
07:25sakın ha ben Bayazı Bistani'yim diye
07:27övünme. Gurur gelmesin.
07:29Kibir gelmesin.
07:30Senin sahibimle benim sahibimle aynı.
07:34Yani seni de Cenab-ı Hak yarattı, beni de Cenab-ı Hak yarattı.
07:37Beni köpek yarattı seni Bayazı Bistani'yi yarattı.
07:39Sen benim yerimde. Ben de senin yerimde olabilirdim dedi bana.
07:44Bence tabi talebeler taktiği kalıyor.
07:48Şimdi bu Allah-u Teala'yı tanımanın, Allah-u Teala'yı tanımanın vicdalleşmiş, artık kalbe hasıl olmuş bu.
07:57Artık bu kalbe, kalbe ait bir şeydir.
07:59Onun için Muhammed Mansur Hazretleri,
08:01Muhammed Mansur Kutsuz Hazretleri,
08:03açık, net bir şekilde insanın yaratılması,
08:05bu dünyaya gönderilmesinin esas maksat,
08:08kulların, yani insanların Allah-u Teala'yı tanıması içindir.
08:12Dönüyor ki, İslam alemlerinden bazılarda anlatırken buyurdular ki,
08:16Allah-u Teala kainatı yaratması, insanı yaratması, melekleri, cinleri yaratması,
08:19tanınmayı bilmek istedi.
08:21Kendisini tanıtırmak istedi.
08:23O gücünü, kudretini açığa çıkarmak istedi.
08:26diye de izah ediliyor.
08:28Bu şekildeki de aynı şekilde İslam alemleri öyle de bildirilmiş.
08:31Muhammed Mansur Hazretleri de bunu bu şekilde mi bildiriyor?
08:33Evet, bu şekilde bildirmekle mi? Bildirmekle mi?
08:36İşte vicdanileşme konusunda,
08:37vicdanileşme konusunda,
08:39derece ne kadar yükselirse,
08:41onun kemalinde o derece artar mı? Artar.
08:43Mesela Peygamber Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam,
08:45Hz. Ebu Bekir R.A. Hazretleri hakkında,
08:48Ebu Bekir'in imanı,
08:49ümmetinin imanıyla tartılsa,
08:52Ebu Bekir'in imanı fazla gelir buyurmuşlar.
08:54Neden? Niçin?
08:55Çünkü inanılacak şeylerde o dağda zirveye çıkmış.
08:58Yani,
08:59yüreğine varıncaya kadar yak yeni var.
09:02Şimdi şöyle söyleyeyim de,
09:03biz, mesela İstanbul'un Yeni Bosna semtinde,
09:07TGT stüdyolanda,
09:09çekimi yapıyoruz.
09:10Birisi dese ki, arkadaş dese,
09:11Yeni Bosna falan, böyle bir şey yap İstanbul'da,
09:14ben gittim gördüm, yok öyle bir şey dese,
09:16istediği kadar aynı şekilde,
09:17biz Yeni Bosna'nın içindeyiz ve,
09:20oradaki TGT stüdyolanda,
09:22biz bu çekimi yapıyoruz.
09:23Değil mi?
09:24Yayını yapıyoruz.
09:25E dolayısıyla,
09:26onun öyle inkar etmesi,
09:27neft etmesi bizi ilgilendirmez ki,
09:29Evliya-i kiramda,
09:30kalben, yakinen,
09:32Allah-u Teala'nın varlığını,
09:33Allah-u Teala'nın varlığını,
09:34öyle bir müşahede ediyor ki,
09:36bu konuda öyle bir yakini artmış ki,
09:38onun için,
09:39her şeyin sahibi,
09:40yaratanı,
09:41hakimi,
09:43güç ve kuvvet,
09:44kudret sahibi olan,
09:45Cenab-ı Hak'tır diye,
09:46artık vicdanen,
09:47kalben,
09:47ona yakinen yanıyor.
09:48ve bunların,
09:49Allah-u Teala'ya tanıtmak için,
09:51anlatıkları sözleri,
09:52yazıları,
09:53kitapları,
09:53halleri var.
09:54Bunlar da Allah-u Teala'ya tanıtıyor,
09:56diye dilimler de Allah-u Teala'ya tanıtıyor.
09:58Ama efendim,
09:58bu ilimlere sahip olduğu halde,
10:00Allah-u Teala'ya inkar eden çok kimse var.
10:01Nasip meselesin.
10:02Tevhid etsin dilimiz,
10:07İllallah-u bak olsun hem kalbimiz,
10:14İllallah-u sırlar görsün gözümüz,
10:21İllallah-u la ilahe illallah-u,
10:28La ilahe illallah-u,
10:33Tevhid iman tapusu,
10:37İllallah-u gider narın korkusu,
10:44İllallah-u açar cennet kapusu,
10:51İllallah-u la ilahe illallah-u,
10:57La ilahe illallah-u,
11:02Nurettin'in yolunda,
11:06İllallah-u fahri her an kapımda,
11:13İllallah-u gece gündüz dilimde,
11:20İllallah-u la ilahe illallah-u,
11:27La ilahe illallah-u,
11:36La ilahe illallah-u,
11:45Muhbir-i sadık yani hep doğru haber verici sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem kıyamet alâmetlerinden her ne haber verdiyse hepsi
11:57doğrudur. Yanlışlık olamaz. O zaman güneş âdet dışı olarak garptan doğacaktır. Hazret-i Mehdi aleyhi rıdvan çıkacak, İsa aleyhisselâm gökten
12:10inecek,
12:10Deccâl çıkacak, Yecüc ve Mecüc denilen insanlar yeryüzüne yayılacaktır.
12:17Hüccetullah-i âlel âleminde diyor ki, Yecüc ve Mecüc denilen kimseler, Nuh aleyhisselâm'ın oğlu, Yâfes'in soyundandırlar. Yüzleri yassı,
12:29gözleri küçük, kulakları çok büyük, boyları kısadır. Her birinin bin çocuğu olur. Cin ve insanların adetlerinin onda dokuzu, Yecüc ve
12:41Mecüc'dür. Arkasında kaldıkları seddi, her gün oyarlar. Gece, eski
12:47ikisi gibi olur. Kâfirdirler. Sed arkasından çıkınca, insanlara saldırırlar. İnsanlar, şehirlere, binalara saklanırlar. Hayvanları bitirirler. Nehirleri içip kuruturlar. İsa aleyhisselâm
13:02ve eshabı, bunlara karşı dua ederler.
13:05Boyunlarında yara hâsıl olup, bir gecede hepsi ölür. Hayvanlar, bunları yiyerek çoğalırlar. Pis kokularından, yeryüzü yaşanamayacak bir hâl alır.
13:17Yecüc ve Mecüc, çok eski zamanda, bir duvar arkasına bırakılmış, kıyamete yakın, yeryüzüne yayılacak iki kötü millet olduğu, Kur'ân
13:28-ı Kerîm'de haber verilmiştir.
13:30Arkeolojik araştırmalar, yer altında kalmış şehirleri, dağ tepelerindeki deniz fosillerini bulduğuna göre, o duvarın bugün meydanda bulunması ve bu insanların
13:42çok sayıda olmaları lâzım gelmez.
13:44Nitekim, bugünkü milyarlarca insan, nasıl iki kişiden meydana geldiyse, o iki milletin de bugün nerede oldukları bilinemeyen birkaç kişiden ürüyerek,
13:57yeryüzünü kaplayacakları düşünülebilir.
13:59Dabbet-ül-ert denilen hayvan çıkacak, gökleri bir duman kaplayıp, bütün insanlara gelip, canlarını yakacak, herkes bunun acısından dua edip,
14:10Yârabi, bu azabı üzerimizden kaldır, sana imân ediyoruz, diyecektir.
14:16Alâmetlerin sonuncusu, bir ateştir ki, Aden'den çıkacaktır. Aden, Yemen'dedir.
14:23Hindistan'da birisi, Mehdi olduğunu iddâ etmişti. Mezarı da, Fere şehrindeymiş. Meşhur, hâttâ, mânâsı tevatür derecesine varmış.
14:34Birçok hadîs-i şerîfler, böylelerinin, bu îtikat ve sözlerini yalanlamaktadır.
14:40Memleketimizde de bazı câhiller, tasavvuf kitaplarından tercüme ederek söyleyen ve yazan kimselere, Mehdi diyor.
14:49Bunları kendisi yazıyor, sanıyorlar.
14:51Hâlbuki, birçok hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki, Mehdi'nin başı hizâsında bir bulut olacaktır.
14:59Buluttan bir melek, bu Mehdi'dir, sözünü dinleyiniz, diyecektir.
15:04Bir hadîs-i şerîfde buyuruldu ki, ismini duyduğunuz kimselerden, yeryüzüne, yani o zaman bilinen memleketlerin çoğuna, dört kişi mâlik oldu.
15:16İkisi mü'min, ikisi de kâfir idi.
15:19Mü'min olan iki kişi, Zülkarneyn ile Süleyman aleyhime selâm idi.
15:26Kâfir olan ikisi de, Nemrut ile Buhtunnasar idi.
15:30Beşinci olarak, yeryüzüne, benim evlâdımdan biri, yani Mehdi'de mâlik olacaktır.
15:38Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki, kıyâmet kopmadan önce, Allah-u Teâlâ, benim evlâdımdan birini yaratır ki,
15:47ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur.
15:53Ve dünyayı adaletle doldurur.
15:56Ondan önce dünya, zulmle dolu iken, onun zamanında, adl ile dolar.
16:02Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki,
16:05Eshâb-ı Kehf, Hazret-i Mehdi'nin yardımcıları olacaktır.
16:09Ve İsa aleyhisselâm, bunun zamanında gökten inecektir.
16:14İsa aleyhisselâm, Deccâl ile harp ederken, Hazret-i Mehdi, onunla beraber olacaktır.
16:22Bunun hükümdarlığı zamanında, her zamankinin aksine olarak ve hesapların tersine olarak,
16:29Ramazân-ı şerîfin on dördüncü günü, güneş tutulacaktır.
16:34Ve birinci gecesinde, ay tutulacaktır.
16:37O hâlde, insaf etsinler ki, bu alâmetler, câhillerin, Mehdi'yi zannettikleri kimselerde ve o ölen adamda var mıdır, yok mudur?
16:49Hazret-i Mehdi'nin, daha birçok alâmetlerini, Muhbir-i Sâdık aleyhisselâtü vesselâm, haber vermiştir.
16:58Ahmet İbni Hacer-i Mekki Hazretleri,
17:01El-Kavlül-Muhtasâr Fî Alâmâtil Mehdi ismindeki kitâbında,
17:07Hazret-i Mehdi'nin, iki yüze yakın alâmetlerini yazmıştır.
17:11Geleceği bildirilen Mehdi'nin alâmetleri, meydandayken,
17:16Başkalarını Mehdi sananlar, ne kadar câhildir.
17:20Allah-u Teâlâ, onlara, doğruyu görmek nasîb eylesin.
17:24Celâleddîn-i Süyutînin,
17:26Cüz'ün minel-e hâdis vel âsâril vârideti fî hakkil mehdi,
17:33Kitâbında da, Hazret-i Mehdi'nin alâmetleri bildirilmektedir.
18:06Sevgili izleyiciler merhaba,
18:09İslamiyet'in insanların rahat ve huzuru için koyduğu, vaz ettiği prensipler,
18:15Aslında insanlar için bazılarının zannettiği gibi külfet ve angariyeti.
18:20İnsanların kendi mutluluk ve huzurları hem dünyevi hayatları hem de ebedi yaşayışları bakımından tam manasıyla esenliğe ermeleri için,
18:34gerçek huzuru bulabilmeleri için Allah tarafından rahmet olarak emredilmiş,
18:42Cenab-ı Hak tarafından insanlara yapılması söylenilmiş ve Allah-u Teâlâ'nın kullarına gösterdiği yoldur İslamiyet.
18:53Bu bakımdan İslamiyet'in emirlerini insanlar hiçbir zaman kendileri için bir sıkıntı ve zahmet vesilesi olarak görmemelidirler.
19:04Nefsi ağır gelen, insanın nefsinin rahat ve kolayla düşkün olan zaafını zorlayan bir takım esaslar elbette ki vardır.
19:17Ciddi işler, insanlar için mesuliyeti olan, sorumluluk getiren işler elbette ki bir takım zahmetleri de beraber eline getirir ama insanlar
19:30zahmete katlanmadan rahmete kavuşamazlar elbette ki.
19:35Dünya hayatında bile en küçük bir netice hasıl edebilmek, herhangi bir sonuca ulaşabilmek için insanların mutlaka didinmeleri, bir çaba göstermeleri
19:49icap ediyor.
19:50Gayret etmeyen, herhangi bir şekilde, herhangi bir maksada ulaşmak için bir çaba içine girmeyen kimsenin neticeye vasıl olması mümkün değil.
20:02Önüne envai türlü, envai ve çeşitli bir takım yiyecekler, gıdalar konmuş aç bir insan elini o besin maddelerine, o gıda
20:16maddelerine uzatarak onları ağzına götürmedikçe,
20:19sindirim organlarına, o kendisi için faydalı ve lüzumlu olan gıda maddelerini kendisi ulaştırmadıkça, açlıktan kurtulması nasıl mümkün değilse,
20:34insanların da bu dünyada olduğu gibi ebedi hayatta da bir takım önemli sonuçlara vasıl olabilmeleri,
20:44önemli neticelere kavuşabilmeleri için mutlaka bir gayret içinde bulunmaları icap eder.
20:50Yalnız burada önemli olan insanın gücü ve takati, insanın vüsati, yapabilme kudreti, acaba bu yapacağı işlere yeterli midir, değil midir?
21:04Önemli olan bu.
21:06Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki,
21:10Cenab-ı Hak herhangi bir kimseye ancak gücünün kudretinin yettiğini, yetiştiğini emreder.
21:20Neye gücü yetiyorsa o kadarıyla insanları mükellef tutar Cenab-ı Hak.
21:26Yani insanlar bir külfet altına girerlerken, insanlar bir yükümlülük altına girerlerken,
21:33herhangi bir şeyin sorumluluğunu üstlenirlerken, Cenab-ı Hak onu kaldırıp kaldıramayacaklarını,
21:42o sorumluluğun üstesinden gelip gelmeyeceklerini Cenab-ı Hak takdir etmiştir.
21:48Yarattığı kulu olarak onu çok iyi bildiğinden, kulları ne kadar, ne ölçüde güç yetirebilecekse,
21:56o kadarını onlara emretmiştir Cenab-ı Hak.
21:59Rahmet-i İlahiyenin tezahürü böyle.
22:02Ayrıca, Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de kullarına emrettiği bir takım vazifeleri,
22:10vecibeleri insanlar yerine getirirlerken,
22:13bunlardan kendileri hem dünyevi bakımdan, maddi açıdan,
22:19hem de uhrevi ve manevi açıdan çok büyük faydalar sağlarlar.
22:24Hem fert olarak, kişi olarak, birey olarak, hem de toplum olarak,
22:31içtimai bir bütün varlık olarak, sosyal bir yapı olarak, bir bünye olarak insanlar,
22:39o yapılan işin hem kendilerine, hem de etraflarındaki insanlara huzur ve rahat getirdiğini görürler.
22:49İnsanların birbirleriyle olan muamele ve münasebetleri, ilişkileri,
22:55daima son derece mükemmel bir ahenk ve adalet anlayışı içerisine cereyan eder.
23:02İslamiyet bunu istemiştir.
23:04Allah-u Teala kullarından böyle olmasını talep etmiştir.
23:08Onun için birbirlerinin mallarını, mülklerini, birbirlerine ait olan herhangi onların tasarrufu altında bulunan şeyleri,
23:19Cenab-ı Hak birbirinin izni olmadan,
23:23yek diğerine müsaade edilmeden,
23:26onların rızası hilafına kullanmayı da yasaklamıştır Cenab-ı Hak.
23:30İnsanlar birbirlerinden istifade edebilirler.
23:35İzin ve müsaade nispetinde, müsamaha ölçüsünde.
23:40Ama cebren ve gaspen zorla herhangi bir kimsenin hakkını elinden almak
23:47veyahut da dolaylı yollarla, gayrimeşru yollarla başkalarının haklarını gasp etmek
23:56veya onların haklarını usulsüz yollarla kullanmaya kalkmak İslamiyet'te haram kılınmıştır.
24:05İslamiyet'in haram anlayışı bakın.
24:08Neyi yasaklamış İslamiyet?
24:10İnsanlar arasında her türlü huzur ve rahatı, adalet ve güven duygusunu sarsacak olan şeyleri
24:19insanların birbirlerine olan muamelelerinde yasaklamış Cenab-ı Hak.
24:24Bu bakımdan geçen haftaki son okuduğumuz ayet-i kerimede
24:29Cenab-ı Hak kullarına emrediyor ve diyordu ki,
24:34Cenab-ı Hak birbirinizin mallarınızı aranızda batıl yol ile,
24:40yani gayrimeşru, esası, temeli olmayan, dayanağı bulunmayan,
24:46herhangi bir esbab-ı mucibesi, gerekçesi olmayan bir tarzda
24:52birbirinizin mallarınızı yemeğiniz buyuruyor Cenab-ı Hak.
25:03Aranızda mallarınızı, birbirinizin mallarını batıl yol ile,
25:09yani İslamiyet'e uygun olmayan, akla, izana, adalet ve insaf duygularına aykırı olan bir yol ile,
25:20gayrimeşru, usulsüz bir şekilde yemeyiniz.
25:25Yani izin olmadan, herhangi bir kimsenin malını mülkünü tasarruf, malına mülküne tasarrufta bulunmak,
25:34ona el atmak, kendi malın gibi kullanmaya kalkmak, bu İslamiyette yasaklanmıştır.
25:42İnsanların mülkiyet hakları vardır.
25:45Her ne kadar mülkün gerçek sahibi Allah-u Teala ise de,
25:52insanlara Cenab-ı Hak bu dünyada,
25:56dünyevi hayatın her türlü iştimai, sosyal ilişkilerini,
26:03muntazam bir ahenk içinde, bir düzen içinde yürütebilmeleri için,
26:09bir takım kurallar, kaideler koymuştur Cenab-ı Hak.
26:13Bu adalet ve insaf kuralları,
26:18hakkaniyet ölçüleri içerisinde cereyan ederse,
26:21insanlar huzurlu ve mutlu olurlar.
26:24Ama bunu ihlal ederseniz,
26:26insanlar arasında birbirine güven kalmaz.
26:29İşte o zaman, hitni hasıl olur.
26:33Güven olmayınca insanlar,
26:37birbirinden çekinmeye başlarlar.
26:40Dost, düşman birbirine karışır.
26:44İnsanlar,
26:46yek diğerine mallarını, mülklerini, ırzlarını, namuslarını,
26:51herhangi bir şekilde emanet edemezler.
26:55Emanet kalkar ortadan.
26:56Ve dolayısıyla, insanlar arasında,
26:59hainlik, yaygın hale gelmeye başlar.
27:03Allah korusun.
27:03İşte bunun için, Cenab-ı Hak kullarına emrediyor.
27:07Aranızda mallarınızı,
27:09birbirinizin izni olmadan,
27:12gayrimeşru şekilde,
27:14kullanmaya kalkmayınız.
27:16Ve, herhangi bir kimsenin malından,
27:20veya elinizdeki imkanlardan harcamak suretiyle,
27:24başkasının hakkını sizin kendi üzerinize geçirmek,
27:29başkasının hakkından birtakım usulsüz yollarla istifade edebilmek için,
27:35kendinize bir hukuki dayanak sağlamış gibi görünmek maksadıyla,
27:42ellerinde güç ve kuvvet bulunan,
27:45otorite bulunan kimselerin de suistimaline,
27:49kötü yollarda kullanılmasına vesile olacak hareketlere de tevessül etmeyin,
27:55buyuruyor Cenab-ı Hak.
27:56Ne kadar önemli, bakın.
27:57ve tudlu biha ila'l hukkâmi.
28:02Ya, hüküm mevkiinde olan,
28:06herhangi bir şekilde, sözüyle,
28:09verdiği kararla,
28:12insanlar arasındaki muamele ve münasebetleri düzenleyen,
28:17ve bunda müessir olan, etkili olan kimselerden,
28:21herhangi birisine bir menfaat aktarmak suretiyle.
28:26Yani, kaba tabiriyle,
28:30rüşvet vermek suretiyle.
28:32Bakın, işte,
28:33cemiyet içerisinde,
28:35insanların adalet ve emanet,
28:39anlayışını,
28:40güven duygusunu kökünden yıkan şeyleri,
28:43İslamiyet çok açık ve net olarak göstermiştir, bakın.
28:48Demek ki,
28:49insanlar arasında,
28:50malların,
28:52insanlar arasında hakların,
28:54gayrimeşru,
28:55usulsüz şekilde,
28:58kullanılmasına mani olmak için,
29:00ayrıca rüşvete de mani olmak lazım.
29:03Rüşvet yolunu kapamak lazım.
29:06Yani, Cenab-ı Hak buyuruyor ki,
29:08aranızda mallarınızı,
29:09batıl yol ile yemeyiniz.
29:11Bu batıl yollardan bir tanesi de nedir?
29:14Ve tudlu biha ila'l hukkâmi.
29:17O malları siz,
29:19hakimlere,
29:20yani hakimden kasıt mutlaka,
29:22yargıç manasında değil,
29:24hüküm mevkiinde olan,
29:26idare mevkiinde olan,
29:27makamında olan kimselere,
29:29aktararak,
29:30onların sizin lehinizde,
29:33sizin menfaatinize,
29:35herhangi bir tasarrufta veya,
29:37kararda bulunmasını,
29:38etkileyecek bir durum ve ortam,
29:42hazırlama yolda gitmeyin.
29:44Ya, ne kadar önemli bakın.
29:46Ya, Allah-u Teala,
29:48kullarını bu bakımdan ikaz ediyor.
29:51لِتَأْكُلُوا فَرِيْقًا مِّنْ اَمْوَالِ النَّاسِ
29:56İnsanlardan,
29:58insanların mallarından bir kısmını,
30:01siz bu suretle yemeye kalkarsınız.
30:05İstifadeye kalkarsınız.
30:07Usulsüz ve haram olarak,
30:10hakkınız olmayan bir malı,
30:14kullanma cihetine gidersiniz.
30:16Başkasının hakkına tecavüz edersiniz.
30:20Bu tecavüz ettiğiniz hak,
30:22bir dul hakkı olabilir,
30:25yetim hakkı olabilir,
30:27öksüz çocukların hakkı olabilir.
30:30Fakir olan, muhtaç olan,
30:34gerçek manada,
30:35meskenet içinde, ihtiyaç içinde bulunan bir kimsenin,
30:39daha fazla ihtiyaca düçar olması,
30:42daha büyük sıkıntılarla yüz yüze kalmasına sebep olacak şekilde,
30:47bir maddi darlık içine düşmesine de sebep olabilir.
30:50Dolayısıyla siz herhangi bir kimsenin zararına yol açacak,
30:57açmasa bile onun elindeki hakkını gasp edecek,
31:02doğrudan doğruya veya dolaylı olarak o kimsenin hakkını elinden alınmasına,
31:08hakkının elinden alınmasına yol açacak bir teşebbüste,
31:12bir girişimde bulunmayın buyuruyor Cenab-ı Allah.
31:16Bakın İslamiyet'in demek ki emirleri,
31:19insanları devamlı bir teyakkuz,
31:23bir intibah, bir uyanıklık içinde bulunmaya davet ediyor.
31:26İnsanlar bu dünyada yaşadıkları hayatın,
31:31kendileri için attıkları her adımın,
31:34söyledikleri her sözün
31:35ve içine girdikleri her teşebbüs ve davranışın
31:39mutlaka sorumluluğunu müdrik olarak yaşama durumunda olduklarını bileceklerdir.
31:44Bu idrak içinde insan hareket ederse,
31:48o zaman ona o yaptığı işler,
31:52o içine girdiği davranışlar huzur verir,
31:57mutluluk verir.
31:58Aksi takdirde onun için sıkıntı olur.
32:00İnsan şu an için yaptığı işten belki kendisi bir rahatlık
32:06veyahut da bundan manevi olmasa bile maddi bir zevk alsa da,
32:11netice itibariyle sonunda bunun sorumluluğunu,
32:17vebalini yükleneceği için
32:19neticede elbette ki yaptığı kötü işlerin
32:23büyük bir vebalini,
32:28büyük bir manevi sorumluluğunu
32:30üstlenerek, sırtlanarak gidecektir.
32:33Bu hiçbir kimsenin altından kalkacağı bir şey değildir Allah korusun.
32:37Onun için herkes kendi sorumluluğunu yüklenecektir.
32:41وَلَا تِزِرُوا وَاَزِرَةٌ هِزْرَ اُخْرَا
32:45İslamiyet'te, sorumlulukta ferdiyet esastır.
32:49Herkes kendi sorumluluğunu,
32:52kendi vebalini yüklenme durumundadır.
32:54Bu bakımdan kimse kimsenin sorumluluğunu yüklenmeyecek,
32:58Allah-u Teala'nın huzuruna büyük veballerle gitmek,
33:03Cenab-ı Hakk'ın huzurunda büyük günahların
33:06ağır yükünü taşımak,
33:08insanlar için fevkalade zor ve meşakkatli bir şeydir aslında.
33:13Bu bakımdan Cenab-ı Hak kullarını daha dünyadayken uyarmış işte.
33:20لِتَأْكُلُوا فَرِيقًا مِنْ اَمْوَالِ النَّاسِ بِالْإِثْمِ
33:24İzim, günah demek yani.
33:27Usulsüz ve haram yollarla.
33:31Allah'ın izin vermediği şekilde
33:34insanların mallarını yeme cihetine gidersiniz.
33:39Buna fırsat vermeyin buyuruyor Cenab-ı Hak.
33:43وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
33:45Önemli olan da zaten insanın bire bile yapması.
33:49Bilmeden insan herhangi bir kusur ve hata işlemişse,
33:55sonradan kendisi uyarıldığı zaman,
33:58bundan pişmanlık, nedamet duyar, vazgeçer.
34:02Rücu eder.
34:03Ve rücu ettiği zaman, vazgeçtiği zaman,
34:08Cenab-ı Hak tarafından affedilmeye ihtimali,
34:11imkanı her zaman mevcuttur.
34:13Ama bire bire,
34:16ikaz edildiği halde,
34:18uyarıldığı halde insan hala
34:20hatada ısrar ediyorsa,
34:23o takdirde o zaman onun durumu
34:26elbette ki af kapsamına girmez.
34:30Çünkü affedilmek ancak
34:33yaptığı işten pişmanlık duyanların,
34:37tevbe edenlerin haline uygundur.
34:40Çünkü Cenab-ı Hak,
34:42tevbe edenlerin,
34:45günahlarından pişman olup da rücu edenlerin,
34:51istiğfarlarını, tevbelerini affedeceğini
34:53Cenab-ı Hak vadetmiştir.
34:56Allah tevaptır.
34:57Tevap, tevbe eden kimselerin,
35:00hakka rücu eden,
35:02ta ve yetu bu aslında
35:03bir manası itibariyle de
35:06günahtan, suçtan, hatadan vazgeçmek,
35:11rücu etmek, onu terk etmek manasınadır.
35:14Bu terk olmadıktan sonra,
35:16ısrar olduğu halde,
35:19ısrar,
35:20insanın yaptığı işten pişmanlık değil,
35:23bilakis o işin üzerine doğru gittiğini gösterir.
35:27Onda inat gösterdiğini,
35:31inatla üzerinde durduğunu ifade eder.
35:33Dolayısıyla,
35:34Allah korusun,
35:35orada iş,
35:36yetice itibariyle,
35:38sonunda,
35:39inkara bile gidebilir.
35:41O bakımdan insanlar,
35:44Allah-u Teala'nın,
35:46ikazından sonra,
35:48akıllarını başlarına toplar da,
35:51yanlışlardan,
35:52hatalardan rücu edecek olurlarsa,
35:54işte o zaman,
35:56onlar için bir affedilme söz konusudur.
36:00Aksi takdirde,
36:01böyle bir imkandan istifade etmeleri,
36:04söz konusu olamaz.
36:10İslamiyet bakın,
36:14insanlara,
36:15çeşitli konularda,
36:18çeşitli mevzularda,
36:20onların zihnine,
36:24onların fikrine takılan,
36:27onların kafalarında,
36:29gönüllerinde,
36:31zihinlerinde istifham,
36:33soru işareti meydana getiren,
36:35bir takım konulara,
36:37Cenab-ı Hak aydınlık,
36:38ve ışık getirmiş,
36:40bir takım konuları,
36:42Cenab-ı Hak kullarına,
36:43izah etmiştir.
36:45Allah-u Teala.
36:46Mesela insanlar bakıyorlar,
36:50hilal,
36:51gökyüzündeki hilal,
36:55çeşitli evreler halinde,
36:57hilal,
36:59incecik böyle,
37:00tulu ediyor,
37:01ondan sonra yavaş yavaş,
37:03ayın dünya etrafındaki dönüşü ile birlikte,
37:09hilalin,
37:11dünyaya aksi görünüşü,
37:15bir devre içerisinde,
37:20belli bir süre içerisinde,
37:22istihaleden geçiriyor.
37:24Yani,
37:25bir halden,
37:26diğer bir hale intikal ediyor.
37:29İncecikken,
37:30yavaş yavaş,
37:31biraz daha,
37:32her geçen gün,
37:34kalınlaşarak,
37:34sonunda,
37:35bakıyorsunuz,
37:36yarım,
37:38ay oluyor,
37:39ondan sonra,
37:40dolunay haline geliyor.
37:41Ya,
37:42işte,
37:43Bedri Tam,
37:44deniliyor ona.
37:45Ayın böyle,
37:46kamerin,
37:47çeşitli görüntüler,
37:49içerisinde,
37:50dünyaya,
37:52resmen irtisam etmesi,
37:54dünyada,
37:55çeşitli görüntülerle ortaya çıkması,
37:57bir hikmete mebni tabiatıyla.
38:00İnsanlar bunu görünce,
38:01acaba nedir bu?
38:03Niye böyle oluyor bu hilaller?
38:05Hilalin ifade ettiği mana nedir diye,
38:08insanlar üzerinde,
38:11düşülüyorlar.
38:12Üzerinde fikir yürütmeye kalkıyorlar,
38:15ve bunun hikmetini araştırıyorlar.
38:18Ve soruyorlar,
38:19Peygamber Efendimiz'e de,
38:21bu hilaller,
38:22ne ifade ediyor şeklinde?
38:23Bakın,
38:25Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de,
38:26bu hususu,
38:27insanların,
38:29dünyevi hayatları açısından,
38:34astronomik hadiselerin,
38:36gök olaylarının,
38:38ifade ettiği manayı,
38:40insanların,
38:42olayları,
38:43yorumlayabilme açısından,
38:45kendilerine bir ipucu olmak üzere,
38:48Cenab-ı Hak oradan,
38:49bir çıkış yolu gösteriyor.
38:50Bakın.
38:59يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْأَهِلَّ
39:04İnsanlar,
39:06zamanlarını,
39:08içinde yaşadıkları vakti,
39:10belli bir hesap ve kitap içerisinde,
39:13bir takvim içerisinde belirleyebilmek için,
39:16bir takım prensipler,
39:18bir takım esaslar,
39:21kabul ederler.
39:22işte bu kabul etmeleri icap eden esaslardan bir tanesi de,
39:26insanların zaman ayarlamasını,
39:30zaman mefhumunu belirleyen,
39:33bir takım kriterler ve ölçülerden bir tanesi de,
39:38hilallerdir.
39:39hilaller,
39:41insanların,
39:42insanların,
39:42belli zaman içerisinde,
39:44hareketleri itibariyle,
39:46insanların içinde yaşadıkları vaktin,
39:49belli bölümler ve dilimler halinde,
39:53belli bir sistem dahilinde,
39:57bir düzene ve bir nizama,
39:59bir intizama girmesinin,
40:01ölçüsünü verir.
40:03mevakit,
40:04mikattan geliyor,
40:05vakit ölçüsü manasında.
40:07ya vel hac,
40:10haccın da aynı şekilde,
40:12aynı zamanda haccın da,
40:14eee,
40:15hilaller,
40:17hac günlerinin ortaya konması açısından da,
40:20son derece önemli bir,
40:22kıstas,
40:24bir kriter teşkil eder.
40:27Zilhicce ayının,
40:29zilhicce ayının dokuzuncu günü,
40:33hilalin doğduğu günden itibaren saymak suretiyle,
40:37zilhicce'nin sekizinci günü,
40:39yevmi terviye,
40:41dokuzuncu günü,
40:42yevmi arafedir.
40:44Ondan sonra onuncu günü de,
40:46bayram günüdür.
40:48eyyam-ı nahir dediğimiz,
40:51kurban bayramı günleridir.
40:53Dolayısıyla hem kurban,
40:54hem de hac,
40:56farizasının,
40:58hem kurban vecibesinin,
40:59hem hac farizasının,
41:01yerine getirilmesi konusunda,
41:03insanlar,
41:05kendi içinde bulundukları vakti belirleme açısından,
41:09hilalin hareketlerini takip ederler.
41:11Bu bakımdan onlara,
41:13bir yol gösterici mahiyetindedir.
41:16İşte demek ki,
41:18buradan bir misal olmak üzere,
41:21bir örnek ile,
41:23Cenab-ı Hak kullarına,
41:26gök olaylarının,
41:28kendileri için ifade ettiği manayı,
41:31daha geniş,
41:32daha kapsamlı,
41:33daha detaylı bir şekilde yorumlayabilmeleri için,
41:36bir kapı açmış Cenab-ı Hak kullarına.
41:38Bir kapı açmış ve oradan,
41:41kullarına Cenab-ı Hak ikazda bulunuyor.
41:44Veleyzel birru.
41:46Bakın,
41:46bir taraftan Kur'an-ı Kerim,
41:48insanları böyle ilmi yönden,
41:52günlük olayların akışı içerisinde,
41:55belli bir disiplin ve nizam içerisine sokarken,
42:00onlara bir takım hikmetleri ihtar eder,
42:04hatırlatırken,
42:05Cenab-ı Hak,
42:05diğer taraftan bakın,
42:07insanlara,
42:09yine,
42:11içinde yaşadıkları dünya hayatında,
42:13uymaları icap eden,
42:16cihayet etmeleri gereken,
42:18bir,
42:19muaşeret kuralını,
42:21bir görgü,
42:24adabından olan,
42:25bir kaideyi de,
42:27önemli bir kaideyi de,
42:29kullarına hatırlatıyor Cenab-ı Hak.
42:30bakın.
42:31Veleyzel birru,
42:33bi'en te'tül buyute min zuhuriha.
42:38İnsanların fazilet,
42:41erdem,
42:43üstün ahlak,
42:44en güzel huy,
42:46en büyük iyilik olarak,
42:48telakki ettikleri, kabul ettikleri şey,
42:51aslında evlere arkalarından alışılmış olmayan duvarlarından veyahut da damlarından girmek suretiyle konulmuş olan nizamın,
43:04tamamen dışında bir yol ile aykırı ve ters bir tutumla insanların alışık olmadıkları bir şekilde onların hareketlerini kontrol etmelerine, hareketlerini
43:19belli bir disiplin içinde sürdürmelerine mani olacak,
43:22bir takım usulsüz yollarla günlük hayatınızı ihlal etmeyin buyuruyor Cenab-ı Hak, bakın.
43:31Güzel olan, takdir edilmesi icap eden, beğenilen davranış,
43:36sizin evlere, arkasından girmeniz değildir.
43:44İnsanlar bazen bir takım aykırılıkları, usulsüzlükleri, topluma, toplumun telakkilerine zıt bir takım davranışları,
43:54kendileri için adeta bir orijinalite, bir farklılık, bir değişiklik, bir fark edilir olma yolu olarak düşünürler.
44:04Böyle bir fazilet yoktur.
44:05Böyle bir insanlar arasında iftihar ve övünme vesilesi teşkil edecek böyle bir yanlışlık söz konusu edilemez.
44:15Aslında insanların Allah katında yaptıkları işlerin güzel ve mükemmel olmasının en büyük delili ve işareti nedir?
44:26Onların Allah'tan korkarak, her türlü gayrimeşruluktan uzak bir anlayışla,
44:35tam bir titizlik içinde, hakkaniyet ve insaf duygularına tam manasına sahip olarak,
44:42insanların hareketlerini kontrol etmeleri ve Allah'tan korkarak hareket etmeleri anlamında olan takva yoludur.
44:52Bu yolu takip eden, Allah'tan korkan kimsenin yaptığı iş, ancak en güzel iştir.
44:59Takdir edilecek, beğenilecek iş odur işte.
45:14Evlere kapılarından gelin buyuruyor Cenab-ı Hak.
45:17Kapılarından gelin.
45:19Yani nizami olarak hareket edin.
45:22Usulsüz hareketlerden sakının.
45:31Allah'tan korkun, muhtemeldir ki siz bu suretle kurtuluşa erersiniz.
45:38Allah'tan korkmak suretiyle insanlar ancak Cenab-ı Hakk'ın razı olduğu her bakımdan huzur ve rahata kavuşurlar.
45:47Cenab-ı Hakk'ın razı olduğu yolu bulurlar.
45:50Bu suretle de her bakımdan huzur ve maddi manevi kurtuluşa ermiş olurlar.
45:56Allah-u Teala cümlemize, kendi emirlerine karşı son derece saygılı, dikkatli olmanın,
46:05şuur ve idrakiyle hareket eden kimselerin bahtiyarlığını lütfetsin.
46:10Cenab-ı Hak bizi gafletten muhafaza buyursun efendim. Hoşçakalın.
46:13Molla Hüsrev Hazretleri
46:18Asıl adı Muhammed olan Molla Hüsrev Hazretleri,
46:22Cenab-ı Hakk'ın hidayet verdiği, son ve mükemmil ve Cenab-ı Hakk'ın razı olduğu,
46:29tek din olduğunu, Kur'an-ı Kerim'de emir buyurduğu İslamiyetle şereflenen bir Fransızın oğludur.
46:36Sivas'la Tokat arasındaki Kargın Köyü'nde doğar o.
46:42Müslüman olan babası, kızını Hüsrev adında birine verir.
46:48Babası, kısa bir süre sonra hasta olduğunda,
46:51yanına çağırdığı oğluna, din-i İslam'a sıkı sıkıya sarılmasını ve ilim tahsil etmesini vasiyet eder.
46:59Bir süre sonra, Muhammed babasını kaybeder.
47:05Şimdi ona babalık yapan kimse, ablasının eşi olan Hüsrev Bey'dir.
47:12Bir zaman, Hüsrev Kayını diye çağrılır kendisi.
47:16Daha sonra, Molla Hüsrev olur onun adı.
47:19Molla Hüsrev, zaten ilme aşık bir çocuktur.
47:23Hele babasının son nefesdeki nasihatleri, hiç çıkmaz kulağından, silinmez gönlünden.
47:32Daha küçük yaşlarda kitaplar, onun dert arkadaşı, sadık dostları olur.
47:38Öyle ki, bir gün yolunu kesen eşkıyalar, elinden kitapları alıp yerlere atınca,
47:45bütün parasını verip, kitaplarını geri alacak kadar aşıktır ilme.
47:50Feda eder her şeyini.
47:53Önce, Burhanettin Hayderevi ve başka büyük alimlerden ilim tahsil eder,
48:00sonra kardeşinin vefatıyla boşalan Çelebi Medresesinde müderrislik yapar Edirne'de.
48:07Seneler 1429'u gösterdiğinde, kadı askerliğine tayin edilir.
48:14Bu arada, Osmanlı İmparatorluğu hızla büyümektedir ki,
48:18Sultan 2. Murad Han tahttan çekilir.
48:21Yerine geçirdiği oğlu Fatih Sultan Mehmet Han, daha genç yaştadır ve bazı fitnebazar,
48:28bunu fırsat bilip, devlet-i aliyyeyi karıştırmak isterler.
48:33Fatih, topladığı hocalarıyla, taht için liyakatı olup olmadığını sorunca,
48:39Molla Hüsrev ona hakikati korkusuz bir şekilde ve pek güzel bir teşbihle arz eder.
48:48Sultanım, siz bir gonca gibisiniz, açılmanız için elbette zamana ihtiyaç vardır, der.
48:57İçte ve dışta bazı devlet düşmanlarının faaliyetleri üzerine,
49:02tekrar tahta geçen Murad Han, oğlunu daha iyi yetişmesi için Manisa'ya gönderir.
49:08Birçok alim, bu ağır yükü kaldıramayacağını,
49:13layıkıyla sultanın oğluna hizmet edemeyeceğini düşünerek,
49:17Manisa'ya gitmekten çekinir.
49:19Fakat ilmi yanında, İslamiyet'i yayan,
49:23adalet dağıtıp, beldeler imar eden Osmanlı'ya hizmet için,
49:27Molla Hüsrev, geleceğin Fatih'ini yetiştirmek üzere,
49:31kadı askerlikten istifade ederek,
49:34sultanla Manisa'ya gider.
49:36Fatih Sultan Mehmet Han,
49:39daha o yaşta nasıl bir devlet adamı olacağının sinyallerini,
49:43kendisi için Molla Hüsrev'e serzenişte bulunarak yapar.
49:48Der ki,
49:49neden istifa ettiniz?
49:51Halbuki, devlet-i aliyeninze ihtiyacı var.
49:56Molla Hüsrev,
49:57böylesine bir cevherin yetişmesinde katkısı olmasını,
50:00en büyük fayda bilir ve Fatih'e,
50:04efendim,
50:04sizin gibi bir şahsiyeti,
50:07padişahımızın emanetini yalnız bırakıp geri dönemem.
50:11Şimdi,
50:12müsaadeniz olursa,
50:14sizinle gelmek,
50:15benim için görevlerin en şereflisidir.
50:19Fatih,
50:20bu samimi ve candan dosta,
50:23bu âlime izin verir,
50:25ve Manisa'ya birlikte giderler.
50:27ve o,
50:29Fatih'in ilme olan aşkının en büyük devası olur.
50:34Geceler kitap başında sabahlar,
50:37ilim,
50:38irfan denizine dalıp dalıp çıkarlar.
50:41Ve Molla Hüsrev,
50:43bilhassa,
50:44ehl-i sünnetin,
50:46Resulullah'ın ve eshabının yolunda olduğunu,
50:50diğer fırkaların,
50:51yanlış yolda olduklarını,
50:53delilleriyle öğretir şehzadeye.
50:56Hele,
50:57sultanın ciğerlerini dağlayan bir husus vardır ki,
51:00sürekli onu söyletir Molla Hüsrev'e.
51:04Belli ki,
51:06bir şeylerin kıvılcımı atılmıştır içine,
51:08geleceğin müjdelenmiş sultanının.
51:11Molla Hüsrev,
51:13her defasında sevgili peygamberimiz,
51:16sallallahu aleyhi ve sellemin,
51:18hadisi şeriflerini,
51:19aşkla söylerler.
51:23Konstantiniye,
51:24bir gün muhakkak feth olunacaktır.
51:27Onu fetheden kumandan,
51:29ne büyük kumandan.
51:31Onu fetheden asker,
51:34ne büyük askerdir.
51:37Fatih,
51:38her duyduğunda bu hadisi şerifi,
51:41kendinden geçer,
51:42divanı olur,
51:44Konstantiniye'nin,
51:45İstanbul'u almanın aşkıyla.
51:48Günün birinde,
51:50Sultan 2. Murad Han'ın,
51:51vefat haberi gelir,
51:53Şehzade Mehmet'e.
51:54Hemen toparlanıp,
51:56geri döner Molla Hüsrev'le.
51:58Acısı büyüktür.
51:59Fakat,
52:00ilahi kelimetullah için,
52:02vatan ve millet için,
52:04ızdırabını içine gömer,
52:07takdiri ilahiye boyun eğer,
52:09tahta geçer Fatih Sultan Mehmet Han.
52:13ve bir zaman sonra,
52:16Konstantiniye'ye,
52:17Resulullah'ın müjdesi olarak fethedilirken,
52:20Resulullah'ın müjdelediği komutan olmak şerefine kavuşan,
52:24Molla Hüsrev'in talebesi,
52:26Fatih Sultan Mehmet Han'dır.
52:28Molla Fenari,
52:30İstanbul'da sürekli sultanla görüşmeye devam ederken,
52:34Üsküdar kadılığına tayin edilir.
52:37Sonra,
52:38Bursa'ya gidip,
52:39bir medrese açan,
52:40ve talebe yetiştiren Molla Hüsrev,
52:43Fatih Sultan Mehmet tarafından,
52:45İstanbul'a çağrılır.
52:46Ve,
52:47cümle alimlerin ittifakıyla,
52:50pek şerefli bir görev olan,
52:52Şeyhülislam'la tayin edilir.
52:54Fatih Sultan Mehmet Han,
52:57onu Şeyhülislam yaparken,
53:00eşsiz imparatorluğun nasıl oluştuğunun ipuçlarından birini,
53:04şöyle verir.
53:06Cihan Sultan'ı der ki,
53:09Devlet-i Aliye'nin,
53:10yeni Şeyhülislam'ı Molla Hüsrev'dir ki,
53:14onun kararları karşısında boynum kıldan incedir.
53:18Molla Hüsrev Hazretleri,
53:20heybeti,
53:21tevazusu,
53:23vakarıyla,
53:23herkeste hayranlık uyandıran bir büyüktür.
53:27Hele ki,
53:28alimler arasındaki yeri,
53:30pek bir başkadır.
53:31Hele,
53:33Fatih Sultan Mehmet Han'ın,
53:34onun ilminin büyüklüğünü tarif ederken,
53:37onu,
53:38Resulullah'ın geleceğini müjdelediği,
53:41Ehl-i Sünnet'in reisi,
53:43marifetler menbaa,
53:45İmam-ı Azam,
53:46Ebu Hanife Hazretleri'nin zamanımızdaki benzeri diye tarif etmesi,
53:50muazzam bir payedir onun için.
53:53Molla Hüsrev,
53:55İstanbul'un fethinde büyük katkısı olan,
53:58birçok talebe yetiştiren bir alim olarak geçer tarihlere.
54:02ve 1480 yılında fani ve hayal olan bu dünyadan hakikat alemine,
54:10Cenab-ı Hakk'ın rahmetine kavuşur.
54:14Cenazesi,
54:15İstanbul'dan alınıp Bursa'ya,
54:17Emir Sultan Hazretleri'nin kabrinin yakınına,
54:21kendi yaptırdığı medresenin yanına defnedilir.
54:26Büyük Ehl-i Sünnet alimi ve Cenab-ı Hakk'ın evliyalarından olan Molla Hüsrev Hazretleri buyurdular ki,
54:36Dünya ve ahirette insanın şerefi ve iki alemde üstün dereceleri nail olması,
54:44ancak doğru itikad olan Ehl-i Sünnet itikadında bulunmak ve salih amel işlemektedir.
54:54Allah-u Teala,
54:56Peygamber Efendimiz'i,
54:58peygamberlerin sonuncusu ve doğru yolu gösterici olarak gönderdi.
55:03Ondan sonra da,
55:05O'nun ümmetinden büyük alimler yarattı.
55:09Bu alimler de,
55:11O'nun bildirdiklerini,
55:13insanların anlayacakları bir şekilde izah ettiler.
55:17Allah-u Teala,
55:19bu alimlerden dört mezhep imamını seçti.
55:25Bu büyüklerin ihtilafını rahmet kıldı.
55:29Diğer fıkıh alimleri de,
55:31bu alimlerin mezheplerine göre fetva verdiler.
55:37Allah-u Teala,
55:39bu büyük alimler arasında da,
55:41en büyük imam ve yüksek himmet sahibi,
55:44ümmetin ve dinin kandili,
55:47İmam-ı Azam Ebu Hanife,
55:50Numan bin Sabit'i seçti.
55:54Onun yaptığı hizmet sebebiyle,
55:57Allah-u Teala,
55:58O'nun makamını,
55:59cennetin en yüksek derecesinden eylesin.
56:03Şüphesiz ki,
56:05Ebu Hanife'nin dini hükümlere dair bildirdiği şeyler,
56:09dalgaları birbirlerine çarpan bir deniz,
56:12hatta sapıklığın karanlığını gideren parlak bir kandildir.
Yorumlar