Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu’nun kaleme aldığı bu metin, Ekrem İmamoğlu’nun muhalefete yönelik çağrısını temel alarak Türkiye’deki mevcut siyasi tıkanıklığı eleştirel bir dille analiz etmektedir. Yazar, muhalefet blokunun geçmişteki başarısızlıklarını ortak akıl yürütme ve birlikte düşünme yetisinden yoksun olmalarına bağlayarak halkın büyük desteğinin heba edildiğini savunmaktadır. Metne göre, seçmen değişim arzusuyla yerel yönetimlerde muhalefete yol açmış olsa da, siyasi aktörler tek adam rejimine gerçek bir alternatif sunmak yerine mevcut gücü devralma hırsıyla hareket etmişlerdir. Yazar, inandırıcı bir gelecek inşası için parlamenter sisteme dönüş, şeffaf yönetim ve Çankaya Köşkü gibi sembolik değerlerin ihyasının şart olduğunu vurgulamaktadır. Sonuç olarak kaynak, muhalefetin kişisel ikbal kaygılarını bir kenara bırakıp Türkiye’ye samimiyetle sahip çıkması gerektiğini hatırlatan bir uyarı niteliği taşımaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun o meşhur çağrısı biliyorsunuz siyaset gündemine resmen bomba gibi düştü.
00:05Ama acaba bu sadece bir siyasi mesaj mıydı yoksa çok daha fazlası mı var?
00:11Belki de, evet belki de muhalefetin geleceği için bir yol haritası sunuyordur.
00:16Hadi gelin Dr. Lütfü Şah Suvaroğlu'nun analizine bir dalalım ve bu çağrının ardındaki şifreleri birlikte çözelim.
00:22Yazar analizine öyle bir cümleyle başlıyor ki içeriden bir sesleniş her zaman dikkat çeker.
00:29Bakın buradaki kilit kelime ne? İçeriden.
00:32Çünkü bu ses sadece bir belediye başkanının sesi değil.
00:35Bu hukuki bir kuşatma altında olduğu söylenen bir siyasetçinin adeta bir çığlığı.
00:41İşte tam da bu yüzden İmamoğlu'nun sözleri hani sıradan bir siyasi demeç olmaktan çıkıyor, bambaşka bir şeye, bir direniş
00:48manifestosuna dönüşüyor.
00:50Ve tabii ki bu kadar büyük bir yankı uyandırıyor.
00:52Peki bu yol haritasını nasıl inceleyeceğiz?
00:55Şöyle dört adımlık bir rotamız var.
00:57Önce her şeyi başlatan o kıvılcıma yani İmamoğlu'nun çağrısına odaklanacağız.
01:02Sonra bu çağrının muhalefetin hangi başarısızlıklarına ayna tuttuğunu teşhis edeceğiz.
01:07Üçüncü adımda siyasetçiler pek duymasa da seçmenin aslında ne istediğine kulak vereceğiz.
01:12Ve finalde yazarın bu durumdan çıkış için sunduğu o meşhur reçeteye bakacağız.
01:17Hazırsak başlayalım.
01:19Evet her şey o çağrıyla başladı.
01:21Peki neydi bu siyasi duvarların ardından gelen mesajın özü?
01:24Yazar diyor ki bu çağrı aslında muhalefetin yeniden inşa edilmesi için üç temel sütun sunuyor.
01:31Gelin şimdi bu üç temel ilkeye bu üç sütuna daha yakından bakalım.
01:35İşte o üç maddelik çağrı karşımızda.
01:37Bir birlikte düşünmek.
01:39İki ortak bir akıl oluşturmak.
01:41Ve üç Türkiye'ye sahip çıkmak.
01:43Yani kulağa ne kadar basit geliyor değil mi?
01:45Ama yazarın iddiası tam da bu noktada başlıyor.
01:48Diyor ki muhalefet en temel en basit olan bu üç konuda bile sınıfta kaldı.
01:52Yani ne gerçekten birlikte düşünebildiler ne de ortaya elle tutulur ortak bir akıl koyabildiler.
01:58O sahip çıkma meselesi de ortak bir vizyondan ziyade biraz kişisel hamleler gibi kaldı.
02:03Kısacası bu üç madde aslında bir çağrı değil bir eleştiri listesi.
02:08Peki, İmamoğlu'nun bu çağrısı neden bu kadar önemli, neden bu kadar konuşuluyor?
02:14Çünkü yazar diyor ki bu çağrı sadece geleceğe dönük bir davet değil.
02:19Hayır, bu aynı zamanda geçmişe tutulmuş çok acı bir ayna.
02:24O zaman gelin şimdi muhalefetin bu aynadaki yansımasına,
02:27yani o büyük umutlarla kurulan ittifakın neden darmadağın olduğuna bir bakalım.
02:32Yazar teşhisi koyarken inanın hiç lafını dolandırmıyor.
02:35Milyonların umut bağladığı o yapı için çok net, çok keskin bir hüküm veriyor.
02:40Altılı masa fos çıktı.
02:42Bu, bu sadece bir eleştiri değil anlıyor musunuz?
02:45Bu, resmen seçmenin yaşadığı o devasa hayal kırıklığının,
02:48boşa çıkan tüm beklentilerin tek cümlelik özeti.
02:52İyi de bu fos çıktı eleştirisinin altını nasıl dolduruyor yazar?
02:55Tespiti çok net.
02:57Ülkenin kaderinin, temel ilkelerin konuşulması gereken o masada bizim gündemimize ne düştü?
03:03Toplantılarını yemek menüleri.
03:04İşte analize göre bu durum, ittifakın asıl amacından, o büyük misyonundan ne kadar koptuğunu
03:11ve halkın gözünde ciddiyetini nasıl kaybettiğini gösteren acı ama çok gerçek bir semboldü.
03:17Şimdi yazarın tespit ettiği o kilit hataları dört başlıkta toplayabiliriz.
03:20Hani İmamoğlu en başta ne demişti?
03:22Birlikte düşünün demişti değil mi?
03:24Ama onlar farklı yönlere baktı.
03:26Ortak akıl demişti, ortada somut bir fikir birliği falan yoktu.
03:30Sahip çıkın demişti ama seçmene o güveni verecek sağlam bir duruş sergilenemedi bir türlü.
03:35E sonuç ne oldu?
03:36Sonucunda seçmenle zar zor kurulan o güven köprüsü de yıkılıp gitti.
03:39Peki muhalefet bütün bunları yapamazken onlara belki de tarihin en büyük desteklerinden birini veren seçmen ne istiyordu?
03:48İşte analizdeki en can alıcı noktalardan biri tam da bu.
03:52Siyasetçilerin gündemiyle halkın talepleri arasındaki o devasa uçurum.
03:56Yani siyasetçiler kendi küçük hesaplarıyla uğraşırken halk aslında çok daha büyük, köklü bir değişim istiyordu.
04:04Seçmenin taleplerine baktığımızda aslında meselenin bir kişi veya bir parti olmadığını görüyoruz.
04:10Talepler tamamen sistemseldi.
04:12Halk ne istiyordu?
04:13Tek adam rejiminin getirdiği o keyfilik bitsin istiyordu.
04:17Kurumlar yeniden ayağa kalksın, hukuk herkes için işlesin, parlamento güçlü olsun böyle bir düzen istiyordu.
04:23Yani kısacası seçmen kapsamlı bir restorasyon projesi talep ediyordu.
04:28Analize göre muhalefetin bu kadar derinlikli bir cevap veremediği ortada.
04:32Tamam, teşhis bu kadar net.
04:34Peki reçete ne?
04:35Muhalefet seçmenin o kırılan güvenini nasıl geri kazanabilir?
04:38Şimdi analizin son bölümüne geldik.
04:40Burada yazarın bu zorlu yolda muhalefete sunduğu somut yol haritasına yani çözüm önerilerine odaklanacağız.
04:46Ve işte yazarın sorduğu o can alıcı soru belki de tüm meselenin düğümlendiği yer burası.
04:52Halk bir tek adam gitsin diye neden başka bir tek adam faktörünü ciddiye alsın ki?
04:58Yani yazar şunu söylüyor.
05:00Eğer sorun sistemin kendisindeyse sadece vitrindeki yüzü değiştirmenin kalıcı bir çözüm olmadığını seçmen artık görüyor, anlıyor.
05:08Asıl mesele kişiler değil, kuralları baştan yazmak.
05:12Yazar bu noktada halkın endişesini hepimizin bildiği o deyişle özetliyor.
05:16Hali veli, ha veli ali.
05:18Yani ne fark eder ki diye soruyor seçmen.
05:21Eğer sistem aynı kalacaksa, zihniyet, yönetim tarzı değişmeyecekse, sadece liderin adının değişmesinin seçmen için hiçbir anlamı yok.
05:30Asıl istenen şey oyunun kurallarının değişmesi.
05:33Peki ama bu güven nasıl yeniden inşa edilecek?
05:36İşte yazar burada üç tane çok somut ve sembolik taahhüt öneriyor.
05:40Birincisi, çankaya döneceğiz sözü.
05:43Bakın bu sadece bir mekan değişikliği değil, bu Cumhurbaşkanlığının yeniden tarafsız ve sembolik rolüne döneceğinin bir garantisi.
05:50İkincisi, parlamenter sisteme hızlı bir geçiş sözü.
05:54Yani oyalama yok, gücü hemen tabana yayacağız demek bu.
05:58Üçüncüsü de adil temsil.
06:00Yani her bir oyun değerli olacak diyecek bir seçim sistemi hedefi.
06:04Yazar diyor ki, işte bunlar laf değil, icraat vaatleri.
06:08Seçmenin karşısına bunlarla çıkmak lazım.
06:10Ve işte, tüm bu analizden sonra, yazarın ortaya attığı ve cevabının geleceği şekillendireceği o büyük soruyla kalıyoruz.
06:18Muhalefet bu çağrıya kulak verecek mi, yoksa bu da geçmiş hataların arasında kaybolup giden bir başka ses olarak mı kalacak?
06:25Bu çağrının gerçekten bir dönüm noktası olup olmayacağına, zaman ve tabii ki atılacak adımlar karar verecek.
06:32Hep birlikte izleyip göreceğiz.
Yorumlar

Önerilen