Ali Küçük - Bakara Suresi Tefsiri 01-03
Bakara Suresi: Kur’an’ın en uzun, Medine’de inen ve en son tamamlanan sûresi.
Giriş ve ana mesajlar:
Fatiha’daki “İhdinessırâtel müstakîm” duasının cevabı olarak başlar: “Bu kitap, muttakîler için hidayettir.”
Elif Lâm Mîm hurûfu mukattaa ile dikkat çeker: “Dinleyin, şu anda Allah konuşuyor.”
Kitap (Kur’ân) hem metin hem manadır; ikisini birlikte anlamak gerekir. Şüphe yoktur: İndirilişi de, muhtevası da haktır.
Muttakîlerin birinci özelliği:
Gayba iman ederler. Gayb, duyularla algılanamayan (Allah, ahiret, melek, vahiy vb.) gerçeklerdir. Gayb bilginin değil, imanın konusudur. Gayba inanan üstündür.
Sûrenin genel muhtevası:
İman esasları, mümin-kâfir-münafık ayrımı, Hz. Âdem kıssası, İsrailoğulları’na uyarılar, kıble değişikliği, namaz-oruç-zekât-hac-cihat gibi ibadetler, içki-kumar-faiz yasağı…
Amaç:
Namazda okuduğumuz Fatiha’nın talebine cevap: Gerçek hidayet istiyorsanız, işte kitap! Samimiyseniz, muttakî olun ve bu kitapla yol bulun.
#AliKüçük #BakaraTefsiri #Kur'an #Hidayet #Muttakî #SesliTefsir
Bakara Suresi: Kur’an’ın en uzun, Medine’de inen ve en son tamamlanan sûresi.
Giriş ve ana mesajlar:
Fatiha’daki “İhdinessırâtel müstakîm” duasının cevabı olarak başlar: “Bu kitap, muttakîler için hidayettir.”
Elif Lâm Mîm hurûfu mukattaa ile dikkat çeker: “Dinleyin, şu anda Allah konuşuyor.”
Kitap (Kur’ân) hem metin hem manadır; ikisini birlikte anlamak gerekir. Şüphe yoktur: İndirilişi de, muhtevası da haktır.
Muttakîlerin birinci özelliği:
Gayba iman ederler. Gayb, duyularla algılanamayan (Allah, ahiret, melek, vahiy vb.) gerçeklerdir. Gayb bilginin değil, imanın konusudur. Gayba inanan üstündür.
Sûrenin genel muhtevası:
İman esasları, mümin-kâfir-münafık ayrımı, Hz. Âdem kıssası, İsrailoğulları’na uyarılar, kıble değişikliği, namaz-oruç-zekât-hac-cihat gibi ibadetler, içki-kumar-faiz yasağı…
Amaç:
Namazda okuduğumuz Fatiha’nın talebine cevap: Gerçek hidayet istiyorsanız, işte kitap! Samimiyseniz, muttakî olun ve bu kitapla yol bulun.
#AliKüçük #BakaraTefsiri #Kur'an #Hidayet #Muttakî #SesliTefsir
Category
📚
LearningTranscript
00:14İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:33İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:00Ve الذين يؤمنون بما انزل إليك وما انزل من قبلك وبالآخرةهم يوقنون
01:11أُولَٰئِكَ عَلَى هُدَنْ مِنْ رَبِّهِمْ وَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
01:17Sadakallahu'l-Azîm
01:20Muhterem müminler, bu dersimizde inşallah kulluk kitabımız, Kur'an-ı Kerim'in ikinci sırasında yer almış,
01:32Medine'de inmeye başlamış ve yine Medine'de en son tamamlanmış olan Bakara Suresi diye bilinen bir sureyle karşı karşıyayız.
01:46Allah izin verirse hep beraber Bakara Suresinde Rabbımızın bize ulaştırmak istediği mesajlarını, maksadını hep beraber anlamaya çalışacağız.
02:03Duyduklarımızla, dinlediklerimizle inşallah önce iman edeceğiz, Allah'ın istediği biçimde iman edeceğiz
02:10ve inşallah yine bu imanlarımızı Allah'ın istediği biçimde amele dönüştürmek üzere ciddi bir kavganın, bir cehdin, bir cihadın, bir
02:22çabalamanın içine gireceğiz.
02:23Resulullah Efendimizin Medine'ye hicretinden sonra ilk inmeye başlayan sure Bakara Suresidir.
02:34Bununla beraber en son tamamlanan sure de yine Bakara Suresidir.
02:41Az evvel ifade ettiğimiz gibi Medine'de inmeye başlayan Bakara Suresi, Mekke'de gelen Fatiha Suresinin hemen arkasına yerleştirilmiştir.
02:52Çünkü anlayabildiğimiz kadarıyla Fatiha Suresi, her gün namazlarımızda okuduğumuz Fatiha Suresi,
03:01İhtina sırat-ı müstakim diye bitiyordu.
03:05Ya Rabbi bizi doğru yola, sırat-ı müstakime ulaştır diye bitiyordu.
03:12Bakara Suresi de,
03:15Zalikel Kitab, bu bir kitaptır ve hidayettir diyerek söze başlıyor.
03:23Anlayabildiğimiz kadarıyla bizim Fatiha'daki talebimizin cevabı olan bir ifade ile başladığı için sure buraya yerleştirilmiştir diyoruz.
03:34Allah-u Alem.
03:35Bakara Suresi ile alakalı, meleğin Resulullah'a şöyle dediği rivayet edilir.
03:43Ey Muhammed!
03:45Müjdeler olsun, sana iki nur verildi ki, onlar senden önce hiçbir peygambere verilmemiştir.
03:52Bunlardan birisi Fatiha Tül Kitab, diğeri de Bakara Suresinin son ayetleridir.
04:00Hadis-i Şerifi, Müslim ve Nesai bize nakletmiştir.
04:06Bundan ötürüdür ki, diyoruz, bu surenin bir başka adı da Ayet-el Kürsi Suresidir.
04:15Biz biliyoruz ki, Kur'an-ı Kerim'in sureleri, genellikle ya belli bir kıssanın, ya özel bir ismin, ya da
04:26surede kendisine dikkat çekilmek istenen özel bir konunun adıdır.
04:32Mesela, Ali-i İmran Suresi, Nisa Suresi, Kehf Suresi, İsra Suresi gibi sureler, başlıklarının sembolize ettiği konuları kapsamaktadır.
04:46Bakara Suresinin adı da, surenin 67 ve 73 ayetlerinde geçen, Hazret-i Musa ile kavmi arasında cereyan eden bir diyaloğa
04:58yer veren, Bakara kıssasından alınmıştır.
05:02Fakat bu isim, yani Bakara ismi, surenin konusunu, muhtevasını belirlemek amacıyla verilmiş bir isim değildir.
05:13Ve bu isim, Bakara ismi, nasıl ki Ali, Veli, Hasan, Hüseyin gibi isimler, başka dillere tercüme edilemediği gibi,
05:24bu Bakara ismi de, inek veya buzağı şeklinde tercüme edilemez.
05:31Belki de, İsrailoğullarının bu inek hadisesi, sadece bu surede anlatılmış olduğundan, sureye bu isim verilmiştir diyoruz.
05:44Surenin, Senam ve Zehra diye iki adı daha vardır.
05:50Bakın, Allah'ın Resulü, yine bir hadislerinde bu hususu şöyle anlatır.
06:02Her şeyin bir senamı vardır.
06:05Her şeyin bir zirvesi vardır.
06:08Kur'an'ın zirvesi de Bakara'dır buyurur.
06:12Yine, başka bir hadislerinde Allah'ın Resulü,
06:16İkra'u Zehraveyn el-Bakara ve Ali İmran.
06:21İki, Zehra'yı çok çok okuyun.
06:24Bunlardan biri Bakara, diğeri de Ali İmran'dır buyurur.
06:28Demek ki, bu hadisten anlıyoruz ki,
06:34eğer Kur'an'ı canlı bir cisme benzetirsek,
06:38Fatiha suresi bunun başını,
06:42Bakara suresi gövdesini,
06:45diğer sureler de öteki uzuvlarını teşkil edecektir.
06:50Surenin muhtevasına şöyle genel olarak bir göz atacak olursak,
06:55Surenin ilk girişi,
06:58Kur'an'ı bir kulluk ve hidayet kitabı olarak ilan eder.
07:03Sanki,
07:04Fatiha suresindeki bizim,
07:06İçtinas Sırat-ı Mustakim,
07:08Ya Rabbi ne olur,
07:10bize sırat-ı mustakimini göster,
07:13bizi hidayet yoluna iletiver Ya Rabbi,
07:15şeklindeki duamızın,
07:19talebimizin cevabı olarak,
07:20Rabbimiz karşımıza kitabını serip,
07:24kullarım,
07:25gerçekten hidayet,
07:27gerçekten doğru yol istiyorsanız,
07:30yani namaz kılarken,
07:32benden bir şeyler istiyorsunuz.
07:34Eğer benden istediğinizde,
07:37samimiyseniz, ciddiyseniz,
07:39ya da namaz kılarken,
07:41Fatiha'yı okurken,
07:42ne dediğinizin farkındaysanız,
07:44sarhoş filan değilseniz,
07:46işte kitabım,
07:48işte hidayet,
07:49haydi buyurun,
07:51onunla beraber olun.
07:52Buyurarak,
07:54sanki,
07:54kitabını,
07:56hidayet ve kulluk kitabı olarak ilan eder.
07:59Ve ardından da hemen,
08:01imanın temellerini ortaya koyar.
08:05Allah'a,
08:07peygambere,
08:08peygamberliğe,
08:09ahirete,
08:10öldükten sonra tekrar dirilmeye olan inancı belirler.
08:14ve bu inançla alakalı olarak insanları kabul etme ve reddetme hususunda üç gruba ayırır.
08:23Müminler,
08:24kafirler ve münafıklar.
08:28sonra,
08:29Hz. Adem'in yeryüzünde Allah'ın halifesi olarak tayin edilmesi,
08:34Hz. Adem'in cennetteki hayatı,
08:38şeytanın saptırmalarına kapılması,
08:40ve buna bağlı olarak cennetten çıkarılması,
08:44sonra tövbe edip Allah'a iltica etmesi,
08:48tövbesinin kabul ediliş olayı anlatılarak,
08:50Adem soyunun hidayette olabilme ve hidayette kalabilme yolları gösterilir.
08:58Daha sonra hidayete davet özellikle İsrailoğullarına yöneltilir.
09:04Ve uzunca İsrailoğulları söz konusu edilir.
09:10Kur'an,
09:11Mekke'de genellikle İslam'ı bilmeyen,
09:14cahil Kureyş müşriklerine hitap ediyordu.
09:17Fakat Medine'de Allah'ın birliği,
09:21peygamberlik, ahiret, melekler gibi inançlara aşina olan Yahudilerle de ilgilenmeye başladı.
09:30Bunlar bu Yahudiler,
09:31Allah'ın peygamberi Hz. Musa'ya ve ona indirilen vahye inandıklarını söylüyorlardı.
09:39Ve ilki olarak onların yolu,
09:41Hz. Muhammed Aleyhisselam'ın öğrettiği yolun,
09:44yani İslam'ın aynısı idi.
09:47Fakat yüzyıllardan beri yollarını kaybetmişler,
09:52kitaplarını tahrif etmişler,
09:55dini bir takım adetler manzumesi haline getirmişler,
09:59sapmışlar, sapıtmışlar,
10:01ama hayatlarından da memnun görünen insanlardı bunlar.
10:07Nitekim, yıllar yılı kendilerini düzeltmek için
10:13gönderilmiş elçilerin hiçbirisini kabule yanaşmamışlar,
10:17ve üstelik onların baş düşmanı kesilmişlerdi.
10:21Bir de bu adamlar Müslüman adını bırakıp kendilerine Yahudi adını takmışlar ve dini İsrail oğullarının tekeline almışlardı.
10:31İşte bakıyoruz ki,
10:34surenin üçte birine yakın bir bölümünün hemen hemen İsrail oğullarına hitap ettiğini görüyoruz.
10:42Surede onların ahlaken bozulmaları,
10:46dinden sapmaları ve sapıklık noktaları vurgulanır.
10:52Yahudilerin Resul-ü Ekrem'e ve onun getirdiği hidayete tabi olmalarının
10:57kendileri hakkında çok hayırlı olacağını anlatmak üzere,
11:01tarihte yaşanmış, pek çok hadiseye değinilmiş,
11:05Yahudilerin Kur'an'ı kabul edenlerin ilki olmaları istenmiştir.
11:10Çünkü Hz. Muhammed Aleyhisselam'a indirilen kitabın,
11:15Hz. Musa'ya indirilenin aynısı olduğu ısrarla beyan edilmiştir.
11:19Yine bakıyoruz,
11:24Mekke'de genellikle İslam'ın ana ilkelerini tebliğ etmek
11:28ve müminleri iman ve ahlak yönünden eğitmeyi hedefleyen Kur'an'ın,
11:35Medine'de tüm Arabistan'dan toplanıp,
11:38İslam devletini kuran,
11:40insanların kurdukları bu devletin,
11:43sosyal, kültürel, ekonomik, siyasal
11:46ve hukuki problemlerine de değinmeye başladığını görüyoruz.
11:52Bir de Medine'de bu yeni dönemde,
11:56Mekke'de pek rastlanılamayan,
11:58yeni bir insan tipi ortaya çıktı.
12:02Münafikum grubu zuhur etti.
12:06Münafık Medine toplumunda görülür.
12:10Arkadaşlar, Mekke'de münafık yoktur.
12:13İslam'ın ve Müslümanların zayıf olduğu bir toplumda,
12:17münafıklığa gerek de yoktur.
12:20Kafir, böyle bir toplumda kafirliğini gizleme zarureti duymaz.
12:26Ama Medine toplumunda,
12:28yani İslam'ın ve Müslümanların güçlü olduğu toplumlarda,
12:32kafir, ya korkusundan,
12:35ya da menfaatlerini kaybetmemek için,
12:38Müslüman görünme zaruretini duyabilir.
12:41Evet, işte Medine'de münafıklar vardı.
12:47Bunlar, ya İslam'ı içeriden yıkmak için,
12:50İslam'a girmiş görünen kişilerdi,
12:53veya çevreleri Müslümanlar tarafından sarıldığı için,
12:57ve dünyevi menfaatlerini kaybetmeme endişesiyle,
13:01Müslüman görünen insanlardı.
13:03Bunlar aslında düşmanlarla da münasebetlerini sürdürüyorlardı.
13:08Bazıları da, belki yani,
13:12İslam'ın gerçekliliğine tam kani olamamış,
13:15tam mutmain olamamış,
13:17tatmin olamamış,
13:19ama kabileleriyle birlikte,
13:21mecburen Müslüman olmuş kimselerdi.
13:24İşte,
13:25Bakara'nın nazil olduğu dönemde,
13:27her türden münafıklar da,
13:29türemeye başlamıştı.
13:30Bu yüzden Cenab-ı Hak,
13:33bu surenin içinde,
13:35münafıkların özelliklerine de dikkat çekmekte,
13:38ve onlarla ilgili talimatlar beyan etmektedir.
13:43Daha sonra bakıyoruz,
13:45Yahudiler,
13:47ataları olarak çok değer verdikleri,
13:49ve peygamber olarak kabul ettikleri,
13:52Hz. İbrahim'e verilen,
13:54hidayetin aynısını getiren,
13:56ve onun torunu ve izleyicisi olan,
13:59Hz. Muhammed Aleyhisselam'a tabi olmaları konusunda,
14:02tekrar tekrar uyarılır.
14:05Hz. İbrahim,
14:07ve onun Kabe'yi inşa edişip,
14:10ve İslam toplumunun kıblesi olarak,
14:12Kabe ve İbrahim ilişkisi anlatılır.
14:17Daha sonra,
14:18tüm bu uyarılara rağmen,
14:21hakkı kabule yanaşmayan,
14:23İsrailoğullarından,
14:24liderliğin alınıp,
14:26Müslümanlara verildiğini beyan edercesine,
14:30Kıble'nin Kudüs'teki Mescid-i Aksa'dan alınıp,
14:33Mekke'deki Mescid-i Haram'a çevrildiği ilan edilir.
14:38Daha sonra,
14:40liderliği üzerine alan bu ümmetin,
14:43bu ağır sorumluluğu kaldırabilmesi için,
14:47onlara pratik çözümler sunulur.
14:51İslam ümmetini,
14:53ahlaken eğitmek için,
14:54namaz,
14:55oruç,
14:56zekat,
14:57hac ve cihat gibi,
14:59emirler faskılınıyor.
15:02Müminler,
15:04ünül emre itaat etme,
15:05adil olma,
15:07verdikleri sözde durma,
15:09anlaşmalarına sadık kalma,
15:12mallarını Allah yolunda harcama konularında,
15:14teşvik ediliyor.
15:17Diğer taraftan,
15:18ümmeti,
15:20bozulup,
15:20dağılmaktan korumak üzere,
15:23içki,
15:24kumar,
15:24faiz gibi,
15:25pisliklerin de,
15:26yasaklandığını görüyoruz.
15:29Daha sonra,
15:31surenin başında olduğu gibi,
15:33son bölümlerinde de,
15:35imanın temel ilkeleri,
15:37bir daha tekrarlanıyor,
15:39ve en son,
15:40Müslümanların,
15:41İslam'ı tebliğde,
15:42çektikleri güçlükler sebebiyle,
15:45o suralarda,
15:46çok muhtaç oldukları,
15:48bir dua ile,
15:49sure tamamlanıyor.
15:52Bu kısa mukaddimeden sonra,
15:54inşallah,
15:56surenin ayetlerini,
15:58tek tek tanımaya çalışacağız.
16:01Bakara suresinin,
16:02birinci ayeti,
16:05Elif,
16:05La,
16:06Mim,
16:07diye başlıyor.
16:09Yani sure,
16:10huruf-u mukadda ile başlar.
16:13Huruf-u mukadda,
16:15daha önceki derslerimizde,
16:17uzun uzun anlatmaya çalıştım.
16:20Kesik kesik okunan harfler demektir.
16:23Bu harfler,
16:25Kur'an-ı Kerim'de,
16:27altı surenin başında gelen,
16:29ve o surelere ait,
16:31birer ayettirler.
16:34Kur'an-ı Kerim'de,
16:36muhkem ve müteşabih ayetler vardır.
16:40Muhkem ayetler,
16:42en genel tarifiyle,
16:44okuyucu tarafından,
16:45ilk okuyuşta,
16:47manası anlaşılabilen,
16:48ve bizden imanla birlikte,
16:51amel isteyen ayetlerdir.
16:53Mesela,
16:54Allah diyor ki,
16:55namaz kılın,
16:56zekatı verin.
16:58İşte,
16:59bu ayetler,
17:00muhkem ayetlerdir.
17:01Ve bizden,
17:02hem iman,
17:03hem de amel isteyen ayetlerdir.
17:06Yani biz,
17:07hem namazın farz olduğuna inanacağız,
17:10hem de namazı,
17:11bizzat kılacağız.
17:13Hem zekatın farziyetini kabul edeceğiz,
17:16hem de bizzat,
17:17zekatı vereceğiz.
17:19Yani,
17:20muhkem ayetler,
17:21bizden,
17:22hem iman ister,
17:23hem de amel ister.
17:26Müteşabih ayetler ise,
17:28ilk okuyuşta,
17:29manası anlaşılamayan,
17:32ya da,
17:33duyularımızla,
17:34kavrama imkanımızın olmadığı,
17:36ve muhkemlerle,
17:38çerçevesini çizebileceğimiz,
17:40ayetlerdir ki,
17:41bunlar bizden,
17:43amel istemez.
17:44Sadece iman ister.
17:46Mesela,
17:48sırat gibi,
17:49haşır gibi,
17:50neşir gibi,
17:51cennet cehennem gibi,
17:53ruh, melek,
17:54cin,
17:54şeytan gibi,
17:56vahiy gibi,
17:57arş, kürsi,
17:58semavat gibi,
18:00yedullah gibi,
18:01konuları anlatan ayetler,
18:03ya da,
18:04işte burada olduğu gibi,
18:06elif, la, min gibi,
18:08yasin gibi,
18:09taha gibi ayetler,
18:11müteşabih ayetlerdir.
18:13Bunların,
18:14ne olduklarını bilmeyiz,
18:16bilemeyiz.
18:17Sadece bunların,
18:19Allah'tan gelme,
18:20birer ayet olduklarına,
18:22öylece inanırız,
18:23bu ayetler,
18:24zaten bizden,
18:25amel istemez,
18:27bizden sadece,
18:28iman ister.
18:30Peki,
18:31madem ki,
18:32bu ayetlerin,
18:33manaları,
18:34bilinmeyecekti diye,
18:35niye gelmiş Kur'an'da?
18:37E böyle bir soru,
18:38sormanın anlamı yoktur.
18:40Çünkü,
18:41biz,
18:42kimi ayetlerin,
18:43külhünü,
18:43aslını biliriz,
18:45kimilerinin de,
18:46sadece,
18:47rolünü,
18:47ve fonksiyonunu biliriz.
18:50Mesela,
18:51arabada,
18:53akü diye bir aygıt vardır.
18:55Bunun ne olduğunu,
18:57neden yapıldığını,
18:58aslını,
18:58külhünü,
18:59herkesin bilmesi gerekmez.
19:01E biz nesini biliriz bunun?
19:03Rolünü biliriz sadece.
19:05Biliriz ki,
19:06akü,
19:07arabada,
19:07elektrik donanımını sağlayan bir aygıttır.
19:10İşte aynen bunun gibi,
19:12biz bu tür ayetlerin,
19:14aslını,
19:15külhünü,
19:15bilemesek de,
19:17bilmesek de,
19:18bunların rolünü,
19:20ve fonksiyonlarını biliriz.
19:22Mesela,
19:23cennetin ne olduğunu,
19:25nasıl olduğunu,
19:26enini,
19:26boyunu,
19:27genişliğini,
19:28şeklini,
19:29tipini bilemeyiz.
19:30Peki,
19:31niye yarar bu?
19:32Yani,
19:33rolü nedir bu ayetlerin?
19:35Tanıtıldığı kadarıyla iman eder,
19:38anlatıldığı şekliyle iman eder,
19:41ve bizim hedefimiz olduğunu biliriz.
19:43Yani,
19:45bizi kötülüklerden koruyup,
19:47iyiliklere teşvik olduğunu biliriz.
19:49Yani,
19:50cennet anlatan ayetlerin rolü,
19:53bize hedef göstermektedir.
19:55Bakın,
19:56eğer benim istediğim şekilde yaşarsanız,
19:59size bunu vereceğim diye,
20:01Rabbimiz,
20:02bize hedef gösteriyor.
20:04Mesela,
20:05cennette ırmaklardan bahseder ayetler.
20:08Süt ırmakları,
20:10bal ırmakları,
20:11şarap ırmakları,
20:12e bunların niceliğini,
20:15bilmem ben.
20:16Peki,
20:17ne anlatır bunlar bize?
20:19Gelin ey müminler,
20:21dünyanın bozuk sütlerine,
20:23bozulacak ziynetlerine meyletmeyin de,
20:26bunlara meyledin diye,
20:28bize hedef gösteriyor Rabbimiz.
20:30Veya,
20:31cennetteki huriler,
20:32e bilmem ki ben bunların ne olduğunu,
20:34nasıl olduğunu,
20:36ama bakın,
20:37dünyanın pes tayelerine meyletmeyin.
20:39harama meyletmeyin,
20:42harama uçku çözmeyin ki,
20:44bunları elde edesiniz diye,
20:46hedeftir bu ayetler.
20:48Bunları böyle anlıyoruz.
20:51İşte,
20:53Kur'an-ı Kerim'de,
20:55sure başlarında gördüğümüz bu ayetler de,
20:57müteşabih ayetlerdir.
20:59Aynen bunların da Allah'tan geldiğine inanırız,
21:03ve biliriz ki,
21:04bunlar ayettir.
21:06Peki,
21:07bu tür ayetlerin rolü nedir acaba?
21:10Yani,
21:11acaba bu ayetler bize nasıl bir hedef gösteriyor?
21:16Resulullah Efendimiz'den,
21:17bize intikal etmiş bu konuda,
21:20herhangi bir açıklama göremiyoruz.
21:22Kur'an'ın başka herhangi bir yerinde de,
21:25bu konuda açıklayıcı bir bilgi bilmiyoruz.
21:27Bu konuda,
21:29şunları söyleyelim inşallah.
21:32Selef,
21:33bu konuda şunları söylemiştir.
21:35Surelerin,
21:36başında gelen bu ayetler,
21:39Kur'an'a dikkat çekmedir demişler.
21:42Yani,
21:44Rabbimiz,
21:45o güne kadar insanların,
21:46Kur'an'ın muhataplarının alışık olmadıkları,
21:50bir ifadeyle,
21:51söze başlayarak,
21:53onların dikkatlerini,
21:54kitap üzerine çekmek istemiştir deniyor.
21:57Allah buyuruyor ki,
22:00sanki bu ayetleriyle,
22:01kullarım,
22:02dinleyin,
22:04şu anda Allah konuşuyor.
22:06Bunu kendi sözlerinize benzetmeyin.
22:10Şu anda,
22:11içinizden birisi,
22:12konuşmuyor.
22:14Şu anda,
22:15peygamber de konuşmuyor.
22:17Bu benim sözümdür.
22:19Şu anda,
22:20Rabbiniz konuşuyor.
22:21Gelin,
22:22bunu benim sözüm olarak dinleyin.
22:25İçinizden birisinin sözünü dinleyip de,
22:27onu kulak ardı ettiğiniz gibi,
22:29sakın benim sözümü de,
22:31kulak ardı etmeye kalkmayın.
22:33İçinizden birinin sözünü dinleyip,
22:35onu çöpe attığınız gibi,
22:38benim sözümü de dinleyip,
22:39çöpe atmaya kalkmayın,
22:41diyor sanki Rabbimiz.
22:43Gelin,
22:43şu anda Allah konuşuyor.
22:45Bu insan sözüne benzemez.
22:48Alim sözü,
22:50fazıl sözü,
22:51filozof sözü,
22:52psikolog sözü,
22:53sosyolog sözü,
22:55amir sözü,
22:56müdür sözü,
22:57baba sözü,
22:58ana sözü gibi dinlemeyin bunu.
23:01Sakın ha,
23:02benim sözümü,
23:03içinizden birinin sözüne benzetmeyin.
23:06İçinizden birinin sözünü dinleyip de,
23:08çöpe attığınız gibi,
23:10ya da kulak ardı ettiğiniz gibi,
23:12benim sözümü de,
23:13öylesine dinlemeye kalkışmayın.
23:15Şu anda ben konuşuyorum.
23:18Bu söz Allah sözüdür.
23:20Ben konuşuyor olarak dinleyin,
23:22ve gereğini yerine getirin,
23:25diyor.
23:25Sanki,
23:26daha sözlerinin başında Rabbimiz.
23:29İşte,
23:31insanlar bu söze,
23:32daha bir ciddi kulak versinler,
23:35daha bir ciddi dinlesinler diye,
23:38böyle bir dikkat çekmedir denmiş.
23:41İkinci olarak,
23:42şunu diyelim,
23:44bakıyoruz,
23:45sure başlarında gelen,
23:47bu tür ayetlerden sonra,
23:49genellikle Kur'an-ı Kerim'e,
23:51dikkat çekilmektedir.
23:53Mesela,
23:55elif,
23:55la,
23:56mi,
23:56ve,
23:57elikel kitab.
23:58Burada olduğu gibi,
23:59bakıyoruz,
24:00ayeti kerimeden sonra Rabbimiz,
24:03Kur'an-ı Kerim'e,
24:04yani kitaba dikkat çekiyor.
24:05veya,
24:07yâsîn vel-Kur'an-ı Hakîm.
24:10Orada da Allah,
24:11yâsîn,
24:12huruf-u mukadda ayetinden sonra,
24:15yine hakim olan,
24:17hayata hakim olan,
24:18hikmet sahibi olan,
24:19Kur'an'a dikkat çekiyor.
24:20Sonra başka bir yerde,
24:22tâha,
24:23mâ enzelnâ aleykel Kur'an.
24:25Başka bir yerde,
24:27elif, lâm, râ,
24:28kitâbun enzelnâhu ileyk.
24:31Başka bir yerde,
24:32elif, lâm, râ,
24:34tilke âyâtul kitâb.
24:36gibi,
24:36bakıyoruz,
24:38bu ayetlerden sonra Rabbimiz,
24:41genellikle Kur'an'a dikkat çekiyor.
24:43Öyleyse,
24:45sure başlarındaki bu ayetler,
24:47Kur'an'la alakalı,
24:48tüm insanlığa meydan okuyor demektir.
24:52Sanki,
24:53bu ayetleriyle buyurur ki Rabbimiz,
24:55elif, lâm, mîm,
24:57elif, lâm, râ,
24:59yâsîn, hâbîm.
25:02Ey insanlar,
25:04işte elimizdeki Kur'an,
25:05bu harflerden meydana gelmiştir.
25:08Sizler,
25:09bu harfleri tanıyorsunuz.
25:11Sizler bu harfleri okuyorsunuz,
25:13yazıyorsunuz.
25:14Bu harfler,
25:16ellerinde olan sizler,
25:18bu harfleri okuyan,
25:19yazan sizler,
25:21bu harfleri tanıyan sizler,
25:23haydi gücünüz yetiyorsa,
25:25bu kitabın bir benzerini meydana getirin.
25:28Kur'an gibi bir kitap ortaya koyun bakalım diye,
25:32sanki Rabbimiz,
25:33tüm insanlığa,
25:34bu ayetlerle meydan okuyor denilmiş.
25:38Bir üçüncüsü de,
25:40bu harflerle,
25:41Kur'an'ın Allah'tan geldiği,
25:43beyan ediliyor denilmiş.
25:45Yani,
25:46bu kitap,
25:47herhangi bir insan sözü değil,
25:49insan kaynaklı bir kitap değil,
25:52Allah kaynaklı bir kitaptır,
25:54mesajını ulaştırma adına,
25:56Rabbimiz,
25:57surelerinin başında,
25:59böylece,
26:00hitabı uygun bulmuştur deniyor.
26:03Ama,
26:04en güzeli,
26:06manasını bilmesek de,
26:08bunlar aynen,
26:09öteki ayetler gibi,
26:10Allah'tan gelmiş birer ayettir diyoruz,
26:13ve öylece iman ediyoruz.
26:16Manalarını,
26:18Peygamber Efendimizin bile bilmediği,
26:20bu konuda bize herhangi bir bilgi ulaştırmadığı,
26:23bu ayetlerle ilgili olarak,
26:25iki batıl iddia var.
26:27Bunları da şöyle kısaca,
26:29şöyle kısaca söyleyelim inşallah.
26:31Ki,
26:32ileride bunlarla karşılaşınca,
26:35bocalamayasınız diye,
26:36bu konuda kısa bir açıklamada bulunalım.
26:40Bu,
26:42huruf-u mukatta ayetleriyle alakalı,
26:44iki sapık yorum var.
26:47Bunlardan birisi,
26:49münafıkça bir yorum,
26:50ötekisi de kafirce bir yaklaşım.
26:53Önce,
26:54münafıkların yorumunu söyleyelim.
26:57Diyorlar ki,
26:58efendim,
26:58bu ayetler,
26:59Peygamber aleyhisselamın dahi bilmediği,
27:02bilemediği,
27:03ancak her yüzyılda bir gelen,
27:06müceddidi azam denen,
27:08büyük zatların,
27:09bilebildiği ayetlerdir.
27:12Demişler,
27:13bunların manalarını,
27:15ancak bu büyük zatlar bilebilir demişler,
27:18ve kendilerince bu ayetlere,
27:21anlamlar vermeye çalışmışlar.
27:23Efendim,
27:24işte,
27:24Elif bizim Rabbimizi,
27:26Lam bizim Peygamberimizi,
27:28Mim de bizim Efendimizi anlatır.
27:31veya,
27:32Elif bizim Rabbimizi,
27:34Lam bizim Efendimizi,
27:36Mim bizim kitabımızı anlatır.
27:38Veya Mim,
27:39bizim cemaatımızı anlatır,
27:41demeye çalışmışlar.
27:42Yani,
27:43Allah korusun,
27:45Peygamberin bile bilmediği,
27:47Peygamberin bile bilemediği,
27:49bir bilgiyi,
27:50bilebilecek,
27:51yani,
27:52Peygamberi bu konuda sollayacak,
27:53kimselerin varlığını iddia ederek,
27:56kendi,
27:57heva ve heveslerine göre,
27:59Allah'ın ayetlerine,
28:01manalar yüklemeye çalışan,
28:03bu,
28:03insanları da,
28:05bunların bu yorumunu da,
28:07reddediyoruz.
28:08İkincisi,
28:10kafirlerin yorumudur.
28:12Batılı müsteşrikler,
28:14batılı ilim adamları,
28:15kafirler de,
28:16bu konuda şu yorumda bulunmuşlardır.
28:19Efendim,
28:21sure başlarındaki bu harflerin,
28:22varlık sebebi şudur.
28:25Kur'an-ı Kerim,
28:27sahabe döneminde toplanıp,
28:28kitap haline getirilirken,
28:30işte,
28:31Zeyd bin Sabit başkanlığında,
28:33bir hafızlar heyeti,
28:35teşekkül ettirilmiş,
28:36ve tüm sahabeye ilan edilmişti.
28:39Herkes,
28:40yanında,
28:41Resul-i Ekrem zamanında,
28:43yazdığı,
28:43ezberlediği,
28:45Kur'an nushalarını,
28:46Kur'an surelerini getirsin diye.
28:49Sahabe-i Kiram,
28:51yanlarındaki,
28:52sure nushalarını getiriyordu.
28:54Heyet,
28:55bu sureyi kim getirmişse,
28:57o surenin başına,
29:00onu getiren sahabenin ismini yazalım da,
29:02bu sureyi kimin getirdiği belli olsun diye,
29:05sure başlarına,
29:07o sureyi getiren sahabenin ismini yazmışlar.
29:10Mesela,
29:12Taha suresini ilk önce,
29:14Talha bin Ubeydullah getirmiş,
29:16ve bu sureyi,
29:17onun getirdiği unutulmasın diye,
29:20onun isminin baş harfini yazmışlar,
29:22Taha diye.
29:23Daha sonra aynı sureyi,
29:26Ebu Hureyre getirmiş,
29:27ve onun da isminin baş harfini yazmışlar,
29:30Hâ diye.
29:31Sonra da bunu silmeyi unutmuşlar,
29:33ve o surenin başında,
29:35Taha kalıvermiş diyorlar.
29:37yani,
29:40alçaklar,
29:40Kur'an'da insan sözü de vardır demeye getiriyorlar.
29:44Yani,
29:45Kur'an'da sadece Allah sözü yoktur,
29:49Kur'an'da sahabenin sözü de vardır,
29:52Kur'an'a insan sözü de karışmıştır demeye getiriyorlar.
29:55Böylece,
29:56müminlerin zihinlerini idlal etmeye,
29:59müminlerin kalplerine,
30:01Kur'an'la alakalı,
30:02şüphe tohumları ekmeye çalışıyorlar.
30:05Bu da,
30:05Kur'an-ı Kerim'e karşı,
30:06kafirce bir yaklaşımdır.
30:08Yani,
30:08bu,
30:09huruf-u mukatta ayetlerine karşı,
30:11kafirce bir yorum,
30:12kafirce bir yaklaşımdır.
30:14Bunu da reddediyoruz.
30:17Öyleyse,
30:18Elif,
30:18La,
30:19Mim,
30:20Dinleyin,
30:21şu anda Allah konuşuyor.
30:22Bu söz Allah sözüdür.
30:25Rabbiniz konuşuyor olarak dinleyin,
30:28ve gereğini yerine getirin diyoruz.
30:32Bakara Sulesi'nin,
30:33ikinci ayeti kerimesi,
30:36bakın şöyle,
30:37ذَٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ ف۪ي
30:40ذَٰلِكَ الْكِتَابُ
30:43İşte,
30:44kitap budur.
30:45İşte,
30:46kitap dediğin budur.
30:48İşte,
30:49kitap diye buna denir.
30:51İşte,
30:51o harfler,
30:53o sesler,
30:55ve o seslere verdiğimiz,
30:57güzel bir düzenle,
30:58sana indirdiğimiz,
31:00kitaptır bu.
31:01İşte,
31:01kitap budur.
31:02Yani,
31:04her yönüyle,
31:05tam ve mükemmel kitap.
31:08Kıyamete kadar,
31:09tüm insanlığa yol gösterecek,
31:11tüm özellikleri üzerinde taşıyan,
31:14kitap budur demektir,
31:15bunun manası.
31:17kitap deyince,
31:19sadece bu Kur'an anlaşılacaktır.
31:23Tüm,
31:24İslam tarihinde,
31:25kitap deyince ümmet,
31:28sadece Kur'an-ı Kerim'i anlamıştır.
31:30Diğerlerine,
31:31kitap denmeyecektir.
31:33Bunun içindir ki,
31:35bugüne kadar,
31:36kitap deyince,
31:37sadece Kur'an anlaşılmış,
31:38e-hadis-i nebeviyeye,
31:40yani peygamberimizin,
31:42hadislerine bile,
31:43kitap denmez,
31:44sünnet denmiştir.
31:47Kitap deyince,
31:49iki şey anlayacağız.
31:50Birisi,
31:51metin,
31:52diğeri mana.
31:54Kur'an-ı Kerim'i,
31:56kimilerinin yaptığı gibi,
31:57sadece metinden ibaret saymak,
32:00Kur'an-ı Kerim'e karşı işlenmiş,
32:02en büyük suçtur.
32:03Yine Kur'an-ı Kerim'i,
32:05kimi mealcilerin yaptığı gibi,
32:06sadece mealden ibaret saymak da,
32:09Kur'an-ı Kerim'e karşı işlenmiş,
32:11en büyük cinayettir.
32:13İşlenmiş,
32:13en büyük suçtur.
32:15Kur'an deyince,
32:16iki şey anlayacağız.
32:17Bir metin,
32:18bir de mana.
32:20Mesela bakın,
32:21burada bir örnek vereyim.
32:23Bir insan dese ki,
32:24ben kul huvallahu ahada inanmıyorum dese,
32:27bu adam kafirdir.
32:28Niye?
32:28Adam Kur'an'ın metnini inkar etti.
32:31Bir ayetin,
32:32Kur'an'daki bir ayetin,
32:33metnini inkar ettiği için,
32:35bu adam derhal kafir olur.
32:37Ama adam sözü çevirse,
32:40dese ki,
32:40yo,
32:40yanlış söyledim,
32:42hata ettim,
32:42estağfurullah.
32:43Ben kul huvallahu ahada inanıyorum da,
32:46Allah'ın bir olduğuna inanmıyorum dese,
32:49bu adam yine kafirdir.
32:51Niye?
32:51Çünkü,
32:52bu defa da adam,
32:54Kur'an'ın,
32:55metnini değil de,
32:56muhtevasını inkar etti,
32:58manasını inkar etti.
32:59Öyleyse,
33:00Kur'an'ın metnini inkar eden de,
33:03manasını,
33:03muhtevasını inkar eden de,
33:05kafir olduğuna göre,
33:06Kur'an deyince,
33:08sadece metin anlamayacağız,
33:10ya da sadece meal anlamayacağız,
33:13Kur'an deyince,
33:15metinle,
33:15meali,
33:16birlikte anlayacağız.
33:18Mesela bakın,
33:19şu anda kimilerinin yaptığı gibi,
33:22ben,
33:22sadece metni okuyup,
33:24ve sadakallahu'l-azim,
33:26deyip,
33:27bitirseydim,
33:28bu işin yarısını yapmış olurdum.
33:31Bir diğer yarısı da,
33:32şu anda yaptığımız,
33:34mananın,
33:35muhtevanın,
33:36ortaya konmasıdır.
33:38Evet,
33:38Allah diyor ki,
33:39ذَلِكَ الْكِتَابِ
33:40İşte kitap budur.
33:42İşte kitap diye buna denir.
33:44İşte hidayete ulaştıran,
33:47kıyamete kadar insanlığa kulluğu anlatan,
33:51insanların elinden tutup,
33:52onları cennete ulaştıran,
33:54hidayete ulaştıran,
33:55kitap budur.
33:57Bunun dışında,
33:58böyle bir kitap yoktur.
34:00İnsanları hidayete ulaştırma,
34:03insanları Allah'ın rızasına götürme gücüne sahip,
34:06başka bir kitap yoktur.
34:09Kitap,
34:10esasen,
34:11çetebe kökünden gelir,
34:13o da yazgı anlamına gelir.
34:15Öyleyse,
34:16işte kitap budur,
34:18işte,
34:19kainatın yazgısı budur,
34:21işte,
34:22alın yazısı budur,
34:23işte kainatın hayat programı budur.
34:26Bunun dışında,
34:27hayat programı olabilecek,
34:30kainatın yazgısı olabilecek,
34:32kainattaki bütün varlıkların,
34:34hayat programı olabilecek,
34:36başka ikinci bir kitap yoktur.
34:37ya da kitap,
34:39kitabe kökünden gelir,
34:42o da,
34:43hani,
34:43orhun kitabeleri filan diyoruz ya,
34:46yani,
34:47bu öyle bir kitap ki,
34:49bu öyle bir kitabe ki,
34:52yağmurlar da üzerinden geçse,
34:55karlar,
34:55boralar,
34:56fırtınalar da etse,
34:58yüzyıllar,
34:58asırlar da geçse,
35:00silinmeyecek,
35:01silinemeyecek,
35:02ilgâ edilemeyecek,
35:04kaldırılamayacak,
35:06yok edilemeyecek,
35:07bir kitabedir bu.
35:09Allah'ın,
35:11levh-ü mahfuzdan,
35:13dünya semasına yansıttığı,
35:15kalpte olan,
35:16kabulde olan,
35:17levh-ü mahfuzda olan,
35:19bir kitaptır bu.
35:22ذَٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ
35:25Şüphesiz ki,
35:27bu kitap Allah'tan gelmedir,
35:30ve Allah'tan gelişi konusunda,
35:33herhangi bir şüphe yoktur.
35:35Birinci manası böyle.
35:37Yani,
35:37şöyle diyeceğiz,
35:38ذَٰلِكَ الْكِتَابُ مِنَ اللّٰهِ
35:41لَا رَيْبَ فِي اِنْزَالِهِ
35:43Şüphesiz,
35:45bu Allah'tan gelen bir kitaptır,
35:47ve Allah'tan gelişi konusunda,
35:49herhangi bir şüphe yoktur.
35:51Bir de,
35:53ذَٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِي اِنْزَالِهِ
35:55bir de,
35:57bu kitapta şüpheli bir şey yoktur anlamınadır.
36:00Yani,
36:01bu kitap,
36:02her türlü şekhten şüpheden âri,
36:04ve her töhmetten müberradır.
36:07Bunun kadar kesinlikle bilinen,
36:10bunun kadar sırat-ı müstakimi,
36:13bunun kadar doğru yolu gösteren,
36:15başka bir kitap yoktur.
36:17Yani,
36:18bu kitabın inişinde,
36:20vahiy oluşunda,
36:21herhangi bir şüphe olmadığı gibi,
36:23tebliğinde de,
36:25herhangi bir töhmet yoktur.
36:27Münzili,
36:28haktır,
36:29muhbiri,
36:30sadıktır,
36:31ve gayesi,
36:32mahza,
36:33hayır olan,
36:34insanlığı saadet ve selamete ulaştırmak için gelen,
36:37bu kitapta,
36:39şüpheye imkan verecek,
36:40bir cehalet,
36:42bir gaflet,
36:43veya bir suüniyet düşünmek mümkün değildir.
36:46böyle bir kitaptan,
36:49ancak cehli mürekkebe boyanmış,
36:52kalpleri kilitlenmiş olan,
36:54muannik kafirler,
36:56ve de,
36:57her şeyden şüphe eden,
36:58ruhlarını,
37:00şüphe bulutları kaplamış,
37:01basiretleri sönmüş olanlar,
37:04ancak şüphe edebilirler.
37:06Kitabın,
37:07kendisine indirilişi karşısında,
37:09Resul-ü Ekrem'in,
37:11Ya Rab,
37:12reyb içinde,
37:13şüphe ve tereddüt içinde yüzen,
37:16şu insanlar,
37:17yarın benim karşıma çıkıp,
37:19Ey Muhammed,
37:20bu kitabın Allah tarafından geldiği ne malum?
37:24Belki de bunu,
37:26sen uyduruyorsun,
37:27belki de bu senin sözündür,
37:29senin uydurmandır.
37:30Kendin söylüyorsun,
37:32kendin uyduruyor,
37:33ve utanmadan da,
37:35bir de bunu Allah'a izafe ediyorsun,
37:37Allah'a iftira ediyorsun,
37:39derlerse,
37:40Ya Rabbi,
37:41ben ne yaparım demeden önce,
37:43bakın Cenab-ı Hak,
37:44hiçbir şeye meydan bırakmayacak biçimde,
37:47bu konuda,
37:48peygamberine,
37:49teminat veriyordu.
37:51Bu,
37:52aynı zamanda,
37:54onu insanlara duyuran,
37:56Muhammed-ül Emin'in de,
37:58yani,
37:58mübelliğinin de,
38:00la raybe fih olduğunun tescilidir,
38:02diyoruz.
38:04Üçüncü,
38:05ayeti kerimesi,
38:07bakın şöyle,
38:08Huden lil muttakil,
38:10kendisinde,
38:12şüphe olmayan bu kitap,
38:14müttakiler için hidayet kaynağıdır.
38:16Yani,
38:17müttakilere doğru yolu gösterecek,
38:20apaçık bir belgedir bu.
38:21o,
38:23bir hidayet kitabıdır.
38:26O,
38:26bir kulluk kitabıdır.
38:28Bu kitabın,
38:29asıl görevi ve fonksiyonu budur.
38:32Yani,
38:33bu kitap,
38:34insanlığı doğru yola,
38:35sırat-ı müstakime iletmek için gelmiştir.
38:39Kur'an-ı Kerim,
38:40sadece bilimsel keşiflere değinen,
38:44işte,
38:44kimya ve fizik gibi,
38:46biyoloji ve botanik gibi bilimleri derleyen,
38:49bilimsel bir kitap değildir.
38:51Kur'an-ı Kerim,
38:52sadece,
38:54ahlaktan söz eden,
38:55bir ahlak kitabı da değildir.
38:57Kur'an-ı Kerim,
38:59zaman zaman tarihten söz eder,
39:01tarihten bize kesitler sunar ama,
39:03Kur'an-ı Kerim,
39:04sadece bir tarih kitabı da değildir.
39:06Kur'an-ı Kerim,
39:08bitkilerden söz eder,
39:09arzdan söz eder,
39:11ama Kur'an-ı Kerim,
39:12hiçbir zaman bir botanik kitabı değildir.
39:15Kur'an-ı Kerim,
39:16bir hidayet ve kulluk kitabıdır.
39:19Hani,
39:20Fatiha'daki,
39:22bizim talebimizin cevabı olarak,
39:24hani ne diyorduk Fatiha'da?
39:26İhtinas sırat-ı müstakim.
39:28Ya Rabbi bize doğru yolu göster.
39:31Bizi hidayete ulaştır Ya Rabbi,
39:33diyorduk ya,
39:34işte Fatiha'daki,
39:36bizim bu talebimizin cevabı olarak,
39:38Allah karşımıza,
39:40kitabı çıkarıyor ve diyor ki,
39:41ذَٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ ف۪يهِ
39:45هُدَنْ لِلْمُتَّقِينَ
39:47buyuruyor.
39:48Kullarım,
39:49siz gerçekten hidayet mi istiyorsunuz?
39:52Gerçekten doğru yolu bulmak mı istiyorsunuz?
39:55Yani bu sözü söylerken ciddi misiniz,
39:57samimi mi misiniz?
39:59Ya da farkında mısınız ne dediğinizi?
40:01Gerçekten doğru yolu istiyorsanız,
40:03işte size hidayet diye,
40:05kitabını bizim önümüze seri veriyor Allah.
40:08Ama bakın burada,
40:14araba hidayettir denmiyor,
40:17aceme hidayettir denmiyor,
40:19türke hidayettir,
40:20kürde hidayettir denmiyor da,
40:22هُدَنْ لِلْمُتَّقِينَ deniyor.
40:25Yani bütün nev-i beşere,
40:27bütün insanlığa hidayet için gelmiştir bu kitap.
40:31Fakat,
40:32hidayetten istifade edebilmenin bir şartı var,
40:35o da muttaki olmaktır.
40:38Kur'an'dan istifade edebilmenin birinci şartı neymiş?
40:42Muttaki olmaktır.
40:44Peki,
40:44nedir takva?
40:46Kimdir muttaki?
40:47Bunu Allah söyleyecek ama,
40:49burada birkaç söz söyleyelim inşallah.
40:53Takva,
40:54bildiğimiz kadarıyla,
40:56Allah'ın koruması altına girmek demektir.
41:00Takva,
41:01Allah'la yol bulmak demektir.
41:04Yani,
41:05yolunu Allah'la bulmak,
41:07yolunu Allah'a sorarak,
41:09Allah'a danışarak bulmak demektir.
41:11Takva,
41:13peygamber modeliyle hareket etmektir.
41:16Bakıyoruz,
41:17Kur'an'ı Kerim'de,
41:18takvayı böyle anlatan pek çok ayet görüyoruz.
41:22Mesela onlardan birisi,
41:24hatırlayabildiğim kadarıyla,
41:26şu ara suresinde,
41:27şöyle buyruluyor.
41:29İnni lekum rasulun eminun,
41:32fette kullâhe ve adî'ûn.
41:35Muhakkak ki ben sizin için gönderilmiş emin bir elçiyim.
41:39Öyleyse muttaki olun ve bana tabi olun.
41:43Yani,
41:44nasıl muttaki olacağınızı,
41:46nasıl takva ehli olacağınızı,
41:48benden öğrenin.
41:50Tüm peygamberlerin,
41:52aynı şeyi söylediklerine şahit oluyoruz.
41:54Madem ki ben sizin için güvenli, emin bir elçiyim,
41:58o halde bana güvenmeniz lazım.
42:02Bana güvenin ve hemen akabinde,
42:05fe deniyor bakın.
42:08Fette kullâhe,
42:10fe,
42:10bana güvenin,
42:12hemen akabinde takvalı davranın.
42:14Muttaki olun ama,
42:16takvayı da benden öğrenin.
42:17Yani bana itaat ederek,
42:19beni izleyerek takvalı olun.
42:21Gelin ben size takvayı,
42:24ben size itaati öğreteyim.
42:26Takvanın modelini,
42:28benden öğrenin diyor,
42:29Allah'ın elçisi.
42:31Evet,
42:32takva peygamberlerden öğrenilecek.
42:35Takvanın belirlenmesinde,
42:37pratik örnek peygamberlerdir.
42:40Ama bu konuda,
42:42farklı takva modelleri geliştirebilmek için,
42:45kimileri ısrarla peygamberleri diskalifiye etme çabası içine giriyorlar.
42:50Bakın mesela,
42:52âlemin biri,
42:53dağdan böyle yuvarlana yuvarlana inip geliyormuş.
42:57Hazreti Musa bu adamı görmüş ve kendisine sormuş.
43:02Hayrola be çoban kardeş,
43:04ne yapıyorsun böyle yatıp yuvarlanıyorsun?
43:06Nedir bu yaptığın diye?
43:08Hazreti Musa sorar.
43:10Allame çoban der ki,
43:12ey Musa,
43:13namazımı ben böyle kılarım.
43:15Rabbime ben böyle dua ederim işte.
43:17Hazreti Musa,
43:19olur mu be adam,
43:20böyle namaz mı kılınır der.
43:23Sorar çoban,
43:24ya nasıl kılacaktım ey Musa?
43:27Hazreti Musa anlatır.
43:29İşte,
43:30şöyle elini kaldırıp tekbir alacaksın,
43:32ellerini şöyle bağlayacaksın,
43:34ellerini şuraya bağlayacaksın,
43:36şunları şunları okuyacaksın,
43:38belini şöyle bükeceksin,
43:40yüzün şöyle olacak filan diye,
43:42zorlamış ona bunu anlatabilmek için,
43:45tamam mı anladın mı demiş Hazreti Musa,
43:49anladım demiş adam.
43:50Hazreti Musa yürümüş.
43:53Bir noktayı kaçıran adam,
43:55Hazreti Musa'nın arkasından bağırmış,
43:57onu sorabilmek için,
43:59Hazreti Musa dönüp arkasına bir bakmış ki,
44:02adam denizin üzerinde yürüyüp geliyor.
44:05Demiş ki Hazreti Musa'ya,
44:07Ey Musa,
44:08namaz dedin de şurayı unuttum,
44:10bana onu bir daha anlatabilir misin?
44:13Onu bu vaziyette gören Hazreti Musa,
44:16git demiş,
44:17git bildiğin gibi kıl sen namazını demiş,
44:20ve öğretmekten vazgeçmiş ona filan.
44:24Ne diye öğretmeyecekti Allah'ın peygamberi?
44:28Yani öğretmeyecekti de,
44:29işi neydi orada peygamberin?
44:32Öğretmeyecekti de,
44:33niye peygamber olmuştu Hazreti Musa?
44:35Bunlar toplumsal ayetler.
44:37Bunlar şeytanların vahiyleri.
44:40Hani Kur'an-ı Kerim'de,
44:42bir ayet-i kerimesinde Rabbimiz,
44:43وَاِنَّ الشَّيَاطِينَ لَيُّهُونَ اِلَى اَوْلِيَائِهِمْ
44:48Muhakkak ki,
44:49şeytanlar da dostlarına vahyederler.
44:52Buyuruyordu ya,
44:53yani yuhune deniyordu ya,
44:56ayet-i kerimede,
44:58işte bunlar o tür vahiylerdendir.
45:01Bakın, bir rivayeti daha var bunun,
45:05işte Hazreti Musa bu adama namaz kılmasını öğretmeye kalkışınca,
45:10Rabbimiz hemen Cebrail'i gönderir ve,
45:13ey Musa niye karıştın okuluma,
45:15ben razıydım onun namaz kılışından,
45:17diyerek,
45:18Musa'yı azarladığı anlatılır.
45:20peki ne çıkar bütün bu şeytan rivayetlerinden,
45:25yani ne yatar bunların altında?
45:28Bunların altında takva belirleme hakkının,
45:32yani din belirleme hakkının,
45:34Allah'tan ve peygamberlerden alınıp,
45:37başkalarına da verilmesi yatar bunların altında.
45:40din belirlemek sadece Allah'ın hakkıdır.
45:45Din belirlemek,
45:46takvayı belirlemek,
45:48sadece Allah'ın ve peygamberinin hakkıdır.
45:51Din belirlemek sadece Allah'ın ve onun peygamberlerinin hakkı iken,
45:57işte,
45:59tut beş bin tevhid çekeceksin,
46:02bunu on bine çıkarmazsan yazıklar olsun sana,
46:05diyerek birileri din belirlemeye kalkışıyorsa,
46:09haşa ve kella,
46:10o zaman buna din uydurmak denecektir.
46:13Bunun başka bir anlamı yoktur.
46:15Öyle değil.
46:17Takva, yolunu kitapla bulmak demektir.
46:21Takva, kişinin yolunu Allah'a sorarak bulması demektir.
46:25Ya da din belirleme konusunda,
46:28takvayı belirleme konusunda,
46:30sadece Allah ve Resulünü kabul etmek demektir.
46:35Men gâle gâle lillah ve men amile amile lillah.
46:39Yaptıklarını Allah yap dedi diye yapan,
46:42konuştuklarını Allah konuş dedi diye konuşan kişi müttakidir.
46:47Buradaki manasıyla söyleyelim,
46:49kitaba teslim olan,
46:51kitapla uyarılan,
46:53kitabın uyarısıyla hareket eden,
46:55tüm yaptıklarını kitap dedi diye yapan,
46:59tüm yapmadıklarını da yine kitaptan aldığı delillerle yapmayan kişi müttakidir.
47:04Yani,
47:06kitabın hidayetini temel alan kişi müttakidir.
47:09Çünkü,
47:10müttakilerin yol göstericisi bu kitaptır.
47:14Onlar amellerini,
47:15bu kitaba dayandırmaya çalışan insanlardır.
47:18Hani peygamberimizin bir hadisi vardı,
47:22inna allâhe harrâma aleykum qîl ve qâl ve kefretes suâl ve iza'tel mâl.
47:29Diyor ki peygamberimiz,
47:31Allah sizin için qîlu qâli haram kıldı.
47:34Peki, qîlu qâl ne demektir?
47:37Qâle dedi,
47:38qîle de denildi demektir.
47:41Ne demek bunun manası?
47:42Allah size dedi ve denildiği haram kıldı.
47:46Ne demek bunun manası?
47:48Yani,
47:49kişinin dinini dedi ve denildiğe dayandırmasını,
47:54qîlu qâle,
47:55kişinin amelini ve dinini,
47:57qîlu qâle dayandırmasını,
47:59Allah haram kıldı diyor peygamberimiz.
48:02Bir amel işliyoruz,
48:03soruyoruz Müslümana,
48:04ne için böyle yapıyorsun?
48:05E zannediyorum öyle duymuştum.
48:08Galiba rahmetli kocam öyle demişti.
48:10Herhalde öyle denilmişti.
48:12Yanılmıyorsam, yanlış hatırlamıyorsam,
48:14galiba öyle demişlerdi,
48:16ya da öyle denmişti.
48:18İşte kişinin kavlini,
48:20kişinin amelini,
48:22qîlu qâle dayandırmasını,
48:24Allah haram kıldı diyor peygamberimiz.
48:26Ne yapacağız ya?
48:27Müttaki olabilmek için,
48:29Allah dedi öyle yapıyorum,
48:31peygamberim böyle tarif etti öyle yapıyorum.
48:34eğer diyecek olursak,
48:35yani amellerimizi Allah'ın kitabına,
48:38peygamberin sünnetine dayandıracak konuma gelmişsek,
48:42yani kitap bizim için yol gösterici olmuşsa,
48:45yolumuzu kitapla bulacak noktaya gelmişsek,
48:48işte o zaman bize müttaki denecek,
48:51işte o zaman biz müttakiyiz.
48:53Hudenlil Muttakil.
48:55Müttakilerin kılavuzu,
48:59müttakilerin mihmendarı,
49:01yol göstericisidir bu kitap.
49:03Gerçi başka bir yerde Kur'an kendini bize anlatırken,
49:07Hudenlil Nâs diyecek.
49:08Yani insanların tamamı için hidayettir bu kitap diyecek.
49:12Aslında Kur'an herkese genel manada hidayeti göstermek için gelmiştir.
49:19Ama herkes bu kitabın hidayetini kabul etmede,
49:22isteyerek bunun hidayetini seçmede eşit olmayacaktır.
49:27Kimileri bununla hiç ilgilenmeyecek,
49:29kimileri bu kitaba karşı nötr davranacak,
49:33kimileri bunu anlamaya yanaşmayacaktır.
49:35Bakıyoruz,
49:37hadi kelimesi,
49:40hüden kelimesi,
49:41Kur'an'da ayrı manalarda kullanılmıştır.
49:45Allah hüdendir.
49:47Tevrat hüdendir.
49:49Kur'an hüdendir.
49:51Kabe hüdendir.
49:53Peygamberimiz hüdendir.
49:54Başka hüdenler de vardır Kur'an'da.
49:57Buna göre,
49:59hüden olarak ne peygamberimizin,
50:01ne Kabe'nin,
50:03ne de Kur'an'ın,
50:04bizzat kendisi birinin elinden tutup,
50:07dini kabul ettirici olma derecesine vardıramaz meseleyi.
50:11Yani,
50:12gerek Kur'an ve gerekse peygamberimiz,
50:15bizzat insanların kalplerine imanı sokmakla değil,
50:19yani insanları hidayete ulaştırmakla değil,
50:23bu imanı insanlara tanıtmakla mükelleftirler.
50:27Öyleyse,
50:27kimse Kur'an'a yanaşmadı mı,
50:30Kur'an kimseye hidayet edemez.
50:32Yani,
50:33Kur'an'a yanaşan kişi,
50:35eğer onunla yol bulmak isterse,
50:38ancak o zaman hidayet edebilir Kur'an.
50:41Çünkü,
50:42hüdenlil nas'tır Kur'an.
50:44Ama,
50:45hüdenlil müttakildir de aynı zamanda.
50:47Ne demek o?
50:48Yani,
50:49herkese yol gösterecek kapasitede değil,
50:52yani herkes bununla yol bulmak istemez,
50:56herkes buna yol sormaya gelmezse,
50:59o zaman o sadece takvalılara yol gösterecek,
51:03sadece onlara hidayet edecektir diyoruz.
51:05Ötekiler için,
51:07hatta yine Kur'an'ın ifadesiyle,
51:10bu kitap kimilerinin zararını,
51:12kimilerinin ziyanını bile artıracaktır deniyor.
51:16Ayet-i kerime şöyleydi bakın,
51:18وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا
51:21Kur'an,
51:23zalimlerin ancak zararını artırır.
51:26Evet,
51:27demek ki,
51:28Kur'an,
51:28kimilerini hidayete ulaştırırken,
51:31kendisine müracaat edenleri,
51:33kendisiyle yol bulmak isteyenleri,
51:34yani müttaki davrananları Kur'an,
51:37hidayete ulaştırırken,
51:39kimilerinin de zararını,
51:41ziyanını artıracaktır.
51:43Bundan sonraki,
51:45ayeti kerimelerde Rabbimiz,
51:47müttakilerin özelliklerini,
51:50müttakilerin vasıflarını anlatmaya başlayacak.
51:53Bakın,
51:54müttakilerin birinci özelliğini,
51:55Rabbimiz şöyle anlatıyor.
51:58اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ
52:01Onlar,
52:02gayba inanırlar.
52:04Demek ki,
52:05müttakilerin,
52:07Kur'an-ı Kerim'den istifade edenlerin,
52:09birinci özelliği,
52:11birinci şartı neymiş?
52:12Onlar,
52:13gayba inanırlar.
52:14Veya,
52:16gıyaben iman ederler.
52:19Gayb,
52:20gabe fiilinin mastarı olup,
52:22gözden ve duyulardan gizli olan,
52:25bilinmeyen anlamınadır.
52:27Gayb,
52:28duyularla algılanamayan,
52:30insanın deney ve gözlemlerine konu olmayan,
52:33Allah,
52:34cennet,
52:35cehennem,
52:36melek,
52:37vahiy,
52:38öldükten sonra dirilmek,
52:39hesap,
52:40kitap gibi,
52:41tadılıp koklanamayan,
52:43ölçülüp tartılamayan,
52:45duyularla algılama imkanımızın olmadığı,
52:48Allah'ın haber verdiği haberlere,
52:50iman,
52:51işte,
52:51gaybe,
52:52imandır.
52:54Ayet-i Kerime'den anlıyoruz ki,
52:56gayb,
52:56bilginin konusu değil,
52:58imanın konusudur.
53:00Gaybı bilen kişi üstün değil,
53:02gayba iman eden kişi üstündür.
53:05Çünkü,
53:07gayb,
53:07bilginin konusu değil,
53:09gayb,
53:09laboratuvarın konusu değil,
53:11gayb,
53:12imanın konusudur.
53:13Onun için de,
53:14gaybı bilen kişi üstün değil,
53:16gayba iman eden kişi üstündür.
53:19Zaten,
53:19bilinen bir şeye iman istenmez.
53:22Mesela,
53:22dünyaya inanın denmez.
53:24Niye?
53:24Çünkü dünyayı biliyoruz da ondan.
53:26Ama,
53:27ahirete inanın denir.
53:28Bilinmeyen şeye iman istenir.
53:30Öyleyse,
53:31gayb bilinmeyendir.
53:33Gayb bilginin konusu değildir.
53:36Gayb imanın konusudur.
53:38Gaybı bilen kişi değil,
53:40gayba inanan kişi üstündür.
53:43Çünkü,
53:43bizim gaybı bilme türünde bir kulluk,
53:46görevimiz yoktur.
53:48Yani Allah bizden,
53:49gaybı bilme türünde bir kulluk istememiştir.
53:52Hani,
53:53bakın ayeti kerime çok açık.
53:55Şöyle deseydi Allah,
53:56Allah,
53:57ellezîne ya'lemûne bil gaybi,
53:59onlar,
54:00o müttaki Müslümanlar,
54:02o cennetlik Müslümanlar,
54:03gaybı bilirler denseydi,
54:06şu anda hepimiz,
54:07gaybı bilmek için uğraşmak zorundaydık.
54:10Ama,
54:11öyle demiyor Allah.
54:12Ellezîne ya'lemûne bil gaybi,
54:15demiyor da,
54:16ellezîne yu'minûne bil gaybi,
54:18diyor.
54:18Onlar gaybı bilmek türünde bir kulluğumuz,
54:26veya bu tür bir sorumluluğumuz yoktur.
54:29O müttakiler,
54:31gaybı bilirler,
54:32ya da bilmeye çalışırlar,
54:34denmiyor da,
54:35ellezîne yu'minûne bil gaybi,
54:38onlar gayba inanırlar,
54:40deniyor.
54:41Gaybın,
54:43Kur'an-ı Kerim'de,
54:44birkaç çeşidi vardır.
54:46Onları şöylece inşallah,
54:48kısa bir özetleyelim.
54:51Gaybın,
54:52birinci çeşidi,
54:54hiçbir delili olmayan gayblardır ki,
54:57bunları ancak,
54:58allâmul huyub olan Allah bilir.
55:01Yani,
55:02gaybın da şehadetin de bilicisi olan Allah'ın dışında,
55:06onu hiç kimse bilemez.
55:08Gaybın o bölümünü,
55:10sadece allâmul huyub olan Allah bilir,
55:14onun dışında ne melek,
55:15ne cin,
55:16ne insan,
55:17ne peygamber,
55:18hiçbir kimse,
55:20o konuda söz sahibi değildir.
55:22O konuda söz sahibi,
55:24sadece Allah'tır.
55:26Bakın,
55:26Kur'an-ı Kerim'de,
55:28bu hususu anlatan bir ayet-i kerime var.
55:30وَاِنَّهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ
55:32لَا يَعْلَمُهَا اِلَّا هُوَ
55:35Gaybın anahtarları,
55:37onun katındadır.
55:39Ondan başkası,
55:40asla onu bilemez.
55:41Yani kapının içine girmek şöyle dursun,
55:45içerideki gaybı bilgilere muttali olmak şöyle dursun,
55:49anahtarları bile Allah'ın elindedir,
55:52Allah'ın katındadır.
55:53Ondan başkası,
55:54asla onu bilemez.
55:56İşte ayet-i kerime bunu anlatır.
55:58Bu konuda söz sahibi,
56:00sadece Allah'tır.
56:02Kur'an-ı Kerim'de,
56:04Cenab-ı Hakk'ın mahiyetini açıklamadığı,
56:07sadece varlığını ve ismini bildirdiği,
56:09bazı gaybi gerçekler vardır.
56:12Mesela,
56:14وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الرُّوْحُ
56:16قُلِ الرُّوْحُ عَنْ اَمْرِ رَبِّي
56:19وَمَا اُوْتِيتُمْ مِنَ الْعِلْمِ
56:21اِلَّا قَلِيلًا
56:22Peygamberim, sana ruftan sorarlar.
56:24De ki, o Rabbımın emrindendir.
56:27وَمَا اُوْتِيتُمْ مِنَ الْعِلْمِ
56:29اِلَّا قَلِيلًا
56:30Ve bu konuda size de,
56:32çok az ilim verilmiştir.
56:34Bu ayete göre,
56:35ruh, sadece Allah'ın bildiği,
56:38ve başka hiç kimsenin bilmesi mümkün olmayan,
56:41gaybi bir bilgidir.
56:42Bunu Allah'tan başka,
56:44hiç kimse bilemeyecektir.
56:46Vaktimiz yine doldu.
56:48İnşallah burada kalalım.
56:50Gelecek dersimizde,
56:51yine bir şeyler söyledikten sonra,
56:53Rabbımızın öteki ayetlerini
56:55hep birlikte tanımaya geçmek üzere,
56:57وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ