- 10 saat önce
Kanal 7, Ramazan ayının manevi atmosferini ekranlara taşıyacak özel bir programla izleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor. “Nurullah Genç ile Gönül Sohbetleri”, Ramazan ayı boyunca her gün saat 23:50’de Kanal 7 ekranlarında yayınlanacak.
Edebiyatçı ve akademisyen kimliğiyle geniş bir izleyici kitlesine hitap eden Nurullah Genç, bu özel programda Ramazan’ın ruhuna uygun dini ve manevi konuları ele alacak. Gönüllere dokunan sohbetlerin yanı sıra, anlam yüklü şiirler ve edebi anlatımlar da programın önemli bir parçası olacak. İzleyiciler, günün yorgunluğunu huzur veren bir atmosferde geride bırakırken; inanç, ahlak, insan ilişkileri ve hayatın anlamına dair derinlikli sohbetlere eşlik edecek.
Sade ve samimi bir üslupla hazırlanan “Gönül Sohbetleri”, Ramazan gecelerine tefekkür, duygu ve edebiyat katmayı hedefliyor. Program, hem kalplere hem de zihinlere hitap eden içeriğiyle izleyicilere manevi bir yolculuk sunacak.
“Nurullah Genç ile Gönül Sohbetleri” Ramazan ayı boyunca her gece 23:50’de Kanal 7’de.
Edebiyatçı ve akademisyen kimliğiyle geniş bir izleyici kitlesine hitap eden Nurullah Genç, bu özel programda Ramazan’ın ruhuna uygun dini ve manevi konuları ele alacak. Gönüllere dokunan sohbetlerin yanı sıra, anlam yüklü şiirler ve edebi anlatımlar da programın önemli bir parçası olacak. İzleyiciler, günün yorgunluğunu huzur veren bir atmosferde geride bırakırken; inanç, ahlak, insan ilişkileri ve hayatın anlamına dair derinlikli sohbetlere eşlik edecek.
Sade ve samimi bir üslupla hazırlanan “Gönül Sohbetleri”, Ramazan gecelerine tefekkür, duygu ve edebiyat katmayı hedefliyor. Program, hem kalplere hem de zihinlere hitap eden içeriğiyle izleyicilere manevi bir yolculuk sunacak.
“Nurullah Genç ile Gönül Sohbetleri” Ramazan ayı boyunca her gece 23:50’de Kanal 7’de.
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:18İNTRO
00:20Değerli dostlar, hepinize merhabalar.
00:22Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.
00:25Nurullah Genç ile Gönül Sohbetleri programındayız.
00:29Bundan yıllarca önce, 1984 yılında yazdığım bir şiir vardı, Çiçekler Üşümesin diye.
00:35Şöyleydi mısraları,
00:37Gönlümün maviliği gitmesin gökyüzünden,
00:39Kuşların gülücüğü eksilmesin yüzünden,
00:42Kar yağsa da bu sessiz vadiye gün bitmesin,
00:45Yapraklar üşüse de çiçekler üşümesin.
00:48Bu şiir, sardunyalar için yazılmıştı.
00:521984 yılında, üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlayınca,
00:57Hemen odalarımız bitişikti.
01:00Bir kardeşimizle, bir arkadaşımızla odalarımıza çiçek almaya gittik.
01:04Ve sardunya aldık.
01:05İki sardunya, o aldı, iki tane de ben aldım.
01:08Kutuları içerisinde, kendi saksıları içerisinde.
01:12Ve odamıza yerleştirdik saksıları.
01:15Ben her gün o çiçeklerle konuşmaya başladım, o sardunyalarla.
01:19Sabahleyin odamı açtığımda, onlara su verdiğimde,
01:23Merhaba canlarım, benim güzel çiçeklerim diye hitap ediyordum.
01:27Onlarla konuşuyor idim, onlara ezberim dolan şiirlerden okuyor idim.
01:31Gün yoktu ki onlarla konuşmayayım ve sohbet etmeyeyim.
01:35Bir süre sonra, benim odamdaki sardunyalar,
01:38Büyümeye, uzamaya, çiçeklerini çok çok açmaya başladı.
01:42Camları kapladı sardunyalar.
01:45Diğer arkadaşım odama geldi bir gün, dedi ki hele benim odaya gel.
01:49Onun odaya gittiğimizde sardunyaların kuruduğunu gördük.
01:52Neden dedi benim sardunyalar kurudu, ben de su veriyorum,
01:56Sen de su veriyorsun.
01:57Bu sardunyalar neden böyle camı kapladı,
01:59Her tarafta sardunya yaprakları, çiçekler bin bir türlü sanki açıp durdu.
02:04Kendisine dedim ki, işte şimdi anladık.
02:08Çiçeklerin de, Allah'ın yarattığı,
02:10Diğer canlıların da bizi dinlediğini,
02:12Gönülden etkilendiğini.
02:14Çünkü ben her sabah sardunyalarla gönül sohbeti yapıyor idim dedim.
02:20Onlara şiirler okudum, gazeller okudum.
02:22Hallerini, hatırlarını sordum.
02:24Bugün nasılsınız canlarım dedim.
02:26Böyle sarılır gibi yaptım onları.
02:28Onları kucakladım kalbimle ve gönlümle.
02:30Sonra baktım büyümeye başladılar, uzamaya başladılar.
02:33Sanki gülümsüyordu bana baktığında sardunyalar.
02:36Ama sen demek ki sohbet etmemişsin onlara.
02:39Onlara gönül irtibatı kurmamışsın dedim.
02:42Hayır dedi, ben su verdim bıraktım.
02:45O gün aramızda epeyce bir sohbetini yapmıştık bu konunun.
02:48Ve gün, o gündü işte.
02:50Çünkü sardunyaların şiiri böyle yazılmıştı.
02:54Gönlümün maviliği gitmesin gökyüzünden, kuşların gülücüğü eksilmesin yüzünden,
02:59kar yağsa da bu sessiz vadiye gün bitmesin, yapraklar üşüse de çiçekler üşümesin demiştik.
03:06Gönülle yaklaşmak, kuşatmak, insana ya da diğer canlılara gönülle muamele etmek,
03:13kalple muamele etmek üst düzey bir seviyedir aziz dostlar.
03:18Gönül sohbeti yapabiliyor isek, bakın neleri kuşatarak yapıyoruz bir düşünelim.
03:24Temaşa vardır içinde, müşahede.
03:26Çünkü dünyadan, kainattan, insanlardan, görünen varlıklardan çeşitli fotoğraflar gelir gözümüzün önüne gönül sohbetlerinde.
03:35Muhakeme vardır içinde.
03:37Çünkü sohbet ederken muhakeme ile de anlattıklarımızı değerlendirme ve insanlara takdim etmeye çalışırız.
03:44Muhakememiz sürekli diridir gönül sohbetlerinde.
03:48Ama aynı zamanda müşahedenin ve muhakemenin üzerine mükaşefet dediğimiz kalbin keşf alanıyla sarar kuşatır ve muamelede bulundurur.
03:57İşte bu tam da gönül coğrafyasının hakimiyetidir.
04:01Bu tam da gönül sohbetinin ortaya çıktığı yerdir.
04:05Bu o kadar önemli ki aziz dostlar.
04:08Ramazan-ı Şerif'in ilk günündeyiz.
04:10Rabbim hayırlı uğurlu eylesin.
04:12Cümlenizin oruçlarını kabul eylesin.
04:14Bütün İslam alemine hayırlı olsun.
04:16Ve inşallah hayırlar getirsin, vesile olsun hayırlara.
04:19Hani Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi sizden sonrakilere de farz kılındığı umudur ki korunursunuz
04:30diye hitap ediyor bize.
04:31Bir korunma ayı olan Ramazan, bir korunma eylemi olan, vasıtası olan oruç inşallah bizi hem dünyanın hem ahiretin kötülüklerinden korumaya
04:42vesile olur.
04:43İşte oruçla ilgili anlatacağım, şimdi anlatacağım kıssa o kadar güzel ki insanın tüylerinin diken diken olmaması mümkün değil.
04:54Gönülle muamele ettiğiniz bir anlam belirginliğinin, gönülle muamele ettiğiniz bir dünyada o gönlün muamelesinin ortaya çıkardığı neticenin çok güzel kıssalarından
05:05biri.
05:06Sardunyalar da onun için anlattım zaten.
05:10Değerli dostlar, eski zamanlarda bir köyde bir çoban yaşarmış, yaşlı bir çoban.
05:17Sürüsü var, sürüyü alıyor, sabahleyin evden çıkarıyor, evlerden alıp götürüyor.
05:22Yaylaya çıkarıyor, yaylada sürüyle beraber dolaşıyor.
05:25Belli bir saat sonra da tepenin yakınındaki, hemen yanı başındaki bir tepenin yanı başındaki ağacın yanına geliyor, orada mola veriyor.
05:34Sürü yayılırken, etrafta dolaşırken o da tam da ağaca sırtını vererek oturuyor, Kur'an-ı Kerim çıkarıyor ve Kur'an
05:46okumaya başlıyor.
05:48Zikir yapıyor, zikirde bulunuyor.
05:52Subhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber, aklına gelen bütün zikirleri orada icra ediyor.
05:57Karnı acıktığı zaman da, o güzel elma ağacına dönerek şöyle sesleniyor.
06:05Evladım, bugün kısmetim olan elmayı gönderir misin?
06:10Ve ağaçtan bir elma düşüyor, çobanın, ayaklarının dibine.
06:16Alıyor elmayı, çok güzel bir bıçağı var, sedef kalkmalı.
06:21Çıkarıyor, özenle elmayı soyduktan sonra, oradaki bir tabakta bulunan yoğurdun içine katarak nasipleniyor.
06:29Karnını doyuruyor.
06:31Sonrasında kalkıp, sürüyle beraber köye doğru yol alıyor ve köye ulaştırıyor sürüyü.
06:38Bu böyle tekrar eden bir hale döndüğü için de, köylüler farkına varıyorlar.
06:45Hadiseyi takip etmeye başlıyorlar ve bakıyorlar ki, ağacın dibinde oturan çoban,
06:51ağaçtan evladım diyerek bir elma istiyor ve ağaçtan da elma düşüyor.
06:56Şaşırıyorlar ve diyorlar ki, bu çoban ermiş birisidir.
07:01Veli birisidir.
07:02Bu çoban öyle sıradan birisi değil.
07:03Onlar böyle değerlendirmeye devam ederken, biz fidanın geçmişine bir göz atalım.
07:1020 sene önce o çoban dikmiş oraya fidanı.
07:14Dikerken de şöyle seslenmiş fidana, sen benim evladımsın.
07:18Seni bu dağın tepesine, bu tepenin bitişiğine, bu yaylanın doruk noktasına bir fidan olarak dikiyorum ama,
07:27bil ki sen benim evladım gibisin.
07:29Sana hizmet edeceğim, sana su vereceğim.
07:31Sen kendini burada yalnız hissetme çünkü tepenin bitişiğinde tek bir fidan, elma fidanı.
07:36Sen kendini yalnız hissetme diye sarılarak fidana onu oraya dikiyor.
07:41Ona su veriyor.
07:42Her gün bakıyor, toprağını tazeliyor.
07:44Ertesi gün geliyor, ilgileniyor.
07:46Fidan büyümeye başlıyor.
07:47Fidan büyüdükçe çoban da yaşlanmaya başlıyor.
07:51Bir süre sonra elma fidanı, devasa bir elma ağacına dönerken, bizim çobanımızın da beli bükülüyor, yaşlanıyor ve artık eskisi gibi
08:02değil,
08:03daha zor yürüyerek, daha zor şartlarda çobanlık yaparak hayatını sürdürmeye devam ediyor.
08:08Burada gerçekten de ilginç olanı şu, kendisi beli bükülmemişken, ayaktayken, dipdiriyken, elma ağacındaki elmaları eliyle indirebiliyordu.
08:22Her gün bir elma indirip yoğurduna katarak yiyebiliyordu.
08:26Ama yaşlandıktan sonra, beli büküldükten sonra, artık o elmalara ulaşamamaya başlayınca, ağacın dibine oturup bir gün şöyle sesleniyor elma ağacına.
08:38Ey benim yavrum, evladım, belim büküldü.
08:42Artık tırmanamıyorum, uzanamıyorum, elma indiremiyorum.
08:47Evladım, benim rızkımı sen gönderir misin bana?
08:51Böyle sesleniyor ve elmalardan biri çobanın ayaklarının ucuna düşüyor.
08:56Şaşırmıyor, çünkü zaten gönülle muamele etmiş, gönlüyle büyütmüş.
09:00Evladım demiş, elma ağacının onun sesini duymasına şaşırmıyor.
09:06Alıp o elmayı, yoğurduna katarak, karnını doyurarak oradan ayrılıyor.
09:12Ertesi gün yine işte bu mesele bu noktaya geldiği için de köylüler erdiğini düşünüyorlar, veli olduğunu düşünüyorlar çobanın.
09:19Aziz kardeşlerim, ama günlerden bir gün yine çok aç olduğu bir sabahleyin Kur'an'ı okumuş, zikrini yapmış, sürüyle beraber
09:29tepenin yanında ve ağacın dibinde otururken bizim çoban evladına sesleniyor.
09:35Evladım, bugünkü rızkımı da göndersene.
09:37Fakat ağaçtan bir elma düşmüyor.
09:41Üzülüyor, ne oldu diyor.
09:43Tekrar sesleniyor.
09:45Evladım, benim bugünkü rızkım nerede?
09:49Ağaçtan yine ses yok.
09:51Üçüncü defada ağaçtan elma düşmeyince,
09:55başlıyor bizim çoban ağlamaya.
09:56Eyvah diyor, evladım beni unuttu.
10:01Bana elma göndermedi bugün.
10:03Bir hal oldu.
10:04Bir şeyler değişti herhalde.
10:06O üzüntüyle sürüyü alarak köye doğru yola çıkıyor.
10:10Gözyaşları içerisinde köye varıyor.
10:13Köyün girişinde ezan sesini duyunca,
10:16birdenbire aklına geliyor.
10:18Diyor ki, ben nasıl da unuturum.
10:21Bugün Ramazanın ilk günüydü.
10:23Evladım, oruçlu olduğum için bana elma vermedi, göndermedi.
10:28Heyecanla geriye dönüyor.
10:30Ağacın yanına geliyor ve sarılarak ağaca.
10:34Evladım, benim canım, benim yiğidim.
10:38Ben unuttum ama sen benim oruçlu olduğumu unutmadın.
10:42Onun için bana bugün elma göndermedin.
10:45Ona her türlü sevgiyi göstererek oradan ayrılıyor.
10:49Değerli dostlar, evet bir gönül kıssası bu.
10:51Gönülle muamele ederseniz,
10:54sardunyalar cama kadar yükselir.
10:57Çiçekleri pek çok renkte açar.
11:01Gönülle muamele ederseniz,
11:04elma fidanına yavrum derseniz,
11:05evladım derseniz, onu yetiştirirseniz,
11:08o size elmasını gönderir.
11:09Çünkü gönül, gönül coğrafyası,
11:12gönül memleketi, gönül yurdu
11:14ve oradan muamele etmek böyle bir şeydir işte.
11:18Yıllardır sesleniyoruz.
11:20Kardeşlerimize, insanlara gittiğimiz her yerde sesleniyoruz.
11:24Müşahededen kurtulun.
11:26Müşahededen muhakemeye yükselin.
11:28Muhakemede de kalmayın.
11:30Kalbin alanına, gönlün alanına yükselin, yükselelim.
11:33Çünkü, gönlüyle yaşamayı bilmeyenler,
11:36Allah'ın yarattığı hiçbir canlının kıymetini hakkıyla bilemezler.
11:41Sadece muhakemeyle yaşayanların, kurdukları medeniyetlerin,
11:45yeryüzünü nasıl ifsad ettiği,
11:48yüzlerce yıldır sömürüyle ve başka yollarla insanlara nasıl çile çektirdiği ortadadır.
11:53Ama gönülle muamele edenlerin,
11:57kalple muamele edenlerin,
11:59kalp medeniyeti olan bizim medeniyetimizle muamele edenlerin,
12:03insanlığa nasıl değerleri kattığı,
12:05hangi değerleri kattığı,
12:07yine tarihin sayfaları içerisinde,
12:09ap açıktır, aşikardır.
12:14Ve eskilerle sohbet ettiğimizde,
12:17gönül sofralarında onlarla konuşurken,
12:19yıllar içerisinde onları dinlerken,
12:22gönül nasıl bir şeydir diye düşünürdük.
12:24Sonra öğrendik ki,
12:26aslında bizim medeniyetimizin dışında,
12:28medeniyetlerde, diğer dillerde gönül diye bir kavrama rastlamak mümkün değil.
12:33Gönül,
12:34üç alanı da birleştirmiş noktanın adıdır.
12:38İçinde hem müşahede vardır,
12:40ya da eski ifadeyle dersek,
12:41temaşa vardır.
12:43İçinde nazar vardır.
12:45Yani neden, niçin sorusunu sorarsınız,
12:47değerlendirirsiniz,
12:48kuşatırsınız.
12:49Akıl, fonksiyon icra eder içinde.
12:53Ve aynı zamanda inşa vardır.
12:55Bir şeyleri inşa eder.
12:57Yani kalbin keşf alanına yükselmektir.
13:00Ve bu üçü,
13:02temaşa, nazar ve inşa.
13:05Bütün bunları bir araya getirdiğinizde,
13:07eğer bir insan bunların üçüyle olgunlaşırsa,
13:10gönül insanı dediğimiz insan tipi ortaya çıkar.
13:14Sadece temaşada ve müşahede kalanlar,
13:19akıl sahibi olmayan ve sorulmayacak olan canlılardır.
13:22Sorumluluğu olmayan canlılardır.
13:25Muhakeme,
13:26Allah'ın insana verdiği akılla beraber,
13:28insanın,
13:30muhakeme etmesi,
13:32aklını kullanması,
13:33yanlıştan uzak durması,
13:35doğru kararlar alması,
13:36hayatını devam ettirebilmesi,
13:38yeryüzünü düzenlemesi,
13:40inşa etmesi içindir.
13:41İşte eğer akıl inşaya yükselmezse,
13:44yani gönül dünyasına ve kalp dünyasına yükselemez ise,
13:48gönül insanı olma imkanı ortadan kalkmış olur.
13:51Ve şunu çok açık,
13:53çok net bir şekilde söylemek istiyorum.
13:55Eğer bir ülkede,
13:57o ülkenin yöneticileri,
13:59o ülkeyi dizayn edenler,
14:01o ülkeyi,
14:02eğitimle ya da başka yollarla,
14:04daha da çok büyütmek isteyenler,
14:06insanın gönlünü büyütmeyi beceremiyorlar ise,
14:09gönül insanı yetiştiremiyorlar ise,
14:12o ülkenin geleceği çok da aydınlık olmayacaktır.
14:16Gönülle muamele etmeyenlerin,
14:19saf akılla muamele ettiklerinde,
14:21nasıl bir dünyanın ortaya çıktığını,
14:24son yüz yıla özellikle bakmakla,
14:27değerlendirebiliriz.
14:28Dostoyevski'nin,
14:30çok hoşuma giden bir sözü vardı,
14:32Dostoyevski'yi okurken yıllar önce,
14:34demişti ki,
14:36bu dünya nasıl çağdaş hale geldi anlamıyorum.
14:40Modernleştik diyorlar,
14:41bunun ne olduğunu anlamıyorum.
14:44Modern ve çağdaş bir dünya,
14:46nasıl olur eskilerden daha çok kan akıtan bir dünyaya dönüşür?
14:51Ve şöyle bir tahlilde bulunuyordu Dostoyevski,
14:56insanların sahip oldukları varlıkları çoğalttılar.
14:59insanların sayısı çoğaldıkça,
15:03ulaşmaya çabaladıkları,
15:05ulaşmak istedikleri malzeme alanı da çoğaldı.
15:08İletişim alanı gelişiyor,
15:10teknoloji gelişiyor.
15:11Ama iç alemi kısır kalanların,
15:15adeta o gönül dünyası dememişti ama hissettiğim oydu.
15:19Gönül dünyası gelişmeyen insanların,
15:22yeryüzünü daha modern,
15:24daha çağdaş hale getirmeleri mümkün değildir.
15:26Oradan şunu çıkarmıştım netice olarak.
15:29Gönül demek,
15:30güzellik demektir.
15:32Gönül demek,
15:33adalet demektir.
15:34Gönül demek,
15:35haksızlığa karşı koymak demektir.
15:37Gönül demek,
15:38vefa demektir.
15:39Gönül demek,
15:40merhamet demektir.
15:41Gönül dünyası demek,
15:43sarmak,
15:43kuşatmak demektir.
15:45Gönül dünyası demek,
15:46ayrımcılık yapmamak demektir.
15:48Gönül dünyası demek,
15:50Allah'ın koyduğu ölçülerle,
15:52insanlara muamele etmek demektir.
15:54Gönül dünyası demek,
15:55şunu anlamaktır değerli dostlar.
15:58Seçimi bizim elimizde olmayan meselelerle,
16:00insanlara muamele etmemeliyim.
16:02Gönül bu demektir.
16:04Hiçbirimiz,
16:05ırkımızı,
16:06cinsiyetimizi,
16:07ya da doğrudan bize gelen Allah'ın verdiği,
16:10yüzlerimizi,
16:11akıllarımızı,
16:11gözlerimizi,
16:13bize doğuştan gelen,
16:14hiçbir şeyi tercih ederek elde etmiyoruz.
16:17Bunların hepsini Rabbimiz yaratıyor ve bize veriyor.
16:20Onun verdiklerini,
16:22ayrımcılık malzemesi yaparak,
16:24ya da insanlara muamele alanı gibi değerlendirerek,
16:27muamele ettiğimizde,
16:29gönülleri yıkarız.
16:31Gönülleri yapmak istiyor isek,
16:33işte bütün bunları aşarak,
16:35insana insanca muamele etmeyi öğrenip,
16:38adaletle muamele etmeyi öğrenip,
16:40gönlümüzün kuşatıcılığı ve merhametiyle onlara yaklaşabilmeliyiz.
16:48Selman-ı Farisi Hazretleri,
16:50bir hadis naklediyor.
16:55Allah'ın elçisi,
16:57Şaban ayının son günü bize bir konuşma yaptı ve buyurdu.
17:01Ey insanlar,
17:04bereketli ve büyük bir ayın gölgesi üzerinize düşmüştür.
17:09Bu öyle bir aydır ki,
17:12onda bin aydan daha hayırlı bir gece vardır.
17:16Öyle bir aydır ki,
17:19Allah o ayda oruç tutmayı farz kılmış,
17:24gecelerini de nafile ibadet ile geçirmeyi teşvik etmiştir.
17:30Kim Ramazan ayında hayır işlerse,
17:33Ramazan ayı dışında farz bir ibadeti yapan kimse gibi sevap kazanır.
17:43Ramazan ayı sabır ayıdır.
17:46Sabrın sevabı ise cennettir.
17:49Ki Allah sabredenler beraberdir.
17:52Ayeti var biliyorsunuz.
17:54Ramazan yardım etme ve ihsanda bulunma ayıdır.
17:59Bu ayda müminin rızkı artar.
18:03Kim bu ayda oruç tutan bir mümine iftar yemeği verirse,
18:07bu günahlarının bağışlanması ve cehennemden,
18:11cehennem ateşinden azat olmasına vesile olur.
18:16İftar yemeği verdiği kimsenin oruç ile kazandığı kadar sevap kazanır.
18:22Oruç tutanın sevabını da asla eksiltmez.
18:29Sahabe sordu.
18:30Ey Allah'ın elçisi!
18:33Hepimiz iftar verecek güce sahip değiliz ki.
18:37Hepimiz iftar verebilecek bir güce sahip değiliz ki.
18:42Bunun üzerine Hazreti Peygamber,
18:44Allah bu sevabı bir tek hurma veya bir bardak su veya bir içimlik süt ikramı ile de verir buyurdu.
18:53Peygamberimiz konuşmasına şöyle devam etti.
18:56Selman-ı Faris Hazretleri anlatıyor.
19:00Ramazan evveli rahmet,
19:03ortası mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtulma ayıdır.
19:10Kim bu ayda işçisinin, hizmetçisinin işini hafifletirse?
19:14Allah onu bağışlar.
19:17Ey insanlar!
19:20Ramazan ayında dört şeyi çok yapın.
19:23Bunlardan ikisiyle Rabbinizin rızasını elde edersiniz.
19:27Diğer ikisine de sizin ihtiyacınız vardır.
19:33Rabbinizin rızasını kazanacağınız şeyler,
19:36kelime-i şehadet ve tövbe istiğfardır.
19:41Sizin muhtaç olduğunuz iki şey ise,
19:45Allah'tan cenneti ister,
19:47cehennemden ona sığınırsınız.
19:50Kim oruç tutan bir mümine su ikram ederse,
19:54Allah onu benim kevser havuzumdan içirir.
19:58Kevser havuzumdan içen,
20:00cennete girinceye kadar da bir daha susamaz.
20:06O kadar güzel bir cümle.
20:08Kevser havuzundan içen,
20:10cennete girinceye kadar bir daha susamaz.
20:14Ve,
20:17Selman-ı Farisi Hazretleri'nin rivayet ettiği bu hadiste,
20:20Ramazan'la ilgili,
20:22maddeler halinde yazıp,
20:24ömrümüze rehber kılabileceğimiz o kadar güzel şeyler var ki,
20:29öyle güzel noktalar var ki,
20:31o noktaları sadece bu hadisten yola çıkarak Ramazan'ı değerlendirebilsek,
20:34o noktaları dikkate alarak, o hususlara riayet ederek Ramazan'ı geçirebilsek,
20:40kıyamete kadar susamayacağımız,
20:42susuzluk çekmeyeceğimiz bir hayat bizim olacaktır değerli dostlar.
20:48Ve burada en çok dikkatimi çeken hususlardan bir tanesi.
20:52O dört şey.
20:54Rabbimizin rızasını kazanmak için kelime-i şehadet getireceğiz.
20:58Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah.
21:05Bu,
21:07kelimenin yeryüzündeki en güzel ifade şeklidir.
21:11Kelimenin tamlamaları vardır.
21:13Kelime Arapça kelm kökünden gelir.
21:15Etkileyen demektir.
21:17Mutluluk da veren, mutsuzluk da veren,
21:19rahatsızlı eden, huzur da veren.
21:22Kelimenin huzur vereni,
21:24kelime-i tayyib edir, temiz olanıdır.
21:26Ve kelimenin tamlamaları içerisinde,
21:29dünyanın en güzel kelime tamlaması,
21:31kelime-i şehadettir.
21:33Ve kelime-i tevhiddir.
21:34La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah.
21:37İşte bu nedenle,
21:39Ramazan ayında,
21:40kelime-i şehadet getirmek,
21:41kelime-i tevhidle meşgul olmak,
21:44Rabbimizin rızasını kazanmak için,
21:46çok kolay yapabileceğimiz,
21:48gün içerisinde sürekli yapabileceğimiz,
21:50çok güzel bir halin adıdır.
21:52Davranışın ismidir.
21:53İkincisi,
21:55tövbe-istiğfar.
21:57İnsanız, kuluz,
21:58günahlarımız var,
21:59kusurlarımız var.
22:00Nefsimiz bizi aldatıyor,
22:02başka yerlere çekiyor.
22:0411 ayın sultanı,
22:05Ramazan.
22:07Zamanın sultanı,
22:08Ramazan.
22:09Ve Ramazan ayı,
22:11bizim bütün bu yaptıklarımızdan,
22:12birikimlerden kurtulmamız için,
22:14çok güzel bir fırsat.
22:16Ama şuna da düşmememiz lazım.
22:18Nasıl olsa 11 ayın sultanı var,
22:21diğer 10 ay içerisinde,
22:22ben her şeyi yapayım,
22:2311 ayın sultanında da temizleneyim.
22:25Böyle değil,
22:26niyet bu olmamalı.
22:27Niyet zaten 11 ay içerisinde,
22:30diğer 11 ay içerisinde,
22:31Ramazan ayının dışındaki 11 ay içerisinde de,
22:35kendimizi düzenleyebilmek için,
22:37nefsimizden uzak durabilmek için,
22:39onu dizginleyebilmek için,
22:40yanlış yapmamak için,
22:42azami mücadele etmektir.
22:43Şeytanla mücadele etmektir.
22:45Buna rağmen,
22:47sıkıntılarımız varsa,
22:49eksiklerimiz,
22:49kusurlarımız ki olacaktır,
22:51insanız,
22:51günahlarımız olabilir,
22:53insanız.
22:54Buna rağmen,
22:56Ramazan ayına ulaştıysak,
22:58işte orada tevbe bizim için,
22:59çok önemli hale geliyor.
23:00Allah'ım bizi affet.
23:02Allah'ım beni affet.
23:04Allah'ım biz kuluz,
23:06yetersiziz,
23:07zayıfız.
23:09Nefsimizle mücadele ediyoruz,
23:10şeytanla mücadele ediyoruz.
23:12Bu mücadeleyi kazanamadığımız zamanlarda,
23:14yanlışa düşüyoruz.
23:16Sen bizim yanlışlarımızı affeyle.
23:18Tevbemizi kabul eyle.
23:20İşte kelime-i şehadet ve tevbeyle biz,
23:23Ramazan ayında,
23:25Rabbimizin rızasını kazanmak için,
23:27çok önemli fırsatlara sahibiz.
23:30Diğer iki şey ise,
23:33Allah'tan cenneti istemek,
23:35ve cehennemden ona sığınmak.
23:38Allah'tan cenneti isteyeceğiz.
23:40Cehennemden ona sığınacağız.
23:42Şöyle bir şey sorayım size.
23:45Bahçe var değil mi?
23:46Yeşillikler var,
23:47çiçekler,
23:48çimenler.
23:49Dünyanın çok güzel köşeleri var.
23:52Baktığınızda,
23:52cennetten bir köşe mi diye,
23:54düşünebileceğiniz kadar güzel yerler var.
23:57Ve dünyada,
23:59ateşin yandığı yerler,
24:00ocaklar,
24:02yangınlar.
24:03Allah korusun,
24:04bir orman yangını düşünün,
24:06her şeyin küle döndüğü bir yer düşünün.
24:07Bunlar da var.
24:09İşte Cenab-ı Hak,
24:10kainat içerisindeki fotoğraflarla,
24:13bize ebedi fotoğrafları işaret ediyor,
24:15gösteriyor.
24:16Biz,
24:17yeryüzünde,
24:18sürekli kalamayacağımız için,
24:20dünyadan ayrılacağımız için,
24:21bu dünyayı terk edeceğimizden dolayı,
24:23dünyadaki cennet misali,
24:25köşeleri bırakıp gideceğimiz için,
24:27ebedi bir cennet köşesini talep edeceğiz.
24:30Çünkü,
24:32biz varız,
24:33Allah var.
24:34Kainat var,
24:35Rabbimiz var.
24:36O olmasaydı,
24:37hiçbir şey olmazdı,
24:39biz ne konuşabilirdik,
24:40ne de bu programlar olurdu,
24:41dünya üzere olmazdı.
24:42O olduğu için,
24:44hepsi var.
24:44O ezeli ve ebedi,
24:46biz fani ve geçiciyiz.
24:49Fena hayatı içerisinde,
24:50baki hayata gitmeden önce,
24:52gördüğümüz manzaralar,
24:53bize cennet,
24:54cehennem duygularını yaşatır.
24:56Az önce söylediğim,
24:57çiçek ve ateş,
24:58misalinde olduğu gibi.
25:00O zaman,
25:00Ramazan bizim için büyük bir fırsat.
25:03Değerli dostlar,
25:04gönlümüzle,
25:05Rabbimizden cenneti isteyelim,
25:07ateşten ve cehennemden de,
25:10kendisine sığınalım.
25:12Şeyh Üftade'nin,
25:14Ramazan'ın ilk günüyle ilgili,
25:16Ramazan'ın gelişiyle ilgili,
25:17çok güzel kısa bir şiiri var.
25:19Öyle hoşuma gider ki,
25:21şöyle der Şeyh Üftade,
25:23aşıklara eğdin sala,
25:25oruç ayı geldiğini,
25:27rahmet denizi cuuş edip,
25:29alemlere doldu yine.
25:31Kur'an'da Allah övdüğü,
25:33cümle nebiler sevdiği,
25:35ümmete Allah verdiği,
25:37oruç ayı geldiği yine.
25:40ve Sururi'nin şu beyti,
25:44o kadar güzel ki,
25:45şeref-ü kadrile mihman,
25:47kede-i dünyaya,
25:48bir misafir geliyor,
25:50namına derler,
25:51Ramazan.
25:52Dünyaya bir misafir geliyor,
25:53onun namına da Ramazan derler diyor.
25:56O misafir,
25:57hoş geldi,
25:58başımızın üzerine geldi,
26:00gönüllerimize geldi,
26:01kalbimize geldi,
26:03ne güzel geldi.
26:04ve Ahmet Paşa'nın,
26:07çektim firakın salmını,
26:09erdim cemalin ıydına,
26:11aç leblerin meyhanesini,
26:13ne gibi nalan et beni diyor Ahmet Paşa.
26:16Ayrılık orucu tuttum diyor,
26:18ve sonra,
26:20sevdiğimin cemaline erdim.
26:23Aç leblerin meyhanesini,
26:26dudaklarını salıver diyor,
26:28söylesin ne söyleyecekse,
26:30ve ne gibi de beni inlet,
26:33ağlat,
26:34ki,
26:35işte tevbe etmiş olayım,
26:36af dilemiş olayım,
26:37günahlarımdan kurtulmuş olayım,
26:40böyle diyor Ahmet Paşa.
26:42Ve değerli dostlar,
26:44yine,
26:45Efendimiz'den rivayetli,
26:46Beyhaki'nin,
26:48rivayet ettiği çok güzel bir,
26:50hadis var,
26:52Allah Azze ve Celle,
26:53Ramazan'ın her gecesinde,
26:56üç defa şöyle buyurur,
26:57bir isteği için,
26:59dua eden yok mu,
27:00ona istediğini vereyim.
27:02Tevbe eden yok mu,
27:03tevbesini kabul edeyim.
27:05Az önce,
27:06cenneti istemek,
27:07cehennemden sakınmak,
27:08tevbe etmek ve,
27:09kelime-i şehadet getirmek dedik.
27:11Burada da,
27:13siz dua edin,
27:14siz isteyin,
27:15ben kabul edeyim,
27:16diye buyuruyor,
27:18Rabbimiz.
27:21Evet,
27:22değerli dostlar,
27:23Nurullah Genç'te Gönül Sohbetleri,
27:26Allah,
27:28iki canınızı aziz eylesin,
27:29kardeşinize dua edin sizler de.
27:32Her programımızı,
27:33kıssalarla ve şiirlerle,
27:35devam ettireceğiz inşallah.
27:38O çoban gibi,
27:42rızkımızı talep ettiğimizde,
27:43elma ağacından,
27:45buluttan,
27:46taştan,
27:47topraktan,
27:48bize rızkımızı gönderen Rabbimize,
27:51şükürler ederek,
27:53Ramazanımızı devam ettirip,
27:54bitireceğiz inşallah.
27:57Programımızın sonunda,
27:59sizlere bir de,
28:00şiir okuyarak,
28:01huzurunuzdan ayrılacağız.
28:03Bugün,
28:04kardeşinizin bir münacatı vardı,
28:06itiraf gazeli diye.
28:09Tam tevbeden söz etmişken,
28:12Allah'tan günahlarımızın,
28:13bağışlanmasını talep ederken,
28:16bugünkü programı,
28:17o itiraf gazeliyle bitirmek istiyorum.
28:20Ve Rabbimize yakararak,
28:22seslenerek,
28:23ondan medet dileyerek,
28:25yardım dileyerek,
28:27tekrar Ramazanınızı tebrik ediyorum.
28:30Allah iki canınızı aziz eylesin.
28:37İtiraf gazeli,
28:40aşkın lalezarıyım,
28:42toprağım susuzdur ey,
28:43Leyla anaforunda hicran,
28:46uykusuzdur ey,
28:48ruhumun aynaları hasretinle sevişir,
28:52merhamet asumanım neden bulutsuzdur ey,
28:56rengarenk bir baharla tutuştu ufuklarım,
28:59hüznümle, isyanımla makber umutsuzdur ey,
29:02masiva ekseninde bunalan bir gölgeyim,
29:07lekeli iklimlerde kalbim kanatsızdır ey,
29:12kin ağacı zehrim ar damlatıyor ömrüme,
29:16derbederdir umranım,
29:18sergüzeş tatsızdır ey,
29:20sızıyor ellerimden gözyaşları tarihim,
29:25lanetli pusularda karanlık mutsuzdur ey,
29:29müzmin ürperişlere aşinayım derinden,
29:32mahşeridir içimde niyaz,
29:35hudutsuzdur ey,
29:37mana üzgün hicabın yırtılan perdesinde,
29:41meğer irfanım nakıs,
29:43erdenim yurtsuzdur ey,
29:45açıyor kapısını dört yanımdan sonbahar,
29:49yeryüzü neden böyle virandır,
29:52ıssızdır ey,
29:54cevriyle eriyorum belalı duyguların,
29:56bencildir aşiyanım,
29:58riyakar hissizdir ey,
30:01medet üfler tenime en küçük ecir bile,
30:05bizardır intizarım,
30:07rahnedar güçsüzdür ey,
30:10hayallerim ölüyor sokak aralarında,
30:12lisanım ıstırabın kahrıyla sessizdir ey,
30:17bunalıyor ağlamak istiyorum nafile,
30:21gözlerim kıvılcımlar dergahı,
30:23yaşsızdır ey,
30:26muamma ummanıdır sinemin,
30:28andır vefa,
30:30vehimdir,
30:30ihtirastır bedenim,
30:32başsızdır ey,
30:35gönlümde aralan safirdevsin perdeleri,
30:38firakı aşk rindiyim,
30:40derdim ilaçsızdır ey,
30:42katreyim avucunda heybetli dalgaların,
30:46yol uzun,
30:47yolcu bitkin,
30:49rehberim taçsızdır ey,
30:51rüçhanım esaretin zincirine tutkundur,
30:55ziyandır asalete kulluğum,
30:57haksızdır ey,
30:59fitne en tehlikeli yangınıyla önümde,
31:03temayül acımasız,
31:05heves duraksızdır ey,
31:07arızi adımlarla yürüyorum çaresiz,
31:11ayaklarım kötürüm,
31:13yolum kavşaksızdır ey,
31:16visalin esrarına hayranım,
31:18ama heyhat,
31:20hicret ah,
31:21belki hicret,
31:23buğday başaksızdır ey,
31:27ıh,
31:44ıh,
31:45ıh,
Yorumlar