Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 9 saat önce
Kanal 7, Ramazan ayının manevi atmosferini ekranlara taşıyacak özel bir programla izleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor. “Nurullah Genç ile Gönül Sohbetleri”, Ramazan ayı boyunca her gün saat 23:50’de Kanal 7 ekranlarında yayınlanacak.

Edebiyatçı ve akademisyen kimliğiyle geniş bir izleyici kitlesine hitap eden Nurullah Genç, bu özel programda Ramazan’ın ruhuna uygun dini ve manevi konuları ele alacak. Gönüllere dokunan sohbetlerin yanı sıra, anlam yüklü şiirler ve edebi anlatımlar da programın önemli bir parçası olacak. İzleyiciler, günün yorgunluğunu huzur veren bir atmosferde geride bırakırken; inanç, ahlak, insan ilişkileri ve hayatın anlamına dair derinlikli sohbetlere eşlik edecek.

Sade ve samimi bir üslupla hazırlanan “Gönül Sohbetleri”, Ramazan gecelerine tefekkür, duygu ve edebiyat katmayı hedefliyor. Program, hem kalplere hem de zihinlere hitap eden içeriğiyle izleyicilere manevi bir yolculuk sunacak.

“Nurullah Genç ile Gönül Sohbetleri” Ramazan ayı boyunca her gece 23:50’de Kanal 7’de.
Döküm
00:10Müzik
00:22Kim bilir
00:26Nehir yüzlü baharın ilk kurbanı ben miyim?
00:31Hangi gemiler battı o gözlerde kim bilir?
00:35Nazenin duyguların pür zebanı ben miyim?
00:39Nice dağlar gizlidir denizlerde kim bilir?
00:45Sırların yeryüzünde en nihanı ben miyim?
00:49Belki ayan olurum dehlizlerde kim bilir?
00:54Hümayun namelerin yar divanı ben miyim?
00:57Kimin feryadı kaldı son izlerde kim bilir?
01:03Gecenin karanlığı ve hüsranı ben miyim?
01:06Neden müptela oldum ben bu derde kim bilir?
01:10Hercai şehirlerin aşianı ben miyim?
01:15Penceremde kaybolan hangi perde kim bilir?
01:19Hayalin hem kölesi hem sultanı ben miyim?
01:23Duyulur mu bu hüzzam derinlerde kim bilir?
01:28Yoksa fena yurdunun nevcivanı ben miyim?
01:32Belki mihman olurum gönüllerde kim bilir?
01:37Rüyalarda ağlayan gülün canı ben miyim?
01:40Hangi gözyaşı saklı mendillerde kim bilir?
01:45Bu deruni alemin en viranı ben miyim?
01:49Azrail mi bekliyor az ilerde kim bilir?
01:53Ben miyim yalnızlığın imtihanı ben miyim?
01:57Kim bilir nerede ruhum?
01:59Tenim nerede?
02:10Gönül dergahımıza hoş geldiniz.
02:13Değerli kardeşlerim.
02:17Kim bilir?
02:18Tenimiz ve ruhumuz bir arada bugün de yıllar yıllar sonra tenimiz nerede olacak, ruhumuz nerede olacak kim bilir?
02:27Allah'tan başka kimse bilmez.
02:29Gaybı ancak Allah bilir.
02:33Bizim şu dört unsuru her zaman göz önünde tutmamız gerekiyor.
02:40Yaptığımız bütün işler de bu bize lazım çünkü.
02:44Bugün liyakat ve nedamet konusunu konuşacağız.
02:50Layık olduğumuz ve liyakat gösterebileceğimiz işler eğer bizim işlerimiz ise orada bereket.
03:00Liyakatimizin olmadığı bir iş yapıyor isek orada kıtlık vardır.
03:07Osmanlı'nın son dönemlerinde kaht-ı rical diye bir kavram kullanılırdı.
03:12Adam kıtlığı, rical kıtlığı.
03:15Kaht, yokluk, kıtlık anlamına geliyor.
03:18Burada tabii ki bir mecaz vardı, bir benzetme vardı, bir teşbih vardı, bir sanat vardı.
03:26İnsanların liyakatsizliklerini ya da liyakatli insan azlığını kıtlığa benzetmişlerdi.
03:31İnsan kıtlığına benzetmişlerdi.
03:33Çünkü eğer işler ehil insanların eline geçmez ise o işlerde sıkıntı yaşarsınız.
03:41Eğer devlet hayatında liyakat ön plana çıkabilen bir kavram değil ise o devletin geleceği parlak olmaz.
03:48Bütün tarih bunu zaten böyle göstermiştir.
03:52İşler ehil olan insanların eline geçtiği sürece hangi düzen olursa olsun, hangi sistem olursa olsun ev hali, şirket hali, devlet
04:03hali sağlıklı bir şekilde yaşamaya devam eder.
04:08Biz ya da başkası, kim olursa olsun, biz bir yerde çalışacak isek, bir işi yapacak isek, eğer o işe layık
04:17değilsek, o işin liyakatine sahip değilsek ondan uzak durmalıyız.
04:21Bizden daha iyi birisi varsa o işi yapabilecek, onu ona tevdi etmeliyiz.
04:27Çünkü bu hem bizim hayrımıza olur, hem o kişinin hem de içinde bulunduğumuz toplumun ve devletin hayrını olur.
04:34İnsanlar gerçekten de yapamayacakları işlerden uzak dursalar, işleri yapabilecek nitelikte, yetenekte, bilgide, tecrübede ve bunlara sahip insanlar işlerin başında olabilseler,
04:48devlet ebed müddet olur, yıkılmaz hiçbir zaman.
04:53Osmanlı'nın bir namı da devlet ebed müddetti.
04:56Ama ebed müddet olmadı, yıkıldı çünkü belli bir noktadan sonra kaht-ı rical, adam kesikliği, yetişmiş adam yokluğu ve işlerin
05:07hak ettiği, işlerin gerektirdiği niteliklere sahip insanların yetiştirilememesi devletin çöküşüne kadar götürdü meseleyi.
05:16Bu her daim böyledir ve kuraldır.
05:20İşi eline vermezseniz o iş dumura uğrar.
05:23Peki sonu nedir? Sonu da nedamettir.
05:26Pişman olursunuz.
05:27Yaptığınıza ya da yaptırdığınıza pişman olursunuz.
05:30Bu nedenle iş konusunda ya da yapacağımız yerine getireceğimiz eylemler konusunda duygusal davranmamalı, mutlaka ve mutlaka yapabileceğimiz işlere talip olmalıyız.
05:43Aksi takdirde hem biz kaybederiz hem de o işi yaptığımız yer, ülke ya da sistem kaybeder.
05:50Bu dört unsur o kadar önemli ki bilgi.
05:56Eğer bir iş için yeterli bilgiye sahip değilseniz onu layıkıyla yapamazsınız.
06:01Tecrübe, bir iş için yeterli tecrübeye sahip değilseniz onu layıkıyla yapamazsınız.
06:09Ve istek, o işi istekle yapmazsanız başarılı olamazsınız.
06:15Ve mutlaka ve mutlaka yetenek.
06:19Yani sizin yapabileceğiniz bir iş, başarabileceğiniz bir iş değilse ondan uzak durmalısınız.
06:26Hele bu istekle, o işle ilgili hayal kurarak, o işi rüyalarına sokarak yapma meselesi var ya o kadar önemli ki.
06:34Eğer bir işi yerine getirirken, benimseyerek, isteyerek, onu böyle kendi işinizmiş gibi değerlendirerek yapabilirseniz orada bereket olur.
06:44Orada pişmanlık olmaz.
06:45Hani benim zaman zaman anlattığım o hattat hikayesi ne güzeldir.
06:51İstanbul'un ünlü hattatlarından birisi öğrencilerini anlatıyor.
06:54Bir gün diyor, vavlarım, mimlerim, eliflerim bilinmiyordu, tanınmıyordu.
07:00Pencere kenarında oturmuş, yazı yazmaya çalışıyordum.
07:03Hat yazısı yazmaya çalışıyordum ama kimse bilmiyordu beni.
07:07Ama o gün bana bir oduncu öyle bir ders verdi ki, işte bugün sizlerle beraberim diyor.
07:14Bahçede odunlar var, kütükler var, kırılması lazım.
07:18Güz, yakacak ihtiyacı var.
07:20Ama o gün akşama kadar herhangi bir oduncu gelmediği için de ikindiden sonraya kadar eyvah bugün de odunlar kaldı diye
07:27düşünüyor idim.
07:28Elimde hokka, kağıt yazmaya çalışıyorum.
07:31Bir taraftan da bahçede yırılmış kütüklere bakıyorum.
07:35Acaba bir oduncu gelecek mi?
07:36Değerli dostlar o zamanlar odunculuk da önemli bir meslek.
07:39Yani bir oduncu sabahtan akşama kadar diyelim ki 2-3 evin ihtiyacını giderecek odunları kırıyor.
07:46Bir 6 saat çalışıyor, 3 altın alarak.
07:492 saatte bir evin ihtiyacını giderecek odunları kırıyor, bir altın alarak gidiyor.
07:543 evin ihtiyacını giderecek kırma işlemi yaparsa 3 altın kazanarak gidiyor.
07:58Ama oduncu demek iri yarı adam demek.
08:01Baltayı omuzuna asmış, öbür balta burada.
08:03Bileysi var, heybetle yürüyor, sesi tok, oduncu var mı diye sesleniyor.
08:08Bekledim diyor gelmedi ama ikindiden sonra tam artık ümidini kesmişken bugün de oduncu gelmeyecek diye düşünürken bir baktım köşeden bir
08:17beli bükülmüş bir adam çıktı.
08:20Yaşlı bir balta var, bir bileği var belli başka bir şey yok ama böyle ağır ağır yürüyor.
08:26Oduncu diye böyle sesi artık tizleşmiş.
08:29Zor duyulan bir ses neredeyse oduncu diye yürüyor.
08:32Dedim ki talihimize bak bugün bize kala kala bu dede kaldı.
08:36Bu bizim koca koca kütükleri nasıl kesecek, nasıl yapacak.
08:41Hani onun becerebileceği iş değil.
08:42Çünkü beli bükülmüş, feri gitmiş, gücü azalmış.
08:46Hani kısacası liyakati ortadan kalkmış.
08:50Yani odunları kırdırmaya çalışacağım.
08:52Pişman olabilirim, kıramaz, zor durumda kalır.
08:55E parasını da vermek durumunda olurum.
08:56Böyle bir psikoloji içerisinde ama yaşlı adam öylesine emin ki kendisinden oduncu diyerek dolaşıyor.
09:04O badi badi yürürken yavaş yavaş göz göze geldik diyor.
09:09Böyle göz göze gelince acaba dedim ya bu yaşlı adam bizim kütükleri gerçekten kırabilir mi?
09:15Dudaklarımdan ses çıktı.
09:17Amca dedim bizim kütükleri kırabilir misiniz?
09:20Evladım ben odun kıracağım dedi.
09:22E buyurun bir bakın dedim geldi.
09:24Bahçedeki kütüklere şöyle bir baktı.
09:25Dedi ki tabii ki kırarım.
09:28Ben odun kırıcıyım.
09:29Ne kadar sürede kırabilirsiniz diye sordum.
09:33Dedi ki bir saatte kırarım.
09:36Amca bir saatte nasıl kıracaksınız bu odunları?
09:38Evladım ben odun kırıcıyım bak bir saatte kırarım.
09:41Ücretiniz iki altın.
09:43Amca neden böyle?
09:44Ya oduncuların racon ücreti, normal ücreti bir altın değil mi siz iki altın istiyorsunuz?
09:49Evladım dedi bak benim vaktimi harcama.
09:52Bir saatte kırarım iki altınını alır giderim.
09:55Kırdırmak istemiyorsan ben gideyim.
09:57Yol ver gideyim.
09:58Merak ettim diyor.
09:59Acaba kırabilecek mi diye.
10:01Hemen diyor buyur amca kır dedim.
10:04Geçti bahçeye.
10:08Çıkardı bileysini.
10:09Baltayı bileyledi.
10:10Kendisine şöyle bir yer yaptı.
10:12Kütükleri koyup kıracağı bir yer yaptı.
10:14Bana böyle bir tebessümle baktı.
10:17Ya Allah bismillah dedi başladı kütükleri kırmaya.
10:20Aman Allah.
10:21Vurup ayırıyor.
10:23Vurup ayırıyor.
10:24Bakıp ayırıyor.
10:25İkinci defa baltayı indirmiyor.
10:28Bir saat sonra dedi ki evladım altınlarımı getir.
10:31Hayretler içerisindeyim diyor.
10:32Hemen koştum iki altın aldım götürdüm avucuna bıraktım.
10:35Amca hakkını helal et.
10:36Biliyorum evladım kıramayacağımı düşündüm.
10:38Ama ben oduncuyum.
10:4050 yıldır odun kırıyorum.
10:41Amca bir saat içerisinde kırmana şaşırmadım.
10:45Olabilir.
10:45Çok iyi ustasın.
10:47Liyakatin var.
10:49Ehliyetin var.
10:50Çok güzel kırıyorsun.
10:51Ama hayret ettiğim şey şu.
10:54Budaklı parçalara bile baltayı ikinci defa hiç indirmedin.
10:58Bunu nasıl yaptın?
11:00Bu çok zor değerli dostlar.
11:02Deneyin görürsünüz.
11:02Odun kırmada budaklı parçayı bir defa da kırmak kolay bir iş değil.
11:07Hiçbirine ikinci defa baltayı indirmedin.
11:10Bunu nasıl yaptın diye sorunca yaşlı adam demiş ki evladım o kadar da ileriye gitme.
11:16Amca ne yaptım ki?
11:18Bak demiş benim bir saatime iki altın ödedin.
11:2150 yılın sırrını bedava istiyorsun.
11:23Öyle olmaz.
11:24Hemen sordum diyor amca ne yapmalıyım söyleyin.
11:27Evladım bana iki altın daha getirsen ben sana bir cümle söyleyeyim.
11:31Hemen koştum diyor altınları getirdim avucuna bıraktım.
11:35Amca buyur dedi ki evladım sen ne iş yapıyorsun?
11:37Hattatlık yapıyorum.
11:38Ha sen elif yazıyorsun evet.
11:40Vav yazıyorsun mim yazıyorsun.
11:42Evet.
11:43Besmele yazıyorsun evladım.
11:45Evet amca.
11:47O altın soruyu sordu.
11:49Peki evladım.
11:49Sen hiç bugüne kadar rüyalarında elif gördün mü?
11:54Durdum diyor hiç elif görmemişim.
11:56Vav görmedin mi oğlum?
11:57Hayır.
11:58Mim'de mi görmedin?
12:00Hayır amca.
12:01Peki sen hiç rüyalarında bugüne kadar hiç besmele yazmadın mı evladım?
12:04Yazmadım deyince gözlerimi içine baktı.
12:07Tebessüm etti.
12:08Dedi ki bak evladım dedi.
12:10Ben sırrımı söyleyeyim sana.
12:14Bu kütükleri liyakat dediğin o kelimenin içerisinde var olan bilgiyle, tecrübeyle, istekle ve çabayla kırdım ya bugün.
12:25Evet.
12:25İşte bunun arkasında ne var biliyor musun?
12:2850 yıllık rüyalarım var.
12:30Ben 50 yıllık odun kırıcıyım.
12:31Bu yaşımda bile hala sabahlara kadar rüyalarımda odun kırıyorum.
12:35Evladım bir insan hayallerini rüyalarına sokmayı becerememişse ondan başarı gelmez, hiçbir şeyde olmaz.
12:43Git önce rüyalarında elif yazmaya, vav yazmaya, besmele yazmaya bak dedi ve yürüyüp gitti.
12:49Ve diyor ki hatta işte o günden sonra dostlar, sevgili öğrenciler, talebeler ben vavlarımı, eliflerimi rüyalarımda gördüm.
12:59Bana sorabilirsiniz yani şiirler okuyorsunuz rüyalarınızda hiç şiir yazdınız mı diye.
13:05Evet hane halkım şahittir.
13:07Bazen uyanıyorum, elime kalemi alıyorum.
13:10Rüyalarımdan kalan mısraları kağıda döktüğüm olmuştur.
13:13Bunu biliyorlar.
13:14Çünkü eğer rüyalarınıza girecek kadar benimsemezseniz hiçbir işle hakkıyla başarılı olamazsınız.
13:20Ve liyakati olan insanlar bile bazen o rüyaları görmedikleri zaman o liyakatten yararlanamıyorlar.
13:26Ne sistem yararlanabiliyor, ne kendisi yararlanabiliyor, ne de başarılı olabiliyor.
13:30Yani bir işte liyakat sahibi olmak da yetmez.
13:33Liyakatiniz var, yeteneğiniz var, bilginiz var, tecrübeniz var ama isteğiniz yoksa,
13:38onu benimsememişseniz, onunla ilgili bir hayaliniz yoksa,
13:41onu bir ufka taşımayı beceremiyorsanız, başarı hayaliniz yoksa gerçekleştiremezsiniz.
13:48Ve iki cihan için yaşayan müminin, iki cihan için yaşayan Müslümanın nasıl bir ufku, bir liyakat ufku, bir başarı ufku
13:57olmaz,
13:58bunu anlamak mümkün değil.
14:00Bütün İslam aleminin kendisini yenilemesi lazım.
14:02Bütün Müslümanların hem dünya için hem ahiret için, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya, yarın ölecekmiş gibi ahiret için yapacağını yapması lazım.
14:12Kıyamet mi kopacak az sonra fidanını dikmesi lazım.
14:15Bunun başka yolu yok.
14:16Dünyanın çirkefin içine gömüldüğü bir yüzyılda ve günlerdeyiz.
14:21Böyle bir çirkefin içerisinde bütün dünyayı yeniden temizlemek kolay iş değil.
14:25Peki Cenab-ı Hak isterse elbette onun için ama biz Müslümanlar olarak ne yapabiliriz, nasıl yapabiliriz bunu düşündüğümüzde bunun kolay
14:33olmadığını görüyoruz.
14:34Mesele bizde.
14:35Biz iyi çalışırsak, ufkumuzu güzelliklerle doldurur isek ve başarılı olmak için de Cenab-ı Hak'tan yardım istersek,
14:43şükrederek, sabrederek, liyakatle meselelere yaklaşır.
14:48Liyakatsizlikten uzak durur, torpilden uzak durur ve başka başka şeylerden uzak durur.
14:52Ve sistemimizi, devletimizi, bütün sahip olduklarımızı böyle yönetebilirsek,
14:57o zaman bu dünyaya yeniden mührümüzü vururuz değerli dostlar.
15:01Ali İzzetbegoviç'in dediği gibi, onlar gökyüzüne er baktıklarında hilali görürler o zaman.
15:07Bu yüzyılın içinde ya da sonunda ayıldığı hilali dünyanın göğüne çekeriz Allah'ın izniyle.
15:13Ama bu, liyakatin ön plana çıkarılmasına bağlı.
15:16Liyakat dendiğinde aklıma Hazreti Peygamber'in Kabe'yi putlardan temizledikten sonra anahtarı kime verdiği mesele geliyor.
15:23Bu o kadar önemli ki, bu o kadar önemli ki, putlar kırılıyor.
15:29Hani Hazreti Ali'ye sırtına çıkayım, putları kırayım diye diyor.
15:38Hazreti Ali yapamayınca Hazreti Ali'yi omuzlarına alıyor, Hazreti Ali putları filan indiriyor.
15:43Kabe temizleniyor, zemzemle yıkanıyor, tertemiz.
15:46Anahtarı Peygamberimizde.
15:49Ashab bekliyor ki anahtarı onlardan birine versin.
15:51Ama henüz Müslüman olmamış müşrik.
15:53Osman bin Talha'yı çağırıyor, Talha oğullarından.
15:57Osman bin Talha diyor, Talha burada mı?
16:01Osman bin Talha burada mı? Burada.
16:03Gel diyor anahtarı al.
16:05Anahtarı ona veriyor, henüz Müslüman olmamış adama.
16:07Liyakati olduğu için.
16:09Yıllardır oraya baktığı için, temizlediği için, işi iyi bildiği için.
16:13O kadar çok seviniyor ki Osman bin Talha.
16:16Ve Hazreti Peygamber'in orada liyakat üzerine söylediği sözlerden sonra da,
16:20belli bir süre sonra Müslüman oluyor zaten.
16:21Liyakat, nedametin önüne geçer.
16:25Bütün işlerimizi liyakat üzere yapar ya da yaptırırsak pişman olmayız.
16:29Osmanlı'nın en büyük pişmanlığı Kaht-ı Ricaldir.
16:33Yani son 250-300 yılda insan yetiştirememiş olmasıdır.
16:37Ve sistem kendi içinde liyakatli, bilgili, ehil insanlar yetiştirememeye başlayınca,
16:43müesseseler de bozulmaya başlıyor zaten.
16:45Ve müesseselerdeki bozulma, bir süre sonra devletin işlemezliğini,
16:50tıkanmasını, çarkların dönmemesini, o devletin başka devletlere muhtaç olmasını,
16:55kısacası İbni Aldun'un ifadesiyle,
16:59kurulan devletin zafer davrından,
17:02mutlakiyet tavrına geçen, mutlakiyet tavrından, refah tavrına geçen devletin,
17:06yavaş yavaş barış ve israf tavrına geçip yıkılmasını beraberinde getiriyor.
17:11Dolayısıyla liyakat ve nedamete düşmeme konusu hayati derecede hepimiz için önemlidir.
17:20Yine hani bir deyim geldi aklıma, o deyimden de söz edeyim,
17:24şimdi aklıma geldi.
17:25Hoş bir deyimdir.
17:28Çizmeyi aşmamak.
17:29Öyle güzeldir ki.
17:31Bir de bazen çizmeyi aşarız.
17:33Yani haddimiz olmayan işler yaparız.
17:35Hani liyakatı da bir tarafa bırakalım,
17:37üzerimize düşmeyen işler yaparız.
17:39Halbuki herkes üzerine düşen işi yapsa,
17:42layıkıyla yapsa o kadar güzel hale gelecek ki ülkemiz.
17:46Ama bizim olmayan, yapmamamız gereken işleri yapmaya çalışınca
17:50ya da birileri bizi yapamayacağımız işin başına getirince,
17:55şu ya da bu nedenlerle olmamamız gereken bir yere taşıyınca bizi,
17:59bakın mesele neye dönüyor.
18:02İşte bu çizmeyi aşma hikayesi onun için çok önemli.
18:05Fransa'da bir ressam sergi açıyor.
18:08Çok güzel resimleri var.
18:11Ve resimlerden bazıları da portre.
18:14Portrelerden bir tanesi de çizme giymiş,
18:19işte o zamanki takım elbiselerden birini giymiş,
18:22ilginç bir yüz ayakta duruyor.
18:24Böyle bir resim var serginin içinde.
18:27İnsanlar sergiyi dolaşıyorlar,
18:29işte hatıra defterine notlar yazıyorlar,
18:31ressamı tebrik ediyorlar,
18:33ressam onlarla ilgileniyor.
18:35İnsanlar böyle devri daim ederken adamın birisi,
18:39resmin karşısında uzun süre duruyor ayrılmadan.
18:42Böyle duruyor resmin karşısında.
18:44Ressamda Allah Allah diyor,
18:45bu adam neden bu kadar uzun uzun baktı?
18:48Merak ediyor.
18:50Yanına gidiyor, diyor ki,
18:51beyefendi merhaba, hoş geldiniz.
18:53Uzunca zaman baktığınız resme,
18:56resimle ilgili bir kanaat mi oluştu?
18:58Adam şöyle cevap veriyor,
19:00efendim diyor, ben çizmeciyim.
19:02Çizme yaparım, ayakkabı yaparım.
19:04Çizmeler yanlış yapılmış.
19:07Çizmeler böyle dikilmez.
19:08Bakın şöyle olmalı, böyle olmalı diye
19:11ressamı anlatıyor.
19:12Ressamda diyor ki,
19:13ben yanlış yapmışım.
19:15Çizmeyi ben hayal ederek ve çizmeye bakarak yaptım ama
19:18yanlış yapmışım.
19:19Teşekkür ederim, ben bundan sonra bir resim olursa
19:22o çizmeyi düzelteceğim.
19:24Öyle yapmayacağım.
19:25Adam da ona teşekkür ediyor ve ressam gidip yerine oturuyor.
19:28Fakat adam ayrılmıyor.
19:30Hala orada.
19:313-5 dakika daha kalınca çizmenin karşısında
19:34ressam merak ediyor.
19:35Bu adam niye hala orada?
19:37Yanına gidip diyor ki,
19:38beyefendi şimdi de başka bir şey mi çıktı?
19:40Nereye bakıyorsunuz?
19:41Efendim diyor, pantolonda da şöyle bir şey var.
19:43Ressam diyor ki,
19:44çizmeyi aşmayın.
19:47Siz çizmecisiniz.
19:48Onu ben bir elbiseciye sorarım.
19:50Yani bugünkü şeyle bir konfeksiyon tersine sorarım.
19:53Siz çizmede kalın.
19:54Çizmede kalmamız lazım.
19:56Çizmeyi aştığımız her yeri bozarız.
19:58Ve üzülerek söyleyelim ki,
20:00benim ülkem zaman zaman çizmenin aşıldığı bir ülke.
20:04Bunu da düzeltmemiz lazım.
20:06Yoksa geleceğimiz çok da iyi olmaz değerli dostlar.
20:11Ve Cenab-ı Hak buyuruyor,
20:15Nisa suresi 58,
20:17Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanın arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder.
20:25Ey iman edenler!
20:26Allah ve Resulüne karşı hainlik etmeyin.
20:29Size bırakılan emanetlere de bile bile hıyanetlik etmeyin.
20:33Bize verilen iş emanettir.
20:36Kamuyla ilgili bir iş bize veriliyorsa emanettir.
20:39Emanetin ziyan edildiği bir yerde o devletin ayakta durması mümkün değil.
20:45Bize emanet edilenlere kul hakkı gözüyle de bakarak cihayet etmemiz gerekiyor.
20:50Yapamayacağımız bir işi kabul etmemiz emanete ihanettir.
20:53Eğer biz bir işi beceremiyorsak, bize verilmiş ise hemen ondan uzaklaşmamız lazım.
20:58Çünkü orada bir neticeye ulaşmak gerekiyor.
21:01Bizim birikimimiz, bilgimiz, tecrübemiz,
21:03o neticeyi ortaya koyabilecek yerde değil.
21:06O zaman ondan uzak durmamız gerekiyor.
21:09Ayet-i Kerime'nin meali, manası çok net.
21:13Peygamberimizin de buna dair hadisleri var.
21:16Ebu Musa el-Aş'ari anlatıyor.
21:18Diyor ki, amca oğullarımdan ikisiyle birlikte
21:20Hazreti Peygamber'in yanına girdim.
21:23Onlardan birisi, Ya Resulallah, Yüce Allah seni hakim kıldığı yerlerden
21:26birine bizi yönetici yap dedi.
21:30Bunu unutmayalım.
21:31Bak böyle bir talepte bulunuyor Peygamberimizden.
21:33Diğeri de buna benzer bir talepte bulundu.
21:36Bunun üzerine Hazreti Peygamber,
21:38vallahi biz talep eden ve hırslı olan kimseye bu görevi vermiyoruz dedi.
21:43Evet, yani bu hadisi böyle duvarlarımıza yazmamız lazım.
21:50Talep eden, hırslı bir şekilde görev talebinde bulunan,
21:54bana şunu ver, bunu ver diyenlerden uzak durmamız gerekiyor.
21:57Çünkü böyle bir talepte bulunan kişi,
22:00acaba niye bu talepte bulunuyor, derdi nedir diye düşünmek lazım.
22:04Hadisi şerifin bizde uyandırdığı düşünce ve duygu önemli.
22:10Ve kıymetli kardeşlerim,
22:13yine bir bedevinin Hazreti Peygamber'e sorduğu bir soru var.
22:16Bu emanetle ilgili, liyakatle ilgili son derece önemli.
22:20Cenab-ı Peygamber ashabıyla konuşurken,
22:22bir bedevi geliyor ve ona bir soru soruyor.
22:25Ey Allah'ın elçisi, kıyamet ne zaman kopacak?
22:28Hazreti Peygamber konuşmasına devam ederken,
22:31ashab birbirleriyle şöyle konuşuyorlar.
22:33Herhalde Peygamberimiz soruyu beğenmedi.
22:36Birisi de diyor ki,
22:37Peygamberimiz herhalde soruyu duymadı.
22:39Cenab-ı Peygamber konuşmasını bitirince,
22:42bana soru soran bedevi nerede diyor.
22:44Bedevi ayağa kalkıyor.
22:46Buradayım ey Allah'ın elçisi.
22:47Sorunu tekrar sor.
22:49Ey Allah'ın elçisi, kıyamet ne zaman kopacak?
22:53Cenab-ı Peygamber cevap veriyor.
22:56Emanet zayi edildiği zaman kıyameti bekleyin.
23:01Soruyor bedevi,
23:02Ey Allah'ın elçisi, emanet nasıl ziyan edilir?
23:06Ne yapılır ki emanet ziyan edilmiş olsun?
23:11Cenab-ı Peygamber cevap veriyor.
23:15İşler ehil olmayanlara verildiği zaman,
23:18emanet ziyan edilmiş olur.
23:20İşte o zaman kıyameti bekleyin.
23:23Bu nedenle değerli dostlar,
23:24liyakat, işin ehline verilmesi bu kadar önemli.
23:28Eğer işler ehline verilmiyorsa,
23:30emanet ziyan ediliyorsa,
23:32kıyameti bekleyin diyor.
23:33Dolayısıyla,
23:34istiyoruz ki, her yerde, ülkemde ve başka yerlerde,
23:38liyakatli insanlar,
23:40emanete ihanet etmeyecek,
23:42onu koruyacak, büyütecek, geliştirecek insanlar,
23:45görevlerde olsunlar ve bu görevleri yerine getirsinler.
23:48İnşallah,
23:50öyledir, pek çoğumuz öyleyizdir.
23:52Kardeşlerimiz öyledir.
23:53Böyle olmadık durumlar varsa da,
23:55bunları düzeltmemiz gerekiyor,
23:58değerli dostlarımız.
24:01Kelile ve Dimle'de çok güzel bir cümle var.
24:04Devlet işlerini üzerlerine alanlar iki çeşittir diyor.
24:06Birincisi,
24:07çıkarcı dal kavuklardır.
24:10İstediklerine ulaşabilmek için,
24:12her kılığa girer ve yapmadıklarını bırakmazlar.
24:15İkincisi,
24:15dürüstlerdir.
24:16Onlar da dürüstlükleri yüzünden,
24:18başlarına gelmedik,
24:19kalmaz diyor.
24:21Kelile ve Dimle'de,
24:23filozof,
24:24Beydeba.
24:26Aziz dostlar,
24:27bu nedenle,
24:28pişman olmamak için,
24:30mutlaka ve mutlaka,
24:31liyakatlı insanları,
24:33işin başına getirmemiz gerekiyor.
24:35Son kıssa olarak da,
24:36Kanuni'den ve Yahya Efendi'den,
24:38söz edelim,
24:40ondan sonra da şiirimizi okuyacağız.
24:42Kanuni Sultan Süleyman,
24:45devrindeki önemli isimlerden,
24:47alim Yahya Efendi'ye bir mektup yazıyor.
24:51Çok güzel bir hatla,
24:53çok güzel bir mektup yazıyor.
24:55Ve gönderiyor.
24:56Ve şöyle bir soru soruyor Yahya Efendi'ye.
24:58Diyor ki,
24:59sen ilahi sırlara vakıfsın.
25:03Kerem eyle de bizi aydınlat.
25:06Bir devlet hangi halde çöker?
25:09Osmanoğullarının akıbeti nasıl olur?
25:12Bir gün olur da,
25:14İzmihlal'e uğrar mı?
25:16Yahya Efendi'nin cevabı çok kısa.
25:19Şöyle bir cevap yazıyor.
25:21Neme lazım be Sultanım.
25:23Sultan şaşırıyor.
25:25Yani sorduğu çok önemli bir soruya,
25:27alim Yahya Efendi,
25:28neme lazım be Sultanım diye bir cevap yazmış.
25:31Hemen,
25:31bunun altında başka şeyler olduğunu düşünerek,
25:34ikna olmadığı için de merak ederek,
25:37Yahya Efendi'ye gidiyor.
25:39Ve soruyor.
25:40Diyor ki,
25:40Neme lazım be Sultanım.
25:43Nedir?
25:44Ey ulu kişi.
25:45Yahya Efendi şöyle bir cevap veriyor.
25:47Sultanım,
25:48bir devlette zulüm yayılsa,
25:50haksızlık şai olsa,
25:53işitenler de,
25:54neme lazım deyip uzaklaşsalar,
25:56sonra koyunları kurtlar değil de,
25:59çobanlar yese,
26:00bilenler bunu söyleyip,
26:02söylemeyip sussa,
26:04fakirlerin, muhtaçların,
26:05yoksullerin, kimsesizlerin feryadı,
26:08göklere çıksa,
26:12bunu da taşlardan başkası işitmese,
26:17işte o zaman devletin sonu görünür.
26:20Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır,
26:25halkın itimat ve hürmeti azalır,
26:27sarsılır,
26:28asayişe itaat hissi kaybolur,
26:31halkta hürmet duygusu yok olur,
26:33çöküş ve izmihlal de böylece,
26:36mukadder hale gelir,
26:37diyor Yahya Efendi.
26:37İşte Kanuni'nin Yahya Efendi'ye yazdığı,
26:41mektup aldığı cevap,
26:42neme lazım ve sultanım cevabının,
26:44halkındaki hakikat bu,
26:46biz bugün ülkemizde neme lazım dersek,
26:49demeye devam edersek,
26:50aynı akıbet bizi bekler.
26:52Osmanlı'nın,
26:53kahtı ricale geldiği yıllarla,
26:56Kanuni yıllara,
26:57Kanuni Sultan Süleyman devre arasındaki süreye bir bakalım,
26:59o kadar sürenin içerisinde,
27:01Yahya Efendi'nin dediği şeyler,
27:02maalesef ortaya çıkmıştır.
27:04Allah devletimizi, milletimizi ve İslam alemini,
27:08bütün mazlumları ve masumları korusun,
27:10iyilerin yanında olsun deyip,
27:12şiirimize geçelim.
27:18Beni Anlama İşini
27:24Sana bir uygarlığı getirdin,
27:27anlamadın.
27:28Yavuz kahramanları,
27:29şiirin burçlarını,
27:31ayak ucuna koydum gecenin saçlarını,
27:34Urganınmış boynunda taşıdığın gerdanlık,
27:37sana hükümranlığı getirdim,
27:40anlamadın.
27:43Sevda suya karışır,
27:46sızar kan dağlarına,
27:48köpüren yüreğinde zıpkınlanır umutlar,
27:51yüzün tunç gibi çöker ülkemin bağlarına,
27:54ırmaklar bilmediğin kadar sevdalı akar,
27:57her vadi bir yanıyla senin yüzüne bakar,
28:00bir yanında münzevi hıçkıran Leyla kuşu,
28:04sen henüz tanımadın sevda denen yokuşu,
28:07sen henüz yorulmadın yokuşta devler gibi,
28:10yıkılmak üzere olan çaresiz evler gibi,
28:13sen henüz vurulmadın uçarken göklerinde,
28:16sen henüz bir oltaya takılmadın derinde,
28:20karalar bağlamadın,
28:21beni anlayamazsın,
28:23o kalp sende oldukça gülüm,
28:25ağlayamazsın.
28:29Seni bir yıldız gibi koyacağım göklere,
28:33her gece ışığını ruhumdan alacaksın,
28:36aldanma gururunu okşayan çiçeklere,
28:38en güzel güllerini ruhumla açacaksın.
28:42Kopacak sanıyorsun bu ip ince yerinden,
28:45bu ipin her çizgisi yaralı bir dev gibi,
28:49inecek sanıyorsun bu bayrak gönderinden,
28:52bu sevda tükenecek sönen bir alev gibi,
28:54sen hala anlamadın sevginin en hasını,
28:59sen hala çözemedin ırmağın dünyasını,
29:02o coşkun bir denizin sularına yürürken,
29:05sen hasta bir çeşmeden doldurmuşsun tasını,
29:10gittiği her iklime sevdanı götürürken,
29:12gözyaşı çukuruna gömmüşsün deltasını,
29:19henüz bir tokat gibi inmedi yüzüne aşık,
29:22kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık,
29:26görmedin bir arslanın can çekişen resmini,
29:29yalnızlık kitabında okumadın ismini,
29:32bir takvim yaprağında yanmadı bakışların,
29:36dökülen tüylerine tutunmadın kuşların,
29:39karanlık köşelerde acı acı gülmedin,
29:41sen henüz kovulduğun kapılarda ölmedin,
29:45o celali uykudan uyanmadın,
29:48uyanma,
29:49düşlerimin rengine boyanmadın,
29:52boyanma,
29:55bir kuş gibi çırpınan kalbimin kafesine,
29:58bir avuç yem bıraksan ölür müsün a gülüm,
30:01feryadı kayaları parçalayan sesine,
30:04ömür boyu yabancı kalır mısın a gülüm,
30:07sen henüz bir zindanın küflü duvarlarına çarpmadın,
30:10gözyaşıyla boğulan gözlerini,
30:12sen henüz diken diken saplamadın göğsüne,
30:16dudağında kuruyup dağılan sözlerini,
30:19sen henüz dokunmadın yalnızlığa kan gibi,
30:22acıyı kaynatmadın içinde volkan gibi,
30:26karalar bağlamadın,
30:27beni anlayamazsın,
30:29o kalp sende oldukça gülüm,
30:32ağlayamazsın.
Yorumlar

Önerilen