Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 9 saat önce
Kanal 7, Ramazan ayının manevi atmosferini ekranlara taşıyacak özel bir programla izleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor. “Nurullah Genç ile Gönül Sohbetleri”, Ramazan ayı boyunca her gün saat 23:50’de Kanal 7 ekranlarında yayınlanacak.

Edebiyatçı ve akademisyen kimliğiyle geniş bir izleyici kitlesine hitap eden Nurullah Genç, bu özel programda Ramazan’ın ruhuna uygun dini ve manevi konuları ele alacak. Gönüllere dokunan sohbetlerin yanı sıra, anlam yüklü şiirler ve edebi anlatımlar da programın önemli bir parçası olacak. İzleyiciler, günün yorgunluğunu huzur veren bir atmosferde geride bırakırken; inanç, ahlak, insan ilişkileri ve hayatın anlamına dair derinlikli sohbetlere eşlik edecek.

Sade ve samimi bir üslupla hazırlanan “Gönül Sohbetleri”, Ramazan gecelerine tefekkür, duygu ve edebiyat katmayı hedefliyor. Program, hem kalplere hem de zihinlere hitap eden içeriğiyle izleyicilere manevi bir yolculuk sunacak.

“Nurullah Genç ile Gönül Sohbetleri” Ramazan ayı boyunca her gece 23:50’de Kanal 7’de.
Döküm
00:20Akıl akıla vurmadan önce, dokunan akıl, içki bir hayalden geçmeli derin,
00:26Geçmeli ki kaynar sular inmesin göklerinden insan figürlerinin,
00:33Hayal hayale vurmadan önce, dokunan hayal, içki bir kelamdan geçmeli derin,
00:40Geçmeli ki insan çölü yutmasın sularını sevdalı nehirlerin,
00:46Kelam kelama vurmadan önce, dokunan kelam, içki bir şiirden geçmeli derin,
00:53Geçmeli ki gönlü viran olmasın siyahı beyazda görmeyenlerin,
00:59Şiir şiire vurmadan önce, dokunan şiir, içli bir yürekten geçmeli derin,
01:06Geçmeli ki dağları yıkılmasın her geceden rüya bekleyenlerin,
01:11Yürek yüreğe vurmadan önce, dokunan yürek, içli bir aşktan geçmeli derin,
01:19Geçmeli ki umutları yanmasın ateşi ruhuyla süsleyenlerin.
01:28Değerli dostlar, gönlümüze hoş geldiniz.
01:33Gönül sohbetlerimizle sizlerle beraberiz.
01:37Gönül ne kadar güzel bir kelime, içten gelince, muhabbetli olunca,
01:41Bereketi de oluyor.
01:43Bunun için uğraşıp duruyorum, çırpınıyorum.
01:46İçimden neler söyleyebilirim, neyi ifade edebilirim diye.
01:50Gönül sohbetimizi nasıl şenlendirebilirim diye düşünüp duruyorum her gün.
01:55Ve elimden geleni yapmaya çalışıyorum.
01:58Ama insanız, kusurumuz olursa da affola.
02:03Değerli dostlar, bugün böyle biraz taşlardan söz etmek istiyorum.
02:07Her gün rastladığımız taşlar.
02:09Bundan yıllarca önce, üniversitede öğretim üyesiyken bir öğrencim gelmişti.
02:13Hocam demişti, ben bir mısralık bir şiir yazdım.
02:17Acaba dinler misiniz demişti.
02:19Bir dinlemiştim, mısrası şöyleydi.
02:22Hangi taş oynar da yerinden kanatmaz bir denizi.
02:26Epeyce bir düşündüm.
02:28Alkışladım.
02:29Tebrik ettim kendisini.
02:31Çok güzel olmuş dedim.
02:32Bir mısra ama maksud eserse, mısra-ı berces de kafidir demiş eskiler.
02:40Dolayısıyla çok güzel bir mısra yazmışsın kardeşim.
02:43Koca Ragıp Paşa'nındır.
02:45Maksud eserse, mısra-ı berces de kafidir.
02:47Sen o mısra'yı yakalamışsın.
02:50Hangi taş oynar da yerinden kanatmaz bir denizi.
02:54Hayat sudan yaratılmıştır.
02:58Hayatın karşısında su gibi olmalı insan.
03:00Taş gibi değil deriz zaman zaman.
03:02Ve bazen de çocuklara soruyorum.
03:05Diyorum ki, hayatın karşısında taş gibi mi olmak istersin, su gibi mi?
03:09Çocuk, öğrendiği kelimeler vasıtasıyla, algılayabildiği kadarıyla genellikle taş gibi olmak isterim diyor.
03:17Neden biliyor musunuz?
03:18Çünkü taş gibi olacak ki su kendisini yıkmasın, sel alıp götürmesin.
03:23Böyle zannediyor.
03:25Oysa ben su gibi olmalısın, evlat dediğimde neden diye soruyor çoğu defa.
03:30Neden Nurullah amca ya da neden böyle söylediniz?
03:33Dediğimiz şey şu, hayat sudan yaratılmıştır ve taşları eritir.
03:38Onun için hayatın karşısında taş gibi değil, su gibi olmalı insan.
03:43Çünkü su, berekettir aynı zamanda.
03:46Lakin o taşın bizim medeniyet dünyamızda işlendiği zaman, değerlendirildiği zaman, geldiği noktada çok mühimdir.
03:55Hani bir mimarlık felsefecisindir bu söz.
03:59Kuşların dili olur da taşların dili olmaz mı?
04:03Ve değerli dostlar, taşların da bir dili var.
04:05Biz medeniyet olarak taşlara güzel bir dil yüklemiş insanlarız.
04:11Ve o dili konuştuğumuzda taşların içinden gelen sada çok büyük.
04:17Bundan yıllarca önce Osman Sarı yazmıştı o güzel gazeli, taş gazeli.
04:22Taş, taş değil, bağrındır taş senin diye.
04:26Hicretten önceki o 2-3 yıl yaşanan, hani Müslümanları böyle abluk altına aldıkları yıllarda,
04:33bağırlarına taş bağlayanların, Peygamberimizin ve ashabın halini bir taşın diliyle anlatmak aslında ne kadar mühim ve ne kadar önemli.
04:43İşte aziz dostlar, taşları yerinden oynat diye zaman zaman bir deyimde duyarsınız.
04:50Taşı yerinden oynatmak anlamı da şudur.
04:53Yani artık o taş yerinden oynadığımı hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
04:57Taşları yerinden oynat deyimi üzerine düşündüğüm zaman aklıma ebabil kuşlarının attığı taşlar gelirdi çoğu defa.
05:04Hep düşünürdüm ebabil kuşları attıkları küçücük taşlarla, Ebrehe'nin dev ordusunu yerle bir etmişlerdi.
05:11O taşları yerinden oynatınca koca bir ordunun çığlıkları geliyor kulağıma diye düşünürdüm.
05:18Lakin 1987 yılında Filistin'de başlayan ilk intifadadan sonra da yaşanan hadiseleri düşündükçe,
05:26Filistinli küçük çocuğun siyoniste attığı taş gelir aklıma, ufacık bir taş.
05:34Hani Hanzala'nın sembolize ettiği o küçük çocuk, sırtını dünyaya dönüp yürüyen Hanzala var ya,
05:41onun o intifadanın ilk zamanlarında attığı taş, o taşı yerinden oynatınca neler söyler bize biliyor musunuz?
05:51Bir araç dokuz tane Filistin'in üzerine sürülür, dördü şehit olur, beşi yaralanır.
05:57İlk intifada böyle başlar.
05:59Ama bir çocuk bu süreç içerisinde 1987'den bugüne kadar Gazze'de bize ne söyler biliyor musunuz?
06:07İşte o taşı oynatınca o ses kulağımıza kadar geliyor.
06:13Benim için, kendi kendime düşündüğüm zaman da çoğu defa böyle hayal ettim.
06:19Filistin'deki çocuk, o taşı atan çocuk, bu çağın karnı kınalı serçesidir.
06:26Böyle bir masal anlatırdı bize ninem, Allah rahmet eylesin.
06:30Derdi ki karnı kınalı bir serçe varmış, işte bir pembe köşk masalının içinde anlatırdı,
06:35o muradına eren dilber masalı vardır.
06:37Onun için de karnı kınalı serçeden söz ederdi.
06:41Karnı kınalı bir serçe varmış.
06:43Diğer kuşlar birbirlerine sığınırken, korunmaya çalışırken,
06:47yağmurlu, çamurlu, yıldırımlı, şimşekli havalarda büyükçe bir kuş var.
06:51Ona sığınırlarken, bizi koru diye ondan yardım isterlerken,
06:56o sırtını yere verir, ayaklarını göğe dikermiş.
07:00Ayakları titrermiş ve diğer kuşlar üstüne gülerlermiş.
07:03Şu zavallı sürünüyor, yerlerde kaldı, perişan, korkusundan sırtını yere vermiş, sürünüyor diye istihza ederlermiş, alay ederlermiş.
07:14Bu bir iki tekrarlanınca, büyük kuş demiş ki, şu zavallıya söyleyin de, o da gelsin, bana sığınsın.
07:23Gitmişler yanına, demişler ki, efendi hazretleri sizi çağırıyor, büyük kuş.
07:27Neden çağırıyor diye sorunca, karnı kınalı serçe, elçi olarak gelen demiş ki,
07:33hani sen korkundan yerlerde sürünüyorsun ya, sırtını yere veriyorsun, ayakların titriyor,
07:39gel sığın, seni de korur büyük kuş.
07:41Bizim küçük, karnı kınalı serçe ayağa kalkıyor, büyük kuşun karşısına geçiyor, diyor ki,
07:47siz benim süründüğümü ve korktuğumu nereden çıkarıyorsunuz?
07:52O da kahkahalarla, alaylı bir sesle, sırtını yere veriyorsun, titriyorsun, ayaklarını böyle yapıyorsun filan deyince,
08:00karnı kınalı serçe, büyük kuşa o güne kadar almadığı bir ders veriyor.
08:05Ne diyor biliyor musunuz?
08:06Diyor ki, ayaklarım rüzgara dayanamadığı için titriyor.
08:11Peki, sırtını neden yere veriyorsun diye sorunca, yıkılır diye gökyüzünü tutmaya çalışıyorum, diyor.
08:18Kahkaha atıyor bütün kuşlar, büyük kuşla.
08:21Ve şöyle sesleniyor, sen bu ufacık halinle yıkılan gökyüzünü mü tutacaksın?
08:28Bu sefer o küçücük, karnı kınalı serçenin cevabı müthiş.
08:32Siz benim içimde ne olduğunu nereden biliyorsunuz, diyor.
08:37Senin içinde ne var ki deyince de, silkinince, koca bir zümruda ankağa çıkıyor içinden ve bütün kuşlar dağılıp gidiyorlar.
08:43Böyle anlatırdı rahmetli nenem.
08:46Bu çağın karnı kınalı serçesi, yıkılan gökyüzünü tutmaya çalışan,
08:51ufacık bir taşla bütün taşları yerinden oynatan çocuk.
08:55Hanzala ya da Filistinli diğer çocuk.
08:58İşte onlar, yeryüzünün taşlarını yerinden oynattılar.
09:03Ve onlar, yüz yıllar içerisinde gelecekte, Gazze çağı diye bir çağın kapısını açtılar.
09:10Bu nedenle dedik ki, biz de bir taşları yerinden oynatma deyimine müracaat edelim ve bakalım taşlar bize ne söyler.
09:19O nenem, rahmetli nenem, vefatından önce, 2-3 ay önce toplamıştı evlatlarını, torunlarını.
09:248 yıl yatalak kalmıştı.
09:26Yerinden kalkamamıştı.
09:28Vücudu yaralar içerisindeydi, bize hep şöyle derdi.
09:31Evlatlarım, ben size çok rahatsızlık verdim, hakkınızı helal edin.
09:34İşte o rahmetli nenemin, bize son övüdü taşlarla ilgiliydi.
09:40Hangi taşlar biliyor musunuz?
09:41Hece taşları.
09:43Hani Yunus Emre der ya,
09:46Yalancı dünyaya konup geçenler, ne söylerler ne bir haber verirler.
09:51Başlarında, üzerinde türlü otlar bitenler, ne söylerler ne bir haber verirler.
09:57Yunus der ki, gör takdirin işleri, dökülmüştür kirpikleri, kaşları.
10:02Başları ucunda hece taşları, ne söylerler, ne bir haber verirler.
10:07Aslında bir şey söylemezler, bir haber vermezler değil.
10:11Dediği bu değil.
10:12Bir dinle diyor, ne haber veriyor o taş.
10:14O hece taşı ne söylüyor sana.
10:17Sen de bir gün bu dünyadan ayrılacaksın.
10:19Başına bir hece taşı dikilecek.
10:21Senin taşın insanlara ne söyler.
10:23Bir düşün bakalım.
10:24Senin yeryüzünde bu dünyada kalan son işaretin hece taşıdır.
10:29İnsanlar kabristana geldiklerinde, mezarını ziyaret ettiklerinde,
10:33senin hece taşına bakarak filanca diyecekler.
10:36Senden kalan işaret bu.
10:38Bu işaretin sadece taş olarak kalmaması için,
10:42hece taşı olarak kalmaması için ne yapman gerekiyor?
10:45İşte bunun dersini vermişti rahmetlenen bize.
10:48Evlatlarım demişti,
10:49Yeryüzünde, toprağın üstündekiler mi daha fazladır, altındakiler mi?
10:55Yerin altındakiler mi daha çoktur, üstündekiler mi?
10:58Biz de dedik ki, nene, yerin altındakiler daha çoktur.
11:01Evet, öyledir evlatlarım.
11:03Peki, yerin üstündekiler, yerin altındakilerden kaçını hatırlıyor?
11:08E çok azını, dedik.
11:10Peki, ne yapanları hatırlıyor?
11:12Evlatlarım dedi.
11:13Yerin üstündekiler, yerin altındakilerden ne yapanları?
11:16E önemli şeyler yapanları dedik.
11:19Aa, evlatlar dedi işte.
11:21Ya iyilikte öne çıkanları,
11:23ya da kötülükte öne çıkanları hatırlıyor yerin üstündekiler.
11:27Ya zalimleri de hatırlıyor,
11:29adilleri de hatırlıyor.
11:31İşte, Gazze ve Filistin meselesinde,
11:34adaletten yanı olanlar da hatırlayacak gelecek nesiller,
11:38zalimleri de hatırlayacak.
11:39Bunu demek istedi.
11:41Ve bize dedi ki,
11:42yerin altına girmeden önce evlatlarım,
11:44öyle güzel şeyler yapın ki,
11:47yerin üstündekiler sizi güzelliklerle hatırlasınlar.
11:51Adil olun,
11:51adaletinizle hatırlasınlar.
11:54Sadakayı cariyeleriniz olsun,
11:56onunla hatırlasınlar.
11:57Dedik ki,
11:58nene, Allah razı olsun,
11:59çok güzel söylüyorsun.
12:01Noktayı şöyle koydu.
12:03Benim zamanım kalmadı.
12:04Başımın ucuna bir hece taşı dikecekler.
12:07Unutmayın ki,
12:08ömrünüz ne kadar olursa olsun,
12:10sizi de bir hece taşı bekliyor evlatlar.
12:12Mezar taşımız olsun olmasın.
12:15Ama hakikat şu,
12:16biz bu dünyadan ayrıldıktan sonra,
12:18yaptıklarımız bizi temsil edebilir.
12:22Bizden sonra,
12:23vizyona girecek işlerimiz olabilir.
12:25Hani çok severim o fıkrayı.
12:27Ve çok güzel bir fıkradır.
12:28İşte aktörün birisi,
12:30günahları varmış ama inançlıymış.
12:32Günahları kadar yanmış.
12:33Sonra cennete götürmüşler.
12:34Böyle anlatılır fıkra.
12:35cennette böyle dolaşırken,
12:37melekler gelmiş demişler ki,
12:39seni yeniden götürüyoruz cehenneme.
12:41Demiş ki ben,
12:42yanacağım kadar yandım.
12:43Beni niye götürüyorsunuz?
12:45Melek demiş ki,
12:47sizin filmleriniz yeniden vizyona girdi.
12:48Onun için seni bir daha götüreceğiz.
12:50İşte bizden sonra,
12:52vizyona girecek olan şeylerimiz neler?
12:54Bunlara çok dikkat etmemiz lazım.
12:56Üç husus,
12:57evlatlarımızı iyi yetiştirmemiz gerekiyor.
12:59Mallarımızı vakfedip,
13:01insanlığa ve İslam'a hizmet için bırakmamız gerekiyor.
13:04Üçüncüsü de,
13:05ilim çalışmaları yapıp,
13:07güzel ilimler,
13:08güzel eserler bırakmalıyız ki,
13:10biz de yerin altına girdikten sonra,
13:12yerin üstündekiler bizi,
13:14güzelliklerle hatırlasınlar.
13:16İşte onun için,
13:17hece taşları bize,
13:18çok şey söylüyor değerli dostlar.
13:22Ve,
13:24taş dendiğinde,
13:25aklıma gelen önemli isimlerden birisi de,
13:27sadaka taşı.
13:28Bizim medeniyetimiz,
13:30insan onurunu,
13:31taşlar üzerinden korumuş bir medeniyettir.
13:35Açık ve net söylüyorum.
13:37Bugün,
13:38iki taşı,
13:39dünyanın değişik yerlerinde,
13:41Amerika'da ve başka yerlerde,
13:43evleri olmadığı için,
13:44barkları olmadığı için,
13:46sokakta kalmış,
13:48temizlenemeyen,
13:50sağlık hizmetlerinden yararlanamayan,
13:52pespaya,
13:53perişan insanların olduğu yerlere,
13:55şu iki taşı gidin,
13:56koyun ve,
13:57anlamını tesis edin,
13:59dünya değişir.
13:59Birisi sadaka taşı,
14:02diğeri de musluk taşı.
14:04Bu iki taş üzerinden,
14:05onur korumuş bir milletiz biz.
14:07Kuşlara yuva yapan atalarımız,
14:10insanların gönlü kırılmasın diye,
14:12mahzun olmasınlar diye,
14:14onurları kırılmasın diye,
14:17taşların diliyle,
14:18mutluluğun dilini,
14:19aynı hizaya getirmişler,
14:21değerli dostlar.
14:21hani,
14:23bir metre,
14:23bir buçuk metre,
14:24bazen iki metre,
14:25bazen böyle küçücük,
14:26merdivenle çıkılan o,
14:27sadaka taşları var ya,
14:29kişi,
14:29elini böyle sıkarak,
14:31sadaka taşının içine koyar,
14:33çıkardıktan sonra da,
14:34eli kapalı,
14:35çeker gider.
14:36Hiç kimse bilmez ki,
14:38para mı bıraktı,
14:38aldı mı,
14:39bunu anlamaz kimse.
14:41Hatta,
14:42bir müsteşrik,
14:43Üsküdar'daki bir sadaka taşının,
14:45başında bir hafta bekledim,
14:46kim para bıraktı,
14:48kim aldı,
14:49anlayamadım.
14:50Bu nasıl bir iş?
14:51Hangisi verdi,
14:53hangisi aldı,
14:53bir türlü işin içinden çıkamadım.
14:55Oradaki bir esnafa gittim,
14:57sordum.
14:58Dedim ki,
14:58bu taş ne işe yarıyor?
14:59Dedi ki,
14:59sadaka taşıdır,
15:00insanlara yardım ediyoruz,
15:01bu taşların içerisinde.
15:02Ama herkes elini kapatıp,
15:04koyuyor ve kapatıp çıkarıyor.
15:06Kim koydu,
15:07kim aldı,
15:07anlamıyoruz.
15:08Bu nasıl bir iş deyince de,
15:10o güzel esnaf insan,
15:11o değerli insan,
15:12o müsteşrike şöyle cevap veriyor.
15:16Diyor ki,
15:18bizim dinimiz,
15:19veren elin,
15:20alan elden,
15:21üstün olduğunu söyleyen bir dindir.
15:24Şimdi,
15:25elini,
15:27sadaka taşının içerisinde sokarken,
15:28para bırakan belli olursa,
15:30veren olduğu anlaşılır.
15:32Elini,
15:33sadaka taşının içerisinde soğuk,
15:35alan olduğu belli olursa,
15:37alan olduğu anlaşılır.
15:38Derler ki,
15:40bu alandır,
15:40bu verendir,
15:41bu daha üstündür,
15:42bu daha aşağıdadır ondan.
15:43İşte bunun söylenip,
15:45alan kişinin onurunun kırılmaması için,
15:48biz yaptığımız iyiliği saklarız.
15:51Bizde sağ elin verdiğini,
15:53sol elin verdiğini,
15:54sağ el bilmez.
15:55Onun için,
15:56saklar koyarız,
15:57saklar alırız,
15:58insanların onurunu koruruz.
16:00Ve diyor ki,
16:01müsteşrik,
16:02ben hiçbir yerde böyle bir şey görmedim.
16:05Diğer taş,
16:07musluk taşı.
16:09İstanbul'da geziyorsunuz,
16:10dolaşıyorsunuz,
16:11paranız pulunuz yok,
16:12yıkanmanız gerekiyor,
16:13temizlenmeniz gerekiyor,
16:15hamama gitmeniz gerekiyor ama,
16:17paranız da yok.
16:18Nasıl yapacaksınız,
16:19nasıl edeceksiniz?
16:21İşte,
16:22evvel zaman içinde,
16:24bizim medeniyetimizin hamamlarında,
16:26yoksulların rahat yıkanabildikleri,
16:28onlar için ayrılmış,
16:29yoksul kornaları ya da,
16:31musluk taşları vardı.
16:33parası olmayan,
16:35gücü yetmeyen insanların,
16:36gelip rahatlıkla yıkanabilecekleri taşlar.
16:39Ve,
16:39o taşların hangileri olduğunu da,
16:42bir orada yıkanacak kişi öğrenirdi,
16:44bir de hamamın sahibi ve,
16:45çalışanları bilirdi.
16:47Gelirdi ki,
16:48hamamın sahibine derdi ki,
16:50ben şöyle şöyle yıkanmak istiyorum.
16:53Hamamın sahibi işaret ederdi,
16:54şu taş sizindir,
16:55git orada yıkan.
16:56Ve oradan yıkanır giderdi,
16:58hiç kimse bilmezdi ki,
17:00para verdi mi,
17:00vermedi mi,
17:01bu adamın cebinde meteliği yok diye,
17:03hiç kimse hakkında yorum yapamazdı.
17:06İşte insan onurunu böyle koruduk.
17:08Hatta,
17:08ne güzel bir kıssa vardır,
17:10Allah-u Alem.
17:11Tabi kıssaları anlatıyoruz,
17:12yıllar içerisinde değişip gelebilir,
17:14Allah-u Alem diyoruz,
17:15Allah en iyisini bilir.
17:16Ama şöyle de bir kıssa anlatılır,
17:184. Murat zamanıyla ilgili.
17:204. Murat Han,
17:21tebdili kıyafetle zaman zaman,
17:23hamamları gözetler,
17:24gider, bakar,
17:26bu yoksulların yıkandığı,
17:27musluk taşlarını da kontrol edermiş.
17:28Yine bir gün,
17:29bir hamama gidiyor,
17:31hamamın sahibi tanımıyor.
17:32Kendisine diyor ki,
17:33ben böyle böyle biriyim,
17:35bir yoksul konusunda yıkanmak istiyorum.
17:37Hamamın sahibi de,
17:38musluk taşları gösteriyor.
17:40Diyor,
17:40şu 3 taştan birinde yıkan.
17:42Taşlardan birine gidip,
17:43musluk taşlarının yanında oturuyor.
17:44bakıyor ki,
17:45yaşlı bir adam da yıkanıyor o arada.
17:48İhtiyar,
17:51ermişe benzeyen,
17:52böyle güzel bir adam da orada yıkanıyor.
17:55Nur yüzlü,
17:56pırıl pırıl birisi.
17:57Selamun aleyküm,
17:58baba erenler,
17:58baba erenler,
17:59aleyküm selam.
18:00Allah kolaylık versin.
18:01Ben de işte,
18:02zatı haliniz gibiyim.
18:04Geldim temizlenmeye,
18:05yıkanmaya.
18:05Eyvallah,
18:06hoş geldin evladım.
18:08Yıkanmaları devam ederken,
18:09sultan yaşlı adama şöyle bir soru soruyor.
18:11Baba diyor,
18:12sen hangi kapıda geçiniyorsun?
18:15Nerede nimetleniyorsun?
18:17Evladım diyor,
18:18benim çok güzel bir kapım var.
18:19Orada nimetleniyorum,
18:21geçinip gidiyorum.
18:21Allah'a şükür böyle işte,
18:22bize ayrılmış musluk taşları da var.
18:24Temizliğimizi de burada yapıyoruz.
18:26Baba diyor,
18:27benim kapım daha iyi bir kapı.
18:29Yarın benim kapıya gelsen de,
18:31o kapıda beraber nimetlensek olur mu?
18:34Evladım diyor,
18:35benim kapının başka bir kapıya ihtiyacı yok.
18:38Sultan bir kez daha bunda ısrar edince,
18:41evladım diyor,
18:41bak bir daha söyleme,
18:42benim kapının başka kapıya ihtiyacı yok.
18:45Birbirlerine kese atmak için konuşuyorlar.
18:48İlk keseyi,
18:49yaşlı adam,
18:52dördüncü murada,
18:53sultana atıyor,
18:53keseledikten sonra da,
18:55kese atma sırası sultana gelince,
18:58keseyi atarken,
18:59yaşlı adama bir daha soruyor.
19:00Diyor ki,
19:02baba erenler diyor,
19:03yarın diyor,
19:05kapıya bir gel ya diyor,
19:06ne olur?
19:06Aslında sultanın niyeti de şu,
19:08yani yaşlı adamı ödüllendirecek,
19:10ona bir şeyler verecek,
19:11nimetle,
19:12nimetlendirecek filan,
19:13niyeti bu.
19:15Yarın bizim kapıya bir gel de,
19:17bir görüşelim deyince,
19:18yaşlı adam sultana,
19:20şöyle güzel bir ders veriyor.
19:22diyor ki,
19:23yahu sen diyor,
19:24anlamıyor musun diyor,
19:24bak benim kapının başka kapıya ihtiyacı yoktur.
19:27Benim kapının sahibi,
19:29şu anda,
19:30bana devrin sultanını göndermiş,
19:33kese attırıyor,
19:34sen beni kendi kapına çağırıyorsun,
19:36bu olacak iş mi diyor.
19:37Bunun üzerine,
19:38dördüncü murada susuyor.
19:39Bakıyor ki,
19:40karşısındaki adam,
19:41başka bir adam,
19:42ve oradan çıkıp gidiyor.
19:43İşte,
19:43bizim taşlar vasıtasıyla,
19:46verdiğimiz mesajın,
19:48en güzel iki örneğidir.
19:50Sadaka taşı,
19:51ve musluk taşı.
19:53O kadar çok taş var ki aslında.
19:58Bunlardan bir tanesi de,
19:59Hacer-ül Esvet taşıdır.
20:02Hacer-ül Esvet taşının verdiği mesaj da,
20:05son derece mühim değerli dostlar.
20:06Tam çağımızda,
20:07Müslümanlara vermesi gereken,
20:09en önemli mesajlardan birisini,
20:10Hacer-ül Esvet taşında bulabilirsiniz.
20:13Çünkü,
20:14Hacer-ül Esvet taşıyla ilgili,
20:16şu anlatacağımız,
20:17hadisenin,
20:17anlamı,
20:18bugün bütün dünyada,
20:20Müslümanların ders alması gereken,
20:22bir anlamı ihtiva ediyor.
20:23Sebebi o.
20:25Hacer-ül Esvet taşı,
20:27Hz. İbrahim'in,
20:29Kabe'nin inşasında,
20:31tavafın başlangıcı olarak koyduğu taşıdır.
20:33Efendimiz Aleyhisselam'a,
20:34peygamberlik gelmeden önce,
20:36Kabe'nin imarı esnasında,
20:39yerinden kaldırılıp,
20:40bir yere konuluyor,
20:41ve Kabe imar ediliyor.
20:42Tekrar yerine taşınacak.
20:46Kabileler arasında,
20:47anlaşmazlık çıkıyor.
20:48Her kabile diyor ki,
20:49bu bizim şerefimiz.
20:50Bu taşı biz koyabiliriz ancak.
20:52Başkası koyamaz.
20:53Kılıçlar çekiliyor.
20:54Neredeyse savaş çıkacak aralarında.
20:56Kan dökülecek.
20:57Yaşlı bir adam,
20:58içlerinden birisi diyor ki,
20:59ya bu olmaz.
21:00Ve diyorlar ki,
21:01Kabe'deki,
21:02Hacer-ül Esvet taşı yüzünden,
21:03biz kabileler olarak,
21:04birbirimize düşmemeliyiz.
21:06Kan akmamalı.
21:07Yaşlı adam,
21:08bir öneride bulunuyor.
21:10Diyor ki,
21:10bir hakem tayin edelim.
21:12Gelsin,
21:13baksın,
21:13anlasın,
21:14bir çözüm yolu bulsun.
21:15Kabileler de birbirleriyle kavga etmesinler.
21:18Öbürleri de şöyle bir soru soruyorlar.
21:20Ya hakem,
21:21tarafgirlik yaparsa,
21:22hani bugünkü tabirle,
21:24torpil yaparsa,
21:25o zaman ne yaparız?
21:27Diyor ki,
21:28başka çaresi yok.
21:29O zaman,
21:30iyi bir hakem tayin edelim.
21:32Ama kimi tayin edeceğiz?
21:33Hangi hakeme müracaat etsek,
21:34bir kabileden olabilir,
21:36ve tarafgir davranabilir.
21:38Bunun çözümü nedir?
21:40Yaşlı adam,
21:41şöyle bir çözüm yolu öneriyor.
21:42Diyor ki,
21:43o zaman,
21:44yarın sabah,
21:46gün doğumuyla beraber,
21:47bu alana ilk kim girerse,
21:49onu hakem tayin edelim.
21:50Ve söylediğine de razı olalım.
21:52Hepsi bunda muvafık kalınca,
21:54ortak karar olunca,
21:56ertesi sabah,
21:58Kabe'nin bulunduğu,
22:00o alana ilk girecek kişiyi bekliyorlar.
22:02Ve gün doğumuyla beraber,
22:03oraya kim gidiyor biliyor musunuz değerli dostlar?
22:06Muhammedül Emin,
22:08Peygamberimiz,
22:10hiç yalan söylememiş,
22:11dost doğru,
22:12emanete ihanet etmemiş,
22:14yalan söylememiş,
22:16vaadinde hep durmuş,
22:17Cenab-ı Peygamber alana girince,
22:20rahatlıyorlar,
22:21oh be diyorlar,
22:22Allah'a şükür ki,
22:23yaratana şükür ki,
22:25ya da şuna,
22:26yemin olsun ki,
22:27en güzel adam buraya girdi.
22:29O bize doğru hakemlik yapacaktır.
22:32Durumu anlatıyorlar.
22:33Hazreti Peygamber dinledikten sonra,
22:34mübarek hırkasını çıkarıyor.
22:37Hacerül Esvet taşını,
22:38elleriyle alıp,
22:38hırkanın üzerine koyuyor.
22:39diyor ki,
22:41kabileler birer tane temsilci seçsinler.
22:43Temsilciler seçiliyor.
22:44Gelin diyor,
22:45geliyorlar,
22:46tutun şimdi diyor hırkadan.
22:47Hırkanın değişik yerlerinden tutarak,
22:50taşı getiriyorlar,
22:51Hacerül Esvet taşını,
22:52Kabe'de konulacağı yere,
22:54Efendimiz Aleyhisselam,
22:55mübarek elleriyle alıp,
22:56taşı yerine yerleştiriyor.
22:57ve kan akabilecek,
23:01kan davası güdülebilecek bir çatışmayı,
23:04orada çözmüş olduğu için de,
23:06insanlar rahat bir nefes alıyorlar.
23:08Aziz dostlar,
23:11düşünüyorum da,
23:12tam da zamanı değil mi aslında?
23:14Bugün Müslümanların,
23:16böyle bir mantığa ihtiyacı yok mu?
23:18Herkes,
23:20konulacak,
23:20yerine konulacak bir emanet bizim medeniyetimiz.
23:23Bu emaneti yerine koymayı,
23:25kendisinin şerefi addederce,
23:27kendisini ön plana çıkararak,
23:29çalışma yapıyor.
23:30Ve çoğu defa,
23:31cemaatler,
23:32devletler,
23:33en yakın zamanda,
23:34Pakistan,
23:34Afganistan savaşın eşiğine geldi.
23:36Birbirleriyle mücadeleye girişiyorlar.
23:39Ayrılıklar yüzünden,
23:41uygulama farklılıkları yüzünden,
23:44mezhep farklılıkları yüzünden,
23:45insanlar birbirlerine,
23:48karşı koyacak ve bir mücadele içerisine girecek noktaya geliyorlar.
23:51Oysa,
23:52Hz. Peygamber'in,
23:54hırkası mesabesinde olan,
23:56onun sünnetine sarılarak,
23:58bugün,
24:00yerinden alınmış,
24:01emaneti,
24:02yerine koymak,
24:03mümkün değil midir?
24:05Müslümanların bunun üzerinde biraz düşünmesi gerekmiyor mu?
24:08İşte,
24:08Hacer-ül Esvet taşının bize verdiği çok büyük bir,
24:11manadır bu,
24:12çok büyük bir mesajdır.
24:14Ve inanıyorum ki,
24:15bugün,
24:17dünya Müslümanlarının,
24:18Hacer-ül Esvet taşının verdiği manaya,
24:21fazlasıyla ihtiyaçları var,
24:23değerli dostlar.
24:24taş figürü üzerinden,
24:26taşın mantığı üzerinden,
24:28çokça değerlendirmeler yapılabilir.
24:31Mesela,
24:31hece taşları demiştik,
24:32hece taşlarıyla ilgili yapılan tezler var,
24:35çalışmalar var,
24:36makaleler var.
24:37Biz,
24:37taşları,
24:39konuşturmuş bir milletin evlatlarıyız.
24:42Bir de,
24:43hani sadakadır yolun ortasındaki taşı kaldırmak.
24:46Bakın,
24:47ayağa takılabilecek taşı,
24:48insanları rahatsız edebilecek taşı da,
24:50yolun ortasından kaldırırız.
24:52Yolun ortasındaki taşı kaldırmak da,
24:54sadakadandır.
24:55Çünkü,
24:55insanları rahatsız edecek,
24:57ya da hayvanatı,
24:58rahatsız edecek.
24:59Bugün,
25:00öyle bir alışkanlık oluşmuş ki,
25:01ben de,
25:02zaman zaman yolun ortasında,
25:03kağıt falan gördüğümde,
25:04elimi alamıyorsam da,
25:05ayağımla yolun kenarına taşımaya çalışıyorum.
25:08Neden?
25:08Çünkü,
25:09Erzurum'un Horasan ilçesinin,
25:11Pinedus köyünde,
25:12iki üç ay yolları kapanan şehre gidemediğimiz köyde,
25:16bu medeniyetin,
25:18bizim medeniyetimizin,
25:19bizim toprak medeniyetimizin,
25:21merhamet medeniyetimizin,
25:23kültürüyle büyüyen insanlar,
25:25o köyün,
25:26koca koca taşlarını,
25:27yollardaki taşlarını ayıklarlardı ki,
25:29insanların ve,
25:30hayvanatın ayağına sıkıntı çıkarmasın,
25:33ve rahatsız etmesin.
25:34Hatta şöyle güzel de bir hatıram vardır,
25:37rahmetli babam,
25:39taşları temizlerdi,
25:40böyle temizleye temizleye giderdi.
25:42Ben de o çocuk halimde,
25:44ufacık ufacık taşları bazen böyle temizlerdim,
25:47yerden eğilir alırdım.
25:49Bir gün,
25:49rahmetli babam yürürken baktım,
25:52ufacık taşları da temizlemeye başladı,
25:54böyle,
25:54yani avuç içi kadar,
25:56daha küçük taşları da temizlemeye başladı,
25:59genellikle büyük taşları alırdı,
26:01atardı.
26:01Çünkü o taşlar yağmur yağdıkça ortaya çıkar.
26:04herhangi rüzgar eser,
26:05toprak aşınır,
26:06ortaya çıkar.
26:07Onları böyle alır alır,
26:08temizlerdi.
26:09Fakat baktım o gün,
26:10ufacık taşları da temizlemeye başladı.
26:13Baba dedim,
26:15neden dedim küçücük taşları da temizlemeye başladın?
26:18Bana ne dedi biliyor musunuz?
26:20Evladım dedi,
26:21dön arkaya bak.
26:22Geriye döndüm ki,
26:23sürü geliyor ama,
26:25koyunların yanında kuzular var.
26:27Bana şöyle seslendi,
26:29bak dedi,
26:30hani sen de benim kuzumsun ya,
26:33bak o kuzular da geliyor.
26:35Bu taşlar da onların ayağını incitir.
26:37Onun için küçük taşları da temizliyorum ki,
26:40onların ayakları da incinmesin.
26:42Değerli dostlar,
26:43şu anda,
26:45telefonumu açsam,
26:46göstersem şaşırırsınız.
26:48Evlatlarıma hitabım benim kuzum şeklindedir.
26:52Torunlarıma hitabım,
26:54kuzum şeklindedir.
26:55Kuzularım diye hitap ediyorum.
26:56Çünkü babam yıllarca önce,
26:58bana o taşları temizlerken,
26:59kuzum demiş ya,
27:00sen de benim kuzumsun ya,
27:02ben de bugün çocuklarıma kuzum diye hitap ediyorum.
27:05Ve onların ayağına taş değmemesi için,
27:07çırpınıp duruyorum.
27:09Sadece onlar mı?
27:10Bizim bütün kuzularımız,
27:12çocuklarımız,
27:12evlatlarımız,
27:13ayaklarına taş değmesin diye,
27:15çırpınıp duruyoruz,
27:16uğraşıp duruyoruz.
27:18Onun için,
27:19yolun ortasındaki taşı kaldırmak sadakadandır diyen,
27:22peygamberimize kulak verelim.
27:23Ve onun sünnetini,
27:25hırka mesabesinde tutup taşıyalım,
27:28ve giyinelim değerli dostlar.
27:33Bana aynadan bakın,
27:35dumanlı görürsünüz.
27:36Bir derin bir mahşeri sırra gömülürsünüz.
27:40Yürüyünce çatlayan duvarlar arasında,
27:43yumruklarınız kalır bir gençlik ruhuyasında.
27:46Dalgalar peydahlanır,
27:48esrarlı bir denizden,
27:49acılar sağnak sağnak iner gözlerinizden.
27:52Çehre solgun bir vadi,
27:55beyin kırık bir çatı,
27:57mutluluk sarayının size düşer alt katı.
28:00Karanlığın yıllardır kemirdiği dehlizim,
28:03bu tensizin,
28:04ben yalnız aynada gölgenizim.
28:06Bana aynadan bakın,
28:09gökleri devirmişim,
28:11yeryüzünün altını üstüne çevirmişim.
28:13Dağları parçalayıp bozmuşum nehirleri,
28:17yoksulların sırtına kurmuşum şehirleri.
28:20Gizli güzelliklerin ölü yıkıntısıyım,
28:24sigaramdan emdiğim aşkın sıkıntısıyım.
28:26Değirmen taşı gibi yedim kendi kendimi.
28:32Söyleyin,
28:33buğdayımız,
28:34suyumuz tükendi mi?
28:37Karanlığın yıllardır kemirdiği dehlizim,
28:41bu tensizin,
28:43ben yalnız aynada gölgenizim.
Yorumlar

Önerilen