- 5 saat önce
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:00MÜZİK
00:29أعوذ بالله من الشيطان الرحيم
00:37بسم الله الرحمن الرحيم
00:59لقد صدق الله رسوله رؤيا بالحق
01:16لتبخلن المسجد الحرام
01:33إن شاء الله آمنين محلقين رؤوسكم
01:47ومقصرين لا تخافون
01:55فَعْلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا
02:09فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذَلِكَ فَتْحًا قَرِيبًا
02:20هو الذي أرسل رسوله بالهدى
02:42وَدِينِ الْحَقِّ لِيُوْهِرًا وَعَلَى الدِّينِ كُلِّهِ
02:52وَكَفَى بِاللَّهِ شَهِيدًا
03:07محمد رسول الله
03:37والذين معه أشداء على الكفار رحماء بينهم
04:02وَمْ تَرَا هُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا
04:09تَرَا هُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَمْتَغُونَ
04:11تَرَا هُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَمْتَغُونَ
04:13تَرَا هُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَمْتَغُونَ
04:20تَرَا هُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَمْتَغُونَ
04:35تَرَا هُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَمْتَغُونَ
04:39فَغْلًا مِنَ اللَّهِ وَرِظْلَانًا
05:05سِيمَاهُمْ فِي مُجُوهِهِمْ مِنْ أَثَرِ السُّجُودُ
05:23ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّرَاة
05:35وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنْجِينِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ
05:50فَآزَرَهُمْ فَاسْتَعُونَ وَفَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ
06:05كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ
06:27فَاسْتَوْلَوَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ
06:36يُعْجِبُ الزُّرَّا لِيَغِيْهِ غَمِيبُ الْكُفَّارِ
06:46وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْ مَغْفِرَةَ
07:09وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً
07:18وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا
07:48بسم الله الرحمن الرحيم
08:00وَأُخْرَى تُعِبُّونَا
08:22وَأُخْرَى تُعِبُّونَا
08:29وَأُخْرَى تُعِبُّونَا
08:44وَأُخْرِي تُحِثُّونَا نَصْرٌ مِنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَنِيمٌ
09:14وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
09:23وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
09:37وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
09:46صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمُ
09:51Muhterem seyirciler, bildiğiniz gibi İslam Büyükleri programımızda sadece misak-ı milli sınırlarımız içerisinde bulunan alim ve velileri değil,
10:14bunlarla birlikte bugün Türk Cumhuriyetleri diye anılan Atayurtlarımızda yetişmiş olan İslam Büyükleri'ni de anlatmaya çalışıyoruz.
10:24Bugün de sizlere alim ve evliyanın büyüklerinden Hakimi Tirmizi Hazretlerinden bahsetmek istiyoruz.
10:34Bu büyük zat Tirmiz'de dünyaya geldi ve 932'de Nişabur'da şehit edildi.
10:41Asıl ismi Muhammed bin Ali ise de Hakimi Tirmizi diye meşhur olmuştur.
10:49Daha gençliğinin ilk yıllarında ilim öğrenme arzusuyla yanmaya başladı.
10:55Bir yerlere gidip kıymetli hocalardan İslam ilimlerini tam olarak öğrenmek istiyordu.
11:00Nihayet iki arkadaşıyla bu hususta anlaşıp ilim öğrenmek için yolculuğa çıkmaya karar verdiler.
11:08Fakat evde yaşlı ve hasta bir annesi vardı.
11:13Ancak o razı olursa bu iş mümkün olabilecekti.
11:17Sevinç ve heyecanla derhal eve gelip bu arzusunu annesine söylediğinde
11:25Annesi buna üzülerek
11:28İyi ama evladım görüyorsun ki ben yaşlı ve hasta bir insanım.
11:34Senden başka bir kimsem de yoktur.
11:36Hizmetlerimi sen yapıyorsun.
11:38Sen de uzaklara gidersen bana kim bakacak?
11:41Hizmetlerimi kim görecek?
11:43Dedi.
11:45Hakimi Tirmizi hiç beklemediği bu cevap karşısında adeta yıkıldı.
11:52Bu duruma çok üzüldü.
11:54Annesine de bir şey diyemedi.
11:57Peki anneciğim haklısın deyip doğruca o iki arkadaşının yanına gitti.
12:03Onlara bu sefere çıkamayacağını üzülerek söyledi.
12:06Onlar peki öyleyse biz gidiyoruz diyerek ilim tahsil etmek üzere yola çıktılar.
12:14Hakimi Tirmizi ise onların arkasından hayran hayran baktı ve kendini tutamayıp hıçkıra hıçkıra ağlama başladı.
12:25Zira böyle bir mübarek sefere çıkmaktan mahrum kalmıştı.
12:28Ancak ilim öğrenme arzusu ve aşkı kalbini yakıp kavuruyordu.
12:36Bu iş ona büyük dert olmuştu.
12:40Yalnız kaldığı zamanlarda tenha yerlere gider, içli içli ağlardı.
12:46Bir gün yine evden çıkıp bir mezarlığa gitti.
12:48Zira orası tenha olup ağlamak için müsait bir yerdi.
12:52Kabristan'da bir köşeye çekilip başını önüne eğdi, ağlayarak
12:59Ya Rabbi benim halim ne olacak?
13:03Arkadaşlarım gittiler.
13:05Ne güzel ilim tahsil edip alim olarak geri dönecekler.
13:09Ben ise buralarda cahil ve mahzun kaldım diyor ve gözyaşı döküyordu.
13:14Ki tam o esnada ileriden nurani yüzlü ve çok sevimli, yaşlı birinin kendisine doğru gelmekte olduğunu gördü.
13:25Yaşlı zat mütebessim bir çehreyle yanına yaklaşıp şefkatle başını okşadı.
13:32Ve yavrum bu ıssız yerde niye ağlıyorsun?
13:36Bir derdin mi var?
13:38Söyle de sana yardım edeyim dedi.
13:40Hakimi tirmiziyi ağlamayı bırakıp o ihtiyara baktı.
13:46Ve hem de çok büyük derdim var amcacığım.
13:50Şöyle ki arkadaşlarım ilim öğrenmeye gittiler.
13:52Ben ise burada mahrum kaldım.
13:55Ne yapacağımı bilmiyorum.
13:57Çaresizim.
13:58Dedi.
14:00Bunun üzerine o nur yüzlü ihtiyar.
14:03Üzülme yavrum.
14:04Her şeyin bir çaresi vardır.
14:06O arkadaşlarını ilimde geçmen için her gün gelip sana ders vermemi ister misin diye sordu.
14:13Hakimi tirmiziyi bunu duyunca sevinçten ne diyeceğini şaşırdı.
14:19İhtiyarın ellerine sarılıp sahi mi söylüyorsunuz?
14:23Bana ders verir misiniz?
14:25Böyle bir şeyi canıma minnet bilirim.
14:27Ne iyi olur?
14:29Hemen başlayalım efendim.
14:30Diye cevap verdi.
14:31O günden sonra bu nur yüzlü tatlı sözü ihtiyar her gün gelip ona ilim öğretmeye başladı.
14:40Bu hal tam üç sene sürdü.
14:43Sonunda o yaşlı zat verdiği dersi tamamlayıp veda etti gitti.
14:49Hakimi tirmizi bu müddet zarfında ondan bütün ilimleri öğrenmiş.
14:54Ve bu nimet anneme yaptığım hizmet ve onun duası sebebiyledir demiştir.
15:02O zat sanki hızır gibi gelmiş yetişmişti.
15:07Hakimi tirmizi hazretleri bir sohbetinde
15:11Ey insanlar biliniz ki tasavvuf sadece Allah-u Teala'nın emirlerine tam ve seve seve uyabilmek içindir.
15:21Hatta emirleri yapmaktan lezzet almak ve bunların tatlı gelmesi haram ve günahlardan da nefret edip bunların da acı gelmesi içindir.
15:34Yoksa tasavvuf Allah-u Teala'yı görmek, onunla konuşmak, ona yaklaşmak demek değildir.
15:43Bu gibi şeyler ahirette olacak şeylerdir.
15:45O halde fırsat eldeyken İslamiyet'e uymağa çalışmalı ve bu seadeti başkalarının kazanması için de gayret etmelidir.
15:57Biliniz ki bütün ibadetlere verilen sevap Allah yolunda gazaya gitmenin sevabı yanında deryadan damla gibidir.
16:08Gazanın sevabı da emr-i maruf yapmanın yani İslamiyet'i başkalarına öğretmenin sevabı yanında deryaya nazaran bir damla su gibidir buyurdu.
16:23Hakimi tirmizi hazretlerinin küçük bir evi vardı ki onun da kapısı yoktu sevgili seyirciler.
16:31Girişinde sadece bir perde asılı idi.
16:35Bir ara evden çıkıp bir yere gitmişti.
16:38Giri döndüğünde bir köpeğin içeri girip yavruladığını gördü.
16:44Hayvana olan merhametinden dolayı onu kovamadı.
16:48Belki kendiliğinden çıkar gider diye bekledi.
16:51Gitmeyince çıkıp biraz dolaştı.
16:54Gir geldiğinde çıkmamış olduğunu gördü ve tekrar çıkıp dolaştı.
16:58Böylece birçok defa gidip geldi.
17:01Köpek nihayet kendiliğinden evi terk edince o zaman içeri girebildi.
17:08Bu hal aslında Allah-u Teala'nın mahluklarına, yaratıklarına gösterilen şefkat ve merhametin bir örneğidir.
17:20Bugün hayvanlara merhamet dernekleri falan kuruluyor.
17:24Bakınız bunun aslı, esası İslam büyüklerinde vardır, Müslümanlarda vardır.
17:31Geçen haftalardan birinde kendisinden bahsettiğimiz onun talebesinden Ebu Bekri Verrak da şöyle anlatıyor değerli seyirciler.
17:41Hakimi Tirmizi bana bazı kitaplarını vererek al bunları Ceyhun Nehri'ne atla gel buyurdu.
17:50Onları alıp nehrin kenarına vardım ancak o güzelim kitapları suya atmaya bir türlü gönlüm razı olmadı.
18:01O kıymetli eserleri atmaya kıyamadım.
18:04Sonra da onları alıp kendi evimde saklayayım dedim.
18:10Efe sakladım ve huzurlarına gittim.
18:14Bana nasıl oldu onları attın mı ve attığın zaman ne gördün diye sordu.
18:23Ben hiçbir şey görmedim deyince öyleyse atmamışsın.
18:28Haydi git onları suya atla gel buyurdu.
18:31Ben peki efendim deyip o kitapları alarak nehre gittim.
18:37Ve emirlerine uyarak o kitapları suya attım.
18:42Geri dönüp durumu hocama anlattığımda tamam bu sefer atmışsın buyurdu.
18:47Ben bunu merak edip efendim bu sırrı lütfedip bana da söyler misiniz dedim.
18:55Kevabında tasavvufa ait bazı risaleler yazmıştım.
18:59Ancak o ince bilgileri bu zamandaki insanlar anlamakta acizdiler.
19:06Onları fitne çıkmasın diye suya attırdım.
19:09İşte hadisenin sırrı budur buyurdu.
19:13Hakimi Tirmizi Hazretleri bir sohbetinde de şöyle buyurdu sevgili seyirciler.
19:19Kardeşlerim İslamiyet'in emir ve yasaklarına göre yaşamağa çok dikkat ediniz.
19:31İnsanın en kıymetli sermayesi ömrüdür.
19:35Onu oyun ve eğlenceyle geçirip de ziyan etmemelidir.
19:38Dünyada misafir olduğumuzu, kabir ve kıyamet azaplarını çok düşününüz.
19:47Unutmayınız ki ahirette azaplardan kurtulmak ancak İslamiyet'e uymakla mümkündür.
19:54Kötü kimselerle, doğru yolda olmayanlarla, dünyaya düşkün olanlarla arkadaşlık etmeyiniz.
20:04En iyi kimse kalbi dünya hırsına bağlı olmayan ve Allah sevgisiyle çarpan kişidir.
20:11Biliniz ki dünya sevgisi günahların başı, dünyayı sevmekten kurtulmak da ibadetlerin başıdır.
20:22Çünkü Allah-u Teala dünyaya düşkün olmayı sevmez.
20:27Onu yarattığı zamandan beri hiç sevmemiştir.
20:30Dünya hırsına kapılanlar, Allah-u Teala'nın merhametinden uzaktırlar.
20:34Dünya demek, kalbi Allah-u Teala'dan gafil eden, onu unutturan, kalbe Allah'tan başkalarını getiren şeyler demektir.
20:46Allah-u Teala'yı unutturan, onun emirlerini yapmaya mani olan, mesele namazlarına kısamasına sebep olan mallar, mevkiler hep dünya olur.
20:58Dünya'ya düşkün olanların, manen toparlanmaları, kendilerine gelmeleri zordur.
21:06Ahirette de pişman olacak, çok acılarla karşılaşacaklardır.
21:14Sevgili seyirciler, görülüyor ki dünyanın manasını iyi anlamak lazım.
21:20O sırada, talebesinden biri, efendim, dünya nasıl terk edilir diye sordu.
21:29Cevabında, evladım, dünyayı terk etmek demek, kalbin onu sevmemesi, ona düşkün olmaması, kıymet vermemesi demektir.
21:43Bu da, dünyanın varlığı ile yokluğu müsavi olmak demektir.
21:46İnsanın böyle olabilmesi için, bir Allah adamının yanında yetişmesi, büyük bir nimettir.
21:54Eğer böyle bir zatın devrine yetişilememişse, o devre yetişemedi.
22:00Böyle büyük bir zata rastlayamadı diyelim.
22:03O zaman, İmam-ı Azam, İmam-ı Matüridi ve İmam-ı Gazali gibi büyüklerin kitaplarını okumaldır.
22:11Bu kitaplar edeple okunursa, onlardan çok istifade edilir.
22:18Buyurdu.
22:20Allah-u Teala, böyle büyük zatların eserlerinden hepimizin istifade etmesini nasip buyursun.
22:35Sevgili Peygamberimiz, sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorlar ki,
23:04Günlerin en kıymetlisi Cuma'dır.
23:08Cuma günü, bayram günlerinden ve aşure gününden daha kıymetlidir.
23:13Sevgili seyirciler, yeni bir sureye başlıyoruz.
23:37Bu surenin ismi, El-Enbiya suresi.
23:40Enbiya, Nebi kelimesinin çoğulu, cem'i.
23:45Peygamberler manasına geliyor.
23:48Peygamberlerin kıssalarından, onların ibret alınacak, insanlara ikazda bulundukları,
23:55insanlara nasihat ve öğütlerde bulundukları, önemli noktaları anlatan, nakleden bir sure.
24:02İbrahim Aleyhisselam'dan bahsediyor, Lut Aleyhisselam'dan bahsediyor,
24:08diğer önemli bazı peygamberlerin başlarından geçen hadiseleri anlatıyor.
24:15Yunus Aleyhisselam'dan bahsediyor, Eyyub Aleyhisselam'dan bahsediyor.
24:19İşte bu sebeple bu sure-i celileye Enbiya suresi, peygamberler suresi denilmiştir.
24:28Ve 112 ayet-i kerimeden meydana gelmektedir bu sure.
24:33Enbiya suresi de daha önceki sure olan Taha suresi gibi Mekki surelerdendir.
24:41Mekke-i Mükerreme döneminde nasil olan Peygamber Aleyhisselatü Vesselam Hazretlerine hicretten önce indirilen,
24:49gönderilen surelerden birisidir.
24:52Bu surede de yine fevkalade, hikmetli insanlar için hak ve hakikati gösteren son derece müessir, etkili nasihatler vardır.
25:03Kur'an-ı Kerim'in tamamında olduğu gibi, inkarcı kimseleri ilzam eden, onların boş ve dayanaksız iddialarının en güzel şekilde cevaplandırıldığı noktalar vardır.
25:18Onları imana davet eden, onları hayırlı akıbete çağıran, fevkalade güzel öğütler ihtiva etmektedir bu sure-i cillede.
25:28Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim.
25:35İktarabelin nasi hesabuhum, ve hum fi gafletim mu'ridun.
25:42Ma ye'tihim min zikrim min rabbihim muhtesim, illa istema'uhu ve hum yelabun.
25:51Lâhiyeten kulûbuhum, ve eserrun necvellezîne zalemû, hel hâzâ illa beşerum mislukum, efe te'tûne s-sihra ve entüm tubsirûn.
26:07Sadakallâhu l-Azim.
26:08Bu sure, insanların içinde bulundukları gafleti anlatarak başlıyor söze.
26:18Cenab-ı Hak buyuruyor ki,
26:20İktarabelin nasi hesabuhum, insanların hesap vakti yaklaştı.
26:28İnsanların hesaba çekilecekleri gün, iyice yakın hale geldi.
26:33Fakat insanlar hâlâ gaflet içinde, gerçeklerden ve hakikatlerden, Allah'ın bildirdiği hak yoldan yüz çevirmiş durumdadırlar.
26:45İnsanlar hâlâ gaflet içindedirler.
26:49Hâlâ anlatılan mevzun, kendilerine anlatılmak istenilen gerçeğin farkında değillerdir.
26:57Onu bir türlü anlamak istemiyorlar.
27:00Gaflet içinde dinliyorlar ve can kulağıyla istifade etmek maksadıyla kulak vermiyorlar, dinlemiyorlar söylenilenleri.
27:10مَا يَئْتِيهِمْ مِنْ ذِكْرِمْ مِنْ رَبِّهِمْ مُحْدَسِمْ
27:15Rablarından yeni yeni, birbiri ardınca gelen, birbirini takip ederek gelen, mükerreden kendilerini uyandırmak, kendilerini ikaz etmek maksadıyla Cenab-ı Hak tarafından kendilerine gönderilen nasihatlardan hiçbiri yoktur ki,
27:32اِلَّ اسْتَمَعُوا هُوْ وَهُمْ يَلْعَبُونَ
27:36Onlar onu bir oyuncak, bir eğlence diye dinlemiş olmasınlar.
27:41Yani dinliyorlar ama onu ehemmiyet vererek, önemine inanarak dinlemiyorlar.
27:48O Allah tarafından bildirilen gerçekleri onlar, sadece bir avunma ve eğlenme olarak, yani laf olsun diye dinliyorlar.
27:58İstifade etmek maksadıyla dinlemiyorlar.
28:00لَا هِيَتَنْ قُلُوبُهُمْ
28:03Onların kalpleri gaflet içinde, oyun ve eğlence ile meşgul vaziyette, işin ciddiyetinden çok uzak.
28:13وَاَسَرُّنْ نَجْوَا لَذ۪ينَ ظَلَمُ
28:16Zalimler, kafirler, inkarcılar, kendi aralarında gizlice konuştukları konunun, başkaları tarafından, hele hele peygamber tarafından duyulmasını istemedikleri için onu iyice seslerini alçaltarak konuşuyorlar.
28:35Necva demek zaten gizlice bir meseleyi konuşmak, aralarında fısıldaşmak manasına.
28:43Eserra bir şeyi gizlemek, sır halinde saklamak manasına.
28:48Yani bunlar aralarındaki gizli konuşmayı daha da gizli kapaklı, anlaşılmaz bir halde dışarıdan duyulmayacak şekle sokuyorlar manasına geliyor.
28:59İmam Maverdi Hazretleri, Ennuket vel Uyun isimli tefsirinde, buradaki eserra fiilinin ezdattan olarak, yani bazı kelimeler var Arapçada, tamamen birbirinin zıddı iki ayrı manada kullanılıyor.
29:15Birbirinin karşıtı iki ayrı manada birden kullanılabiliyor.
29:19Eserra burada aslında gizlemek manasına olduğu halde, o manaya geldiği halde ezdattan olduğu takdirde o zaman ezhara, yani meydana çıkarmak, açığa vurmak manasına da geliyor.
29:32Onun için burada bu mananın da melhuz olduğunu, bu mananın da söz konusu edilebileceğini söylemiştir İmam Maverdi'yi bir rivayet zikrederek.
29:41O durumda ne oluyor mana? O zaman zalimler, inkarcılar aralarındaki konuşmanın mahiyetini açığa vurarak,
29:53Allah Allah bu nasıl oldu da bu şekilde oldu diyerek kendi hayretlerini, taaccüblerini, şaşkınlıklarını ortaya koydular manasına geliyor diyor.
30:03Ve o zaman bu aralarındaki konuşmadan sonra onlar diyorlar ki,
30:06Peygamber aleyhissalatü vesselam onları hak yola davet ediyor.
30:14Allah'ın kendisine verdiği risalet vazifesinin gereği olarak onları hidayete çağırıyor.
30:20Onları dalaletten, şirkten, Allah'tan başkasına ibadet etmekten alıkoymak istiyor.
30:27Bundan dolayı onlar diyorlar ki, aralarındaki bu konuşmalarda,
30:31bu sizin gibi, sizin gibi sıradan bir insandır haşa.
30:35Yani bunun sizden bir farkı yoktur.
30:38Bu ancak sizin gibi bir insandır.
30:40İnsan olduğu için bunun size herhangi bir üstünlüğü, sizden fazla bir tarafı, bir meziyeti yoktur diyorlar.
30:48Burada te'tune aslında etayeti, gelmek manasına.
30:57Yani siz bu sihri göre göre, bunun yaptıklarının bir göz boyama ve büyücülükten ibaret olduğunu bire bire,
31:08onu kabul mü edeceksiniz?
31:10Yani onu benimseyecek misiniz manasında?
31:12Efe te'tune, efe tekvelune manasında almıştır müfessirler.
31:17Yani siz bunu sihir olduğunu göre göre, göz göre göre bunu benimseyecek, kabul edecek misiniz?
31:23diye birbirlerine ikasa bulunuyorlar.
31:25Yani bu söylenenler bir aldatmacadan ibarettir diyorlar haşa.
31:30Halbuki anlatılan meselelerin ehemmiyetini kavrasalar,
31:34kendilerine telkin edilen hakikatin ne kadar tutarlı, ne kadar insicamlı fikirlerden teşekkül ettiğini, oluştuğunu, meydana geldiğini bir bile bilseler,
31:46böyle söylemeleri mümkün değil.
31:48Ama yine de onlar diyorlar ki, siz göz göre göre bu sihri kabul mü edeceksiniz?
31:54Böyle bir sihrin olabileceğine mi ihtimal veriyorsunuz diyerek birbirlerini adeta ikaz ediyorlar, uyarılıyorlar ve kabul edenler olacak olursa onu kınayacaklarını da bu suretle ihsas etmiş oluyorlar.
32:08Buna cevap olarak peygamber aleyhissalatü vesselam buyuruyor ki,
32:19benim Rabbim, benim Rabbim gökte ve yerde ne söylenmişse hepsini bilir.
32:29Bunlar aralarında yani eser rasilinin gerçek manasında kullanıldığı takdirde verdiğimiz manaya göre,
32:35hani çok gizli olarak yaptığı konuşmaların peygamber tarafından kendilerine açıklanması neticesinde şaşkınlıklarını ifade ediyorlardı.
32:45Buna mukabil de işte Allah'ın Resulü onlara diyordu ki,
32:50benim Rabbim gökte ve yerde insanlar ne söylemişlerse, ağızlarından ne çıkmışsa, telaffuz ettikleri, konuştukları her şeyi Rabbim çok iyi bilir.
33:03Cenab-ı Hak'tan hiçbir şey gizli kalmaz diye bu hakikati ortaya koyuyordu.
33:09Ve huve's-semi'u'l-alim, o her şeyi işitir ve bilir.
33:14Allah-u Teala'nın ilminden ve Cenab-ı Hakk'ın sem'inden, işitmesinden hiçbir şey hariç kalamaz.
33:22Onun ilmi dışında olamaz hiçbir şey.
33:24Onlar tabi peygamberin yaptığı, bütün peygamberler hakkında aynı şey söz konusudur, varittir.
33:39Peygamberlerin söyledikleri, insanlara ulaştırdıkları her türlü bilgiyi değerlendirirken,
33:46onu kendilerince bir türlü belli bir esasa bağlayamıyorlar, çeşitli ihtimaller arasında bocalıyorlardı.
33:56Bir kısmı diyordu ki,
33:58Bunlar böyle insanın böyle tok karnayken, midesi doluyken, gördüğü bir takım karışık ve anlamsız rüyalar kabilindendir.
34:12Bu rüyalara benzer, bu söylenen sözler, tevili olmayan, yorumu yapılamayan, tabir edilemeyen rüyalar gibidir diyorlar.
34:20Karışık ve anlaşılmaz, yorumsuz rüyalar, yorumlanamayan rüyalar gibidir bu sözler.
34:28Bunların bir manası yoktur diyorlar.
34:30Belif derahu, belki de bunu o uydurmuş söylüyor.
34:34Uydurdu da söylüyor, böyle bir şey yok aslında ama o böyle bir söz ortaya atmış, böyle bir laf çıkarmış.
34:42Dolayısıyla bu sözün hiçbir mesnedi yoktur diyorlar.
34:44Bel huve şair, bir de bakıyorlar ki sözlerde bir tutarlılık var.
34:49Bir insicam var, bir güzellik var, bir çekicilik, cazibe var.
34:55Onun üzerine diyorlar ki, belki de bu bir şair de olabilir.
34:59Belagatlı, edib, edibane sözler söyleyebilen, kabiliyeti şiiriyesi olan, şiir söyleme yeteneği olan bir insan da olabilir.
35:09Belki de bu bir şairdir diyorlar peygamber hakkında.
35:12Böyle değerlendirmelerde bulunuyorlar.
35:14Daha önceki peygamberler gibi, Resulullah Aleyhisselatü Vesselam Hazretleri hakkında Mekke müşrikleri öyle diyorlardı.
35:27Daha önce gelen Musa Aleyhisselam'ın asası vardı.
35:31Salih Aleyhisselam'a kayadan deve çıkararak Cenab-ı Hak muazzam bir mucize ile onu teyit etmişti.
35:37O da daha önceki peygamberler gibi bu Muhammed Aleyhisselatü Vesselam için, peygamber Efendimiz için, o da bir mucize getirseydi ya dediler.
35:47O bize bir mucize getirse ya dediler.
35:50Böyle bir mucize hissediler.
35:51Bizim daha önce helak ettiğimiz insanlardan hiçbir kasaba halkı, hiçbir şehrin, hiçbir memleketin ahalisi yoktur ki onlar iman etmiş olsun.
36:09Onlar mucizeleri göre göre inkar ettiler.
36:12Bunlar mı inanacaklar?
36:15Bunlar mucize olsa da biz de görsek diyorlar ama inanacaklar mı?
36:19Hayır! Onlar da inanacak değiller.
36:23وَمَا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ اِلَّا رِجَالًا نُّهِ اِلَيْهِمْ
36:28Onlar tabi peygamberin bir insan oluşuna bir türlü mana veremiyorlardı.
36:34Kafalarında yerleşmiş bir ukde halinde onların içini kemiren bir şüphe vardı.
36:40Peygamber dediğin insan olmaz.
36:43Meleklerden olması icap eder.
36:46Bunun melek olması gerekirdi diyorlar.
36:48Ama bu bizim gibi yiyen, içen, çarşılarda gezen bir insan.
36:53Dolayısıyla bunun bizden farklı bir tarafı yok ki biz onu peygamber olarak kabul edelim diye düşünüyorlardı.
37:00İşte onların bu iddialarına cevap olarak Cenab-ı Hak buyuruyor ki
37:03وَمَا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ اِلَّا رِجَالًا نُّهِ اِلَيْهِمْ
37:08Senden önce de biz bir takım erkekleri Allah-u Teala kendilerine vahiy verilen peygamberler olarak görevlendirdik buyuruyor Cenab-ı Hak.
37:19Senden önce hiçbir peygamber gelmedi ki hiçbir insan gelmedi ki hiçbir kendisine vahiy verilen kimse gelmedi ki onlar erkeklerdi ve kendilerine vahiy veriliyordu.
37:32Onlar daha önce gelen peygamberlerin de insan olduğunu, onların da birer beşer olduğunu eğer bilmiyorlarsa bilenlere sorsunlar.
37:46Tevrat okuyanlara, İncil ve Zebur okuyanlara sorsunlar.
37:50Eski kitaplarda daha önce vazifelendirilmiş peygamberlerin de insan olduğu erkekler tarafından, erkekler arasından seçildiği gayet açık bir şekilde bildirilmiştir.
38:05Onlar eğer bilmiyorlarsa
38:06فَسْأَلُوا اَهْلَ الزِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
38:10Eğer bilmiyorsanız bilenlere sorunuz buyuruyor Cenab-ı Hak.
38:14Onlardan bu konuda size doğru ve sahih cevaplar gelecektir.
38:18وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَدًا لَا يَأْكُلُونَ اتَّعَامَهُ
38:23وَمَا كَانُوا خَالِد۪ينَ
38:25O daha önce vazifelendirilmiş peygamberler gibi
38:29biz bu peygamberleri de böyle hiçbir şey yemeyen kupkuru bir ceset ve heykel halinde yaratmadık onları.
38:38Bunların biyolojik, fizyolojik hayatları muntazam devam ediyor.
38:42İnsan hayatı, insanın yaşayışı, insanın hayatta kalabilmesi için lüzumlu bir takım ameliyeler, bir takım ihtiyaçlar vardır.
38:53İnsanlar böyle yemez, içmez ve doğrudan doğruya herhangi bir gıda ve besinle beslenmez,
39:00lalettain heykel ve cesetlerden ibaret değildir, cansız ceset değildir.
39:05Can ve hayat olduğu müddetçe bu hayatiyetin devam etmesi için bir takım fizyolojik faaliyetlerin sürekli olarak temadi edebilmesi için insanın gıda alması lazım.
39:18وَمَا كَانُوا خَالِد۪ينَ
39:20Onlar aynı zamanda öyle ebedi olarak kalacak, Allah tarafından kendilerine ebediyet ve sonsuzluk imkanı tanınmış kimseler de değillerdi.
39:30Şu halde onların yiyip içmelerini neden bunlar yadırgıyorlar?
39:35Daha önceki peygamberler de yirlerdi, içerlerdi, insani ve beşeri faaliyetlerini muntazaman yürütürlerdi.
39:43سُمَّ سَدَقْنَاهُمُ الْوَعْدَى
39:46Sonra Allah-u Teala onlara, onlar hakkında verdiği sözü yerine getirdik buyuruyor.
39:51فَاَنْ جَيْنَاهُمْ وَمَنْ نَشَاءُ
39:54Onları düşmanların şerrinden, kendilerine gelecek afat ve belalardan kurtardık ve dilediğimiz, irade ettiğimiz kimseleri de o felaket ve musibetlerden kurtardık.
40:07وَاَهْلَكْنَا الْمُسْرِفِينَ
40:09Allah yolunda ellerindeki imkanları israf eden, Cenab-ı Hakk'a karşı gelen, isyan eden kimseleri ise helak ettik.
40:19Allah'ın emrine boyun eğmeyen, onu kabul etmeyen kimseleri ise mahu perişan ettik buyuruyor Cenab-ı Hak.
40:26لَقَدْ اَنْزَلْنَا اِلَيْكُمْ كِتَابًا ف۪يهِ ذِكْرُكُمْ
40:31Size, sizin şeref ve itibarınız olan, size bir takım hatırlatmalarda bulunan, size öğüt veren kitabı indirdik.
40:41İşte bu Kur'an-ı Kerim sizin için, sizin beklediğiniz mucizelerinde ötesinde sürekli ve mütemadî, devamlı bir mucizedir.
40:50Allah-u Teala, bu Kur'an-ı Kerim vasıtasıyla, size hem şeref ve itibar kazandırıyor, hem de sizi gafletten ikaz ediyor.
41:00Uyarıyor Cenab-ı Hakk sizi. Böyle bir kitap indirdik size.
41:04اَفَلَا تَعْقِلُونَ
41:05Bunun anlamını, bunun ifade ettiği manayı kavramıyor musunuz? Bunu anlamıyor musunuz?
41:12Kur'an-ı Kerim'i şöyle bir değerlendirin, düşünün onun sizin için ne büyük nimet olduğunu,
41:17ne kadar muazzam bir ikaz ve uyarı olduğunu anlayacaksınız buyuruyor Cenab-ı Hakk.
41:24İşte Kur'an-ı Kerim'in bütün peygamberlere verilen mucizelerin de üstünde muazzam bir mucize olduğu,
41:31Allah-u Teala'nın insanlara gerçekleri bildirmek için gönderdiği en büyük nimet olduğu,
41:38hele hele peygamber efendimizin kavmi için, ona şiddetle karşı çıkan insanlar için,
41:44Kur'an-ı Kerim'in ne kadar büyük bir ihsan-ı Rabbani olduğu bu suretle ifade edilmiş oluyor.
41:50Ayet-i Kerimelerde bakın bir taraftan münkirlerin itirazları onlara verilen fevkalade mukni,
41:58son derece tutarlı, insicamlı cevaplar.
42:02Kur'an-ı Kerim'de işte, Kur'an-ı Kerim üslubu içerisinde bunlar inkarcı kimseleri iskat etmek,
42:09susturabilmek için ne kadar mükemmel bir şekilde birbiri ardına dizenmiş,
42:15birbiri yanına sıralanmış, inciler gibi pırıl pırıl parlıyor.
42:19Merhaba değerli seyircilerimiz, bugün Anadolu Erenler'inle birlikteyiz ve bugün sizlere
42:30Tütünsüz Babayı tanıtmaya çalışacağız efendim.
42:34Evet sevgili seyirciler, Osmanlı dendi mi, sadece yurdumuzda değil,
42:39dünyanın dört bir tarafında tatlı hatıralar gelir akla.
42:42600 yıldan fazla dünyanın gidişatına yön veren, bu muhteşem medeniyeti oluşturan
42:48üç saç ayağı vardı ki, bunlar kul hakkıdır diye yediği hüzünlerin parasını
42:53asma dalına bırakan bir ordu, komşum açken benim tok yatmam uygun olmaz diyen bir halk
43:00ve ilmiyle amel eden alimlerdi.
43:04Bu alimlerin kimi tabipti, devrenin en ileri bilgileriyle şifa dağıtırlardı,
43:09kimi ise müderristti, ülkeye yetişmiş insan kazandırırlardı,
43:14ama hepsinin ortak bir özelliği vardı.
43:19Yurdun dört bir yanında, insanlara dünya ve ahirette huzur ve saadet içinde nasıl yaşanır,
43:25onu öğretirlerdi.
43:27Halk için de halkla birlikteydiler.
43:30Sahip oldukları manevi sırları kimse bilemez, ancak arif olanlar anlardı.
43:37İşte bunlardan biri de, Ahmet Rıdvani ismindeki bir gönül ehliydi.
43:42Edin eliler onu, tütünsüz baba diye çağırırlardı.
43:46Görünüşte defterdar olarak vazife yapıyordu ama hal ehli bir veliydi.
43:52İkinci Bayezid Han devrinde aç ruhları doyurur, kemale erişmelerine sebep olurdu.
43:581499'da vefat ettiğini biliyoruz.
44:03Harap halde olan türbesi, Mevlana Kararüstem Gazi Camii yanındadır.
44:08O yıllarda bir de tekkesi varmış mübareği, ancak ulaşamamış günümüze.
44:14Şu gördüğünüz harabe, tütünsüz babanın yadigarı.
44:19Bizimse vefasızlığımızın açık bir örneği.
44:22Bizim dedikse, sade vatandaşı kastetmiyoruz tabii.
44:26Yerel ve merkezi yönetimlerin alameti farikası olmuş bu harabe.
44:30Hoş bu büyüklerin törene, şatafata ihtiyacı yoktur ama bir ziyaret ve bir fatiha milletçe vefasızlığımızı telafi edecektir inşallah.
44:40Bu ve bunun gibi büyük zatlar, halis Allah adamları olup rağbet etmezler dünyaya.
44:52Hatta kaçarlar ondan.
44:54Onların tek derdi vardır.
44:57Ahiret.
44:58Ahirette azaptan kurtulmayı düşünürler sadece.
45:01Yalnız kendilerini mi?
45:03Hayır.
45:04Herkesi kurtarmaya çalışırlar.
45:06İstemezler kimsenin yanmasını.
45:08Nitekim tütünsüz baba bir sohbetinde şöyle buyurmuş.
45:13Dünya ve ahiret saadetinin başı Allah-u Teala'nın rızasına, sevgisine kavuşmaktır.
45:19Bu da ancak İslamiyet'e uyarak kazanılır.
45:23Bunun için farzları yapıp kaçınmalıdır haramlardan.
45:27Lakin bunları ihlasla yapmak şarttır elbet.
45:31İhlas, temiz olması demektir kalbin.
45:34Dünyaya düşkün olan kalp temiz olamaz.
45:38Kalbin temiz olması için İslamiyet'e uymak ve Allah-u Teala'yı sevmek lazımdır.
45:45Kalp dünya sevgisinden kurtulursa Allah sevgisi kendiliğinden yerleşir o kalbe.
45:51Anlatıldığına göre cuma namazı için çıkar evden mübarek.
45:55Yolda içki yüklü bir arabayla karşılaşır.
45:58Araba tıka basa dolu olduğunda zavallı hayvancağızlar zorlanmaktadırlar.
46:02Üstelik ortalığı pis bir koku kaplamıştır.
46:06İçki kokusu.
46:08Yükün sahibi o civarda yaşayan bir gayrimüslimdir ve zorlanan hayvanları kıyasaya kırbaçlamaktadır.
46:15Hazret dayanamaz bu hale.
46:16Yeter artık vurma durdur şu hayvanları buyurur.
46:20Lakin adam umursamaz hiç.
46:22Devam eder kırbacak.
46:24O güne kadar kızdığı hiç görünmeyen mübarek gadaplanır.
46:27Bu defa seslenir atlara.
46:29Durun der.
46:30Bitmeyin daha.
46:31Hayvanlar adeta yere çakılır o anda.
46:35Kala kalırlar hareketsiz.
46:36Mıh gibi yere saplanmışlardır sanki.
46:39Oynamazlar yerlerinden ne bir adım ileri ne bir adım geri.
46:44Adam vaziyeti kavrayamaz önce büyük bir hınçla kırbacını kaldırır ve tam atlara vuracağı sırada sağ tarafına felç iner birden.
46:53Yıkılır yere.
46:55Mecali kalmaz.
46:56Ancak o zaman anlar hatasını.
46:58Af diler bu büyük veliden.
47:01Büker boynunu.
47:03Merhamet deryası büyük insan.
47:05İşaret eder atlara.
47:07Yürüyün der.
47:09Hayvanlar sanki yükleri hafiflemişçesine yürürler.
47:13Üstelik etrafı saran içki kokusu dağılıverir.
47:17Gayrimüslimin garibine gider olanlar.
47:20Yüklerden sirke kokuları yayılır bu defa.
47:23Şaraplar sirkeye dönüşmüştür.
47:25Adamcağız beklemez kerametin böylesidir.
47:29Diz çöker mübareğin önünde.
47:31Okur şehadeti.
47:33Artık o Müslümandır.
47:35Üstelik aşıkı olmuştur o büyük velinin.
47:39Tütünsüz baba hemen oracıkta tutar kulağından adamın.
47:43Sakın ha der.
47:45Şahit olduğun bu olayı kimseyi anlayacaksın.
47:48Hiç olmazsa benim sağlığımdan.
47:50Evet değerli seyircilerimiz.
47:54Bugünlük buraya kadar süremiz doldu.
47:56İnşallah yarın yine birlikte olacağız.
47:58Ve tütünsüz babaya devam edeceğiz efendim.
48:00Hoşçakalın.
48:01Geçtiğiniz yollara bizden selam götürün.
48:14Geçtiğiniz yollara bizden selam götürün.
48:19Hak dost diyen dillere bizden selam götürün.
48:24Hak dost diyen dillere bizden selam götürün.
48:29Kutlu Hicaz çölüne, hakkın solmaz gülüne.
48:34Kutlu Hicaz çölüne, hakkın solmaz gülüne.
48:39Ol müminler seline bizden selam götürün.
48:43Ol müminler seline bizden selam götürün.
48:48Girenler dost bağına, düşmez küfrün ağına.
48:53Girenler dost bağına, düşmez küfrün ağına.
48:57Mübarek Nur Dağı'na bizden selam götürün.
49:02Mübarek Nur Dağı'na bizden selam götürün.
49:07Ya An-Nur-u Hüda'ya, Merve'yle Safa'ya.
49:12Ya An-Nur-u Hüda'ya, Merve'yle Safa'ya.
49:17Muhammed Mustafa'ya bizden selam götürün.
49:22Muhammed Mustafa'ya bizden selam götürün.
49:27Yalvarıp Rabbimize, dualar edin bize.
49:31Yalvarıp Rabbimize, dualar edin bize.
49:37Muazzam Kabe'mize bizden selam götürün.
49:41Muazzam Kabe'mize bizden selam götürün.
49:46Her yönelen Allah'a çıkar nurlu sabaha.
49:57Ali Resulullah'a bizden selam götürün.
50:02Ali Resulullah'a bizden selam götürün.
50:06Girersiniz ihrama, el sürmeden harama.
50:17Sahabe-i kirama bizden selam götürün.
50:21Sahabe-i kirama bizden selam götürün.
50:27Lebbeyk deyip boyuna, koşun zemzem suyuna.
50:31Lebbeyk deyip boyuna, koşun zemzem suyuna.
50:36Beni Haşim soyuna, bizden selam götürün.
50:41Beni Haşim soyuna, bizden selam götürün.
50:46Mekke ile Medine, iki eşsiz hazine.
50:51Mekke ile Medine, iki eşsiz hazine.
50:56Çarı yarı güzine, bizden selam götürün.
51:00Çarı yarı güzine, bizden selam götürün.
51:05Kavrulan açık başa, öpülen siyah taşa.
51:11Kavrulan açık başa, öpülen siyah taşa.
51:16Gözlerden akan yaşa, bizden selam götürün.
51:20Gözlerden akan yaşa, bizden selam götürün.
51:25Tekbir alan ihvana, kesilen her kurbana.
51:31Tekbir alan ihvana, kesilen her kurbana.
51:35Bütün ehli imana, bizden selam götürün.
51:40Bütün ehli imana, bizden selam götürün.
51:44Yetişir Cemal Gayri, çok sözün yoktur hayrı.
51:50Yetişir Cemal Gayri, çok sözün yoktur hayrı.
51:55Hüccaca ayrı ayrı, bizden selam götürün.
51:59Hüccaca ayrı ayrı, bizden selam götürün.
Yorumlar