00:00Merhaba, 2025 bittiğinde hepimiz tuhaf bir hisse kapıldık değil mi?
00:04Sanki sadece bir yıl devrilmemiş de çok daha büyük, çok daha köklü bir şey geride kalmış gibiydi.
00:10İşte bugün Dr. Alper Sezener'in tam da bu kollektif ruh halini anlatan harika yazısına dalıyoruz
00:16ve takvim yapraklarının ötesinde aslında neleri geride bıraktığımızı anlamaya çalışıyoruz.
00:21İşte yazarın bu sözü hepimizin hissettiği ama belki de adını koyamadığı o şeye dokunuyor.
00:26Bu basitçe takvimin değişmesi değil, sanki kuralları tamamen farklı olan yeni bir odaya hiç ses çıkarmadan adım atmak gibi bir şey.
00:35Peki ama bizi bu eşiğe getiren neydi? İşte bütün mesele bu.
00:39Şimdi yazarın asıl meselesine gelelim.
00:42O 31 Aralık gecesi hissettiğimiz tuhaf boşluk hissi sadece biten bir yıldan mı ibaretti yoksa içimizdeki bir şeylerin de sonu muydu?
00:50Yazar bu ikisi arasında çok tuhaf, çok derin bir kopukluk olduğunu söylüyor.
00:53Yani aslında bir aldanma içindeyiz diyor yazar.
00:56Takvim bize her şeyin normal olduğunu, sadece yeni bir yıla girdiğimizi fısıldıyor.
01:02Ama içimizdeki refleksler, ruh halimiz, bambaşka bir hikaye anlatıyor.
01:07Yazarın iddiası çok net.
01:08Farkında bile olmadan sessizce yeni bir varoluş biçimine geçtik.
01:13Peki bu soyut eşik hissi nereden geldi?
01:16Tabii ki bu his durup dururken ortaya çıkmadı.
01:18Yazar cevabın 2025'in o gürültülü ve kayıplarla dolu arka planında yattığını söylüyor.
01:24Hadi gelin o yıla bir geri dönelim neler olmuştu hatırlayalım.
01:26O yıl boyunca adeta nefes alacak bir an bile bulamadık.
01:30Düşünsenize bir felaketin haberi bitmeden diğeri başlıyordu.
01:34Kartalkaya'daki o korkunç yangın, İstanbul'u sallayan deprem, bir türlü bitmeyen savaşlar.
01:39Yazarın dediği gibi bu trajediler bir noktadan sonra haber olmaktan çıktı ve hayatımızın normal,
01:44uğutlu bir arka plan gürültüsüne dönüştü.
01:47Ve kayıplarımız sadece trajik olaylarla sınırlı değildi.
01:512025 aynı zamanda kültürümüzü, sanatımızı, düşünce dünyamızı şekillendiren devlerin de bir bir sahneden çekildiği bir yıldı.
02:00Bu da o kollektif yaz hissini daha da derinleştirdi.
02:03Şu isimlere bir bakın.
02:05Aslında sadece sanatçıları değil, bir dönemin seslerini, renklerini, fikirlerini kaybettik.
02:11Her bir veda dünyamızdan bir parça daha eksiltti ve bizi, hepimizi biraz daha yalnız bıraktı.
02:18Bütün bu kayıpların ve krizlerin ortasında sığınabileceğimiz bir adalet duygusu da kalmamıştı.
02:24Yazar, terazinin tamamen kırık olduğu, iktidarın acımasız, muhalefetin ise fısıldamaya bile mecalinin kalmadığı bir siyasi manzara çiziyor.
02:35Güvenebileceğimiz hiçbir şey yok gibiydi.
02:37Ve işte, tehlikenin başladığı yer tam da burası.
02:41Bu kadar çok felaket, bu kadar çok haksızlık üst üste yaşanınca ne olur biliyor musunuz?
02:46Yazarın tespiti gerçekten korkutucu.
02:49Artık onlara şaşırmamaya başlarız.
02:52Onlar, hayatımızın normal bir parçası, bir arka plan gürültüsü haline gelir.
02:57Peki, bu dayanılmaz arka plan gürültüsüne karşı nasıl bir savunma mekanizması geliştiriyoruz?
03:03İşte burada yazar, denemenin en can alıcı kavramını ortaya atıyor.
03:07Tehlikeli bir sığınak olan alışmanın konforu.
03:11Bu kavramı biraz açalım.
03:12Bu aslında bir tür ruhsal anestezi.
03:14Normalde bizi öfkelendirmesi, isyan ettirmesi gereken şeylere karşı duyarsızlaşmamız demek.
03:20Neden?
03:21Çünkü sürekli öfkeli ve üzgün yaşamak imkansız.
03:24Biz de hayatta kalabilmek için kabul edilemez olanı sıradanlaştırmaya, normalleştirmeye başlıyoruz.
03:302025'in bize öğrettiği en tehlikeli ders belki de tam olarak buydu.
03:34Yazar burada bizi çok acı bir gerçekle yüzleştiriyor.
03:37Bakın, duyarlı kalmak, her haksızlığı iliklerinize kadar hissetmek, dikenli bir telin içinde yaşamaya benziyor.
03:44Yani çok yorucu ve acı verici.
03:46Buna karşılık alışkanlık, o dikenli telin etrafında kendinize konforlu bir baloncuk yaratmak gibi.
03:52Ne kadar tehlikeli olduğunu bilsek de, yaşamanın çok daha pratik, çok daha kolay bir yolu.
03:58Peki biz bu eşiğe bir gecede mi geldik?
04:00Tabii ki hayır.
04:01Bu, küçük adımlarla gerçekleşen bir yolculuktu.
04:04Önce konuşmaktan vazgeçtik.
04:05Sonra gördüğümüz haksızlıklara karşı gözümüzü kapattık.
04:08Ardından bir gün her şey düzelecek umudunu kişisel bir teselliye dönüştürdük.
04:12Ve en sonunda bu kollektif sessizliğe olgunluk adını verip iyice gömüldük.
04:18Peki, bu kollektif ruh halinin, bu sessizliğin en net yansımasını nerede bulabiliriz?
04:23İstatistiklerde veya anketlerde değil,
04:25yazar diyor ki, aynayı sinemaya çevirmemiz lazım.
04:28Yani karanlıkta kendimize anlattığımız hikayelere.
04:32Neden sinema?
04:33Çünkü rakamlar bize ne olduğunu söyler ama filmler bize ne hissettiğimizi anlatır.
04:372025'in filmleri aslında toplum olarak bilinçaltımızda sorduğumuz soruların,
04:42taşıdığımız endişelerin birer yansımasıydı.
04:44Şu listeye bir bakın.
04:45Birbirinden ne kadar farklı türde filmler ama hepsi de sanki aynı yaraya dokunuyor değil mi?
04:50Bir zamanlar inandıklarımız için hala savaşabilir miyiz?
04:53Yanımızdaki kötülüğü görmezden mi geliyoruz?
04:56Asıl ihtiyacımız olan şey ne?
04:58Bu sorular aslında hepimizin 2025 boyunca kendine sorduğu ama belki de sesli dile getiremediği sorulardı.
05:04Farklı yönetmenler, farklı hikayeler ama hepsi sanki tek bir ağızdan, tek bir devasa soru soruyordu.
05:10İşte o soru buydu.
05:13Biz mi değiştik yoksa hala bir şeyleri değiştirebilir miyiz?
05:16Koskoca bir yıl süren yorgunluk ve alışkanlıklardan sonra artık bir şeyleri değiştirecek gücümüzün kalıp kalmadığından emin değildik.
05:23Sinemada adeta bir ayna gibi bu şüpheyi yüzümüze vuruyordu.
05:27Tamam, krizler, kayıplar, alışkanlıklar ve filmler.
05:31Yazar tüm bunları bir araya getirerek bizi son ve çok kışkırtıcı bir soruya ulaştırıyor.
05:36Eşiğin diğer tarafında bizi ne bekliyor?
05:39Yazarın vardığı sonuç umutsuz bir çığlık değil.
05:42Acı ama net bir teşhis.
05:452025 bize kim olduğumuzu değil, neye dönüştüğümüzü gösterdi.
05:49Artık daha az şaşıran, olaylar karşısında daha az direnen ve sessizce uyum sağlayan bir topluma.
05:55Ve işte Yapboz'un son en korkutucu parçası da bu belki de.
05:59Bu büyük dönüşümü yaşarken farkına bile varmadık.
06:02Sessizce oldu her şey.
06:04Eşikten geçtiğimizi ancak diğer tarafa vardığımızda geriye bakınca anladık.
06:08Artık geri dönüş yok.
06:10Eşiğin bu tarafındayız.
06:12Ve şimdi önümüzde çok kritik bir seçim duruyor.
06:14Bu yeni halimizi nasıl adlandıracağız?
06:17Kendimize ne diyeceğiz?
06:18Kendimize nasıl bakacağız?
06:20Bu sessizliğimiz, bu uyum sağlama halimiz, dünyanın acı gerçeklerini kabul eden bir olgunluk mu?
06:26Yoksa bu süreçte bizi insan yapan en temel, en hayati duyarlılığımızı mı kaybettik?
06:32Ve yazar bu devasa soruyla bizi baş başa bırakıyor.
06:36Yıllar sonra geriye baktığımızda 2025'i nasıl hatırlayacağız?
06:40Bizi daha bilge yapan bir olgunluk eşiği olarak mı?
06:43Yoksa insani duyarlılığımızı kaybettiğimiz o büyük kırılma anı olarak mı?
06:48Bu sorunun cevabı belki de bundan sonra atacağımız adımlar da gizli.
06:52Gerçekten de düşünmeye değer.
Yorumlar