Skip to playerSkip to main content
  • 4 months ago
Müminlerin Amellerinin Ölçüsü Ne Olmalıdır?

Category

📚
Learning
Transcript
01:00Yani müminler, inananlar hayatlarını sürdürürken, hayatlarında, ilişkilerde bulunurlarken amellerini ölçü olarak neyi almaları gerektiğinden bahsedeceğiz.
01:13Malumunuz, yani içinde yaşadığımız hayatta herkes bir şeyleri kendisine ilke edinir, ölçe edinir ve ona göre yaşar.
01:24Bu ölçüler bazen ideolojiden kaynaklanır, bazen bir dinden kaynaklanır, bazen de insanların yaşamış olduğu toplumda o toplumun örfü, geneneği neyse onların gelen anlayışlarını kendi anlayışı haline getirir, onların ölçülerini kendi ölçülerini haline getirir ve o ölçüleri kendine hayatta prensip ve ilke edinir ve ondan sonra onlara göre yaşar.
01:50Ancak iman eden biz insanlar için, Müslümanlar için hayata dair hem eşyanın hem de amellerin ölçüsünü sadece Allah belirler.
02:03Ve inandığımızdan dolayı, Allah'a olan inancımızdan dolayı Rabbimizin bizler için belirlemiş olduğu ölçülere de o kıssaslara da uymamız kaçınılmazdır.
02:18Onun için bizler şunu görüyoruz ki Allah-u Teala hem eşyaya dair hem de amellerimize, davranışlarımıza dair belli ölçüler koymuştur.
02:29Ve bunu onlarca ayeti kerimesinde ifade etmiştir.
02:35Bunlardan bir tanesini, birkaç tanesi okuyamayın inşallah ve Teala.
02:39Örneğin Maide Suresinin 100. ayetinde Allah-u Teala şöyle buyuruyor, Bismillahirrahmanirrahim.
02:44Kul, la yestevil khabisu ve tayyibum.
02:50Dek ki onlara, çirkin olan, kötü olan ile iyi olan eşit değildir, bir olmazlar.
02:57Velev ki kötü olan, pis olan, yani habis olan şeyin çoğunluğu hoşunuza dahi gitse.
03:12Velev ki pis olan, Allah'ın kötü olarak tarif ettiği şey sizin hoşunuza dahi gitse,
03:18o Allah-u Teala'nın belirlemiş olduğu tayyib, temiz olan bir şeyle aynı değildir.
03:26Fettekullâh yâ ulil elbâh.
03:29Ey akıl sahipleri, Allah'tan korkun.
03:32Ki, leallekum tuflihûn.
03:35Allah kurtuluşa erersiniz bu şekilde.
03:38Yine başka bir ayet-i kerimede Allah-u Teala, Resulü ile hitaben ya da Resulü'nün insanlara, Müslümanlara yönelik yapmış olduğundan bahseder.
03:49Araf Suresinin 157. ayetinin bir kısmı.
03:53Ki o Resul, sizlere iyiliği emreder, sizi kötülükten men eder, sizlere temiz olanı helal kılar ve pis olanı haram kılar.
04:19Yani, Allah-u Teala ki bunu Resulü aracılığıyla bize bildirir, değil mi?
04:26Yani, bizim için helalleri ve haramları kendi kitabında bahsettiği gibi,
04:32Resulü, kulu ve elçisi olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin fiiliyatıyla, sözleriyle de bizim için helalleri ve haramları ne yapar?
04:42Tayyip eder, belirler.
04:43Yani, ayeti tabiri caizse tersinden de düşünebiliriz.
04:46Yani, Allah ve Resulü'nün bizim için temiz kıldığı şey, helal, helal kıldığı şey temizdir.
04:56Ya da bizim için pis, kötü, murdar, necis olarak tabir ettiği şey iyidir.
05:02Veya bizim için helal kıldığı şey, bu anlamda temizdir.
05:06Dolayısıyla, baktığımızda Allah-u Teala, hem eşyaya dair, değil mi, değerlendirme yapmıştır.
05:15Yani, neyin helal, neyin haram olduğunu bildirmiştir.
05:18Örneğin, domuz etinin necis olduğunu, murdar olduğunu, herkese başka ayetlerinde, işte, kan, leş, değil mi,
05:28veya, işte, fal okları, şans okları, sizin için haram kıldığının, bunlar şeytan işi birer pisliktir.
05:35Ya da başka yerde, müşriklerin necis olduğunu, kafirlerin murdar olduğundan bahsetmiştir.
05:42Benzer şekilde, fiillerimize yönelik olarak da, ne diyor, zinaya yaklaşmayın.
05:49Ya da, verdiğiniz zaman sözünüze, durun.
05:54İşte, yalan konuşmayın.
05:57Faiz ile amel etmeyin.
05:59Neyi görüyoruz?
06:01Allah-u Teala, biz, kullar için, eşyada ve fiillerde, bir takım kıymetler veriliyor.
06:11Ve o kıymette göre, biz inananların da, o kıymetleri kale alarak, hayatlarımızı sürdürmemiz gerekiyor.
06:19Allah-u Teala'nın, bir şeye pis demiyse, bizim inananlar nezdinde, artık o şey pistir.
06:26Bir şey haramsa, o bizim için artık haramdır, yasaktır.
06:32Eğer bir şey mübahsa, o bizim için zaten helaldir ve rağbet edilebilir.
06:38Dolayısıyla, biz inananlar için, şu birinci derecede kıstas önemlidir.
06:44Bir, eşyaya ve fiillere yönelik, Allah-u Teala bir kıymet takdir ediyor.
06:50İkincisi, bu kıymetler arasında da, derecelendirme yapma hakkı, yine sadece Allah-u Teala aittir.
07:00Yani Allah-u Teala, örneğin, bazı fiilleri haram saydı, değil mi?
07:06Ya bazı nesneleri de haram saydı.
07:09Bakıyoruz ki, o haram saygı fiiller arasında da bir derecelendirme yapmaktadır.
07:14Yani örneğin, bir insanı yaralamak, değil mi? Eziyet etmek, haram ve günah.
07:22Ama bir insanı katletmek, ondan daha büyük bir günah.
07:27Mahreminiz olmayan bir kadına dokunmak, haram.
07:31Ama zina, ondan daha büyük bir haram.
07:35Yine Allah-u Teala'nın, helal olarak tabir ettiği şeyler arasında da derecelendirme yaptı.
07:41Mesela, bazı şeyleri bizim yapmamızı emretti ki bunlar farziyet ifade eder.
07:49Bazı şeyleri bizim yapmamızı istedi ama terk etmemiz halinde günahı olmayan fiiller tayin etti ki,
07:58bunlar menduk, müstehab veya nafile dediğimiz hususlardır.
08:03Ve bazı şeyleri mekruh gördü, kerih gördü.
08:06Şimdi baktığımızda, bu ammeler arasında nedir?
08:10Bir derecelendirmedir.
08:13Bununla da yetinmediği, Allah-u Teala,
08:17bu derecelendirmeyi tekrar bir tasnife tabi tutup, tekrar bir derecelendirdi.
08:23Örneğin, Rabbimizin bizden emrettiği şeyler farzdır.
08:27Ama bakıyoruz ki farzlar arasında da bir derecelendirme var, değil mi?
08:31Her ferdin bizatihi yapmakla mükellef olduğu farziyet, farz-ı ayn.
08:38Veya bir kısım Müslümanın yerine getirmekle birlikte diğer Müslümanların üzerine farziyeti düşüren farz, farz-ı kifaya.
08:46Yine müştehit alimlerimiz,
08:50değil mi?
08:51Menduplar arasında da, yani Kur'an ve sünnet bütünü içerisinde derecelendirdiklerine,
08:57sünnetler arasında da derecelendirmeler yaptılar.
09:02İşte bazıları sünneti müerkele dediler, bazılarına sünneti gayri müerkele dediler.
09:06Ya da mekruhlar arasında derecelendirme yaptılar.
09:11Ne dediler?
09:12Ne dediler?
09:13Bazıları işte helala yakın, tenzihen mekruh, ya da harama yakın, tahrimen mekruh dediler.
09:21Yani baktığımızda, böylesi ameller arasında derecelendirme yapılmıştır.
09:26Burada bizim esas almamız gereken şey şu.
09:32Birincisi, biz insanoğlu eşyaya dair ya da fiillere dair kıymetlendirme, derecelendirme hakkına sahip değiliz.
09:41Sadece Allah-u Teala bu hakka sahiptir.
09:43Yani biz kendimize göre helalleri ya da haramları tayin edemeyiz.
09:49Ve yine biz kendimize göre farzları, mendupları, mekruhları tayin edemeyiz.
09:55Bu derecelendirme de yine sadece ve sadece Allah-u Teala'nın hakkıdır.
10:02Ve inananların da böyle bakması gerekiyor.
10:11Biz mantıksal bir takım önerilerle şunu diyemeyiz.
10:16Ya şu her ne kadar işte haram tayin edilmişse de ya kendisinde fayda vardır.
10:21Kendisiyle amel edildiğinde işte bir kazanç sağlanıyor.
10:26Dolayısıyla ona rağbet edilebilir anlayışı, maalesef günümüz Müslümanlarında çok yaygın bir anlayıştır.
10:34Oysa Allah-u Teala inananları bu konuda da uyarmaktadır.
10:37Örneğin Bakara 2.19. ayetinde ne diyor Allah-u Teala mealen?
10:44Sana şaraptan ve kumardan sorarlar.
10:48De ki, onlarda insanlar için bir takım menfaatler vardır, faydalar vardır.
10:54Aynı zamanda onlarda büyük günahlar da vardır.
10:58Onların günahı faydalarından fazladır, ağırdır.
11:02Yani bizler zahiren bir şeyden menfaat görüyorsa, masraat görüyorsa, onun masraatı o işe ya da o nesneye rağbet etmemizi gerektiren bir gerekçe değildir.
11:18Bakın Allah-u Teala kendisi ifade ediyor.
11:21Kumarda da şarapta da insanlar için bir takım faydalar vardır.
11:24Ama ben onu günah diye tayin ettim.
11:27Ve onun günahı faydasından daha büyüktür.
11:31Şimdi Allah-u Teala biz insanlar için hem eşyada hem de fiiliyatta tayin etmiş olduğu değerler, kıymetler,
11:41inananların bakış açısından şöyle bir şey oluşturması lazım.
11:45Eğer Allah-u Teala bunu haram kıldıysa,
11:47haram kıldıysa, bunda fayda da olsa, zarar da olsa, benim inancım gereğince her halükarda bunu uymam gerekiyor.
11:56Allah haram kılmıştır.
11:57Yaklaşma demiştir.
11:59Mahkak ki Allah-u Teala hikmetsiz bir iş yapmaz.
12:03Haram kıldıklarına da, helal kıldıklarına da mutlak surete hikmetler vardır.
12:08Bunun hikmetini bize bildirmemesi, bizim onun hikmetini bilmemiş olmamız,
12:14onun vasfını değiştirmez.
12:16Ve yine Allah-u Teala bir şeyi emrettiyse, değil mi?
12:22Yani Allah emrettiyse o zaman inananın için şudur.
12:25Ya bunu Allah emretmiş.
12:26Ben artık bunu yapmakla neyi elde edip etmemem önemli değil.
12:31Rabbim bunu emretmiş.
12:33Yani bunun sonucunda ben zahiren, fiziksel olarak ya hayır mı var, şen mi var, fayda mı var, zarar mı var,
12:39bunun hesabına giremem, girmemem gerekiyor.
12:43Yani fayda olsun olmasın.
12:45Hani yüz muhakkak Allah bütün farzlarını ya da emirlerini bir hikmete bilen yapmış ama,
12:52biz burada kalkıp da, dediğim gibi hikmetini araştırmaya çalışıp,
12:57hikmetin neticesinde ha faydalı mı, değil mi diyerekten,
13:00o Allah'ın kıymetini değiştirme ya da kendimizce belirleme gibi bir hakkımız yok.
13:09Dolayısıyla bu iki husus önemli değerli kardeşler.
13:11Yani bir insan kalkıp da kendi nefsine göre ya da içinde yaşanılmış olduğu toplumun örfüne göre,
13:18ya bunlar helal, bunlar haram, bunlar yapılmalı, bunlardan kaçınmalı diye bir ölçü koyamaz.
13:25Bu ölçüyü sadece Allah koyar.
13:27Herkese buna ek olarak.
13:29Yani Allah'ın koymuş olduğu ölçülerde, onlar arasındaki derecelendirmeyi de yine Allah verirler.
13:36Mesela bununla ilgili çoğunuzun bildiği bir ayet-i kerimeyi zikletmek istiyorum.
13:43Tevbe suresinin 24. ayeti.
13:45Allah s.a. şöyle buyuruyor.
13:48Bismillahirrahmanirrahim.
14:06Evet, çoğu kardeşinin de beraber okuduğumuz bu ayette Allah s.a. bakın.
14:21Yani çok açık ve net olarak ifade ediyor.
14:24De ki, eğer babalarınız, eğer evlatlarınız, eğer eşleriniz, eğer aşiyetiniz, akrabalarınız, eğer kesada uğramasından korktuğunuz ticaretiniz ve eğer ki içine oturduğunuz meskenleriniz,
14:42Bütün bunlar Allah'tan, Resulünden ve Allah uğrunda cihad etmekten daha güzelse, daha sevimliyse, oturun oturduğunuz yerde Allah'ın azabını bekleyin, emrini bekleyin.
14:58Allah muhakkak-ı fâsık bir kavme hiddet vermez.
15:02Şimdi, ayeti biraz daha incelediğimizde,
15:06Anne babaya hürmet etmek, iltifat etmek, ya da onların bakımını üstlenmek, onlardan gelecek eziyetlere öf dahi dememek,
15:16Rabbimizin bir emri midir?
15:18Emridir ve farzdır.
15:21Herkese çocukların ve eşlerin bakımını üstlenmek,
15:25nafakalarını temin etmek, onlara mesken tayin etmek,
15:30bizler üzerinde farz mı?
15:32Evet, farzdır.
15:32Ve herkese yakın akrabayı, bakıma muhtaçının akrabayı koruyup kollamak bizim üzerimizde farz mı?
15:40Evet.
15:41Ve herkese kendisiyle geçimimizi sağladığımız ticaretimizi korumak,
15:46meskenlerimizi korumak bizim üzerimde bir farziyet mi?
15:50Evet.
15:51Bunları hepsi Allah-u Teala farz kıldı.
15:54Ama Allah-u Teala bunları farz kılmakla birlikte,
15:56bu farziyetler Allah ve Resul'ün sevgisiyle karşı karşıya geldiğinde
16:02ya da Allah'ın yolunda mücadele etmekle, cihad etmek ile çakıştığında
16:09Allah-u Teala, benim daha önce farz kıldığım bunları geride bırakın, bu farzı alın diyor.
16:18Yani, dedim ya bunlar farz.
16:22Ve fıtraten de bizlerin işte bunları sevmemiz, bunları korumamız da kaçınılmaz.
16:28Allah-u Teala bunları heybeden, terk edin de demiyor.
16:33Yani şunu ifade ediyor.
16:35Bunlar benim size değerli, biçmiş olduğum kıymetler.
16:39Bu da biçtiğim kıymet.
16:40Ama bu kıymet, diğerlerinin üzerinden daha baskın bir kıymettir.
16:46Nedir o?
16:47Allah ve Resul'u sevmek.
16:49Ve onlar uğrunda mücadele etmek, bu anlamda kıymetlerin en üstünüdür.
16:55Kendisine rağbet edilebilecek.
16:57Kendisine irtifat edip, uğrunda işte fedakarlık yapılabilecek.
17:03En üstün kıymet budur.
17:07Allah-u Teala, yine ayetinde bu sevmenin ne demek olduğunu ifade ediyor başka bir ayetinde.
17:14Ali İmran 31. ayetinde.
17:20Bakın, eğer Allah'ı seviyorsanız, hani Allah'ı sevmek gerekiyordu ya.
17:27Burada da Allah-u Teala, eğer, yani Resul'ün ağzıyla tabirce ise, eğer Allah'ı seviyorsanız, bana tabi olun, ittiba edin.
17:36Ki, yuhbib kumullah, Allah da sizi sevsin ve sizi bağışlasın.
17:43Şüphesiz ki Allah, gafurdur, bağışlayandır.
17:48Bakın, o zaman Allah'ı sevmenin şeyi ne, yolu ne, şartı ne ya da fiiliyattaki durumu ne?
17:55Resul'e tabi olma.
17:59Resul'e ittiba etme.
18:01Resul'ün yaptıklarını yapma.
18:03Onun yolunda gitmedir.
18:06Eğer bizler Allah'ı sevdiğimizi iddia ediyorsa,
18:09bir kere sevgimiz,
18:12Allah-u Teala'nın demin ayetinde, 24. ayetinde bahsettiği şekilde,
18:17bizim için değerli olarak vasfettiği bütün değerlerden daha üstün olması lazım.
18:22Yani ne anemiz, babamız, eşimiz, çocuğumuz veya dünyadaki işte mevkimiz, makamız, okulumuz neyse,
18:29bundan hiçbiri, inanan bir Müslüman,
18:31Allah ve Resul'ün sevgisinin önüne geçiremez.
18:35Allah'ı sevmenin vakası ise,
18:38Resul'e tabi olmaktan geçer.
18:40Resul'ün yaptıklarını yaparsan,
18:43tabirce ise,
18:44Allah'a olan sevgini ispatlamış olursun.
18:47Allah'ı seviyorum demek ve sadece seviyorum'u sözle ifade edip,
18:55fiiliyata buna dair hiçbir şey ortaya koymamak bir çelişkidir, bir tenakkuzdur.
19:00Dolayısıyla Allah-u Teala'ya baktığımızda,
19:03Allah Resulü Aleyhisselatü Vesselam ne yaptı?
19:06Her şeyden önce Allah-u Teala'nın ona yüklemiş olduğu,
19:10İslam'ı insanlara tebliğ etme göreviyle görevlendirildi.
19:14Ve bu tebliğ yaparken, bu davet çalışmasını yaparken,
19:20taviz vermeksizin Allah-u Teala'nın emirleri ve sınırları dahilinde hareket edip,
19:25gelen bütün zorluklara, musibetlere karşı da sabretti.
19:29Allah Resulü bunun fiiliyatında bir fil bize gösterdi.
19:34Bunu izleyen, buna iman eden sahabeler de,
19:38aynı şekilde Resul'e tabi oldular.
19:40Onlar da İslam'ı yaşama ve onu bir davet olarak taşıma noktasında uğraş gösterdiler.
19:48Ve bu uğraşların neticesinde,
19:50kendilerine gelen her türlü ezae ve sıkıntıya karşı da ne yaptılar?
19:54Sabrettiler.
19:56Hiç taviz vermeksizin yollarına devam ettiler.
20:00Bunun sonucunda ne oldu?
20:01Bunun sonucunda Allah-u Teala onların razı olduğunu ifade etti.
20:05Ve onlar için cenneti hazırladığından bahsetti.
20:10Allah Resulü Aleyhisselatü Vesselam'ın bu anlamda yapmış olduğu
20:14hayata, fiiliyatına bizim direk bir riayet etmemiz gerekiyor.
20:21Şimdi, ameller arasındaki kıymetlendirme meselesine dair birkaç ayet daha var.
20:27Bunların inşallah bir tanesini daha zikredeyim.
20:29Yine Tevbe Suresinin 19 ve 20. ayetlerinde
20:33maalemen özet geçeyim.
20:35Diyor ki Allah-u Teala,
20:37sizler hacılara su dağıtmayı
20:39ya da mescidi haramı onarmayı
20:43Allah'a iman edip
20:46Allah uğrunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenlerle bir mi tutuyorsunuz?
20:52Vallahi bir değildirler.
20:54Şüphesiz ki Allah-u Teala uğrunda hicret eden
20:58ve Allah yoluna mallarıyla ve canlarıyla cihat eden kimseleri
21:02mertebeler itibariyle üstün kılmıştır.
21:06Bakın,
21:08yani hacılara su dağıtmak sevap olan bir fiildir.
21:11Mescitleri onarmak sevap olan bir fiildir.
21:15Veya yerlerinde oturup ilimle meşgul olmak
21:17yerine göre farz olan bir ibadettir, bir eylemdir.
21:21Ama Allah-u Teala burada neyi üstün tutuyor?
21:27Hicret edenleri mallarıyla ve canlarıyla Allah uğrunda cihat edenleri
21:32kesinlikle üstün tuttuğundan bahsediyor.
21:35Şimdi, şöyle bir soru geliyordur aklımıza.
21:41Ya bugün Allah uğrunda cihat etme vasıtasını biz nasıl gerçekleştireceğiz?
21:45Allah-u Teala'nın defa eden ayetlerinde üstün bir amel olduğunu vurguladığı
21:51cihadı biz yapıyor muyuz?
21:53Ya da nerede var ki yapabilelim?
21:57Yapamıyoruz.
21:58Niye?
21:59Çünkü devletimiz yok.
22:00Çünkü ordumuz yok.
22:02Çünkü halifemiz yok.
22:04Çünkü Allah'ın indirdikleriyle daha dahilde içeride hükmeden bir devletimiz yok ki
22:09biz cihat yoluyla onu, o daveti, o risaleti diğer beldelere taşıyalım.
22:16O zaman burada ne yapmak gerekiyor?
22:20Fıkhın kaidesi gereğince.
22:22Değil mi?
22:23Bir vacibin kendisiyle tamamlandığı şey de vaciptir.
22:27Ya da bir farzın yerine gelebilmesi için yapılması gerekenler de farzdır kaidesi.
22:33O zaman Allah-u Teala'nın üstün amel olarak tarif ettiği cihat eylemini, amelini ya da farziyetini gerçekleştirmek için
22:43bize lazım olan devlet, ordu, halife bunları icra etmek, bunları teşekkür etmek ilk etapta kaçınılmaz olur.
22:54O zaman burada farzın kendisiyle tamamlandığı şey de farzdır.
22:59Kaidesi gereğince ne ortaya çıkıyor?
23:01İslami hayatı yeniden başlatma, mücadelesini vermek gerekiyor.
23:08İslam'ı bir davet olarak edinip, insanlara taşıyıp, İslami hayatın kendisiyle başlayacağı
23:16o toplumu inşa etmek, o devleti ikame etme çalışması içerisine girmemiz gerekiyor.
23:23Bu öyle bir farziyet ki, kendisiyle onlarca farzın yerine gelebileceği bir farziyettir.
23:31Bu öyle bir farziyettir ki, kendisiyle yine onlarca mülkerin yok edilip,
23:37izale edilebileceği bir farziyettir.
23:39Bu öyle bir farziyettir ki, Müslümanların canlarının, mallarının, nesillerinin, dinlerinin ve akıllarının kendisiyle korunacağı olan o yapıyı teşekkür etme farziyetidir.
23:50O zaman, bugün itibariyle, bugün için Müslümanların derece itibariyle gerçekleştirebileceği en kıymetli amel,
24:07kendisiyle Allah'ın rızasına ulaşabileceği en değerli amel, İslam'ı dava edinip, davetini yapmaktır.
24:19Çünkü, bu öyle bir farziyettir ki, dediğim gibi, Allah'ın üstün olarak vasfettiği o amellerin,
24:26ancak kendisiyle yerine gelebileceği bir farziyettir.
24:30Söylet tekrar bir, özetlemeyecek olursa, bakın, anne babaya ihsanla bulunmak,
24:39eşlerin, çocukların, nafakalarını temin etmek, ticareti korumak, meskenleri korumak, ilim elde etmek,
24:47bütün bunlar farz, bütün bunlar kıymettir, bütün bunlar değerlidir.
24:52Ama bunlardan daha değerli olan bir şey varsa, İslam'ı kendisine dava edinip, onu taşımaktır.
25:00Ve, bu detaylarıyla da farziyet ifade eder.
25:08Mesela, Allah-u Teala namazı emrediyor mu? Evet.
25:13Yani, namaz dediğin zaman, bir sürü rüknü, şartı olan bir ameldir değil mi?
25:19Hani, 6 içeride, 6 dışarıda, 12 tane şarta bağlı, 12 tane şart, 12 tane esas yerine geldikten sonra bir namaz sahih olabiliyor.
25:30Ya da, cihadı düşündüğümüzde, işte cihat dediğinde, cihatla alakalı bütün şeyler aslında, teferruatlarıyla birlikte bir farziyettir.
25:40Cihada çıkan kişi, yeri gelince işte, mevzide durması gerekiyorsa, nöbet tutması gerekiyorsa,
25:46hatta ertesi gün dinç bir şekilde savaşması için, yatması, yemesi gerekiyorsa da, bunları yapması da farzdır.
25:54Eğer teknik anlamda bir şey kullanması gerekiyorsa, o tekniği kullanması da farziyet ifade eder.
25:59Yani, o detaylarıyla birlikte bir farziyettir.
26:05O halde, davetin de detaylarıyla birlikte bir farziyet olduğunu unutmayalım.
26:11Bunu biraz açacak olursak, yani dedik, İslam'a, davet, dava edineceğiz.
26:17Dava edinmek ne demektir?
26:19O zaman bunu bilmeyi gerektiriyorsa, bununla alakalı malumatı, bilgiyi toplamak, bu işin bir parçasıdır.
26:25Eğer bir sohbet vereceksek, bu sohbetin öncesinde hazırlığını yapmak, bu davetin bir parçasıdır.
26:33Eğer bunun için bir mekan tayin etmemiz, tutmamız gerekiyorsa, bu mekan, bu farziyetin bir parçası olmuştur.
26:40Bu mekanın hizmetini yapmak da bu davetin bir parçası olur.
26:44Yeri gelince temizliği yapmak, yeri gelince ne verelim, faturasını ödemek, yeri gelince yürümek.
26:50Bütün detaylarıyla birlikte bu farziyeti tamamlayacak oluruz, tamamlarız yani.
26:58Onun için, hani, İslam'ı dava edinmek, bunun davetini taşımak, salt bir sözden bir sözü aktarmakla alakalı bir şey değildir.
27:09Bunun da diğer ameller gibi kendi teferruatları vardır ve bu teferruatlarıyla birlikte ele almamız gerekiyor.
27:15Örneğin, ne diyoruz? Daveti niçin taşıyacağız?
27:20İslami hayatı yeniden başlatmak için, değil mi?
27:23O zaman, İslami hayatın yeniden başlanabilmesi için neye ihtiyaç vardır?
27:29Kitleleşmeye ihtiyaç vardır.
27:31O zaman, sahih anlamda bir kitle ile çalışmak, bu farziyetin gereği farzdır.
27:35O zaman, bu kitleni daveti taşırken ya da taşıma için ortaya koymuş olduğu disipline uymak, bu farziyetin kapsamına bir farzdır.
27:48Onun költürünü almak, ders halakalarında bulunmak, ya da bir yeterlilik hasıl olduğunda artık ders vermek, hepsi bu farziyetin bir parçasıdır.
27:58Yani, teferruatlarla birlikte bir farziyet ifade ediyor.
28:04Peki, bu farziyet neyle alakalı?
28:07İslami hayatı yaşamak adına.
28:10Ve yine Allah'ın kendisine yüklemiş olduğu, yani cihada yüklemiş olduğu mananı ne?
28:17İslam'ın risaletini diğer beldelere taşımaktır.
28:21Senin daha devletin yok ki, senin daha İslam'ı kendi üzerinde tatbik edecek bir otoriten yok ki, sen bunu diğer devletlere taşıyabilesin.
28:31O zaman, Rasul'e tabi olmayı tekrar gözden geçirmek zorundayız.
28:36Rasul'e tabi olmak ne demek?
28:38Rasul'e tabi olmak, onu risalet ile görevlendirdikten sonra, İslami bir davet olarak insanlara nasıl taşıdıysa,
28:47nasıl kendisine iman eden insanları meydana getirdiyse,
28:51nasıl onları kitleleştirdiyse, nasıl onlar üzerinden bu davayı topluma mal ettiyse,
28:59ve nasıl onlarla birlikte bu davayı Medine'de devlet haline getirdiyse,
29:04ve nasıl onunla birlikte İslam'ı icra etmeye ve ordular teşekkül edip,
29:10ordular ile İslam'ı diğer beldelere taşıdıysa,
29:14işte bugün inananların, Müslümanların da Rasul'e tabi olma fonksiyonu budur.
29:19O zaman bizler de, eğer Allah'ı sevdiğimizi iddia ediyorsak,
29:25eğer Allah'ın da bizi sevmemizi istiyorsak,
29:28yapacağımız şey bu.
29:29Ayette bunu gösteriyor.
29:30O zaman, yani bu işin detaylarıyla ele almak da bizim için kaçınılmaz bir farzettir.
29:39Sadece,
29:40diyelim ki kitle,
29:42diyelim ki bu farziyet için olmazsa olmaz bir esastır.
29:45Bir kitle mensup olmak bu farzeti yerine getiriyor olmaya yeterli değildir.
29:48Ya da bir ders almak da,
29:53bir parça olmakla birlikte,
29:54o da yeterli gelmez.
29:56Onun için,
29:57değerli kardeşler,
29:58buradaki mesele,
30:00Allah-u Teala'nın kıymetlendirdiği gibi bizim bakmamız gerekiyor.
30:05Yani bir Müslüman kalkıp şunu diyemez,
30:07evet,
30:08her ne kadar,
30:09İslam'ı dava edinip,
30:10davet etmesi farzdır,
30:12ama,
30:13ben diğer farzları yapıyorum.
30:15Nedir?
30:15ilim öğreniyorum.
30:18İşte,
30:19vakıf, dernek, hastane, okul açıyorum.
30:21İnsanlara bu noktada faydalı oluyorum.
30:25Ben onun için bundan geri kalıyorum.
30:27Der mi?
30:28Der.
30:29Ama caiz mi?
30:30Değil.
30:32Niye?
30:32Çünkü burada kendisi bir değerlendirme yoluna gitmiş.
30:36Allah-u Teala,
30:37daveti taşıma,
30:38cihadı,
30:39diğer bütün farzlarının üstüne üstün tutmuşken,
30:42kalkıp da onu geride bırakıp,
30:44bunlara rağbet etmesi caiz olmaz.
30:47Ha,
30:48onların yapması caizdir.
30:49Yapması hayırdır.
30:51Ama onlarla birlikte esas farzı,
30:54yine yapmakla mükelleftir.
30:57Ya da,
30:58bir kardeş çıkıp,
30:59ya tamam,
31:00biz İslam'ı davet edinip,
31:01insanlar taşırken,
31:03diğer insanlar,
31:04ya da otorite,
31:05ya da güç sahipleri boş durmayacak.
31:07Bizi sevmeyecekler.
31:09Çünkü bizim davamız,
31:10kelime-i tevhid davası.
31:11Kelime-i tevhid demek,
31:13onların sal sanatlarının,
31:14iktidarlarının,
31:16yok olması demek.
31:17Yani,
31:18bu kelimeye inanarak ifade eden bir insan,
31:21bunu düşünüyordur.
31:23Sadece,
31:24Allah'ın ilahlığını,
31:26esas alarak,
31:28hareket eden bir insan,
31:29İslami olmayan hiçbir kurum ve,
31:32kuruluşa,
31:33razı olmaz.
31:33E,
31:34o zaman ben bunu yaptığımda,
31:36ne olacak?
31:37Onların hoşuna gitmeyecek.
31:39İşte,
31:39engel olacaklar.
31:41E,
31:42o zaman,
31:43riski daha az olan yöntemleri kullansak,
31:46nasıl?
31:47Ya işte,
31:48demokratik,
31:49yollarla,
31:50biz bu işi hallederiz.
31:53Halleder misin?
31:54Etmezsin.
31:54O ayrı mesele.
31:57Ama,
31:57daha da önemlisi,
32:00Allah-u Teala'nın emrine,
32:01muhalefet etmiş olursun.
32:02Allah'ın istenmediği,
32:04sevmediği bir yolu kullanmış olursun.
32:06Allah-u Teala,
32:07her ne olursa olsun,
32:08amacına ulaş da,
32:10istediğin vasıtayı kullan,
32:12istediğin yolları dene,
32:13demedi ki.
32:16Allah-u Teala,
32:17emrettiğini,
32:19yine emrettiği yollarla yapmamızı istiyor.
32:21Başka bir yolla değil.
32:24Onun için,
32:25dediğim gibi,
32:26bu,
32:27doğru olan bir kıymetlendirme değil,
32:29kişinin kendi hevesini esas almasıdır,
32:31hevasını esas almasıdır.
32:33Yine,
32:35benzer yani,
32:35demin ifade ettik ya,
32:37diyor insanlar,
32:38kardeşler,
32:39ya benim işte,
32:40ailem fakirdir,
32:42ben işte günde on saat,
32:43on beş saat çalışıyorum,
32:44çalışmam lazım,
32:46çocuğum var,
32:46okula gidiyor,
32:47onların,
32:48yani,
32:49onların bakmaza farz değil mi?
32:50Hani bir de,
32:51bilinç,
32:52bilgili,
32:52bir edayla.
32:53Doğru farzdır.
32:55Yani,
32:56bir Müslüman,
32:57kendi eşinin,
32:58çocuklarına,
32:59fakızın temin etmek için çalışması farzdır.
33:02Ama davet çalışması,
33:04çalışmasına bulunması,
33:06daha öncelikli bir farziyettir.
33:09Yani şimdi,
33:11basit bir örnek vereyim.
33:13Şimdi,
33:13Allah-u Teala ne diyor?
33:14Söz verdiğinde sözünüzde durun.
33:16Ve biz biliyoruz ki,
33:18Allah-u Teala,
33:18Cuma'ya çağrıldığında da,
33:20icabet edin diyor.
33:22Siz unuttunuz,
33:23yarın Cuma olduğunu.
33:25Bir arkadaşa derin ki,
33:26ya yarın saat,
33:27on iki buçukta,
33:28şurada görüşelim.
33:29Söz mü söz,
33:29tamam,
33:30söz verdi,
33:30görüşelim.
33:31Ama,
33:32Allah-u Teala,
33:32ertesi gün baltız,
33:33Cuma.
33:34Şimdi,
33:35iki tane farz çakıştı.
33:37Bir,
33:38söz verdin,
33:39sözünle duracaksın.
33:40İki Cuma namazı bak,
33:41deyin.
33:42Şimdi,
33:43iki farz var.
33:44Sen burada,
33:45kendi aklınla,
33:46bu farzlar arasında,
33:47tercihte bulunabilir misin?
33:49Bulunamazsın.
33:50Burada,
33:51Allah-u Teala'nın,
33:52yani İslam'ın ortaya koyduğu,
33:54ölçüye uymak zorundasın.
33:57Allah-u Teala,
33:58burada,
33:58senin Cuma'ya gitmeni,
34:00daha önceliklikle,
34:01sözlüğünü yerine getirmekten,
34:02önceliklikle.
34:03Onun için,
34:04iki tane farz çakıştığında,
34:06yani,
34:07bir yanda,
34:08daveti taşımak,
34:09ya da işte,
34:10Allah-u Teala'nda cihad etmek,
34:11öbür tarafta,
34:12aile geçimini sağlamak,
34:14çakıştığında,
34:15burada,
34:16biz kendi tercihimize göre,
34:17bir tercih yapamayız.
34:18Allah'ın ortaya koyduğu,
34:19tercih yapmak zorundayız.
34:22Aksini yaparsak,
34:23vallahi biz,
34:24hevamıza göre,
34:25hareket etmiş oluruz.
34:27Örnekleri çoğaltmak mümkün.
34:34Çoğumuzun karşılaştığı bir mesele,
34:36ben İslam'ın sohbete gelmek istiyorum,
34:40ben işte,
34:41İslam'ı anlatmak,
34:42öğrenmek,
34:42yaşamak istiyorum,
34:44ee,
34:45ama benim annem babam razı olmuyor.
34:48Şimdi,
34:49tamam,
34:50razı olmuyor ee,
34:51malum onlara da itaat etmek farz,
34:55onlardan günlük hoş etmek farz,
34:57doğru.
34:58Peki bu farz,
34:59ziyet,
35:00Allah-u Teala ifade etti.
35:01Allah'ı,
35:03Resul'ü sevmek,
35:03oğlundan mücadele etmek,
35:05onlardan daha üstündür.
35:07Eğer sen bunu üstün tutuyorsan,
35:09Allah-u Teala sana azabı vaat ediyor,
35:11azabı.
35:11Bekleyin,
35:13Allah'ın emri gene kadar oturuyor,
35:17oturdunuz yerde.
35:19Ve siz fasıksınız,
35:20yani bu ölçülendirmeyi yapan kişi fasıktır.
35:22Allah'ın ifadesi.
35:24Valla fasıklara hidayet etmez.
35:28Onun için kendimizi kandırmayalım.
35:30Yani,
35:30burada Allah bir şeriat verilerken,
35:33biz,
35:34kendi aklımıza,
35:35kendi mantığımıza göre,
35:36yeni yollar,
35:37yeni şeriatlar,
35:38yeni ölçüler koyamayız.
35:40Allah-u Teala'nın ortaya koyduğu ölçü,
35:43açık ve nettir.
35:46Evet.
35:49Başka bir ayette,
35:50Allah-u Teala,
35:51yine o cihatla alakalı,
35:53hani,
35:53daha doğrusu şu da var.
35:55Malhunuz bir seferde,
35:58Allah,
35:59Resul'ünle iki genç geliyor,
36:01cihada katılacaklar.
36:02Allah,
36:03Resul'ü diyor ki onlara,
36:04siz anne babanızdan izin istediniz mi?
36:07Onlar yok diyorlar.
36:08Gidin onlardan izin isteyin de,
36:10öyle gelin diyor.
36:12Şimdi bu meseleyi,
36:13dediğim gibi,
36:14eee,
36:15İslami davet çalışmalarında da,
36:18eee,
36:19delil olarak,
36:20yani,
36:20davet çalışmasından,
36:22geri kalmak adına,
36:23ana babanın dizinin,
36:24dibinde oturmaya,
36:26delil getirilmektedir,
36:28getirilenler vardır.
36:29Oysa ki,
36:29Allah-u Teala başka ayetlerde,
36:31bu noktada,
36:32açık bir şekilde,
36:33bunun üstünde,
36:35bir,
36:35eee,
36:35emir koyuyor.
36:36Yani,
36:37durum nedir?
36:37durum şu,
36:39orada,
36:40yeterlilik,
36:41hasıl olmuştur.
36:43Cihada çıkacak,
36:44yeteri sayıda insanlar,
36:45mevcuttur.
36:47Güç,
36:47yeterlidir.
36:48Ve Allah-u Teala,
36:49Resul'ü,
36:49eee,
36:49bu noktada,
36:50bazı insanlara izin vermiştir.
36:52Kasılma noktasında.
36:54Şu ayet zaten,
36:55bunu,
36:55bu noktada,
36:56net bir şekilde ifade ediyor.
36:58En iman edenler,
37:00size ne oluyor ki,
37:02Allah yolunda,
37:03savaşa çıkının,
37:04delindiği zaman,
37:05yere çakılıp,
37:06kalıyorsunuz.
37:08Ahiret hayatına,
37:09dünya hayatını mı tercih ediyorsunuz?
37:12Fakat,
37:12dünya hayatının faydası,
37:14ahiretin yanında,
37:15pek azdır.
37:17Eğer siz,
37:18savaşa çıkmazsanız,
37:20Allah sizi,
37:21pek acıklı bir azap ile,
37:23cezalandıracaktır.
37:25Malımız,
37:26Tebük Seferi'dir.
37:27Tebük Seferi,
37:29düşman,
37:30çok uzakta,
37:31düşman,
37:32çok güçlü.
37:33Sefer,
37:34yaz,
37:34ayında,
37:35meşakkatli bir yolculuk var.
37:38Dolayısıyla,
37:39bazı,
37:40Müslümanlar,
37:41işte,
37:41bu meşakkatli,
37:43yolculuğa,
37:44katlanmayacağını,
37:45ya da,
37:45zorluğunu,
37:46göz önünde bulundurarak,
37:48cihattan,
37:49geri kalmak adına,
37:50Allah Resulü'nden,
37:51izin istiyorlar.
37:54Allah,
37:54Allah-u Teala,
37:55onların bu noktada,
37:56izin vermiyor.
37:57yani,
38:00izin isteyenler,
38:01ya efendim,
38:01çoluk çocuğun açtır,
38:03diye izin isteyenlerdir,
38:04ha.
38:06Buna rağmen,
38:07hayır,
38:07onların rızkını,
38:08Allah bir şekilde verecektir,
38:09ama Allah sana,
38:10bunu emrediyor.
38:13Ve bu şekilde,
38:13savaştan,
38:14geri kalan,
38:15bazı sahabeler olmuş,
38:18ve,
38:18Allah Resulü,
38:19onlara,
38:20ceza vermiştir.
38:22Nasıl bir ceza?
38:2350 gün boyunca,
38:27hiçbir Müslümanla konuşmama,
38:29hiçbir Müslümanla ilişkiye girmeme,
38:32ve toplumdan teşkil etme cezası.
38:35Bu aslında,
38:36inanan insanlar için,
38:37çok ağır bir cezadır.
38:39Düşünebiliyorsunuz,
38:40cihada gitmemişsiniz,
38:42ve gitmeden dolayı,
38:43siz,
38:44cezalandırılmışsınız,
38:45kimse sizinle konuşmuyor.
38:47Kimse size selam vermiyor.
38:49Yani kendinizi tabi ise,
38:50o toplum içerisinde,
38:51hastalıklı gibi hissedersiniz.
38:54Kendileriyle oturup,
38:55sohbet ettiğin,
38:56o Müslümanlar artık sana sohbet etmiyor.
38:58Kendileriyle hemhal oldun,
39:00gittin geldiğin,
39:00misafirlikte oldun,
39:02kimse,
39:02nasıl bir ceza ya?
39:03Bu inanan insan için,
39:04hakikaten ağır bir cezadır.
39:06Bakın,
39:06o işten alıp koyuyor.
39:09Onun için,
39:10yani,
39:10o,
39:11cihat için,
39:13yeterince,
39:16mücahidin,
39:18toplandığı bir savaşta,
39:20Allah Resulü'nün,
39:20bu anlamda bir uygulaması var.
39:22Doğrudur.
39:23Yine öyle olsa,
39:24yine de geçebilir.
39:25Ama,
39:26kifayetin sağlanmadığı durumda,
39:28hiçbir mazeret,
39:30ona katılmamaya,
39:32mani değildir.
39:34Onun için,
39:34İslami davet çalışmalarında bulunmak da,
39:37kesinlikle,
39:38hele hele bugünkü için,
39:39niye çünkü,
39:40yeterlilik asıl olmamıştır?
39:42Niye çünkü,
39:43Allah'ın inledikleriyle,
39:44hükmedilmiyor hala?
39:45Niye çünkü,
39:46hala Müslümanların,
39:48sahip oldukları bütün değerler,
39:50bütün kıymetler,
39:51ayaklar altında.
39:53Hala,
39:53kafirler,
39:55sümürgeci,
39:55emperyalist devletler,
39:57Müslümanlara saldırmakta,
39:59beldelerini işgal etmekte,
40:02kanlarını akıtmaktalar,
40:04servetlerini yağma alamaktadırlar,
40:06ve buna dur diyebilecek,
40:08hala Müslümanların bir otoritesi,
40:10yok.
40:10Dolayısıyla,
40:12bu hala,
40:14kifayet var,
40:14yine Tevbe suresinin,
40:16yüz on dokuz ve yüz yirmi bininci ayetleri,
40:18ben hızlı bir şekilde,
40:19maalene söyleyeyim,
40:20Allah-u Teala,
40:22o iman edenlerin,
40:23Allah uğrunda savaşmaları gerektiğini,
40:25ve sadıklarla beraber olmaları gerektikten sonra,
40:28şunu diyor,
40:30Allah yolunda,
40:31onlara bir,
40:32susuzluk,
40:34bir açlık,
40:35bir yorgunluk,
40:36isabet ettiğinde,
40:37ya da düşmanlarını kızdıracak bir zafer,
40:42ya da bir mekan tayin ettiğinde,
40:44Allah sırf bunların,
40:46onların hanelerine,
40:48salih amel olarak kaydetmek için istiyordur.
40:52Bakın,
40:53ben tekrar birbire toparlayayım.
40:56Yani Allah-u Teala,
40:57Müslümanların,
40:58o Medine'de yaşayan Arapların,
41:00ya da Bedevi Arapların,
41:02cihada katılmalarını emredip,
41:04teşvik ederken,
41:06şunu ilave ediyor,
41:07siz bu uğurda evet,
41:09size isabet edecek olan susuzluk,
41:12sizin hanenize,
41:13salih amel olarak kaydırdilecektir.
41:16Size isabet edecek bir yorgunluk,
41:19sizin,
41:20geçtiğiniz her vadi,
41:22uğruna harcadığınız,
41:24büyük küçük her masraf,
41:26hanenize salih amel olarak,
41:29yazılmak içindir bu.
41:31O zaman,
41:33bunu bugünkü davet için düşünün.
41:34dedik ya,
41:35bugün cihat edemiyoruz,
41:37o cihatın kendisiyle gerçekleşecek olan,
41:39o otoriteyi,
41:40ilk etapta,
41:41teşekkür etmemiz lazım.
41:43Bu otorite,
41:44bugün Müslümanların,
41:45yapacağı davetle alakalı olacaktır.
41:48O zaman,
41:49bizim bununla alakalı,
41:50bütün detaylarda,
41:51hakikaten,
41:52Allah-u Teala bize,
41:54salih amel olarak,
41:54edecektir.
41:56Yani,
41:57bugün istediğim gibi,
41:58daha,
41:58münker ya da münker olmasına,
42:01mübah denilebilecek,
42:02bir amelde bulunmak yerine,
42:05buraya,
42:06işte Allah-u Teala'nın,
42:07ismini zikredildiği,
42:09İslam'dan bahsedildiği,
42:10bir ortama gelmek için,
42:11gayret,
42:12kesinlikle bu davet çalışması,
42:14bir parçasıdır.
42:14Ve Allah-u Teala,
42:15buna sevap vermektedir.
42:16Burada,
42:19konuşulanarak tahammül etmek,
42:20dinleme tahammülüne bulunmak,
42:22bu işin bir parçasıdır.
42:24Ya da,
42:25bu,
42:25bu teşekkürü,
42:26yani,
42:27bunu kuran bir kardeşin dahi,
42:29bu uğurda yapmış olduğu,
42:30bir ameldir.
42:33Dolayısıyla,
42:34yani,
42:34böyle değerlendirmek lazım.
42:37Davet çalışmasına dair,
42:38detaylar,
42:39kesinlikle,
42:41yani,
42:42ihmalkarlığı,
42:43günahkarlıktır.
42:45Ama,
42:45icabet etmesi ise,
42:46sevaptır.
42:48Ve bu,
42:49gerçekten,
42:49büyük bir sevaptır.
42:51Çünkü,
42:51bu amelle,
42:52bu çalışmayla,
42:53bir hedefiniz var.
42:55Bir kastınız var.
42:56Nedir o kastınız?
42:58İslami hayatın,
42:59yayından başlatmak.
43:00Allah'ın indirdikleriyle,
43:02hükmedecek bir devleti,
43:03bir toplumu inşa etmektir.
43:05Onun için,
43:06bu uğurda,
43:06yapılacak her amel,
43:08kesinlikle büyük,
43:10sevapları gerektirir.
43:11Ve,
43:11yapılacak olan her,
43:13ihtimalkarlık ise,
43:14bu anlamda da,
43:17azabı,
43:18eee,
43:19getirecektir.
43:21Evet.
43:23Biz,
43:24yine birçok ayeti kelimede,
43:26görüyoruz ki,
43:26Allah,
43:26s-u'ma ve teala,
43:29sadece ameller,
43:30arasında derecelendirme yapmadı.
43:33Allah'u ve teala,
43:34bakıyoruz,
43:35Resulleri arasında,
43:36derecelendirme yapmıştır.
43:38Bazı Resulleri ve Nebileri,
43:40bazılarına üstün kıldığını ifade ediyor ki,
43:42mi alem bir tanesini okuyayım.
43:44Bu Nebilerden,
43:45kimini kiminden üstün kıldık,
43:47Allah onlardan,
43:48kimiyle söyleşmiş,
43:50kimi de dereceler ile yükseltmiştir.
43:52Yine bakıyoruz ki,
43:53Allah s-u'ma ve teala,
43:55biz,
43:55İslam ümmetini,
43:56diğer ümmetlerden üstün kıldığından bahsediyor.
44:00Siz,
44:00insanlık içerisinden çıkartılmış olan,
44:02en hayırlı ümmetsiniz.
44:04İyiliği emreder,
44:05kötülükten men eder,
44:07ve Allah'a iman edersiniz.
44:09Düşünün ki,
44:11cihadı,
44:12diğer ameller içerisinde,
44:14en üstüne amel olarak tarif ederken,
44:16başka bir ayeti kerimede,
44:17Allah-u Teala,
44:19fetihden önce,
44:20yani,
44:21Meke fethinden önce,
44:23yapılan cihadı,
44:25ve,
44:25verilen infakları,
44:27fetihten sonra,
44:29verilen infakları,
44:30ve yapılan cihattan daha üstün kılmıştır.
44:33Değil mi?
44:34Yani,
44:35orada da bir derecelendirme vardır.
44:38Ve yine,
44:39herkese Allah s-u'ma ve teala,
44:41cennetin de derecelerinin,
44:42derecelerinin olduğundan bahseder.
44:44Allah Resulü aleyhissalatü vesselam,
44:46cennetin yüz dereceden müteşekkil olduğunu,
44:48ve en üstünü ise,
44:49firdevs olduğundan bahseder,
44:51ki,
44:51siz de firdevsi talep edin,
44:53Allah'tan diyor.
44:54Ve Allah-u Teala yine,
44:56sabikunlardan bahsediyor.
44:58Yani,
44:58Allah'a yakınlardan,
45:00yakınlaştırmış olanlardan bahsediyor.
45:02Kitabı sağdan verilenlerden,
45:04daha bir üstün derecede olan,
45:07muttaki insanlardır.
45:08Ve Allah-u Teala'nın katında,
45:10en hayırlı olan ise,
45:12ne diyor?
45:12Allah'a hakkıyla,
45:14Allah'tan hakkıyla korkandır.
45:17Takva sahipleridir.
45:20Baktığımızda,
45:21dediğim gibi,
45:22yani,
45:25Allah'a iman edip,
45:26salih amel işleyip,
45:28ve ben,
45:28Müslümanlardanım,
45:29diyenlerden daha güzel sözlü,
45:32yoktur diyor.
45:32Allah-u Teala başka bir ayet-i kerimede.
45:34Şimdi bütün bunları,
45:35tekrar bir toparlayacak olursak,
45:37değerli kardeşlerim,
45:38biz inananlar için,
45:41hayatımıza dair değerleri,
45:43Allah-u Teala verirler.
45:44Yani,
45:45Allah-u Teala'nın,
45:46bizim için,
45:47pis dediği,
45:47bize pis diyeceğiz.
45:48Kötü derine,
45:49kötü diyeceğiz.
45:50İyi derine,
45:50iyi diyeceğiz.
45:51Doğru derine,
45:52doğru,
45:52yanlış derine,
45:53yanlış diyeceğiz.
45:54Biz,
45:55beşeri aklımızda,
45:56Allah'ın bu ölçülerin yanında,
45:57ek bir ölçü koyamayız.
46:00İkincisi olarak,
46:02Allah-u Teala,
46:03bu kıymetler arasında,
46:06derecelendirme yapmıştır.
46:09Fars,
46:09sünnet,
46:10mübah,
46:11mekruh,
46:12haram olarak,
46:13eşyada ise,
46:14helal ve haram olarak,
46:15ölçü koymuştur.
46:17Baktığımızda,
46:18bu ölçülerin de,
46:19kendi içerisinde,
46:19tekrar derecelendirmeleri vardır.
46:21Ve bunu yine,
46:22Allah-u Teala yapar.
46:24Onun için,
46:25biz,
46:25beşerin,
46:26bu noktada,
46:27kendimiz,
46:28bu ölçüleri,
46:29koyamayız.
46:30Bu,
46:31tercihleri yapamayız.
46:33Farzları arasında,
46:34ölçüyü biz koyamayız.
46:35burada yapacağımız şey,
46:38yine Rabbimizin emrine riayet edip,
46:41Rabbimizin ortaya koyduğu kıymetlere,
46:43ve kıymetler arasında,
46:44tayin etmiş olduğu derecelere,
46:46bizlerin riayet etmesi,
46:48gerekmektedir.
46:50Bu derecelendirmeyi,
46:51Rabbimiz,
46:52daha birçok alanda,
46:53olduğuna ifade etmiştir.
46:56Hem,
46:56Nebi ve Resulullah arasında,
46:57derecelendirme vardır.
46:58Hem,
46:59Allah'a,
47:00karşı itika eden,
47:02korkan insanlar arasında,
47:03bir derecelendirme vardır.
47:05Hem,
47:05cennette derecelendirme vardır.
47:07Ve,
47:07Allah-u Teala,
47:09meydan sizin,
47:10hayırda yarışın diyor.
47:12Kim ki,
47:13güzel amel işlerse,
47:14hakkıyla,
47:15salih amelde bulunursa,
47:17Allah-u Teala katında,
47:19dereceleri,
47:20makamları da,
47:21yüksektir.
47:22Biz de Rabbimizden,
47:23o insanlardan olmayı,
47:25niyaz ediyoruz.
47:27Allah hepinizden razı olsun.
47:28Ve ahirul da'vanen,
47:30lehamdülillahi,
47:31Rabbil alemin.

Recommended