Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 saat önce
Nazım Peker’in kaleme aldığı yazı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Mutabakatı’nı ve bu anlaşmanın Türkiye’ye olası etkilerini ele almaktadır. Yazar, bu üç ülke arasında kurulan karşılıklı savunma ortaklığının mantıksız ve Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olduğunu savunmaktadır. Suudi Arabistan’ın Yemen’deki çatışmaları ve Kıbrıs meselesinde Türkiye’ye destek vermezken Yunanistan’la askeri iş birliği yapması eleştirilerin odak noktasını oluşturmaktadır. Ayrıca Riyad yönetiminin ABD ile olan yakın ilişkileri sorgulanarak, Ankara’nın bu tür dış güvenlik risklerine girmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Son olarak, bu mutabakatın ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiği belirtilerek Türk askerinin başka coğrafyalardaki çatışmalara sürüklenmemesi gerektiği ifade edilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Doğrudan konuya girelim çünkü bugün masamızda oldukça sıcak ve tartışmalı bir başlık var.
00:06Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında yakın zamanda imzalanan Mekke Mutabakatı.
00:11Ama bunu klasik bir haber bülteni gibi okunmayacağız.
00:13Bugün, yazar Nazım Peker'in kaleminden çıkan ezber bozan jeopolitik bir eleştiriye adım adım masaya yatırıyoruz.
00:20Tüm bu detayların arasında bizim asıl odaklanacağımız soru şu.
00:23Bu mutabakatın Türkiye'ye etkileri tam olarak ne?
00:26Anlaşmanın perde arkasını ve bölge siyasetindeki sarsıcı etkilerini yazarın gözünden birlikte inceleyeceğiz.
00:33Peki bu analizi nasıl yapacağız?
00:35Aslında yazarın eleştirisini beş temel başlığa ayırabiliriz.
00:38Önce anlaşmanın temel şartına yani mekaniğine bakacağız.
00:41Sonra tehdit asimetrisi gibi çok ilginç bir kavrama değineceğiz.
00:45Ardından bölgedeki çatışmaların asıl kazananlarını sorgulayıp diplomatik çelişkilerle yüzleşeceğiz.
00:50Ve en sonunda tüm bu tablonun Türkiye için ne gibi askeri riskler yarattığını konuşacağız.
00:55Lafı hiç uzatmadan ilk başlığımızla yani temel şart ile başlayalım.
00:59Bu mutabakat kağıt üzerinde aslında bizden ne istiyor?
01:03Yazar analize anlaşmanın tam merkezindeki o kritik maddeyi tanımlayarak giriyor.
01:08Ortak savunma mekanizması.
01:10Şöyle düşünün, Türkiye, Suudi Arabistan veya Pakistan bu üçünden birine dışarıdan bir saldırı olursa diğer ikisine de saldırılmış sayılacak.
01:18Tanıdık geldi mi?
01:19Evet, tıpkı NATO'nun o meşhur beşinci maddesi gibi.
01:22Teoride kulağa gerçekten muazzam bir dayanışma mesajı gibi geliyor.
01:26Ama yazarımız tam da bu noktada durup, bir dakika, işin pratiği gerçekten öyle mi?
01:31diyerek tartışmanın vitilini ateşliyor.
01:33İşte o bir dakika dediğimiz yer bizi hızla ikinci başlığa, tehdit asimetrisine getiriyor.
01:39Tabloya bir bakın, tablo her şeyi özetliyor aslında.
01:42Yazar çok basit ama çok vurucu bir soru soruyor.
01:45Bu ülkelere gerçekte kim saldıracak?
01:48Pakistan'a bakıyoruz, Hindistan'la yıllardır süren, bitmek binmeyen sıcak bir gerilim var.
01:53Suudi Arabistan'a dönüyoruz, bir yanda İsrail, diğer yanda Yemen'deki İran destekli Husiler, ateş çemberi.
02:00Peki ya Türkiye?
02:01Şu an sınırlarında doğrudan Türkiye'yi hedef alan sıcak bir askeri saldırı var mı?
02:06Yazarın cevabı hayır.
02:08Yani ortada devasa bir asimetri var.
02:10Ortaklarımızın aktif savaşları varken bizim böyle bir derdimiz yok.
02:14Ve tam da bu asimetriden dolayı yazar, Türkiye'nin o en temel, o en sarsılmaz dış politika prensibini atıfta bulunuyor.
02:21Yurtta barış, dünyada barış.
02:23Yazarın mantığı gayet net.
02:26Kendi sınırlarımızda, kapımızda, doğrudan bir savaş tehdidi yokken,
02:30Türkiye neden durduk yere kendini başkalarının aktif çatışmalarının, başkalarının savaşlarının ortasında bulsun ki?
02:37Geçelim üçüncü bölüme.
02:38Madem ortada başkalarına ait bitmeyen çatışmalar var, o zaman soralım.
02:43Bu çatışmaların kazananları gerçekten kim?
02:46Yazar Peker, Orta Doğu'daki o kanlı iç çatışmaların trajik ironisini tam olarak bu görüntüyle zihnimize kazıyor.
02:53Düşünsenize, bir tarafta abdestini alıp namazını eda ettikten sonra jetine binip Yemen'i bombalayan bir Suudi pilot.
02:59Karşı taraftaysa Müslüman bir ülkeye, Suudi Arabistan'a Allahu Ekber nidalarıyla füze fırlatan Husi'ler.
03:05Her iki tarafta inançlarını, dinlerini öne sürüyor ama ortada akan Müslüman kanı var.
03:11İnanılmaz bir çelişki değil mi?
03:12İşte bu korkunç manzara karşısında yazar son derece haklı ve sarsıcı bir retorik soru yöneltiyor.
03:19Odak noktasını dinden ve inançtan alıp jeopolitik gerçeklere çevirdiğimizde,
03:23kaybedeni baştan belli olan bu kardeş kavgasında asıl kazanan kim?
03:27Müslümanlar birbirlerini kırarken aslında kime hizmet ediyorlar?
03:30Analize göre bu sorunun cevabı koca bir sır değil.
03:34Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail.
03:36Yazar bu durumu Anadolu'da çok sevdiğim o meşhur tabirle,
03:40tarlanın taşıyla tarlanın kuşunu vurmak olarak özetliyor.
03:43Dış güçler kendi askerlerini, kendi kaynaklarını harcamadan,
03:47bölgedeki aktörleri birbirine düşürerek inanılmaz bir fayda sağlıyorlar.
03:51Başkalarının savaşı, onların kazancı oluyor.
03:53Geldik bence tartışmanın en can alıcı yerine, 4. bölüme.
03:58Yani o meşhur diplomatik çelişkilere.
04:00Burada resmen bir diplomatik akıl tutulması var.
04:03Yazarın eleştirisinin kalbi tam da burası.
04:05Bir tarafta Suudi Arabistan, bu mutabakatla Türkiye'den ne istiyor?
04:09Kapsamlı ve çok amaçlı askeri dayanışma.
04:11Harika.
04:12Peki aynı Suudi Arabistan gerçek hayatta ne yapıyor?
04:15Gidiyor, Türkiye yerine Yunanistan ile askeri ilişkiler geliştiriyor.
04:19Üstüne üstlük Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımayı inatla reddediyor.
04:23Bu denklemde sizce de bir tuhaflık yok mu?
04:26Peker bu çelişkiyi doğrudan muhatabının yüzüne vuruyor ve soruyor.
04:29Madem bu kadar dostuz, madem müttefikiz, e neden KKTC'yi tanımıyorsunuz?
04:34Sizi engelleyen, gizliden gizliye elinizi kolunuzu bağlayan birileri mi var?
04:38Haklı bir isyan.
04:39Kıbrıs gibi Türkiye'nin kırmızı çizgisi olan bir konuda bile destek vermeyen bir ülkenin müttefikliği ne kadar samimidir ki?
04:46Tabi yazarın soruları bitmiyor, sorgulamaya devam ediyor.
04:49Türkiye neden hiçbir diplomatik destek görmediği, tarihsel olarak kendisine hep mesafeli durmuş bir ülkenin güvenliği için ağır askeri yükümlülükler üstlensin?
04:59Sen Türkiye'den askeri dayanışma bekle ama git Yunanistan ile iş tut.
05:03Yazarın o nefis tabiriyle biz masadaki bir tuzluk muyuz?
05:06Tek taraflı, sadece verici olduğumuz bir müttefiklik anlayışı olabilir mi?
05:10Bütün bu anlattıklarımız bizi incelememizin ana hedefine o son bölüme taşıyor.
05:15Mekke mutabakatının Türkiye'ye etkileri ve gerçek askeri riskler.
05:19Yazar asker gönderme senaryosuna şiddetle karşı çıkarken hepimizin tüylerini diken diken eden çok acı bir tarihi referans yapıyor.
05:27Türkiye'nin ikinci bir Yemen türküsü yazma lüksü yoktur diyor.
05:31Osmanlı döneminde o kavurucu çöllerde yitip giden, geri dönemeyen binlerce askerimizi ve arkalarından yakılan o yürek yakan ağda hatırlatıyor.
05:39Bugünün Türkiye'sinin, başkalarının çöllerinde kaybedecek, feda edecek tek bir evladı bile olamaz.
05:45İşin bir de iç siyaset, hukuk ve pratik boyutu var tabii. Analiz bunları da tek tek sıralıyor.
05:51Bir defa Türkiye'de yurt dışına asker göndermek öyle tek gecelik bir iş değil.
05:55Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayı şart.
05:57İkincisi, yazar diyor ki, madem bu çok acil ve önemli bir mutabakat, bu metin neden meclise aylar sonra gecikmeli olarak
06:05gönderildi?
06:05Ve bence en vurucu tespit şu.
06:07Suudi Arabistan illa kapsamlı bir askeri destek istiyorsa, neden bunu çok yakın çalıştıkları, hatta donanma tatbikatlarını bile takvimlerine göre ayarladıkları
06:16Amerika'dan istemiyor?
06:17Yazar Peker, eleştirisini belki de metnin en keskin, en tavizsiz cümlesiyle noktalıyor.
06:23Türk askerinin canı bu kadar ucuz değil, diyor.
06:26Eğer illa ki o coğrafyaya, o ateşe bir askeri destek verilecekse, bu kararı veren siyasiler samimiyetlerini kanıtlamak zorundadır.
06:33Nasıl mı? Önce kendi çocuklarını o cepheye, o çöllere göndererek.
06:37İşte, tehdit asimetrisi, diplomatik çelişkiler ve tarihin o unutulmaz acı dersleri.
06:44Tüm bu tabloya şöyle bir uzaktan bakınca, yazarın o nihai, o kışkırtıcı sorusu zihnimizde yankılanıyor.
06:50Türkiye'nin böylesine riskli ve tek taraflı kapsamlı bir askeri ittifaka girmesinin asıl mantıklı açıklaması ve gerçekten ama gerçekten bir
06:58gerekliliği var mı?
06:59Yorum tamamen sizin.

Önerilen