00:00Herkese merhaba. Bugün hepimizin hayatının bir köşesine dokunan, sürekli konuştuğumuz ama arka planını pek de eşelemeye cesaret edemediğimiz bir konuyu
00:08masaya yatırıyoruz.
00:09Gazeteci Fakir Yılmaz'ın inanılmaz çarpıcı bir analizini inceleyeceğiz.
00:13Odak noktamız oldukça net ve bir o kadar da sarsıcı.
00:17Kentsel dönüşümün ardındaki rant gerçeği.
00:19Hiç vakit kaybetmeden yazarın bizi yüzleştirdiği o kilit noktaya doğru yola çıkalım.
00:23Şimdi, verilere ya da tarihlere boğulmadan önce durup şu temel soruyu kendimize sormamız gerekiyor.
00:30Yazarın da yazısının tam kalbine yerleştirdiği soru şu.
00:33Kentsel dönüşüm bizi gerçekten depremden mi koruyor yoksa birilerine yepyeni rant alanları mı yaratıyor?
00:40İşte bu inceleme boyunca yazarın kendi arşivlerinden ve maalesef çok taze, acı olaylardan yola çıkarak bu soruya nasıl tokat gibi
00:48bir cevap verdiğini adım adım göreceğiz.
00:50Hazırsak başlayalım.
00:511. Bölüm Maltepe Çöküşü ve Yüzleştiğimiz Acı Gerçek
00:55Fakir Yılmaz iddialarını öyle uzaklardan, teorik yerlerden falan kurmuyor.
01:00Tam tersine doğrudan bugünün o trajik gerçeğine, bizzat kendi balkonundan izlediği o korkunç manzaraya dayandırıyor.
01:08Düşünsenize, İstanbul Maltepe'deyiz, Kartala ve o meşhur Adalar Fay hattına komşu bir bölgede 7 katlı bir bina durup dururken çöküyor.
01:18Kaynaktaki verilere bakıyoruz, bu 7 katın 3'ü, evet yanlış duymadınız, tam 3 katı tamamen kaçak.
01:25Ve en kahredici olanı, 3 insanımız günlerce o enkazın altında kalıyor.
01:30Ortada henüz beklenen o büyük İstanbul depremi falan yokken, depremin merkez üssü olması beklenen bir yerde böyle bir çöküş yaşanması.
01:38İşte bu olay, yazarın zihninde çok ama çok eski bir defteri yeniden açıyor.
01:49Her şey hafızalarımıza kazınan o büyük 1999 Marmara depreminin travmasıyla başlıyor aslında.
01:55Ardından takvimler 8 Ekim 2002'yi gösterdiğinde Fakir Yılmaz çıkıp Ya Allah Ya Bismillah başlıklı bir köşe yazısı kaleme alıyor.
02:03O yazıda kentsel dönüşümün asıl niyetinin ne olduğu konusunda çok ciddi uyarılarda bulunuyor.
02:08Ve günümüze Maltepe'deki o binanın çöküşüne geliyoruz.
02:12Düşünebiliyor musunuz? Aradan tam 24 uzun yıl geçmiş.
02:16Çeyrek asra yakın bir zaman.
02:17Ama depreme hazırlık konusundaki o sistemsel, o ölümcül hatalar hala yerli yerinde duruyor.
02:24Yazar Maltepe'deki o kahredici enkazı gördükten sonra ne yapıyor biliyor musunuz?
02:29Gidip 24 yıl önce yazdığı, o Ya Allah Ya Bismillah başlıklı yazısını tozlu raflardan çıkarıyor ve bugünün manzarasıyla yan yana
02:36koyuyor.
02:37O günlerde yeni yeni başlayan kentsel dönüşüm projelerinin aslında halkın güvenliği için değil, gayrimenkul kârı için yapıldığını söylemişti.
02:45Ve bugün orijinal uyarılarının nasıl tamamen kulak ardı edildiğini ispatlamak için bu yazıyı tek bir harfine bile dokunmadan yeniden yayılmıyor.
02:53Üçüncü bölüm, kentsel dönüşüm mü yoksa rant mı? Asıl meseleye geliyoruz.
02:59Şimdi kağıt üzerindeki resmi amaca baksanız her şey harika.
03:02Neymiş? Kamu güvenliğini sağlamak için depreme dayanıksız binalar yenilenecek.
03:06Çok mantıklı değil mi?
03:07Fakat yazarın iddia ettiği acı gerçeklik bambaşka.
03:10Yılmaz'a göre deprem korkusu, insanları o güzelim boğaz veya ada manzaralı çok değerli mülklerinden uzaklaştırmak için resmen sistematik bir
03:19araç olarak kullanılıyor.
03:20Yani o alanlar boşaltılıp milyon dolarlık lüks projeleri açılıyor.
03:24Özet yazar diyor ki burada odak noktası sizin can güvenliğiniz falan değil.
03:28O arazinin sunduğu devasa finansal potansiyel.
03:32Yazar bu sistemsel başarısızlık tablosunu çizerken savunu desteklemek için çok çarpıcı bir detaya yer veriyor.
03:38Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçmişte yaptığı o çok bilindik öz eleştiriye doğrudan alıntılıyor.
03:43Biz bu şehre ihanet ettik, hala da ediyoruz, ben de bundan sorumluyum.
03:47Fakir Yılmaz tam da burada şunu soruyor.
03:50Yönetimin en üst kademesi bile bu yapısal sorunun bu dikey mimari felaketinin farkındayken nasıl oluyor da sahadaki o rant odaklı
03:58dönüşüm hiçbir hız kesmeden devam ediyor?
04:004. Bölüm
04:01Toki, arazi gerçekleri ve bu rantın ardındaki işleyiş
04:05Peki bu iş pratikte nasıl işliyor?
04:08Kaynağımızdaki yazıya göre bu spekülatif sürecin tıkır tıkır işleyen 3 adımlı bir haritası var.
04:13Birinci adım, kentsel dönüşüm maskesi altında o değerli arazileri neredeyse yok pahasına kapatmak.
04:20İkinci adım, deprem riskini, o büyük korkuyu öne sürerek bölgedeki mevcut insanları evlerinden tahliye etmek.
04:26Ve üçüncü, yani o en kazançlı, en parlak adım, aynı arazileri devasa ticari projelere, milyon dolarlık rezidanslara dönüştürüp satmak.
04:36Yazar, halkı koruyoruz söyleminin bu devasa karlı çarkı döndürmek için kullanılan kusursuz bir kılıf olduğunu iddia ediyor.
04:435. Bölüm
04:44Anadolu'da sürüp giden İhmaller Zinciri
04:46Merceğimizi biraz daha genişletelim.
04:49Tabi olay sadece İstanbul'dan ibaret değil.
04:52Yazarın verdiği bölgesel örnekler adeta tüm ülkenin altyapısal bir röntgenini çekiyor.
04:57Bakın Artvin Hoppa'da kötü planlama yüzünden ölümcül bir heyelana sahne olan bir tır garajı projesi var.
05:02Oraya bakıyorsunuz, facia.
05:04Ardından Possov ve Göle'ye geçiyoruz.
05:06Yıllardır bitirilmeyen, hak sahiplerine bir türlü teslim edilmeyen deprem konutları.
05:11Ve Ardahan'daki o bir türlü sonu gelmeyen, sürekli ertelenen Sahara Tüneli.
05:16İstanbul'da binalar bir çırpıda yıkılıp milyon dolarlara satılırken,
05:19Anadolu'daki bu ölümcül yavaşlık ve ihmarkarlık,
05:22işte bu zıtlık yazarın argümanını çok net bir şekilde ortaya koyuyor.
05:26Üstelik durum bununla da kalmıyor.
05:28İnanılmaz bir bürokratik hantallık ve bitmeyen davalar yüzünden Ardahan Polis Evi
05:32veya yerel mahallelerdeki okullar gibi hayati projeler bir türlü hayata geçirilemiyor.
05:37Hani en güvenli olması gereken yerler vardır ya.
05:39Daha da ironik olanı söyleyeyim size,
05:42bizzat devleti temsil eden Ardahan Valilik binasının bile depreme karşı dayanıklı olmaması.
05:47Yazar haklı olarak şu büyük çelişkiye isyan ediyor.
05:50Kaynaklar lüks, şatafatlı konuklara su gibi akarken,
05:53nasıl olur da kritik devlet kurumları, okullar bile bu kadar savunmasız, kaderine terk edilmiş halde bırakılır?
06:00Altıncı ve son bölüm.
06:01Değişmeyen o ağır tablo ve kafamızdaki sorular.
06:05Biliyor musunuz, bugün bu analizi inceleyebiliyor olmamızın çok sarsıcı bir sebebi var.
06:09Yazar 24 yıl önce yazdığı o yazıyı,
06:12tek bir virgülünü, evet tek bir virgülünü dahi değiştirmeden bugün aynen yayımladı.
06:16Neden mi?
06:17Çünkü temelde hiçbir şeyin değişmediğini göstermek için.
06:20Yılmaz ayrıca bazı gazeteci meslektaşlarının bugün hala hukuki baskılarla boğuştuğunu hatırlatıyor.
06:26Diyor ki, o günkü baskı ortamı da, kentsel dönüşümün rant odaklı temel yapısı da çeyrek asırdır aynı yerde sayıyor.
06:33Kısacası projelerin isimleri değişiyor, yıllar geçiyor ama temelde insanın, yani canın değil, kazancın merkeze alındığı o acımasız sistem işlemeye devam
06:42ediyor.
06:43Ve işte bu incelemenin sonuna geldiğimizde, hepimizin şapkasını önüne koyup düşünmesi gereken o final sorusuyla baş başayız.
06:50Eğer önceliğimiz gayrimenkul spekülasyonlarından sıyrılıp gerçekten insan hayatına dönmezse,
06:55acaba önümüzdeki 25 yıl bize gerçek bir güvenlik mi getirecek?
06:59Yoksa 24 yıl sonra bugün, tıpkı Fakir Yılmaz'ın yaptığı gibi bu tozlu arşiv uyarılarını kelimesi kelimesine bir daha mı
07:05okuyacağız?
07:06Bu sorunun cevabı sadece binalarımızın değil, aslında toplum olarak bizim temelimizin ne kadar sağlam olduğunu gösterecek.
07:12Bu incelemede bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
07:15Bir sonrakinde görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın.