Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 hafta önce
Ardahan Haberli için TIKla.. www.kuzeyanadolugazetesicom

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün elimizdeki kaynak metinle, doğrudan o sarsıcı gerçekle yüzleşerek başlayalım diyorum.
00:06Gazeteci Fakir Yılmaz'ın bu makalesi, inanın bana, sadece geçmişteki bir tarihi anlatmıyor,
00:12bugünümüzü hatta geleceğimizi şekillendiren, inanılmaz kritik bir sosyolojik meseleyi masaya yatırıyor.
00:1817 Ağustos 1999 Marmara depremi ve toplum olarak onunla kurduğumuz ya da dürüst olalım kuramadığımız o ilişki.
00:25Bu incelememizde zamanın nasıl akıp gittiğini ama o hayati derslerin nasıl havada kaldığını adım adım göreceğiz.
00:33Hazırsanız toplumlar büyük felaketleri nasıl bu kadar çabuk unutuyor, gelin hep beraber inceleyelim.
00:39Sahi 25 yıl önce kelimenin tam anlamıyla her şeyi değiştiren o 45 saniyeyi gerçekten unuttuk mu?
00:46Bakın yazar Fakir Yılmaz o kabus gibi geceyi Kocaeli'de yani felaketin tam merkezinde bizzat yaşamış biri
00:55çarpıcı bir itirafta bulunuyor ki bir arkadaşı sabahın köründe mesaj atıp hatırlatana kadar
01:00bu acı yıl dönümünü neredeyse kendisinin bile unuttuğunu fark ediyor.
01:05İnanılmaz değil mi?
01:06Yani düşünsenize felaketi iliklerine kadar yaşamış biri bile bu günlük hayatın koşuşturmacasında bu tarihi unutabiliyorsa
01:13toplumun geri kalanı ne yapsın?
01:15İşte tam da bu yüzleşme bizi makalenin o can alıcı noktasına getiriyor.
01:19Toplumsal hafızamızın sınırları.
01:21Şimdi birinci bölüme toplumsal amnezinin zaman çizelgesine geçelim.
01:26Bir idik bu kez 25 olduk.
01:29Yazarımız yıllar önce kaleme aldığı makaleleri sürekli güncellemek zorunda kalıyor.
01:34Neden mi?
01:35Çünkü çok trajik ama zaman geçiyor fakat hiçbir şey değişmiyor.
01:40Çizelgeye bakarsak 1999 yani sıfır noktasıyla başlıyoruz.
01:45Sonra dört yıl önce yazarın kaleme aldığı bir idik 23 olduk.
01:49Başlıkla o yazısı var.
01:51Ve bugün bugün aynı yazıyı bir idik bu kez 25 olduk diyerek tekrar güncelliyor.
01:57Yazar bu 25 yıllık süreci tamamen kendi gözlemlerine dayanarak iki farklı olayla inanılmaz güzel bağlamış.
02:04Bir tarafta göle depremi gibi afetlerin üzerinden tam dört yıl geçmesine rağmen hala teslim edilemeyen afet konutları var.
02:11Diğer yanda ise mevcut iktidar partisinin 25. kuruluş yıl dönümü.
02:16Yazar bu partinin kuruluş yıl dönümünü kutlarken kendi eski kurucularını davet etmeyi unutan siyasi figürleri ve unutanlar listesini ekliyor.
02:25Yani aslında unutma eyleminin siyasetten sosyal hayata her yere nasıl sızdığını tarafsız ama çok net bir şekilde önümüze koyuyor.
02:33İkinci bölümümüz toplumsal hafıza kaybı ve tabii ki bizi oyalayan o önemsiz detaylar.
02:39Burada yazar toplumu tam anlamıyla balık hafızalı olarak nitelendiriyor ve inanın bana çok sert bir sosyolojik eleştiri yapıyor.
02:47Şöyle bir etrafınıza bakın sürekli bir dijital uyuşma hali var değil mi?
02:52Kaynak metin bunu adeta robotlaşan bir toplum olarak tasvir ediyor.
02:56Önündeki yemeğe bile bakmayan, bir elinde kaşık diğer elinde telefonla bilinçsizce ekran kaydıran,
03:01gönderileri okumadan sırf programlanmış gibi beğenen insanlar.
03:04Ama durun eleştiri sadece bu dijital dünyayla bitmiyor.
03:07Yazar Ahmet Spor ve Bursa Spor maçları üzerinden kopan fırtınalara o Amigo marşlarını harcanan devasa enerjiyi de bu dikkat dağınıklığının
03:15tam merkezine koyuyor.
03:16Peki asıl göz ardı edilen gerçekler ne olacak?
03:19Deprem hazırlıkları, kentsel güvenlik?
03:21Yazarın asıl argümanı şu, bizler bu futbol tartışmaları veya sosyal medyanın o sahte dünyası içinde öylesine kaybolmuşuz ki
03:28yaklaşan tehlikeyi düşünecek, ciddiye alacak tek bir saniyemiz bile kalmamış.
03:32Gelelim üçüncü bölüme, şehir planlaması ve ihmalkarlık.
03:37Alt başlığımız, görünür tehlikeleri yok saymak.
03:40Bakın bu toplumsal hafıza kaybı öyle sadece zihnimizde falan kalmıyor.
03:45Doğrudan sokağımıza, mahallemize, yerel, kentsel planlamalara yansıyor.
03:49Yazarın verdiği şu yerel örneklere bir bakar mısınız?
03:52Gerçekten alarm verici.
03:53Mesela Ardaman, Kura Nehri'nin hemen dibinde bir otel arsası var.
03:58Ne oluyor biliyor musunuz?
03:59Kentsel imar programları kılıfıyla bir çırpıda konut arsasına çevriliyor.
04:04Resmi kağıtlarda daireler 200 bin lira falan görünüyor ama işin aslı öyle değil.
04:09El altından 700 bin 900 bin liralara kapış kapış satılıyor.
04:13Rant uğruna güvenlik tamamen çöpe atılmış durumda.
04:15Diğer yanda temelinden resmen su fışkıran Karagör mahallesi var.
04:20Ya da valilik ve savcılık binalarının tam karşısında yolun ortasına dikilmesine izin verilen o ucube binalar.
04:27Bir de işin İstanbul gibi mega kent boyutu var tabii.
04:30Deprem toplanma alanı da dahil şehir planlamasıyla uzaktan yakından alakası olmayan bir gecede mantar gibi biten yapılar.
04:38Yani tehlike öyle gizli saklı falan değil.
04:40Her sabah yanından geçip gittiğimiz devasa beton bloklar halinde tam karşımızda duruyor.
04:46Bütün bu akıl almaz kentsel örnekler var ya, işte onlar yazarın çok ama çok sert bir öngörüsünün de temelini oluşturuyor.
04:54Makalede açıkça şu söyleniyor.
04:56Göz göre göre gelecek bir sonraki depremde o yıkılması garanti olan binalara bugün izin veren yetkililer var ya,
05:03işte onlar yarın çıkıp tıpkı 25 yıl önce olduğu gibi sadece timsah gözyaşları dökecekler.
05:09Gerçekten kalıcı, önleyici, adam akıllı bir adım atmak yerine ne olacak, kameraların karşısına geçip bol keseden vaatler sıralayacaklar.
05:18Yazar bizi tam da bu noktada uyarıyor.
05:20Boş laflara değil, atılan somut adımlara ve bu göz ardı edilen ihmallerin o ağır sonuçlarına odaklanmanız gerektiğini söylüyor.
05:28Dördüncü bölümümüz, devam eden artçı sarsıntılar, sorumluluk ve kader kavramı.
05:34Şimdi yazarın metninde geçen o artçı sarsıntılar ifadesi var ya, inanın bu sadece fayatlarındaki sismik titreşimlerle ilgili değil.
05:42Türkiye'deki o bitmek bilmeyen sistemsel ve kurumsal krizlere çok akıllıca bir gönderme yapıyor.
05:47Sadece binalar değil, kurumlar da sallanıyor diyor yazar.
05:51Düşünün, yüzlerce öğrencinin sokakta kalmasına neden olan yurt krizleri, yanlış veya çalınan sorularla patlayan o meşhur ÖSYM skandalları.
05:59Yazarın burada dikkat çektiği ve toplumsal psikolojimiz açısından en can alıcı nokta şu.
06:05Bunca kurumsal çöküş yaşanılıyor ama tek bir kişi bile çıkıp sorumluluk almıyor.
06:09İstifa falan hak getire, faturanın tamamı çok pratik bir şekilde kader kelimesine kesilip konu kapatılıyor.
06:16İnsan hatasının ya da o korkunç sistemsel ihmalin yerini anında koca bir boyun eğme alıyor.
06:22Yani Fakir Yılmaz hepimizin bildiği o artçı sarsıntı kavramını alıp bambaşka yepyeni bir sosyolojik anlamla önümüze koyuyor.
06:30Onun tanımına göre bugün boğuştuğumuz o ekonomik sıkıntılar, sosyal krizler, politik çalkantılar var ya,
06:37işte bunların hepsi aslında o büyük zihinsel detremin yani toplumsal unutkanlığımızın yarattığı artçılardan başka bir şey değil.
06:44Ciddi önlemler almadığımız sürece de bu sosyoekonomik artçılar kurumlarımızı, günlük hayatımızı ve en önemlisi geleceğimizi sarsmaya devam edecek.
06:54Anlayacağınız geçmişi unutmamanızın o ağır bedeli sadece yıkılan binalar değil, sürekli hasar alan, yorucu ve bitmek bilmeyen bir sistem döngüsü.
07:03Ve geldik o vurucu soruya.
07:05Toplum olarak gerçekten hiçbir planımız olmadan öylece büyük bir rehavet içinde sıradaki fiziksel veya sosyoekonomik artçıyı mı bekliyoruz?
07:13Zaman su gibi akıp giderken bu bir idik yirmi beş olduk döngüsünü kırmak, okuyan, araştıran, hesap soran ve talep eden
07:22bir toplum olmak bizim elimizde mi?
07:24Yoksa o dijital ekranlarımıza hipnotize olmuş gibi bakarken sıradaki sarsıntının bizi aniden uykumuzdan uyandırmasını mı umut ediyoruz?
07:32Bu gerçekten hepimizin şapkayı önüne koyup uzun uzun düşünmesi, hatta eşiyle dostuyla tartışması gereken hayati bir soru.
07:40Lütfen unutmayın neyi unuttuğumuz, aslında kim olduğumuzu belirler.
07:44Dinlediğiniz için teşekkürler, bilgiyle ve farkındalıkla kalın.

Önerilen