Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 ay önce
Ardahan Gazeteleri www.kuzeyanadolugazetesi.com

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün gerçekten büyüleyici bir konuyu ele alacağız.
00:06Biliyorsunuz bazen en karmaşık siyasi meseleler doğadan gelen çok basit bir hikayeyle en iyi şekilde anlaşılır.
00:12İşte bugün tam da bunu yapan gazeteci Fakir Yılmaz'ın o çok dikkat çekici ve katmanlı köşe yazısını mercek altına
00:19alıyoruz.
00:19Yerel bir bürokratik tartışmadan yola çıkıp dünya siyasetine, oradan New York sokaklarına ve hatta toprağın metrelerce altına uzanan bir yolculuk
00:27bu.
00:28Hazırsanız hemen başlayalım.
00:30Şimdi şöyle bir düşünün, küçücük bir böcek, devasa bir kavram olan basın özgürlüğünü nasıl açıklayabilir?
00:37Yazar oldukça yerel hatta sıradan diyebileceğimiz bir çatışmayı alıyor ve bunu doğanın o kadim bilgeliğine bağlıyor.
00:44Bize en büyük hakikatlerin bazen en küçük metaforlarda saklı olduğunu çok güzel bir şekilde gösteriyor.
00:50İnanın bana bu bağlantının nasıl kurulduğunu gördüğünüzde çok şaşıracaksınız.
00:55İlk bölümümüze yani WhatsApp basın tartışmasına bir bakalım.
00:59Hikayemiz Erzurum'da tam da günümüzün göbeğinde başlıyor.
01:03Düşünsenize Erzurum Valiliği'nin basın müdürlüğü bir WhatsApp grubu kuruyor ve buraya sadece iletişim başkanlığının resmi onayından geçmiş basın kartı
01:12olan gazetecileri davet ediyor.
01:13Bir yanda resmi kurumlarca onaylanmış gazeteciler var, diğer yanda ise haberciliği bizzat sahada, sokakta öğrenmiş, yıllarını bu işe vermiş ama
01:23belli bir resmi kartı olmadığı için bilgi akışından tamamen dışlanan, onaylanmayan, tecrübeli gazeteciler.
01:30Yazar, sahadaki o gerçek ustalık ile resmi bürokratik onay arasındaki bu derin uçuruma dikkat çekiyor.
01:36Tabii dışlanan gözeteciler duruma sefsiz kalmıyor.
01:39Yerel bir haber sitesi olan Erzurum gazetesi tam olarak şu manşeti atıyor.
01:44Sansüre hayır, sadece bizim dediğimiz kadar haber.
01:47Yazarımız bunun sadece bir sohbet grubundan çıkarılma meselesi olmadığını, aslında halkın tarafsız bilgiye ulaşma hakkının gasp edilmesi olduğunu savunuyor.
01:56Yani mesele WhatsApp değil, mesele kimin sesinin duyulacağına ve o sınırı kimin çizeceğine karar verilmesi.
02:03Buradan ikinci bölümeyi güç ve küresel paralellikler kısmına geçiyoruz.
02:07Yazar bir anda vizyonu genişletip konuyu küresel sahneye taşıyor.
02:11Fakir Yılmaz, yereldeki bu WhatsApp tartışmasını alıp küresel sahnedeki güç taktikleriyle çok ilginç bir şekilde eşleştiriyor.
02:18Burada tamamen tarafsız bir gözle yazarın argümanına bakarsak, yereldeki bürokratik dışlamayı eski ABD başkanı Trump'ın ekonomik operasyonlarına benzetiyor.
02:27Amerikan dolarının bir izolasyon silahı olarak kullanılması, İran, Venezuela ve Küba gibi ülkelerin küresel sistemden dışlanıp yalnızlaştırılması,
02:36yazar diyor ki, yerel yöneticiler bilgi akışını nasıl kontrol ediyorsa küresel liderler de ekonomiye aynı şekilde kullanıyor.
02:43Yani özetle, mekanizma aslında hep aynı.
02:46İster küresel çapta devasa bir ekonomik izolasyon olsun, ister yerel bir WhatsApp grupu.
02:52Güç, her zaman kimin konuşacağını ve kimin sesinin duyulacağını kontrol etmek istiyor.
02:58Kontrol arzusu, ölçek fark etmeksizin hiç değişmiyor.
03:02Şimdi gelelim üçüncü bölüme.
03:03Şef New York'ta, yazarın hikayeyi bağladığı o harika metafora geçiş yapıyoruz.
03:09Gözünüzde canlandırın.
03:10O Glalalakota şefi, kara geyik, bir diğer adıyla Black Alk, o dönemki New York'ın o korkunç,
03:16keyotik metropol gürültüsünün tam ortasında duruyor.
03:19Trafik, inşaatlar, koşturan insanlar.
03:22Ve şef aniden durup, bu inanılmaz uğultunun içinde bir Ağustos böceğinin şarkısını duyduğunu söylüyor.
03:29Yanındakiler şok içinde tabii.
03:31Bu gürültüde küçücük bir böceği duymak imkansız bir şey gibi geliyor onlara.
03:35Peki ama nasıl? Şehin onca mekanik gürültüsüne rağmen başka hiç kimse duymazken şef bu sesi nasıl fark etti?
03:43Doğanın gizli bir frekansı mı vardı yoksa mesele tamamen başka bir şey miydi?
03:49İşte hikayenin en can alıcı gizemi burada.
03:52Şef kara geyik bunu kanıtlamak için çok zekice bir hamle yapıyor.
03:56Cebinden 50 centlik bir bozuk para çıkarıp kalabalık kaldırıma bırakıveriyor.
04:00Şıngır ve ne oluyor biliyor musunuz?
04:03O muazzam gürültünün içinde bile o küçücük paranın sesini duyan onlarca insan aniden durup yere bakıyor.
04:09Acaba benden bir düştü diye.
04:11Buradaki zıtlık gerçekten inanılmaz.
04:14Ağustos böceğinin şarkısı parkın hemen yanında tamamen görmezden gelinirken düşen bir bozuk para anında herkesin dikkatini çekiyor.
04:22Ve şef yanındakilere dönüp o muazzam lafı ediyor.
04:25Bir insan için önemli olan nelere değer verdiğidir.
04:29Yani şehirdekiler paranın sesini duydu çünkü değer verdikleri sürekli aradıkları şey oydu.
04:35Doğanın sesini ise tamamen es geçtiler çünkü ona sağırlaşmışlardı.
04:40Aslında hepimiz sadece değer verdiğimiz, duymak istediğimiz şeyleri duyuyoruz öyle değil mi?
04:45Dördüncü bölümümüz değer verdiğin şeyi duymak.
04:49Bakalım yazarımız bu derin hikayeyi alıp gazeteciliğe nasıl bağlıyor?
04:53Yazar diyor ki, yere düşen o 50 centlik madeni para aslında gücü, maddi çıkarları ve bürokrasiden alınan o resmi icazeti
05:03temsil ediyor.
05:04Ağustos böceğinin şarkısı ise otantik gazeteciliğin ve hakikatin ta kendisi.
05:09Gerçek bir gazeteci kimin ne kart dağıttığına bakmadan o 50 centin şıngırtısının peşinden koşmayıp,
05:15hakikatin o ince ama güçlü şarkısına kulak veren kişidir.
05:20Beşinci bölüm, Ağustos böceğinin gerçek hikayesi.
05:23Şimdi bildiğimiz her şeyi unutma vakti çünkü işler burada tam anlamıyla tersine dönüyor.
05:29Hepimiz çocukluktan beri La Fontaine'den aynı fabla dinleyerek büyüdük.
05:33Karınca, yaz boyu, kan teri içinde çalışır, yuvasına yiyecek taşır,
05:37Ağustos böceği ise elinde sazıyla şarkı söyleyip sürekli tembellik eder değil mi?
05:41Bize hep böyle öğretildi.
05:43İşte yazarımız tam bu noktada çok zekice bir ters köşe yapıyor.
05:47Çünkü işin biyolojik gerçeği bu efsaneden çok ama çok farklı.
05:53Bir Ağustos böceği toprağın altında zifiri karanlıkta kökleri ulaşmak için tam 17 yıl boyunca kazı yapıyor.
06:0117 yıl!
06:02Muazzam bir emek, sabır ve sessiz bir çalışma.
06:05Sonra yeryücüne çıkıyor, kanatlanıyor ve hayatının sadece son iki haftasını şarkı söyleyerek geçiriyor.
06:12Yani o duyduğumuz şarkı aslında tembelliğin değil, karanlıkta verilen 17 yıllık devasa bir emeğin, bir hayatta kalma savaşının zafer çığlığı.
06:22Kışın ne yiyeceğini düşünmüyor.
06:24Çünkü zaten ömürü o kadar.
06:26İşte bu gerçeği öğrenen karıncaların lideri, yazarın uyarlamasında büyük bir utançla şu sözleri söylüyor.
06:32Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
06:35Bir daha asla kimseyi küçümsemeyin, hep iyi niyetli olun.
06:39İnsanların görünmeyen mücadelelerini, karanlıkta verdikleri o 17 yıllık yemeği bilmeden onları dışarıdan yargılamanın ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu çok
06:49net görüyoruz.
06:50Ve son bölümümüz, Gazeteciliğin Şarkısı.
06:53Tüm bu anlattıklarımız bizi toparlıyor ve tekrar Erzurum'daki o gazetecilere getiriyor.
06:58Yazar, gazetecileri onaylayıp onaylamaya cüret eden, onlardan WhatsApp gruplarında itaat bekleyen ve dışarıdan yargılayan otoriteleri o kibirli karıncalara benzetiyor.
07:09Haberi sokakta arayan, ter döken ve o görünmeyen, yorucu, ağır işçiliği yapan dışlanmış gerçek gazetecileri ise Ağustos böceklerine benzetiyor.
07:19Buradan çıkaracağımız o harika ders şu.
07:22Gerçek gazetecilerin resmi davetlere veya özel sohbet gruplarına ihtiyacı yoktur.
07:27Tıpkı Ağustos böceği gibi, tüm sansür baskılarına, dışlanmalara ve alay edilmelerine rağmen onlar toprağı kazmaya, yeryüzüne çıkmaya ve kendi şarkılarını
07:37söylemeye yani hakikati duyurmaya devam edecekler.
07:41İşte bütün bu incelemenin sonunda Fakir Yılmaz'ın hikayesi bizi sadece basın özgürlüğü üzerinde değil, kendi hayatımız üzerinde de düşünmeye
07:50itiyor.
07:50Kendimize sormamız gereken o asıl soru şu, yere düşüp şıngırdayan 50 centlik bozuk paralarla, statü onaylarıyla ve güç savaşlarıyla dolu
08:00bu gürültülü dünyada, siz o Ağustos böceğinin şarkısını duyabiliyor musunuz?
08:05Hangi sese değer vereceğiniz tamamen size kalmış.
08:08Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, o şarkıya her zaman kulak verin.