Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 39 dakika önce
Yazar Mehmet Özkendirci, siyasi olaylar ile futbol dünyası arasında kurduğu metaforlar üzerinden Türkiye’deki güncel gelişmeleri eleştirmektedir. Metinde, özellikle Üsküdar ve Adalar’daki yerel yönetim değişiklikleri ve belediye başkanlarının görevden alınması süreçleri, kuralları hiçe sayılan taraflı bir futbol maçına benzetilmektedir. Ayrıca, Amedspor ile Beşiktaş arasında oynanan müsabaka üzerinden yapılan tartışmalara değinilerek, sporun politiklaşması ve sosyal medyadaki etnik temüllü kutuplaşmalar sert bir dille eleştirilmektedir. Yazar, bu bağlamda hem iktidarın siyasi manevralarını hem de bazı siyasetçilerin provokatif açıklamalarını ve bu söylemlere gösterilen sessizliği eleştirel bir bakış açısıyla masaya yatırmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba.
00:01Bugünkü incelememizde siyasetin spora, sporunsa siyasete nasıl bu kadar derinden karıştığını konuşacağız.
00:07Özellikle Üsküdar seçimleri üzerinden başlayan ve yazar Mehmet Özkendirci'nin kaleme aldığı o son derece tartışmalı, bol metaforlu futbol analizini
00:15masaya yatırıyoruz.
00:16İnanın bana bu metin siyaseti bambaşka bir gözlükle okumanızı sağlayacak.
00:21Bu yoğun metni dört ana başlıkta toparladık.
00:23İlk olarak yazarın o çok konuşulan Üsküdar seçimleri futbol metaforunu inceleyeceğiz.
00:28Ardından adalardaki siyasi kırmızı kartlara bakıp oradan sahadaki gerçek siyasi gerilime uzanacağız.
00:34Son olarak da işin söylem ve tarihi tartışma boyutuna değineceğiz.
00:38Hemen birinci bölümle Üsküdar seçimleri için futbol metaforuyla başlayalım.
00:43Biliyorsunuz Atatürk'ün hepimizin ezbere bildiği o meşhur sözü vardır.
00:47Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.
00:52İşte yazar analizine tam da bu ahlaki temel çizgiyi hatırlatarak çok vurucu bir şekilde başlıyor.
00:57Metnin iddiası şu, günümüzdeki siyasi oyuncular bu ahlak kuralını çoktan rafa kaldırmış durumda.
01:04Yazarın kurduğu metafora bir bakalım, gerçekten çok ilginç.
01:07Metin'de iktidar partisi ampul spor olarak adlandırılıyor.
01:11Ve yazar özellikle Üsküdar Belediyesi'ndeki o çalkantılı süreçleri, tutuklamaları doğrudan uluslararası futbol kurallarıyla kıyaslıyor.
01:19Açıkça diyor ki, eğer bu siyasi transferlere ve olaylara FIFA kuralları uygulansaydı, yaşananlar net bir şekilde şike sayılırdı.
01:27Hatta metne göre, seçimi kazandığını iddia eden takımın cezalandırılıp amatör kümeye kadar düşürülmesi gerekirdi.
01:33Siyaseti, kuralları hiçe sayılmış bir futbol maçı gibi okumak, gerçekten çarpıcı bir bakış açısı değil mi?
01:39İkinci bölümümüze geçiyoruz.
01:41Adalarda siyasi kırmızı kartlar.
01:44Üsküdar'da başlayan bu futbol benzetmesi, komşu ilçe adalara geçtiğimizde inanılmaz bir tesadüfler zincirine dönüşüyor.
01:51Düşünün, CHP'li belediye başkanı tutuklanıyor, yerine vekili geçiyor.
01:55Ama hani derler ya filmlerde olur diye.
01:57O vekil de birdenbire sağlık nedenleriyle istifa ediyor.
02:01Sonuç, meclis üyelerinin acilen yeni bir başkan seçmesi gerekiyor.
02:05Yazar bu meclis oylamasını baştan kaybedilmiş, çok ağır handikaplı bir maça çıkmaya benzetiyor.
02:11Neden mi?
02:11Çünkü sahaya 10 kişiye karşı 2 kişiyle çıkıyorsunuz.
02:14Yazarın aktardığına göre ampul spor, meclisteki üye sayıları nedeniyle bu maça kelimenin tam anlamıyla 10'a 2 geride başlıyor.
02:22Mantıken kağıt üzerinde tamamen bitmiş bir maç, öyle değil mi?
02:25Ama durun, yazar tam bu noktada futbolu kendi kurallarına göre dizayn edenlerin devreye girdiğini iddia ediyor.
02:31Yapılan o perde arkası siyasi hamlelerle imkansız denilen o 10'a 2'lik skor bir anda 4-4'lük bir
02:39beraberliğe kilitleniyor.
02:41Bütün matematik, bütün olasılıklar bir anda çöküyor.
02:44Peki, o maçı kazandıran, adaleti yıktığı iddia edilen o son gol nasıl geliyor dersiniz?
02:50Metne göre tutuklanan muhalefet üyelerinden birine mecazi anlamda iktidarın forması giydiriliyor.
02:56Evet, adam bildiğiniz rakip takım formasıyla sahaya sürülüyor.
03:00Denge bir anda 3'e karşı 5'e dönüyor.
03:03Ve o forma değiştiren üyenin oyuyla Adalar Belediyesi el değiştiriyor.
03:08Yazar siyasi taraf değiştirmeyi maçın ortasında forma değiştirmeye benzeterek inanılmaz bir ironi yapıyor.
03:14Ve bu metaforu şu haklı soruyla noktalıyor yazar.
03:17Biz, televizyonda topun ele değip değmediğini, var sistemiyle, milimetrik kameralarla saatlerce tartışırken, yara seçimlerde yaşanan bu devasa haksızlıklara neden hiçbir
03:27hakem çıkıp kırmızı kart göstermiyor?
03:29Neden bu maç iptal edilmiyor?
03:31Siyasette de bir var sistemi olsaydı, emin olun şu an çok farklı şeyler konuşuyor olurduk, diyor Metin.
03:36Üsküdar'da başlayan o şike metaforunu ve yazarın siyaseti nasıl gördüğünü anladık.
03:42Peki işler tersine dönerse?
03:43Yani siyasi gerilimler kalkıp o gerçek yeşil sahanın tam ortasına inerse ne olur?
03:49Üçüncü bölümümüz sahadaki siyasi gerilim.
03:52İşte bu bizi yazarın o çok tartışılan Ahmet Spor Beşiktaş maça analizine getiriyor.
03:57Metin bu maçın baştan aşağız siyasetle lekelendiğini savunuyor.
04:00Yazarın iddiası şu, maçın 35. dakikasında Beşiktaş kalecisi Livakovic'e yapılan o sert müdahale kesinlikle kırmızı kartlıktı.
04:08Ama hakem, yazarın tabiriyle bunu limon sarısı bir kartla geçiştirerek Ahmet Spor'u 10 kişi kalmaktan kurtardı.
04:15Yazar bu taraflı kararın yorgun Beşiktaş karşısında maçı haksız yere Ahmet Spor'a hediye ettiğini iddia ediyor.
04:20Ama yazarın asıl tepkisi saha dışına, sosyal medyaya.
04:24Maç biter bitmez sosyal medyada paylaşılan Kürdistan Türkiye'yi 3-2 yendi şeklindeki o provokatif sözleri çok sert bir dille
04:31eleştiriyor.
04:32Yazar diyor ki, ortada sadece bir spor müsabakası var ama siz bunu alıp tamamen ayrıştırıcı, zehirli bir siyasi propagandaya dönüştürüyorsunuz.
04:41Geldik son bölümümüze, söylem ve tarihi tartışmalar.
04:44Yazar burada sahadan tamamen çıkıyor ve Yılmaz Özdil'in bir yazısını referans alarak bizi tarihi bir yolculuğa çıkarıyor.
04:51Ahmet Spor'un aslında Diyarbakır'ın Melik Ahmet semtinde kurulduğunu, ilk sponsorunun Turan gazozları olduğunu ve bizzat Türklerin desteğiyle kurulduğunu
04:59hatırlatıyor.
05:00Amaç takımın o eski, birleştirici tarihi kökleriyle bugün dayatılmaya çalışılan o ayrıştırıcı Ahmet kimliği arasındaki uçurumu göstermek.
05:07Buradan sonra incelediğimiz Metin adeta kılıçları çekiyor ve oklarını doğrudan meclise yöneltiyor.
05:14Yazar özellikle CHP'li Sezgin Tanrı Kulu ve Dem Partili Sırrı Sakık'ı hedef tahtasına oturtuyor.
05:19Tanrı Kulu'nu bir yandan Kürdistan bayrağını savunurken, diğer yandan Türk milli kimliğine yapılan saldırılara göz yummakla suçluyor.
05:26Ve son olarak Sırrı Sakık'ın o meşhur Mustafa Kemal'in askerleri izleyenlere yönelik ettiği o çok ağır, küfürlü sözü
05:33hatırlatıyor Metin.
05:34Ancak yazarın asıl vurduğu yer farklı.
05:37O sadece bu hakarete edeni değil.
05:39Bu küfürler edilirken, mecliste oturup sessiz kalan, tepki göstermeyen diğer tüm siyasetçileri de aynı derecede suçlu ve ikiyüzlü buluyor.
05:48Gördüğünüz gibi dostlar, Üsküdar sokaklarındaki şike iddialarından başlayıp, meclis koridorlarındaki sessizliğe kadar uzanan, metaforlarla dolu oldukça sert bir analizdi bu.
05:57Bizi de günün sonunda o kritik soruyla baş başa bırakıyor.
06:00Futbol sahasıyla siyaset arenası arasındaki çizgiler bu kadar silikleştiğinde, kuralların işlemediği bu kirli oyunda skoru gerçekten kim tutuyor?
06:09Bu incelememizden aktaracaklarımız şimdilik bu kadar.
06:12Bir sonraki analizde görüşmek üzere.
06:14Merakla ve bilgiyle kalın.

Önerilen