Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 11 dakika önce
Kara Harp Okulu mezuniyet törenindeki yeminleri gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden çıkarılan beş teğmen, kendilerinin ihraç edilmesi yönünde oy kullanan kurul üyelerinin şikâyeti üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na ifade vermiştir. Teğmenler, daha önce basına yansıyan ve kurul üyelerine oylarını değiştirmeleri için baskı yapıldığı iddialarını anayasal şikâyet hakkı çerçevesinde yargıya taşıdıklarını belirtmiştir. Söz konusu başvurunun herhangi bir hakaret ya da iftira amacı gütmediğini vurgulayan subaylar, iddiaların açık kaynaklardaki haberlere dayandığını ifade etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu iddiaları somut delil bulunmadığı gerekçesiyle işleme koymamasının ardından, ihraç oyu veren üyeler teğmenler hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Adliyeye avukatlarıyla birlikte giden teğmenler, kimseye karşı bir husumet beslemediklerini ve yalnızca yasal haklarını kullandıklarını savunmuştur.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün elimizde gerçekten inanılmaz karmaşık, katman katman açılan bir hukuki düğün var.
00:07Hani bazen bir olay olur, bitti sanırsınız ama aslında o sadece başka bir fırtınanın başlangıcıdır ya.
00:13İşte tam da böyle, gündemi meşgul eden ve askeri disiplinle sivili hukuk arasında gidip gelen o meşhur olaylar zincirini
00:20adım adım, tamamen tarafsız bir şekilde sadece kaynak metinleri üzerinden inceleyeceğiz.
00:26Hazırsanız bu hukuki domino etkisini çözmeye başlayalım.
00:30Hikayemize direkt bugünden olayların tam göbeğinden girelim.
00:34Düşümsenize hala hazırda Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilmişsiniz.
00:38Peki neden bu beş genç subay bugün yepyeni bir hukuki engelde karşı karşıya kalıp Ankara Adliyesi'nin koridorlarında tekrar ifade
00:45veriyor?
00:45Bakın bu sorunun cevabı basit bir disiplin soruşturmasının çok ama çok ötesinde,
00:50medya, hukuk ve anayasal haklar üçgeninde giderek büyüyen bir hikayeden bahsediyoruz.
00:55Kısaca bugünkü yol haritamıza bir bakalım.
00:57Önce temenlerin adliyedeki durumuna bakacağız.
01:00Sonra ihraca giden sürece döneceğiz.
01:02Oradan kitaptaki o çarpıcı iddialara, hukuki şikayet ve red sürecine,
01:06ardından karşı davaya ve en son temenlerin bugünkü savunmasına bakıp konuyu toparlayacağız.
01:13İsimleri şöyle bir hatırlayalım, Ebru Eroğlu, İzzet Talip Akarsu, Batuhan Gazi Kılıç, Serhat Gündar ve Deniz Demirtaş.
01:21Yanlarında da avukatları Demet Reçber Öztürk ve Serdar Öztürk var.
01:26Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulundan oy çokluyla ihraç edilmişlerdi hatırlarsınız.
01:31Ama bugün askeri bir disiplin süreci için değil, bildiğiniz sivil yargının karşısında hakkınları yapılan bir suç duyurusu sebebiyle Ankara Cumhuriyet
01:39Başsavcılığındalar.
01:41Tek tek savcılık makamına geçip ifade verdiler.
01:43Peki ne oldu da kendilerini bu noktada buldular?
01:46İkinci bölüm, ihraca giden süreç. Hani şu her şeyi başlatan o ilk kıvılcım.
01:53Üçüncü bölüm, kitaptaki çarpıcı iddialar.
01:57Olayların zincirleme reaksiyonuna baktığınızda işin nasıl çığırından çıktığını anlıyorsunuz.
02:032024'teki o malum Kara Harp Okulu mezuniyet törenini ve subay andı okunmasını biliyoruz, sonucu Yüksek Disiplin Kurulunun ihraç kararıydı.
02:11Tam dosya kapandı derken, Haziran 2025'te bir kitap yayınlanıyor.
02:17Ve işte o kitabın yarattığı dalgalanma, Eylül 2025'te teğmenlerin avokatlarını adliyenin yolunu tutmaya itiyor.
02:24Resmen bir kelebek etkisi.
02:26Peki ortalığı bu kadar karıştıran bu kitapta ne yazıyor?
02:29Gazeteci Ersin Orun'un yazdığı Teğmenler Yeni TSK'nın Şifreleri isimli kitapta akıl almaz bir iddia var.
02:35Deniyor ki, Yüksek Disiplin Kurulu üyelerine bu teğmenleri ihraç etmeleri için ciddi bir baskı yapılmış.
02:41Yani oyların dışarıdan gelen müdahalelerle değiştirildiği iddia ediliyor.
02:45Bitmedi.
02:46Bu iddia bir de gazeteci Barış Terkoğlu tarafından kamuoyuna taşınınca konu bir anda Türkiye'nin gündemine oturuveriyor.
02:524. Bölüm Hukuki Halka Şikayet ve Red
02:55Tabi hal böyle olunca teğmenlerin avokatları da boş durmuyor.
02:59Ortada yalanlanmamış, açık kaynaklarda bağırı bağırı söylenen iddialar var.
03:04Onlar da haliler hukuki haklarını kullanmak istiyorlar.
03:07Eylül 2025'te Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gidip dönemin komutanları için görevi kötüye kullanma ve resmi belgeyi bozma gibi gerçekten çok
03:15ağır suçlamalarla dilekçe veriyorlar.
03:17İstedikleri şey gayet net aslında, gerçek neyse ortaya çıksın, kurul üyelerin ifadeleri alınsın, o günkü karar tutanakları incelensin diyorlar.
03:26Ancak sistem tam olarak onların beklediği gibi işlemiyor.
03:29Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı topu topu bir ay sonra bu başvuruyu işleme koymama kararı alıyor.
03:35Kararın tam kalbinde yatan gerekçe şu.
03:38Savcılık diyor ki, sizin bu iddialarınız sadece genel anlatılara, sağda solda çıkan basın haberlerine dayanıyor.
03:44Yani onlara göre ortada oyların değiştirildiğine dair somut, elle tutulur bir delil yok.
03:49Sadece bir kitapta yazıyor diye böyle devasa bir soruşturma başlatılamayacağını söyleyip dosyayı reddediyorlar.
03:55Beşinci bölüm, karşı dava, hakaret ve iftira.
03:59İşlerin iyice sarpa sardımı yer.
04:02Savcılık bu şikayeti reddedince olay bitiyor mu?
04:04Tabii ki hayır.
04:05Bu sefer teğmenlerin ihracına evet diyen o beş kurulu üyesi karşı atağa geçiyor.
04:10Şimdi masadaki bu iki tamamen zıt bakış açısına bir bakalım.
04:14Avukatlar diyor ki, kardeşim biz basındaki iddiaları alıp sadece anayasanın bize verdiği şikayet hakkımızı kullandık.
04:20Karşı taraftaki YDK üyeleri ise olayı tamamen farklı okuyor.
04:24Hayır siz basın, televizyon ve internet üzerinden bize karşı kasıtlı bir karalama kampanyası yürüttünüz, bize açıkça hakaret ve ihtira ettiniz
04:31diyorlar.
04:32Hatta işin en ilginç yanı ne biliyor musunuz?
04:34Bu kurul üyelerinin şikayet dilekçesinde o ortalığı karıştıran kitaptan tek bir kelime bile bahsedilmiyor.
04:40Sanki tüm bu iddiaları durduk yere teğmenler uydurmuş gibi bir dil var ortada.
04:44Altıncı ve son bölüm Temellerin Savunması
04:47İşte böylece en başa. Bugün o adliye koridorlarına geri dönüyoruz.
04:51Haklarında açılan hakaret ve iftira soruşturmasında savcı karşısında ne dediler peki?
04:56Birkaç temel argümanları var.
04:57Birincisi, yazdıkları şikayet dilekçesinin soyut olmadığını ve asla hakaret kastı taşımadığını söylüyorlar.
05:03İkincisi, dayandıkları tek şeyin açık kaynaklı gazetecilik olduğunu özellikle belirtiyorlar.
05:09Üçüncüsü, ki burası gerçekten çok dikkat çekici, bir gözlemlerini paylaşıyorlar.
05:14Kurulda aleyhlerini oy verenlerin iyi görevlere, lehlerine oy verenlerin ise pasif görevlere atandığını ya da emekli edildiğini iddia ediyorlar.
05:21Son olarak da Topçu Okulu komutanı, Tümgeneral A'yi tarafından yapıldığı söylenen baskı iddialarını bir kez daha gündeme getiriyorlar.
05:29Ve bence savunmalarının en kritik, bu hukuki fırtınayı en çok insani boyuta çeken cümlesi buydu.
05:35Diyorlar ki, biz ne kara kuvvetleri komutanını ne de kurul üyelerini kişisel olarak tanımıyoruz.
05:40Aramızda bir husumet olması teknik olarak imkansız.
05:44Onların gözünden bakarsak mesele gayet net.
05:46Ortada basına yansıyan vahim iddialar var ve biz sadece anayasal hakkımızı kullanarak bunun araştırılmasını istedik.
05:53Başsavcılığın olayı hiç derinlemesini araştırmadan dosyayı kapatmasını da açıkça eleştiriyorlar.
05:58Bütün bu anlattıklarımız bizi aslında o en temel, en vurucu soruya getiriyor.
06:03Bugün konuştuğumuz bu olay artık 5 temenin meselesi olmaktan çoktan çıktı.
06:07Bir vatandaşın gazetecilik kaynaklarına güvenerek anayasal şikayet hakkını kullanmasıyla askeri disiplinin korunması ve kurumların itibarının zedelenmemesi arasındaki o çok ince
06:17çizgi tam olarak nerededir?
06:19Şikayet hakkı nerede biter, iftira nerede başlar?
06:22Emin olun bu dava bu soruların cevabını şekillendirecek çok ama çok önemli bir emsal olmaya aday.
06:28Umarım bugünkü incelememiz olayların perde arkasını sizin için biraz daha netleştirmiştir.
06:33Düşünmeye, sorgulamaya devam edin.
06:35Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.

Önerilen