Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 dakika önce
Mehmet Özkendirci, "Nereedeenn Nereyeee..." başlıklı yazısında ülkenin mevcut siyasi atmosferini ve iktidarın terör örgütü ve uzantılarıyla yürüttüğü politikaları sert bir şekilde eleştirmektedir. Yazar; şehit yakınları ve gazilerin yaşadığı ekonomik ve manevi mağduriyetlere karşın, terör yanlılarına sağlanan ayrıcalıkları adaletsizlik olarak nitelendirmektedir. Ayrıca, ordu içindeki Atatürkçü askerlerin ihraç edilmesini ve devleti yönetenlerin milli kimliği korumakta yetersiz kalmasını büyük bir tepkiyle sorgulamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerinin ve toprak bütünlüğünün tehlikede olduğunu savunan metin, iktidarın bölücü çevrelerle kurduğu ittifakları ve anayasadaki temel ilkelerin hedef alınmasını eleştirel bir dille gözler önüne sermektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, yeni incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün masamızda oldukça sert, yoğun ve hararetli bir siyasi fikir yazısı var.
00:07Mehmet Özkendireci'nin kaleme aldığı bu metni baştan sona, tarafsız bir gözle, adeta bir cerrah titizliğiyle yapısal olarak inceleyeceğiz.
00:16Amacımız kesinlikle taraf tutmak değil, yazarın ne dediğini, argümanlarını nasıl kurguladığını ve o öfkesini metne nasıl yansıttığını anlamak.
00:24Bütün metnin etrafında döndüğü tek bir ana tema var aslında, nereden nereye gelen siyasi değişim.
00:30Hadi gelin, lafı hiç uzatmadan bu siyasi eleştirinin anatomisini birlikte çıkaralım.
00:35Şimdi yazar eleştirisine çok tanıdık, hatta hafiften tebessüm ettiren ironik bir girişle başlıyor, nereden nereye.
00:43Biliyorsunuz bu aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir dönem meydanlarda sıkça söylediği, dillere pelesen kovmuş bir şarkı sözü.
00:49Yazar bu popüler ve nostaljik ifadeyi alıyor ve kendi argümanına zemin hazırlamak için bir nevi siyasi bir bumerang gibi kullanıyor.
00:58Neden mi, nereden nereye diyor?
01:00Çünkü yazarın temel isyanı tam olarak burada başlıyor.
01:03Dünün devlete düşman güçlerinin bugün nasıl olup da dost iç güçlere dönüştüğünü sorguluyor.
01:09Yani bu hızla değişen siyasi ittifaklara karşı inanılmaz bir şüphe ve öfke duyuyor.
01:14Aslında metnin kalbinde yatan temel itiraz noktası bu, o akıl almaz eksen kayması.
01:19Peki, bu oldukça öfkeli metni nasıl okumalıyız?
01:23Dört ana başlıkta toplayacağız.
01:25Önce ironi ve siyasi değişim, sonra adalet ve terör eleştirisi, ardından ordudan ihraçlar ve toplumsal tepkiler ve son olarak da
01:33anayasa ve bütünlük kaygıları.
01:35Hemen ilk bölümümüze, yani yazarın ironi ve siyasi değişimin nasıl çerçevelediğine bir bakalım.
01:42Yazarın en büyük ve belki de ilk şikayeti şu, dünün düşmanları, bugünün müttefikleri haline geldi diyor.
01:49İddiasına göre devleti yönetenler, eski düşmanlarla el sıkışıyor, masaya oturuyor ve aflar çıkarıyor.
01:56Bakın yazar için bu basit bir siyasi hamle ya da strateji değil, bu kabul edilemez bir eksen kayması.
02:02Metnin en başındaki o nereden nereye ironisi de işte tam burada ete kemiğe bürünüyor.
02:07Gelelim ikinci odak noktamıza, adalet ve terör eleştirisi.
02:11Burada çok derin çelişkiler var.
02:14Yazarın öfkesini asıl körükleyen şey işte bu inanılmaz kontrast.
02:18Bir tarafta yanındaki silah arkadaşı şehit düşmüş, kendisi gazi olmuş ama bugün ay sonunu getiremeyen, kirasını bile ödemekte zorlanan vatandaşlar
02:27var.
02:27Diğer tarafta ise yazarın kendi tabiriyle söylüyorum, cani sürüsünün liderine adada tahsis edilen dubleks bir villa.
02:34Yazar bu korkunç eşitsizliği adeta okuyucunun yüzüne çarpıyor.
02:38Toplumdaki adalet duygusunun ne kadar derinden yaralandığını göstermeye çalışıyor.
02:43Bu çelişkiyi verdikten sonra da o meşhur sert retorik sorularına başlıyor.
02:47Siz olsanız bu şartlar altında elinize silah alıp bu vatan için savaşır mısınız diyor.
02:52Çok ağır bir soru değil mi?
02:54Yazar burada aslında devletin eski düşmanlarıyla barışmasına duyduğu o büyük tepkiyi doğrudan sıradan vatandaşın vatanseverlik duygusu üzerinden sorgulatıyor.
03:02Okuyucu da adeta bir ihanete uğramışlık hissi uyandırmaya çalışıyor.
03:07Hemen arkasından bir soru daha patlatıyor yazar.
03:10Şu anki durumu bir sözde barış ortamı olarak nitelendiriyor ve soruyor.
03:14Eğer bir vatandaş kahramanlık yapıp bu hainlere kurşun sıksa barış ortamını bozmaktan dolayı suçlanır mıydı?
03:22Düşünsenize yazar sistemin kime hizmet ettiğini sorguluyor.
03:26Adalet vatandaşı mı koruyacak yoksa onları mı?
03:29Sistemdeki çarpıklığa dair algısı gerçekten çok keskin.
03:32Bence metindeki en çarpıcı, en akılda kalıcı benzetme burada.
03:37Militanların alacaklı esnaf gibi davrandığını söylüyor.
03:40Yani yazar diyor ki bu figürler mevcut siyasi iklimde bırakın geri adım atmayı sanki devletten bir alacakları varmış gibi cüretkar
03:48davranıyorlar.
03:49O hak sahibi, özgüvenli tavırları yazarın eleştirisinin dozunu kelimenin tam anlamıyla zirveye taşıyor.
03:56Üçüncü bölüme geçiyoruz.
03:57Ordudan ihraçlar ve tepkiler, yazar burada devletteki çözülme iddiasını askeriye üzerinden somutlaştırıyor.
04:05Konunun merkezinde hepimizin çok iyi bildiği o slogan var.
04:09Mustafa Kemer'in askerleriyiz.
04:11Yazar argümanını sırf bu slogana attıkları için ordudan ihraç edilen askerlerin durumu üzerine inşa ediyor.
04:18Ama asıl isyanlı sadece ihraçların kendisine değil, olayın çok daha öfkeli olduğu bir boyutu var.
04:25Yazar burada son derece ağır, hakaret içeren bir olaya dikkat çekiyor.
04:29İhraç edilen bu askerlere destek veren milyonlarca vatandaşa belirli bir şahıs tarafından galiz küfürler edildiğini hatırlatıyor.
04:37Hatta generallere olsanız ne çıkar piçler diyecek kadar ileri gidildiğini belirtiyor yazar.
04:41Onu asıl çileden çıkaran şey toplumun bir kesimine bu kadar rahat hakaret edilebilmesi ve bunun yanlarına kar kalması.
04:48Ve işte bu durum bizi yazarın hukuk sistemiyle ilgili o derin hayal kırıklığına götürüyor.
04:54Soruyor, peki bu hakaret eden şahsa bir dava açıldı mı?
04:58Hayır.
04:59Yazar burada yargıda devasa bir çifte standart olduğunu savunuyor.
05:03Yani sistemin harekete geçmesi için hakaretin illa bir hükümet yetkilisine mi yapılması gerekiyor?
05:09Bu argüman, adalete olan güvenin sarsılması temasına gerçekten çok güçlü bir vurgu yapıyor.
05:15Geldik dördüncü ve son bölümümüze.
05:18Anayasa ve bölünmez bütünlük.
05:20Bakalım bu bölümdeki hedefler kimler?
05:23Metnin bu son belki de en hararetli kısmında hedefler çok ama çok net.
05:28Yazar oklarını üç hedefe yöneltiyor.
05:31Alaycı bir üslupla Numan Efendi diye bahsettiği TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş,
05:35Dem Parti ve hükümetin kurduğu yeni siyasi ittifaklar.
05:39Yazar bu üç farklı aktörü aynı tehlikeli eksende buluşmakla suçluyor.
05:44Burada yazar doğrudan TBMM Başkanı'nın bir cümlesini cımbızlıyor,
05:48Meclis Başkanı'nın Filistin Filistinlilerin, Suriye Suriyelilerin dediğini,
05:53ama konu kendi ülkesine gelince Türkiye Türklerindir demekten kaçındığını iddia ediyor.
05:58Peki neden?
05:59Yazara göre bu kaçınmanın sebebi bölücü görünmemek korkusu.
06:03Yani aslında yeni siyasi müttefiklere şirin görünmek için bilerek bu ifadeden kaçınılıyor diyor.
06:09Ve bütün bu tartışmalar dönüp dolaşıp nereye kilitleniyor dersiniz?
06:13Anayasamızın o meşhur, değişmez maddesine.
06:17Yazar, yeni kurulan siyasi ittifakların ve meclisteki bu söylemlerin doğrudan doğruya bu ifadeyi,
06:23yani Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür cümlesini hedef aldığını iddia ediyor.
06:29Yazarın mantığı çok net, ona göre meclisteki bu söylemler asla bir tesadüf ya da dil sürtmesi değil.
06:36TBMM Başkanı'nın sözlerini, anayasanın bu ilgili maddesine yönelik sistematik bir tasfiye operasyonu olarak okuyor.
06:43Yani olay sadece laf kalabalığı değil, yazar bunu devletin temel kodlarına, kolonlarına yapılmış bir saldırı olarak görüyor.
06:51Ve metnin o en sert, en çarpıcı son darbesi.
06:55Yazar eleştirisini gerçekten tam bir infialle bitiriyor.
06:59TBMM Başkanı'nı doğrudan doğruya bölücülüğün bayraktarlığını yapmakla suçluyor.
07:03Hatta hızını alamayıp, onu PKK'nın meclis sözcüsü olarak tanımladığı dem partisiyle aynı kefeye koyuyor.
07:10İşte baştan beri konuştuğumuz, nereden nereye gelen siyasi değişim temasının,
07:15yazarın gözünde ulaştığı en karanlık, en uç nokta burası.
07:18Evet, bu sert ve çarpıcı siyasi metni baştan sona yapısal olarak inceledik.
07:24Nereden nereye diye başlayan o ironik lafın nasıl ağır bir ihanet ve bölücülük suçlamasına evrildiğini adım adım gördük.
07:31Şimdi, tüm bu anlattıklarımızdan sonra kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor.
07:36Bir ülkede dün düşman olanların bugün dost olduğu bu tür hızla değişen siyasi ittifaklar,
07:42ulusal bütünlükte, toplumsal güvende ve siyasi tartışmaların sınırlarında ne gibi kalıcı hasarlar bırakıyor?
07:48Bu sorunun cevabı hiç şüphesiz siyasetin ve toplumun geleceğini şekillendirecek.
07:53Bu incelemede bize eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
07:57Düşünmeye ve sorgulamaya devam edin.

Önerilen