Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 gün önce
Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu metin, bir şehirle özdeşleşmiş olan ve baştan aşağı kırmızı giyinen gizemli bir kadının hüzünlü yaşam öyküsünü konu almaktadır. Bir ressamın tesadüfen tanıştığı bu kadınla yaptığı sohbet aracılığıyla, dışarıdan tuhaf görünen bu imajın ardındaki derin vicdan azabı ve fedakarlık hikayesi gün yüzüne çıkar. Kadın, geçmişte çocuk sahibi olamadığı için çok sevdiği eşini terk ederek kendi içine düştüğü duygusal cehennemi dış dünyaya yansıtmak amacıyla kırmızıyı seçmiştir. Anlatı, insanların dış görünüşlerinin altında yatan görünmez acıları ve her hayatın trajik bir hikayesi olduğu gerçeğini vurgular. Yazar, bu dokunaklı karşılaşmayı şiirsel bir dille aktarırken, kırmızı rengi bir süsten ziyade içsel bir yangının sembolü olarak betimler. Sonuç olarak eser, toplumsal yargıların ötesine geçerek bir insanın yalnızlığına ve geçmişiyle olan sessiz kavgasına ışık tutar.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhabalar, Mehmet Özkenderci'nin o çarpıcı kalbe dokunan eseri Aşkın Rengi Kırmızı'nın yepyeni bir incelemesiyle karşınızdayım.
00:08Bugün sadece kağıt üzerindeki bir hikayeyi okuyup geçmeyeceğiz.
00:11Hayır, insan psikolojisinin en karanlık köşelerine, o ağır suçluluk duygusuna ve insanların dışarıdan gördüğü tuhaf maskelerin ardındaki görünmez savaşlara dalacağız.
00:22Hazırsanız hiç vakit kaybetmeden başlayalım.
00:25Hikayenin tam kalbine, o inanılmaz görsel gizeme direkt şu vurucu detayla giriyoruz.
00:31Başörtüsü, saçları, elbisesi, çantası, ayakkabısı, her şeyi ama her şeyi kırmızı.
00:38Şimdi bir anlığına gözünüzde canlandırın.
00:40Sokakta yürüyorsunuz ve karşınıza tepeden tırnağa, abartılı bir kırmızılık içine hapsolmuş biri çıkıyor.
00:46Bu sadece rastgele bir tercih mi, yoksa sessiz bir çığlık mı?
00:50İşin neden kısmına gelmeden önce bu şok edici manzarayı zihnimize iyice bir kazımamız lazım.
00:55Birinci bölüm, kentin sembolü kırmızılı kadın.
00:59Bu kadın yaşadığı kentin adeta ayaklı bir sembolü olmuş durumda.
01:03Ama onu görenlerin verdiği sadece iki net tepki var.
01:06Ya gülüp geçiyorlar ya da acıyarak bakıyorlar.
01:09İnsanlar o abartılı kırmızıya bakıp ya acımasızca alay ediyor ya da yazık, zavallı bir meczup deyip geçiyorlar.
01:16Toplumun o yüzeysel önyargıları işte tam olarak böyle çalışıyor.
01:20Ama inanın bana birazdan o yargıların hepsini tek tek yıkacağız.
01:23Çünkü o tuhaf yüzeyin altında gerçekten aklınızın ucundan bile geçmeyecek bir trajedi yatıyor.
01:28İkinci bölüm, yağmur, çay ve bir tablo.
01:32Biliyorsunuz her hikayenin her şeyi değiştiren bir kırılma noktası vardır.
01:37Anlatıcımız yani ressam aniden bastıran bir yaz yağmurundan kaçarken kendini bir otobüs durağında buluyor.
01:44Ve olaylar inanılmaz bir doğallıkla gelişiyor.
01:47Önce durakta yağmurdan kaçış, ardından ressamın kadından bir fotoğraf çekmek için izin istemesi.
01:53Kadının verdiği o pragmatik ve bir o kadar da sarsıcı cevap, 20 lira verirsen olur.
01:59Sonrasında yağmur iyice bastırınca kendilerini sırılsıklam halde bir pastaneye atmaları.
02:04Düşünün, kadının yüzündeki o abartılı kırmızı makyaj yağmur suyuyla akıp birbirine karışmış, yüzü resmen dağılmış bir sulu boya paletine dönmüş.
02:13Ressam gülmemek için kendini zor tutuyor.
02:16İşte tam o an, hikayenin yüzeysellikten derinliğe doğru kaymaya başladığı an.
02:20Şimdi buradaki asıl vurucu noktaya gelelim.
02:23Kadın, kendisi gibi güzel olmayan birinin neden çizmek istediğini sorduğunda ressam efsanevi bir cevap veriyor.
02:29Güzel kadın değil, güzel bakan kadın çizmek istiyorum.
02:32Bu gerçekten muazzam bir an.
02:34Çünkü ressam, kadının o tuhaf dış görünüşünü, akan makyajını bir kenara bırakıp doğrudan onun içindeki derinliğe, o yaşanmışlık dolu bakışlarına
02:42odaklanıyor.
02:43Bu sözleri duyan kadının başını masaya eğip, o kıpkırmızı yüzündeki mahcubiyeti gizlemeye çalışması var ya,
02:49işte o sert kabuğun ilk kez çatladığını hissettiğimiz yer tam da burası.
02:53Ve kafamızda yankılanan o büyük soru, neden hep kırmızı?
02:57Her portrenin bir ruhu vardır ve o ruhu yakalamak için hikayeyi bilmeniz gerekir.
03:01Bu basit soru, bizi o sıcak pastane masasından alıp, kadının herkesten köşe bucak sakladığı, etrafına aşılmaz duvarlar ördüğü o gizemli
03:10geçmişine ışınlıyor.
03:113. Bölüm Süleyman ile Başlayan Hikaye
03:14O abartılı makyajın gerisinde, aslında Hacce adında, Süleyman isimle bir memurla görücü usulü evlendirilmiş gencecik bir kadın var.
03:23Olayların ne kadar baş döndürücü bir hızla geliştiğine bir bakın.
03:261. hafta söz kesiliyor, 2. hafta nişan, 3. hafta nikah ve 4. hafta haritada yerini bile bilmediği bambaşka bir şehre
03:34gelin gidiyor.
03:35Gencecik bir kadının, sırf karşısındaki memur olduğu için ailesi tarafından onaylanan ve hiç tanımadığı bir hayata doğru nasıl savrulduğunu görüyoruz.
03:44Peki, evlilikleri nasıldı derseniz, Süleyman öyle John gibi yakışıklı biri falan değildi ama memur maaşıyla ona resmen bir kraliçe gibi
03:52baktı.
03:53Sağlığına inanılmaz düşkündü, en ufak bir öksürükte onu hemen doktora götürürdü.
03:56Fakat burada çok ama çok kritik bir detay var.
04:00Süleyman hastalık derecesinde kıskançtı.
04:03Öyle ki, kadının dudaklarına küçücük, belli belirsiz bir ruj sırmesini bile kesinlikle yasaklamıştı.
04:08Düşünebiliyor musunuz ironiyi?
04:10Bugün tepeden tırnağı kırmızıya boyanmış bu kadının geçmişinde bir damla kırmızı ruja bile tahammül edemeyen katı bir sevgi kafesi var.
04:17Gerçekten inanılmaz.
04:184. bölüm
04:19Eksik kalan şey çocuk
04:21Kurdukları o küçük, güvenli sevgi sarayında tek bir şey eksikti aslında.
04:26Evin içinde yankılanacak bir çocuk sesi.
04:29Evliliklerinin üzerinden tam 3 yıl geçiyor.
04:32Kadının bitmek bilmeyen ısrarları sonucunda nihayet doktora gidiyorlar.
04:36Fakat o test sonuçlarını bekleme süreci kadının hayatındaki en uzun, en kahredici bekleyişe dönüşüyor.
04:42Süleyman sonuçların bir türlü çıkmadığını bahane ederek onu haftalarca oyalıyor.
04:47Ama ortada gizlenen bir gerçek var.
04:49Süleyman'ın o derin sessizliği ve bahçede sigara içerek geçirdiği zamanın giderek artması.
04:54Gözünüzün önüne getirin lütfen.
04:56Süleyman elinde o yıkıcı tıbbi sonuçlarla bahçeye çıkıyor.
05:00Karısına gerçeği söylemeye cesaret edemediği için üst üste sigara yakıyor.
05:05O bahçedeki sigara dumanı aslında Süleyman'ın çaresizliğinin ta kendisi.
05:09En sonunda kadın dayanamayıp gerçeği bizzat doktordan öğreniyor.
05:13Kusurlu olan kendisi.
05:15Asla çocuğu olmayacak.
05:17İşte hikayenin koptuğu yer tam olarak burası.
05:19O ezici duygu sahneye çıkıyor.
05:22Suçluluk.
05:22İçini bir kurt gibi kemiren, nefes aldırmayan, dayanılmaz bir ağırlık bu.
05:27Ve işin kötüsü, Süleyman'ın sevgisi azalmak bir yana dursun daha da artıyor.
05:32Üzülme, tedavisi bulunur, para biriktirip seni Ankara'ya götüreceğim diyor sürekli.
05:36İşte trajedinin en karanlık noktası da bu.
05:39Süleyman'ın bu sarsılmaz desteği, bu saf iyiliği, kadının suçluluk duygusunu hafifletmek yerine katlanılmaz bir boyuta taşıyor.
05:46Bu ezici yük, onu bir şafak vakti, elinde küçücük bir valizle, nereye gideceğini bile bilmediği bir otobüse binip kaçmaya zorluyor.
05:54Beşinci ve son bölüm.
05:55İçsel cehennemin rengi kırmızı.
05:58Hikayenin en başından beri kafamızı kurcalayan o görsel şokun ardındaki gerçeğe nihayet ulaşıyoruz.
06:04Bütün bu dönüşüm nasıl başladı biliyor musunuz?
06:07Geçmişine ve o boğucu suçluluk duygusuna edilen doğrudan bir isyanla,
06:12o kesinlikle yasaklanmış kırmızı rujun dudağa sürülen tek bir darbesiyle.
06:17Birinci adım buydu ama sonra o içindeki bitmek bilmeyen vicdan azabı,
06:21tıpkı önüne geçilemez bir yangın gibi büyüyüp taştı.
06:25Ve son adımda sadece dudaklar değil, elbiseler, ayakkabılar, çantalar,
06:29tüm varlığı bu isyanın, kendi iç cehenneminin rengi tarafından tamamen yutuldu.
06:35O abartılı kırmızı, aslında onun atamadığı çığlıkların fiziksel bir beden bulmuş haliydi.
06:41Yani uzun lafın kısası, asıl mesele şu.
06:44İnsanların sokakta görüp güldüğü, acıdığı, alay ettiği o absürt dış görünüş var ya,
06:49o sadece dışarıdaki kırmızı.
06:50İşin aslıysa o makyajın altında yatan, onu her Allah'ın günü yakıp kavuran gerçek, içindeki cehennem.
06:56Kadın aslında o haliyle adeta şunu haykırıyor.
06:59Dışımda gördüğünüz bu kırmızı, içimde yanan cehennemin yanında, inanın hiç kalır.
07:03İnsanların o kadar yüzeysel yargıladığı tuhaflık,
07:06bir insanın kendi içinde yaşadığı o affedilemez azabın,
07:09o acımasız ateşin sadece minicik bir yansıması aslında.
07:12Bu sarsıcı ve derin incelemeyi,
07:15ressamın aklına kazınan şu muazzam dizelerle bitirmek istiyorum.
07:18Kim bilir kimin neler çektiğini, kül bahçelerine güller çektiğini.
07:22Bu dizeler sadece kırmızılı kadını anlatmıyor aslında.
07:25Sokağa çıktığımızda yanından şöyle bir bakıp geçtiğimiz,
07:28belki tuhaf bulup yargıladığımız herkesi tek bir cümlede özetliyor.
07:32Dışarıdan gördüğümüz o sahte maskelerin,
07:35tuhaf kıyafetlerin ardında kimin ne yangınlarla,
07:38ne kül bahçeleriyle boğuştuğunu asla bilemeyiz.
07:40Peki ya siz?
07:41Bugün sokakta yanından geçip gittiğiniz o yabancıların,
07:44dış görünüşlerinin ardında nasıl devasa hikayeler taşıdığını hiç düşündünüz mü?
07:49Umarım bu incelememiz,
07:50dünyaya ve insanlara çok daha farklı,
07:52çok daha delin bir gözle bakmanızı sağlamıştır.
07:54Bir sonraki incelememizde yepyeni bir hikayeyle buluşmak üzere,
07:58kendinize çok iyi bakın ve merakla kalın.
Yorumlar

Önerilen