00:00Herkese merhaba. Bugün gerçekten çok ilginç, hatta biraz da provokatif bir metni masaya yatırıyoruz.
00:06Yazar Mehmet Özkendirci'nin güncel Türk siyasetine adeta her an vizyona girebilecek bir gişe rekortmeni film gibi kurguladığı o satirik
00:14yazısını objektif bir gözle inceleyeceğiz.
00:17Amacımız burada kimseyi savunmak ya da yermek değil, asla.
00:20Bizim yapacağımız şey bu kadar karmaşık bir siyasi atmosferin kağıt üzerinde nasıl böyle zekice bir sinema metaforuna dönüştürüldüğünü adım adım
00:28çözmek.
00:29Hazırsanız bu kurgusal filmin setine doğru şöyle bir adım atalım.
00:33İncelememiz boyunca şu dört ana duraktan geçeceğiz.
00:37Birinci olarak siyasette sinematik bir metafor, ikinci olarak filmin kadrosu ve karakterler,
00:43üçüncü durağımızda senaryonun temel çatışması ve son olarak da gişe beklentisi ve sonuç.
00:49Hemen ilk başlığımızla başlayalım.
00:52Birinci bölümümüz siyasette sinematik bir metafor.
00:56Yazarımız siyaseti resmen kurgulanmış bir film seti olarak görüyor.
01:00Peki ama bu hayali filmin adı ne?
01:02İşte burada yazarın kelime seçimi gerçekten çok kritik.
01:06Yazar bu kurgusal filmin adını butlan seçim koymuş.
01:10Peki nedir bu butlan?
01:11Aslında hukuki bir terim.
01:13Geçersiz, hükümsüz veya yasal dayanaktan tamamen yoksun anlamına geliyor.
01:17Yani yazar bu başlığı atarak aslında bize yaklaşmakta olan bir erken seçim ihtimalini ve kendi gözündeki o meşruiyet krizini daha
01:25en başından fısıldıyor.
01:27Düşünsenize daha afişi okur okumaz yazarın bu siyasi hamleyi hükümsüz ilan ettiğini anlıyoruz.
01:33Gelelim ikinci perdeye.
01:35Filmin kadrosu ve karakterler.
01:38Bakalım gerçek hayattaki siyasi figürlere bu senaryoda hangi roller biçilmiş?
01:42Yazarın zihnindeki kast ajansına bir göz attığımızda eşleşmelerin ne kadar iğneleyici olduğunu görebiliyoruz.
01:50İktidar partisinin lideri her şeye gücü yeten o mutlak otorite yani yapımcı, yönetmen ve senarist koltuğunda oturuyor.
01:58Başrol oyuncusu rolü ise ana muhalefet partisinin eski liderine verilmiş.
02:02Yani yazar bize şunu söylüyor.
02:04Bakın sahnedeki bütün aksiyonu muhalefet yapıyor gibi görünebilir.
02:08Ama asıl ipleri elinde tutan, kameranın açısını ayarlayan ve asıl senaryoyu yazan güç iktidarın ta kendisidir.
02:16Gerçekten çok keskin bir eleştiri değil mi?
02:18Tabii karakter inşası sadece bu teknik ünvanlarla bitmiyor.
02:22Burada yazarın kullandığı dile özellikle dikkat etmemiz lazım.
02:25Stepne Kemal veya Bay Bay gibi lakaplar yazarın o son derece öznel ve alaycı üslubunun bir parçası.
02:31Yazar bu tarz ifadelerle başrol oyuncusunu, geçmişteki seçim yenilgilerinin ağırlığı altında ezilmiş, biraz trajikomik bir figür olarak resmetmek istiyor.
02:40Dediğim gibi bu metinde tarafsızlık aramak yersiz, yazar kelimeleri adeta birer ok gibi kullanarak karakterlerini kendi kurgusuna hapsediyor.
02:48Peki ya figüranlar?
02:51Bir film sadece başrollerden ibaret olamaz değil mi?
02:54Yazar dramatik etkiyi zirveye taşımak için figüranlar dediği devasa bir kitle de yaratmış.
03:00Bu kitleyi anlatırken kullandığı şu çok çarpıcı, kışkırtıcı alıntıya bir bakın.
03:05Kuru ekmek yeriz ama reisimizi yedirmeyiz.
03:09Yazar bu cümleyle ekonomik olarak çok ciddi zorluklar çeken ama liderine de bir o kadar sadık olan bir seçmen kitlesini
03:16betimliyor.
03:17Böylece o kurguladığı filmin sosyolojik arka planını ve toplumsal dramını da doğrudan yüzümüze çarpıyor.
03:24Şimdi geçelim üçüncü bölümümüze.
03:26Senaryonun temel çatışması.
03:29Bakalım bu filmin olay örgüsü nasıl bir zıtlık üzerine kurulmuş.
03:33Bu senaryonun tam kalbinde aslında inanılmaz keskin bir zıtlık var.
03:38Bir tarafta muhalefet partisinin tarihi kurucusu o efsanevi figür birinci Kemal var.
03:44Diğer tarafta ise yazarın unutulmaz bir performans sergilediğini iddia edip açıkça batırıcı olarak etiketlediği yakın dönem muhalefet lideri yani ikinci
03:54Kemal duruyor.
03:54Yazar bütün o dramatik gerilimi dünü inşa eden kurucu ile bugünü yıktığını iddia ettiği figür arasındaki bu devasa uçurum üzerinden
04:03kurguluyor.
04:03Olay örgüsünü zaman çizelgesine baktığımızda ise gerçek dünyadaki olayların nasıl birer perde geçişine dönüştüğünü görüyoruz.
04:12İlk perde geçmişte İstanbul seçimlerinin kaybedilmesiyle açılıyor.
04:16Sonra yakın döneme geliyoruz.
04:18Muhalefetin genel seçimlerde birinci parti konumuna yükselmesini izliyoruz.
04:22Fakat yazarın senaryosuna göre şu anki mevcut dönemde işler fena karışıyor.
04:27Yenilginin tetiklediği şiddetli bir parti içi muhalefet başlıyor.
04:31Ve gelecekteki o doruk noktası.
04:33Yazar diyor ki iktidar bu durumu fırsat bilecek ve her an yönetmen koltuğundan motor diye bağırarak o ani baskın seçimi
04:41başlatacak.
04:42Yani asıl aksiyon patlaması işte burada yaşanacak.
04:45Ve geldik son perdemize.
04:47Gişe beklentisi ve sonuç.
04:49Peki yazar kurguladığı bu filmin dünyada nasıl bir yankı uyandıracağını iddia ediyor.
04:55İşte yazarın satirik kaleminin iyice kontrolden çıktığı zirve yaptığı yer burası.
05:01İddialara bakar mısınız?
05:02Güya yabancı ülkeler bu filmin dağ tur haklarını kapmak için adeta devasa bir ihale savaşına girmiş.
05:09Hatta bazı ülkeler bu siyasi ortamı saf bir komedi filmi niyetine satın almak isterken
05:15yazarın iddiasına göre Japonya gibi ülkeler bunu okullarda siyasi ahlak derslerinde ibret olsun diye öğrencilere izletmeyi planlıyormuş.
05:24Tabii ki bunlar yazarın Türkiye'deki siyasi atmosferin ona göre ne kadar absürt bir noktaya geldiğini anlatmak için kullandığı aşırı abartılı,
05:33kinayeli dokundurmalar.
05:35Ve tüm bu analizin ardından makalenin o en can alıcı noktasına, yazarın nihai tezine ulaşıyoruz.
05:41Bütün bu sinematik kurguyu, o rolleri, karakterleri bir kenara bıraktığınızda yazar aslında şunu iddia ediyor.
05:48Muhalefet partisinin kendi içinde yaşadığı ve bilerek yaratılan o kaos ortamı aslında iktidarın oylarının eridiği bir dönemde onlara mükemmel bir
05:57can simidi oluyor.
05:57Yazar tam da bu yüzden muhalefet içindeki bu karmaşanın tek başına bir Oscar ödülünü hak ettiğini savunuyor.
06:04Çünkü ona göre bu kaos, iktidarın zayıflıklarını gizleyen, devasa ve kusursuz bir ilüzyondan ibaret.
06:10Bu derinlemesini incelememizi bitirirken, yazarın o satirik penceresinden çıkıp sizi şu çok temel ve sarsıcı soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
06:19Gerçekten de siyasi krizler birer Oscar'lık senaryo mu, yoksa demokrasimizin içinden geçtiği çok zorlu sınavlar mı?
06:26En hayati politik meselelerimizi böyle bir gişe filmi eğlencesi, bir senaryo oyunculuğu gibi görmek, siyasetin o karmaşık mekanizmalarını anlamamıza gerçekten
06:35yardımcı oluyor mu?
06:36Yoksa, yoksa bu kolayca eğlence algısı, demokrasimizin verdiği o acımasız ve gerçek sınavların üzerini tehlikeli bir şekilde örtüyor mu?
06:44Yazarın kurguladığı bu sinematik ilüzyonu izlemek ne kadar büyüleyici olsa da, kameranın arkasındaki gerçek hayatta aslında neyin sahnelendiğini sorgulamak her
06:53zaman bizlere, yani halka düşüyor.
06:55İncelememizde bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler, sorgulamaktan asla vazgeçmeyin, hoşçakalın.
Yorumlar