00:00Merhaba, bugün doğrudan konunun kalbine ülkemizin geleceğini çok yakından ilgilendiren oldukça çarpıcı bir incelemeye dalıyoruz.
00:07Masamızda avukat Mehmet Bacaksız'ın kaleme aldığı ve okuyan herkesi sarsan o meşhur değerlendirmesi var.
00:13Konumuz gençlik açığı.
00:15Yazarın koskoca bir neslin ülkenin geleceğinin sistemsel bir krizle nasıl adım adım heba edildiğine dair o sert ve cesur uyarısını
00:22birlikte tüm detaylarıyla masaya yatıracağız.
00:25İncelememize, yazarın o inanılmaz derecede iddialı, hatta okurken insanın içini acıtan teziyle başlıyoruz.
00:32Bakın yazar tam olarak ne diyor?
00:34Evet, maalesef çocuklarımızı israf ediyoruz.
00:37İsraf ediyoruz. Gerçekten çok ağır bir kelime değil mi?
00:40Yazar, ülkenin sahip olduğu en kıymetli kaynağın, yani genç potansiyelin inanılmaz bir yanlış yönetimle tam anlamıyla çöpe atıldığını savunuyor.
00:49Peki ama bu devasa çarp nasıl dönüyor? Bu israf tam olarak nerede yaşanıyor?
00:53Yazar durumu açıklarken aslında iki önlü, tabiri caizse çift taraflı kesen bir krizden bahsediyor.
00:59Bir yanda milyonlarca genci adeta yutan, tamamen plansız ve kitlesel bir eğitim fiyaskosu var.
01:06Diğer yanda ise sayıca az ama ülkenin en nitelikli, en parlak zihinlerinin durmaksızın batıya doğru akıp gittiği o meşhur beyin
01:14göçü.
01:14Bacaksıza göre işte bu ikili mengene ülkenin insan kaynağını her gün biraz daha tüketiyor.
01:20Önce şu yazarın bahsettiği birinci krize, planlama eksikliğine bir odaklanalım.
01:25Hani şu etrafımızda sıkça gördüğümüz can yakan genç işsizliği var ya, işte yazar bunu doğrudan ve çok temel bir eksikliğe
01:33eğitim planlamasının ta en başından itibaren yapılamamasına bağlıyor.
01:37Mesele şu, yazarın tespitine göre her şey daha ilkokulda başlıyor.
01:42Daha doğrusu başlayamıyor. Çünkü çocuklara erken yaşlarda hiçbir zeka veya yetenek testi uygulanmıyor.
01:48Sonraki adımda ülkenin 5 yıl, 10 yıl sonra ne kadar mühendise, ne kadar öğretmene ihtiyacı olacağı hiç hesaplanmadan rastgele okul
01:56kontenjanları açılıyor.
01:57Ve en sonunda yazarın o çok çarpıcı benzetmesiyle gençler rüzgarın önünde savrulan yapraklar gibi ne kendi yeteneklerine ne de ülkenin
02:06ihtiyacına uyan bambaşka alanlara sürüklenmek zorunda kalıyorlar.
02:09Düşünsenize, piyasanın gerçekten neye ihtiyacı var kimsenin umrunda değilmiş gibi sürekli yeni okullar açılıyor.
02:17Sonuç ne peki? Bugün atanamayan, hayalleri yarım kalmış yüz binlerce öğretmen.
02:22Sadece öğretmenler mi? İş bulamayan mühendisler, avukatlar, işletmeciler ve hatta eskiden garanti meslek gözüyle bakılan diş hekimleri bile var.
02:31Yazar büyük umutlarla mezun olan bu profesyonellerin ya işsiz kaldığını ya da asgari ücrete hatta bazen altına bile çalışmaya mecbur
02:39bırakıldığını söylüyor.
02:40Eğitim sisteminin biraz daha içine, o görünmeyen kısımlarına indiğimizde yazarın tek kelimeyle facia olarak nitelendirdiği bir alan var, meslek liseleri.
02:50Bacaksız, meslek liselerinin gençleri içine çeken yapısal bir tuzağa dönüştüğünü ve bunun ülke ekonomisine akıl almaz zararlar verdiğini anlatıyor.
02:58Bu facianın anatomisine bir bakalım. Ortada inanılmaz bir çelişki var.
03:03Meslek lisesine giden bir gence kağıt üzerinde istersen üniversite sınavına girip bambaşka bir bölüm okuyabilirsin hakkı veriliyor.
03:10Ama işin aslı hiç de öyle değil.
03:12Çünkü bu çocukların müfredatında o zorlu üniversite sınavını geçmek için gereken Türkçe, matematik, fizik, kimya gibi temel bilim dersleri yok
03:21denecek kadar az.
03:22Bir yanda eksik müfredat, diğer yanda standart liselerle yarışılan acımasız bir sınav.
03:27İşte bu uyuşmazlığın bedeli çok ağır oluyor.
03:30Öğrenciler o üniversite hayaline kapılıp sınav kazanmak umuduyla kendi meslek derslerini tamamen boşluyorlar.
03:37Fakat temelleri zayıf olduğu için üniversite sınavında da çoğunluklu hüsrana uğruyorlar.
03:41Sonuç aslında tam bir fiyasko.
03:44Yazarın ifadesiyle diplomasında elektrikçi yazan ama kablo bağlamayı bilmeyen, motor teknisyeni veya muhasebeci yazıp mesleğine dair hiçbir fikri olmayan,
03:53devasa ve işsiz bir mezunlar ordusu.
03:56Tam bir iki yönlü kayıp.
03:57Ve işte tüm bu sistemik hataların, bu çıkmaz sokağın bizi getirdiği o ürkütücü rakam %70.
04:04Dile kolay.
04:05Yazarın paylaştığı o vurucu verilere göre gençlerin en az %70'i ülkeden tamamen ümidini kesmiş durumda.
04:12Yani her 10 gençten 7'si eline geçen ilk fırsatta çekip gitmek istiyor.
04:17İşsizlik, hak ettiği değeri ve ücreti görememe, bir meslek sahibi bile olamama hissi bu devasa umutsuzluğu besleyen ana damarlar.
04:24Bu çarpıcı oran bizi yazarın uyarısındaki o ikinci büyük fay hattına getiriyor.
04:29Beyin göçü.
04:31Milyonları etkileyen o plansızlık krizini gördük.
04:33Peki ya o çok iyi eğitim alan, el üstünde tutulması gereken en parlak, en üst düzey yeteneklerimiz?
04:39Neden onları da kaybediyoruz?
04:41Sayıları az da olsa çok kaliteli eğitim veren üniversitelerimizden mezun olan o pırıl pırıl beyinler var.
04:47Fakat bacaksız onları batıya kaçıran nedenleri çok net ve tarafsız bir şekilde şöyle listeliyor.
04:53Kendi ülkelerinde donanımlarına uygun iş bulamamaları, haksızlık ve adaletsizlik algısı, kötü yönetim ve en acısı da kendi memleketlerinde kendileri için
05:03aydınlık bir gelecek görememeleri.
05:05İnsan kendi evinde bir gelecek hayal edemiyorsa başka kapılara yöneliyor elbette.
05:09Şimdi yazar tüm bu tabloyu, yani hem o heba edilen, mesleksiz bırakılan milyonları hem de batıya kaptırdığımız o parlak beyinleri
05:17tanımlamak için çok ama çok ağır bir kavram kullanıyor, beka sorunu.
05:22Bakın bu sıradan bir tabir değil.
05:24Yazar meseleyi sadece eyvah ekonomi kötüye gidiyor veya işsizlik artıyor seviyesinden çıkarıp doğrudan devletin bekasına, milletin nihai varoluşuna ve güvenliğine
05:34dayandırıyor.
05:34İşin ciddiyeti, yazarın gözünden işte bu kadar büyük. Uyarısı çok net.
05:40Eğer gençlerin yaşadığı bu iki yönlü büyük israf derhal çözülemezse, önümüzdeki yıllarda milletin birliği, devletin tekliği ve bu ülkenin bütünlüğü
05:48doğrudan tehdit altına girecek.
05:50Kısacası gençliğini israf eden bir ülkenin ayakta kalma şansı yok diyor yazar.
05:55Bu sarsıcı analizi toparlarken yazar bacaksızın o uyarısından süzülen, üzerinde günlerce düşünülmesi gereken şu kışkırtıcı soruyu size sormak istiyorum.
06:03Bir ulus, en parlak beyinlerini dışarıya ihraç ederken ve geride kalan milyonların potansiyelini çöpe atarken geleceğini gerçekten güvence altına alabilir
06:12mi?
06:13En değerli varlığımızı, çocuklarımızı israf etmenin bedeli üzerine hepimizin kafa yorması gereken bir soru bu.
06:18Bize katılıp bu incelemeyi bizimle paylaştığınız için teşekkürler.
06:21Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar