- 1 gün önce
Ömer Faruk Kurhan Kültür ve Sanat Buluşmaları 2025 - Panel: Barışı İnşa Etmek - Bölüm 2
Moderasyon: Esra Aşan
Konuşmacılar: Alişan Akpınar, Feryal Öney, Zeynep Kutluata
14.Aralık.2025 - Boğaziçi Üniversitesi - Demir Demirgil Salonu
Moderasyon: Esra Aşan
Konuşmacılar: Alişan Akpınar, Feryal Öney, Zeynep Kutluata
14.Aralık.2025 - Boğaziçi Üniversitesi - Demir Demirgil Salonu
Kategori
📚
ÖğrenmeDöküm
00:30Savaş harcamalarının son beş yılda dünyada yüzde otuzun üzerinde arttığı ve savaş, dijitalleşen savaşın korkunçlaştığı bir dönemde herhalde bir barış
00:41hareketi insanlığın şu anda en çok ihtiyacı olan şeylerden bir tanesi ama maalesef sadece Türkiye'de değil dünyada da güçlü bir
00:48barış hareketi görmek çok kolay değil.
00:50Yani şu anda herhalde en çok konuşmamız gereken şeylerden bir tanesi bu.
00:54Şimdi ben yine Zeynep söyledi aslında forum bölümünde birlikte konuşuruz diye şöyle yirmi dakikalık Türkiye'deki çözüm süreçleri üzerine analitik bir
01:04çerçeve çizmeye çalışacağım.
01:06Dediğim gibi forum bölümünde birlikte tartışırız çünkü kabaca aslında şu anda beşinci sürecin içerisindeyiz diye düşünebiliriz.
01:14Kabaca bir tasnifle bin dokuz yüz doksan doksan üç süreci, bin dokuz yüz doksan dokuz iki bin dört İmralı süreci,
01:20iki bin sekiz iki bin on bir Oslo süreci, iki bin on üç on beş yine İmralı süreci ve şu
01:26anda da Ekim iki bin yirmi dörtte başlayan ve işte bir yılını doldurmuş, bir yıl iki ayı falan bulan bu
01:32yeni süreç.
01:33Şimdi aslında biz biraz şunu düşündük, bundan önceki dört süreci ki düşünün kırk yıl süren bir savaştan söz ediyoruz ve
01:43otuz beş yıldır da aslında bu savaşa eşlik eden bir çözüm süreçleri zincirinden söz ediyoruz.
01:48Şimdi bu dört süreç neden başarısız oldu?
01:52Bu dört süreç neden çatışmasızlıkla son bulmadı?
01:56Bu dört süreci analiz edersek belki bugün yaşadığımız süreci biraz daha iyi anlayabiliriz ve iyi analiz edebiliriz diye düşündük.
02:04Dolayısıyla da ben bu dört süreç üzerine Türkiye'de bin dokuz yüz doksandan bugüne kadar yaşanan bu dört süreç üzerine analitik
02:12bir çerçeve sunmaya çalışacağım ve bu beşinci süreci de biraz anlamaya çalışacağım.
02:17Analitik bir çerçeve diyorum çünkü hakikaten her sürecin, mesela doksan doksan üç sürecini inanın burada saatlerce konuşabiliriz.
02:26Yani acayip bir süreç.
02:28Doksan dokuz iki bin dört süreci yine öyle.
02:31Dolayısıyla benim oradaki olguları size aktarmam çok zor, çok uzun bir şey sürer.
02:36O yüzden elimden geldiğince analitik bir çerçeve çizmeye çalışacağım.
02:39Dediğim gibi bu forum bölümünde eğer isterseniz birlikte belli bölümleri açarız.
02:44Şimdi ben şöyle bir şey yapmaya çalıştım.
02:46Ya bu dört süreç niye başarısız oldu?
02:48Ya bunun belirli ortak yanları var mı diye bir bakmaya çalıştım.
02:53Ve şunları gördüm açıkçası.
02:56Sonra birlikte daha da açabiliriz.
02:58Birincisi bu dört sürecin dördü de yani bir daha söyleyeyim.
03:02Doksan doksan üç, doksan dokuz iki bin dört, iki bin sekiz, iki bin on bir, iki bin on üç, iki
03:08bin on beş.
03:08Bu dört sürecin dördü de devletin artık paradigma değiştirdiği.
03:14Yani biz artık Kürt meselesini tanıyoruz.
03:18İnkar ve asimilasyon politikalarından vazgeçiyoruz.
03:21Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik bir toplum kurmak istiyoruz.
03:25Düşüncesiyle ortaya çıkmamış.
03:27Dört sürecin dördü de iç ya da dış, siyasi ya da işte konjonktürel gerekçelerle ortaya çıkmış.
03:34Dolayısıyla da aslında bu dört sürecin dördünün de en kırılgan yanı bu.
03:40Yani paradigma değiştirmiyorsunuz.
03:41Yani Kürt meselesine bakışınızı değiştirmiyorsunuz.
03:44Siyasi ya da konjonktürel, iç ya da dış bir nedenden bir süreç başlatıyorsunuz.
03:49Şimdi böyle olunca bu nedenler değiştiği anda, iç ya da dış siyasi konjonktür değiştiği anda ya da Türkiye bu süreçten
03:59istediğini aldığı ya da alamadığı anda süreç bitiyor.
04:03Dolayısıyla da dört sürecinde en önemli problemlerinden bir tanesi bir paradigma değişimiyle başlamaması.
04:12E öyle olunca da siyasi nedenler her an süreci dönüştürebiliyor.
04:16Şimdi bugünkü sürece baktığımızda aslında biraz benzer bir şey görüyoruz.
04:20Yani bugünkü süreçte hepimiz biliyoruz ki bir paradigma değişiminin sonucunda başlamadı.
04:25Yani evet biz Kürt meselesini tanıyoruz, eşit yurttaşlığa dayalı, demokratik bir Türkiye'ye kurmak istiyoruz düşüncesiyle başlamadı.
04:32Hepimiz biliyoruz, uzun hikaye dediğim gibi sonra tartışırız.
04:36Özelde Suriye'de, genelde de Orta Doğu'da yaşanan dönüşüm nedeniyle bu süreç başladı.
04:42Şimdi böyle olunca sahada olan her şey yani Suriye'de ya da Orta Doğu'da olan her şey buradaki süreci de etkiliyor.
04:50Dolayısıyla bu sürecin de en kırılgan yanlarından bir tanesi bu diyebiliriz.
04:56Şimdi dolayısıyla da yani benim gördüğüm bu dört süreç ve bugüne baktığımızda aslında bir çıkarımda bulunabiliriz.
05:04Bu dört sürecin dördünün de başarısızlıkla sonuçlanmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi paradigma dönüşümünün olmaması.
05:12Bunun yerine siyasi sahiklerle bu süreçlerin başlatılması ve yine siyasi sahiklerle sona erdirilmesi.
05:20Bir tek aslında yani uzatır diye önce çıkarmayı düşündüm ama sonra da kıyamadım.
05:2790-93 süreci yani haksızlık olur diye düşündüm.
05:3190-93 süreci bence bu dört süreç içinde biraz farklı bir yere denk düşüyor.
05:35Yani paradigma değişimi değil ama yine de orada siyasi liberalizasyona dair bir irade var.
05:44Biliyorsunuz 90-93 süreci Turgut Özal'la simgelenen bir süreç.
05:48Şimdi 90 aslında sadece Türkiye için değil bütün dünya için bir dönüşüm zamanı.
05:52Soğuk savaş bitiyor, Sovyetler Birliği dağılma sürecine giriyor, Doğu bloku yıkılıyor.
05:56Şimdi ve siyasi liberalizm bütün dünyada zaferini ilan ediyor.
06:00Şimdi o süreçte şeyi görüyoruz.
06:02Turgut Özal 1980 askeri darbesinden sonra Türkiye'de ekonomik liberalizm inşa edilmiş ama bir siyasi liberalizm buna eşlik edememiş.
06:11Askeri vesayet var, çok güçlü bir askeri vesayet var.
06:13Ve Turgut Özal şunu görüyor.
06:15Bu askeri vesayeti geriletmenin ve siyasi liberalizmi Türkiye'de tesis etmenin yolu aslında Kürt meselesini barışçıl yollarla çözmek.
06:25Şöyle düşünüyor, ben Kürt meselesini barışçıl yollarla çözersem hem askeri vesayeti geriletirim,
06:32hem Türkiye Avrupa topluluğuna girer ki onun en önemli amaçı o zaman Avrupa Birliği değil de Avrupa topluluğuydu oraya girer.
06:39Hem de o sırada işte bu yeni Osmanlıcılık tartışmaları da o zaman çıktı.
06:44Hem de Soğuk Savaş sonrasında Amerika Orta Doğu'yu yeniden şekillendirecek.
06:48Ben de buradan bir pay alırım.
06:50Orta Doğu'da, Suriye'de, Irak'ta bir pay alabilmem için Kürtlerle anlaşmam lazım.
06:54Dolayısıyla aslında Özal gerçekten ekonomik liberalizme, siyasal liberalizme eklemek istiyordu.
07:01Yani dolayısıyla o dönemin bence böyle bir farkı var ve biliyorsunuz aslında daha 1988'de Abdullah Öcalan Mehmet Ali Birant'la
07:10yaptığı röportajda
07:11Mehmet Ali Birant'a diyor, daha 88'de biz aslında savaşmak istemiyoruz bu meseleyi siyasi yollarla çözmek istiyoruz diyor.
07:1790'larda Özal belirli aracılarla, herkes bilir mesela Cengiz Çandar'dır bu aracılardan bir tanesi.
07:24Öcalan'la görüşüyor bu aracılarla ve sonuçta yavaş yavaş bir noktaya geliyorlar ve 16 Mart 1993'de de PKK silah bırakıyor,
07:38ateşkesi ilan ediyor.
07:39Fakat burada bir sorun var.
07:40Sorun şu, 90-93 sürecinin en ilginç yanı bu.
07:44Özal çok yalnız.
07:46Bir askeri vesayet rejimi Kürt meselesini elinden kaçırdığı anda zayıflayacağını biliyor ve bu yüzden de Kürt meselesinde yeni bir faza
07:55geçiyor.
07:56Yani 90'lara kadar başka bir faz söz konusuyken 90'lardan itibaren gayri nizami harp dediğimiz döneme geçiyor.
08:04İşte faili meçhul cinayetler, köy boşaltmaları ve bu dolayısıyla da Özal'ın karşısında çok güçlü bir askeri vesayet ve gayri
08:11nizami harp düzeni söz konusu.
08:14İkincisi dönemin siyasi partileri mesela o sırada başbakan olan Demirel Doğru Yol Partisi Özal'a rakip oldukları için direkt askeri
08:24vesayet gayri nizami harp bölgesine destek çıkıyor.
08:28Sosyal Demokrat Harpçı Parti işte Erdal İnönü Kürt meselesinde barışçıl çözümden yana ama Özal'la rakip oldukları için direkt bir
08:36destek atmıyor.
08:36Ama asıl Özal asıl darbeyi şeyden yiyor tabii ki.
08:39Özal Cumhurbaşkanı olduktan sonra işte Yıldırım Akbulut'u ANAP'ın başına geçiriyor.
08:43Hem işte başbakan oluyor böylelikle partiyi de yönetirim, Cumhurbaşkanlığını da yönetirim diyor ama öyle olmuyor.
08:49Yıldırım Akbulut işte o dönemi hatırlayanlar bilirler.
08:52Yapamadı ANAP'ın başkanlığını ve Mesut Yılmaz geldi ve Mesut Yılmaz tamamen partiyi Özal'dan kopardı.
08:58Yani yalnız bir Özal var orada.
09:00Fakat buna rağmen Özal bu görüşmeleri sürdürüyor ve 16 Mart'ta 16 Mart 1993'te PKK ateşkes ilan ediyor.
09:09İşte Demirel mesela şey diyor, çıkıyor kesinlikle bunu reddediyoruz.
09:14Devlet kendisine karşı silah kullananla masaya oturmaz falan filan diyor.
09:18Ama Özal aracılarla görüşmeleri sürdürüyor ve çok kritik bir aşama.
09:2317 Nisan 1993'te BK Vadisi'nde Abdullah Öcalan süresiz şartsız ateşkes ilan ediyoruz.
09:31Ve biz kesinlikle artık savaşmak istemiyoruz.
09:34Bu meseleyi siyasi yollardan çözmek istiyoruz diye bir basın toplantısı yapıyor.
09:38Tabi bu büyük bir yankı yaratıyor o dönemde.
09:41Fakat çok enteresan bu açıklığı 17 Nisan 1993 gününden daha 24 saat bile geçmeden Özal'ın ölüm haberi geliyor.
09:51Tabi Özal öldü mü öldürüldü mü bunu speküle edecek halimiz yok.
09:55Ama şu kesin Özal ölünce bu süreç bitiyor tabi ki.
10:001993'ten sonra çok ağır bir savaş başlıyor.
10:02Yani düşünün sadece 1994'te ölen insan sayısı 5000.
10:06Sadece 1994'te işte binlerce Kürt siyasetçi tutuklanıyor.
10:11Köyler boşaltılıyor ve çok kanlı çok kötü bir savaş sürecine giriliyor.
10:15Dolayısıyla yani toparlarsak birinci başlığı 90-93'ü biraz ayrı bir yere koyuyorum.
10:21Ama bu dört sürecin dördü de bir paradigma değişimi.
10:25Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik bir Türkiye paradigmasının ihtiyacından çok siyasi ve konjonktürel sahiklerle başladığı için yine o sahiklerle kolayca bitebiliyor.
10:37Birinci mesele bu.
10:38İkinci mesele aslında biraz önce Zeynep çok açtı.
10:42Ben o yüzden orayı çok kısa geçeceğim.
10:43Şimdi 1980'den sonra Türkiye'de resmi ideolojide bir restorasyon oluyor.
10:48İşte 1980'lere kadar Türkçü modernleşmeci bir devlet ideolojisi varken 80'lerden itibaren Türk İslamcı muhafazakar toplum ideolojisine geçiliyor.
10:58Ama bu Türk İslamcı muhafazakarlık ideolojisinin en temel dayanaklarından bir tanesi de asker toplum.
11:04Yani askeri vesayet aslında kendi meşruiyetini bir asker toplum inşa ederek kurmakta istiyor.
11:11İşte Zeynep anlattı benim yaşımdakiler hatırlarlar.
11:15İşte milli güvenlik dersimiz olurdu.
11:18Bir arkadaşımız kapıya gelirdi.
11:19Dikkat diye bağırırdı.
11:20Hepimiz ayağa kalkardık hazır ol.
11:22İşte milli güvenlik hocası albay olurdu genelde.
11:25İçeri girerdi.
11:26İşte günaydın çocuklar derler.
11:28Sağ ol falan böyle.
11:29Üç kere tekrarlanırdı bu falan.
11:31İşte beden eğitimi dersleri.
11:32Müthiş bir militarizasyon süreci de başlıyor.
11:35Şimdi dolayısıyla dört sürecin dördü de aslında 1980'den itibaren çok ciddi anlamda militarize edilen bir toplumda yaşanıyor.
11:44Özellikle 84'te çatışma başlayınca bu militarizasyon daha da yükseltildi.
11:5090'lardan sonra gayri nizami harp döneminde daha da yükseltildi.
11:54Şimdi bugün baktığımızda yine aslında benzer bir şey görüyoruz.
11:57Dolayısıyla da militarize edilmiş toplumların içinde olduğu çözüm süreçleri dünya deneyimleri de bize biraz bu örneği gösteriyor.
12:09Her zaman çözülmesi zor olan süreçler oluyor.
12:13Çünkü provokasyona çok açık süreçler oluyor.
12:15Mesela yine hatırlarsınız 2008-2011 Oslo sürecinde bir habur krizi çıktı mesela.
12:22İşte 2009'da aslında mesele şu 34 tane insan Mahmur kampından ve şeyden Kandil'den barış sürecini desteklemek için haburdan giriş yaptı.
12:32Binlerce insan da barış sürecini desteklemek için onları karşılamaya gitti.
12:36Ertesi gün Türkiye'deki medya bunu bir skandal olarak verdi ve süreç bitme noktasına geldi.
12:44Şimdi zaten militarize edilmiş bir toplumdan söz ediyoruz.
12:47Onun yanına bir de bu militarizasyonun aslında bayrakçılığını yapan bir medyadan da söz ediyoruz.
12:55Şimdi militarize edilmiş bir toplum ve militarize edilmiş ve o dili kullanan bir medyadan söz ediyoruz.
13:01Mesela barış gazeteciliğinden söz edemiyoruz.
13:03Şimdi bu noktada da dört sürece baktığımızda ki bence bugünkü süreç de bu anlamda bize benzer içerikler sunuyor.
13:14Bu tür süreçleri yürütmek kolay değil.
13:17Çok çabuk provokasyonlar üretilebiliyor.
13:19İki hafta önce bir deneme oldu.
13:22Pek başarılı olmadı ama oldu biliyorsunuz.
13:24Mesut Barzani Cizre'ye geldiğinde korumaları nedeniyle ertesi gün medyada bu nasıl olur skandal falan diye çok tutmadı.
13:33Ama bu tür provokasyonların tutma ihtimali de çok fazla.
13:38Dolayısıyla da dünya örnekleri de bize gösteriyor ki çok uzun sürmüş ve militarize olmuş toplumlardaki çatışma süreçlerinin bitmesi daha zor
13:51oluyor.
13:52Dolayısıyla dört süreci ve bugünkü sürece baktığımızda bunu görebiliyoruz.
13:58Yani mesela bugün medyaya baktığımızda hükümet yanlısı medya ki medyanın yüzde doksanı neredeyse aslında barış sürecinden yana bir tavır takınıyor
14:07ama
14:07dile baktığımızda çok militer, çok ötekileştirici bir dil kullanıyor.
14:13Bir barış dili göremiyoruz.
14:15Kendine muhalif diyen medyaya baktığımızda orada da işte ya bu barıştan bir şey çıkmaz, buradan bir şey olmaz falan gibi
14:24hatta biraz falan değil aslında falanlar görüyoruz.
14:27Yani düşünsenize zaten militarize edilmiş bir toplumda yaşıyorsunuz ve bir tane barış gazetecisi ya da bir barış yanlısı bir aydının
14:37dilini duymuyorsunuz.
14:38Yani dolayısıyla bu tür çözüm süreçleri bu anlamda epeyce kırılgan olabiliyorlar.
14:47Üçüncüsü yine bu yani bütün süreç, dört sürece baktığımızda yine bu tartışmaya bağlı olarak en önemli meselelerden biri olarak bunu
14:57görüyorum ben.
15:00Türkiye'de kırk yıldır süren bir savaş var ve bu savaşta biliyorsunuz on binlerce insan hayatını kaybetti.
15:07Yani tam rakamlar yok elimizde.
15:09Çok enteresan yani bu konuda da enteresan bir durum söz konusu ama elli bin, altmış bin civarında insan öldüğü tahmin
15:16ediliyor.
15:18Son iki haftada Cumhurbaşkanı Erdoğan iki konuşmasında söyledi bunu.
15:23Bu savaşın bize maliyeti iki trilyon dolar dedi.
15:26İki trilyon dolara mal olmuş bir savaş var.
15:30Binlerce köy boşaltılmış, milyonlarca insan sürgün edilmiş.
15:33Ama buna rağmen Türkiye'de bugüne kadar güçlü toplumsal bir demokrasi ve barış hareketi oluşmadı.
15:41Şimdi bu da hem diğer dört sürecin hem de bugünkü sürecin en kırılgan yanlarından bir tanesi diye düşünüyorum.
15:47Yani çünkü güçlü bir toplumsal barış talebi olmayınca, güçlü bir barış hareketi olmayınca ister istemez çözüm sürecinin sonunu yüksek siyasetin
16:01pragmatik ellerine teslim ediyorsunuz.
16:04Yani ya siz işte bugün sık sık gördüğümüz gibi buradan barış çıkmaz deyip kenara çekiliyorsunuz.
16:10Ya işte elinizden bir şey gelmiyor.
16:13Dolayısıyla da yüksek siyasette artık inşallah olur diye bekliyorsunuz.
16:16Dolayısıyla da aslında benim gördüğüm hem geçmiş dört sürecin hem de bugünkü sürecin yine en kırılgan yanlarından bir tanesi Türkiye'de
16:25ciddi bir barış hareketinin inşa edilmemiş olması.
16:29Bu çok ilginç tabii ki.
16:30Yani kırk yıldır savaş süren ve bu kadar ağır yıkımlara yol açan bir savaşın olmasına rağmen güçlü bir barış hareketinin
16:37olmaması gerçekten çok ilginç.
16:38Yani bunun sebeplerini burada saatlerce tartışabiliriz.
16:41Yani işte militarize olmuş toplum, böyle bir toplumu barışa ikna etmek kolay değil.
16:46Devletin baskısı falan ama bana kalırsa biraz da iğneyi kendimize de batırmamız lazım.
16:52Ben Türkiye'deki aydınların, sanatçıların, muhalif kurumların barış meselesini temel bir mücadele alanı haline pek getirmediklerini düşünüyorum.
17:01Yani uzun hikaye forum bölümünde konuşuruz.
17:04Yani bence Türkiye'de güçlü bir barış hareketinin oluşmamasında bunun da etkisi çok büyük.
17:09Yani çok basit bir örnek vereyim.
17:10Yani siz rastladınız mı bilmiyorum.
17:12Ben çok takip etmeye çalışıyorum ve pek rastlamıyorum.
17:15Yani bu ülkenin en muhalif ekonomistlerine bile Türkiye ekonomisi niye bu halde falan dendiğinde ben çok şunu duymuyorum.
17:22Ya delirdiniz mi siz?
17:23Bu ülkede kırk yıldır savaş ekonomisi var.
17:25İki trilyon dolar, yüz milyarlarca dolar savaşa gitmiş.
17:28Elbette ki bu ülkenin ekonomisinin düzelmesi için, bu ülkenin krizlerden çıkabilmesi için, halkın yoksullaşmasının engellenebilmesi için savaşın bitmesi lazım demesini
17:40beklersiniz.
17:41Ama birçok muhalif ekonomisten bile bunu duyamazsınız.
17:44E şimdi siz savaşın aslında topluma neye mal olduğunu, barışın dilini kullanmak sadece barış iyidir demek değil.
17:53Barışın dilini kullanmak barışa neden ihtiyacımız olduğunu, savaşın bize maliyetini de anlatmak demek.
18:01Dolayısıyla mesela bunu göremiyoruz.
18:03O yüzden de bence bundan önceki dört sürecin başarısız olması ve bugünkü sürecinde en kırılgan yanlarından bir tanesi,
18:11Türkiye'de güçlü bir barış hareketinin olmaması.
18:13Belki forum bölümünde bunu konuşabiliriz hakikaten.
18:16Yani güçlü bir barış hareketi nasıl inşa edilir, ne yapılır?
18:20Yani ne yapmak lazım?
18:21Burada aydınlara, sanatçılara, bizlere, kurumlara ne tür görevler düşüyor?
18:26Bence konuşulması, tartışılması gereken bir şey.
18:31Ne kadar kaldı?
18:33Daha çok var.
18:37Hızla geçeyim.
18:40Bir diğer sebep yani dediğim gibi aslında çok zorlandım bu sunumu hazırlarken çünkü çok ilginç.
18:45Arkadaşlar kırk yıldır bir savaş sürüyor, otuz beş yıldır da bir çözüm süreçleri silsilesi var ve elimizde mesela bir arşiv
18:52yok.
18:53Analitik çalışmalar yok.
18:54Birkaç tane çalışma var, üç beş makale var.
18:57Çok ilginç yani bu ülkenin aydınlarının, akademisyenlerinin çözüm süreçlerine ilgi göstermemesi.
19:03Mesela elimizde bununla ilgili müthiş bir külliyatın olması falan lazımdı.
19:08Yani ne oluyor bu süreçler niye başarıya ulaşamıyor falan diye.
19:11Ben epeyce zorlandım.
19:12Yani az sayıda kaynak insan hakları kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin raporları falan filan böyle binlerce şeyi eski gazeteleri falan
19:20karıştırarak biraz hazırlamaya çalıştım.
19:23Şimdi bir diğer nedeni 1980 darbesinden sonra askeri vesayet rejimi kuruluyor demiştik ve askeri vesayet rejiminin en temel meşruiyet kaynaklarından
19:33bir tanesi Kürt Savaşı'ydı.
19:36Fakat askeri vesayetin zayıflamaya başladığı hatta tasfiye olduğu dönemlerden sonra bu değişmedi.
19:42Maalesef Türkiye'deki iktidar odaklarının kendi iktidarlarını meşrulaştırmak ve kendi kitlelerini konsolide etmek için kullandıkları en işe yarar araçlardan bir tanesi
19:56Kürt Savaşı.
19:57Şimdi dolayısıyla da barış sürecinin başarıya ulaşması demek Kürt Savaşı'nı bu çatışma sürecini kendi iktidar odaklarını güçlendirmek için ve
20:09konsolide etmek için kullanan yapıları rahatsız edebilir.
20:13Ve hem 90-93 hem 2 mesela yani 90-93'te çok net bir şekilde askeri vesayet buna engel oluyor.
20:21Çünkü askeri vesayet diyor ki eğer bu savaş barışla biterse ben vesayetimi sürdüremem.
20:271999-2004 sürecinde de askeri vesayetin çok ciddi bir müdahalesi söz konusu.
20:32Dolayısıyla da bugün de baktığımızda devleti oluşturan iktidar odakları arasında Kürt Savaşı'nın bitmesinden pek de haz etmeyecek.
20:41Bunun kendi kurdukları iktidar modelini zedeleyebilecek olduğunu düşünenler olabilir.
20:48Ve bu da çözüm sürecinin en problemli yanlarından bir tanesi.
20:52Son olarak tamam bitiyor.
20:54Ama iyi geldim yine bak bir dakika var.
20:59Son olarak da şey bu çok önemli yani yanımdaydı da yanıma almayı unuttum.
21:05Bu konuda Cuma Çiçek Süreç diye çok güzel bir kitap yazdı.
21:08Orada şeyi de karşılaymıştı.
21:09Mesela dünyadaki modellerle Kolombiya işte falan Filipinler Endonezya çatışma süreçleriyle Türkiye'yi de karşılaştırmış.
21:18Mesela şeyi görüyoruz orada.
21:20Masada genellikle iki taraf varsa çözüm ihtimali yüzde yetmişlere yaklaşıyor.
21:26Masada iki taraftan daha fazla taraf varsa çözüm ihtimali yüzde on beşlere kadar düşüyor.
21:32Şimdi biz şu anda bu dört süreçte de böyleydi.
21:36Bugün süreç.
21:37Bugünkü süreç biraz daha farklı.
21:38Şu anda masada aslında iki taraf görüyoruz değil mi?
21:41İşte Türkiye ve Kürt siyasi hareketi ama öyle değil.
21:44Masa çok kalabalık.
21:45Bir kere Kürt sorunu bir Orta Doğu sorunu.
21:48Yani Kürt sorunu dediğinizde bu işin içinde İran'da var, Irak'ta var, Suriye'de var, Türkiye'de var.
21:53Bu işin içinde İsrail'de var, Amerika'da var, Rusya'da var, İngiltere'de var, Fransa'da var, Almanya'da var hatta Çin var.
22:00Yani dolayısıyla da bütün bu çatışma süreçleri üzerine yapılan çalışmalar bize gösteriyor ki masa kalabalıklaştıkça süreç zorlaşıyor.
22:11Ve şu anda epey kalabalık bir masa var.
22:13Dolayısıyla da sürecin en kırılgan yanlarından bir tanesi de masanın bu kalabalıklığı.
22:17Bunu da görmemiz lazım.
22:19Son olarak şunu söyleyeyim, dört süreçle bugünkü sürecin benzer yanları var.
22:24Mesela işte demin saydım güçlü bir barış hareketinin olmaması, paradigma değişimi, bunu forum bölümünde konuşuruz.
22:30Aslında paradigmada ufak bir nüans var, onu konuşabiliriz.
22:34Ama farklı yanları da var.
22:36Bence bunu konuşmamız lazım.
22:38Bir, bence yani bir sürü şey var ama birincisi, bundan önceki dört süreç klasik 100 yıllık Orta Doğu statükosunun dağıtıldığı
22:47dönemde oldu.
22:47Oysa bugün beşinci süreç yeni bir Orta Doğu statükosunun inşa edilmeye çalışıldığı bir dönemde oluyor.
22:54Dolayısıyla bundan umutlanalım mı bilmiyorum ama bu farkı, bu konjonktürel farkı görelim.
23:00Yani diğer dört süreçle bu süreç farklı Orta Doğu konjonktüründe gerçekleşiyor.
23:06Bence bu önemli bir fark.
23:07İkincisi, Türkiye'deki güvenlik bürokrasisi bundan önceki dört süreçte de çözüme karşıydı.
23:12Ve bu güvenlik bürokrasisinin sesini en çok duyduğumuz partilerden biri MHP, dört süreçte de bir tek şeyde, uzatmayayım hikaye güzel
23:20ama, şey çok ilginç bir hikaye.
23:23Yani Öcalan 1999'da yakalandığında hemen mahkeme ediliyor ve idam kararı veriliyor ve Yargıtay onaylıyor.
23:29Kararın meclise gelmesi lazım.
23:31O sırada da hükümette üç tane parti var, koalisyon var.
23:34DSP, MHP ve ANAP.
23:36Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz.
23:40Kararı meclise gönderirlerse idam gerçekleşecek.
23:4312 Ocak 2000 yılında bir toplantı yapılıyor.
23:47Toplantı yaklaşık yedi saat sürüyor.
23:49Ve yedi saatlik toplantı sonunda Abdullah Hocalı'nın idam kararının meclise gönderilmemesine karar veriliyor.
23:56Ahim kararı beklenecek deniyor.
23:57Yani buradaki tavrını dışında tutarsak, dört sürecin dördünde de güvenlik bürokrasisinin sesini en çok bize duyuran MHP'nin karşı olduğunu
24:06görüyoruz.
24:06Ama bu süreçte öyle değil.
24:08Bırakın karşı olmayı, süreci başlatan ve süreci belki de en önemli sürdürücüsü olan MHP ve Devlet Bahçeli.
24:15Dolayısıyla güvenlik bürokrasisinin büyük oranda bu süreçte pozitif rol oynadığı düşünülebilir.
24:22Ama dediğim gibi sürecin diğer dört sürece benzeyen bir sürü kırılgan yanı var.
24:28Ama diğer dört sürece benzemeyen iki tane de bence daha fazla da olabilir ama şimdi uzatmayayım.
24:34İki tane de temel meselesi var.
24:38Bir, bu süreç diğer dört sürecin, o dört süreçte olduğu gibi Orta Doğu'nun statikosunun dağıtıldığı bir dönemde değil.
24:46Statikosunun yeniden inşa edilmeye çalışıldığı bir dönemde oluyor.
24:51İki, güvenlik bürokrasisinin en azından MHP'nin tavrıdan anladığımız bu sürece en azından şimdilik destek verdiği görülüyor.
24:58Bunlar da farklar.
24:59Dolayısıyla da analiz ederken bunlara bakmak iyi olabilir.
25:02Dediğim gibi benim asıl amacım forum bölümünde birlikte tartışırken o tartışmaya bir tarihsel perspektif sunabilmekti.
25:11Orada daha uzun uzun tartışırız.
25:13Dinlediğiniz için teşekkür ederim.
25:18Ömer Farukuran'ın çeşitli projeler geliştirirken ya da yürüttüğü çalışmalarda hep böyle sorduğu önemli sorular ya da yaptığı önemli hatırlatmalar
25:27vardı.
25:28Onlardan birisi de aslında şey, yani milliyetçilik ve militarizmle yaşanan karşılaşmalar sadece kötü şeyleri reddetmekle mi sınırlı kalacak yoksa bunun
25:37pozitif ya da yapıcı amaçları olacak mı?
25:40Bu önemli bir soruydu.
25:42Ya da kültürlerin ve halkların ilişkileri hani rekabet, çatışma ve düşmanlık zemininde mi kurulacak yoksa dayanışma, dostluk ve kardeşlik zemininde
25:52ilerleyemez mi bu ilişkiler?
25:53Ki bugün de bu tartışmalar oldukça önemli.
25:56Yine Feryal Öney'de kültür sanat alanının barışın toplumsallaşması, bu halklar ve kültürler arasındaki ilişkinin dayanışma, dostluk ve kardeşlik zemininde nasıl
26:07ilerleyebileceğine üzerinden bir konuşma yapacak bize sözü.
26:12Teşekkür ederim.
26:13Teşekkür ederim.
26:14Evet, Esra zaten geçini yaptı.
26:17Bu yüzyıllara yayılan oyun yargılar, kutuplaşmalar, Zeynep'in sunumundaki gündelik hayatımızın her yerine yerleşen militer figürler, militarizm.
26:28Bunlarla nasıl mücadele edeceğiz?
26:30Evet, ben daha avantajlı bir konumdayım.
26:33Sanat çünkü çok önemli bir araç.
26:35Yani silah deneceğim, çok önemli bir silah deniyor ya işte militerdeliği kullanmayayım.
26:40Fakat şimdi dördüncüsü yapılıyor bu yıl.
26:43Bu hikayelere girmeden önce Ömer Faruk Kurhan bizim hayatımızda aslında nasıl bir yerdeydi?
26:53Nasıl müdahaleleri oldu, nasıl yol gösterişi oldu?
26:56Kendi kişisel hikayemden de biraz bahsetmek istiyorum.
26:59Hem de şöyle bir şey yani bir müzik arası gibi olacak.
27:05Şimdi benim için onu önemli kılan şey tabii ki bizim kültür sanat çevresinde ama
27:10kolektif olarak yaptığımız şeylerin, işlere verdiği desteğin, önerilerin yol açıcılığın yanında
27:18mutlaka bireysel olarak attığımız adımların, yönelimlerimizin farkında olması,
27:25onları bazen çok da belli etmeden takip etmesi ve bu anlamda büyük destekler sunmasıydı.
27:33Bunu aslında bir nevi, iyi bir örgütlük diyebiliyoruz tabii ki.
27:38İnsan tabii yaptığı iş görüldüğünde, ona biraz kıymet verildiğinde, evet doğru yoldasın
27:45derdinde biraz daha motiv oluyor, gaza geliyor.
27:48Ben de öyle farklı dönemler, farklı deneyimler yaşadım.
27:51Çok ezberlenmiş tarih bilgileriyle geldim ben üniversiteye.
27:55Kardeş Yükler projesiyle beraber tabii ki kültür sanat çevresindedir birçok şeyi tartışarak,
28:03gerçek tarihi, sümen alt edilmiş olan tarihimizi, bu coğrafyanın hikayelerini öğrenmeye başlayalım.
28:09İşte sanat buna da aracılık ettiği için, hafızayı canlandırdığı için,
28:14geçmişte yaşananları anlatabildiği için de önemlidir.
28:17Bu da barışa aslında önemli bir katkıdır.
28:21Ve bir başka önemli gücü sanatın, kolektif üretim.
28:25Hep konuştuğumuz, kolektif üretim deneyimi sağlaması.
28:29Birlikte üretmek, birlikte karar almak, birbirinin emeğini gözetmek.
28:33Sahnenin mutfağında öğrenilen ama sahneye ve hayata yansıyan bir toplum sağlık biçimi.
28:38Yine aklıma tabii ki Kardeş Yükler projesinin, bu kez çok geniş mutfağından bahsedeceğim.
28:45Hani biz Kardeş Yükler projesinin mutfağında, bu otuz yılı aşkın sürede onlarca, yüzlerce kişinin yer aldığını,
28:54buranın çok büyük bir mutfak olduğunu söylüyoruz.
28:57Belki bazen anlaşılmıyor, çok hızlı hızlı anlatıyoruz.
29:00Biz kocamanız işte, bunun arka planı çok geniş bir insan toplumuna dayanıyor.
29:05Aslında şu, ta en başından bu yana, farklı kimlikler, farklı ana dile sahip insanlar,
29:11farklı kültür sanat kurumlarını kurmuş topluluklar, birçok insanla bir araya geldi Kardeş Yükler.
29:18Ve o repertuar oluşurken, o hikayeler oluşurken, o dramatürce oluşurken,
29:23çok fazla insanla işin arka planında çalışmalar yaptık.
29:26Dolayısıyla, kolektif üretim deneyimi anlamında, Kardeş Yükler projesi çok şey öğretti.
29:33İşin mutfağı büyüktür diyerek aslında onu,
29:37yani mesela küçük ama önemli örneklerdir.
29:41Aras Yayınları da aynı zamanda, 93'te kuruluyor.
29:45Agos Gazetesi hemen o dönemlerde.
29:47Mesela Ermenice edebiyata dair, benim ilk okumalarım Aras Yayıncılık sayesinde olmuştur.
29:53Hem repertuar sağlıyorlardı, Sayatnova Korosu diyebiliriz bugün bir şey başlık altında söylemek gerekirse.
30:02Hem edebiyatlarına dair örnekleri getirdiler.
30:04Gazete zaten onu çok güzel yaptı.
30:07Memleketin farklı yerlerine gidip, biz nerelerde yaşadık Ermeniler vakti zamanında,
30:12kültür, sanat yapılarımız neler.
30:14Yani onları okuyarak, edebiyatlarını,
30:19Ermeniceden Türkçe'ye çevrilmiş kitapları, hikayeleri, romanları okuyarak, şiirleri okuyarak,
30:25aslında bize bu cömertce sunulan arka plandaki birçok şeyi öğrenmiş olduk.
30:32Dolayısıyla biz 3-5 kişi yapmadık bu işi.
30:343-5 kişi kendi kendimize öğrenmedik diyoruz.
30:37Biz burada kolektif üretimin, kolektif çalışmanın ne kadar değerli olduğunu her seferinde söylüyoruz.
30:44Bu sanatın toplumsal barışı sağlamadaki gücü belki başka başka birçok şey,
30:51madde madde sayılır, artırılabilir.
30:54Ama Ömer Faruk, buranın yazılarına da tabii ki sık sık bakıyoruz.
30:59Sanat, sanatçının rolü, barıştaki rolü, neler yazdı Ömer abi diye.
31:04Sık sık üzerinde, neredeyse her sanatla, sanatçıyla ve barışla ilgili yazılarda
31:10sık sık üzerinde durduğu, hep özet yaptığı iki temel nokta var.
31:15Onları söylemek isterim.
31:17Birincisi sanatın talep ettiği yaratıcı emek.
31:21Yaratıcı emeğin üretilmesi, derinleştirilmesi ve seferber edilmesi.
31:25İkincisi bu emeğin, seferberliğin tabii ki toplumsal karşılık bulabilmesi.
31:32Bunun için dayanışma ve kamusal açılım kanallarının yaratılması.
31:36Bu ikisi birbirini destekler.
31:38Birisi olmazsa öbürü olmaz.
31:41Sanatın sorular sorma, konfor alanlarını bozma, alışılagelmiş anlatıları yerinden etme gibi bir işlevi ve sorumluluğu vardır.
31:49Bunun hareket noktası olması gerekir.
31:52İşte bu süreçte de barış süreçlerinde sık sık yapılan hatalara düşmemek gerekir.
31:57Hani içinde şimdiye kadar yer aldığım çeşitli oluşumlar olmaya da devam ederim tabii ki.
32:01Buralarda bazen bu sanatçıların sanatsal işlevi bazı sembolik alanlara sıkıştırması gibi şeyler olabiliyor başımıza gelen.
32:16Belki bir bildiri, bir konser, bir sergi, bir şarkı.
32:19Ama bunun sürekli olmaması, daha kamusallaşamaması, uzun sürelere yayılamaması, götürücü kadroların oluşamaması, öncü taşıyıcı özne ortaya çıkmaması.
32:32Bunu bazı yerlerde belli zamanlarda tıkanmasına yol açabiliyor.
32:38Oysa yapmamız gereken bu yaşadığımız çağın olanaklarını da kullanarak kamusallaşmak, kendini güncelleyerek bunu yapmak, sanat alanında örgütlenmenin yolunu açmak.
32:52Bu iki temel şey Ömer abinin, Ömer Farukurhan'ın birçok yazısında geçiyor.
32:59Ve insan evet okurken her seferinde evet ya diyor.
33:05Şimdi bir de Ömer abinin yazdığı ben bu hazırlığı yaparken tabii ki Kardeşlikler Projesi neden önerildi yazısı 2007.
33:13Onun üzerinden hafifçe geçmek istiyorum.
33:16Kardeşlikler Projesi neden önerildi yazısı?
33:18Sahiden çok kıymetli.
33:19Dönüp dönüp böyle okuduğumuz ya evet ya dediğimiz yazılardan birisi yine.
33:23Burada hani en başta Ali Kerem başladı, Zeynep, Alişan, Esra herkes bu kültürel çolucu paradigmeye bir şekilde söz geliyor.
33:32Oraya dayanıyor.
33:34Hem kültürel çolucu paradigmayı somut bir örnekle anlattığı için hem de sanat ve sanatçı barış ne yapabilir özetleyen dramatik bir
33:44çerçeve önerdiği için o yazı güzel.
33:58Halkların ve kimliklerin iç içe geçmişliğinden etkileşim içinde olmasından yola çıkan bir barış fikrine dayanıyordu Kardeşlikler Projesi.
34:06Ama bu kimlikleri yan yana dizen bir çoğulluk değildi.
34:10İşte hep konuştuğumuz geçişkenlikler, iç içe geçmek, karşılaşmaları önemseyen kültürel çolucu bir anlayıştı.
34:16Biz burada ta en başından beri Kardeşlikler Projesi'nin bize hep şey dendi.
34:22Çok güzel mozaik yapıyorsunuz yani bu yaptığınız iş falan.
34:26Mozaik en başından beri karşı çıktığımız bir metafor.
34:30Neden?
34:31Çok sert, katı, geçişkenliklere izin vermeyen bir şey.
34:35Hani orada Ebru mu, Aşure mi çeşitli metaforlar da şey oldu.
34:38Biz bunları şey yapamıyoruz.
34:40Hani Ebru'yu da böyle bir dokunursun dağılabilir.
34:43Aşure zaten bazen nohutu fazla kaçabilir, bazen tarçını.
34:47O da bir şey.
34:49Aslında iç içe geçmek ama eşit bir şekilde var olabilmek.
34:53O yüzden metafor, biz bulamadık henüz.
34:55Ama mozaik kesinlikle değil.
34:59Ondan sonra ne diyebilirim?
35:02Ve müzik ve dans aracıyla birbirinden kopuk görünen kültürlerin ortak bir insani zeminde buluşabileceğini göstermek.
35:09Bu projenin temel iddiasıydı.
35:11Ama bir şey daha vardı.
35:13Boğaziçi Üniversitesi'nde tiyatro, dans ve müzik faaliyetini sürdüren kulüpler arası bir dayanışma ağı örgütlenerek.
35:19Aslında tiyatrocular da var burada.
35:21Yani sanatın en azından bizim kültür sanat çevresinde var olan tüm disiplinleri hep beraber kardeşlikler projesini oluşturuyor ve geliştiriyor.
35:29Zaten harbiye açık havalara da buradan ufacık bir geçmek tamamlamak istiyorum.
35:33Bunun, bu kültürel çoğulcu paradigmanın ve barışa bir adım daha yaklaşmanın en güzel, en başarılı örneklerinden birisi.
35:41Hep gurur duyarak anlatabiliyoruz bunu en azından.
35:44Harbiye açık hava gösterilerimiz.
35:46Bir eylemlik de diyoruz biz ona.
35:48Orada ne yaşanıyor?
35:49Bütün sene boyunca kimlerle ilişkiye geçmişsek amatör, profesyonel, onlarla işin mutfağı, o dedim ya hani onlarca yüzlerce kişinin olduğu, işin
36:01mutfağında birlikte çalışarak, en başta da o söylediğim belki gündelik hayatta yan yana gelemeyecek insanların, biz bazen çünkü öyle konuklarımız
36:11oluyor ki sadece TRT'de çıkmış hayatı boyunca.
36:13Biraz böyle şeyden, barış, savaş falan ondan biraz çekinen falan sanatçı arkadaşlarımız var ama o sahneye geldiğinde, o mutfağı gördüğünde,
36:21o çalışmanın içerisinde yer aldığında, o genel provayı bir izlediğinde sahneye çıkıyor, öyle bir konuşma yapıyor ki kardeşlik, barış ama
36:28gerçekten inanarak.
36:30O zaman şeyi fark ediyorsun.
36:31Ya aslında evet biz burada küçük bir prova yaptık, yani barışın küçük bir provasını yaptık bu süreçte, seyirciyle buluştuğu anda
36:41da o seyircinin zaten sahneye olan hakimiyeti, beraber kurduğumuz dil bize çok umut veriyor.
36:49İyi ki diyoruz yani en azından bu 2000'lerden bu yana, iyi ki böyle yani kardeşlikler projesi iyi ki önerilmiş
36:55ama bu harbi açık havalarda yaşadığımız şey de bu kadar büyük bir mutfakta, bu kadar büyük bir kadroyla, kadrolarla hem
37:02amatör hem profesyonel, iyi ki çalışıyoruz.
37:05Her seferinde hani sadece umudumuz tabii ki yeşermiyor.
37:09Bu iş nasıl yapılır biraz onun yollarını da keşfetmeyi öğreniyoruz.
37:12Çünkü çok düşünmeye ihtiyaç var sahiden.
37:16Böyle de bitirmek istiyorum ben konuşmamla.
37:18Teşekkürler.