Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 19 saat önce
Ömer Faruk Kurhan Kültür ve Sanat Buluşmaları 2025 - Kolektif Oyunlaştırma Atölyesi "Barışı Sahneye Taşımak" Üzerine - Duygu Dalyanoğlu, Selin Aydınoğlu

14.Aralık.2025 - Boğaziçi Üniversitesi - Demir Demirgil Salonu
Döküm
00:30Bugün aslında sizlere Ömer Farklı'nın geliştirmiş olduğu ve bizim de barış temasıyla yeniden ele aldığımız 3 Kasım 2025'te İstanbul
00:40Amatör Tiyatro Günleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz kolektif oyunlaştırma atölyesi sürecini ve sonuçlarını paylaşacağız.
00:48Biz sunumun ardından iki tane de kısa sahne parçası sergileyeceğiz.
00:54Ama önce bu atölye çalışmasının temelini oluşturan yöntemi tanıtarak başlamak istiyoruz.
01:01Kolektif oyunlaştırma Ömer Farklı Kona'nın 2006 yılında yazdığı kolektif oyunlaştırmaya giriş makalesi ve sonrasında geliştirdiği atölye çalışmaları temel alınarak
01:13oluşturulmuş bir yöntem.
01:14Bu yöntemin çıkış noktasındaki temel sonuç şu, bir sahneyi ve oyunu tek bir yazanın zihninden değil de bir topluluğun aklından,
01:23vicdanından ve ortak imgeleminden geçirerek kolektif bir şekilde nasıl kurarız?
01:28Şimdi buradaki kolektif kavramını sadece birlikte tiyatral bir metin yazmak ya da doğaçlamak gibi görmemek gerekiyor.
01:37Kolektiflik bu yöntemde değerleri, yani bir oyunun ve sahnenin dramaturisini birlikte tartmayı, sahnedeki temsile etik ve politik bir gözle bakmayı
01:48da içeriyor.
01:49Ve Ömer Farklı Kona'nın geliştirdiği bu yöntem tiyatroyu sadece sanatsal bir alın olarak değil, kamusal bir muhakeme mekanı olarak
01:58da işletmeyi hedefliyor.
02:00Bu yöntem genelde katılımcıların bireysel anlatılarından yola çıkıyor ama ortak bir tiyatral bir metin oluşturmayı mümkün kılıyor.
02:08Ve yöntem aynı zamanda bu anlatıları sahnelemeye açıyor ve bunu sanatsal olduğu kadar etik ve politik bir çerçevede de düşünüyor.
02:17Burada Ömer Farklı Kona'nın çalışma fırsatı bulmuş bizler ve bir ay evvel Ömer Farklı Kona'nın bu çalışmasını atölye
02:25vesilesiyle paylaştığımız arkadaşlar bu yöntemi, bu yöntemin öne çıkardığı belirli kavramlara aşina olduk.
02:32Bir ay önce atölyele başlarken katılımcılarla kolektif oyunlaştırma yönteminin hangi kavramlardan doğru oluşturulduğunu paylaştık.
02:43Bunlar üzerine tartıştık.
02:44Bugün de dediğim gibi bu atölyenin sonuçlarını ve kışkırttığı barış eşliği tartışmaları aktaracağız.
02:50Ama öncesinde sizlere, sizlere de bu kavramsal çerçeveyi paylaşmak, açmak, hatırlatmak istiyoruz.
02:59Ömer Farklı Kona aslında oyun kavramını tartışarak başlıyor.
03:03Oyun hepimizin de bildiği gibi insanların çocukluktan itibaren kurallı ya da kurarsız biçimde eğlendik, deneyim kazanmak, öğrenmek ya da vakit
03:15geçirmek için gerçekleştiği, gerçekleştirdiği eylemler bütünü.
03:18Gerçek yaşamın dışında kuruluyor ama genelde gerçek yaşamdan besleniyor.
03:23Sanki ilkesine dayanıyor.
03:25Mesela işte bir şeymiş gibi yapma, canlandırma, kuralları olabiliyor.
03:29Satrançta, futbolda olduğu gibi tamamen serbest olabiliyor.
03:33Çocukların hayali oyunlarını düşünün.
03:35Ama tiyatro değildir oyunu.
03:37Neden?
03:37Çünkü oyun seyirci için değil, aslında oynayanlar için olan bir etkinliktir.
03:42Ve bir deneyim ve yaşantı alındır.
03:45Bu nedenle de daha çok dışarıya değil, daha çok içe dönüp, oynayanlara dönüp bir faaliyettir.
03:52Tiyatro ise burada aslında ayrı bir şey.
03:55Bu oyunsal öğeleri alıp seyirci için kurgulanmış estetik bir sanat yapıtına dönüştür.
04:00Peki anlatı sanatı nedir?
04:03Anlatı, olayların, kişilerin ve durumların bir öykü çerçevesinde dile getirilmesi.
04:08Zaman çizgi sporunca gelişen bir olay öyküsü vardır.
04:12İzleyici, okuyucu ya da dinleyiciye aktarım, sözel veya yazılsal kaynaklardan yapılır.
04:19Dinleyici ya da okuyucu, anlatıcının rehberliğinde bir takım olayları takip eder.
04:24Genelde etkin katılımı sınırlıdır.
04:26Dolayısıyla anlatı bir hikaye sunar, fakat yine tiyatro değildir.
04:31Çünkü anlatıda seyirciye doğrudan bir aktarım vardır.
04:34Eylemin kendisi tiyatroda olduğu gibi sahnede gerçekleşmez.
04:37Bazen anlatıcı belirli düzeyle temsil yapabilir ama bütünü ve bütün eylemleri oynamaz.
04:44Dolayısıyla tiyatro burada da oyunda olduğu gibi anlatı sanatından farklılaşır.
04:51Çünkü tiyatro her şeyin temelinde eylemlerin sahne üzerinde icra edilmesine dayalı bir sanattır.
04:57Yalnızca bir hikaye değil.
04:59O hikayenin şimdi burada bu sahnede eylem akışı yoluyla kurulmasına dayanır tiyatro.
05:06Yani tiyatro bir hikayeyi tabii ki ima edecektir ama o hikayeyi anlatmaz.
05:12İzlediğiniz oyunları düşünün.
05:14Bir hikaye, o oyunun hikayesi arka arkaya sıralanmış eylemler sayesinde,
05:19yani oyun kişilerinin yapıp ettiklerinden yola çıkarak seyircinin algısını da inşa edilir.
05:25Oyuncular da rollerini, rolleri aracılığıyla bedensel, sözel, mekansel bir performans gerçekleştirirler.
05:32Dolayısıyla tiyatro seyirlik bir düzen kurar.
05:35Amaçı sadece bir hikaye anlatmak değil, dramatik bir durum, çelişki, çatışma yaratmak, toplumsal ve estetik bir anlam üretmektir.
05:43En azından bizim sahiplendiğimiz tiyatro anlayışı.
05:47Dolayısıyla tiyatro anlatı da değildir, oyun da değildir, özgür bir sanat disiplinidir.
05:53Bunu kurmamız gerekir diye vurgulayarak Ömer Faruk'a bu yöntemi kurarken başlar.
06:00Ve eğer az önce söylediğimiz gibi tiyatro sahnede eylemlerin icra edilmesine dayalı bir sanatsa,
06:07bizim Stanislavski'den hareketle eylem çalışmasına odaklanmamız atölye kapsamında çok önem az eder.
06:13Tabii ki bunu uzun uzun bir Kur'an'dan bahsetmeyeceğim.
06:18Fakat eylemin önemini hem atölyede hatırladık hem burada hatırlatmak istiyorum.
06:23Eylemler, sahnede üzerindeki eylemler aslında tiyatroda, şimdi ve burada gerçekleşen, bedensel, sözel, beden mekansal bütün hareketlerde davranışlardır.
06:34Ve Stanislavski'ye göre oyuncunun performansı, oyuncunun icra ettiği rol bu eylemlerden oluşuyor.
06:39Fakat biz bir sahne parçası oluştururken aklımıza gelen bütün eylemleri öylesine sıralamamız.
06:46Belirli teknik kriterlere dikkat etmemiz gerekir.
06:49Bunlardan ilki tutumluluktur.
06:52Yani bir eylem dizisi içerisinde gereksiz ya da meydana gelen olayın organik yapısına bir şey katmayan öyeleri elememiz gerekir.
06:59İkincisi anlaşılırlık. Eyleyenin yani oyuncunun ya da oyuncunun oynadığı karakterin seyirci tarafından anlamlı kabul edilecek bir bedensel dil kullanması gerekir.
07:11Üçüncüsü de organizasyon.
07:13Cesler arası ilişkinin dağılma yerinden kurtarılarak bir bütünle kavuşturulması gerekir.
07:19Peki, diyelim bu üç teknik kriterede uyan bir eylem akışı oluşturdu.
07:24Bu yeterli midir? Hayır. Çünkü oyuncunun yapacağı her türlü eylemi haklı bir nedene, bir amaca dayandırması gerekir.
07:33Yani sahnede olan biten hiçbir şey öylesine olamaz.
07:36Dolayısıyla her eyleminde akla tutar, akla uygun tutar da ve gerçeğe sadık olması gerekir.
07:43Peki, oyuncunun eylemini şekillendiren bu amaçları nereden edinecek dediğimizde de aslında iki tür bağlamdan bahsediyorum.
07:52Bir tanesi olaysal bağlam.
07:55Tiyatroya konu olan olayın hangi koşullarda, hangi ilişkiler içerisinde geçtiği, yani dramatik çerçevesinden bahsediyoruz.
08:02Oyuncu ne yapacağına karar verirken bir olay kurgusuna sahip olmak durumunda ve bir eğleyici olarak kendisini o olayın içerisine yerleştirmek
08:11durumunda.
08:12Ve tabii ki kişisel bağlam.
08:14Oyuncu canlandırdığı karakter, kişilik, her kimse onun yapıp ettiklerinden doğru çeşitli belirlemeler yapmalı ve bunların bedensiz ifadesine yedirmeli.
08:25İşte biz atölyeye başlarken bize bu olaysal ve kişisel bağlama verecek teatral anlatılarla başlıyoruz.
08:33Fakat her anlattığımız hikaye ya da her anlattığımız hikayeyi ima eden paylaşıp bir anlatı değeri taşımayabilir.
08:43Bunu nasıl ölçeceğiz dediğimizde Ömer Faruk'la bu kolektif oyunlaştırma mantığını inşa ederken oluşturulacak anlatının özelliklerinin formasyonunda temel bir eser
08:54olan Aristoteles'in politikasına referans veriyor.
08:57Ve Aristoteles'e göre bir tiyatro yapılarının en önemli ötesi olay örgüsü.
09:02Bu örgü az önce de bahsettiğim gibi ağır ağır da sıralanmış olaylardan değil anlamlı ve zorunlu bir bütünlükten oluşuyor.
09:10Buna olay bütünlüğü diyoruz ve bu yapı bir anlatının başı, ortası, sonu arasında mantıksal ve nedensel bir bağ kurulmasını gerektiriyor.
09:20Aristoteles'e göre iyi bir dramatik yapı bu bahsettiğim başlangıç, orta ve son bölümde sahip olmalı ve bu bölümler nedensel
09:28bir zincirle birbirine bağlı olmalı.
09:30Bu nedensellik ilkesi dolayısıyla bir anlatının gücünü belirliyor.
09:38Brecht'in Kafkas Tebeşir Daresi oyununun ilk bölümünden bir örnek verelim bunu daha anlaşılır kılmak için.
09:47Bazılarımız hikayeye hakimdir, olmayanlar için de olabildiğince anlaşılır anlatacağım.
09:53Hikayenin birinci bölümü yani başlangıç bölümü şöyle başlar.
09:58Vali, kardeşinin tezgahladığı bir darbe sonucunda devrilir.
10:02Darbeyi yapan kardeşin amacı yalnızca Vali değil, başta velihat bebek olmak üzere Vali'nin ailesinin geri kalan tüm üyelerini ortadan
10:10kaldırmaktır.
10:11İkinci bölüm yani orta bölüm, Vali'nin karısı Yavi'nin, Vali'nin karısının Yavi'nin korunmasında kaçmak için son hazırlıkları
10:20yapmaya başlamasıyla ortaya çıkan.
10:22Yanında daha fazla şahsi eşya götürebilmek için Velihat bebekten sorumlu olan hizmetçiye bebeği bir kenara koymasını ve saraya gidip çizmelerini
10:31getirmesini söylemek.
10:32Kaçmak için artık zamanda olduğunda bir kısım eşyasını kurtarmayıp başarıp bebeğin de getirilmesine neden fakat saraya gönderilen ve bebeğin bakımından
10:42sorumlu hizmetçi henüz görmemiştir.
10:44Üçüncü bölüm yani son, bebek kurtulamaz ve geride kalır.
10:48Şimdi bu anlatının birinci bölümünde olup bitenler neden, ikinci bölümünde olup bitenler hem sonuç hem neden, üçüncü bölümünde olup bitenler
10:57ise sonuçtur.
10:59Yani oyun stratejisinin bundan sonra ve olay kurgusunun nasıl kurulacağı artık belli.
11:03Kafkas tebeşe dairesinin genel bağlamına bakacak olursak da aslında bütün bu hikaye yeniliğiyle sonuçlanan bir savaşla başlar ve yenilikden sorumlu
11:17tutunan iktidar yapısı feodal beyleri düzenlediği bir darbeye maruz kalır.
11:22Valiye yapılan darbe yani neden daha büyük bir olayın parçası.
11:26Dolayısıyla sonucu olarak meydana gelir.
11:29Ve yine işte vahinin karısının eşyalara düşkünlüğü ve iktidar ilişkilerini algılama güçlüğünün asıl sigortasının veliaht bebek olduğunu unutturacak düzeyde olması
11:40bebeğin geride kalmasında belirleyicidir.
11:42Vahinin karısı eşyaları yanında götürme çabasına öyle yolunlaşır ki bebeğin kurtulma şansı neredeyse sıfırlanır.
11:49Annenin bu eylemiyle bebeğin ölüme terk edilmesi arasında sıkı bir nedensellik kurulur.
11:54Sonrasında da bebeğin kaderini belirleyecek yeni bir hikaye başlar.
11:59Hizmetçilerden bir tanesinin onunla karşılaşması diye oyun devam eder.
12:04Şimdi az önce anlattığım örnekte olduğu gibi bir nedensellik ilkesiyle birbirine bağlanmış, bütünlük bağlanmamış, bütünlük arz etmeyen olayla ancak bir
12:14olay kesiti.
12:15Ya da Ömer Farukur'un atölye kapsamında formülü ettiği şekliyle vukuat olarak değerlendirilebilir.
12:21Vukuatlar direkt oyunculuk çalışması için değerli çalışmalar olsa da bir bütünlük arz etmediği için atölyede anlattığı olarak değerlendirip üzerinde çalışılacak
12:33şekilde görünmez.
12:35Son olarak diyelim işte bahsettiğim özellikle sahip anlıklar geldi, değerlendirelim, sahnelendi.
12:42Onları nasıl değerlendireceğiz konusunda aslında Ömer Farukur'un bir değer analizi kavramını sunar.
12:50Kolektif oynatırma sürecinde de merkezi bir yere sahip olan değer analizi dramatik olayı değerlendirirken dört ana kategori kullanmayı önerir.
13:02Bunlardan bir tanesi bilimsel olay.
13:04Yani sahnede izlediğimiz olay mantıklı mı, gerçeğe uygun mu?
13:09İkincisi etik analiz.
13:11Sahnede izlediğimiz olay, olay ahlaki mi?
13:13Ahlaki olarak nerede duruyor?
13:16Ki kendisi Ömer Farukur'un tiyatroda en önemli değerli etik olanı olduğunu burada not düşer.
13:22Çünkü tiyatro temel olarak insanların eylemlerini merkeze alır ve bu analizi her zaman yapmak durumundadır der.
13:29Üçüncüsü politik analiz.
13:31Yani sahne üzerinde iktidar ilişkileri nasıl kurulmuş?
13:35Kim güçlü, kim güçsüz, neden?
13:37Son olarak da estetik analiz.
13:39Bütün bunların sahnedeki etkisi mi, çekici mi, itici mi, hangisi?
13:44Mesela bir karakter sahnede akıl dışı davranıyorsa bilimsel olarak sorunlu olabilir bu.
13:50Etik olmayan bir şey yapıyorsa ahlaksız olabilir.
13:53Gücü yoksa politik olarak zayıf olabilir.
13:56Ama bütün bunlar sahnede itici bir his yaratıyorsa dramatik olarak başarısız bir sonuç çıkabilir.
14:02Ama ya da şunu akılda tutmak gerekir, bunların tek bir cevabı yoktur.
14:05Ya da bu değerler her zaman aynı sonucu üretecek diye bir zorunluluk da yoktur.
14:10Çünkü bu grubun dramatolojik tercihiyle şekildedir.
14:14Sonucunda da o grubun sahnelerin üslubunu şekillendirir.
14:19Dolayısıyla tiyatro yalnızca doğru olan ne sorusunu sormaz.
14:24Aynı zamanda sahnede doğru olan ya da olmayandan neden hoşlanıyoruz, neden hoşlanmıyoruz sorusunu da açar.
14:31Mesela meşhur Noto'da'nın kamburu Kuasimado'yu düşünelim.
14:38Oyun dünyası içerisinde çirkindir.
14:40Ama sevgi dolu etki eylemleriyle izleyicinin estetik yargısını değiştirir.
14:46Ya da politik olarak güçlü bir iktidar figürü sahnede estetik olarak çirkinci mi sergilenmelidir?
14:52Yoksa itici olarak mı sergilenmelidir?
14:54Ya da bu yapılan tercihler sahnede korkutucu bir etkimi çıkarır yoksa gülüç bir etkimi çıkarır?
15:00İşte bu tartışmalar ışığında aslında üslub tercihleri şekillenir.
15:05Ve bize tiyatronun sadece bir takım değerleri değil, seyircinin haz alma, keyif alma, izleme biçimlerini de dönüştürme potansiyeline sahip olduğunu
15:15hatırlıyorum.
15:16Burada hareketle son olarak biz bu çalışmayı bu dönem ve barış bu alanında neden ele aldık?
15:23Biraz ondan bahsetmek istiyorum.
15:27Aslında bunun temelinde çok net bir soru vardı.
15:31Barış gündemine tiyatrocular olarak nasıl katkı sağlayabiliriz?
15:35Ki etkimi ilk bölümünde sanatın ve tiyatronun rolü üzerine de biraz konuşuldu.
15:40Aslında Türkiye'de yeniden konuşulmaya başlanan ya da Ayşen'in tabiriyle beşinci kez denilen bu barış süreci yalnızca devlet ve siyasi
15:50partiler arasında değil, bizce mahallelerde, evlerde, okul sıralarında, sahnelerde de tartışılarak şekillendirilmesi gereken bir konu.
15:59Barışı sadece bir süreç ya da müzakere olarak değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve bir ortaklaşma arayışı olarak görürsek
16:07toplumsal zelinlere taşınabileceğini düşünüyoruz.
16:11Ve kolektif oynaştırma atölyesi tam da bu anlamda bize çok değerli bir olanak sunuyordu.
16:16Çünkü atölye az önce söylediğim gibi sadece metin oluşturmayı değil, metni sahne üzerinde dramatolojik olarak tartışmayı mümkün kılan bir yöntem.
16:26Yani biz sahnede kurduğumuz olayları, karakterlerin aldığı kararları, çatışmaların çözülme biçimlerini, iktidar ilişkilerini sahnede birlikte tartışıyoruz eyleyenler ve izleyenler olarak.
16:38Ve bu değerlendirmeleri yaparken de az önce saydığım bilimsel, etik, politik ve estetik değerler üzerinden bir tartışma yürütüyoruz.
16:47Bu aslında toplumun genelinde de barış için ihtiyacımız olan şey bizce.
16:52Yani sanatın kamusal gücü sayesinde de biz barışıp tartışabileceğimiz bir alan yaratabiliriz.
16:57Böylece sadece işte az önce de vurgulandığı gibi devletin diliyle değil, sanatın, sanatçının diliyle, sahnenin, oyunun, birlikte düşünmenin diliyle tartışma
17:08imkanı sunduğunu düşünüyoruz.
17:11Tiyatro ve de farklı duygu, beden ve düşüncelerin birlikte işlediği, toplumsal barış fikrini birlikte inşa edebileceğimiz, ortak bir düşünsel alan,
17:20kamusal alan, bir eylem pratiği olarak konumlandırabileceğimize inanıyoruz.
17:25Ve bu Ömer Fahri Kur'an'ın geliştirdiği, az önce kısa da özetlemeye çalıştığı bir dramatik olay kuramı bize güçlü
17:34bir kuramsal çerçeve sunuyor diye düşündük başlarken.
17:37Çünkü bu kuram bireysel deneyimlerin sahnede dönüşerek farklı toplumsal bakış açılarıyla yorumlanmasını, arkasında bir bireyin deneyimi arkasında yatan toplumsal bağlama
17:50anlamayı
17:51ve bunu anlarken sorduğumuz sorular aracılığıyla da kamusallaşmasını mümkün kuruyordu.
17:57Sanatçılar olarak barış sürecine katkı sunmanın da bu anlamda yalnızca bir tercih değil, tarih, tarihsel ve etik bir sorumluluk olduğuna
18:06inandığımız için
18:07bu çalışmayı kurmayı önemsedik.
18:10Çünkü sanatın tanıklık edebilme, duyguları kamusallaştırma, görünmeyeni görünür kılma, bir arada yaşamın tarihinde kurma gibi eşsiz olanakları var.
18:21diyeyim ve atölyenin aslında birebir nasıl gerçekleştiğini anlatması için sözü seninle mi?
18:27Evet, biz aslında Duygu'nun da ifade ettiği düşüncelerle yola çıkarak Ömer Farukurda'nın kurumsallaştırdığı kollektif oyunlaştırma atölyesinde
18:37bu kez barış teması çerçevesinde örgütlemeye karar verdik ve bir çalışma grubu kurduk.
18:43Bu grupta Duygu, ben, Aysel Yıldım, İlker Yasin Keskin, Cüneyt Yalaz, Maral Çankaya ve Büşra Karkus'u çalıştık hep birlikte.
18:54Geçirdiğimiz öncelikle bir hazırlık ve hatırlama sürecinin ardından bu atölyeyi öncelikle ilişkide olduğumuz tiyatroculara taşımaya karar verdik.
19:05Ve ilk olarak bu sene İstanbul Amatör Tiyatro günlerinde bu yılki şenliğe katılan ya da bu şenliği örgütleyen gruplara taşıdık
19:15biz bu atölyeyi.
19:163 Kasım 2025 tarihinde de bu salonda Boğaziçi Üniversitesi oyuncuları, Boğaziçi Üniversitesi Folkdör Kulübü, Yeditepe Üniversitesi oyuncuları,
19:26Yediden Tiyatro ve Ametşehir Tiyatrosu'ndan toplam 19 katı barışıyla atölyemizi gerçekleştirdik.
19:32Şimdi ben size atölye sürecine dair o gün neler olduğunu ve ne gibi sonuçlar elde ettiğimizi paylaşacağım ama
19:39onun öncesinde İlker Yasmin hazırladığı bir video var.
19:42O günü özetleyen diyeyim.
19:45Onu istersek kafamızda daha netçe alınacağını düşünüyorum.
20:31İzlediğiniz için teşekkür ederim.
21:01İzlediğiniz için teşekkür ederim.
21:31İzlediğiniz için teşekkür ederim.
21:32Biz bu atölye öncesinde yürütücüler olarak katılımcılardan anlatılarını bize önceden göndermelerini istemiştik.
21:40Aslında Ömer Faruklu'nun bizzat yürütücülüğünü yaptığı kolektif oyunlaştırma atölyelerini anlatılar önceden istenmez.
21:50Yani atölye günü katılımcılar tarafından sözlü olarak aktarılırlar.
21:54Önden bir anlatı talep ediyor durumu yoktur.
21:57Ancak biz bu kez atölyeyi belirli bir tema çerçevesinde örgütlediğimiz için katılımcıların bu yönde önceden hazırlık yapmasının iyi olacağını düşündük.
22:08Bu kararda katılımcıların barış temalı anlatı oluşturmaları için önden bir düşünce, düşünme vakti kazanmasının da bizim için de yani atölye
22:18yürütücüleri için de aslında önden bir hazırlıkla anlatıları daha doğru değerlendireceğimiz düşüncesi ve ihtiyacı olduğunu da söyleyebiliriz.
22:28Katılımcılara biraz önce Duygun'un da bahsettiği şekilde atölye kapsamına taşınabilecek bir anlatı nasıl olabilir?
22:35Kolektif oyunlaştırmanın temel ülkeleri nelerdir?
22:38Neden biz barış temasını seçtik?
22:41Ve barış temasına dair anlatılar nasıl olabilir?
22:44E dair ipuçları içeren bir hazırlık meklifi ilettik yaklaşık bir ay kadar önce.
22:49Ve Ömer Faruk Kurban'ın kolektif oyunlaştırmaya giriş makalesiyle yine 2007 yılında Ömer Faruk Kurban'ın İATG'de
22:57kendisinin yürütücülüğünü yaptığı kolektif oyunlaştırma atölyesinin notlarını okuyarak gelmelerini istedik.
23:04Anlatılar bize atölyeden 5 gün önce geldi.
23:07Tabii o anda bu durumun biraz çeşitli handikapları olabileceğini fark ettik biz de.
23:15Yani anlatıları yazılı olarak önden istemeyi.
23:18Şunu da ifade edelim.
23:20Kolektif oyunlaştırma atölyesi en azından temel oyunculuk eğitimi almış tiyatroculara yöneliktir.
23:27Yani çünkü atölye kapsamında yürütülen tartışmalar ya da kullanılan terminolojiler belli bir tiyatrolar formasyon gerektirdiğinden
23:36en azından temel oyunculuk eğitimi almış kişilere yöneliktir.
23:42Yeni başlamış, hiç bilmeyen kişiler katılımcı olamaz.
23:45Ama yine de her ne kadar biz deneyimli oyuncularla çalışır olsak da
23:51bir anlatıyı sözlü olarak ifade etmekle yazılı olarak ifade etmek arasında farklar olabileceğini gördük.
24:00Yazmak bazen bir tiyatrocu için sözlü olarak ifade etmekten daha zor olabiliyor.
24:07Yani sözlü olarak aslında altını doldurabildiğimiz boşluklar, alt metinler daha rahat ifade edilebiliyor.
24:14Yazılı olduğunda bunlar eksik kalabiliyor diye gördük.
24:19Yani keza bazı anlatıları bu şekilde değerlendirdiğimizde atölye günü o anlatıyı anlatan katılımcıya bunu sorduğumuzda
24:26aslında sözlü ifadede bizim boşluk gördüğümüz yerlerin dolabileceğini fark ettik.
24:32Bir de şunu fark ettik.
24:34yazılı hazırlıklarda yaşanmış ya da tanık olmuş olaylardan ziyade kurgu oluşturma eğilimi ortaya çıkabiliyor.
24:44Ya da yaşanılan olayları ek kurgularla desteklenip onu genişletmek eğilimi ortaya çıkabiliyor.
24:52Bu da eğer kurgu iyi kurulmazsa, demin Duygun'un da söylediği aslında o mantıksal nedenselliği, neden-sonuç ilişkisini sekteye uğratan
25:04bir unsur olabiliyor.
25:05Ama bir yandan da şöyle bir durum oluyor.
25:08Yani birçoğumuz Ömer Hargurvan'ın bürütücülüğündeki kolektif oyunlaştırma atölyesine öncesinde katılmıştık.
25:16Şunu önlemiş oluyoruz.
25:17Orada da biliyoruz ki bazen öyle anlatılar geliyor ki, yani hazırlıksız gelindiğinde sadece vukuatlardan oluşmuş olabiliyor.
25:25Ya da atölye günü bazen hiçbir anlatı çıkamayabiliyor.
25:28En azından biz bir önden hazırlık isteyerek bunun önüne geçebileceğimizi umuyorduk.
25:36Özetle atölye öncesinde katılımcılardan toplam 19 anlatı geldi.
25:4119 katılımcıdan da.
25:43Ve biz bunun 3 tanesini atölye kapsamında çalışmak için seçtik.
25:47Bu anlatıları yürütücüler olarak önce çalıştık, okuduk, detaylı bir şekilde değerlendirdik.
25:54Anlatıların içerik açısından oldukça zengin olduğunu söyleyelim.
25:57Bunları zaten paylaşıyor olacağız bu sunumun raporuyla birlikte.
26:03Ama birçoğu sinopsis düzeyinde diyebileceğimiz, yani bir edebi eserin, bir filmin ya da bir oyunun başlangıç aşaması için güzel, yaratıcı
26:14fikirler sunulardı.
26:16Ama büyük çoğunluğu hikayesel yöpü düzeyinde kalıyordu.
26:20Birkaç saatlik atölye çalışması için sahnelenebilir ve ilginin vukuatlarda içermiyordu.
26:26Genel anlatılım özelliklerine baktığımızda şu değerlendirmeleri yaptık.
26:32Yani bunları paylaşmanın önemli olduğunu düşünüyoruz.
26:34Çünkü aslında bu değerlendirmeler biraz barışa dair bizim çalıştığımız topluluğun, grubun görüşlerini de sizlere aktarmak açısından önemli.
26:43Dramatik yapı açısından bakacak olursak birçok anlatının olay ördüsü yerine durumu tanımlayan içsel muhakeme ya da mesaj temelli bir yaklaşımla
26:55kurulduğunu gördük.
26:56Bu durumda anlatıların aslında kollektif oyunlaştırma sürecine doğrudan aktarılmasını güçleştiriyordu.
27:02Çünkü sahnede temsil edilebilecek ve seyircin alınmasını da kolaylaştıracak net eylemler ve vukuatlar net çatışmalar içermiyordu.
27:11Barış teması açısından bakacak olursak gelen bütün anlatıların farklı açılardan ele almış olsalar da barış teması etrafında kurgulandığı söyleyebiliriz.
27:22Yani etnik karşılaşmalar, kimlik karşılaşmaları, çatışmaları, cinsiyet politikalar açısından çeşitli karşılaşmalar, çeşitli hegemon ve kurma biçimleri gibi konular açısından barış
27:35teması ile doğrudan ilişkilenen ya da paslaşan anlatılar geldi.
27:41Ancak anlatıların bir kısmında dikkatimizi çeken barışı sağlayan figürler dışsal ya da otoriter pozisyonlarda konumlanmış.
27:51Yani öğretmen, anne baba ya da yaşlı aksakallı bilgeye varan dışsal otoriter kişiler aslında o sahnedeki barışı sağlıyordu.
28:05Bu da çözüm kodjektif bir inşa süreci yerine yukarıdan inen bir müdahale ile gerçekleşmesi tartışmasını doğurdu.
28:14Bizim dikkatimizi çeken bir diğer unsurda anlatılarda gerçeklik ve fantazi arasında kurulan denildi.
28:21Anlatıların bir kısmı gündelik hayatta, hayat ilişkileri içinde yaşanmış ya da yaşanabilecek türden deneyimleri aktarırken büyük bir çoğunluğu da fantastik
28:34ve aradolu bir şekilde kurulanmış.
28:36X bir gezegen, farklı bir dünyada geçen anlatılar gibi.
28:41Bunun nedeni olabileceğini biz, neden böyle bir şey yani yürütücüler olarak biraz değerlendirdik de bu söyleyeceklerim net, yargılar değil ama
28:51bize düşündürdükleri.
28:53Atölye katılımcılarının yaş ortalamasının bizlere göre genç olması,
28:58o kuşağın maruz kaldığı, fantastik yapımlar, dijital kültür, sosyal medya kültürü, video oyunun dünyası ile kurulan ilişkinin
29:07bu eğilime yol açmış olabileceği gibi bir görüşümüz var.
29:11Ya da belki, yani dediğim gibi nette doğru tespitler olmayabilir, yaşadığımız bir dünyada barış olamaz gibi bir karansarlık mı hakim
29:20acaba dedik.
29:22Ya da hani buradaki yaşanmış deneyimler yeteri kadar ilgi çekici olmaz gibi bir görüş ve bu yüzden kurgu, fantastik, alegorik
29:34kurgular oluşturma eğilimimi vardı.
29:35Hani bunların hepsi tabii şey, ayrı tartışma konuları.
29:41Ama şöyle bir durum oluyor, atölye açısından baktığımızda.
29:45Bu fantastik bir telikteki anlatılarda gerçeklikle kurulan ilişki zayıf kaldığında
29:52ya da kurulan, yaratılan yeni bir dünyanın kuralları çok net bilinmediğinde
29:57neden sonuç bağlılık duruyor?
29:59Yani bizim ihtiyacımız olan şeyler anlatılarda ve bu mantıksal bütünlük sekteye uğrayabiliyor.
30:05Bir şey, sonuç çıkmasın.
30:07Yani böyle anlatılar olamaz, kurumsal anlatı olamaz gibi bir sonuç çıkmasın kesinlikle bu oteliyede.
30:13Olabilir elbette ama derin de söylediğim gibi bu anlatılardaki mantıksal boşlukları doldurmak için
30:20daha derin bir hazırlık süreci, derinlikli bir hazırlık gerekiyor.
30:26Kısa atölye süresinde de bunları ele almak zorlaşabiliyor.
30:29Keza mekan ve zaman açısından bakacak olduğumuz olursak,
30:33yalnızca sınırlı sayıdaki anlatılarda bu öreler açık ve sahnelemeye elverişli biçimde belirtilmişti.
30:41Anlatının herhangi bir zamanda olması ya da herhangi bir mekanda geçiyor olması
30:46onun içinde yer alan çatışmaların ardındaki toplumsal arka planı anlamamızı zorlaştırıyordu.
30:54Karakter bütünlüğü açısından bakacak olursak,
30:57birçok anlatıda karakterlerin yönelimleri, çatışmaları ve dönüşümleri yeteri kadar net ve açık değildi.
31:03Yani eylemleri yerine anlatıya hakim olan duygu, durumu ya da mesaj öne çıkmış durumdaydı.
31:11Ayrıca birçok anlatıda çatışma unsuru olarak talip edilen karakterler,
31:17tekil olmaktan ziyade ortak bir itkiyle hareket eden topluluklar.
31:22Yani halk, belli bir ırk gibi düşünün.
31:27Şimdi bu da aslında toplumsal çeşitliliği aktarmak açısından anlatının zayıf kalmasının nedeni olan bir şey olabiliyor.
31:35Çünkü eylemsel temsil açısından da sıkıntı.
31:39Bir toplumda herkes aynı şekilde davranamaz.
31:42Orada bir çeşitlilik gerekir diye bakacak olursak.
31:45Bu değerlendirmeler ışığında biz anlatıların yalnızca az bir kısmının eylem-çatışma, karakter yönelimi ve zaman-mekan ilişkisi açısından
31:55bütünlükli yapılar sunduğunu, net kutatları içerdiğini ve atölye süresince, o 3-4 saattir süre içinde çalışmaya doğrudan olanak sağladığını gördük.
32:04Ve demin de söylediğim gibi 3 tane anlatı seçtik.
32:07Bu seçimde de hem dramatik yapının bütünlüğü, hem barış temasına uygunluk, hem de bu atölye süresinde çalışabilirlik kriterle de etkili
32:16oldu.
32:18Atölye başlarken öncelikle demin Duygun'un da aslında bahsettiği 30 dakikalık bir bilgilendirme yaptık katılımcılara.
32:26Kollektif oyunlaştırma yöntemi, temel kavramları ve biz neden barış temasını seçtik, onları anlattık.
32:32Daha sonra seçilen 3 anlatıyı hep birlikte değerlendirdi.
32:37Katılımcılar, yani seçtiğimiz anlatıların katılımcıları, anlatıları sözlü olarak paylaştılar.
32:44Bu anlatılardan sadece bir tanesi, Ahmet Şehir Tiyatrosu'ndan Sena Özbey'in anlatısı gerçek, yaşanmış bir deneyimdi.
32:53Diğer ikisi kurgusaldı ama fantastikler, öbür kurgular değil, yani gündelik hayatta karşılaşılabilecek kurgulardı.
33:01Bir tanesi Ayça Zeynep Aslı'nın anlatısı, bir sınıf içerisinde geçiyordu.
33:06Hani bir şivesinden dolayı aslında dalga uslu olan bir çocuğun yaşadığı bir çatışmaya, karşılaşmayı gösteriyordu.
33:14Diğer anlatı da Cansel Kademle'nin anlatısı, o da bir market içinde geçiyordu.
33:20Market'te Türkçe konuşan bir çalışanın derin arkadaşları bir örnek verdi o konuda.
33:25Toplumun farklı kesimleriyle, denmişlerle aslında nasıl farklı karşılaşmalar yaşayabileceği olasılığı üzerine kurgulanmıştı.
33:35Bunlar da aslında olabilecek kurgusalları ama karşılaştırılabilecek şeylerdi.
33:39Yani keza Ayça mesela sınıf anlatısını kurgularken kendisi bir öğretmen.
33:43Hani o bakış açısıyla olabilecek bir anlatı kurgulamıştı.
33:47Cansel'de memleketi Tekirdağ'ı, yani örnek aldığını söyledi.
33:51Tekirdağ'da bir markette bir Kürt çalışanı olsa oradaki tipolojiler nasıl olur gibi bir kurgul yapmıştı.
34:00Anlatıcılar anlatılarını sözlü olarak anlattıktan sonra biz anlatıları değerlendirme sürecinde bu kurgusal dediğimiz anlatıların alt metinlerini incelediğimizde açıkta kalan ve
34:11tamamlanması gereken unsurlar olduğunu gördük.
34:15Ve değerlendirme sırasında tüm katılımcılar, hatta gözlemciler de, bir on beş tane kadar gözlemcimiz vardı, gözlemciler de hep birlikte bu
34:23boşlukları doldurmaya çalıştık.
34:25Yani bu noktada yaptığımız şey de aslında Ömer Faruk Kurma'nın özgün yönteminden biraz farklı.
34:31Çünkü Ömer Faruk Kurma'nın atölyelerinde sözlü olarak dinlediği anlatıları değerlendiriyor, handikaplarını belirliyor, işte vukuatlarını, olay bütün öncesinden değerlendiriyor ve
34:44bir sonrakine geçiyor.
34:45Yani bizim bile anlatıların eksiklerini tamamlama noktasına bek girmiyordu.
34:50Biz böyle bir şeye girdik.
34:52Bunu yapmamızın da iki temel sebebi vardı.
34:55Birincisi, elimizde çalışacak yeterli sayıda anlatı yoktu ve biz mümkün olduğu kadar fazla barış temalı anlatı çalışmak istiyorduk.
35:03Çünkü biliyorduk ki bu anlatıların gruplar kendi işlerinde çalışırlarken, hem de sonradan yapacağımız bu değer analizi, duygunluğunda bahsetmeyi değerlendirme sırasında
35:13yapacağımız bu teatral tartışmalar dışında barışa dair konuşmalar da bu atölyeyi değerli kılacaktı.
35:21Bu aşağıda bizim için oldukça kıymetliydi.
35:27İkinci olarak da anlatıları konuşurken, değerlendirirken barışa dair bir tartışma fırsatı çıktı bizim için.
35:34Bu boşlukları doldurduğumuz, alt metinleri doldurduğumuz sırada herkes birbirini dinledi.
35:41Barışa dair farklı görüşlerini dinledi.
35:44Ve farklı şekillerde bakış açılarını yansıttı ve bizim için de bir düşünme süreci oldu.
35:50Sonra anlatıları, vukuatlarını belirttik ve üç gruba ayrıldık.
35:57Gruplar gönüllülük esasına göre kuruldu ve tüm katılımcılarında sahnede yer alması önemseldi.
36:03Her grup anlatılarının üzerine işte 45 dakika, bir saat kadar bir süre çalıştılar.
36:09Ve sonra sahneleri izlemeye geçme aşaması var.
36:12Sahneleri izlemeye geçmeden önce yine bu derin duygunun bahsettiği biz bu sahneleri bilimsel, estetik, politik ve etik değerlere göre nasıl
36:21değerlendireceğimizi,
36:21bu değer analizli yöntemini hatırlattık katılımcılara.
36:25Sonra sahneleri hep birlikte izledik ve yaklaşık işte 20 dakika, 30 dakika kadar her bir sahne için bir değerlendirme süreci
36:35yaptık.
36:36Atölyede bizim çalıştığımız topluluk için söyledik.
36:40Çünkü bu atölyeyi farklı gruplarla yaptığımızda ya da farklı kesimlere taşıdığımızda çıkacak sonuçlar daha farklı olabilir.
36:50Bizim grupta şu tartışmanın önüne çıktı.
36:54Birincisi otorite ve barış ilişkisi.
36:57Demin de söyledim bazı anlatılarda aslında barışı sağlayan figür bir öğretmen, anne yaşlı bilgi olabiliyor demişti.
37:05Burada da tartışmada barış dışsal bir otorite aracılığıyla bu kuruluş sorusu aslında gündeme geldi.
37:12Katılımcılar yani zaten öyle bir anlatı da seçtiğimiz için sahneleneyle birlikte farklı çözüm yolları olabilir mi bunu tartıştılar.
37:21Barışın yukarıdan inen bir müdahaleyle değil, kollektif bir inşa süreci olarak nasıl sahnelenebileceği üzerinde durdular.
37:30Anlatıyı sahnelene gidip bu yönde geliştirme isteği duydular.
37:34Yani bunu şimdi birazdan izleyeceğimiz için çok spoiler'ı da vermek istemiyorum.
37:39Özgün anlatıyı o şekilde biraz revize etme tercihinde bulundu.
37:44Çatışmanın görülür kılınıp kılınmaması da bir diğer tartışma musuluydu.
37:51Bazı anlatılarda barış doğrudan sunuluyordu ama barışa giden yoludaki çatışma yeterince işlenmemişti.
37:58Oysa hani dramatik yapı açısından çatışmanın net biçimde sahnelenmesi ve bu çatışmanın nasıl dönüştüğünün gösterilmesine önemse bizim çalıştığımız grup.
38:08Bu da bir tartışma noktası oldu.
38:09Bireysel ve kollektif dönüşüm tartışması durdu.
38:14Anlatılarda bazen sadece tek bir karakterin dönüşümü anlatılıyordu.
38:19Yani yaşadığı çatışmalarda onun barışa eğilmesi gibi.
38:22Ama onun nasıl kollektifleşebileceği, diğer karakterlerin bu süreçte nasıl değişebileceği konuşuldu.
38:29Örneğin işte bu müserlemeyeceğimiz için sorayım.
38:32Bu market anlatısındaki tiplerin yaklaşımları, birbirlerini dinlemeleri ve onun üzerinden nasıl dönüşebilecekleri üzerine tartışmalar yundu.
38:42Tabii bizim için bir de çeşitliliğin kıymeti durumu var burada atölyenin sonucu olarak ortaya çıkan.
38:49Atölyede ortaya çıkan en güzel şeylerden biri barış fikrinin herkes için farklı anlamlara gelmesiydi.
38:55Yani gördük ki anlatılara dair yapılan yorumlarda katılımcıların farklı bakış açılarını tartışabilmeleri söz konusuydu.
39:04Ve keza aynı şekilde oyuncuların da hani demin önü örnek verdim işte market hikayesindeki gibi bu müşterilerin farklı bakış açılarına
39:13dair yönelik yürüyen tartışmaları kendi içindeki bizce kıymetliydi.
39:19Aslında atölye sürecimiz bizim bu şekilde, anlatacaklarımız da bu kadar.
39:25Şimdi sahneleri izleyeceğiz.
39:28Biz bugün iki sahneyi seçtik size göstermek için.
39:31Bunları birazdan Aysel detaylı bir şekilde anlatacak.
39:35O sırada biz sahneyi kuralım.
39:38Yani sizi umurlamıyorum.
39:40Hoşçakalın.

Önerilen