- 2 gün önce
Kategori
🛠️
Yaşam tarzıDöküm
00:01Beyaz TV ekranlarından Sağlık Zamanı programından herkese harika bir hafta sonu diliyorum.
00:07Ben Dr. Sanay Öztan Gökhan.
00:10Efendim yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü.
00:13Emekleriyle, sevgileriyle ve fedakarlıklarıyla hayatımıza değer katan tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum.
00:22Ve Sağlık Zamanı başlıyor.
00:30Dijital çağda beynimiz neden bu kadar çabuk yorulur, insanlar neden artık daha kolay sıkılıyor ve odaklanmakta zorlanıyor?
00:39Aşırı ekran kullanımı uyku düzenini ve serotonin seviyesini nasıl bozuyor?
00:45Çocuklar ve gençlerde akran zorbalığı dijital ortama nasıl evrildi?
00:50Uzman klinik psikolog Melis Gökhan Acartürk çocuklar ve gençlerde akran zorbalığı ve sosyal medya etkilerine dair merak edilenleri Sonay Gökhan
01:00'la Sağlık Zamanı'nda anlatacak.
01:02Az Sonra
01:05Evet Melis Gökhan Acartürk hoş geldin. Nasılsın Melis'ciğim?
01:09İyiyim teşekkür ederim. Siz nasılsınız?
01:11Çok teşekkürler. Ben de çok iyiyim.
01:13Sevgili izleyiciler, anne babalar, ekran başına diyorum sizi çok ilgilendiren konu var.
01:19Maalesef çocuklarımızı telefonlardan alamıyoruz ya da erişkinler de öyle.
01:23Peki bu sosyal medyada insanlar kendilerini sürekli paylaşmaktan boşlanıyorlar ve kıyaslıyorlar. Neden kıyaslanıyoruz?
01:32Şimdi şöyle aslında evrimsel süreçte insanların sosyal olarak kendilerini kıyaslamaları zaten söz konusu.
01:38Ama sosyal medya öyle bir noktaya geldi ki gerçekçi olmayan fotoğraflar, gerçekçi olmayan hayatlar sürekli bizim karşımıza sergi olarak sunuluyor.
01:48Mesela sabah biz 9'da uyandık bir kahve içeceğiz ve işe gideceğiz.
01:53Tabi 9'da işe gidilmiyor da misal olarak söyleyelim.
01:56Bir bakıyoruz sabah işte biz sabah 9'da kahvemizi içerken birisi Bali'de tatilden fotoğraf paylaşmış.
02:03Birisi bambaşka bir şey paylaşmış. Yine tatil olabilir. Yine aldığı belki çok pahalı bir eşya olabilir.
02:09İşte ne bileyim kadınlar pırlantasını paylaşmış olabilir.
02:13Ve sonrasında onu gören kahvesini içen kadın aslında normal bir hayat tarzında yaşarken aslında olması gereken sağlıklı bir şekildeyken
02:22neden bende yok acaba böyle şeyler o zaman ben eksik miyim ya da bende ne farklı da işte bunlar bunları
02:29yaşayabilirken ben yaşayamıyorum gibi bir süreç içerisine giriyorlar.
02:34Bu sefer de kendilerini mutlu hissedemiyorlar.
02:37Aslında şöyle bir şey var orada bizim sosyal medyada paylaştığımız şeylerin aslında %80'i tamamen yalandan ibaret.
02:44Biz hep orada mutlu anlarımızı paylaşıyoruz.
02:47Hep harika gözüken ne bileyim şoplu fotoğraflarımız olabilir bambaşka.
02:52Aslında göstermek istediğimiz kendimizi gösteriyoruz.
02:55Ama gerçek şu ki aslında olan şey o değil.
02:59Biz de sadece oradaki harika şeyi gösterdiğimiz için o zannediyoruz gerçek ama o tabii ki gerçek değil.
03:04O kişi evinde ağlayabiliyor. Evinde o şekilde şık dolaşmıyor.
03:08Evinde pijamasıyla da dolaşıyor.
03:09Gerçek yaşantısı farklı fakat dijital dünyada kendisini apayrı bir insan gibi gösteriyor ve diğer insanlar da bunu kıyaslıyor.
03:17Bu tamamen yanlış bir şey diyebiliyor muyuz o zaman buna?
03:19Tabii ki aynen öyle ama şöyle bir şey var.
03:21Bunun gerçek olmadığını aslında kendimizden pay biçerek de düşünebiliriz.
03:27Şimdi biz de gidip de ağlarken bir fotoğrafımızı paylaşmıyoruz sonuçta değil mi?
03:31Ya da kötü göründüğümüz kendimizi beğenmediğimiz bir anı paylaşmıyoruz.
03:35Kendimizi gördüğümüz en şahane anda fotoğraflar videolar paylaşıyoruz.
03:39Tek tek çekiyoruz bunda hangisinde güzel görünüyorum diye.
03:42Peki bu aşırı ekran kullanıldığı zaman uyku düzeni bozuluyor mu?
03:46Serotonin seviyesi bozuluyor mu?
03:48Tabii ki şimdi özellikle gece saatlerinde akşam saatlerinde atıyorum saat on bir buçukta biz yatağımıza girdik.
03:55Uyumak istiyoruz ama telefonla bir anda oynamaya başladık.
03:58Orada mavi ışığa maruz kalıyoruz.
04:00Ne oluyor mavi ışığa maruz kalınca bizim maalesef melatonin hormonumuz düşüyor ve biz bir anda kortizol hormonumuzu yükseltmeye başlıyoruz ister
04:10istemez bir halde.
04:11Aslında beyin şöyle düşünmeye başlıyor mavi ışığa maruz kaldığı zaman.
04:15Aslında saat acaba erken mi işte gündüz saati mi gece ile gündüzü karıştırma gibi bir durum söz konusu oluyor.
04:22Böyle olunca da tabii ki hormonal olarak bir sıkıntı oluştuğu için uykuyu derin uykuya geçmemiz zor oluyor.
04:30Rem uykusundan sık sık uyanmalar söz konusu olabiliyor.
04:33O yüzden biz ekran kullanımını özellikle uykudan önce bitirmeyi en azından bir saat önce bitirmeyi öneriyoruz.
04:40Hani yapabilmek çok zor bunun farkındayım ama en azından uyku süreci çok kıymetli olduğu için yarım saatte olsa öncesinde bırakmak
04:48önemli diye düşünüyorum.
04:50Peki dijital detoks gerçekten bir ihtiyaç mı? Moda mı?
04:53Bazen duyuyoruz artık ben bir süre dijital bir detoksa geçtim yapmayacağım telefonumu elime almıyorum.
04:59Kusura bakmayın bana ulaşamayacaksınız gibi bir takım mesajlar var.
05:03Ya evet şu anda öyle bir moda söz konusu ama bence kötü bir moda değil.
05:06Çünkü yararı olan bir şey aynı zamanda ama dijital çağda yaşıyoruz ne kadar telefonsuz işte ne bileyim tabletsiz veya bilgisayarsız
05:15kalabiliriz.
05:15Çok gerçek bir şey değil ama en azından bizim hani o ekran kullanım sürelerimiz var ya en azından o 15
05:21saatler olan çok gördüğüm kişiler var.
05:24En azından onlar bir düşsün 5'lere 4'lere 3'lere hani detoks dediğimiz şey aslında bu.
05:29Ne kadar kullandığımızı bilirsek kontrolümüzün altında olursa biz onu yönetebiliriz.
05:33Yoksa artık bizi o yönetmeye başlar ki bu sefer işte ne bileyim hormonel olarak değişiklikler oluyor.
05:41Hayata karşı uyum sağlarken bile artık gerçek ve sanal hayat problemleri yaşayabiliyoruz.
05:47Bunda yaş sınırı var mı? Genellikle hangi grup yaşlar daha çok uzanıyor?
05:51Telefonu mu?
05:52Evet.
05:54Aslında biz gençlerde daha çok görüyoruz ama mesela bazı araştırmalar var orta yaşlı kadınların ve erkeklerin daha çok kullandığını da
06:04söyleyen bir duruma ama daha çok tabii genç yaştaki bireyler diyebiliriz bunlara çocuklarımıza tabii.
06:11Gün içinde kaygıyı hızlı düşürmek için uygulanabilecek basit bir sistem var mı? Böyle 90 saniyelik bir şey nedir bu?
06:22Bizim bir nefes egzersizimiz var.
06:24Aslında çok basit bir şey.
06:25Bunu danışanlara uygulattırırken de çok sonuç alınmayacak gibi düşünerek bazen reddediyorlar.
06:31Ama deneyince gerçekten rahat hissettiren bir şey.
06:353 saniye biz nefes alıyoruz.
06:36Gösterebilir miyiz?
06:373 saniye nefes alıyoruz.
06:39Evet.
06:403 saniye nefesimizi tutuyoruz.
06:423 saniyede de nefesimizi veriyoruz.
06:45Şimdi bu çok basit bir yöntem olduğu için işe yaramaz gibi geliyor.
06:49Ama bunu 9 kere yapmayı öneriyoruz.
06:539 kere yani 90 saniyeden oluşan bir rutinle beraber beynimiz kendini daha rahat hissetmeye ve amigdala artık daha rahat bir
07:02şekilde rahatlamaya başlıyor.
07:05Esasen oradaki asıl şey kaygı anındayız.
07:09Çok ciddi bir kaygı.
07:10Ben hasta başındayım.
07:11Gerçekten çok ciddi bir kaygı duyuyorum.
07:13O anda yani sevdiğin birisinin telefonu veya bir şey o arada tabii telefonla konuşmuyorsun bir şey yapmıyorsun.
07:19Bunu yapmış olmak o andan uzaklaşmış olmak ve dolayısıyla bir şekilde o andan uzaklaşmak doğruyu görmeyi mi sağlıyor?
07:28Sanki onun gibi bir şey bu.
07:29Tabii gerçekçi şeyleri görmek de diyebiliriz aynı zamanda.
07:32Çünkü bir anda beyin ciddi bir kaygısı var bir yere takılık almış.
07:37O nefes egzersizi bile hani biraz daha kafayı karıştırıp başka bir yöne beynimizin dikkatini çekmeye çalışıyor gibi bir şey.
07:43Son zamanlarda akran zorbalığı çok fazla.
07:46Gün geçmiyor ki televizyonda herhangi bir haber duymayalım.
07:48Bu dijital ortama mı evrildi akran zorbalığı?
07:53Maalesef bu çok doğru bir şey.
07:55Neden önceden akran zorbalığı okulda olurdu.
07:58İşte okulda bir tartışma olurdu veya bir alay etme durumları söz konusu olurdu.
08:02Ama şu anda sosyal medyaya da geçmiş durumda.
08:05Ben dijital zorbalığın çok daha yıkıcı bir etkisi olduğunu düşünüyorum.
08:08Çünkü şöyle bir şey var.
08:12Dijitalde yapılan bir zorbalık 24 saat hiç durmayan bir şekilde devam ediyor.
08:17Şimdi okuldaki akran zorbalığında bir iki saat belki maksimum diyebileceğimiz şekilde.
08:22Ama 24 saat boyunca o zorbalığa maruz kalmak, o alay edilmeye tahammül edebilmek çok daha zor bir şey.
08:30Maalesef şu anda hani çocuklarımıza baktığımız zaman hepsinin elinde telefon var zaten.
08:35Yoksa da gidiyorlar annelerinin babalarının telefonları üzerinden.
08:38Arkadaşlarıyla alay etme durumları söz konusu olabiliyor.
08:42O yüzden daha yıkıcı bir taraf olduğunu düşünüyorum açıkçası.
08:44Zaten çocuklar şu anda çok acımasızlar.
08:46Yani kiloda birisine yani sen çok şişkosun biraz daha diyelim ki çocuk daha o kaşları fazla olan birisine sen çok
08:54kıllısın.
08:55Bu şekilde çocuğun özgüvenine yönelik direkt zorbalık da bu da bir zorbalık değil mi?
09:00Tabii ki tabii ki.
09:01Daha önce mesela bir yayında konuşmuştuk sizinle de.
09:04İşte ailede eğer ki yapılıyorsa bu zorbalık işte aile bireyleri arasında ya da ailede arkadaşlarını her kimse yani fark etmez
09:12kime söylendi.
09:12Çocuk bunu duyuyorsa akran zorbalığı yapan için normalleştirerek aslında bunları yapıyor.
09:18Acımasız dediğimiz taraf bu aslında normalleştirdiği için birçok şeyi.
09:22O yüzden biz acımasız diyoruz ama aslında orada acımasızlık durumundan çok normalleştirilen bir yanlış var.
09:27Evet son olarak da beynimizi günlük hayatın hızından korumak için izleyiciler neleri hemen uygulayabilirler?
09:35Şimdi günlük hayatımızda kaygı zaten çok yüksek düzeyde maalesef.
09:41Biz en azından dişlerden uzaklaşabilmek için birkaç tane böyle tekniklerimiz var tabii ki.
09:46Biz mesela gece yatmadan önce mutlaka bir saat öncesinde telefonumuzu bırakmalıyız.
09:51Hemen anlık olarak günlük bugün yapabilecekleri şeylerden biri.
09:54Evet.
09:54Yani uyandıkları zaman ilk 15 dakika mutlaka gün ışığı almaları çok kıymetli oluyor.
10:00Ve biz o ekran süremiz var ya o çok kıymetli.
10:03Lütfen o ekran süremizi bir tık azaltmaya çalışalım.
10:06Yani en azından günde 3-4 saat diliminde kalsak bile bizim için gerçekten çok artı bir noktada oluyor.
10:133-4 saat çok yüksek bir saat ya.
10:14Yok aslında o kadar çok değil ben neler görüyorum.
10:16Onun yerine bir kitap okuyabilir, onun yerine bir faaliyet yapabilir, bir yürüyüşe çıkabilir.
10:21Çok daha iyi değil mi?
10:22Kesinlikle öyle ama şimdi şöyle dijitalde kitap okumak da mümkün artık.
10:27Evet.
10:27İşte müzik dinlemekle kendimizi geliştirmekle.
10:29Bahsettiğim şeyler o ama işte dijitale bağımlılık öyle bir şey ki artık ne kitap okunabiliyor ne işte müzik dinlenebiliyor ne
10:36yürüyüş yapılabiliyor.
10:37O yüzden biraz daha gerçek hayatta kalmaya çalışalım.
10:40Melis'ciğim ağzına sağlık seni haftaya ve ileriki haftalarda tekrar konuk edeceğim ve seyircilerimizden gelen soruları sormaya devam edeceğim.
10:49Efendim şimdi de her zamanki gibi birçok soruyu cevaplamak üzere Prof. Dr. Adnan Kaya hocamızı, kardiyolog hocamızı davet ediyorum.
11:04Baypas mı, stent balon mu, damar tıkanması nasıl olur, vücuttaki bir enfeksiyon kalbi etkiliyor mu, kalp pili neden takılır?
11:13Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Adnan Kaya kalp hastalıklarına dair merak edilenleri Sonay Gökhan'la Sağlık Zamanında anlatacak.
11:22Az Sonra
11:26Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Adnan Kaya, Sayın Dekan'ım hoş geldiniz.
11:30Hoş bulduk hocam.
11:31Seyircilerimizden o kadar sorular var ki kusura bakmayın sizi her yayında arada almak zorundayım artık yapabilecek bir şey yok. Seyircilerimizin
11:39isteği.
11:39Teşekkürler hocam, teşekkürler hocam memnuniyetle.
11:42Nasılsınız, iyi misiniz?
11:43Sağ olun hocam.
11:45Öncelikle tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum.
11:50Çok teşekkür ederiz. Tüm kadınların adına teşekkürlerimizi sunuyoruz hocam.
11:55Ben teşekkür ederim hocam.
11:56Şimdi diğer yayınlarımızda kalp damarlarının tıkandıklarından bahsettik.
12:02Şimdi tıkalı bir damarı açma yöntemleri ne hocam?
12:06Daha doğrusu ilk etapta şöyle söyleyelim.
12:08Bir damar nasıl tıkanıyor? Oradan başlayalım mı?
12:11Tabii ki. Bir damar evrendeki bütün her şey gibi vücudumuzda, bütün dokularımızda yaşlanıyor.
12:19Damarlarımızda yaşlanıyor.
12:20Evet.
12:21Damarlarımızın yaşlanması da damarların içinde plak oluşmasıyla, içindeki lümenin azalmasıyla ortaya çıkıyor, daralıyor.
12:29Aynı bu evlerimizdeki su tesisatı gibi düşünebiliriz.
12:32Burada da zamanla su tesisatının içinde tortu, kireç birikiyor ve su tesisatını tıkayabiliyor.
12:39Bizim de damarlarımızın içinden kan geçiyor.
12:41Kanın içinde oksijen bağlı.
12:43Dolayısıyla da paslanmayı arttıran maddeler var, kolesterol var.
12:48Bunlar da zaman içinde genetik faktörümüzde varsa damar içinde plaklaşma oluyor.
12:53Bu doğduğumuz andan itibaren başlayan bir süreç, erkeklerde, kırklı yaşlarda da kadınlarda da menopozdan sonra genellikle olaylara sebep olabiliyor.
13:03Damar tıkanıyor.
13:04Damarın etrafında anladığım kadarıyla, seyircilerimiz anlasın diye bir su borusunun içerisinde nasıl ki kireçleniyor, suyun akımını azaltıyor, bu da kanın
13:14akımını azaltıyor.
13:15Damar tam tıkandığında kriz nasıl oluyor peki?
13:18Şöyle, damarların tıkanması, kalp krizlerinin birkaç mekanizması var.
13:24Bir tanesinde spazma olabilir.
13:26Damar ani bir şeye, bir maddeye reaksiyon gösterip spazma olabilir ve tam tıkanabilir.
13:31Spazma bağlı.
13:32Akım kesilebilir.
13:33Damar tekrar açılırsa akım tekrar olur.
13:36Kalp tekrar beslenmeye başlar.
13:39Ancak bir sıklıkla kalp krizlerinde şöyle bir plak oluyor, plak oluşumu oluyor ve bir plak ciddi bir stres sonrasında yırtılıyor.
13:47Yırtılınca oraya trombositler geliyor ve pıhtı oluşturuyor, damarı tam tıkıyor.
13:51Damarı tam tıkayınca damarın aşağısında oksijen ve besinlerle beslenen doku beslenemiyor ve göğüs ağrısı oluşuyor.
14:00Buna da kalp krizi diyoruz.
14:01Hocam aslında tıkalı orası yani normalde çok dar, tıkalı, ani bir stres, çok yaşanan Allah korusun çok sevdiğimiz birisinin ölümü,
14:11birisiyle çok ciddi bir tartışma.
14:13Yani ani bir sebep ya da çok ağır bir egzersiz.
14:16Bunu tam o bölgedeki kesintiyi kesiyor, toptan kanlaşmayı değil mi?
14:22Halkın anlayacağı şekilde tekrar tekrar sormak istiyorum.
14:25Kan akımını kestiği anda pıhtı oluşuyor ve kriz mi oluşuyor?
14:30Plaklar oluyor.
14:31Plaklar oluşuyor.
14:32Bu plaklar yırtıldığında damar tıkanıyor.
14:36Yani bu plakın illa %80-90 bir darlığa sebep olmasına gerek yok.
14:40Daha az da olabiliyor.
14:41Bir plakla %10'luk, 20'lik bir plakla yırtılırsa damarın tıkanması an meselesi.
14:47Üzerine pıhtı biniyor ve damarı tıkıyor.
14:49Buna biz tabii ki kalp krizi diyoruz.
14:51Peki hocam bu tıkandı damarlarımız, bunu açma yöntemlerimiz nedir?
14:55Stent, balon biraz bunlara girelim mi?
14:58Aslında biliyorsunuz hepimizin bildiği bir kelime var anjiyo.
15:01Anjiyo aslında latince de damar demek.
15:04Ancak biz anjiyo kelimesini anjiyografi için kullanıyoruz.
15:07Yani o damarı görüntüleme yöntemi için kullanıyoruz ve sıklıkla da koroner damarları görüntülemek için kullanıyoruz.
15:14Biz anjiyografiyi el bileğinden ya da kasıktan oraya kateterler koyuyoruz.
15:19Kateter nedir?
15:20Kateter dışarıdan damarın içine bir kapı oluyor.
15:24Bu şit dediğimiz kateterlerle kalbe kadar gidiyoruz.
15:29Oraya radyopak madde veriyoruz ve filmini çekiyoruz.
15:31Farklı açılardan damarlarının farklı segmentlerini görüntülüyoruz.
15:36Öncelikle tanı koyuyoruz.
15:38Yani buna anjiyografi diyoruz.
15:39Yani damar tıkanıklığı var mı yok mu bunu göstermeye, görüntülemeye anjiyografi diyoruz.
15:44Ne kadar tıkalı, ne kadar tıkalı değil.
15:47Bunu gösterme yöntemi aslında anjiyografi.
15:49Evet.
15:49Peki bunları açılma yöntemleri de stentlerle ve balonlarla olabiliyor değil mi?
15:54Evet.
15:55Biz kalp damar hastalığını tespit ettiğimizde yani anjiyografin sonucunda 3-4 tane senaryo oluyor.
16:00Bunlardan bir tanesi ve en güzeli damarlarda hiçbir şey olmaması.
16:04Bu en güzel her hasta için istediğimiz sonuç.
16:07Ancak ne yazık ki dünya nüfusunun %30'su kalp damar hastalıklarından öldüğü için çok yaygın da bir hastalık.
16:13Evet.
16:14Bir diğer senaryo da şu.
16:15Kalp damarlarında plaklar var ancak %50'nin altında yani ilaçlı tedaviyle takip ediyoruz.
16:21Başka bir senaryoda da kalp damarlarında %50-70 arasında darlıklar var.
16:26Bunlara orta düzeyli darlıklar diyoruz.
16:30Burada yüksek düzeyli yaşam değişikliği gerekiyor.
16:33Ciddi ilaç tedavisi gerekiyor.
16:35Bir de bir durum var ki kalp damarının birinden veya birkaçından %70'in üzerinde bir darlık varsa o zaman kalbin
16:42o damarın beslediği alanda beslenme azlığı olacağı için orayı açmak gerekiyor.
16:48Bir girişim yapmak gerekiyor.
16:49Girişim tekniklerinden bir tanesi balon anjiyoplastiği ilk çıkan ilk insanlar bunu bulduğunda oraları balonlarla açmak istemişler.
16:58Oraya balon yaptıktan sonra balonu söndürdükten sonra 10 dakika 5-10 dakika içinde damarın tekrar tıkandığını esnediğini ve tıkandığını görmüşler.
17:07Ya da geç dönemde yani anında olmasa da 6 ay 1 sene sonra tıkandığını görmüşler.
17:12Dolayısıyla da balon tedavisine ek olarak orayı önce balonlayalım oraya yol açalım kendimize ama içeriden bir kafes örelim istemişler ve
17:21stenti bulmuşlar.
17:23Dolayısıyla da biz damarları açtığımızda balon anjiyoplastiği yapıyoruz.
17:27Sonrasında da oraya damar çökmesin tekrar tıkanmasın diye stent koyuyoruz.
17:31Tekrar orası büzüşmesin diye bir çatı şeklinde bir şey koyuyorsunuz.
17:35İskele gibi diyebiliriz evet aslında kömür madenlerinde vardır tüneli kazdıkça oraya ağaçtan bir iskele yaparlar ki tekrar çökme olmasın diye.
17:46Biz de aslında kalp damarlarında bu yöntemi kullanıyoruz yani oraya bir balon yapıyoruz biraz bekliyoruz damarda eğer çökme olacaksa orayı
17:53koylu olacaksa oraya stentler koyuyoruz.
17:55Tabii ki siz bunun kararını bazı damarlar sanıyorum daha fazla çökmeye eğilimle değil mi?
18:02Yani balonla açtınız ama bazen balonla bırakıyorsunuz onu çökmeye eğilimi yok onun tekrar.
18:09Açıkçası köke yakın damarlarda damarın yapısı gereği orada recoil dediğimiz çökmeye eğilim daha fazla.
18:18Oraları genelde köke yakın orta segmentlere yakın yerlere ve çapları da büyük olduğu için stent takacağımız stentlerin de tıkanma ihtimali
18:26düşük olacağı için buralara genelde stent tedavisiyle takip ediyoruz.
18:31Ancak böyle çapı küçük 3 milimetrenin altındaki damarlarda bazen düz balon ya da ilaçlı balonlarla bıraktığımız damarlar oluyor.
18:39Son zamanlarda gelişti bu teknikler.
18:41Severek kullanıyoruz çünkü sonuçları çok iyi küçük damarlarda özellikle orta boyutlu ve küçük damarlarda balon anjiyoplasti ilaçlı balon uygun tedavi
18:51oluyor.
18:51Bir de eriyen stentler var hocam.
18:52Eriyen stentleri insanlar bir ara çok moda oldu.
18:55Herkes ben bir eriyen stent taktırıyorum diye biraz daha maliyet açısından yüksek sanıyorum.
18:59Bunlar kullanılıyor mu şu anda bırakıldı mı?
19:01Aslında mükemmel bir fikir eriyen stent ve ilaçlı balon.
19:05Çünkü şöyle düşünün bir yaşam yaşıyorsunuz bir damar hastalığı yaşıyorsunuz damarınız tıkanıyor onu açıyoruz ancak oraya bir metal bile kalmıyor.
19:15Bu mükemmel bir fikir.
19:16Orada da şöyle balon anjiyoplasti sonrası yani o damarı açtıktan sonra oraya yine bir iskele koyuyorsun ancak o iskele metal
19:24değil.
19:25Ve 6 aydan sonra erimeye başlıyor bir seneden sonra da genelde erimiş oluyor.
19:30Bu bizim için aslında hastaya yeniden bir rezerv oluşturmuş oluyoruz.
19:34Yani aslında sihir gibi bir şey bu özellikle ilaçlı balon tedavisi ve eriyen stentler.
19:41Ancak biliyorsunuz ki eriyen stentler aslında ilaçlı stentlere göre daha az performanslı bulunduğu için kullanımı gittikçe biraz azaldı.
19:50Ancak seçilmiş vakalarda hala eriyen stent kullandığımız oluyor.
19:55Peki hocam size çok can alıcı ve biraz da cerrahları kızdırıcı bir soru soracağım.
20:00Bypass mı stent mi?
20:02Aslında hastadan hastaya değişiyor ancak günümüzdeki teknolojik koşullar gelişmeler sayesinde operatör becerileri sayesinde artık birazcık daha minimal invazide stent ve
20:16balon anjiyoplasti tarafına kaymış durumda.
20:18Doğru kayıyor.
20:19Hocam burada insanların kafasını karıştıran bir soru var.
20:23Kişiler diyor ki stent taktırdım benim bypass'a gitme şansım kalmadı.
20:29Yani bypass şansımı yok ettim.
20:31Böyle bir şey doğru mu?
20:32Açıkçası eskiden bazı damarlarda çok uzun segment tıkanıkları olan damarlarda biz uzun stentler kullanıyorduk.
20:41Ancak son zamanlarda artık damarların kök ve gövdelerine büyük stentler koyuyoruz.
20:46Çapı 3 mm'nin üzerindeki stentler koyuyoruz ki bunların tıkanma ihtimali çok az.
20:51Ve bypass'ın geleceği damarın orta ve distal kısımlarına genelde stent koymuyoruz.
20:57Balon anjiyoplasti ve ilaçlı balonlar yapıyoruz.
20:59Çoğu hastamızda özellikle şeker hastalarımızda çoğunda yaygın damar hastalığı olduğu için aslında birçok hasta bypass'a da uygun değil.
21:08Yani evet bazen biz kardiyologlar diyoruz ki yani hasta bizden çıksın diye diyoruz ki yani tamam bypass diyelim.
21:14Ama aslında o hasta bir cerraha gittiğinde cerrah da bakıyor ki bypass'ı koyabileceği bir yer yok.
21:20Dolayısıyla da o hasta aslında alabileceği bir tedavi alamamış da oluyor.
21:26Evet ikinci bir görüş burada ikinci bir görüş çok önemli hocam.
21:31Yani bu işlerle ilgilenen ülkemizde çok üst düzeyde hekimler var.
21:36Bu hekimlerden herhangi bir ikinci görüşü hasta alabilir bir cerrahtan da alabilir bir girişimsel kardiyologdan da alabilir.
21:43Hayati bir organla uğraşılıyor ve bypass şansı devam ediyorsa bu çok ileri yaşlarda olsun çok daha doğru değil mi?
21:50Yani 50'li yaşlarda olacak bir bypass'tansa 70'li yaşlarda olsun.
21:55Hocam bu soruya ben devam edeceğim ama bir canlı telefon bağlantımız var.
21:59Bir seyircimiz soru sormak isterler.
22:01Buyurun efendim dinliyoruz.
22:04Alo.
22:05Hayırlı yayınlar.
22:07Teşekkür ederiz.
22:07Ben Ahmet Akar.
22:08Buyurun Ahmet.
22:0953 yaşındayım.
22:1115 gün önce normal check-up'umu yaptırmıştım.
22:14Hiçbir şey yoktu.
22:15Fakat bir hafta önce bir kalp krizi geçirdim.
22:19Açıkçası sorun neden check-up'ta görünmedi?
22:22Teşekkür ediyoruz.
22:23Hocam sorunun cevabını alabilir miyiz?
22:26Şimdi normal check-uplarda sanıyorum şeyler oluyor.
22:29Sadece EKG çekiliyor.
22:30Biraz bunlara girebilir misiniz?
22:33Aslında bize başvuran hastalarda biz tabii ki fiziki muayenelerini yapıyoruz.
22:37Hikayelerini dinliyoruz.
22:39Aile öykülerini öğreniyoruz hastalarımızın.
22:43Elektrokardiyografilerini görüyoruz.
22:44Bazen ultrasonlarını yapıyoruz.
22:46Kalp ultrasonlarını yapıyoruz çoğunlukla.
22:48Kan şeker düzeyine bakıyoruz.
22:50Kolesterolüne bakıyoruz.
22:52Biyokimyalarına bakıyoruz.
22:54Ve de tansiyonlarını ölçüyoruz hastalarımızın.
22:56Bir kısmına efor yapıyoruz.
22:57Açıkçası yaptığımız bütün testlerde yapacağımız bütün testlere rağmen yine de bazı hastalarda kalp damar hastalığını tespit edemeyebiliriz.
23:08Dolayısıyla da yani az önce de bahsetmiştim.
23:11Bir hastada %20'lik 30'luk bir plak bu testlere yansımayabilir.
23:15Ancak ciddi bir stres sonrası ciddi bir fiziksel stres sonrası işte halısada futbol oynamak gibi ağır bir yemekten sonra ya
23:23da özellikle son zamanlarda hepimizin stresi arttı.
23:27Ciddi bir psikolojik stres bir kayıp telefonla bir tartışma sonrası o plaklarda yırtılma ve kalp tezine sebep verebiliyor.
23:36Şimdi normal şeylerde check-up'larda EKG çekiliyor.
23:41Yani kalp check-up'ı olmasa da veya eko yapılıyor sintigrafi yapılıyor.
23:46Şimdi EKG'de herhangi bir kalp probleminin görülmesiyle yüzde kaç bunlarda hocam?
23:51Altı standart burada anjiyografi diyebiliyorum.
23:54Açıkçası şöyle EKG'de biz ritim bozukluklarını tespit ediyoruz.
23:59Geçirilmiş kalp krizlerini tespit edebiliyoruz.
24:01Hastanın bir şikayeti yoksa o an EKG'de bir şey görmeyebiliriz.
24:05Kalp ultrasonunda da yapısal bir şey varsa kapaklarda bir darlık bir yetmezlik bir şey varsa bunları görebiliyoruz.
24:12Sintigrafide bir beslenme azlığı var mı yok mu her üç damarı birbirine mukayese ediyor bölgesel olarak.
24:19Burada bir beslenme azlığı var mı yok mu bize bir şey söylüyor.
24:22Ancak son zamanlarda özellikle risk faktörü olan hastalarda sanal anjiyo dediğimiz koroner ve etanjiyo dediğimiz bir tomografi var.
24:29Burada da biz damar yolundan bir ilaç veriyoruz hastalara.
24:33O ilaç kalpten kalp damarlarından geçerken bir film çekiliyor.
24:37Burada da daha sonra biz onları üç boyutlu işliyoruz inceliyoruz ve kalp damarlarında kireçlenme var mı bir darlık var mı
24:43bize bir şey söylüyor.
24:45Koroner bt anjiyo ya da sanal anjiyo aslında bu tetkiklerin keskinliğini arttırdı.
24:49Bize yüzde doksan doksan beş oranında bir şey söylüyor ki bu hastada kritik bir damar hastalığı var ya da yok
24:56diyor.
24:57Dolayısıyla da aslında teknoloji geçtikçe her gün biz şansımız daha da artıyor.
25:03Muhtemelen zaten hastamız da çok geçmiş olsun diyoruz bir anjiyo ya gönderilmemiş ama genetiksel bir problemi var mı yok mu
25:12tabii bilmiyoruz.
25:14Peki hocam şuradan şu soruyu da soracağım ben size.
25:17Baypas olmuş hasta daha halkımızın arasında şöyle bir inanış var ben baypas olayım bu kalp hastalığından kurtulayım artık ben bunlarla
25:27uğraşmayayım bu ilaçlarla uğraşmayayım bu doğru mudur?
25:31Açıkçası doğru değil.
25:33Çünkü bu enflamasyon vücudumuzdaki bir enflamasyon devam ediyor yaşlanma devam ediyor.
25:40Burada amacımız tabii ki evet hali hazırda bir darlık varsa onu bir şekilde açmak.
25:44Balon anjiyoplastiği stent tabii ki ya da baypas bir çare bunlardan ancak hasta yaşam tarzını değiştirmediği müddetçe yani tütün kullanımı
25:55devam ederse alkol kullanımı devam ederse hareketsizlik devam ederse kan basıncı yüksekliği devam ederse şeker yüksekliği devam ederse damarların yıpranma
26:05hızı devam edecektir.
26:06Ve baypas olunan damarlar da tekrar tıkanacaktır ne yazık ki bir hususu daha açıklamak isterim hastalar baypas olduklarında yenilendiklerini düşünüyorlar.
26:17Açıkçası memeden alınan meme duvarından alınan ön duvardan alınan damar artar olduğu için o çok uzun ömürlü oluyor 20 sene
26:2530 sene açıklıkları çok yüksek oranda.
26:27Ancak bacaktan alınanlar ven ve düşük basınçlarda çalışan bir damar o.
26:33Yüksek basınçlarda aslında performansı düşük ve 5 senede %50 gibi bir tıkanma ihtimali var.
26:39Çok yüksek hocam ya.
26:40Dolayısıyla da tabii ki bacaktan alınan damarlar da yıpranıyor ve 5 sene içinde bu baypas damarları da tekrar tıkanabiliyor.
26:48Bunlar peki baypas yapılan kişiye stent balon yapılabiliyor mu?
26:51Tabii ki.
26:52Tabii ki şu an aslında bizim uğraştığımız en zorlu vakalarımızın büyük bir kısmını bunlar oluşturuyor.
26:582-3 saatlik işlemler tam tıkalı damarlar oluyor yani baypas damarları da tıkanıyor.
27:03Orijinal damarı da tıkanmış oluyor.
27:05Biz orijinal damarlarını CTO dediğimiz bir teknik var.
27:08Kronik total okluzyon.
27:10Özel malzemeler, özel ekipmanla uzun süreler sonrası açıyoruz.
27:14Hocam kalp piline geçmek istiyorum.
27:16Kalp pili niye takılıyor?
27:18Çoğu insanda duyuyoruz benim kalp pilim var diyor.
27:20Neden takılıyor?
27:21Kalp pilini aslında takmamızda 2-3 tane amacımız var.
27:25Mesela nasıl ki bir evin bir elektriksel aksamı var, bir su aksamı var, bir duvarları var, bir kapıları var.
27:33Kalbimizde böyle düşünebiliriz.
27:35Kalbimizin de bir elektriksel aksamı var, bir ileti çıkarıyor ve bu ileti daha sonra mekanik bir kasılmaya dönüyor.
27:43Kalbimizin damarları var, su damarları var yani kan damarları var, koronerler bu ayrı bir şey.
27:48Kalbimizin kasları var, duvarlar gibi düşünebiliriz.
27:51Onlar kasılmayı sağlıyor.
27:52Bir de akımı yönlendiren, kan akımını yönlendiren kapaklar var.
27:55Hepsinde ayrı ayrı hastalıklar oluşabiliyor.
27:59Burada damar hastalıkları ritimle ilgili bir probleme sebep olabilir ya da ritim bozuklukları damarlarla etkileşebiliyor.
28:07Vücudumuz yaşlandıkça bizim elektriksel uyarı çıkaran hücrelerimiz de yaşlanıyor.
28:12Bunlar da paslanıyor.
28:14Dolayısıyla da ya elektrik üretimi azalıyor ya da iletimi bozulabiliyor.
28:18Bu durumlarda biz kalp pili uyguluyoruz.
28:21Kalp pili şurada göğüs ön duvarına, kasın üstüne...
28:25Oradan biraz açıp yararak yapıyorsunuz hocam.
28:28200 santimlik cepler açıyoruz.
28:30Orada venimiz var.
28:32Kanı kalbe götüren kolumuzdan damarın içine kabloları kalbe monte edecek şekilde.
28:37Daha sonra da bataryaya birleştiriyoruz.
28:40Kapatıp çıkıyoruz.
28:41Dışarıdan görünen bir şey değil değil mi bu kalp?
28:44Çok küçük bir izi olabiliyor.
28:46İzden bir şey olmaz.
28:47Yani kocaman kalp pili denildiğinde sanki kocaman bir şey takmış gibi hissediyor insanlar.
28:51Ondan dolayı sordum onu.
28:53Peki bu şeylerde ölümden koruyor mu onu?
28:57Ani bir televizyonda bazen görüyoruz.
28:59Aniden hareketler oluyor.
29:01Bunu açıklayabilir miyiz?
29:02Şöyle bu kalp pillerinin az önce bahsettiğim ilk uygulama endikasyonumuz, ilk kullanma şeklimiz.
29:09Diğer bir şeklimiz de şöyle.
29:11Bazı hastalarımız var ki kalp krizinden sonra hayatta kalıyorlar ancak kalp fonksiyonları çok düşüyor.
29:17Evet.
29:18Kalp yetmezliği hastalarımız.
29:20Bu hastalarımızda ani ölüm riski yaratan ritim bozuklukları oluşabiliyor.
29:26Bir kısmı böyle bir şey yaşıyor ve hayatta kalıyor.
29:28Dolayısıyla da böyle hastalara da şoklayıcı özelliği olan elektroşok cihazı barındıran piller takıyoruz.
29:35Bunlara ICD deniliyor.
29:37Evet.
29:38Bu da ikinci bir uygulama sebebimiz.
29:40Bir diğer grup var ki yine kalp yetmezliği var ancak kalbin odacıkları senkron çalışmıyor, eşlenik çalışmıyor.
29:48Bunlara da CRT dediğimiz 3 kablolu hem de şoklayıcı özelliği olan piller koyuyoruz, piller uyguluyoruz.
29:53Burada hastanın aynı zamanda kalp performansına da bir miktar faydası oluyor.
29:59Faydası oluyor.
30:00Hocam şimdi insanlar sizi dinleyen izleyicilerimiz evlerine gittikleri zaman yapabilecekleri, hayatlarını değiştirebilecekleri 3 öneri istiyorum sizden.
30:10En güzeli ve en basiti hepimiz yapabiliriz.
30:13Hareket.
30:14Tabii ki hareket.
30:15Kolay değil.
30:16Yürüyüş.
30:16Biz öneriyoruz hastalarımıza günde işte bir saat en azından yürüyüş yapın.
30:21Ya bir saat yapamıyorsanız da çıkın 10 dakika, 15 dakika günden güne arttıracak şekilde yani her yerde yapabiliriz.
30:29Bir yürüyüş yapalım.
30:30En önemlisi bu.
30:32İkincisi tabii ki beslenme.
30:34Beslenmeden kastımız şeker miktarı olabileceği en az olsun.
30:40Sebze ve meyveden bol olsun.
30:42Kırmızı et haftada 2-3 olsun.
30:44Beyaz et serbest zaten.
30:46Olabildiğince az işlenmiş gıdalardan, az paketli gıdalardan tüketelim.
30:51Üçüncüsü de en önemlisi bence tütün ve mamulleri ve de alkolün bırakılması.
30:58Stresten uzak bir yaşamı da katalım bunu hocam.
31:00Tabii ki hocam.
31:01Ağzınıza sağlık diyoruz.
31:03İleriki zamanlarda yine sizi konuk edeceğiz.
31:05Her hafta almak istiyoruz.
31:06Çok soru var hocam size.
31:07Çok teşekkür ederim.
31:08Ben teşekkür ederim hocam.
31:09Ne demek?
31:10Sağ olun.
31:10Hoşçakalın.
31:11Efendim şimdi de çocuk psikiyatristimiz gelecekler.
31:17Doçent doktor Fahri Çelebi burada.
31:19Sevgili izleyiciler, anne babalar lütfen ekran başına diyorum.
31:29Çocuklarda kaygı bozuklukları hangi yaşlarda ortaya çıkıyor ve ilk belirtiler neler oluyor?
31:36Ebeveynler çocuklarının kaygısını fark edince ilk adımda ne yapmalı?
31:41Öğrenme güçlüğü hangi sinyallerle kendini gösterir?
31:44Nasıl zorluklar yaratır?
31:46Dikkat eksikliği olan bir çocuk hangi davranışlarda fark edilir?
31:50Çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı doçent doktor Fahri Çelebi.
31:55Çocuklarda kaygı bozuklukları ve dikkat eksikliği hakkında merak edilenleri Sonay Gökhan'la sağlık zamanında anlatacak.
32:03Az sonra.
32:07Çocuk ve ergen psikiyatristi doçent doktor Fahri Çelebi.
32:11Hoş geldiniz hocam.
32:12Nasılsınız?
32:13İyiyim.
32:13Hoş bulduk Sonay Hanım.
32:14Siz nasılsınız?
32:14Sağ olun.
32:15Çok teşekkür ederim.
32:16Sevgili izleyiciler lütfen ekran başına çocuklarımızın hepsinde belli problemler görüyorum.
32:22Ben kendi koltuğuma oturan çocuk hastalarda da görüyorum çünkü.
32:25Lütfen dikkatle dinleyin diyorum.
32:28Hocam kaygı bozukluğu çoğu hastada var çocuklarda da ergenlerde de.
32:32Genellikle hangi yaşlarda ortaya çıkıyor bu kaygı bozukluğu?
32:36Kaygı bozukluğu aslında her yaşta ortaya çıkabilen bir şey.
32:39Burada tabii iki şeyi ayırt etmek gerekir.
32:41Bir normal gelişimsel kaygıyla kaygı bozukluğunu birbirinden ayırmak gerekir.
32:45Çocuklarda erken dönemde 2-3 yaştan itibaren çeşitli kaygıları, korkuları görürüz.
32:50En başta ayrılma kaygısı dediğimiz doğal gelişen sağlıklı bir ayrılma kaygısı.
32:55Anneden bakım verenden ayrılmaya dair bir endişeyle başla.
32:58Evet.
32:59Sonrasında işte canavarlar çıkacak, karanlıkta bir şey gelecek gibi doğal kaygıları görürüz.
33:05Bunlar gelişimsel süreçte normal gördüğümüz tablolardır.
33:08Ancak bunların yoğunluğu, şiddeti arttığı zaman, çocuğun günlük yaşamında problemler yaratmaya başladığı zaman buna biz kaygı bozukluğu deriz.
33:17Peki bu kaygıyla korku bozukluğunu, kaygı korkuya dönüştüğünde mi tehlikeli oluyor bizim için?
33:22Şöyle aslında bunlar yoğunlaştığında, çocuğun günlük hayatını etkilemeye başladığında ve süresi uzadığında oluyor.
33:30Her çocuk geçici dönemler içinde korkular, deneyimler.
33:32Ama bunlar çoğunlukla geçicidir.
33:35İşte iki hafta bir şeyden korkar, üç hafta başka bir şeyden korkar.
33:38Ama bu bütün hayata yayılmaz normal kaygı korkuda.
33:41Ama bütün hayata yayılan, çocuğun günlük yaşamını, ailenin günlük yaşamını etkileyen tablolarda biz kaygı bozukluğu olarak nitelendiririz.
33:48Bunların da farklı görünümleri olur.
33:50Ve her yaş döneminde de bu görünümler değişir, dönüşür.
33:54Çocuğun gelişim düzeyinde ve sosyal ortamdaki uyumlu biriktir.
33:58Peki bu kaygı bozukluğunun oluşmasında ailenin rolü biraz fazla mı?
34:03Ailenin rolü var.
34:04Evet.
34:05Yani kaygı bozuklukları bir biyolojik çocuğun kendi özünde getirdiği dinamiklerle birlikte çevrenin o duruma, çocuğa yaklaşımıyla da şekillenen bir şey.
34:16Aşırı koruyucu aile tutumu, aman düşme, aman oraya tırmam, aman başına bir şey gelir.
34:21Bu aslında bir taraftan kültüre olarak iyi bir kod gibi düşünülürken çocuğun özgüven geliştirmesini, deneyim kazanmasını zorlaştıran bir tablo olur.
34:31O noktada bizim daha önerdiğimiz destekleyici, küçük riskler almasına fırsat veren, küçük hatalar yapılmasına fırsat veren bir ortamın yaratılması.
34:41Burada tabii çocuğun mizacı da önemli.
34:44O genetik dediğimiz mizac önemli.
34:46Kimi çocuklar kaygı üretmeye, korku üretmeye daha yatkın olurken kimisi buna daha dayanıklı olabiliyor.
34:53Bizim hedefimizde bütün çocuklarda bu dayanıklılığı artırabilmek ve çevresel olaylardan hem aile hem de diğer çevreden gelen unsurlardan etkilenmeyi azaltabilmek.
35:03Kaygı bozukluğu olan bir çocuk okulda ve sosyal hayatta hangi zorlukları yaşıyor hocam?
35:08Öncelikle okula gitmeyle ilgili zorluk yaşıyor.
35:11Sürekli bir şey uyduruyor.
35:13Evet, yani karnı ağrıyor, burada kaygı sadece düşünsel olarak, zihinsel olarak yaşanmıyor.
35:18Aynı zamanda psikosomatik belirtiler dediğimiz fiziksel belirtilerde de yaşanıyor.
35:22Hatta bazen ilk öyle gösteriyor kendisini.
35:24Evet.
35:25Karnı ağrıyor, midesi bulanıyor, başı dönüyor, kalbi hızlı hızlı çarpıyor.
35:29Bunlar okula gitmeyi güçleştiren şeyler.
35:31İlla okulda bir zorluk olmak zorunda değil, bebeğinden, anne babadan, bulunduğu güvenli ortamdan ayrılmak da bir stres yaratabiliyor çocuklarda.
35:38Ama okulda da karşılaşılan diğer zorluklar bunları büyütebiliyor.
35:43Performans göstermekte çok zorlanıyor çocuklar.
35:45Bir sınav öncesinde ya da bir sunum yapması gerektiğinde, sınıfta parmak kaldırması gerektiğinde, bir sosyal ortama girdiğinde, orada bir arkadaş
35:54ortamında arka ilişkisi kurması gerektiğinde zorluk yaşıyor.
35:57Ama söyleyemiyor değil mi?
35:58Ya yanlış söylersen mi kaygısı oluyor?
36:01Ya arkadaşların bana gülerse kaygısı.
36:03Çocuklarla çok konuştuğumuz zaman mesela bazen diyor ki, çocuk ya ben utandım, korktum.
36:09Bir de çocuklarda şu var hocam görüyorum ben.
36:11Şimdi gelen çocuk oturacak o da anneli.
36:13Annesini sürekli kıyafetinden tutuyor.
36:15Bu nedir?
36:16Yani ne yapıyor çocuk?
36:17Niye öyle korkuyor?
36:19Anneden bir destek alıyor.
36:21Güvenli liman anne.
36:22Sığındığı yer anne orada onun o kaygısı için.
36:25Öngöremiyor en başta.
36:27Yani ne olacağını öngöremiyor.
36:29Başına neler gelebileceğini öngöremiyor.
36:31Bu tabii deneyimle de ilişkili bir şey.
36:32Az önce söylediğimiz gibi çocuk eğer deneyimliyorsa, belli riskleri alıyorsa ve tekrar dönüp o güvenli limandan, annesinden ve diğerlerinden zorlandığında
36:42tekrar onu destekleyen, özgüveni de destekleyen, arka planda destekleri de alıyorsa o zaman bu süreç daha kolay işliyor.
36:50Şimdi özellikle anne babalardan bir tanesini kaybeden bir çocuk.
36:56Bu sefer diğer bütün sevgisini diyeyim ya da ilgisini diğer bir ebeveyne veriyor ve o ebeveynden daha mı zor ayrılıyor?
37:05Burada kaygı bozukluğunda bu kayıbın da önemi var mı özellikle?
37:08Kayıplar etkiliyor tabii ki.
37:10Burada iki yönlü bir aslında ilişki var.
37:13Yani bir kayıp yaşayan ebeveyn de çocuğuna daha fazla dönüp onunla daha yakın, daha ayrılması zor bir ilişki kurabiliyor.
37:21Bu da yine çocuğun ayrılma sürecini zorlaştırabiliyor.
37:24Bir kayıp yaşandığı zaman bu ile ebeveyn kaybı tabii çok ağır bir kayıp ama diğer çevreden de bir kayıp yaşandığında
37:31özellikle bu daha yatkın kaygı üretmeye çocuklarda kendi ebeveyni de kaybedeceğine dair endişeler artabiliyor.
37:38Bu da tabii ayrılmayı zorlaştırıyor ve diğer okula gitme, sosyal ortamlara katılma gibi problemlere neden oluyor.
37:45Depremde bunu çok yaşamıştık.
37:46Özellikle bazı arkadaşlarımızın mesela ben kendimden örnek vereyim.
37:50Çocuklarını yitiren bazı arkadaşlarımız da ben kendi çocuğumu günde 3-4 defa aramaya başlamıştım.
37:56Yani acaba bir eksiklik mi var bir şey mi olacak diye ama tabii zamanla bu korku olup da kaygı bozukluğuna
38:01yani hastalık derecesine gelmeden yitirilince iyi ama hastalık derecesine geldiğinde her iki taraf için de sanıyorum zarar verici oluyor.
38:08Hocam kaygı bozukluğu olan bir gençte terapi süresince nasıl bir ilerleme sağlanıyor?
38:14İyi haber bu.
38:16Evet.
38:16Yani kaygı bozuklukları evet hayatı çok derinden etkileyebilir.
38:20Bazen tespit etmek çok zordur çünkü çocuğun dışa yansıttığı bulgular olmayabilir.
38:25Ailenin orada uyanık olması gerekir ya da çocuğumun dile getirmesi gerekir.
38:28Ama bütün bu zorluklara rağmen kaygı bozuklukları bizim iyi tedavi edebildiğimiz durumlardan bir tanesidir.
38:35Çok yüz güldürücü sonuçlar alırız.
38:37Burada hem ilaç tedavileri hem psikoterapi yöntemleri hem de bütün hayatı destekleyen aile müdahalesi okul müdahalesi gibi süreçlerle çok iyi
38:45geri dönüş alırız.
38:46İyi tedavi edildiğimiz durumlardan bir tanesidir.
38:48İlk önce sebebe yönelik mi oluyor?
38:51Evet aslında şöyle burada bir düşünce süreci var.
38:55Evet.
38:55Ya böyle olursa ya öyle olursa bu düşüncelerin çoğu gerçekçiş düşünceler değil aslında.
39:01Ve bunlar çalışılır terapi sürecinde.
39:03O düşüncelerin daha çarpıtılmış düşüncelerin daha doğru düşüncelerle yer değiştirmesi, çocuğun farkındalığı sağlaması ve bunu yönetebilmesini öğretiriz.
39:13Çevreye de çocuğu doğru desteklemeyi az önce konuştuğumuz gibi öğretiriz.
39:18Ve bir taraftan da medikal tedavilerle de bu sürecin hızlanmasına bir yol açarız.
39:26Yani burada çok bacaklı bir tedavi mutlaka gerekir.
39:29Kaygı bozukluğu yaşayan çocuk ve gençlere mut vermek için neler söylemeliyiz?
39:33En öncelikle dinleyip anlamalıyız.
39:35Yani ebeveynlere de düşen görevlerden bir tanesi o dinlemek.
39:39Bazen hemen iyi niyetle bir reaksiyon veriyoruz.
39:42Ama bir şey olmaz bunun nesinden korkuyorsun?
39:45Korkulacak bir şey mi?
39:46Ama çocuk gerçekten genç onu yaşıyor, deneyimliyor.
39:49Gerçekten korkuyor, gerçekten endişe ediyor.
39:52Örneğin işte depremden sonra ev kenarlarından, apartman kenarlarından geçerken üzerine bir şeyler devrilip düşebileceğini, binanın yıkılabileceğinden kaygılanıp dışarı çıkmayabiliyor.
40:02Bu ebeveyne ya böyle saçma bir şey olur mu?
40:04Çık işte bina niye yıkılsın?
40:06Şu son zamanlarda zehirlenmelerden dolayı, televizyonlardaki zehirlenmelerden dolayı, dışarıda yemek yemeyi reddeden, hatta evdeki yiyeceklerden bile korkan çok çocuk gördüm
40:16hocam.
40:17Böyle bir kaygı da oluştu.
40:18Oluşuyor.
40:18Her şeye karşı bir kaygı oluşabilir.
40:20Şimdi bir savaş var.
40:22Çocuklarda onu görüyoruz.
40:23Bize de füze gelecek mi?
40:24O gelecek mi?
40:26Bunları deneyimliyoruz.
40:27Dolayısıyla herhangi bir şeye karşı kaygı korkuluğu oluşabilir.
40:31Öncelik bunu anlamak.
40:32Çocuğun gencin kendini ifade etmesine fırsat vermek, dinlemek ve bir bu kaygı bozukluğundan, bir işlev bozukluğu gördüğümüzde hızlıca, hatta belki
40:41işlev bozukluğu yaratmadan önce bir uzmana, bir çocuk ergen psikiyatrisine başvurmak gerekiyor.
40:47Şimdi bir de biraz öğrenme güçlüğünden bahsetmek istiyorum.
40:50Öğrenme güçlüğü genelde hangi sinyallerle kendisini gösteriyor ve nasıl zorluklar yaşanıyor?
40:56Öğrenme güçlüğü çocuğun kendi zeka düzeyinden beklediğimiz aslında akademik öğrenme süreçlerine ulaşamaması ile kendini gösterir.
41:05Bu okuma alanında, yazma alanında ve matematik işlemleri alanında olabilir.
41:09Aynı zamanda motor koordinasyon alanında da bu çok gözden kaçar.
41:12Motor koordinasyon alanında da olabilir.
41:15Çocuk kendinden beklediğimiz okuma performansını sergilemekte zorlanır.
41:18Harfleri karıştırabilir.
41:20B'de çok sıktır bilirsiniz.
41:21Evet.
41:22Birbirine benziyor harfler.
41:23İşte P'yi karıştırır, yumuşak G'yi karıştırır ve okurken bunları hatalı okuyabilir.
41:28Noktalama işaretlerine dikkat etmeyebilir.
41:31Okuduğunu anlama süreçlerinde zorluk yaşayabilir.
41:34Yazıda büyük küçük harf karıştırabilir.
41:37Yazı fontunu düzgün kullanamayabilir.
41:39Yazı büyüklüklerini, karakterlerini oturtamayabilir.
41:42Dikteyle yazamayabilir.
41:44Bunun dışında matematik işlemlerinde sayıları karıştırabilir.
41:47İşlemleri yapamayabilir.
41:48Ya da fiziksel beceri gerektiren durumlarda motor koordinasyonunda zorluk yaşayıp o fiziksel beceride problemler yaşayabilir.
41:56Peki dikkat eksikliği olan çocuklar hangi davranışlarda fark edebileceğiz onu biz?
42:01Şimdi dikkat eksikliği dikkatini bir şeye verip sürdürememeyle karakterizledir.
42:07Ama aslında dikkat eksikliği yaygın bir dikkat problemi değil.
42:10Dikkati belli noktalara yöneltmeyle ilgili bir zorluktur.
42:14Bir dikkatsizlik her şeye karşı bir dikkatsizlik demek değildir her zaman.
42:17Özellikle sıkıcı işler, zorlayıcı işler, çocuğun çok eğlenmediği işlere karşı, aktivitelere karşı dikkatini devam ettirememeyle karakterizledir.
42:26Bu da genelde okul çağ çocuklarında derstir, ödevdir.
42:31Evet, okuldan soğuma gibi.
42:33Kısa bir reklam aramız var ardından tekrar konuya devam edeceğiz.
42:37Kısa bir reklam arası efendim.
42:42Evet efendim uzman psikiyatrist doçent doktor Fahri Çelebi ile sohbetimize tekrar devam ediyoruz.
42:50Hocam ebeveynler dikkat eksikliği ya da öğrenme güçlüğü için ne zaman uzmana başvuracaklar?
42:56Nasıl bir şeyler hissettikleri zaman benim artık çocuğumun bir uzmana ihtiyacı var diyecekler.
43:02Hissettikleri en erken zamanda en başta.
43:04Peki çok koruyucu bir şeyse aile ise bazen de çok aşırı koruyucu aileler de olabiliyor ya.
43:11Onlar ne yapacak?
43:12Burada erken getirmenin bir zararı yok.
43:14Ama geç kalmanın çok büyük etkileri var.
43:17Ne kadar erken yakalarsak illa tanıyı tam karşılamak zorunda da değil.
43:20Evet.
43:21Çünkü çok ağır komplikasyonları var bunun.
43:23Çocuk akademik performansı sınıfla birlikte kazanıp ilerletemediğinde bu ciddi bir özgüven problemine, yetersizliğe neden oluyor.
43:31Ben yapamıyorum yerleşiyor çocukta.
43:33Biz onu ben yapabiliyorum, ben bunu yapabiliyormuşuma çevirmek istiyoruz hızlıca.
43:38Evet.
43:38Dolayısıyla yakalayabildiğimiz en erken zamanda bununla ilgili çalışmaları yapıyoruz.
43:43Sıklıkla öğrenme güçlüğü ve dikkat eksikliği birliktelik gösterir.
43:46Burada onun ayrımının iyi yapılması gerekir.
43:48Ve dikkat eksikliğine dair problemlerinin hızlıca tedavi edilmesi gerekir.
43:53Öğrenme güçlüğü için de çok hızlı çocuğun kendi öğrenme biçimine dönük özel çalışmaların yapılması gerekir bu noktada.
43:59Peki hocam bu tanılarla eğitim veya tedavi süreçlerinde hangi yöntemler en çok işe yarayan yöntemler tecrübelerinize göre?
44:06Dikkat eksikliği tarafı için ilaç tedavileri önceliklidir.
44:10Burada mutlaka çocuğun iyi değerlendirilip medikal tedavi gereksiniminin karşılanması gerekir.
44:16Bu kapıyı açan anahtar gibi aslında.
44:19Sonrasında çocuğun ihtiyacına göre çeşitli psikososyal müdahaleler ve eğitsel müdahaleler yapılır.
44:24Özellikle öğrenme güçlüğünde işte disleksi okuma ile ilgili güçlüktür, matematik güçlüklerinde yoğun bir çocuğa özelleştirilmiş bir eğitim programı çok önemlidir.
44:35Demek ki sınıfta öğrenemeyen çocuk da şunu görmek gerekir.
44:38Bu çocuk o yöntemle öğrenmekte zorluk yaşıyor.
44:42O zaman ona özel başka bir yöntemle çocuğa öğretmek gerekir.
44:45Daha farklı bir yöntem uyguladık.
44:46Evet özel eğitim uygulamaları çok işe yarar.
44:49Ve çocuk yapabildikçe de kendine güveni artar.
44:52Duruşu bakışı bile değişir.
44:54Ve derse yönelimi değişir.
44:55Bunları harcanmış çocuklar, harcanmış gençler olarak görmeyip aslında bir an evvel tedavisini aldırmamız gerekiyor.
45:03Kaç yaşında yakalarsak yapmak ama tabii ki ideali en erken, ilkokul birde hatta hazırlıkta yakalayıp riskleri bertaraf etmek.
45:13Korumayı hedefliyoruz çünkü.
45:14Değil mi?
45:15Biz anne babalar aslında çocuğumuza yakıştırmıyoruz bazı şeyleri.
45:19Ama burada öğretmenden, arkadaşlarından destek almak, yani o öğretmenin söylediklerine dikkat etmek.
45:25Benim çocuğum çok zeki aslında ama çalışmıyor.
45:28Bütün ailelerin genelde söylediği şeydir.
45:30Benim çocuğum aslında biraz ders çalışsa her şey geçecek, doktor olacak, şu olacak, bu olacak.
45:35Bu çok yanlış bir şey değil mi hocam?
45:37Evet burada tabii çocuğu tembel olarak etiketlemek problem yaratıyor.
45:40Yani bu çocuk çalışmıyor.
45:41Sen çalışmıyorsun, tembelsin.
45:43Burada o etiket çocuğa da yapıştığında ben zaten yapamıyorum.
45:47Ben zaten tembelim etiketi yapışıyor.
45:49Biz etiketleri sevmiyoruz.
45:51Çocukların her türlü gelişime açık olduğunu biliyoruz.
45:53Burada önemli olan doğru desteğe verebilmek, o çocuğun o kanalını kapısını açabilmek.
45:58Takip ettiğimiz çocuklardan, gençlerden de deneyimlerimiz onu söylüyor.
46:03Doğru noktalardan çocuğa yaklaştığımızda çok hızlı değişim, dönüşüm görebiliyoruz.
46:07Burada özgüven problemlerini aşması, çocuğun yeterli hissetmesi çok önemli.
46:12Yetersiz hissettiğiniz bir alanda adım atmanız, harekete geçmeniz çok zor.
46:15Zaten ders sizi zorluyorsa, bir de dikkatiniz kötüyse, bir de yetersiz hissediyorsanız...
46:20Bu sefer hepsi birbirinden gidiyor.
46:22Hocam ağzınıza sağlık.
46:23Çok teşekkür ediyorum.
46:25Seyircilerimize çok faydalı bir söyleşi gerçekleştirdik.
46:29Çok çok teşekkürler.
46:30Evet efendim, bugünkü programımızın da sonuna geldik.
46:33Haftaya aynı saatte yine ekran başında sizleri tekrar bekliyorum.
46:39Yine sağlık konuşacağız.
46:40Bu arada tekrar yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum.
46:45Hoşçakalın, sağlıkla kalın.
Yorumlar