00:00Herkese merhaba. Bazen bir olursa dair en derin hikayeler, en sıradan şeyler de gizlidir biliyor musunuz?
00:06Mesela bir somun ekmekte.
00:08İşte bugün Türkiye'nin ruhunu anlamak için ekmeğin izini süreceğiz.
00:13Gelin bu sıradan görünen somunun arkasındaki o olağanüstü hikayeyi beraberce örtüye çıkaralım.
00:19Her şey bu çok kişisel ve tanıdık cümleyle başlıyor aslında.
00:24Yani çoğumuzun ailesinde duyduğu veya hissettiği bir gurur anı bu.
00:28Peki bu basit ifade neden bu kadar güçlü? Neden bu kadar derin bir anlam taşıyor?
00:34Çünkü eve ekmek getirmek bir deyimden çok daha fazlası.
00:38Adeta bir kültürün temel taşı.
00:40Sorumluluğun, itibarın ve aileyi ayakta tutma eyleminin ta kendisi.
00:45İşte tam da bu yüzden ekmek sadece bir gıda maddesi değil, çok daha fazlası.
00:50Hadi o zaman ilk olarak ekmeğin bir toplum için neden bu kadar temel bir direk olduğunu anlamaya çalışalım bakalım.
00:58Şu kadim atasözüne bir bakın.
01:00Aslında her şeyi özetliyor.
01:02Bu topraklarda tarımın, geçimin ne kadar köklü bir değer olduğunu ta binlerce yıl öncesinden bize fısıldıyor adeta.
01:11Ne diyor?
01:12Gerçek zenginlik topraktadır, gerisi gerisi oyundur, teferruattır diyor.
01:17Şimdi gelin tarihin biraz daha derinliklerine inelim, Osmanlı'ya doğru bir yolculuk yapalım.
01:24Konumuz ne mi? Yeniçeriler ve onların o meşhur ekmeği Fodla.
01:28Ve bu soru gerçekten çok önemli.
01:31Çünkü cevabı bize Osmanlı'nın sadece savaş meydanında değil, fırınlarda bile nasıl inanılmaz bir düzen kurduğunu gösterecek.
01:39Sıkı durun çünkü anlatacağın detaylar gerçekten akıl almaz.
01:43Fodla öyle sıradan bir ekmek değil.
01:46Bunu bir kenara yazalım.
01:47Tam buğday unundan yani kepekli undan yapılan oldukça besleyici bir tür pide.
01:53Ve kime ne kadar verileceği en ince ayrıntısına kadar hesaplanmış, kanunlara bağlanmış.
01:59Şimdi şu yapıya bir bakar mısınız?
02:02Karşınızda bir devlet dairesi kadar organize bir fırın hiyerarşisi var.
02:06En tepede kim var?
02:07Ekmekçi başı.
02:09Yani tüm fırının amiri.
02:11Onun bir altında bugünün tabiriyle ustabaşı diyebileceğimiz halife.
02:15Sonra işin kalbinde olan kişi hamuru yoğuran, hamurkar ve tabii diğer görevliler, simitçi gibi.
02:22Gördünüz mü?
02:23Her birinin rütbesi belli, maaşı belli.
02:26Yani ekmek, kelimenin tam anlamıyla bir devlet meselesiydi.
02:30İşte bu tablo, Osmanlı'daki o inanılmaz detaycılığı gözler önüne seriyor.
02:35Gerçekten şaşırtıcı.
02:36Düşünün, Yeniçeri ağasından tutun, sekman başına kadar, hatta ve hatta av köpeklerine bakan tek bir görevliye bile, günde kaç çift
02:45fodla verileceği kanunnamelerde tek tek yazılı.
02:48Bu ne demek?
02:49Düzenin ve iaşenin, yani beslenmenin, devletin bekası için ne kadar hayati olduğunun kanıtı bu.
02:54İşte bütün meselenin kilit noktası bu cümle.
02:58Ekmek sadece karın doyurmak demek değil, aynı zamanda bir siyasi istikrar meselesi.
03:04Askerin ekmeğini keserseniz ne olur?
03:06Bu resmen bir isyan davetiyesi çıkarmak demekti.
03:10Devlet, gücünün askerin midesinden geçtiğini çok ama çok iyi biliyordu.
03:14Şimdi gelin bu iki tabloyu bir karşılaştıralım.
03:18Bir tarafta ne görüyoruz?
03:1917. yüzyılda Haseki Sultanların inanılmaz lüks sofraları, günlük istihkaklarında kilolarca et, en has ekmekler, hatta parmezan peyniri bile var.
03:28Peki diğer yanda ne var?
03:30Günümüz ve evine ikmek götüremeyen insanlardan bahseden acı bir gerçek.
03:34Yüzyıllar geçse de ekmek zenginlik ve yoksulluk alasındaki en net çizgi olmaya devam ediyor ne yazık ki.
03:39Tarihteki bu örnekten yola çıkalım ve günümüzdeki bazı gerilimlerin köklerinin aslında ne kadar eskiye dayandığını görelim.
03:48Yıl 1872, Namık Kemal, ülkenin kaderi hakkında çok önemli bir uyarıda bulunuyor.
03:54Diyor ki, ticaretimiz yabancıların elinde, sanayimiz yok denecek kadar az, tarıma sıkışıp kalmışız.
04:01Yani sanayi ve ticaret olmadan asla zenginleşemeyeceğimizi söylüyor.
04:05İşte bu, Türkiye'deki o meşhur tarım mı, sanayi mi tartışmasının ne kadar eskilere dayandığının kanıtı.
04:12Peki, şimdi bu tarihsel tartışmayı alıp günümüze getirelim ve kaynak metnimizin tam da merkezindeki argümana bağlayalım.
04:21Eksi %12.7 bu rakam, ekonomist Mahfi Eğilmez'den, tarım sektöründeki son dönemdeki daralmayı gösteriyor.
04:28Ama bu sadece bir istatistik değil, bu o binlerce yıllık buğdayla koyun gerisi oyun bilgeliğinden ne kadar uzaklaştığımızın soğuk, somut
04:37bir göstergesi.
04:39İşte yazar günümüzdeki tehlikeleri tam olarak bu şekilde sıralıyor.
04:43Ne diyor?
04:44Tarım arazileri betona kurban ediliyor, ülke vahşi madenciliğe teslim ediliyor, sular zehirleniyor, ormanlar yok ediliyor.
04:51Yazar tüm bunların o tarihi değerlere, o köklü mirasa bir ihanet olduğunu savunuyor.
04:56Bu maddelerin her biri aslında ülkenin geleceğine dair çok ciddi bir endişenin ifadesi.
05:02Peki, tüm bunları konuştuktan sonra sormamız gereken asıl soru şu değil mi?
05:07Bir ulusun zenginliğinin ve güvenliğinin gerçek temeli ne?
05:10Beton binalar mı? Kısa vadeli karlar mı?
05:13Yoksa, yoksa bizi binlerce yıldır besleyen o toprak ve su mu?
05:18Şöyle bir duralım ve bunu gerçekten bir düşünelim.
05:21Ve finale yine bir atasözü yapıyor.
05:23Bakın bu sadece bir temenni değil, aynı zamanda çok ciddi bir uyarı.
05:28Bize diyor ki, toprağın, suyun, ekmeğin gerçek değerini unuttuğunuzda bir avuç altının karın doyurmadığı bir günle yüzleşirsiniz.
05:37Üzerine uzun uzun düşünmek için ne kadar da güçlü bir final değil mi?
05:43İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar