Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu yazısında, Türk kültüründe ve devlet geleneğinde ekmeğin ve tarımın taşıdığı hayati önemi kişisel anılar, tarihi belgeler ve ekonomik eleştiriler üzerinden ele almaktadır. Yazıda, Osmanlı dönemindeki Yeniçeri Ocağı'nda uygulanan ekmek dağıtım düzeni ve Haseki Sultanların beslenme alışkanlıkları gibi tarihsel detaylara yer verilerek konunun köklü geçmişi vurgulanmaktadır. Hititlerden günümüze kadar tarımın stratejik bir sektör olduğu belirtilirken, günümüzdeki sanayileşme ve madencilik faaliyetlerinin doğal kaynaklara verdiği zararlar eleştirel bir dille işlenmektedir. Yazar, ziraatın sadece karın doyurmak değil, aynı zamanda milli bir beka ve ahlak meselesi olduğunu savunmaktadır. Sonuç olarak, toprağın ve yerli üretimin korunmasının gelecek nesiller için ne kadar vazgeçilmez olduğu üzerinde durulmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bazen bir olursa dair en derin hikayeler, en sıradan şeyler de gizlidir biliyor musunuz?
00:06Mesela bir somun ekmekte.
00:08İşte bugün Türkiye'nin ruhunu anlamak için ekmeğin izini süreceğiz.
00:13Gelin bu sıradan görünen somunun arkasındaki o olağanüstü hikayeyi beraberce örtüye çıkaralım.
00:19Her şey bu çok kişisel ve tanıdık cümleyle başlıyor aslında.
00:24Yani çoğumuzun ailesinde duyduğu veya hissettiği bir gurur anı bu.
00:28Peki bu basit ifade neden bu kadar güçlü? Neden bu kadar derin bir anlam taşıyor?
00:34Çünkü eve ekmek getirmek bir deyimden çok daha fazlası.
00:38Adeta bir kültürün temel taşı.
00:40Sorumluluğun, itibarın ve aileyi ayakta tutma eyleminin ta kendisi.
00:45İşte tam da bu yüzden ekmek sadece bir gıda maddesi değil, çok daha fazlası.
00:50Hadi o zaman ilk olarak ekmeğin bir toplum için neden bu kadar temel bir direk olduğunu anlamaya çalışalım bakalım.
00:58Şu kadim atasözüne bir bakın.
01:00Aslında her şeyi özetliyor.
01:02Bu topraklarda tarımın, geçimin ne kadar köklü bir değer olduğunu ta binlerce yıl öncesinden bize fısıldıyor adeta.
01:11Ne diyor?
01:12Gerçek zenginlik topraktadır, gerisi gerisi oyundur, teferruattır diyor.
01:17Şimdi gelin tarihin biraz daha derinliklerine inelim, Osmanlı'ya doğru bir yolculuk yapalım.
01:24Konumuz ne mi? Yeniçeriler ve onların o meşhur ekmeği Fodla.
01:28Ve bu soru gerçekten çok önemli.
01:31Çünkü cevabı bize Osmanlı'nın sadece savaş meydanında değil, fırınlarda bile nasıl inanılmaz bir düzen kurduğunu gösterecek.
01:39Sıkı durun çünkü anlatacağın detaylar gerçekten akıl almaz.
01:43Fodla öyle sıradan bir ekmek değil.
01:46Bunu bir kenara yazalım.
01:47Tam buğday unundan yani kepekli undan yapılan oldukça besleyici bir tür pide.
01:53Ve kime ne kadar verileceği en ince ayrıntısına kadar hesaplanmış, kanunlara bağlanmış.
01:59Şimdi şu yapıya bir bakar mısınız?
02:02Karşınızda bir devlet dairesi kadar organize bir fırın hiyerarşisi var.
02:06En tepede kim var?
02:07Ekmekçi başı.
02:09Yani tüm fırının amiri.
02:11Onun bir altında bugünün tabiriyle ustabaşı diyebileceğimiz halife.
02:15Sonra işin kalbinde olan kişi hamuru yoğuran, hamurkar ve tabii diğer görevliler, simitçi gibi.
02:22Gördünüz mü?
02:23Her birinin rütbesi belli, maaşı belli.
02:26Yani ekmek, kelimenin tam anlamıyla bir devlet meselesiydi.
02:30İşte bu tablo, Osmanlı'daki o inanılmaz detaycılığı gözler önüne seriyor.
02:35Gerçekten şaşırtıcı.
02:36Düşünün, Yeniçeri ağasından tutun, sekman başına kadar, hatta ve hatta av köpeklerine bakan tek bir görevliye bile, günde kaç çift
02:45fodla verileceği kanunnamelerde tek tek yazılı.
02:48Bu ne demek?
02:49Düzenin ve iaşenin, yani beslenmenin, devletin bekası için ne kadar hayati olduğunun kanıtı bu.
02:54İşte bütün meselenin kilit noktası bu cümle.
02:58Ekmek sadece karın doyurmak demek değil, aynı zamanda bir siyasi istikrar meselesi.
03:04Askerin ekmeğini keserseniz ne olur?
03:06Bu resmen bir isyan davetiyesi çıkarmak demekti.
03:10Devlet, gücünün askerin midesinden geçtiğini çok ama çok iyi biliyordu.
03:14Şimdi gelin bu iki tabloyu bir karşılaştıralım.
03:18Bir tarafta ne görüyoruz?
03:1917. yüzyılda Haseki Sultanların inanılmaz lüks sofraları, günlük istihkaklarında kilolarca et, en has ekmekler, hatta parmezan peyniri bile var.
03:28Peki diğer yanda ne var?
03:30Günümüz ve evine ikmek götüremeyen insanlardan bahseden acı bir gerçek.
03:34Yüzyıllar geçse de ekmek zenginlik ve yoksulluk alasındaki en net çizgi olmaya devam ediyor ne yazık ki.
03:39Tarihteki bu örnekten yola çıkalım ve günümüzdeki bazı gerilimlerin köklerinin aslında ne kadar eskiye dayandığını görelim.
03:48Yıl 1872, Namık Kemal, ülkenin kaderi hakkında çok önemli bir uyarıda bulunuyor.
03:54Diyor ki, ticaretimiz yabancıların elinde, sanayimiz yok denecek kadar az, tarıma sıkışıp kalmışız.
04:01Yani sanayi ve ticaret olmadan asla zenginleşemeyeceğimizi söylüyor.
04:05İşte bu, Türkiye'deki o meşhur tarım mı, sanayi mi tartışmasının ne kadar eskilere dayandığının kanıtı.
04:12Peki, şimdi bu tarihsel tartışmayı alıp günümüze getirelim ve kaynak metnimizin tam da merkezindeki argümana bağlayalım.
04:21Eksi %12.7 bu rakam, ekonomist Mahfi Eğilmez'den, tarım sektöründeki son dönemdeki daralmayı gösteriyor.
04:28Ama bu sadece bir istatistik değil, bu o binlerce yıllık buğdayla koyun gerisi oyun bilgeliğinden ne kadar uzaklaştığımızın soğuk, somut
04:37bir göstergesi.
04:39İşte yazar günümüzdeki tehlikeleri tam olarak bu şekilde sıralıyor.
04:43Ne diyor?
04:44Tarım arazileri betona kurban ediliyor, ülke vahşi madenciliğe teslim ediliyor, sular zehirleniyor, ormanlar yok ediliyor.
04:51Yazar tüm bunların o tarihi değerlere, o köklü mirasa bir ihanet olduğunu savunuyor.
04:56Bu maddelerin her biri aslında ülkenin geleceğine dair çok ciddi bir endişenin ifadesi.
05:02Peki, tüm bunları konuştuktan sonra sormamız gereken asıl soru şu değil mi?
05:07Bir ulusun zenginliğinin ve güvenliğinin gerçek temeli ne?
05:10Beton binalar mı? Kısa vadeli karlar mı?
05:13Yoksa, yoksa bizi binlerce yıldır besleyen o toprak ve su mu?
05:18Şöyle bir duralım ve bunu gerçekten bir düşünelim.
05:21Ve finale yine bir atasözü yapıyor.
05:23Bakın bu sadece bir temenni değil, aynı zamanda çok ciddi bir uyarı.
05:28Bize diyor ki, toprağın, suyun, ekmeğin gerçek değerini unuttuğunuzda bir avuç altının karın doyurmadığı bir günle yüzleşirsiniz.
05:37Üzerine uzun uzun düşünmek için ne kadar da güçlü bir final değil mi?
05:43İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar

Önerilen