Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 11 saat önce
Ülke TV, Ramazan ayına özel hazırladığı “Gönül Sofrası” programı ile izleyicilerini anlamlı ve nitelikli sohbetlerle buluşturuyor. Ramazan ayı boyunca her gün ekranlara gelecek program, iftar vaktini gönül iklimine dönüştürmeyi hedefliyor.

Ülke TV, Ramazan ayına özel hazırladığı “Gönül Sofrası” programı ile izleyicilerini anlamlı ve nitelikli sohbetlerle buluşturuyor. Ramazan ayı boyunca her gün ekranlara gelecek program, iftar vaktini gönül iklimine dönüştürmeyi hedefliyor.

“Gönül Sofrası”, sözün, şiirin ve düşüncenin aynı sofrada buluştuğu özel bir içerik sunuyor. Yazdığı ve seslendirdiği şiirlerle yıllardır geniş bir izleyici kitlesine hitap eden Dursun Ali Erzincanlı ile son dönemde özellikle sosyal medyada paylaşılan konuşmalarıyla dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Demirbağ, programda Ramazan’ın manevi atmosferine uygun sohbetler gerçekleştirecek.

Edebiyat, irfan, insan ve medeniyet perspektifinde yapılacak değerlendirmelerle “Gönül Sofrası”, izleyicilere hem duygu hem düşünce dünyasına hitap eden bir Ramazan programı sunacak.

“Gönül Sofrası”, Ramazan ayı boyunca her gün Ülke TV ekranlarında izleyiciyle buluşacak.
Döküm
00:00Vakıf Katılım Gönül Sofrasını Sunar
00:23Sevgili izleyiciler hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
00:27Ülke TV ailesi ve bizim de gönül soframıza buyuranlar gönül soframızın sakinleri.
00:35Hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
00:37Kıymetli hocamla Ömer hocamla birlikte sizlere gönül sofrası hazırlamaya çalışıyoruz.
00:45Van 100. Yılı Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Dr. Ömer Demirbağ hocamla yine birlikteyiz.
00:52Kıymetli hocam öncelikle hoş geldiniz diyeyim.
00:55Çok teşekkürler efendim.
00:56İyisiniz hocam.
00:57Şükürler olsun efendim. Sizi sormalı.
00:59Hamdolsun. Teşekkür ediyorum.
01:01Ben programlardan çok istifade ediyorum.
01:03Estağfurullah efendim.
01:04Bir talebeniz olarak hocam.
01:06Aman efendim estağfurullah. Hatibi konuşturan muhataptır.
01:11Buradan öğrencilerinizi de selamlarınızı.
01:13Herkese selam olsun.
01:14Kıymetli hocam bugün sizin de yine alanınız olan edebiyatla ilgili bir konu belirledik.
01:22Türk Edebiyatı'na, edebiyatımıza tasavvufun etkisi.
01:28Evet.
01:28Onunla ilgili sizinle konuşacağım ama yine ben divanınızdan bir bölüm aktarmak istiyorum.
01:36Çünkü şiirle, şiir zaten edebiyatın siz onun zirvesi demiştiniz.
01:43Şiirle tasavvufu mukayese ettiğiniz, izah ettiğiniz bir bölüm var.
01:4812. sayfada.
01:49Ben programdan önce hemen ayarladım, baktım.
01:54Onu sevgili izleyicilerimize takdim edeceğim programın başında.
01:59Sevgili izleyiciler, şiir nedir, tasavvuf nedir?
02:04Şiir, şairlerin biricik sermayesi.
02:07Şiir, tasavvuf ehlullaha bir de şiir söyleten.
02:12Ehlullaha bir de şiir söyleten.
02:16Şiir, insan sözünün yedi askı şeklinde Kabe duvarına kadar tırmanabilmesi.
02:23Tasavvuf ise o yedi askıyı Kabe duvarından yere indirten haşyet ve edep.
02:31Şiir, aşıkların sözü, tasavvuf olanca azametiyle aşk.
02:38Şiir, Mecnun'un çöllerde dolanıp durması, yani kalemin beyaz sayfada boş boş gezinmesi.
02:47Tasavvuf ise kalemin daha ilk noktayı koyarken secdeye kapanıp öylece kala kalması.
02:55Şiir, başıboş hayal ve heva.
02:58Tasavvuf, kalbin hakta sabitlenmesi.
03:02Şiir, mansuru hatırlatıcı bütün göndermeler, kıyaslar, benzetmeler.
03:08Tasavvuf ise mansuru mansur yapan.
03:12Şiir, sözü sükuta erdirinceye kadar inceltmek.
03:16Tasavvuf, bizzat sükutun dile gelişi.
03:20Şiir, çıkışı ve istikameti ne olursa olsun çoğu zaman şairin de farkında olamadığı bir niyaz.
03:28Tasavvuf işte o niyaza icap et.
03:32Şiir, edebiyatın olmazsa olmazı.
03:35Tasavvuf, edebin ta kendisi.
03:38Şiir, kuru lafla teselli.
03:41Tasavvuf mu?
03:42İşte o tecelli.
03:44Şiir, Yunus'un dedikleri.
03:47Tasavvuf, Tapduğ'un söylettikleri.
03:50Yunus'a söylettikleri.
03:53Uzun sözün kısası mı?
03:56Şiir, Allah'ı aramak.
03:59Tasavvuf ise bulmaktır.
04:02Bulmak.
04:06Ağzınıza sağlık.
04:08Bir de başka birinden duydum bunları.
04:11Kıymetli Hocam, program öncesinde size dedim, ben bunu okuyayım bitirelim programı.
04:15Çok teşekkürler efendim.
04:17Kıymetli Hocam, tasavvufun Türk edebiyatına, edebiyatımıza girişi nasıl, ne zaman girmiştir?
04:23Efendim, Türklerin bütün kültür tarihini kalın bir çizgiyle ikiye ayırmak icap ederse, bütün Türk edebiyatı, Türk kültürünün milat sayılabilecek olayı
04:37ne olabilir?
04:37Milat, milattan önce sonra var ya.
04:40Pek çok önemli tarihi olaylar olmuş, Türkleri etkilemiş, hayatlarını, içtimai hayatı etkilemiş.
04:45Ancak bütün Türk kültürünü ve edebiyatını kalın çizgilerle ikiye ayıracağımız milat olayı, Türklerin İslamiyet'i kabulleridir.
04:54Çünkü Türk tarihinde, Türklerin başından geçen hiçbir olay bu kadar uzun süreli etkiye sahip değildir.
05:01Kıyamete kadar da sürecek.
05:02İnşallah.
05:03Hiçbir olay Türkleri bu kadar değiştirmedi.
05:06Türklerin İslamiyet'i kabulleri.
05:07İslamiyet öncesi Türklerde okuma-yazma oranı fazlaca düşük olduğu için sözlü edebiyat çok gelişmiştir.
05:14Yazılı edebiyat neredeyse yok.
05:16Yazılı edebiyat namına anıtları biliyoruz.
05:19Yazıtları başka yok.
05:20Sözlü edebiyat dededen toruna, nesilden nesile, ezberden ezbere akabilen bir edebiyatları var.
05:26Sözlü, ezbere dayalı.
05:28Böyle olunca da ilk çıkışındaki orijinalite günümüze gelmiyor.
05:32Her işiten bir şey katıyor, değiştiriyor.
05:34Belge niteliğinde değil.
05:35Türklerin İslamiyet'i kabulleriyle birlikte hayatlarındaki en büyük inkılap gerçekleşmiş oluyor.
05:43Ve göçebelik, savaşçılıktan ibaret olan dünyaları bambaşka bir dünyaya evriliyor.
05:49İslamiyet'le birlikte yerleşik şehir medeniyeti.
05:52Derken yine İslamiyet'le birlikte Türklerin o zamana kadar tanımadıkları, bilmedikleri iki büyük evrensel kurum Türklerin hayatına giriyor.
06:01Birincisi medrese, ikincisi tasavvuf.
06:04Türkler bunlarla tanışıyor.
06:06Kısaca medreseden bahsedip tasavvufa geçeceğim.
06:09Medrese denince, 11. 10. ve 9. yüzyıldaki medreseleri düşünmek lazım.
06:16Ki o zamanın medreselerinin bilimsel seviyesinin 50'de biri ancak günümüze gelebilmiştir.
06:23Düşününüz ki, dünya tarihinde ilk kez ilacın enjektörle dışarıdan damara verilmesi olayı bir medresede gerçekleştirilmiştir İbn-i Sina tarafından.
06:36Bu keşif medresede yapılmış.
06:38Şimdi hocam, 50'de biri dediğiniz medrese için mi, eğitim için mi?
06:42Hem eğitim hem medrese, gerek okutulan ilimler, gerek o zamanki zenginliğin 50'de biri gelmiş, bilimsel zenginliğin.
06:49Dünya tarihinde ilk kez enjektör medresede bulunuyor.
06:53Dünya tarihinde ilk kez zihnen arızalı olanların, akıl hastalarının müzikle tedavisi medresede gerçekleştirilmiştir ki,
07:02aynı yüzyılda Avrupa'da akıl hastaları ruhuna şeytan girmiştir diye diri diri yakılmaktaydı.
07:07Dünya tarihinde ilk kez gözleri şaşı olan birinin, mütemadiyen dönmekte olan bir değirmen taşına hep baktırılmak suretiyle gözlerinin düzeltilmesi olayı
07:18da bir medresede gerçekleştirilmiştir.
07:20Ve en önemlisi, matematikte sıfır medresede bulunmuş.
07:25Harezmi, Biruni bunlar gelmiş.
07:2713. yüzyıla kadar Avrupa'da Roma rakamıyla matematik yapılmaktadır ve sıfır yoktur.
07:33Olmayınca da son derece hantal, dört işlemi aşamayan bir matematik.
07:37Sıfır medresenin ürünü.
07:39Matematiğin bütün dalları, trigonometri, logaritma, aklımıza gelebilecek konu, cebir, sadece geometri batıdan bize gelmiş.
07:49Diğer matematiğin hepsi medresenin ürünüdür.
07:52Bu Türklerin hayatına giriyor, düşünebiliyor musunuz?
07:55Okuma yazma bilmeyen bir millet bununla tanışıyor.
07:58Evet.
07:58Doğal olarak kültürel bir patlamaya yol açıyor.
08:01Düşüncede, ifadede, dilde muazzam ufuklar açılıyor ve Türkler İslamiyet'e girmekle o zamana kadar aday oldukları dünya tarihinde söz sahibi
08:11olmaya hak kazanıyorlar.
08:13Ve sizce tesadüf müdür?
08:16İslamiyet'e girer girmez Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Osmanlılar peş peşe adeta muhteşem bir medeniyet kervanı gibi insanlık aleminde yer alıyorlar.
08:25Medrese Türklerin hayatına giriyor.
08:28İkinci olarak Türklerin hayatına giren ise tasavvuf.
08:32Şimdi son derece belalı konudur, onun için söylemekten de çekiniyorum.
08:36Ne, tasavvuf ne?
08:38Evet.
08:39Şimdi efendim, bir ilmi uzmanına sormak lazım, değil mi?
08:43Tabii.
08:43Mütehassısına soracaksınız.
08:45Mesela mühendise tıp sorulmaz.
08:48Tıbbı doktora sorarsınız.
08:50Mühendise mühendislik sorulur.
08:52Tasavvufu kime sormalıyız?
08:54Tasavvuf ne?
08:55Sorusunu en sağlam, en bilimsel şekilde kim cevaplayabilir?
09:00Uzmanı.
09:01Kimdir uzmanı?
09:02Abdülkadir Geylani'ye soracaksınız.
09:04İmam-ı Rabbani'ye, Şah-ı Nakşibende, Mevlana Celalüddin-i Rumi'ye bu soru sorulur.
09:09Ve onlar cevaplayabilirler.
09:11Gerisi, bir takım bilimsel tarafsızlık mülahazalarıyla tasavvufu elden kaçırmaktan başka bir şey değil.
09:18Tasavvuf ne?
09:19Her biri başka bir tanım getiriyor ama hepsi aynı şeyi söylüyor.
09:23Harika tanımları var.
09:25Mesela, Cüneydi Bağdadi'nin tasavvuf tanımı.
09:28Nedir tasavvuf soruyorlar?
09:29Cevap, keremli bir zamanda, keremli bir beldede, keremlinin keremlide gösterdiği kerem ahlakıdır.
09:37Allah Allah, kerem, kerem, kerem gidiyor.
09:39Keremli zaman ne demek?
09:40Kerem cömertlik.
09:41Allah-u Teala'nın insanlığa en çok cömertlikte bulunduğu zaman asr-ı saadet.
09:47Çünkü Habibi'ni göndermiş.
09:48Keremli bir zaman, onun zamanı.
09:50Onun zamanı.
09:50Keremli bir belde, Mekke-i Mükerreme.
09:54Keremlinin, Keremli'de gösterdiği kerem ahlakıdır.
09:57Ekrem-el Ekrem'in olan Allah'ın, Resul-i Ekrem'in de gösterdiği ahlak tasavvuftur.
10:02Cüneydi Bağdadi'nin tasavvuf tanımı.
10:05Bir başkasının, sanıyorum Hasan-ı Basri Hazretleri'nin tasavvuf tanımı.
10:09Nedir tasavvuf soruyorlar?
10:10Cevap, Allah'ın seni sende öldürmesi ve kendisiyle diriltmesi.
10:16Bu da onun tasavvuf tanımı.
10:17Dikkatin, hepsi aynı şeyi söyler.
10:19Evet.
10:20Bir başkasının en hoşuma gidenlerden biri, öğrencilerime hep onu yazdırıyorum.
10:24Edebiyata yakın çünkü.
10:25Nedir tasavvuf?
10:26Cevap, imanı aşka çevirmenin yolu.
10:30İmanı ballandırmak.
10:31Bakın, Allah-u Teala bizi halk etmiş.
10:34Biliyor, Allah vardır, birdir, her şeyi görür, kudreti son.
10:38Bunları sadece biliyoruz, iman ettik, orada kaldık.
10:40Tasavvuf ise bunları hissetmek.
10:44Her şeyi görür mü?
10:45Amenna görüyor.
10:46Peki nasıl ayağınızı uzatıp yatabiliyorsunuz?
10:48Görüyor.
10:50İşte sizi iki büklüm eden şey tasavvuftur.
10:54Farkınlı olmak.
10:55Tabi tabi.
10:56Rabbil Alemin'in gördüğünün farkında olmak.
10:58Bediüzzaman Hazretleri'nin muhteşem tasavvuf tanımı.
11:01Nedir tasavvuf?
11:02Üstad diyor ki,
11:05Miracı Ahmediye'nin gölgesi altında bir kemalat, bir yükseliş.
11:09Allah Resulü'nün, Miracı'nın gölgesi altında diğer kullarının elinden geldiği kadar yükselme çabalarına tasavvuf denir.
11:17Bu da on varayın tanımıdır.
11:19Doğrudur, haktır, vardır tasavvuf.
11:20Şunu da bildireyim.
11:22Yüzde yetmişi hurafe ama o yüzde otuzu var ya, ona ulaşabilene aşk olsun.
11:28Tasavvuf çılgınların mektebi.
11:30Allah Resulü'nün zırdeli olan ümmetinin kısmına tasavvuf ehlidir.
11:35Tasavvuf bu.
11:35Ve bu Türklerin hayatına giriyor.
11:37Evet.
11:37İslam'la.
11:38Oraya geleceğiz.
11:38Kıymetli Hocam, oraya geçmeden önce zannediyorum Ahmet Yesevi Hazretleri'ni de katılacaksınız.
11:43Evet.
11:43O alandan önce siz İslam'la şereflenene kadar Türklerin sözlü edebiyatı, duyduklarından, atalarından duyduklarından öğrendiklerini söylemiştiniz.
11:54Ben ona şimdi bir örnek vereceğim.
11:56Yani benim atam da çok öyle uzakta değil de.
11:59Buhara'dan gelirler değil mi?
12:01Evet.
12:02Dedemle ilgili, dedemden duyduklarım bir şiirim var yine.
12:07Böyle sevgili peygamber efendimizle ilgili.
12:09Onu takdim edeyim.
12:10Sonra da biz yine tasavvufa devam edelim.
12:13Lütfen efendim.
12:18Elest meclisini hatırlamıyorum ama, soğuk Erzurum gecelerinde dedemi hatırlıyorum.
12:26Allah rahmet eylesin.
12:28Üç kız kardeşimle bana seni anlatırdı dedem.
12:32Sert mizahlı biriydi ama, konu sen olunca ağladığına şahit oldum.
12:39Babam köy meydanında oyun oynarken, annesiz kaldığını haber vermişler.
12:45Babam da altı yaşındaymış efendim.
12:47Senin gibi.
12:48O da dedemden duyduklarını anlatırdı bize.
12:52Allah, babama da rahmet eylesin senin hatırına.
12:56Soğuk Erzurum gecelerinde gözlerini duydum efendim.
13:01O simsiyah gözlerini.
13:04Gözlerinin beyazına kırmızılık hakimmiş.
13:07Hazreti Nuh'un gözleri gibi.
13:09Ağlar gibiymiş gözlerin.
13:12Senin bu hüznün müdür bizi deli divane eden.
13:17Hüznün müdür kalbimizde seni bir tane eden.
13:21Onun için mi biz ne zaman hayal etsek gözlerini ağlar gibiyiz.
13:29Ümmü mabedi duydum.
13:31Hicrette çadırını ziyaret etti.
13:33Seni anlatıyordu.
13:35Aydın yüzlü ve güzel yaratılışlıydı.
13:39Zayıf ve ince de değildi.
13:42Gözlerinin siyahı ve beyazı birbirinden iyice ayrılmıştı.
13:46Saçıyla kirpik ve sakalları gümrahtı.
13:49Sesi kalındı.
13:52Sustuğu zaman bakarlı, konuştuğu zaman da heybetliydi.
13:57Çok tatlı konuşuyordu.
13:59Orta boyluydu.
14:01Bakan kimse ne kısa ne de uzun olduğunu hissederdi.
14:06Üç kişinin arasında en güzel görüneni
14:09ve nur yüzlü olanıydı.
14:12Arkadaşları ortalarını almış durumda hep onu dinlerler.
14:17Buyurduğu zaman da hemen buyruğunu yerine getirirlerdi.
14:21Konuşması tok ve kararlıydı.
14:25Yürüyüşünü duydum efendim.
14:27Ebu Atade'den.
14:29Yürürken kuvvetli adımlarla yürürdü.
14:32Ayaklarını yerden biraz kaldırıp önlerine hafif eğilerek yürürlerdi.
14:39Ayaklarını ses çıkarıp toz kaldıracak şekilde yere sert vurmazlardı.
14:44Adımlarını uzun ve seri atmakla birlikte sükunet ve vakar üzre yürürlerdi.
14:51Yürürken sanki meyilli ve engebeli bir yerden iniyor gibi görünürlerdi.
14:58Bir tarafa dönüp baktıklarında bütün vücutlarıyla birlikte dönerlerdi.
15:04Rastgele sağa sola bakmazlardı.
15:07Yere bakışları göğe bakışlarından daha çoktu.
15:11Çoğunlukla göz ucuyla bakarlardı.
15:16Ashabıyla birlikte yürürken onları öne geçirir, kendileri arkada yürürlerdi.
15:22Yolda karşılaştığı kimselere onlardan önce hemen selam verirdi.
15:29Ebu Hureyre'yi duydum.
15:31Seni anlatıyordu.
15:34Ben Resulullah Efendimiz'den daha güzel birisini görmedim diyordu.
15:41Sanki güneş onun mübarek yüzünde devrediyor gibiydi.
15:46Peygamber Efendimiz'den daha hızlı yürüyen birisini de görmedim.
15:51Yürürken adeta yeryüzü ayakları altında dürülürdü.
15:55Bizler arkalarından giderken geri kalmamak için büyük çaba sarf ederdik.
16:03Kayle binti mahremeyi duydu.
16:05Oturuşunu anlatıyordu.
16:07Resulullah'ı sonsuz bir alçak gönüllülük ve tevazu içinde otururken görünce heybetinden vücudum titremeye başladı.
16:20Cabir bin Semure'de diyor ki ben Peygamber Efendimiz'i sol tarafına konmuş bir yastığa dayanmış vaziyette gördüm.
16:30Konuşmanı duydum Ayşe annemizden.
16:35O sizin konuştuğunuz gibi lafları çabuk çabuk ve peş peşe sıralamazdı diyor.
16:42Sözleri az ve özdü.
16:45Halbuki sizler cümleleri birbirine ekleyip duruyorsunuz.
16:48Allah Resulü çok veciz konuşurdu.
16:52Böyle konuşmasını kendisine Allah katından Cebrail getirmişti.
16:58Kısa cümleler içinde bütün maksatını yansıtırdı.
17:03Veciz sözlü cümleler söylerdi.
17:05Sözlerinde ne fazlalık ne de eksiklik bulunurdu.
17:10Kelimeleri bir ahenk içinde birbirini izlerdi.
17:14Sesi gürdü ve tatlıydı.
17:17Gerektiğinde konuşurdu.
17:20Kötü laf etmezdi.
17:23Hiddetli ve hiddetsiz anlarında hep hakkı söylerdi.
17:29Sahabelerinin yüzlerine karşı son derece güler ve gülümserdi.
17:37Biraz Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın şemail-i şerifi çeşitli sahabe efendilerimizden.
17:46Aslında tasavvufun da ana gayesi Resulullah Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz'in ahlakıyla ahlaklanmak.
17:55Fakat edebiyatımıza girmesi Türklerin tasavvufla tanışmalarıyla.
18:01İslamiyet'in kabullerinden sonra medrese ve tasavvuf Türklerin hayatına giriyor ve doğal olarak o hayatı öyle çiçeklendiriyor ki ilk güller
18:11aşmaya başlıyor.
18:12İlk Türk piri Ahmet Yesevi Hazretleri.
18:14İlk Türk şeyhidir.
18:16Oradan Mevlana'ya kadar yüzyıllar boyu niceleri gelecek artık.
18:20Adeta Oğuzhan, Cengizhan, Kurt Cebe Türk kabul ediyor bunları Fatih'te erimiştir.
18:26Fatih gelecek diye.
18:27Kömürden elmasa dönüşüm.
18:29İslam'ın gelişiyle Türklerin geçirdiği evreler.
18:32Tasavvuf Türklerin hayatına girer girmez doğal olarak edebiyata da tesir ediyor.
18:37Ve Türk edebiyatında tasavvuf o kadar genişlemesine ve derinlemesine nüfuz ediyor ki yüzyıllar içinde.
18:43Tasavvufla en ilgisiz şairler bile, en alakası olmayan şairler bile sırf şiirde sırrı bir zevk katabilmek için tasavvufu kullanıyorlar.
18:52Mesela Nedim.
18:53Nedim zevk ve eğlence şairimizdir ve hiç ayık zamanı yoktur.
18:57Bildiğimiz anlamda.
19:00Hac yollarında meşale-i karban gibi erbabı aşk içre nümayansın ey gönül diyen Nedim.
19:06Tasavvuf var şiirinde.
19:07Daha da ilerisi.
19:09Nazım Hikmet.
19:11Diyeceksiniz ki o nerede tasavvuf nerede değil mi?
19:13Şu Mısra Nazım Hikmet'e ait.
19:15Ben de müridinim işte Mevlana.
19:17Bu Nazım'ındır.
19:19Oraya kadar tasavvuf sinmiş.
19:22Karşıtları, inkar edenleri, kabul etmeyenleri ve en ilgisizlerince dahi şiirde vazgeçilmez bir lezzet katabilmek için kullanılmıştır.
19:31Karaca olan.
19:32Çok büyük bir şairimiz.
19:34Türkçe'yi bal yapanlardan kabul ediyorum.
19:36Ama bütün şiirlerinde çapkınlık vardır.
19:39Çok güzel söylemiş.
19:40Milletimiz de sevmiş onu.
19:41Karaca olanın bütün şiirlerinde bu var.
19:44Şu dörtlüğe dikkat edin.
19:45İncecikten bir kar yağar.
19:47Tozar Elif, Elif diye.
19:50Deli gönül, abdal olmuş.
19:51Gezer Elif, Elif diye.
19:53Karın yağarken yukarıdan aşağı inişte çizdiği şey Elif harfidir.
19:57Çizgi.
19:58Ve sonsuz sayıdaki kar taneleri tek bir birliğe işaret eder.
20:03Elif bir demek.
20:05Bunu ben zorlamıyorum.
20:06Evet.
20:07Dikkat edin üçüncü mısrada açık verecek.
20:09Abdal.
20:09Deli gönül, abdal olmuş diyor.
20:12Bak deli gönül, Mecnun olmuş, aşık olmuş falan demiyor.
20:15Abdal ne demek?
20:16Abdal sufi demek.
20:18Sufi demek ve önemli bir...
20:19Mürit demek, derviş demek abdal.
20:21Deli gönül, abdal olmuş.
20:22Gezer Elif, Elif diye.
20:24Zaten o Elif değil midir?
20:26Mansur'a kelleyi verdiren, İbrahim bin Ethem'e elinin tersiyle tacı tahtı ittiren,
20:32Mevlana'yı fırıl fırıl döndüren, hep o Elif'in aşkıdır.
20:36Oralara kadar tasavvuf gitmiş.
20:38Günümüzde dahi böyledir.
20:39Necip Fazıl'ı Necip Fazıl yapan nedir?
20:42Bana kavuran gözlerle bir kerecik baktınız, ruhuma büyük temel çivisini çaktınız.
20:48Efendisine söylüyor bunu.
20:49Otuz yıl var ki saatim işlemiş ben durmuşum, göklerden habersiz uçurtma uçurmuşum.
20:54Diyen Necip Fazıl.
20:56Kaldırımlardaki intihar arzusu içinde dolaşan genç, sonunda öyle bir noktaya varır ki,
21:03ölüm güzel şey, budur perde arkasından haber, hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?
21:08O dem ki perdeler kalkar, perdeler iner, Azrail'e hoş geldin diyebilmekte hüner.
21:15Son günüm olmasın dostum, çelengim, top arabam, alıp götürsün beni tam dört inanmış adam.
21:22Yıllar önce ne diyordu kaldırımlarda?
21:25Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya, alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya ölse kaldırımların
21:34kara sevdalı eşi.
21:35Diyen genç, belki bir kırk sene sonra öyle bir değişim geçirir ki tasavvufu bilir ve tasavvuftan sonra Azrail'e hoş
21:45geldin diyebilmekte hüner.
21:47Bu noktaya kadar varır.
21:48Sonsuzluk kervana.
21:50Peşinizde ben diye devam eder.
21:52Üç ayakla seken topal köpeğim, bastığınız yerleri taş taş öpeyim, bir kırıntı yeter kereminizden.
22:00Gidiyor, gidiyor nurdan heykeller, ölçüden, ahenkten daha güzeller.
22:05Kim bunlar?
22:06Abdülkadir Geylaniler, Nakçibendiler.
22:08O mübareklerin oluşturduğu bir kervanı bir düşünün.
22:12İnsan peşinde yüzüstü olsa sürünür arkalarından.
22:14Şeyi Abdülhakim Arvasi Hazretlerinden etkileniyor değil mi efendim?
22:18Evet, onun sayesinde.
22:19Evet.
22:20Vesile odur yani.
22:23Yani sizin hani divanın girişinden bir bölüm aktarmıştım bir programda.
22:29Şiiri ruhun kelimelere dönüşerek bir sızıntısı yani dışarıya sızması.
22:35Tasavvuf da ruhu beden iklimine, nefsin işte şeytani ivvalardan kurtulmuş bir şekilde ruhun orada hakim olması, iktidar bulması anlamında kullanılıyor.
22:51Özellikle sanata çok etkisi var.
22:54Büyük kabul ettiğimiz ne kadar devlet adamı, hatta Mimar Sinan'da katıyorum.
23:00Sanatkar, düşünce, fikir adamı hepsinin mutlaka önünde, arkasında birinde biraz şiir vardır, şairlik vardır.
23:08Az ya da çok şiirsiz olmuyor ve bu şiirin de çıkış noktası tasavvuf.
23:13Tasavvuf dilsizlere şiir söyletir.
23:17İmam Şafii Hazretleri'nin divanı var.
23:19Bakın mezhep imamı.
23:21Mevlana Celaleddin Rumi'yi zaten söylememe gerek yok.
23:2450'li yaşlara kadar şiiri kabul eden Molla Celaleddin Şems'le karşılaşır karşılaşmaz en büyük dünya şairine dönüşüyor.
23:32Neler neler söylemiş.
23:34Ve günümüze gelinceye kadar hele hele tasavvuf vadisinde kim gelmişse mutlaka şiir.
23:40Tasavvuf ehlullah'a bir de şiir söyletiyor işte.
23:45Şiir söyleten şey olur.
23:46Evet oradaki bir denin anlamı bu.
23:48Başka şeyleri var bizim gördüğümüz evet.
23:50Yoksa sadece şair olarak anlaşılacaktık.
23:53Yunus Emre Hazretleri'nin şiirlerini çokça biliriz.
23:57Hatta biri tasavvufla ilgili bir şiir yazmasa da Yunus Emre'ye bir atıfta bulunması bile o tasavvufa bakışını değiştiriyor.
24:04Tapluk Emre Hazretleri'nin şiiri var mıdır yoksa Yunus Emre başlı başına onun bir şiiri midir?
24:09Hiçbir şiiri yok sözü de yok.
24:11Hatta vaktiyle tanıdığım çok büyük bir zat bir veliullah keramette bulundu.
24:17O zamanlar gizli gizli Yunus Divanını okuyorum çok da etkileniyorum.
24:20Ağlıyorum böyle kimse de görmüyor.
24:22Hiç kimsenin haberi yok öyle biliyorum.
24:24Bir gün hiçbir vesile yokken bu zat bana dedi o senin Yunus'un var ya.
24:28O aşkta kaldı aşkta onun için o kadar çok konuşuyor.
24:32Ne varsa tapluktadır oğlum bak çıt çıkıyor mu?
24:36Demişti bana.
24:38Yani tasavvufi mertebelerde sözün de üstüne çıkmak var.
24:41Artık söz şiir yerlerde sürünür.
24:43Tamamen mana yaşayış.
24:45Ancak şiir vazgeçilmez bir evre olarak bunların hayatlarında yerini alır.
24:49Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri.
24:52Tabii elbette.
24:54Onun da hala.
24:55Kadir Geylani Hazretleri'nin Kaside-i Hamriyesi meşhurdur.
24:58Yani tasavvuf erbabı olup aşkı tattıktan sonra bir şeyler söylememek imkansız zaten.
25:04O zaman aşka gelelim hocam.
25:05Evet, evet işte şairlere şiiri söyleten muharrik nokta.
25:09Aşk ne?
25:11Keşke bunu yani biraz şu duyuyabilsek.
25:13Herkesin konuştuğu değil mi hocam?
25:16Evet.
25:17Yani günümüzde maalesef çok ayağı düşürülmüş bir kelimedir maalesef.
25:21Üzülerek söylüyorum.
25:22Hatta bir dostumun naklettiğine göre Van'da bir hanımefendi Fino köpeğini affedersiniz.
25:28Gezdirirken köpeğe aşkım diye hitap ediyor.
25:31Aşkın hitap ettiği köpek affediyor.
25:33Ya aşk bu hallere düşmüş artık.
25:35Lafını bırakın, lafının lafı kalmamış.
25:38Yani milyonda bir gönülün tadabildiği bir keyfiyettir aslında.
25:43Çok şeye aşk diyoruz da.
25:44Tabii şimdi orada o hanımefendi sevgisini gösteriyor ona.
25:48Biz sevgiyi o zaman sevdiğimiz her şeye duyduğumuz hissi aşk olarak kabul ediyoruz.
25:54Aslında o değil.
25:54Yani onun ayrımı...
25:56Aşkın ne olduğunu ustasına sormak lazım.
26:00Mevlana, Celalü, Dini, Rumi, Gönüller Sultan değil mi?
26:02Evet.
26:03Bu işin uzmanı o.
26:04Soruyorlar.
26:06Birisi soruyor.
26:07Efendim aşk nedir diyor.
26:09Mevlana cevaplıyor.
26:10Sen ben ol ki bilesin.
26:12Sen ben ol ki bilesin.
26:14Soran ısrar ediyor.
26:16İkinci kez soruyor.
26:16Aşk nedir?
26:18Cevaplıyor Mevlana Hüdavendigar.
26:20Cihan cihan olalı bundan daha veciz tanımını görmedim aşkın.
26:23Aşk nedir?
26:24Cevap.
26:25İradenin elden gitmesidir.
26:27İrade elden gitmişse aşk işte.
26:30Mantık, akıl, irade varsa geç onları.
26:33Hala aşk değil onlar.
26:34Öyle sevginin her derecesine aşk denmez.
26:37İrade elden gidecek.
26:39İradenin elden gitmesine aşk denir.
26:42Bu hali yaşamak lazım.
26:43Ve sadece insana mahsus.
26:45Meleklerde bile yok.
26:46Allah-u Teala'nın Vedud isminin tecellisidir.
26:49Peki irade gidince ne oluyor hocam?
26:51Mahşukta mı iradenin?
26:53Aşk geldi mi kendisinden başka hiçbir şeyin varlığına izin vermez.
26:57İzin vermez.
26:57Başka bir şey kalmaz adamda.
27:00Tabi bu ilahi aşk.
27:01Şimdi aşkı işte böyle kategorize ediyoruz.
27:03İlahi aşk, beşeri aşk, mecazi aşk, hakiki aşk diye.
27:06Bunu anlatırken öğrenciler anlasın diyebiliyor.
27:08Aslında aşk bir insanda ya vardır ya yoktur.
27:11Bunun iradesi, beşerisi de olmaz.
27:13Aşk, Allah-u Teala'nın Vedud isminin tecellisi olarak insandaki sonsuz tek yetenek sevmek.
27:21Bakın bize verilmiş olan üstün yetenekler hayvanda az seviyede de var.
27:25Ama bir şey var ki insana mahsus.
27:27Hayvanda yok.
27:28İnsan aşık olur.
27:30Hayvan aşık olmaz.
27:31Hayvan aşık olmaz zaten.
27:33İnsan aşık olur.
27:35Düşünün.
27:37Bir kahvaltıyı bile sevmeden yapmıyoruz değil mi?
27:40Evet.
27:40Yemeği seviyoruz, çoluk çocuğumuzu seviyoruz.
27:42İşimizi, eşimizi, aşımızı, memleketimizi, vatanımızı, parayı seviyoruz.
27:47Seviyoruz da seviyoruz, bitmiyor.
27:49Bizde bitmeyen tek yetenek bu.
27:51Bizi ayakta tutan tek şey sevmek.
27:54Peki bu kadar sonsuz bir, sonu olmayan bir yetenek niçin insana verildi?
27:58Diğer bütün yeteneklerimiz fani.
28:00Belli bir hududu var ama sevmenin hududu yok.
28:03Sonsuz olan bu yetenek insana niçin verildi?
28:05Varlığı sonsuz olana harcansın diye verildi.
28:08Ama biz çoğumuz sağa sola harcıyoruz.
28:11Gönül denilen şey tek kişiliktir ve orada sultan oturmalıdır.
28:16Biz ise orayı çöp tenekesine çeviriyoruz.
28:19Oraya doldurmadığımız bir şey kalmıyor.
28:21Onun için sultan da gelmiyor.
28:23Şimdi neredeyse yeryüzünde hangi maddeyle tanışırsak tanışalım,
28:28onu sevmiş olsak hepsini sevebilecek de gücümüz var.
28:31Elbette, sevmek bitmez insanda.
28:33Allah'ın insana verdiği bir şey.
28:35Aşk bütün bunların içinden bire yönelmesi.
28:38Aşkın da tabii mertebeleri var.
28:40Hocam bir tanım yapayım müsaadenizle.
28:42Mustafa buyurun.
28:43Deli bir kalbin daimi meyli.
28:46Evet, bunu duymuştum.
28:48Kim ait olduğu dilimin ucunda ben de bir şey aramıyorum.
28:50Başka bir programda inşallah izleyicilerimize aktarırız.
28:53Yani bir kalbin bir şeye daimi meyletmesi.
28:58Ama tek şey.
29:00Şöyle, bir hurma çekirdeğinden bütün bir hurma ağacına kadar
29:04nasıl mertebeler, dereceler, basamaklar var, aşkın da öyledir.
29:08En düşüğü, en alttaki toprakla bir olan şekli beşeri aşk dediğimiz.
29:12Bir insanın başka bir insanı sevmesi.
29:14Günümüzde o bile yok.
29:16Onu söyleyeyim.
29:17Bu da çok azizdir, yücedir, asildir.
29:19Günümüzde onu bile bulamıyoruz.
29:20O yok.
29:21Daha yukarısını artık tatmadık ki bilelim.
29:25Nasıl tavsiye edeceksiniz?
29:26En ileri şekli ise, Allah-u Teala'nın Kur'an-ı Kerim'de bildirdiği,
29:32Onlar Allah'ı en şiddetli sevgiyle severler.
29:36Ayet.
29:37Müminlerden bahsediyorum.
29:38Bak, eşed diyor.
29:39Eşeddi hubben lillah.
29:41Eşed kelimesinin Türkçe karşılası, daha ilerisi olmayan en şiddetli sevgiyle Allah'ı severler.
29:48Aşk neye karşı olur?
29:49Üç şeye karşı olur.
29:50Bir, güzellik.
29:51En keskini de bu.
29:52Buna irada kalmaz.
29:54İki, kemalat.
29:56Kemal denince olgunluk tabii.
29:58Fakat böyle meyvenin, sebzenin olgunluğunu düşünmeyin.
30:01Kemalat, eksiği ve fazlası olmamak.
30:04Yani mutlak kusursuzluk.
30:05Buna karşı da aşk olur.
30:08Ve üç, ihsan.
30:09Siz size bir şey vereni seversiniz.
30:12İhsan.
30:13Lütuf gördüğünüz gibi.
30:14Sevgi, aşk bunlara karşı oluyor.
30:16Başa dönelim.
30:17Güzellik.
30:18Allah-u Teala, Yusuf suresinde, tam bir mucizedir o sure, 111 ayettir.
30:22Hiçbir roman kurgusunu bu kadar mükemmel görmedim, bir edebiyatçı olarak.
30:26Onun için ne?
30:28Olay için de olay.
30:29En güzel kıssa diye.
30:30Ehsan-ül kasas.
30:31Kıssaların en güzeli.
30:33Orada Allah bildiriyor.
30:35Yusuf, aniden kadınların karşısına çıkınca parmaklarını doğradılar.
30:41Yusuf'u görür görmez parmaklarını doğradılar.
30:44Ve dediler ki, haşa lillahi haza beşer o.
30:47Haşa ki bu bir beşer olsun.
30:49Haşa ki bu bir insan olsun.
30:50Böyle bir insan olamaz.
30:52İlla melekün kerim olsa olsa bu bir melektir.
30:55Böyle bir insan olamaz.
30:56Dediler.
30:57Şimdi bunu anlatıyorum ya.
30:59Muhakkak seyircilerimiz ve siz merak ediyorsunuzdur.
31:02Nasıldı acaba?
31:03Evet.
31:04Yani öbür dünyada inşallah Allah'ın rahmetiyle, keremiyle cennete gidersek,
31:10Yusuf aleyhisselamı ayrı bir merakla görmek isterim.
31:13Evet.
31:13O nasıl bir cemaldi ki?
31:15Parmaklar kesildi ona karşı.
31:18Yusuf'u bu kadar merak ediyorsunuz.
31:20Ya onu yapan, ya onu halk eden.
31:23Güzellik de onun yarattığı bir şey.
31:25Güzellik de onun kulu kölesi.
31:27O güzelliğin bile üstünde.
31:30İşte aşk bu mertebelere karşı eriyip bitmek, tükenmek ve özlemektir.
31:35Biz bunun lafını, edebiyatını yapıyoruz.
31:37Bakmayın.
31:37Cenneti cennet yapan da zaten ruh etullar.
31:40Sofilere sohbet gerek, zahitlere cennet gerek, mecnunlara leyli gerek, bana seni gerek, seni demiyor mu Yunus Emre?
31:48Evet.
31:49Kıymetli Hocam, küçük bir ara müsaade edeceğim.
31:51Estağfurullah.
31:52Sizi dinlendirmiş olayım.
31:53Estağfurullah.
31:53Bir şiir daha takdim edeyim.
31:55Devam edelim inşallah.
31:56Buyurun efendim.
32:18Asr-ı saadette çocuk olmak, ümmü Halid olmak, Halid bin Said'in küçük.
32:27Kırmızı bir elbise var üzerinde ve babasıyla beraber Allah Resulü'nün huzurunda.
32:36Bu kız çocuğu Habeşistan'da doğduğu için Efendimiz onu görünce, sene, sene diye sesleniyor ona.
32:45Habeş dilinde güzel kız anlamında.
32:48Sohbet ilerledikçe, ümmü Halid, Efendimiz'e daha çok yaklaşıyor ve bir ara sırtındaki peygamberlik mührüyle oynamaya başlıyor.
33:01Halid bin Said hemen müdahale ediyor kızına.
33:05Ama Hazreti Peygamber ona engel oluyor.
33:11Bir keresinde Efendimiz'e bir yerden kumaş gelmişti.
33:16Arasında iki tarafı da işlemeli bir de elbise vardı.
33:20Bana ümmü Halid'i getirin buyurdular.
33:23Ümmü Halid getirilince elbiseyi ona giydirdiler ve iki kez bunu giyin üzerinde eskisin dediler.
33:33Sonra da elbisede bulunan çiçek işlemesini parmaklarıyla göstererek ümmü Halid, bak bu güzel, bu çok güzel dediler.
33:47Asr-ı Saadet'te çocuk olmak, Abdullah, Ubeydullah veya Kesir olmak.
33:55Hazreti Abbas'ın çocukları.
33:58Fahri Kainat onları yan yana dizer, sonra karşılarına geçer ve
34:03Kim benim yanıma daha önce gelirse, ona şunu şunu vereceğim derdi.
34:09Onlar da koşarak gelir, Hazreti Peygamber'in sırtına tırmanır, göğsünün üzerine çıkarlarlardı.
34:17Hazreti Peygamber de onları öpüp bağrına basardı.
34:22Abdullah bin Cafer anlatıyor.
34:24Çocukluğumda, Abbas'ın oğlu Kusem ve Ubeydullah'la oyun oynadığımız bir sırada,
34:31Resulullah yanımızdan geçti, beni gördüklerinde, şu çocuğu bana uzatınız buyurdular.
34:39Beni bineğinin önüne oturttular.
34:42Sonra da Kusem'i göstererek, şimdi de şunu uzatınız dediler ve onu da terkisine bindirdiler.
34:48Sonra da Fahri Kainat başımı üç kere sıvazladılar.
34:54Her sıvazlamada da,
34:56Ey Rabbim, sen Cafer'in yokluğunu çocuklarına hissettirme ve onun yerini sen doldur diye dua ettiler.
35:08Asrı saadette çocuk olmak, Hasan Hüseyin olmak,
35:15Efendimizin gül demetleri, Selman-ı Faris'e anlatıyor.
35:19Bir gün Resulullah'la birlikte oturduğumuz bir sırada,
35:23Ümmü eymen gelerek,
35:24Ya Resulallah, Hasan'la Hüseyin kayboldular dedi.
35:28Hazreti Peygamber etrafında oturan bizlere,
35:31Kalkınız ve oğullarımı arayınız buyurdu.
35:34Ve herkes bir tarafa dağıldı.
35:37Ben de Hazreti Peygamber'in gittiği tarafa yöneldim.
35:40Bir dağın eteğine kadar geldik, bir de ne görelim.
35:44Hasan'la Hüseyin birbirlerine sarılmış uyuyorlar.
35:48Hazreti Peygamber onların yanına gitti,
35:52Onları birbirlerinden ayırdı,
35:55Yüzlerini okşayıp şöyle dedi.
35:57Anam, babam size kurban olsun.
36:05Anam, babam size kurban olsun.
36:19Allah razı olsun.
36:20Allah.
36:20Size sağlık.
36:21Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'a
36:25Salat ve selam olsun.
36:26Onun ehli beytin ashabına selam olsun.
36:29Bir sahabiden rivayet, orada siz okurken aklıma geldi.
36:34Ben yetimdim diyor.
36:36Efendimiz sokaktan her geçte benim başımı okşayarak geçerdi.
36:40Bundan dolayı diğer çocuklar,
36:41Mescid-i Nebeve'ye gidip,
36:43Ya Rabbi babamızın canını al,
36:45Resulullah bizim de başımıza okşasın diye dua ederlermiş.
36:48Bir keresinde diyor,
36:50Başımı tam okşarken,
36:51Bir başka çocuk beni çağırdı.
36:53Yüzümü ona çevirince,
36:54Efendimizin eli yüzüme geldi diyor.
36:57Ömrümde öyle bir koku almamıştım diyor.
36:59Öyle bir raiha,
37:01O parmaklardan gelen kokuyu,
37:03Başka hiçbir şeyde görmedim diyor.
37:05Bir sahabi çocukken.
37:08Kıymetli hocam,
37:09Bugün aslında,
37:10Hani nispet kokusu da deniyor.
37:13Yani,
37:16Medine-i Münevvere'yi ziyaret eden,
37:19Umre,
37:19Umreci arkadaşlarımız,
37:21Büyüklerimiz, kardeşlerimiz,
37:23Bazen Hazreti Hamza'nın kabri şerifinin oralarda,
37:25Bazen,
37:27Uhud'da bir,
37:28Böyle bir mağara vardır,
37:30Resulullah Aleyhisselatü Vesselam'ın,
37:31Bir oyuk, bir yarık.
37:32Oyuk, yarık gibi,
37:33Şu anda kapalı orası ama,
37:35Ben o kokuyu alanlardan birisiyimdir.
37:38Ama bu,
37:39Ayrım gözetmeksizin,
37:40O alanda bulunan herkesin,
37:42Alabildiği bir şeydir.
37:43Böyle bir,
37:45Benzetemediğimiz.
37:46Ve o koku,
37:47Böyle genizden de gelmiyor.
37:49Tuhaf bir şekilde,
37:50Burnunuzdan daha geri bir mekanizma onu algılıyor sanki.
37:53Dışarıdan verilen bir şey değil o.
37:54Evet.
37:55Bambaşka bir şey o.
37:57Ben şehit kokusudur diyordum buna.
37:58Değil mi?
37:59Evet.
38:01Allah-u Teala,
38:03Resulullah Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin,
38:06Sevgisiyle,
38:07Amin.
38:08Kalbimizde onun sevgisi varken,
38:09Amin.
38:10Huzuruna gitmeyi,
38:11Bizlere nasip buyursun.
38:12Kıymetli hocam,
38:15Ahmet Yesevi Hazretleri,
38:16Allah sırlarının kusiyetini artırsın,
38:18Anadolu'ya tasavvufu taşıyan,
38:19Ama aynı zamanda Anadolu'yu da Türkleştiren,
38:22Evet.
38:22Büyük bir katkısı vardır.
38:41Değil mi?
38:42Ne?
38:43Niceleri bildiğimiz,
38:44Bilmediğimiz.
38:45Yani şunu bile söylesem abartı olmaz.
38:47Bir konferansta da demiştim zaten.
38:49Sekiz haçlı seferi tasavvufa çarparak dağıldı.
38:53Alperenleri bir düşünün.
38:54Hepsi derviş onların.
38:56Sekiz haçlı seferini püskürten,
38:58Yiğitlerin hemen hepsi mürittir,
39:00Sofi'dir,
39:01Derviş'tir.
39:02Haçlı seferleri tasavvufa çarparak,
39:04Tuz buz olup geri döndüler.
39:06Ve Türkler tasavvuf.
39:07Türklerin hayatına girdi.
39:08Şiirini aksetmez mi?
39:09Elbette akseder.
39:11Az önce örneğini verdiğim gibi,
39:12En ilgisiz uçlara kadar tasavvuf,
39:15Edebiyatımıza,
39:16Kültürümüze nüfuz etmiştir.
39:19Ve bir dönemden itibaren de,
39:22Hem devletçi,
39:23Devleti Ali,
39:25Dünyayı yönetirken,
39:26İki nokta vardı.
39:28Birisi dünyayı temsil eden,
39:30Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri.
39:32Ya da şey diyelim biz,
39:35Osman Gazi diyelim.
39:37Ve onun yanında da Şeyh Hedebalı.
39:39Hatta şunu söyleyebiliriz,
39:41Çok ilginçtir.
39:44Yükselme döneminin sonuna kadar,
39:46Büyük Cihangir'in,
39:48Büyük Padişah, Sultan,
39:49Hünkar her neyse,
39:50Yanında mutlaka bir ruh büyüğü vardır.
39:54Büyük İskender'in yanında,
39:55Aristot neyse,
39:56Aynen onun gibidir.
39:57Mesela,
39:58Osman Bey'in yanında Şeyh Edebalı'yı görürüz.
40:00Orhan Bey'in yanında,
40:01Hacı Bektaşi Veli'yi görürüz.
40:04Birinci Murad'ın yanında,
40:05Hacı Bayram Veli.
40:06Terken Fetret dönemi şu bu,
40:08Pardon,
40:08İkinci Murad'ın yanında,
40:09Hacı Bayram Veli.
40:11Fatih'in yanında bir sürü var.
40:12Akşemseddin, Molla,
40:13Gürani,
40:14Neler neler.
40:14Mutlaka bir ruh büyüğü var.
40:16Fatih'in oğlu,
40:17İkinci Bayezid'in yanında,
40:19İbni Kemal Hazretleri.
40:21Onun oğlu,
40:21Yavuz'un yanında,
40:22Zenbilli Ali Efendi.
40:23Onun oğlu,
40:24Kanuni'nin yanında,
40:25Ebu Suud Efendi.
40:26Bitti.
40:27Kanuni'den sonra bunlar gelmiyor.
40:29Ve ne ilginçtir,
40:30Duraklama devri.
40:31Allah Allah.
40:33Ruh büyüklerinin,
40:34Neslinin kesildiği andan itibaren,
40:35Devlet-i Ebed Müddet'in yükselişi duruyor.
40:40Kupkuru sebep-sonuç ilişkileri içine,
40:42Bin bir sosyolojik izahla,
40:43Devlet'in yükselmesini izah edebiliriz.
40:46Fakat,
40:47Bunların kesildiği andan itibaren,
40:48Adeta bir el şalter'i kapatıyor,
40:51Duraklama derken çöküş başlıyor.
40:54Normalde iki kanat gibi gitmesi gerekiyor.
40:56Evet, tabii.
40:57Yani,
40:59Bilimi önceleyen,
41:00Aklı önceleyen bir şey.
41:02Bir hamle ve aksiyon,
41:03Ve onun gerisindeki ruh,
41:05İman ve akıl.
41:06Hep beraber.
41:07Tabii.
41:08Peki hocam,
41:09Gerekli midir tasavvuf?
41:11Şöyle efendim,
41:13Son derece hususidir.
41:14Evet.
41:14Herkesi bağlamaz.
41:15Herkesin muhakkak,
41:16Ehli tasavvuf olmak gibi bir,
41:18Mecburiyeti yoktur.
41:19Allah-u Teala'nın rızasına giden yolların,
41:22Sayısı yıldızların sayısı kadardır.
41:24Kimi ilimle gider,
41:25Kimi zikirle gider,
41:26Kimi cihatle gider,
41:27Kimi nefsine hakimiyetle gider,
41:29Kimi cömertlikle filan.
41:30Tasavvuf da bunlardan biridir.
41:31Allah'ın rızasına götürür.
41:33Hurafeye bakarak,
41:34Topyekun tasavvufa karşı çıkmak,
41:36Son derece tehlikelidir.
41:37Bir düşünün,
41:38Kimleri karşınıza alıyorsunuz.
41:39Allah muhafaza.
41:41Evet.
41:42Başta Resulullah'ın batın alemini,
41:44Ahlakını karşınıza almış oluyorsunuz.
41:46Tasavvufun,
41:47Aşk var ya,
41:48Aşkın olduğu yerde şeytan kaçınılmaz.
41:50Akıl gidiyor,
41:51İrade gidiyor,
41:52Şeytan çok rahat yol bulur.
41:54Cüneydi Bağdadi Hazretlerine soruyorlar.
41:56Daha doğrusu kendisi anlatıyor.
41:57İblisi gördüm diyor,
41:58Şeytanı.
41:59Sordum,
42:00Sofilerime nasıl yaklaşıyorsun?
42:02Cevap verdi,
42:03Cezbe halindeyken.
42:05Akıl gidiyor ya baştan.
42:07Akıl gidiyor,
42:07İrade,
42:08Aşk da böyle bir şey.
42:09Aşkın olduğu yerde şeytan hazır.
42:11Fitne hazır.
42:12Hocam,
42:12Hazır.
42:14Ben de bu arada hazırım.
42:16Estağfurullah.
42:16Şimdi şeyi lütfen devam edin.
42:20Ama ben hemen unutmadan ifade edeyim.
42:23Divan edebiyatının özellikle kullandığı,
42:25tasavvufta da kullandığı bir ifade vardır.
42:27Şarap.
42:27Evet.
42:28Yani sevgiyi,
42:29işte kendinden geçme ifade edilir.
42:31Biz biliyoruz ki oradaki o şarap,
42:33anladığımız şey değil.
42:34Bu cezbe halinin,
42:36muhabbetin çok zirve olması sonucunda,
42:38Elbet.
42:38Kendinden geçme ya da böyle bir manevi sarhoşluk.
42:43Derslerde usuldür.
42:45Bir şiiri şerh ederken şairini iyi tanıyacaksınız.
42:47Kim bunu söylüyor?
42:48Şairi bilinmeden,
42:49şairin karakteri,
42:50hatta hayatı bilinmeden o şiire girilmez.
42:53Bilmeden girerseniz normal okursunuz,
42:56hoşlanırsınız.
42:56Esans gibi bir lezzet alırsınız,
42:58geçer gider.
42:58Bu uzmanlık bakışı bu değil.
43:00Şairini tanıyacaksınız.
43:02Nedim de şaraptan bahseder,
43:03Yunus Emre de.
43:05Nedim alkolik şairimiz.
43:06Nedim'in bahsettiği şarap bilinen,
43:08maddi anlamda haram,
43:10yasak olan alkoldür.
43:12Yunus da şaraptan bahsediyor.
43:14Yunus'u da tanıyoruz.
43:16Bir sakiden içtik şarap,
43:18arştan yüce meyhanesi.
43:20Ol sakinin mesleriyiz,
43:22canlar anın peymanesi.
43:23Yunus'un bunlar.
43:24Evet.
43:25Öyle bir sakiden şarap içtik ki,
43:26onun meyhanesi arştan da yüce.
43:28Ve bizim canlarımız onun kadehleri,
43:30o dolduruyor.
43:32Şimdi ikisinin bahsettiği şarap,
43:34aynı şey midir?
43:35Akıl var, mantık var.
43:36Çünkü yazanları tanıyoruz.
43:37Yani Yunus Emre Hazretleri'nin...
43:39Yunus şaraptan bahsediyorsa,
43:41kastettiği şey cezbedir.
43:43İlahi,
43:43aşktır,
43:44kendinden geçiştir.
43:46Nedim şaraptan bahsediyorsa,
43:47hayatından biliyor.
43:48Bildiğimiz üzüm suyudur.
43:51Öyleyse,
43:51şaraptan,
43:53veya Allah-u Teala'nın yasak kıldığı,
43:54herhangi bir fiilden bahsederken,
43:56hiçbir mecaza yer bırakmamacasına,
43:58bizzat onu bahsediyorsa,
44:00tamam.
44:00yoksa mecaz diye bir şey vardır.
44:02Ve,
44:04insanlık kültürü baştan sona şarapla görülür.
44:06Onu bir kere de yok edip atamazsınız.
44:08Edebiyattan onu çıkaramazsınız.
44:10Hocam,
44:11muhabbet,
44:12ihtiyacı hissettiğinizde,
44:14mesela şimdi,
44:15beyitleri okuyorsunuz,
44:16ve okurken hissettiğiniz,
44:18muhabbeti,
44:20hissedebiliyoruz.
44:21Yani o muhabbetin de bir kokusu var.
44:22Şimdi şuna getireceğim,
44:24ben özellikle gençliğimizin,
44:27muhabbeti maddede araması,
44:29Allah muhafaza eylesin.
44:31Aslında ihtiyaç duyduğu şey,
44:34muhabbet.
44:35Fakat bunu,
44:36kendisi üretemiyorsa,
44:38yani vücut üretemiyorsa,
44:39o zaman dışarıdan,
44:42başka şeylerle,
44:44gayri meşru olan şeylerle,
44:46bulmaya çalışıyor.
44:47Avutuyor.
44:47Kendini avutuyor.
44:49Yani kendini iyi hissediyor.
44:50Halbuki,
44:51mesela muhabbete ihtiyaç duyduğunuzda,
44:54ne yaparsınız?
44:56Ben,
44:57yani tahminimi söyleyeyim hocam.
45:00Bir ilahi dinlemek bile,
45:02sizi muhabbete getirir.
45:03Efendime söyleyeyim.
45:05Abdest alırsınız,
45:06namaz kılarsınız,
45:08Kur'an-ı Kerim okursunuz,
45:10ya da gerçekten,
45:11mümin olarak bildiğiniz,
45:13mütedeyin olarak bildiğiniz,
45:14birini ziyaret edersiniz.
45:16Evet.
45:17Onun o atmosferinde,
45:19çok enteresan bir muhabbet oluyor.
45:22Ondan sonra gerçekten,
45:24ben,
45:25bir yerde,
45:26bir program sonrasında,
45:27gecenin 12'si mi,
45:28biri mi ne,
45:29otelin önünde,
45:30işte,
45:31görevli olan,
45:33bazı abilerle,
45:35bir aradaydık.
45:36Ve,
45:36ayrılamıyoruz birbirimizden.
45:38İkide bir,
45:39birbirimize sarılıyoruz.
45:40Ben bitiriyorum,
45:414-5 kişiyiz.
45:42Sonra,
45:43bir iki kelime giriyor,
45:44tekrar sarılıyoruz.
45:45En son şunu dediler,
45:46dediler ki,
45:46başka birisi bizi görse,
45:48der ki,
45:48bunlar herhalde sarhoş.
45:49Evet.
45:50Evet.
45:50Aslında,
45:52onların anladığı şekilde sarhoş değiliz ama,
45:54Benzerlik var.
45:55Minareyle kuyunun benzemesi gibidir.
45:58Minareyle kuyu,
45:59zıd diye itibariyle birbirine benzer.
46:00Evet.
46:01Aynı şekildedir.
46:02O yüzden,
46:03zahiri olarak,
46:05sarhoşluk,
46:06meslik,
46:07yalpalayarak yürümek,
46:08dervişler de kendilerini buna çok benzetmiş.
46:11Çünkü benzer birbirine.
46:12Hakikaten benzer.
46:13Birisi yapaydır.
46:14Dışarıdan müdahaleyle,
46:16aklın çarpıtılması şeklinde,
46:17zorla elde edilen bir,
46:19yalancı coşkudur.
46:20Öteki ise tecellidir.
46:22Ve tecelli lafla anlatılmaz.
46:23Evet.
46:24Lafla söylenir.
46:24Onu tadması gerekiyor.
46:25Tatmak lazım.
46:26Evet kıymetli hocam,
46:29son bölüme doğru gidiyoruz.
46:30Müsaade ederseniz benim bir tane daha.
46:32Elbette.
46:33Yine sevgili peygamber efendimize bir seslenişimiz var.
46:35Allah razı olsun buyurun.
46:36Onu takdim ediyoruz.
46:36Bana nefes aldırıyorsunuz.
46:38Çok teşekkürler efendim.
46:39Ben teşekkür ederim hocam dinlediğiniz için.
46:43Sevgili,
46:45sana sesleniyoruz.
46:47Ümmü mektum gibi,
46:49seni görmeden sana sesleniyoruz.
46:53Alıp verdiğin nefesi duyar gibi.
46:56Sanki açınca gözlerimizi,
46:59seni görecekmişiz gibi,
47:01sana sesleniyoruz.
47:04Senin huzurunda ses yükselmez.
47:07Edeple konuşulur.
47:08Edeple susulur.
47:10Hele biz ki,
47:11bu kapının dilencileri,
47:13el açıp beklemekten başka bir şey düşmezdi bize ama,
47:17şu araya giren yıllar olmasa,
47:20Medine'ne uzak yollar olmasa,
47:23ismin anılınca yürek yanmasa,
47:26kapında beklemekten başka bize bir şey düşmezdi.
47:30Bekliyoruz Sultan'ım,
47:34rüyada olsa bile,
47:36belki teşrif edersin diye,
47:38hem de hiç kimseyi beklemediğimiz kadar seni bekliyoruz.
47:43Gelseydin bizim için cennet olurdu gelişin.
47:47Gelseydin saadette asrından gönderdiğin selamını,
47:52kardeşlerim deyişini,
47:55birbirimize nasıl anlattığımızı görürdü.
47:58Gelseydin, dolaşsaydın sofralarımızı,
48:01bir tabak fazla görecekti.
48:04Bir bardak, bir kaşık fazla.
48:06Ve sofrada bir yer boş,
48:09baş köşe.
48:11Ola ki,
48:12sen lütfeder gelirsin diye.
48:16Gelseydin, dolaşsaydın gecelerimizi,
48:19o kutlu doğum gecelerini anneler görecekti.
48:23Sen yeni doğmuşsun gibi,
48:25yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi,
48:28mışıl mışıl uyuyasın diye,
48:30seni sabahlara kadar,
48:32hayalen ayaklarında sallayan anneler görecekti.
48:37Sevgili,
48:38Gelseydin,
48:40Medine-i Münevvere'den dünyaya yayılan ashabın gibi,
48:44Eyüp Sultan gibi,
48:45Kab bin Malik gibi,
48:47bir facir vaktinde,
48:49henüz yirmisinde, yirmi beşinde,
48:52bırakarak yurtlarını, ocaklarını,
48:54hedeflerine ilahi rızayı koyan,
48:57arkalarına bakmayı ar sayan yiğitler görecekti.
49:01Onlar senin yiğidin.
49:03Elleri, o öpülesi elleri,
49:05kim bilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,
49:10senin köyünün hayaliyle sanılır.
49:14Gelseydin,
49:15gecenin zifiri karanlığında,
49:17uykunun en tatlı aralığında,
49:20Rabiyetül Aleviye gibi,
49:22Rabbi ile baş başa gençler görecekti.
49:25Gözyaşı dökerken günahlarına,
49:28Veysel Karani'den istediğin gibi,
49:31ümmetine dua eden gençler görecekti.
49:35Gelseydin,
49:36asrı saadet gibi olmasa da,
49:38koklanmaya değer güllerimiz vardı,
49:41yine senin ikliminde yetişen.
49:44Ama sen gelseydin,
49:46dikenler bile gül kokardı efendim.
49:49Seninle göz göze gelmeden,
49:52gizli gizli seni seyretmek,
49:54Hazreti Vahşi gibi.
49:56Hani sen,
49:57Hane-i Saadet'ten Mescid-i Nebeviye giderken,
50:00Ayşe annemiz ardından hayran hayran bakardı.
50:04Seni Mescid'in önünde bekleyen ashabının ise,
50:07bakışları yerdeydi.
50:09Edepten göz göze gelmezlerdi.
50:12Sen de tebessümle nazar ederdin.
50:15Mütebessim çehreni bir Ebu Bekir görürdü,
50:19bir de Ömer.
50:19Şimdi okununca Ezan-ı Muhammed'i,
50:23pencerelerde,
50:24kapı önlerinde seni bekleyen nemli gözler var.
50:28Gelseydin,
50:30ve yürüyüp geçseydin önümüzden,
50:33gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.
50:38Sevgili,
50:40hakiki aşıkların sana doğru uçarken,
50:44bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.
50:48Dünya güzelliğiyle kollarını açarken,
50:51bize düşen,
50:53el açıp kapında beklemekti.
50:57Efendim,
50:58bekliyoruz.
51:01Sultanım,
51:03bekliyoruz.
51:05Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın doğumluğuyla ilgili bir program yapıyordum.
51:10Yıllar yıllar önce,
51:12bu Gelseydin şiirinin yazılmasına sebep olan babaannelerden bir tanesiydi.
51:16Radyo programı yapıyordum ve telefonla programa katıldı.
51:20Sonra yaşı oldukça,
51:23yani Allah rahmet eylesin,
51:24şimdi vefat etmişse eğer,
51:27yaşıyorsa Allah tere selamet versin.
51:29Dedik evladım,
51:30bu gece olunca,
51:32böyle geceler olunca,
51:33şunu düşünüyorum.
51:34Önce diyorum,
51:34keşke Peygamber Efendimiz'in annesi ben olsaydım.
51:37Evet.
51:38Sonra Hazreti Amin'in annemizin elinden o büyük payeyi aldığımı düşünüyor,
51:42üzülüyorum.
51:43O zaman keşke,
51:44hani onun kızlarından biri ben olsaydım.
51:46Sonra ondan da vazgeçiyorum.
51:48En son yaptığım şeyi söyleyeyim.
51:50Boş ayaklarımı sallıyorum.
51:52Sanki o zaman,
51:53Efendimiz'e hani sütenleliği yapmış olan,
51:56ben de boş ayaklarımı sallıyorum diye.
51:59Hazreti Halime'nin.
52:00Evet.
52:01Kıymetli Hocam,
52:02bugün Türk Edebiyatı'na,
52:05edebiyatımızda tasavvufun etkisi dedik.
52:07ve aşkı konuştuk.
52:09İlahi aşkı konuştuk.
52:11Ama şunu unutmayı sordum.
52:14Yani sormayı unuttum daha doğrusu.
52:17Sizi en çok etkileyen,
52:19edebiyatımızdaki tasavvuf beytlerinden bir iki tanesini alıp programı öyle noktalasak.
52:25Farklı ruh hallerinde farklı şeylerden etkileniyorum.
52:28Her zaman sadece budur diyemem.
52:29Evet.
52:30Mesela şimdi aklıma gelen,
52:32Dede Ömer Ruşen'e ait bir beyt.
52:34Çok meşhurdur, çok dağlıntı yapılır ondan.
52:37Hüsnünün aksin ruh-i dilberde peyda eyledin.
52:40Çeşme aşıktan dönüp anı temaşa eyledin.
52:44Günümüz Türkçesi.
52:45Evet.
52:45Güzelliğini güzellerin yüzünde gösterdin.
52:48Aşıkların gözünden kendi güzelliğini sen seyrettin.
52:52Allah Allah.
52:53Seven de sevilen de bir.
52:55Evet.
52:56Güzelliğini güzellerde gösterdin.
52:57Aşıkların gözünden kendi güzelliğini sen seyrettin.
53:01Siz de bu programda dediniz ya,
53:04Yusuf Aleyhisselam'ı çok merak ediyorum cennete.
53:07Ama bir de onu o kadar güzel yaratan Rabbül Alemin.
53:11Güzelliği halkıdan o.
53:12Şimdi yaratıyor ve onu aşığın gözüyle de izliyor.
53:19Kıymetli hocam çok teşekkür ediyorum.
53:21Ben teşekkür ederim efendim.
53:22Bugünkü gönül soframızda tasavvufu konuştuk ama ağırlıklı olarak tabii aşkı da.
53:27Evet.
53:28Tasavvuf hoş demek zaten.
53:29Tasavvuf aşktır.
53:30İnşallah Rabbimiz bizi nasıl görmeyi murat ediyorsa o şekilde.
53:37Dönüşmeyi, Efendimizin ahlakıyla, ahlaklanmayı Rabbül Alemin'in o boyasıyla.
53:42Amin.
53:43Hacma'yin efendim.
53:44Sivatullah'la bizi şeref yab eylesin.
53:47Sevgili izleyiciler, bugün de gönül soframız bu kadar diyeceğiz.
53:53Van 100. Yıllı Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi.
53:57Doktor Ömer Demirbağ hocamla birlikte olduk.
54:02Sizlerle birlikte olduk.
54:03Bir sonraki programda tekrar görüşme ümit ve duasıyla Allah'a emanet olun efendim.
54:28Vakıf Katılım Gönül Sofrasını sundu.
Yorumlar

Önerilen