Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 saat önce
Ülke TV, Ramazan ayına özel hazırladığı “Gönül Sofrası” programı ile izleyicilerini anlamlı ve nitelikli sohbetlerle buluşturuyor. Ramazan ayı boyunca her gün ekranlara gelecek program, iftar vaktini gönül iklimine dönüştürmeyi hedefliyor.

Ülke TV, Ramazan ayına özel hazırladığı “Gönül Sofrası” programı ile izleyicilerini anlamlı ve nitelikli sohbetlerle buluşturuyor. Ramazan ayı boyunca her gün ekranlara gelecek program, iftar vaktini gönül iklimine dönüştürmeyi hedefliyor.

“Gönül Sofrası”, sözün, şiirin ve düşüncenin aynı sofrada buluştuğu özel bir içerik sunuyor. Yazdığı ve seslendirdiği şiirlerle yıllardır geniş bir izleyici kitlesine hitap eden Dursun Ali Erzincanlı ile son dönemde özellikle sosyal medyada paylaşılan konuşmalarıyla dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Demirbağ, programda Ramazan’ın manevi atmosferine uygun sohbetler gerçekleştirecek.

Edebiyat, irfan, insan ve medeniyet perspektifinde yapılacak değerlendirmelerle “Gönül Sofrası”, izleyicilere hem duygu hem düşünce dünyasına hitap eden bir Ramazan programı sunacak.

“Gönül Sofrası”, Ramazan ayı boyunca her gün Ülke TV ekranlarında izleyiciyle buluşacak.
Döküm
00:00Vakıf Katılım Gönül Sofrası'nı sunar.
00:23Sevgili izleyiciler hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
00:27Gönül Soframızı kurduk ve Ülke TV ailesini ve bizim soframızın müdavimlerini hürmetle muhabbetle selamlamış olalım.
00:40Çok kıymetli hocam Van 100. Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ömer Demirva hocamla birlikte olacağız inşallah.
00:50Bu Gönül Soframızın süresince ve edep başlığı altında bir konuyu özellikle kıymetli hocama yönelteceğim.
01:03Soframızda olacak haya bir diğer ifadeyle utanma duygusu.
01:08Değerli hocam kavramları biliyoruz fakat bu kavramların içeriği nedir ne değildir?
01:18Yani edep nedir? Haya nedir? Utanma nedir?
01:21Mesela çekingenlikle haya duygusu aynı şey gibi geliyor bize.
01:27Çekinen bir çocuk mesela aferin ne kadar uslu bir çocuk dediğimiz çocuk aslında pasif bir çocuk.
01:33Evet, pısırık. Pısırık bir çocuk. Fakat biz onu yüceltiyoruz.
01:38Onun için böyle bereketli vakitlerdir.
01:42Bir de bu haya ile ilgili biraz bilgilerimizi tazeleyelim, yeni bilgiler edinelim.
01:51Mevlana Celaleddin Rumi Hazretlerinin bir beytidir.
01:55Edep bir tacıymış Nuri Hüda'dan, giy o tacı kurtul her beladan.
02:04Edeple diyorum başlayalım. Siz zaten onu haya ve utanma duygusuna getireceksiniz.
02:10Efendim, edep insanı diğer canlılardan ayıran en keskin farklardan biri, insana mahsus bir şeydir.
02:18İnsan demek edep demek. Nitekim tasavvuf büyüklerinden, Abdülhakim Arvasi Hazretleri'nin meşhur bir sözü var.
02:27Buyururlar ki, edep haddini bilmektir, din ise baştan başa edeptir.
02:34Edep haddini bilmek, din baştan başa edep.
02:37Bizim anladığımız en alt seviyede edep, başka insanlara saygılı olmaktır.
02:42Evet.
02:42Başka insanların hoşuna gidecek davranışlarda bulunmak, haddi aşmamak, bu bir kıvam meselesidir efendim.
02:50Onu hep söylerim, söylemek de hoşuma gidiyor.
02:53Türk kahvesinin köpüğü tutması neyse, işte efendim, çayın demini alması neyse,
03:01insandaki en cazip oturma, kalkma, yeme, içme, yürüme, konuşma tavrı da odur.
03:08Kıvamı tutturabilmek.
03:09Edep bu.
03:10Haddi aşmamak.
03:11Ne altta kalacak.
03:13Tabii tabii.
03:13Bir kıvam meselesidir.
03:15Ve bunun da mektebi tasavvuftur.
03:17Tasavvuf baştan başa zaten edep demektir.
03:20Çok meşhur hadisedir.
03:23Civar kabilelerden bir grup Müslüman olmak için geliyorlar.
03:28Mescidi Nebevi'ye kalabalık halinde giriyorlar.
03:31Efendimiz seyrediyor bunları.
03:33Ancak içlerinden bir genç, deveden iner inmez,
03:37heybesinden bir cübbe çıkarıyor.
03:39Yol elbisesini çıkarıp, o cübbeyi giyinip, öyle geliyor huzura.
03:43Gelince Efendimiz o gence diyor ki, sen gel yanımda otur.
03:47Edep bu işte.
03:48Edep insanı aziz eder.
03:51Çünkü o genç, Allah Resulü'nün huzuruna çıkarken belli bir takım kurallara uymayı hissetti.
03:58Böyle çıkamam onun huzuruna diye düşündü.
04:01Onun için hemen yanı başında yer buldu.
04:03Allah Resulü'nün yanında yer bulmak, edep tarafından insana böyle bir rütbe kazandırıyorsa,
04:10bir de edepli insanın Allah katındaki durumunu düşününüz.
04:15Edep bu.
04:16Edep bu.
04:18Bunun şeyle alakası yok.
04:19İmanın gereğidir edep.
04:21Peki imanı etmeyen, inançsız insanda edep olmaz mı?
04:25Olur.
04:25İnsanlık haysiyetiyle o cevheri Allah-u Teala her insana vermiştir.
04:29Fakat aynen tesbih tanelerinin dağınık olması gibi bünyemize yerleştirmiştir.
04:36İman ise o tesbih tanelerinin içine geçirilen bir iplik gibi davranışı bütünlüğe kavuşturur.
04:42Ve bunun adı edeptir.
04:44Mesela kıymetli hocam, adep edepler anlamında.
04:48Evet çoğuludur.
04:49Edebin çoğuludur.
04:50Mesela ziyaret adabı, mescit adabı, abdestin adabı.
04:55Elbette.
04:56Efendim namaz kılmada dikkat edilir.
04:58O zaman yapılması gereken en uygun şeyler.
05:02Evet.
05:03Bunu yaptığı anda bir insan edebiliyor olur.
05:05Nitekim hak din olan İslam dini ki Hazreti Adem'den son peygambere kadar gelen odur.
05:11Son peygamberden sonra da adı İslam'dır.
05:13İslam dini dikkat ederseniz evladın anne babaya karşı davranışlarına.
05:18Anne babanın evlada, karı kocanın birbirine.
05:20Komşu hakları, uzak komşu, yakın komşu, gayrimüslim komşu.
05:24Ya kadar nasıl davranacağımızı biçimlendirmiştir.
05:28Anne baba hususunda öf bile demeyiniz şeklinde ayet vardır.
05:33Evet.
05:33Komşuluk münasebetlerinde birbirinizi gözetlemeyiniz.
05:37Gizli hallerinizi araştırmayınız şeklinde Allah-u Teala'nın kesin yasakları vardır.
05:41İşte bütün bunlar topyekun, fert olarak insanı en edepli olacağı kıvama getirmeye yöneliktir.
05:50İslam zaten insan-ı ekber demek.
05:53En yüce insan İslam'ın getirdiği, metotla yetişen ve Resulullah'a en yakın olan insan demektir.
06:00Edeple insan olunur ve insan olunmanın mertebeleri son durak Resulullah'tır.
06:07En insan olan insan odur ve hayatı baştan sona edeple pırıltılıdır.
06:13Düşününüz ki Hazreti Ayşe annemizden rivayet bir kere bile hanımlarına karşı ayaklarını uzatarak oturmamıştır.
06:22Edebe bakansız.
06:24Ve sofrada yemek yerlerken Hazreti Ayşe annemiz arkasına bir yastık, kırlent gibi bir şey koyuyor.
06:31Ya Ayşe onu kaldır ben kulum kul gibi otururum buyuruyor.
06:35O kadarcık konfora bile izin vermiyor.
06:38Uyurken, dikkat edin, yanağı sav elinin içinde, dizler bükülmüş.
06:44Uyurken bile aynen ana rahmindeki ceninin pozisyonu o kadar edepli.
06:50Hayatı boyunca bir insan zorlayarak kendini bu kadar edepli yapamaz.
06:54Madeni edepli, yerinden güzel.
06:57Ve inneke la'lâ hulukin azîm.
06:59Seni yüce bir yaratılışla halkettik.
07:01Ayet-i kerime.
07:02Nedir o yüce yaratılış?
07:03Bir yönü de son derece edepli olması kendilerinde zaten bir reflekstir.
07:09Kendilerini zorlayarak yapmazlardı bunu.
07:12Asla kahkahayla gülmediler.
07:14Hiçbir zaman kimseyi hor görüp alay etmediler.
07:18Ömrü boyunca.
07:19Yani kahkahayla gülmediler ama sert mizajlı da değillerdi.
07:23Değil mi?
07:24Tabii, tabii.
07:25Yani mesela öfkelendiği zamanlar olmuştur.
07:28Beşer bizim gibi insan.
07:29O da bizim gibi kul.
07:31Yaşamıştır ve vefat etmiştir.
07:32İki kere öfkelendiriyor.
07:34Bütün hayatı boyunca hanımlarına iki kez kızmıştır Efendimiz.
07:39Kızması da şu.
07:40Birincisinde yemek biraz sıcak gelmiş.
07:43Artık ağzım mı yanmış?
07:44Neyse bize ateş yedirmeyin.
07:46Bunu biraz sertçe söyleyin.
07:48Hepsi de bu kadar.
07:49Yoksa bağırıp çağırmak, aşağılamak, hakaret etmek.
07:52Böyle bir şey asla yok.
07:54Zaten ona yakışmaz.
07:55İkincisi de Ümmü Mektum Hazretleri.
07:58İki gözü olmayan sahabi.
07:59Görme engelli.
08:01Yaklaşıyor.
08:02Hanımlarıyla otururken Efendimiz.
08:04Onun yaklaştığını görünce hanımlarına diyor ki siz içeri geçin bakalım.
08:08Deyince hanımları yerinden kıpırdamıyor.
08:11Ya Resulallah zaten bizi görmüyor ki.
08:13Deyince siz de mi görmüyorsunuz?
08:15Bunu sertçe söylemiş.
08:16Siz de mi görmüyorsunuz?
08:18Hadi içeriye.
08:19Bütün kızması hepsi bu kadar.
08:20Başka yok.
08:21Hepsi bu kadar.
08:22Çünkü alemlere rahmet.
08:24Allah'ın merhametinin insan şeklindeki görüntüsü bu.
08:28Allah en güzel onu yarattı ve en edepli onu yarattı.
08:31Onun için de bize en uygun örnek o Resulü Aleyhisselam.
08:37Elbette.
08:37Üstün bir ahlak üzere.
08:39Değil mi efendim?
08:40Yüce bir yaratılış.
08:41Yüce bir yaratılış.
08:41Ve inneke la alâ hulukin hazîm.
08:44Çok yüce bir ahlak üzerine yaratıldın.
08:46Yaratılışı böyle.
08:47Kendisini böyle yapma.
08:48Böyle antrenmanla işte efendim spor yaparak değil.
08:51Yaratan böyle yaratmış.
08:53Güzel yaratmış.
08:54Edeb bu kıymetli hocam.
08:57Yani bir insanın, bir kulun neyi nerede yapacağını çok iyi bilmesi.
09:03Evet.
09:03Bir de edeb ile edebiyat ilişkisi var.
09:05Müsaadenizle ona bir iki kelime bahsedeyim.
09:07Kesinlikle.
09:08Buyurun hocam.
09:08İnsandaki yine mucizevi özelliklerinden birisi insandaki kelam kabiliyetidir.
09:12Yani konuşma.
09:14İnsandaki kelam kabiliyetinin en lezzetli hale getirilme biçimine de edebiyat denir.
09:20Bakın orada da bir kıvam var.
09:22Evet.
09:22En etkili, en lezzetli.
09:24Edeb ne demek?
09:25Bir yönüyle edeb terbiye demek değil mi?
09:27Peki bu terbiye sadece çocuklara anlatılan şey midir?
09:30Hayır efendim.
09:30Yemeğin de terbiye edilmesi var.
09:32Değil mi?
09:33Evet.
09:33Mesela işte efendim yarın pikniğe gideceğiz.
09:35Hanımlar bilirler işte bugün eti şöyle dinlendirelim, şunları katalım filan.
09:39Yemeği terbiye ediyorlar.
09:40Nedir bu?
09:40Yemeğin en lezzetli hale getiriliş kıvamını bulabilmek.
09:44Aynı şekilde insandaki kelam kabiliyetinin de en etkili, en lezzetli haline getiriliş ilmine edebiyat denir.
09:53Ve edebiyatın şahı da şiirdir.
09:55Dikkat edin kaç kurala uyuyoruz bir mısra yazabilmek için.
09:59Evet kıymetli hocam, konu şiire geldiyse bizim de vakitimiz gelmiştir.
10:05Müsaade ederseniz.
10:06Lütfen.
10:06Tabi Müslümanlar için sevgili peygamber efendimiz ve ashabı için zor bir zaman dilimiydi.
10:14Uhud'la ilgili bir şiir takdim edeyim ben sevgili izleyicilerimize ve size.
10:20Günlerden Cuma, Uhud'a gelenler var.
10:26Medine yolu toz duman, Uhud'a gelenler var.
10:32Bir dağılsa da şu hava, görsek Medine-i Münevvere'den Uhud'a gelenleri.
10:42Bir görsek Allah Resulü'nü ve Eroğlu erleri.
10:52Bakın, bakın göründüler işte.
10:58Atının üzerinde evrenin efendisi.
11:02Kainatın reisi.
11:05Uhud'un sevgilisi.
11:09Sağında ve solunda ashabı güzin.
11:12Önündeyse iki üveyk yürüyor.
11:16Biri Sa'd bin Muaz, diğeri Sa'd bin Übade.
11:23Allah'ım bu ne edep.
11:27Atlarının bile başı yerde.
11:31Bakın şu iki gence, ikisi de on beşinde.
11:36Şu kısa boylu olanı Rafi bin Hadic.
11:40Parmaklarının ucuna basıyor ki, boyu uzun görünsün.
11:44İyi ok attığı söylenince, izin veriyor Efendimiz.
11:49Diğer gençse, Semüre bin Cündük.
11:53Ağlayarak peygamberinin yanına gidiyor.
11:57Ya Resulallah diyor.
11:59Rafi'ye izin verdiniz, bana niye izin yok?
12:03Ben Rafi güreşte yeniyorum.
12:06Efendimiz tebessüm buyuruyorlar ve bu iki ana kuzusuna güreş tutturuyorlar.
12:15Semüre Rafi'yi yenince güreşte, fahri kainat ona da izin veriyor.
12:23Günlerden cumartesi, Uhud'a gelenler var.
12:28İşte Ayneyn tepesi, okçular tepesi.
12:32Başlarında Abdullah bin Cübeyr, sultanı dinliyorlar.
12:38Düşmanı yendiğimizi görseniz de, size haber vermedikçe, adam göndermedikçe yerlerinizden asla ayrılmayın.
12:48Kuşların bedenlerimizi kapıştıklarını görseniz de iyi.
12:53Ben size adam göndermedikçe yerlerinizden asla ayrılmayın.
13:01İki ordu da hazır, iki ordu da harp nizamında ve Uhud'un kalp atışları dışında yeryüzü nefes bile alınır.
13:15Sessizliği bozan Kureyş'in sancaktarıdır.
13:19Söylediği her söz küfür kokulu.
13:23Benimle çarpışmaya er meydanına kim çıkar?
13:26Bu bir meydan okumadır.
13:30Cevap ise bir çift ayak sesi.
13:32Gözler Uhud toprağında yürüyen bu ayaklarda.
13:36Kime ait bu adımlar ki?
13:39Bastığı toprak Allah diyor.
13:44Ve Esedullah namıyla Hazreti Ali yürüyor.
13:49Birkaç saniye, bir tek hamle.
13:54Allah'ın arslanı dimdik ayakta, Kureyş'in sancağı ise yerde.
14:00Ardından bir başkası yükseltiyor sancağı.
14:03Ama bilmiyor ki bu defa kim var Uhud meydanında.
14:08Gökyüzünde yıldırımlar, yeryüzünde Hamza var.
14:13Asıl şimdi başladı, Uhud'un türküsü.
14:19Tam üç katı düşmanla peygamber ordusu.
14:23Göz göze ve diş dişe.
14:30Uhud'da yiğitler var.
14:33İşte Ebu Dücane, kılıcının üzerinde bir yazı.
14:37Korkaklıkta ağır, ilerlemekte şeref var.
14:43İşte Mus'ab bin Umeyr, zırhını giyinince nasıl da peygambere benziyor.
14:50Ve döne döne savaşan Hazreti Hamza,
14:54Ben Allah'ın arslanıyım diyor.
14:58Ebu Katade'ye bakın.
15:00Bakın bir ok fırlıyor müşrik yayından.
15:04Bir ok, hedefi yara yara geliyor.
15:09Hedefte Resulullah var.
15:11Okun Allah'ın Resulüne doğru gittiğini görünce,
15:15Ebu Katade, Allah'ı andı önce ve uzattı başını.
15:21Ok, Ebu Katade'nin gözüne saplandı.
15:28Uhud'da yiğitler var.
15:30Düşmanı bozguna uğratan yiğitler var Uhud'da.
15:34Ömer bin Hattab'a bakın.
15:37Gözleri çakmak çakmak Ömer'in.
15:41Ama telaş var yüzünde.
15:43Bu ne hal ey Ömer!
15:47Bu ne hal ey koca Ömer!
15:51Düşman hüsran yaşarken zafer kazanılmışken bu ne hal ey koca Ömer!
15:59Niçin okçular tepesine bakıyorsun?
16:03Neler oluyor orada?
16:06Niye iniyor okçular aynayın tepesinden?
16:09Allah Resulü haber vermeden niye iniyorlar?
16:12Ey Abdullah bin Cübeyr!
16:15Durdursana okçuları!
16:17Durun!
16:19Allah aşkına durun!
16:20İnmeyin yerinizden!
16:22Sahabe sendeliyor!
16:24İnmeyin!
16:28Allah Resulünü incitecekler!
16:31İnmeyin!
16:42Sultanlar sultanını incitecekler!
16:46Peygamber ordusu iki ateş arasında.
16:49Bakın mübarek elleri Resulullah'ın yüzüne kapanıyor.
16:53Kainatın affı için semaya kalkan eller şimdi kan içinde.
16:59Yetiş ey Ebu Ubeyde!
17:03Nur saçan yüz kan içinde.
17:08Zaman donuyor sanki.
17:10Ve dudaklarının arasından bir şey düşüyor.
17:15Kıpkırmızı bir yakut gibi.
17:18Peygamberin mübarek dişi.
17:21Zaman donuyor sanki.
17:24Uhud dağını bir titreme alıyor.
17:26Kimse Uhud'a ilişmesin.
17:31Çünkü altı yönden bir ses geliyor.
17:36Muhammed'in dişi yere düşmesin.
17:40Zaman donuyor sanki.
17:43Ve Cibril'i Emin yaratıldığı günden beri en hızlı inişiyle iniyor.
17:49Çünkü altı yönden bir ses geliyor.
17:53Yere düşmesin.
17:56Yere düşmesin Muhammed'in dişi.
17:58Ve bir ses ortalığı belvelere veriyor.
18:03Muhammed öldürüldü.
18:06Muhammed öldürüldü.
18:08Eğer o öldüyse ben niye yaşıyorum diyen Enes bin Nadr.
18:14Atıldı küfrün alevleri arasına.
18:20Yaşlı gözler sevgiliyi arıyor.
18:26Ve Kabb bin Malik hazretlerinin sesi duyuldu.
18:30Resulullah yaşıyor.
18:32Allah'ın Resulü yaşıyor.
18:35Onu miferinin arasından ışıl ışıl parlayan gözlerinden tanıdım.
18:41Habibullah yaşıyor.
18:44Onu şefkat dolu gözlerinden tanıdım.
18:50Uhud'un sevincine bir bakın.
18:54Ashabın sevincine bir bakın.
18:57Resulullah yaşıyor ya bu yeter.
19:00Hazreti Hamza duydu ya bu yeter.
19:04Yine daldı Hamza Kureyş'in dalgalarına.
19:09Ama savaşırken bir ara sendeledi Hamza.
19:16Ve boşlukta bir mızrak belirdi.
19:21Ey Hamza kaç mümin girmek ister mızrakla senin arana.
19:29Kaç mümin keşke ben öleydim.
19:33Keşke mızrak benim sineme saptansaydı der.
19:40Ama şehitlerin seyyidi sensin.
19:44Şehitlerin efendisi sensin.
19:47Allah Resulü'nün gözlerinden akan yaş.
19:50Hazreti Hamza'yı yıkar gibiydi.
19:53Resulullah hiç bu kadar elem duymamıştı.
19:56Hiç bu denli üzülmemişti.
19:58Ve amcasına hiç böyle seslenmemişti.
20:01Ey Allah Resulü'nün amcası Hamza.
20:05Ey Allah'ın ve Resulü'nün arslanı Hamza.
20:10Ey hayırlar işleyen Hamza.
20:14Allah sana rahmet etsin.
20:16Eğer senden sonra yas tutmak gerekseydi sevinmeyi bırakır sana yas tutardı.
20:24Değerli hocam siz hani zamanı ifade etmiştiniz.
20:30Belki bir önceki programda daha önceki programlarda da olabilir.
20:34Mekanlar vardır.
20:35Zamanlar vardır.
20:36Allah'ın hususi iltifatına mazhar olmuş olan.
20:41Uhud günü de o günlerden biridir.
20:45Herhalde sevgili peygamber efendimizin Uhud ölmek için çok güzel bir gündü ifadesi vardır.
20:52Allah-u Teala makamlarını yüce eylesin.
20:54Şefaatlerini nail eylesin bizleri.
20:57Şimdi peki insanların birbirine karşı şey edepten bahsettik ama
21:04utanma duygusu anlamına gelen haya başka bir şey olsa gerek.
21:08Yani belki alt.
21:09Evet edepten bir şubedir.
21:12Edebi gerektiren en kuvvetli insani dürtülerden biridir diyelim.
21:17Utanma duygusu.
21:18İnsana hastır.
21:18Hayvan da yok.
21:20Allah-u Teala onu insana vermiştir.
21:21Ve insandaki en gayri ihtiyari güzelliktir.
21:25İnsanın farkında olmadan utandığı zaman güzelleşir.
21:29Utanan bir insanı düşünün.
21:31Gayri ihtiyari güzellik.
21:32Kendini zorlamıyor.
21:33Mesela yüzüne karşı övüldüğü zaman terleyen ve önüne bakan delikanlıyı bir düşünün.
21:39O ne sevimli haldir?
21:40Ya da yüzüne dik dik baktığınız zaman yanakları pembeleşen çocuğu bir düşünün.
21:46O ne sevimli bir haldir.
21:48Utanmak güzellik demek.
21:50Ve ona hep söylerim.
21:51Sizi ne kadar incitirse incitsin, ne kadar sizi kırmış olursa olsun, bilseniz ki utanıyor.
21:57Kint utanmıyorsunuz.
21:59Utandığını fark ettiğiniz an sizdeki bütün öfke gidiyor.
22:03Utanmak karşınızdakinin utanıyor olması adeta görünmez ışınlarla sizi felç bırakıyor.
22:10Bir tepki duyamıyoruz çünkü utanıyor.
22:14İnsanda utanma bu kadar etkiliyse bir de onu yaratanın katında insanın utanıyor olmasının ne kadar sevimli olduğunu, ne kadar rızaya
22:23yakın olduğunu bir düşünün.
22:25Haya bu.
22:26Ve sahabiler içinde Hazreti Osman Efendimiz haya ile meşhur.
22:30İşte anlatılır.
22:31Çok da ünlüdür bu olay.
22:32Efendimiz otururlarken haber geliyor.
22:35Ya Resulallah Ebu Bekir geldi.
22:38Ruhsat var mıdır?
22:39Gelsin diyor.
22:39Buyursun.
22:40Ömer geldi az sonra gelsin.
22:42Osman geldi dedikleri zaman Efendimiz toparlanıyor.
22:46Soruyorlar ya Resulallah daha önce gelenler için hiç yani tavrınızı bozmadınız ama Osman denince ayağınızı çektiniz.
22:53Ne hikmet?
22:54Buyuruyor ki ondan melekler bile haya eder.
22:58Osman'dan melekler bile haya eder.
23:01Hakikaten de o kadar centilmen, o kadar nazik, kibar bir zat idi ki Hazreti Osman Efendimiz.
23:08Efendimiz'in yüzüne bakamazdı.
23:09Hep başı önündeydi.
23:11Hayasıyla meşhurdur.
23:12İnsanların kusurunu dile getirmeyi bırakın görmeyi bile istemezdi.
23:17O kadar zarif bir insandı.
23:20Haya edebin bir şubesi olan haya insanı işte böyle farkında olmadan gayri ihtiyari bir güzellikle insanlığın yüce mertebelerine çıkarabiliyor.
23:30Çıkarabiliyor.
23:30Evet.
23:31Necip Fazlı Kısakürey'in utanırdı burnunu göstermekten süt ninim dediği de o hayal duygusunun içine.
23:42Babam, babamın şöyle bir özelliği vardı hocam.
23:46Sofrada bir yere misafirliğe gitmişse eğer.
23:50hadi buyur ye dediklerinde babamın iştahı gidermiş.
23:55Ondan sonra geri çekilirmiş yani.
23:58Evet.
24:00Evet.
24:01Kulu kıymetli hocam.
24:03Kulun Allah-u Teala'ya karşı haya duygusu.
24:07O imanla paralel.
24:09İmanın derecesi neyse haya o kadar fazla.
24:12Yani biz Allah-u Teala'ya iman etmişiz.
24:16Tabi olmuşuz Resulüne.
24:18Müslüman olmuşuz.
24:19Kelime-i şehadet getirmişiz.
24:20Ama orada kalmışız.
24:22Mesela iman etmişiz ki Allah her şeyi görüyor.
24:25Buna iman etmişiz.
24:27Ama çok rahat ayaklarımızı uzatıp yatabiliyoruz.
24:30Görüyor.
24:31İşte imanın mertebesi arttığı zaman o ayaklar çekilir.
24:35İki büklüm olursunuz.
24:37Görüyor çünkü.
24:39İmanın derecesi.
24:40Bu mertebeleri arttığınız zaman öyle bir noktaya gelirsiniz ki gafleti arar olursunuz.
24:46Gaflet rahmettir bazen.
24:47Yoksa kül oluruz.
24:49Değil mi?
24:50Sürekli.
24:50Elbette.
24:51Elbette.
24:51Belli bir noktada gaflet insanoğlunun yaşaması için şarttır.
24:56Ama haya iman, haya edep ve bunların tam temel cevheri olan iman bir insanda olunca
25:05adeta bir füzenin yerden yukarıya fırlaması gibi insanı o kadar yüceltiyor ki insanın
25:11nefesi kesiliyor.
25:12Haya ve edep adamın nefesini keser.
25:15Rivayet olunur ki Hazreti Ali Efendimiz çok meşhurdur bu olay.
25:20Bir savaşta topuğuna ok saplanmış.
25:22Evet.
25:23Topuğuna saplanmış.
25:24Kemiğe kadar işlemiş.
25:25E ne kadar acıdığını tahmin edin artık siz.
25:28Kimseyi yaklaştırmıyor Hazreti Ali.
25:30Bırakın aman elinizi vurmayın.
25:32İşte zamanın hekimleri, doktorları geliyor.
25:34Diyorlar ki bunu bu şekilde el bırakmıyor yaklaşalım.
25:38Tutup oradan çekip çıkarmak dayanılmaz bir acıya sebep.
25:43Dolayısıyla afyon sürmemiz lazım.
25:45Uyuşsun.
25:46Deyince Hazreti Ali Efendimiz durun diyor.
25:48Hayır.
25:48Ben namaza durayım siz öyle çıkarın.
25:50Çünkü ben namazda başka hiçbir şey hissetmem.
25:53Allah Allah.
25:54Haya edep bu işte.
25:55Kimin huzurundasın?
25:56Ok ne ki?
25:57Okunma artık düşüneceksin.
25:59Kimin huzurundasın?
26:00Ve Allahu ekber deyip koca Ali.
26:03Namaza durunca sanki az önce hiç kimseyi yarasına el değdirmeyen Hazreti Ali değil de bir ağaçtan çıkarıyorlarmış gibi çekip çıkarıyorlar
26:13onu.
26:14Edeb ve hayal insanı böyle yapıyor işte.
26:17Şimdi hocam Hazreti Yusuf Aleyhisselam'ın güzelliğinden bahsettiğiniz bir program vardı.
26:22Orada kadınların parmaklarını kesmeleri.
26:25Yani beşeri sonuçta beşeri gözle bakıyorlar.
26:28Ve beşeri bir güzellik var.
26:30Bir insan o tecelli cemal sıfatının tecellisiyle böyle parmağını kesmesini bile hissetmemesi.
26:42Yani çok daha normal gelmiyor şu anda.
26:46Rabbül Aleminin huzurunda bir kul ve Allah Teala'nın Rab tecellileri karşısında.
26:53İşte Hazreti Ali'nin imanıyla namaza durmak lazım ki anlayalım nasıl insan hiçbir şey hissetmez.
26:59Evet.
27:01İlmin kapısı, ilmin kapısı.
27:03Evet.
27:03Düşünürüz.
27:04O iman ile Hak Teala'nın huzuruna ki Hazreti Ali'nin çok ünlü bir sözü vardır.
27:09Rabbim bütün gayb perdelerini kaldırsa ve her şeyi bana gösterse bile imanım artmaz.
27:15Çünkü ben hepsine iman ettim.
27:17Bu Hazreti Ali'nin sözüdür.
27:18Gayb'i önümde açsa imanım bir derece fazla olmaz artık.
27:22Yani bizim yakin dediğimiz.
27:24Yakin dediğimiz hadise.
27:25Hani biz hayrete düşeriz.
27:26Aa böyleymiş filan deriz.
27:28Hazreti Ali diyor ki açsa hepsini bana gösterse imanım artmaz.
27:33Böyle bir iman.
27:33Böyle bir iman.
27:34Ve böyle bir imanla Rabbin huzurunda namaza durmayı düşünün.
27:37Ok ne ki?
27:38Bizde birkaç perde açılaydı iyiydi hocam.
27:41Neyse açılanları seviyoruz.
27:43Evet.
27:44Evet evet.
27:45Sevenlere de inşallah.
27:47İnşallah.
27:48İnşallah.
27:48Şimdi hocam Resulullah Aleyhisselatü Vesselam'ın Şemail-i Şerif'ini araştırırken bir denk gelmiştim.
27:55Hatta şey de belki Şemail'de geçiyordur bir şiir olarak okuduk.
28:01Gökten daha çok yere bakar.
28:03Evet.
28:04Bu da Allah-u Teala'ya karşı bir edep.
28:08Muhakkak.
28:09En yüce kul odur.
28:11Tevazu da, hayata, edep de en güzel Hazreti Peygamber de ışıldanmıştır.
28:16En olabileceği son kıvam o zaten.
28:19En insan olan insan son peyvam verdir.
28:22Evet.
28:23Örnek odur.
28:24Yani biz onu andırdığımız, onun sünnetine ittiba ettiğimiz derecede kıymetlenebiliriz.
28:30Kendisi ise kendisini hiç zorlamadan, yaradılışı huluk-i nazim zatı.
28:34Madeni yerinden güzel.
28:35Olan insan o.
28:37Uyuması, kalkması, yemesi, içmesi, çocuklara tavrı, komşuluk münasebetleri, dede oluşu, baba oluşu, koca oluşu daima en ideal insan şeklidir.
28:47Ondan daha ilerisi olamaz.
28:49Ondan daha güzel olunmaz.
28:52Hocam, bu yani diyelim ki ben bugün bu programı dinledim.
28:57İzleyen kardeşlerim vardır.
28:59Ben o utanma duygusuna sahip olmak istiyorum desem.
29:03Bu doğuştan verilen bir şey mi?
29:05Ya da kaybedildikten sonra elde edilemeyecek.
29:08Hani derler ya bir insan utanmadı mı daha ondan sonra utanmaz.
29:11Evet. Allah muhafaza.
29:12Şeytan nefis gibi bir takım şer odakları diyelim.
29:17Özgüven perdesi altında bize hayasızlığı empoze eder.
29:21Çünkü ayette diyor şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterir.
29:26Hayasızlığı, utanmazlığı çok ileri derecede bir kişilik sağlamlığı gibi yutturabilir şeytan.
29:33Nitekim görüyoruz bunları.
29:35Kişiliği sağlam.
29:36Canel şey ne dediği, cesur.
29:38Evet, cesur.
29:41Cesurlu.
29:42Utanma başka bir şey.
29:44Tarife filan sılmasın.
29:45Peki kıymetli hocam dijital ortamda bugün en çok yani hemen hemen her kesimin şikayet ettiği şey şu.
29:51Biz nereye gidiyoruz?
29:52Biz dün utanan insanlardık.
29:56Bir şey taşıyorduk.
29:58Şimdi her geçen gün ya çocuklarımızda, gençlerimizde, kendimizde dahil olmak üzere.
30:06Yani o kendi çocukluğumuzda görmüş olduğumuz, o babamızda gördüğümüz, dedemizde gördüğümüz tavır ve davranış onlar tamamıyla gitti.
30:15Bu dijital ortamda görünen bu, bu işin yarını ne olacak?
30:22Yani nereye doğru gidiyoruz?
30:23Efendim bu her dönemdeki şikayetlerdir.
30:27Benim gençliğimde de bu vardı.
30:28Benden önceliklerde de bu vardı.
30:30Çünkü son peygamber gelmiş.
30:32Ondan sonra daha gelmeyecek.
30:34Doğal olarak o güneş zaman içinde zeval ettikçe gölgeler artacak.
30:39Karanlıklar fazlalaşacak.
30:41Nitekim hadis olarak okuduğumu hatırlıyorum.
30:44Zannediyorum Rıcaz-ı Salihin.
30:45Kaynağı tam şu anda çıkaramadım.
30:48Efendimiz haber veriyor.
30:50Sordum Cebrail'e.
30:51Benden sonra daha gelir misin yeryüzüne?
30:54Buyurur ki on kez daha gelirim ya Resulallah.
30:57E niçin gelirsin?
30:58Diyor ilk gelişimde hayayı alır götürürüm.
31:01İkinci gelişimde filan fazileti.
31:04Üçüncü gelişimde filan erdemi filan.
31:07Son gelişimde diyor imanı yeryüzünden alırım.
31:09Ve kıyamet kopar.
31:11Artık iman kalmaz.
31:12İlk giden hayayı.
31:13İlk gidiş hayayı.
31:15E tabi doğal olarak Resulullah Efendimiz'in zamanında onu bizzat fiziken gören sahabiler gibi olmamıza imkan yok.
31:24Ona imkan yok zaten.
31:25Ümmetimin en şerefleri onlardır diyor.
31:27Biz onlar gibi olamayız.
31:29Ama dediğiniz gibi dijital ortam, türlü şeytani tesirler, bizdeki bu insanı, insani hasleti maalesef aşındırıyor.
31:39Köreltiyor.
31:40Hatta ayıpmış gibi, enayilikmiş gibi sunuyor.
31:45Şeytan yaptıklarını onlara süslü gösterir diyor ya.
31:48Hayasızlığa, utanmazlığa, kabalığa, insan dışlığa insanı yöneltiyor ve bunu bir marifetmiş gibi de maalesef aldatıyor insanları.
31:56Bu var.
31:57Bu var.
31:57Öyleyse yapılacak olan şey şudur.
32:00Şunu bilelim.
32:00El hayâhu minel iman.
32:02Hadis.
32:03Hayâ imandan'dır.
32:04İman varsa hayâ var.
32:06Bu ne demek?
32:07İman varsa hayâ muhafaza olunur.
32:08Sen de Allah'ın verdiği o şey.
32:10Yoksa olmaz.
32:11Öyleyse, çoluk çocuğumuzda, evladımızda imanın kuvvetlenmesine vesile olabilecek yolları telkin etmemiz lazım.
32:19İman olursa zaten hayâ olur.
32:21Kur'an-ı Kerim.
32:22Yani anne babanın, ailenin.
32:24Çünkü öyle bir sorun vardı.
32:25Allah'ın kelamı, Allah'ın mesajı.
32:27Evet.
32:28Hucurat suresinde Allah-u Teala peygambere gösterilecek hayat tavrını tarif eder bize.
32:33Ey iman edenler, sesinizi onun sesinden yüksek çıkarmayın.
32:38Yolda yürürken onun önüne geçmeyin.
32:40Ona içinizden biri gibi davranmayın.
32:42O peygamber.
32:44Bunu Allah-u Teala yüzyıllar boyu okunacak olan Kur'an-ı Kerime niçin yerleştirdi?
32:49Peygamber her an içimizdeymiş gibi edepli olalım diye.
32:53Yoksa peygamber vefat etti gitti bu ayetlerine gerek vardı.
32:55Tabii.
32:56O her an içimizdeymiş gibi.
32:57Ve şöyle de bir mukayese yapıyorsunuz.
32:59Resulullah Aleyhisselatü Vesselam'a bunu yapıyorsak Rabbül Alemin'e ne yapmamız lazım?
33:03O zaten öyle.
33:06Mesela Allah-u Teala bana ve anne babana itaat et.
33:10Ayet-i Kerime.
33:11Allah kendinden hemen sonra anneyi sayıyor.
33:13Ondan sonra baba.
33:15Öf bile deme.
33:16Öf demek yasak.
33:17Haklı, haksız geç onları.
33:19Anne babaya Allah-u Teala en ufak bir bıkınlık tavrını yasaklamıştır.
33:24Akılları gerileyebilir.
33:26Aklen şey olabilirler.
33:28Hepsine tahammül etmemiz lazım.
33:30İşte edep bu.
33:30Allah'ın emrine uymak, fıtri imandan gelen utanma ve edep duygusunu muhafaza etmek bu tip şeylere riayet etmekle olur.
33:40Evet.
33:42Sevgili Peygamber Efendimiz'i örnek aldığımız zaman biz aynı zamanda hem o hayayı muhafaza etmiş olacağız.
33:48Basit bir örnek.
33:49Sözünüzü kestim kusura bakmayın.
33:50Unutmayayım diye söylüyorum.
33:52Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam misafirliğe gittiği zaman bazen ashabdan bazılarının evlerine giderdi kendini.
33:58Oturduğu yerde önüne bakardı.
34:00Asla etrafı incelemezdi.
34:04Sadece şu kadarcık bir örnek.
34:06Çünkü ayet var.
34:07Birbirimize casusluk etmeyin.
34:08Birbirinizi araştırmayın.
34:09Bu ayet.
34:10Allah emrediyor.
34:11Farz bu.
34:12Şimdi misafirliğe gittiğimiz zaman işte filan koltuk takımları, filan porselenleri, filan badana, filan avizeleri filan hem görüp inceleyip sağda solda
34:22da anlatmak.
34:24Edepsizlik bu işte.
34:26İman eksikliği bu.
34:28Haya eksikliği bu işte.
34:29Efendimiz hayatta başını kaldırıp sağa sola bakmamış.
34:33Ola ki bir ayıbı olur.
34:34Niye göreyim?
34:36Ola ki üzüleceği, mahcup olacağı bir manzara olabilir o evde.
34:41Ben görmemeliyim bunu.
34:42Evet.
34:42Çünkü İslam kusuru örtmektir.
34:45Allah settaral uyupdur.
34:46Ayıpları örtücüdür.
34:48Sen örteceksin ki o da seninkini örtsün.
34:50Evet.
34:51Edebhaya bakın insanı bu kadar insani mertebelere kadar yükseltebiliyor.
34:55Kıymet Hocam, Şemail-i Şerif'ten bahsetmiştim.
34:59Efendimiz yerden daha çok göğe bak, gökten daha çok yere bakardı.
35:03Evet.
35:03Müsaade ederseniz bizim de bir Şemail-i Şerif, Bir Gül isimli bir şeyimiz var.
35:09Şiirimiz.
35:10Onu bir takdim edeyim efendim.
35:13Mekke-i Mükeremede bir gül, yüzü dolunay gibi parlak, teni pembeye çalan beyaz renginde,
35:25saçları hafif dalgalı, açık renkli ve hilal kaşlı, iki kaşının arasında bir damar, öfkelendiğinde şişen.
35:39Mekke-i Mükeremede bir gül, saçları omzuna düşer, sakalı gür, gözleri kara üzüm gibi siyah.
35:51O siyah gözleri daima yerde, gökten daha çok yere bakar.
35:57Bakışları düşünceli, boynu gümüş beyazlığında, fil dişinden yapılmış bir suret gibi.
36:08Ashabının ardından yürür ve benim arkamı meleklere bırakın der.
36:14Bir şeye hayret ettiğinde elini çevirir, konuştuğunda ellerini bir araya getirir, öfkelendiğinde yüz çevirir, sevindiğinde hafifçe gözlerini kapar.
36:30Gülmesi tebessüm, o gülünce dişleri dolu taneleri.
36:36Mekke-i Mükeremede bir gül, yüzünde azamet ve hakimiyet, sözünde tatlılık, tane tane konuşan, sesi gül, teri gül.
36:53Geçtiği sokaklarda gül kokusu bırakan, giyimi sade, çoğunlukla sırtında bir ihram.
37:03En çok sevdiği renk sarı ve beyaz.
37:09Yediği yemek ateşin üzerinde, unla karıştırılan, öğütülmüş yulaf.
37:16Sofrada oturuşu hamd ile, şükür ile, bir gül, ikinci yurdu Medine.
37:27Medine-i Münevvere'de bir gül, insanlık aleminin en şereflisi, iman hakikatlerinin merkezi, ihsani tecellilerin tuğru, rahmani sırların iniş yeri, memleketi
37:42Rabbaniye'nin seması,
37:44peygamberler gerdanlığının ortasındaki en büyük mücevher, peygamberler kervanının öncüsü, bütün varlıkların en üstünü,
37:55izzet sancağının sancaktarı, ezel sırlarının şahidi, ilmin, hilmin ve hikmetlerin kaynağı, yerle gök alemlerinin göz bebeği,
38:08iki cihanın ruhu, dünya ve ahiret hayatının gözü, Medine-i Münevvere'de bir gül, aslın ve asaletin nurlu ağacı,
38:20yaratılışta insanların en üstünü, cismani suretlerin en mükemmeli, asıl mülk ve gerçek nimetin,
38:28göz kamaştırıcı güzelliğin ve yüce rütbenin sahibi, kalplerin tabibi ve ilacı, bedenlerin afiyet ve şifası,
38:39gözlerin nuru ve ışığı, asırlarca sevilen, yeniden sevilen, taptaze duygularla sevilen,
38:48en seçkin makamlara layık olan, en büyük dost, en şerefli sevgili, Abdülmuttalib'in torunu,
38:59Abdullah oğlu, Efendimiz, Hazreti Muhammed Mustafa, sallallahu aleyhi ve sellem.
39:09Medine-i Münevvere'de bir gül, her şeye rağmen ona sevdalı, milyarlarca bülbül,
39:18sevinç bayrak açmış her sinede, çünkü o gül hala Medine'de.
39:31Sallallahu aleyhi ve sellem.
39:34Kıymetli hocam, Hazreti Aleyhi Kerem, Allahü ve Eşe, bildiğiniz ve bildiğimiz üzere,
39:40Fatıma-tü Zehra annemize, izdivaç için düşünen isimler vardı yani,
39:48Resulullah aleyhisselatü vesselamla, kurbiyeti güçlendirmek için, akrabalık için.
39:54Fakat Resulullah aleyhisselatü vesselam uygun görmedi.
39:59Yani bir beklenti vardı.
40:02Evet, sükut etti.
40:03Sükut etti.
40:03Sükut etti.
40:04Cevap vermedi.
40:04Cevap vermedi.
40:06Sonra dediler ki, ya Ali sen neden talip olmuyorsun?
40:12Hani Hatice annemiz için gelip de Peygamber Efendimiz'e onu yapmışlardı.
40:16Peygamber Efendimiz'in dediği gibi, ya bilmiyorum ki hani verir mi diye.
40:22İste dediler.
40:24Hazreti Aleyhi Kerem Allahü ve Eşe, Efendimiz'in yanına girdi, oturdu.
40:28Fakat isteyemeden çıktı.
40:30Bu bir, iki, üç.
40:33Öyle oldu ki Resulullah aleyhisselatü vesselam buyurdular ki,
40:36Ali sen yoksa Fatıma'yı istemeye mi geldin?
40:41Diye yardımcı oldu.
40:43Kapıyı açıyor.
40:43Kapıyı açtı.
40:44O zaman başını böyle salladı ki, evet diye.
40:47Şimdi bu da mesela bir utanma duygusu, bir haya.
40:52Ne kadar zarif bir hal.
40:54Ne kadar güzel bir hal.
40:55Dikkat edin.
40:56Bizzat muhatabını yardıma çağıran bir hal.
40:59Yani siz utanan kişiye yardımcı olmak için kendinizi mecbur hissediyorsunuz.
41:03Evet.
41:04Utanmak, haya, edep işte böyle gayri ihtiyari bir güzelliktir ki,
41:07etrafındakileri kendine perverde eder.
41:10Utanan adam kıymetlidir.
41:11Herkes yardımcı olmaya çalışır.
41:13Böyle bir cazibe kazandırıyor insanları.
41:15Evet.
41:15Dediniz ki mesela utandığını hissettiğiniz zaman siz şey yaparsınız o insanlığı.
41:20Yani kızgın da olsanız o kızgınınız gider.
41:22Kalmıyor.
41:22Utanıyor çünkü.
41:24Utanan insana kin tutulmaz, utanan insana kız.
41:27Çünkü utanıyor.
41:27Kendi kendini cezalandırmakta.
41:29Artık size bir şey kalmıyor ki.
41:31Kıymetli hocam, aile olarak yani bir bireye, evladı olabilir, hayal duygusunu kazandırmadan nasıl bir etkiye sahip?
41:46Nasıl olmalı?
41:47Tabii küçük yaştan itibaren çocuk etrafındakileri görerek yetişir.
41:53Sırf nasıl yap, şunu yap, şunu yapma onun bir faydası yok.
41:56Çocuk görecek.
41:58Ben hatırlıyorum.
42:00Allah ikisine de rahmet eylesin.
42:02Annem ve babam.
42:03Annem ve babamın arası iyi olmadığı zamanlarda bile.
42:07Bazen olur ya hani ev içinde, küzülü falan oluyorlar.
42:10Babam içeri girdiğinde annem dedi kalk ayağa baban geldi.
42:13Halbuki araları yok.
42:14Araları yok.
42:16Annem söylerdi o baban kalk.
42:18Yani bu şekilde, söyleyerek, yönlendirerek ya da bizzat göstererek.
42:24Şunu gözümle görmüşümdür.
42:26Bir yakın akrabam.
42:28İkisi de yaşlı, seksenin üstünde karı koca.
42:31Koca içeri girince kadın ayağa kalkıyor.
42:34Seksenin üstünde.
42:35Kadın içeri girince koca ayağa kalkıyor.
42:38Dedim ki hacı amca o senden küçük.
42:40Sen niye kalkıyorsun?
42:41Hani koca adı üzerine, kocamış, büyük, yaşça büyük.
42:44Çocuk evladım dedi.
42:46Babası çok büyük alimdi.
42:47Bir de seyidedir o.
42:49Gecdadından hürmeten kalkıyorum.
42:51Hanımın içine ayağa kalkardı.
42:52Bunu gördüm.
42:53Şimdi işte zarafetin bu şekli, bu tablo bizim batı medeniyetine göre şekillenmiş zihnimizde pek bir şey ifade etmez.
43:01Bunun derinine vakıf olmak lazım.
43:04Çocuk bu tabloları görerek büyümeli.
43:08Nitekim en başta Kur'an-ı Kerim.
43:09Lokman suresinde Allah-u Teala, Hazreti Lokman'ın evladına ettiği nasihatleri bize ayet olarak indiriyor.
43:17Kale Lokmane libnihi, Lokman oğluna dedi ki, ayet.
43:21Bir zürü nasihati var.
43:23Ne diyor Hazreti Lokman?
43:24Evladım, yürürken kibirle yürüme.
43:27Başını çok dik tutma, dağları geçemezsin.
43:30Ayağını sert yere vurma, yeri delemezsin.
43:33Bakın burada bir şey üretiyor.
43:35Evladım, konuşurken bağıra çağıra konuşma.
43:37Bakın bunlar ayetlerle bize bildirilmiş.
43:40Bütün bunlar, dikkat edin, bağıra çağıra konuşmak, kibir tavrı, başkalarına hor görme.
43:45Bunlar hayatsızlıktır işte.
43:47Bunlar edep tavrının dışıdır.
43:49Mefhumu muhalifiyle bir insan nasıl edepli olur?
43:52Kur'an-ı Kerim bize gösteriyor.
43:54Komşuya davranış, arkadaşa davranış, din kardeşine davranış, gayrimüslime, en medeni şekilde.
44:02Gayrimüslimlere dost edinmek yok ama en medeni şekilde, en zarif bir biçimde komşuluk yapılır.
44:07Ortaklık yapılır.
44:09Bunlarla öyle olur ki hayran kalır.
44:11Zaten Müslüman anlattığıyla değil, hareketleriyle İslam'ı sevdirendir.
44:15Ve bu hareketin en kamaştırıcı şekilde edep ve hayadır.
44:20Tarih boyunca dışarıdan, sonradan ihtidar eden Müslüman olanların büyük bir kısmı Müslümanlardaki edep tavrına hayran kalarak Müslüman olmuşlardır.
44:31Demek ki bu din hak din demişlerdir.
44:33Evet.
44:35Öyle olmak lazım.
44:36Yani önce söylemek tabii gerekeni.
44:39Ayrıca çoluk çocuğumuza bizzat kendimiz örnek olarak edep ve hayat tavrını sevdirmemiz lazım.
44:46Hayran kalmıştım o karı koca.
44:4880 yaşını geçmişler.
44:50Böyleyken biri gelince diğeri ayağa kalkıyor.
44:52Bayılmıştım yani ben buna.
44:53Şeyde sevgili peygamber efendimiz aleyhisselatü vesselam Fatıma annemizin içeriye girdiği zaman ayağa kalkması.
45:02Gelsin babasının bir tanesi, gelsin babasının ciğer köşesi diyerek ayağa kalkarmış.
45:08Bu da bir sevgi gösterisi.
45:10O da Fatıma Tüzehra annemizi besliyor.
45:13Kıymetli hocam çok teşekkür ediyorum.
45:14Ben teşekkür ederim.
45:15Bugünkü soframızda da, gönül soframızda haya ve utanma duygusu dedik edebin baş çatısı altında.
45:23Sevgili izleyiciler, bugünkü programımızı bir şiirle noktalamak istiyoruz.
45:29Onun için ben tekrar Van 100. Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ömer Demirbağ hocama çok teşekkür ediyorum.
45:39Ben teşekkür ederim.
45:40Sizlere de hayırlı akşamlar diliyorum.
45:43Efendimizin anlattığı geçmiş ümmetlerden bir kıssayla sizi baş başa bırakacağım.
45:49Peygamber huzuru, huzur iklimi, o bakmadığı sürece gözler onda, o bakınca bakışlar yerde.
46:03Sesi tüm seslerin andelibiydi.
46:07Sesi karanlıkta kalan gönüllere seher vakti gibiydi.
46:14O yağmur deyince sanki şimşekler çakar, yıldırımlar düşerdi.
46:20O yağmur deyince sanki kelimeler sırılsırtla.
46:27Sizden önceydi dedi.
46:30Ama ne kadar önceydi söylemedi yar.
46:33Üç kişiydiler.
46:35Yolda yürürken yağmura yakalandılar.
46:37Dağın eteğindeki mağarayı görünce biri ve sonra diğerleri koşarak mağaraya sığındılar.
46:44Ardından büyük bir kaya düşüp dağdan mağaranın önünü kapattı.
46:49Bunun üzerine onlardan biri, diğerlerine dedi ki, hayatımızda işlediğimiz en hayırlı ameli söyleyerek Allah'tan yardım isteyelim.
47:00Düşündüler.
47:01Korku ve heyecanla ne kadar düşündülerse düşündüler.
47:05Ve birinin sesi duyuldu karanlıkta.
47:09Ey Allah'ım!
47:12Ben her gün koyunlarımla meraya çıkar, onları otlatır, sonra gelip koyunları sardım.
47:21Sütü önce ihtiyar anne ve babama içirirdim.
47:24Ardından çocuklarım ve eşim içerdi.
47:28Bir gün geç kalmış, sürüyü getirememiştim.
47:32Eve geldiğimde annem ve babam uyumuşlardı.
47:36Her zamanki gibi sütü sağdım ve baş uçlarında dikildim.
47:41Onları uykularından uyandırmayı istemiyordum.
47:45İşte o gece, gün doğuncaya kadar benim halim beklemekle, onların halinde uyumakla devam etti.
47:54Ey Allah'ım!
47:55Şüphesiz sen bilmektesin ki ben bunu senin rızan için yaptım.
48:00Şu kayayı aç da gökyüzünü görelim, dedi.
48:06Ve kaya hareket etti.
48:11İçeri sızan gün ışığıyla mağara aydınlandı.
48:16Birbirlerini görebiliyorlardı.
48:18Heyecanlarını ve sevinç gözyaşlarını görebiliyorlardı.
48:23Allah'ın görme ve duymasına olan imanları ziyadeleşmişti.
48:28Bu imanla diğeri duaya başladı.
48:31Fakat dua ederken başını eğdi.
48:35Çünkü duası baş eğilecek türdendi.
48:40Ey Rabbim!
48:42Ben amcamın kızını sevmiştim.
48:45Hem de bir insanın birini sevebileceği en güçlü duygularda sevmiştim.
48:54Durumları iyi değildi.
48:56Paraya ihtiyaçları vardı.
48:59Bir gün benden yüz dinar istedi.
49:02Benimle birlikte olursa verebileceğimi söyledim.
49:05Kabul etmek zorunda kaldı.
49:07Ben de parayı kazanmak için çalıştım ve nihayet yüz dinarı topladım.
49:12Sonunda amcamın kızına bu yüz dinarıyla kavuştum.
49:16parayı ona verip yanına oturunca bana
49:22Allah'tan kork dedi.
49:25Ben de ne ona dokundum ne de parayı geri aldım.
49:30Şüphesiz bilmektesin ki ben bunu seni rızan için yaptım.
49:34Ne olur bizi bu zor durumdan kurtar.
49:36Dedi ve kaya yine hareket ederek mağaranın önünü açtı.
49:44Ama çıkabilecekleri kadar açılmamıştı.
49:47Sanki hesap günüydü ve Allah'ın huzurundaydılar.
49:52O kadar yakın hissediyorlardı.
49:54Bu yüzden üçüncüleri ağlama ve konuşma arası bir sesle duaya başladı.
50:02Ey Mevlam! Şüphesiz ki sen bilmektesin.
50:07Ben bir işçi tutmuştum.
50:11İş sonunda ücretini verdim.
50:13Fakat almaktan imtina etti ve bırakıp gitti.
50:17Ben de ona vereceğim ücretle ekin ektim.
50:22Kazandığımla bir sığır bir de çoban satın aldım.
50:26Bir müddet sonra o işçi geldi ve bana
50:29Ey Allah'ın kulu benim hakkımı bana ver dedi.
50:34Ben de ona şu sığırlara ve çobanına git.
50:38Çünkü onların hepsi senindir dedim.
50:41Adam bana benimle alay etme dedi.
50:43Ben de ona hayır seninle alay etmiyorum.
50:48Bunlar gerçekten senindir dedim.
50:51Ey Mevlam! Ben bunu senin rızan için yapmıştım.
50:55Bize yardımını lütfeyle dedi.
50:57Ve kaya yine hareket etti.
51:00Mağaranın önü açılmıştı.
51:03Sonra peygamber sustu.
51:06Ve yağmur durdu.
51:08Şimdi sohbetin manaları damlıyordu.
51:12Sahabenin kalbine.
51:14Günü geldiğinde Allah'a sunacağımız,
51:18vesile edeceğimiz salih amellerimiz olsun.
51:22Aslında her amelimiz salih olsun.
51:27Bu istek mümin için bir emeldir.
51:33Sadıklarla birlikte olmak da salih bir ameldir.
52:13Vakıf Katılım Gönül Sofrasını sundu.
Yorumlar

Önerilen