Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Ülke TV, Ramazan ayına özel hazırladığı “Gönül Sofrası” programı ile izleyicilerini anlamlı ve nitelikli sohbetlerle buluşturuyor. Ramazan ayı boyunca her gün ekranlara gelecek program, iftar vaktini gönül iklimine dönüştürmeyi hedefliyor.

Ülke TV, Ramazan ayına özel hazırladığı “Gönül Sofrası” programı ile izleyicilerini anlamlı ve nitelikli sohbetlerle buluşturuyor. Ramazan ayı boyunca her gün ekranlara gelecek program, iftar vaktini gönül iklimine dönüştürmeyi hedefliyor.

“Gönül Sofrası”, sözün, şiirin ve düşüncenin aynı sofrada buluştuğu özel bir içerik sunuyor. Yazdığı ve seslendirdiği şiirlerle yıllardır geniş bir izleyici kitlesine hitap eden Dursun Ali Erzincanlı ile son dönemde özellikle sosyal medyada paylaşılan konuşmalarıyla dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Demirbağ, programda Ramazan’ın manevi atmosferine uygun sohbetler gerçekleştirecek.

Edebiyat, irfan, insan ve medeniyet perspektifinde yapılacak değerlendirmelerle “Gönül Sofrası”, izleyicilere hem duygu hem düşünce dünyasına hitap eden bir Ramazan programı sunacak.

“Gönül Sofrası”, Ramazan ayı boyunca her gün Ülke TV ekranlarında izleyiciyle buluşacak.
Döküm
00:00Vakıf Katılım Gönül Sofrasını Sunar
00:23Sevgili izleyiciler hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
00:27Gönül Sofrasındayız ve Ülke TV ailesini ekranları başında bizi izleyen tüm izleyicilerimizi saygıyla, sevgiyle selamlıyoruz.
00:39Van 100. Yılı Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ömer Demirbağ hocamla birlikteyiz.
00:46Ve inşallah bugün de sizin gönüllerinize soframızda neler sunacağız ona bakacağız.
00:53Bir çatı konumuz var. Tevafuk ile tesadüf. Bu başlık altında bir sohbetimiz olacak.
01:03Arada sizlere şiirler takdim edeceğiz.
01:06Bu programın hayrını ve güzelliklerini temenni ediyoruz.
01:10Kıymetli hocam nasılsınız efendim? İyisiniz?
01:12Şükürler olsun efendim. Çok teşekkürler. Sizi sormalık.
01:15Hamdolsun. Çok teşekkür ediyorum.
01:16Sahabe efendilerimize bu soru aslında sorumluluk gerektiren bir soru.
01:23İyiyim desen doğru değil. Kötüyüm desem şükürsüzlük. Ne demeli?
01:29Genelde elhamdülillah deyip geçtirmek lazım.
01:31Soran için de sıkıntı. Şöyle yani bugün için sıkıntı. Nasılsınız?
01:35Yani derdini anlat bana. O da derdini anlattıktan sonra artık sorumluluk bilinci devreye giriyor.
01:41Ben ne yapabilirim? Yani bu manada ama biz tabi bugün için nasılsınız?
01:46Günlük hayatta çoğu zaman nasıl olduğunu asla merak etmeden soruyoruz.
01:50Riyakar bir biçimde nasılsın?
01:52O da yalana yalanla iyiyim filan diyor.
01:55Mukabele ediyor.
01:56Ya da hadi belki bir fırsat. Belki derdime derman olur diye derdini anlatıyor.
02:01Evet soran bir pişman oluyor.
02:04Kıymetli hocam biz normalde tesadüf diye kullanıyoruz.
02:11Neden bunu kullanıyoruz?
02:13Çünkü televizyonlarımızdan, radyolarımızdan, kitaplardan, okullardan tesadüfe dayalı bir dünya görüşü bize sunulmuş.
02:24Yani iklimlerin oluşu, kainatın yaratılışı, bizim yaratılışımız bunların tamamı tesadüfe yüklendiği için
02:33kainatta meydana gelebilen, kendi hayatımıza meydana gelebilen hadiselerde yine tesadüfe bakın diye izah ediyoruz.
02:41Aslında tesadüf nedir ve tesadüf dediğimiz şeylerin gerçek adı tevafuk mudur?
02:49Efendim dediğiniz gibi kasıtlı bir şekilde dilimize yerleştirilmiş.
02:54Ancak her kullanan mutlaka bu kasıtla kullanmıyor bunu.
02:58Yani niyeti rast gelmiş, tesadüfen denk gelmiş gibi bir anlam yüklemiyor buna.
03:05Galata meşhur diyoruz biz bunlara.
03:07Yanlıştır ama dile yerleşmiştir, çare yoktur.
03:10Mesela serbest kelimesi Farsçadan Türkçe'ye geçmiş.
03:14Serbest, Farsçada başı bağlı demektir.
03:17Türkçe'ye tam ters anlamda geçmiş.
03:20Serbest, başıboş demek bizde.
03:22Başıboş demek.
03:22Türkçe'deki anlamı bu.
03:24Aynı şekilde tesadüf, şuursuz, bilinçsiz denk gelme.
03:29Ama tevafuk, münasip olma, uygun düşme.
03:33Sebep-sonuç zinciri içinde halkaların varlığını da kabul etme demektir.
03:39Tesadüf ise sadece gördüğü halkayı kabul eder, denk geldi o kadar.
03:44Onun gerisindeki halkaları var kabul etmez.
03:46Yani sinsi bir inkar vardır tesadüfte.
03:50Ama günlük hayatta dilimize yerleşen yerleşik bir yanlış kelime olduğu için de çok kolay onu değiştiremiyoruz.
03:57Niyete bağlıdır.
03:58Yani tevafuk niyetiyle de tesadüf kullanıyor.
04:03Sadece tevafuk ne anlama geliyor, tesadüf ne anlama geliyor?
04:07Bu izah edildiği zaman zannediyorum kullanışta değişiklikler olacaktır.
04:12Mesela her şeyi kontrol eden işte
04:15Allah-u Teala'nın gücü her şeye yeter.
04:20O her an gözetlemededir.
04:23Biliyor, duyuyor ve sürekli bir yaratma içindedir.
04:31Allah-u Teala'nın kontrolünde bir kainat, varlık tamamıyla onun kontrolünde.
04:35Şimdi bunun bilincinde olan bir insan tesadüfi kullanmayacaktır.
04:40Anlam olarak asla aklına bile gelmez zaten.
04:43İzni olmadan yaprağın bile kıpırdayamayacağını bilen bir insan
04:47rast gelmeyi kabul edebilir mi?
04:50Etmez tabii ki.
04:51Her şey onun izni, ilmi, kudreti dairesinde cereyan ediyor.
04:55Buna elbette iman etmişiz.
04:59Tevafuk, münasip olmak.
05:01O münasebeti bizim fark etmemizde kullandığımız bir kelimedir.
05:05Tevafuk.
05:06Yani uygun düştü.
05:07Allah denk getirdi.
05:08Tesadüf ise kendi kendine uygun düşme demektir.
05:13Yaratıcıyı, kudreti görmeme demektir.
05:16Ancak tesadüf kelimesini kullanan herkes inkar anlamında kullanmıyor.
05:21Dedim ya, Türkçe'mize geçmiş, aynen serbestte olduğu gibi Galata meşhur nevinden
05:26yerleşik bir yanlışlıktır ama yerleşmiştir.
05:30Yani kolay da, aynen virüs gibidir.
05:34Virüsleri temizlemek zor ya, dilimizde nice anlatım bozukluğu olan kelimeler var.
05:38Anlatım bozukluğu olduğunu bile bile kullanırız.
05:41Yani sadece kaygı şu oluyor.
05:42Yani bir anne baba olarak da, bir eğitmen olarak da.
05:45Birbirimizi uyarmamız lazım.
05:47Tesadüf yok, tevafuk var.
05:48Tevafukan geldim.
05:50Tesadüf yerine elden geldiği kadar tevafuk kelimesini kullanmak hem üslup olarak daha güzel,
05:55Türkçe'ye daha uygun, hem de niyet olarak daha uygundur.
05:58İşte bir küçük örnek vereyim.
06:00Teşekkür ediyorum genç arkadaşıma.
06:03Gözümün içine baka baka diyor ki önemli değil.
06:06Bilseydim teşekkür etmezdim, önemli değilmiş.
06:09E hocam ben o anlamda demedim, yaptığım şeyin önemi yok demek istedim.
06:12Tamam biliyorum o anlamda demediğini.
06:14Ama sözünü kendin sonradan niyetini anlatmak zorunda kalıyorsan altın bozukluğu yapıyorsun demektir.
06:20Değil mi?
06:20Bunun gibi daha nice dilimize yerleşmiş virüsler var.
06:23Neler neler var.
06:25Kıymetli hocam kendimizce bir hedef belirliyoruz gün içinde bir yere gideceğiz ve biriyle karşılaşıyoruz.
06:35Ve o günde yani onu mutlaka görmemiz gereken birisi ama hiç olmadık bir yerde karşılaşıyoruz.
06:41Evet bu bir tevafuk yani karşılaştırma.
06:45Fakat şöyle geriye doğru gitsek belki bir beş dakika bir trafik ışıklarında beklemişizdir.
06:52Ya da birisi bizi meşgul etmiştir.
06:54Ve o şahısla karşılaşma ihtimalimiz o zaman düşecek.
06:58Tabii.
06:59Birbirine zincirleme bağlı olarak giden şey.
07:02Ama Allah-u Teala da bunları bize göstermiyor.
07:05Çünkü imtihan bozulur diye değil mi?
07:07Elbette.
07:07Bir de kul gözü ne kadarını görebilir ki?
07:10Ey iman edenler diyor.
07:11Ey görenler anlayanlar demiyor.
07:13Dikkat edin.
07:13Ey iman edenler.
07:15İtimat edenler.
07:16Resul geldi.
07:18Kitap geldi.
07:19Dediklerini kabul ettik.
07:21Sonradan hikmetler ortaya çıkarılır.
07:23İlmi araştırmalar yapılır.
07:25Ayrı mesele.
07:25Ancak Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam veda hutbesini irad ederlerken onu dinleyen yüz bini aşkın varmış orada.
07:34Hatta her yüz safta bir gür sesli sahabi duyduklarını geriye bağırıyormuş.
07:39Resulullah diyor ki veda hutbesi böyle irad edilmiştir.
07:43Oradaki o yüz bini aşkın kişinin içinde herkes aynı zekada, aynı akılda mıydı?
07:49Hatta bazıları hiç belki Arapça da bilmiyordu.
07:53Ama peygamber konuşuyor.
07:54Pür dikkat nefesini tutmuş onu dinliyorlar.
07:57Bazen bize verilmiş antenler, algılar, latifeler henüz keşfetmediğimiz nice latifelerimiz var.
08:04Aklın önüne geçer.
08:06Akıldan önce onlar anlar.
08:07Onlar anlar akıl tasdik eder.
08:10O zaman her şeyde bir hayır vardır sığınacağız.
08:13Olanda hayır vardır.
08:14Oluş hayırdır zaten.
08:17Yani tevafuk ve tesadüfe baktığımızda çok, yani izleyen izleyicilerimiz arasında bu çok basit bir konuda dense,
08:26yine de o onun üzerine hazırlanmış soruları yine dile getirmek lazım ki.
08:32Çünkü o bir insan için çok önemli bir soru olabilir.
08:36Yani cevabının peşine düşüldüğü bir soru olabilir.
08:39Yani şöyle bir şey, aklıma gelmişken söyleyeyim.
08:42Mesela saçınız da kıldır, kaşınız da kıldır.
08:46Aynı organizmadır.
08:46Evet.
08:47Saçınızı serbest bırakan ama kaşınızı belli bir noktadan sonra dur diyen bir kudret var.
08:52Yüzünüzdeki estetiğe hakim olan her bir çizgiyi ayarlayan bir kudret var.
08:57Kıla kadar o kudretten kaçamıyorsa artık tesadüften bahsedilebilir mi?
09:06Bu da kıl, bu da kıl.
09:08Hangi kudret buna dur diyor.
09:10Belli bir noktadan sonra da uzama artık diyor.
09:12Ötekini serbest bırakıyor.
09:14Evet.
09:14Şimdi nasıl dersek ilim elde etmiş oluruz.
09:17Ama niye dersek Allah-u Teala'ya ulaşabiliriz.
09:21Evet.
09:21Çünkü nasıl bir...
09:24Usul.
09:25Nasıl da usul vardır.
09:26Çünkü sebep ve alemi.
09:28Niçindeyse faili bulursun.
09:29Evet.
09:30Peki hocam sürekli tesadüf diyen bir kalp hangi hakikati kaçırıyor olabilir?
09:35Yani bile bile kasten tesadüf diyorsa inat ediyor.
09:40Yoksa yani bilim, akıl, zeka en ufak bir muhakeme kıpırdısı olan hiçbir beyin kainatta var olan nizam ve intizamda tesadüfe
09:50yeri olmadığını anlar.
09:52O kadar basittir ki tesadüf olmaz.
09:54Olmaz.
09:55Mesela eskiden kara tahta vardı.
09:58Ben o yüzden de ülser oldum ya benim yaşımdakiler herkes tebeşir tozundan mideyi perişan etmiştir.
10:04Sınıftan dışarıdan girdiniz, kara tahtada güzel bir yazı veya bir resim.
10:09Bakar bakmaz bunu kim yaptı dersiniz.
10:12Hiçbir zaman kara tahtadaki oku önemli değil.
10:14Kim yaptı? Önce bak.
10:15Tabii kim yaptı?
10:16Önce kim yaptı?
10:17Aynı şekilde muazzam bir nizam, intizam, düzen var her şeyde.
10:24Yani hiçbir en küçükten en büyüğe kadar kainatta hiçbir şubede rastgelelik yok.
10:31Bunu ilim de kabul eder, akıl da kabul eder.
10:34Zaten bu olmasa ilim olmaz.
10:36İlim bu düzen ve intizamın keşfinden ibarettir.
10:40Bu kadar muntazam, bu kadar düzenli, bu kadar kontrollü.
10:46Dedim ya az önce yüzümüzdeki bir kıla kadar kontrol altında bulunduran kudretin idare ettiği alemlerde tesadüfe yer olabilir mi?
10:55Allah'ın gözünden bir şey kaçar mı?
10:58Tesadüf Allah'ın gözünden kaçmış demektir.
11:00Haşa öyle bir şey olmaz.
11:01Evet.
11:02Değerli hocam biraz dinlendireceğim sizi.
11:06Lutfedersiniz efendim buyurun.
11:07Yani tesadüfün ve tevafun dışında bir mesele olacak.
11:11Bu ümmeti Muhammed'in Allah-u Teala fert olarak da imtihan ediyor insanı.
11:15Ama topluluk olarak da imtihan ediyor.
11:17İşte bu imtihanlardan günümüz itibariyle bizim şahit olduğumuz en önemli imtihan Filistin'deki insanlarımızın yaşadıkları.
11:31Onun için de Ben Kudüs'üm diye bir şiirimiz var.
11:34Onu müsaade ederseniz takdim edeceğim hocam.
11:36Lütfen efendim.
11:39Ey Rabbim!
11:42Peygamberle baş başa konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka verin buyuruyorsun.
11:50Benim tasadduk edecek hiçbir şeyim yok.
11:55Gölgemde beni savunurken canlarını veren çocuklardan başka.
12:00Kabul buyur Allah'ım.
12:03Beni duyur Allah'ım.
12:06Sübhan olan Allah'ım.
12:11Ya Resulallah!
12:14Ben Kudüs'üm.
12:18Allah'ın dokunulmaz kıldığı üç hareminden biri.
12:23Yeryüzünün süslerinden bir süsüm.
12:27Kalbinde mescid-i aksayı taşıyan.
12:31Sokaklarında peygamberlerin yürüdüğü, güldüğü ama hep öldürüldüğü şehir.
12:40Bu yüzden uzundur yasalın.
12:44İniltilerini duyduğun, sesini dinlediğin o kütük misali.
12:50Beni de duy, beni de dinle.
12:54Bugün hem garip hem de mahpusum.
12:58Ebu A'dan döndüğün günkü gibi öksüz.
13:02Taif'te taşlandığın günkü gibi sahipsiz.
13:06Ebu Talip mahallesindeki gibi yalnız.
13:09Tepeden tırnağa pusum.
13:16Ben Kudüs'üm.
13:18Mekke-i mükeremenin kardeşi.
13:21O zemzemle umman, bense kan dolu bir tasım.
13:28O şehirlerin anası, bense şehirlerin mazlumuyum.
13:34O sevinç gözyaşlarından deniz.
13:38Ben acılardan bir nehirim.
13:42O ayaklar altında kalmasın diye, bir isra gecesiyle şeref verdiğin fakirim.
13:50Başım üstüne dedim, başımla beraber dedim.
13:56Sen göklere yükselirken, başını ayaklarının altına koyan şehirim.
14:05Her şehir senden bir teberrük aldı.
14:10Bana da hüznün kaldı o gece.
14:15Yüzünde Ebu Talip'in, Hatice'nin hüznü vardı.
14:19Yüzünde her hüznü unutturacak yüzünde hüznü gördüm.
14:25Sen hüzün peygamberi, ben de hüznün şehri oldum.
14:30Gündüzlerim ölüm koktu, gecelerim sen.
14:34Zeynebi, Ümmü Gözüm'ü, Rukiye'yi toprağa verdiğin gibi kaç kız çocuğunu bağrıma bastı.
14:44Bir bilse.
14:46Bildirsin azim olan Allah, Sübhan olan Allah.
14:52Ben Kudüs'üm, kubbelerinde feryatlar yankılana.
14:58Ağıtları saklayıp seher vaktine, onlardan irili ufaklı kefenler ördüm.
15:07Ve ben iki Fatih gördüm.
15:11İlki Ömer'di.
15:14Yürüyerek girdi kapımdan.
15:16Hem şehrime, hem kalbime girdi.
15:21Yine sen koktu sabahları, akşamları.
15:27Uzun sürmedi rüyalarım.
15:30Sevincim yarım kaldı.
15:32Düşlerim yarım.
15:34Yine gelir diye beklerken Ömer'i,
15:37Bu kez ikinci Fatih'i gördüm kapımda.
15:41Adı Selahaddin-i Eyyubi'ydi.
15:44O nasıl bir oğuldu böyle.
15:47Adalet ve merhamet, insan suretindeydi.
15:52Ve bir muhafız gördüm.
15:56Eba Eyyubel Ensari'nin şehrinde.
16:00Uzatıp elini etten duvar ördü çevreme.
16:04Çelikten kalkan, cennet mekan, sultan Abdülhamid Han.
16:13Ya Resulallah, ben Hüdüs'üm.
16:20Gözüm Mekke'de, kulağı Medine'de olan şehir.
16:25Mescidi kıbleteğinde yüzünü Kabe'ye dönüp,
16:29Sırtını Uhud gibi yasladığın şehir.
16:34Ümmetinin de yüzü Kabe'ye dönüp,
16:37Ama bana sırt çevireceklerini hiç düşünmemiştim.
16:43Meryem'in susup, kundaktaki İsa'nın konuştuğunu gördüm.
16:48Ama Meryem'lerin öldürülüp,
16:50Kundakların ateşe verileceğini hiç düşünmemiştim.
16:55Bir avuç Filistinli kaldı yanımda.
16:58Bedir'de dua ettiğin gibi onlara da dua et.
17:02De ki Allah'a,
17:04Bu bir avuç insanı helak edersen,
17:07Mescidi Raksa'da sana ibadet edecek kimse kalmaz.
17:12Duanı kabul etmiyorsun Allah.
17:16Allah kalbime Mescidi Raksa dedi ama,
17:19O adı koruyan olmadı.
17:21Kendini harem'in hizmetçisi görenler,
17:25Terk etti beni.
17:27Ağlayanım yok,
17:28Mekke'den,
17:30Medine'den başka.
17:32Bir umudum var ki,
17:34Seni alemlere rahmet gönderen Allah var.
17:38Davud'un sapan taşıyla calıdı yere seren Allah var.
17:42Yusuf'un kokusunu Yakub'a ulaştıran Allah var.
17:48Bana bunadı demelerinden endişe etmesem,
17:52Sanki İstanbul'da,
17:55Eba Eyyubel Ensari'nin şehrinden,
17:58Ömer'in,
17:59Selahaddin'in,
18:01Abdülhamid'in kokusunu alıyor.
18:03Sanki bana doğru payitahttan,
18:08Arslan seli akacak,
18:12Kıpkızıl bir şafakta,
18:15Göğüme bir hilal,
18:19Bir de yıldız takacak.
18:26Ya Resulallah,
18:31Huzurunda sesimi yükselttiğim için,
18:33Affetsin beni Allah.
18:37Ben Kudüs'üm,
18:40Sen başımın tacısın,
18:43Ama bugün ümmetine küsüm.
19:01Kıymetli Hocam,
19:02Dedim ki,
19:03Madem Resul-i Ekrem Efendimiz,
19:05Sallallahu aleyhi ve sellem,
19:07Medine-i Münevvere'ye hicret edeceği vakit,
19:10Mekke-i Mükerreme'ye doğru döndü,
19:12Ve buyurdular ki,
19:14Ey Mekke,
19:15Sen benim için bütün dünyadan daha değerlisin,
19:18Ama senin insanların beni rahat bırakmıyor.
19:23Mekke-i Mükerreme'den ayrılışını,
19:25Adeta Mekke-i Mükerreme'ye izah etmek durumunda kaldı.
19:29Gönül alır gibi.
19:31Gönül alır gibi.
19:32Ve eğer,
19:33Haşa,
19:34Peygamberler boş işi yapmaz.
19:36Haşa.
19:36Eğer o şehre seslendiyse,
19:39O şehir duymuştur Efendimiz,
19:40Sallallahu aleyhi ve sellem'i.
19:42Veya Efendimiz bir kütüğün iniltilerini duydu.
19:48O hutbe meselesiyle,
19:49Minberle alakalı.
19:51Bu aslında bugünkü Filistin'de özellikle Gazze'de yaşanan hadiseler için yazılmış bir şiir değildi.
19:59Bu 2016'lı 17'li yıllarda yine böyle her Ramazan'a yakın Filistin'in Müslümanların yaşadığı bir şey vardı,
20:08Sıkıntı vardı.
20:09O zaman acaba biz ne yapabiliriz diye düşündük.
20:14Kudüs Efendimiz'e seslenseydi nasıl seslenirdi diye.
20:17Böyle bir şiir ortaya çıkmıştı.
20:22Biz inşallah Rabbimiz içinde bulunduğumuz mübarek atmosferin hatırına Rabbimiz elbette ki,
20:34bizim dua, yani ben kendi adıma söylüyorum benim duam ne anlam ifade edecek.
20:39Allah-u Teala onların hasbiyallahu ve ni'mel vekil dediklerini Rabbül Alemin elbette duyuyor.
20:44Ama sevgili Peygamber Efendimiz de ashabına 3 yıl boykotu Rabbül Alemin müsaade etmiş.
20:50Demek ki fesada da bir mühlet vermiş.
20:54Biz sadece diyoruz Ya Rabbi onlara yapacağın yardıma bizi de hizmetkar eyle diye dua ediyoruz.
21:00Evet sevgili izleyiciler biz de diyoruz ki Ya Rabbi yapacağın yardıma yeryüzünde başta gazi olmak üzere,
21:08nerede mazlum var ise ve onlara yapacağın bir yardım söz konusu ise o yardıma bizi hizmetkar eyle.
21:15Amin.
21:16Ve sevgili hocamla, değerli hocamla biz tevafuk ve tesadüf konumuza devam edeceğiz.
21:24Evet kıymetli hocam, dua ile tevafuk arasında görünmeyen bir bağdan söz edilebilir mi?
21:33Zaten iç içe geçmiştir.
21:35Yani Allah'ın bana yardımcı olun, yardımcı oldan sonra peşine gelen şeyler tevafuk olabilir mi?
21:43Zaten bir iç içe geçmiştir.
21:45Dua Allah'tan tevfik beklemektir.
21:48Tevfik tevafuktan duruyor zaten.
21:50Allah'ın uygun getirmesidir.
21:52Allah'ın denk düşürmesini niyaz ediyoruz.
21:55Yolumuzu açmasını, rast getirmesini niyaz ediyoruz ki bunun adı tevafuktur.
22:00Evet.
22:00Müsaadenizle bir hatıramdan bahsedeceğim.
22:0390'lı yıllarda son derece soğuk bir Şubat günü.
22:06O zamanlar Cumartesi, Pazar.
22:09Özel dershanelerde de ders veriyordum.
22:12Gece dersim bitti.
22:13Günler kısa zaten.
22:14Ben evime geliyorum ama oldukça soğuk bir kış gecesi.
22:19Yani ağzımızdan böyle buharlar çıkıyor.
22:21Yer, demir, gök, bakır derler ya öyle bir.
22:24İşte bir an önce evime yetişebilmek için, soğuk çünkü.
22:27Acele ederken yolda bir yakınıma rast geldim.
22:30Bir hal hatır sorduk birbirimize.
22:32O geçti gitti.
22:33Ben devam ettim.
22:34Bir büfeye uğradım.
22:36Bir şeyler aldım.
22:37Köşeyi döndüm.
22:37Evimin olduğu sokağa tam girecekken, birden önümde korkunç bir patlama.
22:43O zamanlar da karışık bir zaman.
22:45Yani patlama olmasını bekliyoruz.
22:47Ben ilk aklıma gelen bomba sandım onu.
22:50Ve kendimi yana attım.
22:52Meğerse beşinci kattan buz kütleleri düşmüş.
22:56Koştular.
22:57Ben de kalktım.
22:57Baktım bir şey yok.
22:58Anladık ki buz düşmüş.
22:59Şimdi, bir yakınımla karşılaşıp hal hatır sormam.
23:03Ve büfeye uğrayıp bir şeyler almam.
23:05Beni birkaç saniye geciktirmiş.
23:09Geciktirdiği için de tam buzla kafam arasında on santim var.
23:15Geciktirmesem nişan alınmış gibi tepeme çakılacak.
23:19Allah Allah.
23:19Şu anda karşınızda oturuyorum ama on santime bağlıdır.
23:24Kim bilir Cenab-ı Allah annemin hangi duasıydı?
23:26Ya da hangi sadakaydı?
23:28İşte dua ile tevaffuk bu şekilde iç içe geçiyor.
23:31O dua o şekilde hayatta kalmama vesile oldu.
23:35Tevaffuk oldu.
23:36Ben hayatta kaldım.
23:37Şu anda karşınızdayım.
23:39Hocam, bu işte navigasyonlar yeni çıkmış ya da işte ben yeni elimi almışım.
23:45Efendim, arabaya koymuşuz.
23:47Fethiye tarafında bir yerde programa gidiyoruz arkadaşlarla.
23:51Şimdi bende de şöyle bir inat oluşuyor.
23:53Yani bir şeyi almışsam ona tabi olmam gerekli.
23:56Tabii, öğrenmem lazım.
23:57Diyorum ki eğer biz bunu aldık ve arabaya koyduysak, adresi de girdiysek artık ben biliyorum'u bırakmamız lazım.
24:06Ya bunu kapatacağız.
24:07Şimdi bizimki de daha yeni adresler herhalde öğrenmiş.
24:12Hocam, Fethiye'ye gideceğiz ama bizi bir dağlara soktu.
24:17Aman Allah'ım.
24:18Yani bizden önce araç belki bir iki ay önce bir araç geçmiştir.
24:22Yollar öyle.
24:24Sonra hava öyle bir bulut kapatmış.
24:29Yani yağdı yağacak hava.
24:31Ana yoldan çıkmışız.
24:33Bir saat, bir buçuk saat dolaşmışız.
24:35Artık Fethiye'ye doğru ineceğiz.
24:37Böyle bir yokuştan bir tane yaş itibariyle şimdi amca diyeceğim ama hemen hemen benle yine bir 10-20 yaş büyük
24:47amcamız.
24:49Elini kaldırdı.
24:50Biz de durduk arkadaşlarla.
24:53Dedi ki ya şimdi yağmur başlıyor.
24:56Şu aşağıya kadar beni götürür müsünüz diye.
24:58O da Fethiye'ye gidecekmiş.
25:00Onu aldık ve yağmur başladı.
25:03Onu indirdiğimiz yerde bizi ana caddeye çıkardı.
25:06Evet.
25:07Şimdi yolda gidiyorum.
25:09Diyorum ki amca hani nasıl dua ettiysen Rabbül Alemin'e.
25:15Evet.
25:16Bizi ana caddeden aldı.
25:19Bir saat, bir buçuk saat dağları dolaştırdı.
25:22Getirdi senin önüne.
25:24Aracımızı durdurdu.
25:25Tabii amcamız şimdi buna tesadüf mü diyecektir?
25:29Başka bir şey mi diyecektir?
25:31Ama göremediğimiz, bilemediğimiz birbirine o kadar bağlı içli halkalar.
25:38Halkalar, sebepler.
25:38Bir kainatın içinde yaşıyoruz aslında.
25:41Evet.
25:42Mesela meleklerimiz var.
25:44Bizi koruyan, yazıp çizen kıymetli hocam ama görmüyoruz.
25:47Evet.
25:48Şimdi onun gibi göremediğimiz neler var?
25:50Neler neler var.
25:51Kainatta?
25:52Mesela hangi yüzyılda dünyaya geleceğinizi siz mi ayarladınız?
25:57Erkek mi kız mı olacağınızı siz mi ayarladınız?
26:01Bu dünyada ne kadar kaç santim kalacağınızı, kaç metre küp su içeceğinizi, ne kadar nefes alıp vereceğinizi siz mi ayarladınız?
26:08Bir yerlerden ayarlanıyor.
26:10Ve bu ayarlanırken de bağlı binbir türlü sebeple birlikte ayarlanıyor.
26:15Ancak onun kudreti, onun hikmeti ile bu iş olur.
26:19Yoksa hakikaten tesadüfe o kadar yer yoktur ki, ahmak bile o kadar ahmaklığına rağmen tesadüf kelimesini kabul edemez.
26:28Bu kadar nizam, intizam, bu kadar disiplin, bu kadar kontrolün içinde tesadüf olacak şey midir bu?
26:40İşte çocuklarımızı yetiştirirken hani öylesine söylemiş demeyeceğiz.
26:45Evet.
26:45Yani hayır oğlum ya da hayır kızım tesadüf diye bir şey yoktur.
26:49Yok.
26:49Bu sen görebilirsin, görmeyebilirsin çünkü zaten imtihandır.
26:53Görmemen gerekiyor ama bil ki her an Allah-u Teala'nın yaratması devam ediyor.
27:00Evet.
27:01Sadece biz onu görmüyoruz.
27:02Tedbir, idbar, onun ayarlaması Yasin suresinde bir ayet kerimede beni çok hayrete düşürmüştü.
27:11Buyuruyor ki Allah-u Teala, o her türlü halk etmeyi bilendir.
27:16Allah her türlü yaratmayı bilendir.
27:19Şimdi yaratmak yoktan var etmek biz bunu tek biliyoruz.
27:21Demek başka türlü yaratmalar da var.
27:24Ve huve bi kulli halkin alim.
27:26Her türlü halk etmeyi bilir.
27:29Yüz yıllar geçti, anladık ki Cenab-ı Allah kün dediği zaman oluyor bu bir yaratma.
27:34Ancak evre evre de yaratıyor.
27:36Altı günde kainatı yaratıyor.
27:38İsteseydi bir günde yapamaz mıydı?
27:39Yani.
27:40Ve biyolojinin henüz yeryüzünde hiç olmadığı dönemde okuma yazması olmadığı çok kuvvetli rivayetlerle bize bildirilen Allah'ın son Resulüne gelen
27:51kelamda embriyonun ceninin ana rahminde kaç evrede geliştiğini Allah Kur'an'da bildiriyor.
27:58Demek ki her türlü halk etmeyi bilendir ya.
28:02İstese bir anda halk eder.
28:04Otuz yaşında bir delikanlı karşınızda olur.
28:06Bunu yapar, gücü yeter.
28:07Yapmıştır da Hazreti Adem Aleyhisselam.
28:09Evet yapmıştır da.
28:10Yapar ama isterse bir çiğnenlik et parçası.
28:14Alaka işte efendim cenin derken bebek derken çocuk dünyaya gelir.
28:20Bebeklik, çocukluk, delikanlılık sizi halden hale çeviririz.
28:25Ayet-i Kerime.
28:27Evet.
28:27Günümüzde tıbbın çok çok ilerlediğini varsaydığımız günümüzde yüz nakli nihayet başarılır oldu.
28:34Yine de estetik yönden son derece eksiktir biliyorsunuz.
28:36Ne zorluklarla bu yapılabiliyor.
28:38Sizi halden hale çeviriyoruz.
28:40Bir çocukluk resminize bakın.
28:42Bir gençlik, ilk delikanlılık hala gençsiniz ya aman aklınıza bir şey gelmez.
28:47Resminize bakın.
28:48Bir de şimdiye bakın.
28:50Sadece bu çehreniz kaç şekle değişti.
28:53Ve siz fark bile yetmediniz.
28:56Halden hale çeviriyoruz.
28:59Yüzünüzdeki bir kıl tanesine, kıla bile bu kadar hükmeden, bu kadar kudreti altında bulunduran Allah müsaade eder mi ki bu
29:09kadar alemler içinde rastgeleliğe bir yer olsun?
29:14Onun ilminin dışında bir şey mi vardır ki rastgele bir şey olsun?
29:17Mümkündür böyle bir şey.
29:19Diyorum ya, tesadüf kelimesi kasti olarak kullanılmıyor.
29:23Dilimize giden bir Galata meşhurdur.
29:26Rastgelme, uygun düşme.
29:27Yani teaffukla aynı anlamda kullanıyorlar.
29:29Denk geldi.
29:30Teaffuk anlamında kullanıyorlar tesadüfü.
29:33Bunda bir sakınca yok.
29:34Girmiş bir kere.
29:35Ama özellikle Allah yapmadı demek için kullanılıyorsa Allah muhafaza çok tehlikelidir.
29:41İnsanı küfre kadar götürür.
29:42Allah muhafaza.
29:43Ben isterim, ben şunu iftiharla söylerim.
29:47Derim ki ben tesadüfen olmuş bir şey değilim.
29:51Ben bir eserim.
29:52Mümkün mü böyle bir şey?
29:53Benim bir müessilim var.
29:55Ve beni yaratan Allah Teala'nın gücü her şeye yeter.
30:00Yani ben Allah'ın eseriyim.
30:03Şimdi bir bu var, bir de ne bileyim işte denk gelmiş, o oradan gelmiş, bu buradan gelmiş.
30:09Bu ne kadar çok denk geliyor ya her şey.
30:12Yani halının üzerindeki karınca nakşın tamamını göremez ya.
30:18O renkleri, çizgileri filan tesadüf zanneder.
30:21Karıncayı kaldırıp yukarıdan baktırırsanız nakşı görecek.
30:24Gördüğü zaman da aha her bir tüy buraya rastgele konulmuş değil.
30:29Ayarlanmış demek ki.
30:30Ayarlanmış.
30:31Biz de Cenab-ı Hakk'ın bütün ilmini ihata edemeyiz.
30:35Kainatın mühendisi biz değiliz, bilemeyiz.
30:37Bilmemeyi bir kere kabul edeceğiz.
30:39Nitekim Bakara suresinin ilk ayetlerinde Allah-u Teala müminlerden bahsederken
30:44buyurur ki onlar gaybe inanırlar.
30:46Gayb ne demek?
30:47Duyu organlarımızla, aklımızla alamadığımız, daha neler neler var.
30:52Allah yapar, inanıyoruz.
30:55İnanırlar.
30:55Biz buna inanıyoruz.
30:57Yoksa aklen her şeyi izah etmek zorunda değiliz.
31:01Zaten onun zorunda olduğumuz zaman da o akıl akıl olmaktan çıkar.
31:05Ahmaklık olur yani.
31:06Allah aklı bir mahluk olarak yaratmıştır.
31:10Yoksa kainatın müfettişi olarak değil.
31:13Aklım alırsa kabul ederim, yoksa kabul etmem.
31:16İşte felsefenin çıkmazı bu.
31:18Allah'ı imtihan etmeye kalkışmak.
31:20Aklın almazsa ne olacak peki?
31:22Mahvolursun.
31:23Mahvolursun, mahvolursun.
31:25Onun için ayette ey iman edenler diyor, ey anlayanlar demez Allah-u Teala.
31:31Hiç akletmez misiniz, hiç düşünmez misiniz şeklinde ayetler var.
31:35O tam manasıyla apaçık gerçeğe karşı idrake sevk etmek içindir.
31:39Ama topyekun inananları iman edenler diye kategorize eder, aklı alsın almasın teslim olanlardır.
31:48Kıymetli Hocam kalbin hazır olması mı gerekli tevafuğun olabilmesi için?
31:53Yani bizim dışımızda mı cereyan eder bu?
31:56Ya da inanmak yani tevafuğa inanmak da hayatımıza tevafuğu çağırır mı?
32:02Yani şöyle bir şeydir, tevafuk zaten var.
32:05Her şey muvaffıktır birbirine.
32:07Her şey Allah'ın tevfikiyle olmaktadır.
32:09Tevafuk budur.
32:09Ya da şöyle diyelim, işimize gelen tevafuklar.
32:12İşimize gelen görebildiklerimiz, fark edebildiklerimiz.
32:15Kalbin onu fark etmesi ise kalbin düzelmesi demektir.
32:19Yoksa tevafuk zaten var.
32:21Kalp fark etse de etmese de her şey tevafuk içindedir.
32:24O kalbin kendisi dahi tevafukun bir eseridir.
32:27Ancak kalbin bunu tasdik etmesi, anlaması ve aklın secdeye kapanması, kamaşması.
32:34Rabbim ne kadar büyükmüşsün.
32:35Rabbim ne kadar yüceymişsin.
32:38Rabbim ne kadar güçlüymüşsün kudretin her şeyin üstünde.
32:41Diyerek kalbi Allah'a hayran.
32:44Hayret makamı diye bir şey var.
32:46Hayran bırakacak bir hale getirmek gerekir.
32:49Allah böyle kalplerin sahiplerini de sever.
32:52Çünkü yani kul iken her sanat mutlaka bir beğenici ister.
32:58Marifet iltifata tabidir.
33:00Bu kadar alemleri halk etmiş.
33:03İnsanı da halife yapmış, akıl vermiş.
33:05Gör, beğen ve secde et diye.
33:07Aman efendim tesadüftür.
33:09Hakikaten tokatı hak eder bu.
33:11Cezayı hak eder, cehennemi hak eder.
33:14Bu kadar muhteşem bir sanat eserine karşı,
33:18aymazlık içinde, gaflet içinde,
33:20adeta tahkir edercesine,
33:22sanatkarı inkar edercesine,
33:25sanat eserini de anlamamak,
33:26neye benzer?
33:28Allah-u Teala halife olarak yarattı.
33:30Ahsen-i takvim,
33:31eşrefi mahlukat olarak yarattı ama,
33:33vazifesini yerine getirmedi.
33:34Şimdi bu masa,
33:36masa olsun,
33:37masalık yapsın diye yapılmış değil mi?
33:38Vazifesi bu.
33:40Vazifesini yapmazsa ne yaparlar bunu?
33:42Sobaya atarlar.
33:43Odun olur.
33:45Tabii.
33:46Aynı şekilde insan da böyledir.
33:48İnsanlık vazifesi,
33:49Allah'a iman etmek ve kamaşıp kalmaktır.
33:52Bu noktaya gelemeyen insan,
33:54insan olmaktan düşünce,
33:56hayvan olmak bile zaten eline geçmez.
33:57Cehenneme layık bir surete girer.
34:00Allah muhafaza eylesin.
34:02Kıymetli Hocam,
34:04Allah-u Teala kuluna bazen neden,
34:08tesadüf gibi gelen bir perdenin ardından,
34:12arkasından seslenir?
34:14Yani bundan tümü ilahi dokunuşlar mıdır?
34:17Kulunun hikmeti fark etmesini ister Allah-u Teala.
34:21Yoksa apaçık zaten.
34:23Mesela, ben hocalık yaptım yıllarca.
34:26İmtihan yaparken çocukların cevap vermelerini beklemeden,
34:30hemen cevaplarını versem olur mu?
34:33Değil mi?
34:34Onların marifeti de ortaya çıksın.
34:35Anlıyorlarmış.
34:36Bu yapabiliyor, bu yapamıyor, belli olsun diye.
34:39Aynı şekilde Cenab-ı Hak dilerse,
34:41bütün hakikatleri açar.
34:43Ama o zaman dünyadaki imtihan sırrı ortadan kalkar.
34:46Ebu Cehil ile Ebu Bekir bir olur.
34:48Mecbur herkes iman etmeye.
34:50Hayatı ve ölümü en güzel amel işleyeniniz ortaya çıksın diye halk ettik.
34:55Bakın imtihanın evrelerini anlatıyor Allah-u Teala bize.
34:58Aynı şekilde her şeyi anlamayabiliriz.
35:02Peygamberler bile bu durumdadır.
35:03Hazreti Yakup Aleyhisselam'ın,
35:05belki 300 metre ilerisinde kuyu vardı oraya attılar Yusuf'u.
35:09Hazreti Yakup bilemedi.
35:11Allah bildirmedi.
35:12Evet.
35:12Bildirmedi.
35:13Ama yıllar sonra taa Mısır'dan gömleğin kokusunu almasına Allah müsaade etti.
35:19Hafız-ı Şirazi, Farsçı çok ünlü bir şiirindedir ki,
35:24Hazreti Yakup'la görüştüm artık rüyada ama keşifte mi bilmiyorum.
35:28Dedim ki ona,
35:46Türkçesi.
35:47Yakup Aleyhisselam'ı gördüm.
35:49Dedim ki,
35:50ta Mısır'dan gömleğin kokusunu aldın da yanında kuyuya attılar.
35:53Niye fark etmedin?
35:55Dedi ki,
35:56Begoft,
35:56dedi ki,
35:58Ahval-i ma barki cihanes.
36:00Bizim peygamberlerin ahvali,
36:02şimşek,
36:02cihanın şimşekleri gibidir.
36:04Şimşek çaktığı an saniyeliktir.
36:06Bir anda her yer görünüyor,
36:07görebiliyoruz ama kaybolur gider.
36:09O bir anda ne gördüysen odur.
36:12Bazen,
36:13yüksek bir dağın üstünde oturur,
36:15her tarafı seyretmemize izin verilir.
36:17seyrederiz.
36:18Bazen de ayağımızın ucundaki toz zerresini göremeyiz.
36:21Allah bildirmezse,
36:22peygamber de bilmez.
36:24Peygamber de bir kuldur.
36:26İmtihan etti.
36:27Aynı şekilde,
36:28Allah-u Teala bize vermiş olduğu akıl ışığının her tarafı aydınlatmasına,
36:33zaten yetmez akıl.
36:34Akıl güneş değil ki.
36:36Akıl bir meşale,
36:37o kadar.
36:37Sana lazım menfaatini ve zararını bilesin diye.
36:41Sana verilmiş bir ışık,
36:42o kadar.
36:43Sınırlarını Allah-u Teala vahiyle çizmiş.
36:45Elbette.
36:46Gerisi nedir?
36:48Hak Resul'un dediği,
36:49akla güveni öldür.
36:51Sana göl gibi gelen o çöl diyorsa çöl.
36:54Çöl.
36:54İman etmek,
36:55sırtını ona dayatmak.
36:56Gerisi budur.
36:57Evet.
36:58Aklı kullanma,
36:59mesela sınıftan örnek verdiniz hocam.
37:01Yani öğretmenlerimiz bize sorunun cevabını vermezdi.
37:05Verir mi?
37:06İmtihan, imtihan.
37:07Ama şunu yapardı.
37:08Derdi ki,
37:09hani hatırlar mısınız bir derste bir adam okula doğru gidiyordu.
37:12Tio verirdi.
37:14Orada şöyle bir şey anlatmıştır mesela.
37:16Adam sarı gömlek giymiş ve okula gidiyordu.
37:19Şimdi o gün derste o dersi dinleyen insanlar oradan bir şey çözebilirler.
37:24Yani sonuçta bu da bir şeydir.
37:26Yardımdır ama direkt cevabı vermiyor.
37:28Vermez.
37:29Vermez.
37:29Şimdi burada aklı kullanıyoruz.
37:30Evet.
37:31Ve şu da var.
37:32Aklın her şeyi bilmeye, anlamaya mecbur olmadığını Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'de de bildirmiştir.
37:39Elif, la, mim.
37:40Ne anlıyoruz?
37:41Hiçbir şey anlıyoruz.
37:42Demek ki akıl her şeyi anlamak zorunda değil.
37:44Allah bunu da diyor.
37:44Anlamazsın ama oku.
37:46Sen her şeyi anlamak zorunda değilsin.
37:48Ve her şeyi de anlamayacaksın.
37:49Elbette.
37:51Anlayamayacaksın.
37:52Kaf, ha, ya, ayn, sa'd.
37:55Bayılıyorum bu ahenge.
37:56Biliyorum bir şeyler sezer gibi oluyorum.
37:58Ama akıl çok gerilerde, akıl yerde sürünüyor.
38:01Akıl Allah kelamını nasıl ifade etsin?
38:04Ya.
38:05Acziyetimizi ifade eden harfler onlar.
38:07Evet.
38:07Demek ki anlamamak da var.
38:09Bir bunu diyor.
38:11Değerli hocam, sizi yine biraz dinlendireyim.
38:15Müsaade ederseniz.
38:15Lütfen efendim.
38:16Bir astra saadet yolculuğu yapalım.
38:18İnşallah efendim.
38:25Yaşadığı astra saadet astrı denildi.
38:29Biz de birbirimize dilediğimiz saadetli ömürler gibi bir ömür yaşadığını sattık.
38:36Öyle andık ve öyle inandık.
38:42O herkese merhametli, herkes de ona sadık.
38:49Aramızda işin künhüne varanlar oldu.
38:53Ama çoğumuz muradı anlayamadık.
38:58Mesela alemlerin rahmet sebebi, onun ikliminde çocuklar baba sevgisini tadarak büyüdüler.
39:08Babalar çocuklara merhamet duymayı öğrendi.
39:12Ama o dünyayı teşrif ettiğinde babası ölmüştü.
39:20Çocukların her fırsatta koşup annelerine sarıldıkları yaşta, altı yaşında annesiz kalmıştı.
39:29O ışık saçan bir kandildi ama önce dede, sonra amca himayesinde büyüttü alevini, nurunu.
39:4325 yaşında yuva kurdu Hatice Tülkübra ile.
39:47İlk çocuk Kasım'dı, bu yüzden künyesi Ebel Kasım oldu.
39:55İki yıl sevdi Kasım'ı ve sonra toprağın bağrına bıraktı.
40:0130 yaşındayken Nebi, Zeyneb'i verdi Mevla.
40:08Acısını geleceğe gizleyerek.
40:12Ve o acı yıllar sonra Nebi'nin kapısını çaldı.
40:16Avuçlarına kızının cansız bedenini bıraktı.
40:2233 yaşındayken Rukayye dünyaya geldi.
40:27Bedir zaferi Medine'ye ulaştığında, Rukayye'nin acı haberi de Nebi'ye ulaştı.
40:35Kırkına yakındı ki Ümmü Gülsüm güldürdü yüzünü.
40:41Resulullah, Rukayye'den bir yıl sonra Ümmü Gülsüm'ün cenaze namazını kıldırdı.
40:48Ve peygamberlik güneşi Mekke'de doğarken, ona eşlik etti Fatıma Tüz Zehra'nın doğumu.
40:58Sonra bir oğul aldı kucağına ve babasının adını söyledi kulağına.
41:053 ay yaşadı Abdullah.
41:08Baba avuçlarından toprağa girdi.
41:1160 yaşına yaklaşırken İbrahim dünyaya geldi.
41:16O da 1,5 yaşında toprağa verildi.
41:227 evladından 6'sının ölüm acısını tattı.
41:28Resulullah üstün bir ahlaka sahipti.
41:31Ama en ahlaksızların saldırılarına uğradı.
41:36Taif'te taşlandı.
41:38Onun avuçları arasındayken zikreden taşlar,
41:43Taiflilerin elindeyken onu nasıl tanıyamadı?
41:48Yüzü suyu hürmetine yaratılan dünyada bir miğfer,
41:52o gül yüzü nasıl yaraladı?
41:55Ebu Talip mahallesinde, sokaklarında zulüm görürken,
42:00şehirlerin anası Mekke nasıl seyirci kaldı?
42:06Evet, yaşadığı asra saadet asrı denildi.
42:12Biz de birbirimize dilediğimiz saadetli ömürler gibi bir ömür yaşadığını sandık.
42:19O sallallahu aleyhi ve sellem herkese merhametli,
42:25herkes de ona sadık.
42:28Öyle inandık ve öyle andık.
42:31Aramızda işin küntüne varanlar oldu.
42:35Ama çoğumuz muradı anlayamadı.
42:38Saadet bir eli yağda, bir eli balda olmak değilmiş.
42:42Saadet ağrısız, sızısız, acısız bir hayat değilmiş.
42:47Asıl saadet, şartlar ne olursa olsun Allah Teala'dan razı olmakmış.
42:53Bir duruş sergilemek, ulu bir dağ gibi durabilmek kıyamda.
42:58Başıma ne gelirse gelsin, nimet veya bela maksudum sensin.
43:05Gayemse senin rızan diyebilekmiş.
43:10Allah Teala'nın şefaatlerini lütfeylesin.
43:12Amin, hocam amin.
43:14Yani belki gençlikten, belki tam yani cehaletten insan zannediyor ki böyle amelim, ibadetim, her şey yerli yerine olursa
43:24oh, cennet gibi bir dünya yaşayacağım diye.
43:28Ancak işte sevgili Peygamber Efendimiz'in saadeti hayatını öğrenince insan
43:33o zaman tevafuk ediyor insan hakikaten.
43:36Tevafuk neymiş?
43:36Hocam o zaman öğreniyor.
43:38Şimdi Yusuf Aleyhisselam kardeşler tarafından kuyuya atıldı ve oradan bir kervan geçti.
43:46Hep de tesadü, bakın rastgele mi oldu bunlar?
43:48Yani Mısır'a doğru gitmeyebilirdi bu.
43:51Başka bir tarafa doğru da giden bir kervan olabilirdi.
43:54Elbette.
43:54Ama Mısır'a doğru bir kervan aldı götürdü, satıldı efendim derken her adım onu saraya.
44:04Çünkü Rabbül Alemin'in bir hesabı var.
44:07Muradı var.
44:07Bir muradı var.
44:08Evet.
44:09Biz bunlar hep böyle bir tevafuk zinciri olarak görülüyoruz.
44:12Zincirin bir halkasını ya en fazla ikinci halkasını görüyoruz.
44:15Zannediyoruz ki zincir hep bu iki halkadan ibarettir.
44:19İşte peygamberler diyorlar ki hayır başka halkalarda var görmesen de bize güven.
44:24Bizim dediğimiz doğrudur.
44:25İman ediyoruz.
44:26Ayette ne diyor?
44:27Onlar gaybe iman ederler.
44:29Gaybe iman etmek ne demek?
44:31Peygamberin dediğine kanaat getirmek.
44:33O diyorsa öyledir.
44:34Bitti.
44:37Değerli hocam tevafuk ve tesadüfle ilgili bir müminin bilmesi gereken yani böyle en saf haliyle nektar denir ya.
44:47Sulandırdıkça çoğalır belki o ama bir de bunların bir nektarı vardır böyle.
44:52Şunların bilinmesi bir mümin için yeterlidir.
44:56Mesela ilmihal ile ilgili bütün mezhep kitaplarını koysak bir insanın okuması mümkün değil.
45:02Ama Ömer Nasöy Bilmen Hazretleri'nin bir şey var ilmihali var.
45:06Bunu bir mümin bilsin kütüphanesinde olsun yeterli diyoruz.
45:10Haritadır efendim.
45:11Haritadır.
45:12Türkiye'nin sınırlarını gösterir.
45:15Şehirleri gösterir.
45:16Bize lazım olan budur.
45:17Ama her bir girintiyi, çıkıntıyı, her bir toprak zerresini, her bir kaldırım taşını haritada aramaya kalkışsanız o zaman harita olmaktan
45:26çıkar.
45:26Evet.
45:27Bu böyledir yani.
45:29Şimdi bakıyorum hocam.
45:35Allah Teala neden bazı hakikatleri tevafukla ortaya çıkarır da fakat açıkça göstermez?
45:46Evet.
45:48Yani sır da değil.
45:50Sonuçta ortaya çıkıyor.
45:52Evet.
45:52Açıkça gösterdiği de olmuştur.
45:54Ona mucize diyoruz.
45:55Peygamberler vasıtasıyla açıkça gösterir.
45:58Kudretini bir an için gösterir.
46:00Ama mucizelerin hepsi kalıcı değil.
46:02Bir an için olup biter.
46:04O sırada görenler hayrette kalır, kamaşırlar.
46:06Sonraki nesillere intikal ettirirler.
46:08Anlatılır.
46:09Evet.
46:10Sonraki nesiller de onun üzerine bir şeyler ekler.
46:12Ya da hurafeye çevirir filan.
46:14Ancak Kur'an-ı Kerim ölünceye kadar insanoğlunun bütün hayatını kapsadığı gibi
46:19dünyanın da hayatını kıyamete kadar değiştirilmeyecek kelam-ı kadim.
46:25Devamlı mucize.
46:27Böyle bir mucize görülmedi.
46:29Devam eden bir mucize.
46:30Tabii tabii.
46:31Bugün günümüzde, nerede okumuştum?
46:34Üç yüz elli küsur bin tefsir yazılmış bilinen şu ana kadar.
46:39İslam aleminde.
46:40Kur'an geldiği günden bugüne kadar.
46:43Üç yüz binden fazla yorumlanmış bu kitap.
46:46Hiçbir kitaba bu nasip olmadı.
46:48Üç yüz binden fazla bu kitap dikkatle yorumlanmış.
46:52En ufak akla, mantığa, ilme ters bir şey bulunmamış.
46:55Bir, Müslümanlar zaten hikmet arayarak, meraklarından yorumlamışlar.
47:00İslam dışındakiler ise kusur arayarak yorumlamışlar.
47:04En ufak bir falso diyelim görülmemiştir.
47:08Devamlı mucize bu işte.
47:09Şimdi, kırk yaşından sonra okuma yazması olmadığı kuvvetle bize bildirilen, rivayetlerle bildirilen bir zat, anne yok, baba yok, eğitim yok.
47:21Öyle bir kelamla dağdan aşağı iniyor.
47:24E belli ki, bu zat bu kelamı kendiliğinden söylemiyor.
47:28Buna bir bildiren var.
47:30Ve bu zat öyle bir zat ki, o yaşa kadar ağzından çıkan her kelime, Arap aleminde, Arapların milli gururu haline
47:38gelmiş.
47:39O ne? O diyorsa doğrudur.
47:41Ağzından asla çocukluğunda bile doğru dışında bir şey çıkmamıştır.
47:46Böyle bir zat geldi ki, bunlar Allah'ın sözleridir.
47:48Allah bunları bana vahyetti diyor.
47:50Allah bildirdi.
47:52Bunlar Allah kelamıdır diyor.
47:54Kabul edenler sahabi oluyorlar, yüceliyorlar.
47:56Elması buldular.
47:58Etmeyenler ise maalesef ebedi felaketi buldular.
48:01Gözlerinin önünde Allah insanlarla muhatap oldu ve bunlar dışta kaldılar.
48:06Nasipsizliğin bu derecesi.
48:09Yani bütün insanlığın içinde,
48:12hani herkes belki, evet keşke diyeceğiz ama,
48:16yani bir Ebu Cehil'in keşkesi bizim keşkemiz mümkün değil.
48:22Yani şöyle bir şey de var.
48:23Nuh Aleyhisselam'ın oğlu,
48:25işte babası, oğlum gemiye gel kurtul filan dediği zaman,
48:29dedi ki ben yüzmek biliyorum.
48:32Mevlana Celalüdin Rumi diyor ki,
48:34bu biliyorum iddiası insanı işte böyle mahveder.
48:37Onu demeseydi, kurtulmuştu.
48:40Aynı şekilde Ebu Cehiller,
48:42benzeri,
48:43Utbe bin Rabi'a,
48:45Mughire bin Şube,
48:46pardon yanlış söyleyelim,
48:47Velid bin Mughire gibi büyük kafirler.
48:50Yani biz dururken ona mı peygamberlik gelecek?
48:54Her şeyi bilen biz.
48:55Gelseydi bize gelirdi.
48:57Kendini beğenmiştik.
48:59Biz, ben, var ya ben,
49:00diye diye bu hale geldiler.
49:01Yahudiler ise,
49:04cariyeden gelen,
49:05Hazreti Hacer annemiz cariye mi alın?
49:08Onlar anneden soyu yürütüyorlar ya.
49:10İbrahim Aleyhisselam'ın cariyesinden,
49:11yani İsmail'den gelen,
49:12nasıl peygamber olur?
49:14Biz, ben İsrail'iz.
49:15Biz Yakup, İshak, Yusuf'tan geliyoruz.
49:18Biz daha asiliz.
49:19Bize gelmeliydi peygamber.
49:20Ve günümüzde de maalesef,
49:22üzülerek ve teessüf ederek söylüyorum,
49:24kimi bilim adamlarımız,
49:27öyle bir havalarla ekranlarda konuşuyor ki,
49:30evet Kur'an ona gelmiş ama,
49:31ben daha iyi anlarım.
49:33Havalarındalar.
49:33Bize Kur'an yeter.
49:35Yani o bir postacıydı, bıraktı gitti,
49:37onunla bir işimiz yok.
49:38Böyle havalardalar.
49:40Nitekim ayet-i kerimedir.
49:41Bu kitap öyle bir kitaptır ki,
49:43kimileri bununla hidayete erer,
49:45kimileri bununla daha çok sapar.
49:47Ayet bu.
49:49Hocam, şimdi biz bir yere girdiğimiz zaman,
49:53işte gidiyoruz Avrupa'da bir otele girerken,
49:56derler ki orada bir,
49:56kendi kendinize hızlı bir şekilde bir ezan okuyun.
49:59Tabii.
49:59Efendim ya da Kur'an-ı Kerim'in işte ayet-i kürsü okuyun.
50:03Çünkü orayı dezenfekte aceta eder.
50:05Evet.
50:06Şimdi Kur'an-ı Kerim'in kendisi,
50:09şeytan aleyhi laneyi kovabilecek bir kapasitedeyken,
50:12Allah Teala buyuruyor ki,
50:14Kur'an'a başlamadan önce,
50:17eûzubillahimine şeytanirracim.
50:18Deyin.
50:18Tabii.
50:19Oraya kadar girer.
50:20Girer.
50:21Kur'an'a gireceksiniz ve sizi orada,
50:25yolunuzu çarpıtacak.
50:26İşte peygambersiz,
50:29peygambersiz bir şekilde serseri Kur'an'a dalınırsa,
50:32sonuç budur.
50:33Yani.
50:33Tabii öyle.
50:34Her kitap bir muallimi gerektirir.
50:37Evet.
50:37Kitap varsa onun muallimi de var.
50:39Şimdi dediniz ya.
50:39Onu kabul etmek zorundayız.
50:41Çok müfessir tefsirler yazılmış.
50:44Müfessirlerin bir numarasını da Resulü Kibriya Aleyhisselatü Vesselam var.
50:47İlk başta o.
50:48Hadis-i Şerifler baştan sona tefsir zaten.
50:50Evet.
50:51Kur'an'ın ilk muhatabı kendisi.
50:52Kim ondan daha iyi anlayabilir?
50:55Evet.
50:56Kur'an ona indirilmiş.
50:57Onun sözleri elbette tefsirdir.
51:00Onun sözlerini bir tarafa atarak,
51:02ben Kur'an bana yeter,
51:03ben Kur'an'ı,
51:04onu geç.
51:05Yani.
51:05Baştan bir kere Kur'an'ı reddetmiş oldun.
51:07Kur'an da seni reddetmiş oldu.
51:11Evet.
51:14Kıymetli Hocam,
51:15insan tevafuyu inkar ettikçe
51:17tesadüfe mi mahkum olur?
51:19Efendim,
51:20tevafuyu inkar etmek ahmaklık zaten.
51:22Yani hamakattır bu.
51:25İnkar da mümkün değil.
51:26Belki birine inat olsun diye bunu söyler ama,
51:28içinden yine kabul eder.
51:30İnanmamak mümkün değil.
51:32Mümkün değildir.
51:32Yani bu inanmıyorum diyenler,
51:35Allah-u Teala inkar filan etmiyorlar.
51:37Sıfatında hata yapıyorlar.
51:38O kadar.
51:39Yoksa mümkün müdür?
51:41Bu kadar bilim adamı,
51:42hiçbirisi tesadüf dememiş,
51:45tevafuk demiş de,
51:46diyen için de ölüyorum.
51:47En akıllı sen miydin?
51:48Tesadüfe buldun.
51:49Demek lazım.
51:50Evet.
51:52O zaman
51:54Allah-u Teala
51:55hayatımızdan tesadüfü çıkarsın hocam.
51:58Dilimizden zaten.
51:59Zaten hayatımızda yok tesadüf.
52:00Hayatımızda yok.
52:01Dilimizden bunu çıkarmamız zordur.
52:03Galata meşhur olarak dilimize yerleşmiş.
52:05O niyetle de kullanmıyoruz zaten.
52:07Evet.
52:07Tesadüf tevafuk anlamında kullanılıyor.
52:09O anlamda kullanınca zararı yok.
52:11Ama Türkçe'nin üslubu,
52:12güzelliği bakımından
52:13unutulsa daha iyi olur.
52:15Yerine tevafuk desek
52:15daha güzel olur.
52:17İnşallah hocam.
52:18Çok teşekkür ediyorum.
52:19Ben teşekkür ederim.
52:21Bugünkü gönül soframızda
52:23tevafuk ve
52:25tesadüf kelimelerini
52:27sonra denk gelme
52:28muhtelif çeşitli isimlerle
52:31hayatımıza girmiş bir kelime
52:33iyilere tevafuk edelim.
52:35Amin.
52:36Yani Allah-u Teala
52:36iyilerle karşılaştırsın denir.
52:38Amin.
52:39Ama bu iyi bana göre iyi olan değil.
52:41Kıymetli hocama göre iyi olan değil.
52:43Size göre iyi olan değil.
52:44Allah-u Teala'ya göre
52:46rızasına uygun
52:48iyilerle bizleri
52:49birlikte eylesin.
52:51Amin.
52:51İyilere güç, kuvvet versin.
52:53Ve kötülere de fırsat vermesin.
52:57Amin.
52:57Sevgili izleyiciler bugün
52:59tevafuk ve tesadüf kelimeleriyle
53:02bir gönül sofrası oluşturmaya çalıştık.
53:04Sizlere
53:05asr-ı saadet yolculuğu yapan
53:08yani yapmaya çalıştığımız
53:11şiirler takdim ettik.
53:12Efendim
53:14Van
53:15100.
53:16Yıl Üniversitesi
53:17Edebiyat Fakültesi
53:18öğretim üyesi
53:19Doktor Ömer Demirbağ
53:21hocamla birlikte
53:22gönül sofrasındaydık.
53:24Hem kıymetli hocam
53:25adına
53:26hem kendi adıma
53:27hem
53:27yayında yapımlamaya
53:29geçen tüm
53:30arkadaşlarım adına
53:31sizleri
53:32hürmet ve muhabbetle
53:33selamlıyor.
53:34Ve
53:35bir sonraki
53:36gönül sofrasında
53:37tekrar buluşma
53:38ümit ve duasıyla
53:39sizlere
53:41Allah-u Teala'ya emanet ediyoruz efendim.
54:03Vakıf Katılım
54:05Gönül Sofrasını sundu.
Yorumlar

Önerilen