Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 18 saat önce
Yusuf Dülger tarafından kaleme alınan bu köşe yazısı, Türkiye özelinde bireylerin ve toplumun içine düştüğü zihinsel kölelik sorununu kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Yazar, esirliği yalnızca fiziksel bir tutsaklık olarak değil, bir düşünceye veya lidere sorgusuz sualsiz bağlılık olarak tanımlayarak bu durumun insan doğasına aykırı olduğunu savunur. Tarihsel süreçlerden dini yorumlara, siyasi pratiklerden eğitim sistemine kadar pek çok alanda itaat kültürünün nasıl kökleştiği çarpıcı örneklerle açıklanmaktadır. Tarikatlardaki mutlak teslimiyet ve siyasetteki şahsiyet kaybı gibi unsurların, toplumsal gelişimin önündeki en büyük engeller olduğu vurgulanmaktadır. Metnin temel çağrısı, bu ruhsal esaretten kurtulmak için özgürlükçü bir eğitim anlayışının ve kolektif bir uyanışın hayata geçirilmesidir. Sonuç olarak yazar, insanın gerçek doğasına dönerek fikri hürriyetini kazanmasının hayati önemini hatırlatmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese selam. Bugün masamızda Yusuf Dülger'in kaleme aldığı, toplumumuzdaki özgürlük anlayışını temelden sarsan Esir İnsanlar Ülkesi başlıklı çok çarpıcı
00:09bir deneme var.
00:10Hadi gelin yazarın argümanlarına ve toplum eleştirisine birlikte daha yakından bakalım.
00:16Yazar daha en başından hepimize şöyle bir kanca atıyor ve soruyor.
00:21Gerçekten özgür müsünüz?
00:22İşte bu basit gibi görünen soru aslında bütün analizin temelini oluşturuyor ve bizi kendi hayatımızdaki özgürlük algısını bir kez daha
00:31düşünmeye zorluyor.
00:33Ama hemen söyleyeyim, yazarın bahsettiği esirlik, bildiğimiz o fiziksel zincirler prangalar değil, burada mecazi esirlik diye bir kavram ortaya atıyor.
00:43Nedir bu? Bir fikre, bir ideolojiye ya da bir lidere hiç sorgulamadan körü körüne bağlanma hali, yani söz konusu olan
00:51tamamen zihinsel bir esaret.
00:54İşte bu alıntı, yazarın meseleye ne kadar ciddi yaklaştığının kanıtı.
00:59Ona göre bu körü körüne bağlılık, bizi diğer tüm canlılardan ayıran en temel özelliğimizi, yani akletme ve düşünme yetimizi elimizden
01:07alıyor.
01:08Yani bu, insanlığın kendisini kaybetmesi demek.
01:11Peki bu zihinsel esaret dediğiniz şey bir anda mı ortaya çıktı?
01:15Tabii ki hayır.
01:16Yazar bu durumu anlayabilmek için bizi bir tarih yolculuğuna çıkmak gerektiğini söylüyor.
01:21Şimdi denemede işaret edilen o tarihsel kökenlere şöyle bir bakalım.
01:25Yazarın çizdiği yola göre her şey Osmanlı döneminde başlıyor.
01:29Padişahlık düzeni ve kulluk sistemi halkta bir kulluk ruhu oluşturmuş.
01:33Sonrasında fiziksel kölelik resmen kalksa da yöneticilere atfedilen o kutsallık anlayışı, bu zihniyeti ruhsal bir kölelik olarak devam ettirmiş.
01:43Ve yazara göre işte bu 6 asırlık miras bugün bile toplumumuzu derinden etkiliyor.
01:48Yazar sadece tarihsel kökenlere bakmakla kalmıyor, bu esaret zihniyetini beslediğini düşündüğü başka kültürel faktörleri de masaya yatırıyor.
01:57Liderlere mutlak itaati öğütleyen bazı yapılar, sorgulanmadan kabul edilen dogmalar ve yazarın hastalık olarak nitelediği makam ve servet hırsı bu
02:07faktörlerin en önemlileri olarak sıralanıyor.
02:09Yazarın denemesinde alıntıladığı şu söze bir bakın, gerçekten inanılmaz çarpıcı.
02:14Bazı topluluklarda beklenen o mutlak itaatin boyutunu o kadar net gösteriyor ki, yani adeta sorgulama, düşünme, sadece uyduyor.
02:23Yazar burada çok temel bir çelişkiye parmak basıyor.
02:27Diyor ki, bir yanda Fatiha suresinde açıkça belirtilen ve kulluğun yalnızca Allah'a olması gerektiğini söyleyen temel bir İslami ilke
02:36var.
02:36Diğer yanda ise insan olan liderlere gösterilen mutlak bir teslimiyet pratiği.
02:42Yazar bu durumun dinin özüyle taban tabana zıt olduğunu savunuyor.
02:47Şimdi yavaş yavaş denemenin en can alıcı, en tartışmalı kısmına geliyoruz.
02:52Yazar bu tarihsel ve kültürel arka planını günümüzden hangi somut örneklerle destekliyor?
02:58Gelin denemede yer alan bu spesifik örneklere bir bakalım.
03:01Yazar argümanını güçlendirmek için siyasetteki ona göre aşırı bağlılığa dikkat çekiyor ve bir milletvekiline atfedilen bu çok çarpıcı sözü örnek
03:11olarak veriyor.
03:13Ve yazar bunun tek bir örnek olmadığını, devamının geldiğini söylüyor.
03:18Siyasi liderlere yönelik bu tür ifadelerin altına tekrar tekrar çiziyor.
03:24Denemede örnekler ard arda sıralanıyor, siyasetten, bürokrasiden hatta halkın içinden.
03:30Yazar bu gözlemlerle o bahsettiği esirlik ruhunun toplumun ne kadar farklı katmanlarına yayıldığını göstermeye çalışıyor.
03:38Yazar özellikle meclisteki oylama davranışlarına odaklanıyor, ona göre vekillerin bireysel bir değerlendirme yapmadan, itiraz etmeden, sadece liderlerinin istediği gibi oy
03:49kullanması tam da bu zihinsel esaretin bir yansıması.
03:53Ve işte bu noktada yazar kendi analizinin en keskin sonucunu ortaya koyuyor ve diyor ki, demek bizim meclisimizde de esirlik
04:01var.
04:02Bu onun gözlemlerinden çıkardığı doğrudan bir yardı.
04:06Yazar bu zihniyetin sadece siyasetle sınırlı kalmadığını, adeta üzüm üzüme baka baka kararır misali, toplumun geneline ve daha da endişe
04:15verici olanı eğitim sistemine bile sızdığını iddia ediyor.
04:19Peki, yazarın çizdiği bu tablo biraz karamsar değil mi? Ama bir çözüm önerisi var mı? Evet var.
04:26Şimdi denemenin son bölümüne yazarın önerdiği özgürlüğe giden yola bir göz atalım.
04:32Yazar burada tek bir çözümden değil, çok yönlü bir mücadeleden bahsediyor.
04:37Her şeyin merkezine özgür düşünceyi yaşerten bir eğitim sistemini koyuyor.
04:41Ama diyor ki, bu tek başına yetmez. İş yerlerinden, siyasi partilere, sivil toplumdan bireylere kadar herkesin bu hürriyet savaşına katılması
04:51lazım.
04:51Ve özellikle zihnen özgür, kişisel hırslarından arınmış insanların bu süreçte öncü olması gerektiğini vurguluyor.
04:58Yazarın değişim vizyonu tek taraflı değil, şöyle ilginç bir dinamik öngörüyor.
05:04Eğitim ve aydınlanma yukarıdan aşağıya akacak ama aynı zamanda özgürleşme talebi ve baskısı da halktan yani aşağıdan yukarıya doğru bir
05:13güç oluşturacak.
05:13Ve yazar, tüm argümanını o kadar dokunaklı bir metaforla bitiriyor ki, diyor ki, ağaçlarda özgürce şakıyan bir bülbülü alıp bir
05:23kafese koyarsanız onun yaşama sevincini de elinden alırsınız.
05:26Tıpkı bunun gibi, esalet altındaki bir insanın da potansiyelini ve neşesini kaybettiğini söylüyor.
05:32Özgürlük bir tercih değil, canlılığın bir koşuludur diyor adeta.
05:37Burada çok önemli bir noktayı netleştirmek lazım.
05:40Yazarın bu özgürlük çağrısı, herkes istediğini yapsın, kurallar olmasın gibi bir anarşi çağrısı değil.
05:48Tam tersine, amacı, insanların potansiyelinin köreltilmediği, aksine geliştirildiği, sağlıklı bir toplum yapısı kurmak.
05:56Ve biz de bu analizi, yazarın hepimizde baş başa bıraktığı o can alıcı soruyla bitirelim.
06:02Eğer gerçekten de ortada bir mecazi esirlik varsa, bu zihinsel zincirleri kırmak kimin görevi?
06:09Bireylerin mi, toplumun mu, liderlerin mi?
06:12İşte bu, üzerine uzun uzun düşünmeye değer bir soru.
Yorumlar

Önerilen