Bu köşe yazısı, Anadolu coğrafyasının tarihsel, kültürel ve siyasi açıdan Türk kimliğiyle olan kopmaz bağını ve bu kimliğin Mustafa Kemal Atatürk'ün kapsayıcı milliyetçilik anlayışıyla nasıl perçinlendiğini anlatmaktadır. Yazara göre Türklük, sadece bir köken meselesi değil, bu topraklara aidiyet duyan ve ortak bir kaderi paylaşan herkesin buluştuğu yüce bir his ve bilinç halidir. Kaynak, Batılı güçlerin hayali haritalarına ve bölgedeki hak iddialarına karşı, Selçuklu'dan Osmanlı'ya ve Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan bin yıllık Türk egemenliğini ve vatan savunmasını ön plana çıkarır. Metinde ayrıca, Balkanlar'dan Doğu Türkistan'a kadar uzanan bir coğrafyada Türk dünyasıyla dayanışma içinde olmanın ve bu kadim mirasa sahip çıkmanın tarihsel bir sorumluluk olduğu vurgulanır. Sonuç olarak eser, "Ne mutlu Türküm diyene" düsturunu temel alarak, vatan sevgisini ve milli birliği kutsal bir emanet olarak yüceltmektedir.
00:00Kendini Türk hissetmek bu tam olarak ne demek?
00:03Yani bu sadece bir kimlik kartındaki yazıdan mı ibaret yoksa çok daha derinlerde kalpte hissedilen ortak bir duygu mu?
00:11İşte bugün tam da bu güçlü kimlik kavramını odağına alan bir anlatının katmanlarını birlikte aralayacağız.
00:18Ve bakın her şey bu temel cimle ile başlıyor.
00:21Atatürk'ün bu sözü aslında bütün denklemi değiştiriyor.
00:24Türklüğü bir kan bağı meselesi olmaktan çıkarıp bir hisse, bir aidiyet duygusuna bağlıyor.
00:31İşte bu fikir bugünkü incelememizin de tam merkezinde yer alıyor.
00:35Peki bu his dediğimiz şeyin içinde ne var, nasıl şekillenmiş?
00:39Gelin beş adımda bu konuyu bir inceleyelim.
00:41Önce ne demek olduğunu tanımlayacağız, sonra tarihteki çekişmelere bakacağız, bin yıllık mirası göreceğiz, ilginç bir metaforu anlamaya çalışacağız ve en sonunda geleceğe yönelik bir çağrıyla noktalayacağız.
00:53Hadi o zaman ilk adımla başlayalım.
00:56Bu kendini Türk hissetmek dediğimiz kavramın altını biraz dolduralım bakalım.
01:00İçinde tam olarak ne var?
01:02Metnin tanımı aslında çok net.
01:05Diyor ki bu sadece bir arada yaşamak değil.
01:08Asıl mesele hem tasada hem de kıvançta.
01:12Yani hem kötü günde hem iyi günde bir olabilmek.
01:15İşte bu birlikteliğin asıl gücü de ortak Türklük kimliğinden geliyor.
01:20Tabii bu his öyle boşlukta duran bir şey değil.
01:22Tıpkı bir bina gibi sağlam temelleri var.
01:26Paylaşılan ortak bir tarih, nesilden nesile akan bir kültür, aynı dili konuşmanın getirdiği o derin anlayış ve tabii ki ortak bir mazi.
01:34Ama şunu da bilmek lazım.
01:36Bu birlik hissi hiçbir zaman güllük gülistanlık bir ortamda yeşermemiş.
01:41Metin bize bu kimliğin aslında sürekli bir mücadele ve çatışma ortamında nasıl dövülerek şekillendiğini gösteriyor.
01:48Bakın tarih boyunca kimler, nereleri istememiş ki?
01:53Bu slide'da faydece birkaç örnek var.
01:55Metine göre bu dış baskılar ilginç bir şekilde içerideki birlik duygusunu hem zorlamış hem de bir o kadar perçinlemiş.
02:04Ve mesele sadece komşuların talepleriyle de bitmiyor.
02:08Metin özellikle batıda çizilen bu hayali haritalara dikkat çekiyor.
02:12Yani Anadolu'yu kağıt üzerinde bölen, var olmamış devletlere yara ayıran haritalar bunlar.
02:19Ciddi bir tehdit algısı yaratmış.
02:21İşte tam bu noktada tüm bu dış baskıların ve hayali haritaların karşısında Metin soruyu içeriye tam da bize yöneltiyor.
02:30Peki onların istedikleri bunlar da.
02:33Türklerin gönlünde yatan aslan ne?
02:35Cevap resmi sınırların ötesinde bir yeri, gönül coğrafyasına işaret ediyor.
02:40Yani sadece pasaportla girilen yerler değil, kolektif hafızada, türkülerde, anılarda yaşayan derin izler bırakmış bu bölgeler.
02:49Metin bunları milli özlemler olarak sunuyor.
02:52Peki iyi ama bu aidiyet hissi, bu gönül coğrafyası iddiası neye dayanıyor?
02:58İşte Metine göre cevap Anadolu'daki bin yıllık kesintisiz Türk varlığında saklı.
03:03Bu zaman çizelgesi gerçekten çok şey anlatıyor.
03:06Bu sadece bir devletler listesi değil, adeta bir tapu senedi gibi.
03:11Beyliklerden Selçuklu'ya, oradan Osmanlı'ya ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan bin yıllık kesintisiz bir egemenlik hikayesi bu.
03:21İşte Metin altını kalın çizgilerle çizdiği nokta tam da bu.
03:25Burası öyle gelip geçilen bir yer değil.
03:28Bin yılı aşkın bir süredir kök salınmış bir yurttur.
03:31Bu süreklilik hissi kimliğin adeta bel kemiğini oluşturuyor.
03:35Ve bu yurt sadece tarihle değil, canla, kanla, büyük bir fedakarlıkla korunmuş.
03:41Halk ozanının bu sözleri, vatanın nasıl omuz omuza verilerek yüz binlerce şehitle kurtarıldığını bize ne kadar da güzel hatırlatıyor.
03:50İyede tüm bu ortak tarihi, duyguyu ve fedakarlığı paylaşan onca insanı bir arada tutan o görünmez güç ne?
03:57İşte Metin, bunu açıklamak için çok ama çok güçlü bir metafor kullanıyor.
04:02İşte o metafor, Türklük harmonisi.
04:05Bunu manevi bir pelerin, sıcak bir örtü gibi düşünün.
04:09Kökeniniz, mezhebiniz ne olursa olsun eğer kendinizi bu topraklara ait hissediyorsanız o harmoni sizi de sarıp sarmalıyor.
04:17Yalnız bu harmoninin çok ilginç bir özelliği var.
04:20Eğer samimiysen, özüm de sözüm de bir diyorsan o harmoni üzerinde dimdik duruyor.
04:26Ama samimiyetsizsen, Türkmüş gibi yapıyorsan işte o zaman üzerinden kayıp gidiyor.
04:31Yani Metin diyor ki aidiyet her şeyden önce samimiyet ister.
04:36Ve yolculuğumuzun son durağına geliyoruz.
04:39Şimdiye kadar hep geçmişe baktık ama Metin şimdi yüzünü geleceğe dönüyor ve bize hem büyük bir miras hem de büyük bir sorumluluk bırakıyor.
04:47Bu son bölümde de yine Atatürk'ün sözleri bize yol gösteriyor.
04:51Bu alıntılara göre Türklük hem herkesi kapsayan bir vatandaşlık tanımı, hem tarihsel bir devamlılık, hem kişisel bir gurur kaynağı, hem de taştan, tunçtan bile daha kalıcı, ebedi bir kimlik.
05:03Yani bu kimlik bize öyle gökten zembille inmemiş, dört büyük emanetçi tarafından nesilden nesile aktarılmış adeta.
05:11Oğuz boylarının köklerinden Selçuklu ve Osmanlı'ya, oradan Cumhuriyet'in kurucusuna ve tabii ki bu topraklar için canını veren milyonlarca şehit ve gazimize uzanan kutsal bir bayrak yarışı bu.
05:24Ve işte tüm bu tarihsel yolculuğun vardığı son nokta geleceğe, gençlere yönelik ateşli bir çağrı.
05:31Diyor ki, bu mirası sadece bilmek, hatırlamak yetmez.
05:36Onun her bir parçasına, özüne, sözüne, diline, töresine, dört elle sarılmak yani aktif olarak sahip çıkmak gerek.
05:45Peki, en başa gönelim.
05:47Bir milletin ne birleştirir?
05:48Paylaşılan bir his mi yoksa ortak bir tarih mi?
05:52Bu metnin bize söylediği şey, ikisinin aslında etle tırnak gibi olduğu.
05:56Paylaşılan o güçlü his, köklerini bin yıllık ortak tarihten alıyor, o tarih de ancak bu hisle yaşamaya devam ediyor.
06:04Belki de asıl düşünmemiz gereken soru şu, bu ikisi arasındaki o güçlü bağı gelecekte nasıl daha da sağlamlaştırabiliriz?
İlk yorumu siz yapın