Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 ay önce
Döküm
00:00İNTRO
00:30Efendim merhabalar, tam 110 yıl evvel, 110 yıl evvel Sultan Mehmet Reşat devrinden kalma
00:54Allah-u Teala'nın ismi celilesi ve Allah Resulü Peygamber Efendimizin ismi şerifi duvarları süslüyor.
01:04Biz şu an neredeyiz?
01:05Biz şu an Edirne, Selimiye Camii'nin hemen karşısında Ulu Camii'deyiz, Karanfil Camii'ndeyiz
01:15Ya da Osmanlı'nın klasik dönem adı ile Süleyman Şah Camii'ndeyiz, Süleymaniye Camii'ndeyiz.
01:23Bir dakika ama Süleymaniye Camii İstanbul'da değil mi?
01:30Süleymaniye'de değil mi?
01:32Evet o da Süleymaniye ama gerçek asıl ve ilk Süleymaniye bu Süleymaniye.
01:38Hikayesini içeride detaylı bir biçimde konuşacağız.
01:43Hatırlayın lütfen, geçtiğimiz hafta yapmış olduğumuz programın sonunda
01:48Kapanışa yakın bir yerlerde demiştim ki
01:51Karşımızda Karanfil Bahçesi var, arkamızda Lale Bahçesi var.
01:571568 tarihinde böyle bir caminin yapımı için Mimar Sinan Edirne'ye gönderildiğinde
02:04Lale Bahçesi'ni istimlak etti ve Selimiye Camii'ni oturtturdu demiştik ya
02:10Heh işte o Lale Bahçesi'nin tam karşısında bir Karanfil Bahçesi vardı.
02:17İşte o Karanfil Bahçesi'ne 1408'lerden itibaren muhteşem bir cami konduruldu.
02:25Bu cami Yıldırım Beyazıt'ın oğlu Süleyman Çelebi tarafından yapılan bir cami.
02:33Süleyman Çelebi kim bu arada?
02:36Osmanlı Devleti'ni kuranların nesi oluyor bu arada?
02:41Tarih kitaplarımızda Süleyman Çelebi diye bir adamdan bahsedilmiyor bu arada.
02:46Hepsini ve tamamını camiye girdiğimizde sütunların, koridorların, duvarların, hatların, yazıların arasında yürürken konuşacağız.
02:57Bir de bizi içeride Hacı Bayram Veli Hazretleri bekliyor.
03:02Hacı Bayram Veli dolaylı olarak Fatih Sultan Mehmet Han'ın hocasıdır.
03:07Nasıl oluyor?
03:09Şöyle oluyor.
03:11Hacı Bayram Veli'nin talebesi Akşemseddin Fatih Sultan Mehmet'e eğitti.
03:16Dolayısıyla Hacı Bayram Veli Hazretleri Fatih Sultan Mehmet Han'ın hocasının hocasıdır.
03:23Ve bu camide halkı irşat ediyordu.
03:26Sonra Fatih ile Hacı Bayram Veli arasında var olduğu söylenilen bir yakınlaşma var.
03:35Bu yakınlaşmanın da aslını ve esasını içeride konuşacağız.
03:40Efendim Beyaz TV geçmişe yürüyen adam programı Edirne ikinci bölümüyle karşınızda.
03:561402 tarihinde Yıldırım Beyazıt ile Timur savaşır.
04:05Ankara Havalimanı'nın Esenboğa Havalimanı'nın olduğu arazide yapılan bu savaşta
04:11maalesef havalimanına adı verilen komutan İsen Buga'nın fillerinin son anda devreye girmesi
04:19ve Türkmen beyliklerinin ortadan saf değiştirerek kalkması ve yok olmaları
04:25Osmanlı Devleti'nin aleyhine bu savaşı sonuçlandırdı.
04:30Yıldırım Beyazıt deli bir adamdı.
04:32Gerçekten deli bir adamdı.
04:34Çift kılıçla dört nala giden bir atın üzerinde dört nala giden bir at ayaktasın
04:42ve çift kılıçla vura vura giden Yıldırım Beyazıt bir süre sonra
04:48Osmanlı'nın temel ordusuyla arasındaki bağlantıyı koparttı.
04:53Osmanlı ordusu Yıldırım kadar hızlı gidemediği için aradaki bağ koptu ve Yıldırım
05:01Beyazıt oğlu Mustafa, büyük oğlu Mustafa ile beraber Timur'un ordusunun arasına
05:08kala kaldı.
05:09Yetici itibariyle Yıldırım Beyazıt artık Timur ordusuna esir düştü.
05:14Osmanlı ordusu darmadağın oldu.
05:17Türkmen beyleri kaçtı ve en son vassal olan Sırpların da cepheyi terk etmesiyle birlikte
05:23Osmanlı cephesinde, Osmanlı saplarında hiç kimseye kalmadı.
05:29Yıldırım Beyazıt ve oğlu Mustafa esir düştü.
05:31Netici itibariyle bir devlet tarih kitaplarına fetret devri olarak geçen döneme girdi.
05:39Başsızdı artık.
05:41İsa, Kasım, Musa, Mustafa, Süleyman ve Mehmet isminde 6 tane oğlu vardı.
05:50Mustafa esir düştüğü için 5 oğlu, İsa, Kasım, Musa, Mehmet ve Süleyman
05:56birbirleriyle tam 11 yıl süren 1402-1413 yıllarını kapsayan 11 yıllık bir başsızlık sürecine girdi.
06:06Birbirleriyle savaşıyorlardı.
06:09Kardeş kavgasından çok çekti bu aziz devlet ve bu aziz topraklar.
06:16Netici itibariyle 1413 tarihinde Fatih Sultan Mehmet Han'ın babası,
06:21ikinci Murat'ın babası, Sultan 1. Mehmet ya da Mehmet Çelebi kardeşlerinin üzerindeki hakimiyeti sağladı
06:30ve devleti Ali Osman'ın tekrar başına geçti.
06:34Döneminde herhangi bir toprak kazanımı olmadı.
06:37Sadece dağılmış olan atalarının topraklarını tekrar birleştirdi ve devleti kurdu.
06:45Bu yüzden Osmanlı Devleti'ndeki ikinci kurucuya Çelebi Mehmet denilmektedir.
06:51Şimdi şu ana kadar anlattıklarım klasik ders kitaplarında Milli Eğitim Bakanlığı'nın öğrencileri okutmuş olduğu
06:58ve bugün hali hazırda yürürlükte olan ders kitaplarında var olan tarihi bir bilgi.
07:03Yanlış mı? Değil. Doğru.
07:05Ama eksik.
07:06Doğru olmakla birlikte bazı doğruları da açıklamadığı için hatalı bilgiler içeriyor.
07:12Şöyle ki 13 yıl başsızlık diye bir şey yok.
07:161402 tarihinde esir düşen Yıldırım Beyazıt'ın büyük oğlu Süleyman Çelebi
07:221403 tarihinde babasının esaretinden birkaç ay sonra, birkaç ay, 8-9 ay sonra devletin başına geçer
07:32ve başkent olarak Edirne'yi kullanır.
07:341404 tarihinde şu an içinde bulunmuş olduğumuz Ulu Camii, Karanfil Camii'ni ya da 1. Süleymaniye Camii'ni, Süleyman Şah Camii'ni yapar.
07:461404 tarihinde devletin başına geçen Süleyman Şah, 1408 tarihinde 9 kubbeli, hatırlayın lütfen Bursa Ulu Camii'de 20 tane kubbe vardı böyle.
07:59Burada 9 tane kubbe var böyle 3 aşamalı, 3'er tane, 9 tane kubbe bulunmaktadır.
08:089 kubbeli buraya kocaman bir Ulu Camii yapılmıştır.
08:12Edirne'nin o günkü, 1410'lu yıllardaki haliyle, evet burası Ulu Camii'dir.
08:20Süleyman Şah ya da 1. Süleyman ya da Süleyman Çelebi, yani Fatih Sultan Mehmet Han'ın dedesi olan, 1. Mehmet'in abisi olan 1. Süleyman, kanuni 2. Süleyman'dır.
08:35Bu 1. Süleyman'dır normalde.
08:37Devletin başında tam 8 sene boyunca kaldı.
08:421404 tarihinde tahta geçti, 1412'nin sonlarına kadar tahta kaldı ve Osmanlı Devleti'ni başsız bırakmadı.
08:51Maalesef bizler, maalesef bizler ders kitaplarında doğru bir bilgiyi hatalı ve eksik, yanlış değil ama hatalı ve eksik olarak anlatıyoruz ve anlattırıyoruz.
09:05Bunun sebebi nedir? Ben bunu bilmiyorum. Bu biraz farklı ve büyük bürokratlarla bu konuyu konuşmak lazım.
09:13Şimdi mihrabın hemen soluna, yani şu an bana göre sağda, size göre solda müthiş bir kale kapısı.
09:22Aslında kale değil, Kabe kapısının örtüsü.
09:27Arap dünyasında kale kapısı olarak anlatılan bu kapı aslında Kabe'nin kapısıdır.
09:35Arabistan Kralı'nın, Osmanlı Devleti'nin devamı olan Türkiye Cumhuriyeti'ne 1988 tarihinde hediye etmiş olduğu bu altın sırmalı, altın tellerle yapılmış olan Kabe kapısı,
09:48bugün burada Ulu Cami'nin, Karanfil Cami'nin, Süleyman Şah Cami'nin mihrabının sol tarafını süslemektedir.
09:56Bakın burada da, yani şu an aslını görmüş olduğunuz kapı, 1988 tarihinde yapılan kapı, Kabe'de tam olarak şöyle duruyordu.
10:08Bu da Kabe'deki hali buradan söküldü, 1988'de ve İstanbul'a, Türkiye'ye getirildi.
10:16Türkiye'ye getirilme tarihi 2016, yani tarihi bir eser değil.
10:21Şimdi mihrabın, bu arada bilenler, unutanlar için bir daha hatırlatmak istiyorum.
10:29Camilerin namaz kılınan imamın bulunduğu yere mihrab denir.
10:35Mihrab, bir Arapça isim tamlamasıdır.
10:38İsmi mefuldur, ismi fail, ismi meful, harp alanı demektir.
10:45İnsanın nefsiyle, insanın kendisiyle savaştığı alan, mihrab.
10:51Burası ise, cuma günleri hutbe verilen, bu merdivenli yol ise minberdir.
10:58Mihrab ve minber.
11:00Tam ortasında bir pencere var ve bu pencerenin yanında, ancak buraya gelindiğinde görülebilir ki,
11:11şurada bir Rükn-ü Yemani, Yemen'den getirilen bir taş var.
11:16Çok eski dönemlerde bu kutsal caminin kuruluşunda burada bulunan siyah taş,
11:22ansızın Kabe'nin Rükn-ü Yemani köşesinden düşünce,
11:26bu gönül açıcı camiye bir işaret olsun diye getirilip buraya konuldu.
11:30Devrim padişahı da camiye saygı ile ilgi göstererek dedi ki,
11:34haceti ve niyeti olan bir kimsenin Allah duasını ve niyetini kabul etsin.
11:38Ey kesbi, duası kabul olan iki cihanda saygı ve muhterem olur.
11:45Rükn-ü Yemani, Yemen'den getirilen taş da tam olarak burada sergilenmektedir.
11:50Şimdi minberi arkamıza alalım, mihrabı sağımıza alalım ve yavaş yavaş,
11:58Sultan Mehmet Reşad Han döneminde,
12:00dokuz kubbeyi yere bağlayan sütunların etrafındaki hat yazılarına baka baka,
12:07bu hat yazıları önemlidir ve bize Sultan Abdülaziz ile Mehmet Reşad devirlerine kadar götürmektedir.
12:16Bu tarafa doğru gelelim.
12:18Size iki eser göstermek istiyorum.
12:21Birincisi tam olarak şurada,
12:23Hünkar Mahfilleri.
12:25Şimdi bir dakika,
12:26kim, ne demek Hünkar Mahfili?
12:29Hünkar Mahfili,
12:31padişahların namaz kılmış olduğu yer demek.
12:34Ama bir dakika,
12:35benim buna bir itirazım var.
12:37Ne yani?
12:38Namaz kılarken de,
12:41insanların arasından sıyrılıp,
12:43tek başına özel bir biçimde,
12:45özel bir biçimde orada,
12:47namaz mı kılıyor?
12:49Yani bu bir ayrıcalık mı?
12:51Bu bir ayrımcılık diyerek tarif edilebilir mi?
12:55Dışarıdan bakıldığında ve mevzu anlaşılmadığında,
12:58evet,
12:59ayrımcılık olarak görelebilir.
13:01Ama işin aslında bakıldığında öyle değil.
13:03Kaan'ın önce şunu söyleyelim.
13:06Hazreti Ömer nerede şehit oldu?
13:10Cevap camide namaz kılarken.
13:12Hazreti Ali nerede şehit oldu?
13:15Cevap camiye girerken.
13:17Yani Müslüman halifeler,
13:19camide bir erkeğin en masum şu haliyle,
13:26Allah'ıyla birlikte olduğu,
13:29etrafına bakmadığı,
13:31sadece alnını koyacağı yere,
13:34baktığı anda,
13:37bütün dünya ile irtibatını kestiği anda suikaste maruz kalabilir.
13:43Ve nitekim Kanuni Sultan Süleyman da,
13:46Rodos seferinde,
13:47camide,
13:48secde esnasındayken,
13:51bir suikaste maruz kalacaktı.
13:53Bu yüzden padişahlar,
13:55özellikle Kanuni'den sonra padişahlar,
13:58halkın arasında değil,
14:00kendileri için yapılan özel,
14:02ve hünkâr mahfili,
14:06hünkâr sofası adı verilen özel bölümlerde namaz kılmak zorundalardı.
14:12Bu bir hayati gereksinimdi.
14:15Peki halk var mı orada?
14:17Tabii ki.
14:18Bakın şimdi şöyle,
14:19padişah gelir,
14:21şuradan içeriye girer.
14:24Ardından korumaları,
14:25şimdi burada saflar var değil mi?
14:27Safları görüyoruz.
14:29Bu safta,
14:30burada oturana,
14:31şurada oturana,
14:33ikiniz kalkın,
14:36içeriye girin.
14:37Bir saf değiştik.
14:39Burada,
14:40şurada oturana,
14:42şurada oturan,
14:44şurada oturan,
14:46üçünüz kalkın,
14:47içeriye girin.
14:48Bir saf arkaya geldik.
14:50Buradan da dört kişi,
14:53buradan üç kişi,
14:54buradan iki kişi.
14:56Rastgele,
14:57namaz kılmak için,
14:59ben buradayım diye buraya anlattım.
15:01Belki de oradan seçiyorlardı.
15:03Yani caminin en ucundan seçiyorlardı.
15:07Bilmiyoruz ki.
15:08Halkın içinden 15-20 kişiyi seçiyorlar,
15:12yukarıya çıkartıyorlar.
15:14masum bir biçimde,
15:16buraya namaz kılmak için gelip,
15:19kendisine ayrılmış olan bölümde,
15:24hocanın sohbetini dinleyip,
15:27namaz kılmak için,
15:28burada oturan kişi,
15:31biraz sonra,
15:31padişah güvenlik görevlileri,
15:35yani onlara zülüflü baltacılar deniyor.
15:38Zülüflü baltacıların dokunup,
15:39sen gel demesiyle,
15:41buradan kalkıyor,
15:44şu kapıdan,
15:45içeriye giriyor,
15:48ve padişahın yanına,
15:50omuz omuza namaz kılacak kadar yakınına geliyor,
15:54ve orada padişahla beraber namaz kılıyor.
15:57Yani padişah,
15:58korunaklı bir yerde namaz kılıyor,
16:01ama halkla beraber namaz kılıyor.
16:05Şimdi,
16:05bu detay bilgiyi verdikten sonra,
16:08size bu cami ile alakalı,
16:10son detay bilgisini vermek istiyorum.
16:13Onun için buraya gelmemiz gerekiyor.
16:15Ahilik teşkilatında,
16:17Ankara,
16:18Kırkşehir,
16:19Kırkkale bölgeleri,
16:20çok önemli bölgelerdir.
16:22Burası ahilerin,
16:24başındaki adamın,
16:25yani Hacı Bayram Veli,
16:27o günü itibaren,
16:28ahi evranlar falan da var.
16:29Hacı Bayram Veli Hazretlerinin,
16:31mekanıdır.
16:33Bilgili bir insandır,
16:35Allah dostudur ve alimdir.
16:38İkinci Murat,
16:39yani Fatih Sultan Mehmet Han'ın babası,
16:42ikinci Murat,
16:43bazen mektupla, davetle,
16:46Ankara bölgesinde yaşayan,
16:47zaten türbesi Ankara'da,
16:49Ankara bölgesinde yaşayan,
16:51Hacı Bayram Veli Hazretlerini,
16:53Edirne'ye getiriyor,
16:54ve bu camide,
16:55şu görmüş olduğunuz,
16:56muhteşem camide,
16:59halka irşat etme,
17:01görevi veriyordu.
17:03Hocam gel,
17:04insanlarla konuş deniyordu.
17:06Hacı Bayram Veli Hazretleri de,
17:08geliyor,
17:09tam olarak,
17:10buraya oturuyor,
17:11ve burada,
17:12insanlarla konuşuyordu.
17:14Burası,
17:15her zaman ve daima,
17:17Hacı Bayram Veli Hazretleri'nin,
17:19halkla,
17:20görüştüğü yerdir.
17:21bu yüzden,
17:22şuradaki yazıda,
17:24Osmanlı,
17:24Türkçesi okuyabilenler,
17:26okuyabildiler,
17:27makamı,
17:28Hacı Bayram Veli,
17:29yazmaktadır.
17:31Burada oturuyor,
17:32ve halka,
17:33İslam'ı,
17:34insanlığı,
17:35doğruluğu,
17:36ve dürüstlüğü anlatılıyor.
17:37Şimdi,
17:38kameraman kardeşimle birlikte,
17:40oturalım ve size,
17:41tarihi bir,
17:42yanlışın,
17:43doğrusunu anlatayım.
17:45Efendim,
17:472. Murat,
17:48son derece titiz bir biçimde,
17:50İstanbul'un,
17:50fethi hazırlıklarına,
17:52girişmiş.
17:53İstanbul'u,
17:54fethedecek.
17:55Tam da bu esnada,
17:56burada bulunan,
17:57Hacı Bayram Veli Hazretleri,
17:59halkla sohbet ederken,
18:012. Murat,
18:02Hacı Bayram Veli'ye,
18:03diyor ki,
18:04hocam,
18:05bize dua et.
18:06İstanbul'u,
18:08fethetmek için uğraşıyoruz,
18:10bize dua et.
18:11Bunun üzerine,
18:12Hacı Bayram Veli Hazretleri,
18:14diyor ki,
18:16Sultanım,
18:17bizler,
18:18Müslümanlar,
18:18İstanbul'u alacağız.
18:20İstanbul değil tabii,
18:21Konstantinopol.
18:22Biz Müslümanlar,
18:23Konstantinopol'ü alacağız.
18:26Fakat,
18:27o günü,
18:27biz görmeyeceğiz.
18:29Murat,
18:29bir anda panik yapar.
18:32Ne demek,
18:32biz görmeyeceğiz?
18:33Ben almak istiyorum.
18:35Bunun üzerine,
18:36Hacı Bayram Veli'yi der ki,
18:38İstanbul'un fethini,
18:39ne sen göreceksin,
18:41ne ben göreceğim.
18:43Ya,
18:43şu senin,
18:45beşikteki,
18:46bebeyle,
18:47şu benim,
18:48arkamdaki,
18:49köse,
18:49görecekler.
18:51Eliyle gösterdiği,
18:52beşikteki,
18:53bebe,
18:54Fatih Sultan Mehmet'tir.
18:56Arkasında,
18:56gösterdiği,
18:57köse,
18:58Akşemseddin'dir.
19:00Hacı Bayram Veli,
19:01Hazretleri'nin,
19:03talebesidir.
19:03Gerçekten gün geldi,
19:05devran döndü,
19:07şu beşikteki,
19:08bebe Fatih büyüdü,
19:09şu,
19:10arkadaki,
19:11köse,
19:12Akşemseddin'in,
19:13önünde oturduğu,
19:14rahli tedrisatından,
19:15ders aldı,
19:16ve birlikte,
19:17İstanbul'u,
19:18fethettiler.
19:19Hikaye bu.
19:22Bu kadar.
19:23Rivayet,
19:24kısas,
19:25bundan ibarettir.
19:25Halbuki doğru değil.
19:28Bu anlattığım,
19:28bu deminden beri anlattığım,
19:30kıssa,
19:31en başından,
19:32en sonuna kadar yanlış.
19:34Zira,
19:35ikinci Murat,
19:37Hacı Bayram Veli'ye,
19:38bize dua et,
19:39İstanbul'u alalım dediğinde,
19:41Hacı Bayram Veli'nin,
19:42bize nasip olmayacak,
19:44şu beşikteki bebe,
19:46ile,
19:46şu köse alacak,
19:48demesi için,
19:49beşikte bir bebe olması gerekiyor,
19:51arkasında bir köse olması gerekiyor.
19:53Hacı Bayram Veli,
19:55öldüğünde,
19:56takvimler 1429'u göstermekte.
19:59Beşikteki bebe diye gösterilen,
20:01Fatih doğduğunda,
20:03takvimler 1432'yi göstermekte.
20:06Yani Fatih,
20:07Hacı Bayram Veli'nin,
20:08ölümünden,
20:09üç yıl sonra doğmuş,
20:11beşikte herhangi bir bebe yok.
20:13Bu arada,
20:13arkadaki,
20:14Ak Şemsettin de,
20:16köse değil,
20:16yüzü çok beyaz.
20:18Bu yüzden,
20:18Ak Şemsettin,
20:20köse Şemsettin değil.
20:22Hacı Bayram Veli'nin,
20:24Fatih Sultan Mehmet Han'ın,
20:27ikinci Murat'ın,
20:28Ak Şemsettin'in,
20:30ruhuna rahmet.
20:311429'da öldü,
20:3332'de doğdu,
20:35birbirlerini görmediler.
20:37Fakat,
20:38talebesi,
20:38Ak Şemsettin,
20:40bebek olan,
20:41Fatih'e hocalık yaptı,
20:43ve İstanbul'u aldılar.
20:45Beyaz TV,
20:46geçmişe yürüyen adam programı,
20:49Karanfil Camii'nde,
20:50ya da asıl adıyla,
20:52Süleymaniye Camii'nde.
21:06Klasik Edirne tarihine göre,
21:08Edirne'nin biraz dışında bulunan,
21:10Edirne Şifahanesi,
21:12ya da Medresetül Etibba,
21:16o günkü adıyla,
21:18Tıp Fakültesi'ne gelmiş bulunmaktayız.
21:20Takvimler 1485-1486,
21:25Fatih Sultan Mehmet Han,
21:27yeni vefat etmiş,
21:29vefatının üzerinden,
21:314 sene geçmiş,
21:32bu muhteşem tıp fakültesini,
21:35ve hastanesini yapmışlar.
21:38Balkanlar denilen toprak,
21:40o aralar henüz,
21:42medeni de,
21:43teknoloji anlamında iyi değiller.
21:45Avrupa zaten batık ve bitik durumda.
21:48O yüzden Balkanların ve Avrupa'nın en iyi hastanesi demeye gerek yok.
21:54Osmanlı eğer bir şeyi yapıyorsa,
21:57zaten o aralar sıtmadan,
22:00vebadan,
22:00tifüsden,
22:01tifodan,
22:02koleradan,
22:03beter olan ve kitleler halinde ölen,
22:07epidemi deniyor buna,
22:09pandemi bütün dünyayı saran,
22:11epidemi bölgeseli,
22:13bölgesel bölgeleri saran demektir.
22:15Epidemik hastalıklardan perişan durum olan Avrupa'ya göre,
22:20kıyas kabul etmeyecek bir hastane.
22:23Bana göre solda,
22:24size göre sağda,
22:26bir tıp fakültesi.
22:28O günkü adı ile,
22:29Medresetül Etibba,
22:31tıp medresesi.
22:33Arkamda ise bir hastane.
22:36İki aşamalı.
22:37Biri normal hastane,
22:39arka tarafta akıl hastanesi.
22:41Üç aşamalı.
22:42Bu yapı,
22:45inşallah bizim programımızda,
22:47tam anlamıyla vücut bulacaktır.
22:49İlk önce tıp fakültesi.
22:51Gelin bakın o günlerde,
22:54öğrenciler nasıl öğreniyor,
22:57ve hemen ardından bu hastanede,
23:00doktorluk yapıyormuş.
23:02Ben hastaneye gidiyorum,
23:04sizleri bekliyorum.
23:05Buyurun lütfen.
23:12Sizleri almaya geldim sevgili dostlar.
23:21Burası,
23:22Sultan 2. Beyazıt Tıp Fakültesi,
23:25ya da tabeladaki adı ile,
23:27o günkü orijinal adı ile,
23:30Medresetül Etibba,
23:31tıp fakültesi.
23:33Tıp medresesi.
23:35Burada öğrenciler,
23:37kaç lira veriyorlardı?
23:38Bilmem ki.
23:40Bakalım mı?
23:41Yani bir öğrencinin,
23:43buraya vermiş olduğu,
23:44öğrenim masrafı ne kadar?
23:47Hemen bakalım.
23:48Önce bir profesör,
23:49ne kadar maaş alıyormuş?
23:51Günde,
23:5260 akçe.
23:54Bir öğrencinin ise,
23:552 akçe maaşı varmış.
23:58Bir dakika,
23:58nasıl yani?
23:59Öğrencinin maaşı mı var?
24:01Efendim,
24:03Osmanlı'da okumak,
24:05paralıdır.
24:05ücretsiz eğitim yok Osmanlı'da.
24:09Ücretli eğitim var.
24:10Fakat ücreti alanlar,
24:12okul sahibi ya da devlet değil,
24:14bizatihi öğrenciler.
24:16Okuyanlar,
24:17maaşla okuyorlar.
24:1960 akçe günlük,
24:21bir öğretmenin maaşı varken,
24:24yani 60 çarpı 30,
24:261800 akçe,
24:27bir öğretmenin maaşı iken,
24:302 çarpı 30,
24:3260 akçe de,
24:33bir öğrencinin maaşı imiş.
24:36Orada yazılan,
24:371600'lü yıllardaki bir,
24:39kaynaktan alınan yazı.
24:41Şimdi buralarda,
24:42mesela şöyle geçelim,
24:44buralarda öğrencilerin,
24:46odalarını göreceksiniz.
24:48Bu odalarda,
24:49öğrenciler,
24:50ders yapıyorlarmış.
24:52İlki,
24:53bir öğrenci odası,
24:55öğrenci sınıfı.
24:56sınıf ve yurt ayrı ayrı değil,
25:00akşamları yatıyorlar,
25:02sabahları da kalkıyorlar,
25:04ders yapıyorlar.
25:05Burada bir öğrenci,
25:06tek kişilik bir oda burası bu arada,
25:09burada bir öğrenci,
25:11yatağı burada,
25:12akşam burada yatıyor,
25:14sabah da kalkıyor,
25:16ders yapıyor.
25:17Öğrencilerin odası,
25:19bir de bunların sınıfları var.
25:21Bu çocuk,
25:22tıp fakültesi öğrencisi.
25:24Yani,
25:25birkaç yıl sonra,
25:27doktor olacak.
25:28Şimdi bunların,
25:29intern,
25:30yani son sınıf öğrencisiyken,
25:33neler yaptığını,
25:35ameliyatlarda,
25:36başlarında neler geldiğini görelim.
25:38Onun için birkaç sınıf gitmek yeterli.
25:41Buyurun lütfen.
25:42Şimdi tek kişilik sınıftan çıktık.
25:55İki kişilik bir sınıfa girelim.
25:58Bakalım burada,
25:59kalan iki öğrenci,
26:01neler yapıyorlar.
26:03Hadi gelin,
26:04iki öğrencinin misafiri olalım.
26:06Yine bir sınıf,
26:08yeni öğrenciler var.
26:10Bu sefer iki öğrenci,
26:11birisi sanırım dersini tamamlayamamış,
26:15yatmadan evvel ders çalışıyor.
26:17Birisi ise dersini tamamlamış,
26:20yatmış burada uyuyor.
26:22Muhtemelen yarına hazırlanıyor,
26:24dinleniyor.
26:26Burası da,
26:27iki kişilik bir sınıf.
26:29Az evvel tek,
26:30şimdi iki.
26:30Bu çocukların sınıfları ve,
26:34kaldıkları yurt odaları bu kadar.
26:38Osmanlı Devleti'nin doktorları,
26:40burada yetişiyor.
26:42Osmanlı Devleti'nin doktorlarından,
26:44birisi yatıyor,
26:46birisi ders çalışıyor.
26:47Şimdi sınıfta okudu,
27:00tamam,
27:01yıllar geçti.
27:02Artık,
27:03operasyonlara katılma ve gözlemci olarak durma zamanı.
27:08burada bir doktor muhtemelen bel,
27:12siyatik,
27:13bilmiyorum ne olduğunu,
27:15bir hastaya müdahale ederken,
27:17ona yardımcı olanlar,
27:19asistanlar varken,
27:21birisi de bu hastalığın operasyonunun notlarını okuyarak,
27:25hem görüyor ne yapması gerektiğini,
27:29hem de ders çalışıyor ve böyle bir ortamda doktorluğa hazırlanıyor.
27:34Artık adım adım intern.
27:37Yani son sınıf öğrencisi olmaya geldi.
27:40Haydi gelin,
27:41son sınıfta neler yapılıyor,
27:44onları görelim.
27:45Şimdi burada enteresan bir şey anlatmak istiyorum.
27:59Hakikaten deli bir adam.
28:01Sabuncuoğlu Şerafettin isminde,
28:04Türk tıp dünyasının babalarından,
28:07ve müthiş zekalarından biri var.
28:10Bu Amasya Tıp Fakültesi mezunu.
28:12Burada profesörlük, müdahistlik yapıyor.
28:15Ve bu bölgede bir engerek yılanı var.
28:17Herkesi sokuyor.
28:18Engerek yılanı problemi var.
28:21Ve bunun zehri biraz anlaşılmaz.
28:24Bunu çözmek isterken,
28:26bir tavuğa bu yılanı üç kere sokturuyor.
28:29Sonra tavuğu iyileştirmeye çalışıyor.
28:32Ve en sonunda engerek tarafından sokulan tavukları iyileştirmeyi başarıyor.
28:39Fakat bu tedavi doğru bir tedavimi bilmediği için,
28:44alınacak risklerin en büyüğünü alıyor.
28:48Engerek yılanına kendisini sokturuyor.
28:52Sonra üç gün içerisinde bir ilaç bulup,
28:55tedavi etmek için kendisini uğraşıyor.
28:59Edemezse ölecek.
29:00Tavukla mutmain olmayan gönlü,
29:03kendi kendine sokturarak,
29:04üç günde o ilacı bulma zorunluluğunu görüyor.
29:09Hangi doktor?
29:11Kendisini önce zehirlettirir,
29:13sonra tedavi eder.
29:15İşte onun adı,
29:16Şerafettin Sabuncuoğlu,
29:18ya da o günkü adıyla,
29:20Sabuncuoğlu Şerafettin'dir.
29:22Tıp Fakültesi'nde tam olarak bunu anlatan böyle bir oda var.
29:37Şimdi özel bir dershaneye geldik.
29:39Bir operasyon hanesine,
29:41bir ameliyathaneye.
29:43Burada enteresan şeyler var.
29:45Hocalar,
29:46burada bir hastalığı var.
29:49Nesi var?
29:51Bu hangi hastalığa uygun bilmem.
29:54Bel ağrısı var muhtemelen.
29:55Çünkü belini çektirerek bir operasyon yapılıyor.
29:58Hocalar,
29:59talebeler,
30:00asistanlar,
30:01burada bir operasyon yapıyorlar.
30:04Şurada,
30:05son sınıf öğrencileri,
30:07dersleri notlarıyla beraber takip ediyorlar.
30:10Ve ayrıca notlar alıyorlar.
30:13Bunlar son sınıf öğrencileri.
30:16Şuraya geldiğimizde,
30:17bir eczacı görüyoruz.
30:19Bu eczacı,
30:21burada tedavi gören hastanın ilaçlarını hazırlıyor.
30:27Burası eczane bölümü.
30:30Şurada ise,
30:31dünya tıp tarihine,
30:33Müslümanlarla beraber giren enteresan bir özellik.
30:37Hastaya daha önce hangi tedaviler uygulanmış?
30:42Hastanın hastalık geçmişi nedir?
30:45Onlar yazıyor burada.
30:46Onları okuyor.
30:49Şu an yapılanı da yazıyor.
30:51Bugün modern hastanelerdeki hastanın raporlarını, dosyalarını hazırlıyorlar.
30:57Hasta raporu hazırlayan kişi,
30:59hasta raporu hazırlayan kişi, eczacı, doktor ve asistanları, son sınıf öğrencileri, son sınıf öğrencileri.
31:09Ancak birinci sınıf öğrencileri de buraya alınıyorlar.
31:13Onlar da buradaki hastanın iyi olması için Allah'a dua ediyorlar.
31:20Nerede?
31:21Tam yukarıda.
31:22Onlar da dua balkonunda.
31:24Allah'ımıza bu hastanın iyi olması için dua ediyorlar.
31:29Hem gözlemliyorlar, hem dua ediyorlar.
31:32Birinci sınıf öğrencileri yukarıda.
31:35Son sınıf öğrencileri burada.
31:38Ve burası tam bir operasyon merkezi olarak karşımıza çıkıyor.
31:44Bir ameliyathane, bir operasyon merkezinde bulunmaktayız.
31:48Ve nitekim Kanuni Sultan Süleyman Han'ın şiiri de tam olarak burada bulunmakta.
31:57Diyor ki Kanuni Sultan Süleyman,
31:59Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
32:04Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.
32:09Yazana da yazdırana da Allah razı olsun.
32:18Göz açıp kapatıncaya kadar geçti.
32:26Birinci sınıfta burada öğrenciydik.
32:29Son sınıfa geldik.
32:30Talebeliğimiz bitti.
32:32Doktor olduk.
32:33Tayinimiz çıktı.
32:35Medresetül Etibba'daki günler bitti.
32:38Beyazıt Şifahanesi'ne hastanesinde tayin çıktı.
32:42Artık doktoruz.
32:43Haydi görev yapmaya hastaneye gidelim.
32:46Artık doktoruz, hekimiz buradan mezun olduk.
32:51Ben buradaki yan taraftaki hastaneye atandım.
32:55Ama benim arkadaşım Oğuzhan İstanbul'da herhangi bir hastaneye tayin oldu.
33:02Burası bir okul.
33:03Okuldan çıkan herkes bir yere gidiyor.
33:06Artık mezun olduk.
33:18Yeni görev yerimize atandık.
33:20Ben sizi yeni görev yerimde doktor olarak atanmış olduğum hastanede kabul ediyorum.
33:27Dostlar hoş geldiniz.
33:29Bir mutfak var.
33:30Bu mutfağın bir özelliği var.
33:32Dünya tıp tarihine altın harflerle geçmiş olan bu mutfak dünyada, dünya yaratılalı beri, dünyada insanlığın var olduğundan beridir.
33:44Bir uygulamanın ilki burada yapıldı.
33:47Dünya tarihinde bir ilk ne o?
33:49Hastanın hastalığına özel menü ayarlanması.
33:55Mesela şeker hastalığın varsa pirinç pilavı yemiyorsun, bulgur yiyorsun.
34:02Mesela tansiyon yüksekliğin varsa burada ona tuz verilmiyor.
34:08Mesela, mesela, mesela hastalığın neyse ona özel yemekler hazırlanıyor.
34:15Bu mutfak kişiye özel yemeklerin hazırlandığı hastanın hastalığına özel menü ayarlanan ilk mutfaktır.
34:25Kilerden çıktık.
34:38Mutfaktan çıktık.
34:39Şimdi hastane koğuşlarına, klinik odalarına gidiyoruz.
34:44Orada eskiye dair bir şey olmadığı için klinik odalarını böyle böyle atlaya atlaya öğretim üyelerinin beklediği ve dinlendiği odaya doğru gidiyoruz.
34:55Burada görevli olan doktorlar dinleniyorlar ve kendi aralarında konuşuyorlar.
35:02Şu an üç tane doktor, muhtemelen üç tane profesör şu an bize bakıyor, kendi aralarında konuşuyorlar, notlarına bakıyorlar.
35:15Bunlar üç profesör ve boş vakitlerinde bu odaya gelip burada kendi aralarında sohbet ediyorlarmış.
35:22Şimdi size çok enteresan bir tarihi vesika göstermek istiyorum.
35:28Tarihi bir belge.
35:30Onun için çıkmak ve sağ tarafa gitmek yeterli.
35:34Hadi gelin lütfen.
35:35Sevgili dostlar, burada hemen şu kapıda birazdan gireceğimiz yer Bimarhane.
35:52Burası Darüşifa, burası normal hastane, normal hastane.
35:58Şurası ise arka tarafımız ise Bimarhane, akıl hastanesi.
36:03Bazen Bimarhane'de yatan insanlar da normal hastaneye gelip gezebiliyorlarmış.
36:10Bakın burada bir zülfikar kılıcı durmakta.
36:14Bir ucu burada, bir ucu burada.
36:18Ve şurada bitiyor.
36:19Şurada birleşiyorlar.
36:21Bu ne kadar da Barbaros Hayrettin Paşa'nın donanmasının sancakına benziyor.
36:28Acaba diyorum ki, acaba yalnızca Barbaros Hayrettin Paşa'nın kullandığı donanma alameti olarak gösterilen
36:39zülfikar biçimindeki bu kılıcın içinde bulunduğu donanma mensuplarından biri burada tedavi oldu.
36:48Ve tedavi olurken bunu buraya hatıra olarak kazıdı mı?
36:53Zira gemi resimleri göreceğiz.
36:57Duvarda gemi resimleri.
36:58Birleştirirsek kadırgalar, kalyonlar var.
37:03Acaba burada Barbaros Hayrettin Paşa'nın donanmasında görev yapan bir asker mi vardı?
37:09Zira duvarlarda kadırgalar, kalyonlar ve deniz sancakları var.
37:14Allahü Alem.
37:15Şimdi Bimarhane'ye, Akıl Hastanesi'ne doğru giriş yaptık.
37:31Ben girdim, sizleri bekliyorum.
37:33Barbaros'un donanma alametini, zülfikar alametini çizen bu kişi acaba burada hastaydı da gemiler mi çizdi?
37:46Kalyonlar, kadırgalar mı çizdi?
37:48Bakın duvarda neler var.
37:5116. yüzyıl alametleri eğer Barbaros'tan kalmışsa.
37:55Ve başka bir hasta, bakın buralara geyikler çizmiş.
37:59Geyikler, yavru geyikler, büyük geyikler vesaire.
38:03Bunlar nedir?
38:05Bunların tamamını incelediğimiz zaman, kalyonlarıyla bir, şurada bir gemi var mesela.
38:11Bu büyük kalyon, şu kadırga, şuraya kadar giden bir kalyon.
38:16Şurada çok bariz bir kadırga ve Barbaros'un sancakı, bu bir denizciye ait olsa gerek.
38:23Hemen yan tarafında ise geyikler bulunmakta.
38:28Acaba burada bir hayvan bakıcısı, bir çoban da tedavi mi gördü?
38:33Bütün bunlar bizim varsayımlarımız.
38:36Sadece Allahu Alem demekten öteye gidemiyoruz.
38:40Şimdi Bimarhane'ye doğru gidiyoruz.
38:42Nerede Bimarhane?
38:44Bakın tam şurada.
38:45Ben Bimarhane'ye, hastaların müzikle tedavi edildiği, duyuyor musunuz sesi?
38:52Hastaların müzikle tedavi edildiği Bimarhane'ye doğru adım adım, hatta sizlerle beraber girelim, yayınla beraber girelim.
39:03Buyurun efendim.
39:041485, 2. Beyazıt, Darü Şifası, Bimarhanesi'ne hoş geldiniz.
39:12Ne var?
39:14Müzik var.
39:15Başka?
39:16Su sesi var.
39:18Evliya Çelebi diyor ki, su sesiyle, müzikle, bir de, bakın burada bir canlandırma var.
39:28Bu canlandırmada birazdan renkli bir koku etrafa saçan biri geçecek.
39:39Güzel kokularla beraber şu insanlar burada bulunan hastalara musiki güzel koku ve su sesi ile beraber hastalığın çaresi bulunacak.
39:54Farkındaysanız, odalara tam anlamıyla bakmadan, bakın odalarda ve şurada hasta mahremiyeti var.
40:04Odaların içinde neler var bilmiyoruz, kimler var bilmiyoruz, görmüyoruz.
40:09En ağır hastamızdan başlayalım mı?
40:12Kronik şizofren, travmatik şizofren, paranoyak şizofren.
40:17En ağır hasta hayaller görüyor, kabuslar görüyor.
40:22Onun için tek oda lazım.
40:26Oda burada bizleri bekliyor.
40:28Şizofren, paranoyak bir hasta.
40:31Burada kapalı bir odada tek başına tedavi görüyor.
40:35Müzik
40:36Ağır hastanın odasından çıktık.
40:41Tedavi edilebilir hafif hastalara doğru geldik.
40:44Bunlar depresyon geçiriyorlar.
40:48Melankolik hastalıklar ve depresif hastalıklar.
40:52Bunlar sadece el işçiliği yapıyorlar.
40:56Hasır örüyorlar, kafes örüyorlar, geri dönüşüm, eserler yapıyorlar.
41:00Sonra bunları hastane yetkilileri satıyor.
41:04Ve bu hastaların tedavisinde ve özel şahsi harcamalarında kullanıyorlar.
41:11Burası hastaların meslek edinme kurslarının olmuş olduğu yerdir.
41:20Müzik
41:21Şimdi derler ki Osmanlı'da kadınlar okula gönderilmezdi.
41:30Osmanlı'da kadınlar okutulmazdı derler.
41:33Gelin size Osmanlı tıp fakültelerinden mezun bir kadın doğum uzmanı, küpeli saliha adı verilen bir cerrahı görüyoruz.
41:47Bu sadece bir kadın doğum uzmanı değil, yalnızca kadınlara doğum yaptırmıyor.
41:54Küpeli saliha aynı zamanda bir hekimdir, bir cerrahtır.
42:00Sadece kadınlarla uğraşmıyor.
42:02Üç tane yeniçeriği hastasını, fıtık ameliyatı yaptığını, yeniçeriği hastalarıyla uğraştığını biliyoruz.
42:11Tıp fakültesi mezunu küpeli saliha bu hastanede gelen hastalarını tedavi etmek için uğraşıyordu.
42:22Osmanlı'da kadınlar okula gönderilmezdi diyenlere küpeli saliha'dan mesaj var.
42:28İşte böyle, ana hatlarıyla ve kısaca böyle özetin, özetinin özeti, bize ayrılan süre içerisinde size anlatacaklarımız bu kadar.
42:44Su sesi, musiki, yaprak hışırdamaları, rüzgarın musikisi, güzel koku.
42:55Itır, Evliya Çelebi seyahatnamesinde böyle söylüyor.
42:59Osmanlı tıbbında kullanılan şeylerdir.
43:03Avrupa'da akıl hastaları kendi ruhlarını şeytana satmıştır.
43:08Dolayısıyla bunlar yakılarak öldürülmelidir derlerken, Osmanlı'da akıl hastaları Allah'ın bir emaneti ve hastası olarak bakılır ve onlar ellerinden geldiği biçimde tedavi edilmeye çalışılırdı.
43:28İşte bu kadar, özetle bu kadar.
43:32Lütfen gelin, 1485-1686 yıllarında yapılan tıp fakültesini ve hastanesini gözünüzde görün.
43:42Zira burada sizi uydurulan tarih değil, yaşanılan tarih bekliyor.
43:48Beyaz TV, Geçmişe Yürüyen Adam programı bitti.
Yorumlar

Önerilen