- 3 ay önce
Birbirinden değerli edebi eserleri kaleme alan usta ellerin hikayesi “Yaşadığımız Günler” ile Ülke TV ekranlarına taşınıyor. Yaşadığımız Günler, pek çok esere imza atmış yazarları, şairleri, edebiyatçıları, ilahiyatçıları, düşünce insanlarını konuk ediyor ve hayat hikayelerini bizzat kendilerinden dinliyor.
Bambaşka dünyalara kapı açan edebi eserlerin yazarlarının hisleri, düşünceleri, bilinmeyen yönleri ve karşılaştıkları zorlukları bizzat kendilerinden öğrenen Yaşadığımız Günler, izleyenlerini merak dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Okuyucusuna hayaller kurduran, kimi zaman güldüren kimi zaman ağlatan kimi zaman da eşsiz duygular yaşatan bu eserlerin yazarlarının hayalleri neydi peki? Onların hayat serüveni romanlardaki gibi mutlu sonla mı bitiyordu yoksa hüzünlü bir son mu?
Bambaşka dünyalara kapı açan edebi eserlerin yazarlarının hisleri, düşünceleri, bilinmeyen yönleri ve karşılaştıkları zorlukları bizzat kendilerinden öğrenen Yaşadığımız Günler, izleyenlerini merak dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Okuyucusuna hayaller kurduran, kimi zaman güldüren kimi zaman ağlatan kimi zaman da eşsiz duygular yaşatan bu eserlerin yazarlarının hayalleri neydi peki? Onların hayat serüveni romanlardaki gibi mutlu sonla mı bitiyordu yoksa hüzünlü bir son mu?
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:00MÜZİK
00:30MÜZİK
01:00MÜZİK
01:24Bundan sonra yaklaşık 10 yıl boyunca hep Fransa'ya gittim geldim.
01:29Orada değişik kitlelerle, gerek Katolik kilisesinin önde gelen isimleriyle, gerek Fransız felsefesinin önde gelen isimleriyle, üniversite mensuplarıyla ve aynı zamanda Paris'teki Müslüman gruplarla temaslarım oldu.
01:49Onlarla sürekli görüşmelerim oldu.
01:52Sempozyumlar düzenledik, birlikte toplantılar düzenledik.
01:56Fransız hükümeti beni birkaç kere davet etti, ayrıca gittim.
02:01Yani Fransa'yla yakın ilişkilerim oldu.
02:05Son 10-10 senedir pek gitmiyorum o taraflara.
02:08MÜZİK
02:20O zamana kadar daha doçent değildim.
02:48Doçent olmak için yabancı dil imtihanını vermek lazımdı.
02:54Ben Fransa'ya Fransızca dilden imtihan vermek üzere gitmiştim.
03:00Fransızca'yı öğrendim geldim, bir de öğrendim ki Arapça imtihanı da kabul edilmiş.
03:08Yani Arapça'dan da imtihana giriyormuşum.
03:11Ben oraya o kadar zaman, o kadar emek boşuna harcamış olmuşum.
03:16Onun üzerine şimdi ömrüm Arapça'yla geçmişken Fransızca'dan imtihana girersem,
03:24bu benim için uygun olmaz dedim, Arapça'dan imtihana girdim ve Arapça imtihanını verdim.
03:30Ve doçentlik, yabancı dil jüri şeyini Arapça'dan vererek geçtim.
03:38Sonra da bir daha Fransızca'yı üniversitede ders şeylerinde yazılarımda kullandım.
04:16Aslında Avrupa, Roma İmparatorluğu'nun, Büyük Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden itibaren,
04:295. yüzyıldan itibaren, bütün antik bilgiyle değil, bütün bilgi birikimiyle alakasını kopardı.
04:38Çünkü Roma kendinden başka bir güç kabul etmiyordu.
04:44En güçlü kendisiydi.
04:47Yunan felsefesini de kabul etmiyordu.
04:50Yunan filozoflarının çok sıradan adamlar olduğunu kabul ediyordu.
04:55Yunanlılar güçlü olsaydı Roma onu yener miydi?
04:59Roma onları yendiğine göre basit bir insanlardı.
05:02Dolayısıyla Roma kendisinin en güçlü olduğunu kabul ediyordu.
05:06Yunanlıların tanrı isimleri dahil bazı felsefi kavramlarını aldılar.
05:13Ama onları da Latince'ye çevirdiler.
05:19Fakat esas Yunan felsefesini almadılar.
05:23Ayrıca bir şey daha yaptılar.
05:25Yunancayı yasakladılar.
05:27Yunanca öğrenimini de yasakladılar.
05:32Roma'nın kuzey kavimlerinin istilasına uğradığı şeylerin.
05:37Roma'nın kuzey kavimlerinin istilasına uğradığı şeylerin.
05:53Roma, kuzey kavimlerinin istilasına uğradığı şeylerin, kuzeyden gelen kavimlerin istilasına yani Almanların, Almanların, sonra Macarların bunların istilasına uğradığı, Hunların istilasına uğradığı, Roma yıkıldı.
06:19500 yıllarında, 400 küsur yıllarında Roma yıkıldı.
06:23Roma'nın yıkıldığı zaman içeride Hristiyanlık zaten Roma'yı çökertmişti.
06:30Ve Hristiyanlar hakim oldular.
06:32Hristiyanlar fırsatı ganimet bildiler.
06:35Eski Roma'ya dair ne varsa her şeyi reddettiler.
06:39Bunun yanında Yunan felsefesini de Yunan düşüncesini de reddettikleri gibi bunların küfür olduğunu ve Hristiyanlığa aykırı olduğunu, her ne lazımsa her şeyin Hristiyanlıkta olduğunu ve insanlara bilgiyi papazların vereceğini söyleyerek Yunan felsefesini de eski antik düşüncenin bütününü de yasakladılar.
07:06Böylece Batı Roma tamamen bir cehalet içerisine kapandı.
07:13Eski Roma'dan kalma okulları da yasakladılar.
07:16Kapattılar.
07:17Okulları yasakladılar.
07:19Oralarda okunma.
07:20Size ne lazım bilgi?
07:22Bilgi ne lazımsa gelin.
07:24Kutsal kitapta var.
07:25Biz size öğretelim.
07:27Siz bunu gidip başka yerde öğrenirseniz, yanlış öğrenirsiniz.
07:30Biz size öğretelim dediler.
07:31Öğrettikleri şeyler, İsa böyle diyor, azizler böyle diyor diyerek böylece Roma tam bir cehalet içerisine kapandı.
07:47Okuma yazma da yasaklandı.
07:48İzlediğiniz için teşekkür ederim.
08:18Roma'da okuma yazma seviyesi çok düştü.
08:27Ve eski zaten Yunanca okuma yazma yoktu.
08:31Latinceyi de unuttular.
08:32Şimdi bir müddet sonra Bizans'da Hristiyan olduğu için Doğu Roma, Doğu Roma'da aynı yola Hristiyanlığa girince onlar da eski Yunan kültürünü küfür ve dinsizlik saydılar ve onlar da yasakladılar.
08:53Sonunda 525 yılında İmparator Justinyanus bu Ayasofya'yı yaptıran imparator dedi ki bundan sonra ülkemizde Yunanca okumak yasak.
09:07Yunanca öğrenmek yasak. Yunanca kitap bulundurulması yasak. Kimin evinde kitap bulundurulursa o cezalandırılacak dedi.
09:17Böylece bir de şunu söyledi benim ülkemde Yunanca öğrenen, okuyan, okutan kişiler sürgün edilecek.
09:30Nereye sürgün edilecek? Bunlar kaçacak yer aradılar.
09:35Bir tek sığınacak yer buldular İran.
09:37Ve böylece Bizans'taki bilginler İran'a kaçtılar.
10:07Zaten bilgin kalmamıştı. Onlar çünkü Bizans'a gelmişlerdi.
10:20M.V-6. asırda bütün Batı dünyası, Hristiyan dünyası cehaletin, hurafelerin ve bilgisinin içerisine girdiği gibi eski Yunan kültürüyle alakaları da koptu.
10:37Ne zamana kadar bu böyle devam etti? 1453 yılına kadar.
10:421400 yılında İstanbul artık Türkler tarafından fethedileceği anlaşıldığı zaman yavaş yavaş buradaki Rumlar Roma'ya kaçmaya, yani İtalya'ya kaçmaya başladılar.
10:57İtalya'ya giden Rumlar orada yavaş yavaş yeniden Rumca öğretmeye başladılar.
11:04Bakınız İstanbul'un fethinden önce Roma'da Yunanca bilen insanların sayısı kaç taneydi?
11:14Bugün ben Batıya Doğru Etkiler kitabında bunun rakamlarını kaynaklara dayanarak veriyorum.
11:21Batıya şeyde Roma'da üç kişi biliyormuş.
11:25Üç kişi Yunanca biliyormuş. Düşünebiliyor musunuz?
11:28Yani o kadar yasak. Çünkü dinen haram. Okuyanlar cezalandırılıyor.
11:36Devrin en önlü bilginleri, sanatçıları onlar Yunanca'ya hayranlar ama Yunanca okumayı bilmiyorlar.
11:44Şimdi böylece Avrupa tam bir cehaletin ve karanlığın içerisine düştü ki, buna biz ne diyoruz?
11:52Orta Çağ karanlığı diyoruz.
11:54Orta Çağ karanlığı diyoruz.
11:56Orta Çağ karanlığı diyoruz.
12:02Avrupa ne yazık ki bu Orta Çağ karanlığını kendi karanlığı iken,
12:32bütün dünya için Orta Çağ karanlığı dedi ve İslam dünyasını da bu Orta Çağ karanlığının içine soktu.
12:39Bizi, bizi Orta Çağ karanlığının içerisinde saydı.
12:44Halbuki Avrupa'nın Orta Çağ karanlığı içinde olduğu zaman biz İslam dünyasının altın çağını yaşıyorduk.
12:52İzlediğiniz için teşekkür ederim.
13:22Peki bu Orta Çağ karanlığından nasıl çıkmaya başladı?
13:29Orta Çağ karanlığından yavaş yavaş Arap şeyden, Haçlı Seferleri vesilesiyle Anadolu'ya gelen, Suriye'ye gelen, Mısır'a gelen şeyler, papazlar veya din adamları veya bilginler neyse düşünürler.
13:51Buralara gelince burada zengin bir bilgi birikimi olduğunu gördüler.
13:56Bu zengin bilgi birikiminin istifade edilmesi gerektiğini şey yaptılar ama okuyup yazmaları yok.
14:21Ne yaptılar?
14:30Geldiler burada.
14:31Biraz Arapça öğrendiler.
14:32Onun da bir faydası yok.
14:34Bunun için buralardaki eski Arap kökenli Hristiyanları aldılar, Avrupa'ya götürdüler.
14:44Nereye götürdüler?
14:46Sicilya'ya götürdüler.
14:48Nereye götürdüler?
14:49Fransa'ya götürdüler.
14:51Orada yavaş yavaş bu kitapları Arapçadan Latince'ye...
14:56İzlediğiniz için teşekkür ederim.
15:26O zaman burada yaşıyorlardı.
15:29Yahudiler de kendi dillerini unutmuşlardı.
15:32Yahudiler İbranice bilmiyorlardı.
15:35Buralarda yaşayan Yahudiler Arapça konuşuyorlardı ve Arapça yazıyorlardı.
15:40Yahudilerin Hz. Musa'dan sonra en büyük din alimi Rambam diyebilen Musa İb'in Meymundur.
15:51Musa İb'in Meymun İbranice eser yazamıyordu.
15:54Bütün eserlerini Arapça yazıyordu.
15:56Çünkü İbraniler üç kere esarete mahkum oldular.
16:01Dillerini bile unuttular.
16:03Müslümanların onlara yaptığı büyüklüğü hiçbir millet yapmadı.
16:07Nankör bu millet.
16:10Musa İb'in Meymun eserlerini Arapça yazdı.
16:14Musa İb'in Meymun'un Arapçası yazdığından dolayı Yahudilerden Arapça bilenler, İslam dünyasında yaşayanlar, onlar da Avrupa'ya gittiler.
16:25Arapçadan İbranice'ye tercüme yaptılar.
16:29Arapçadan Latince'ye, İbranice'ye tercüme yapılınca bu eserler yavaş yavaş Avrupa'da yayılmaya başladı.
16:37Ne zaman?
16:381150-1200 yılları arasında.
16:42Bu arada Avrupa'da Zamiye medreseleri gibi, Ezher Üniversitesi gibi ilk üniversiteler yani Sorbonne Üniversitesi, Oxford Üniversitesi kurulmaya başladı.
16:55Burada yapılan tercümeler bu üniversitelere gönderildi.
17:01O üniversitelerdeki hocalar kendileri Arapça bilmiyorlar ama bu Latince, İbranice kötü bir tercüme, çok da anlaşılır bir tercüme değil.
17:11Bu tercümeleri alıp orada öğrencilere okutmaya başladılar.
17:46Justinyanus, bütün filozofları Bizans'tan kovdu.
18:01Roma'dan da felsefe gitti.
18:04Hiçbir şey kalmadı.
18:05Yunan felsefesi diye bir şey yok.
18:08Şimdi Rönesans nedir?
18:10Roma ve Yunan'a dönüş.
18:13Neye dönecekler?
18:14Ellerinde hiçbir şey yok.
18:16Ellerinde hiçbir malzeme yok.
18:18Buradan giden filozoflar İran'a gittiler.
18:23Ve İran'da Cündi Şapur'da bir bağımsız ekol kurdular.
18:28M.K.
18:31İzlediğiniz için teşekkür ederim.
19:01İzlediğiniz için teşekkür ederim.
19:31Mısır ve Mezopotamya felsefesine dair eserlerin Arapçaya tercüme edilmesini sağladı ve bunu temin etmek için kitaplar aradı.
19:44Fakat kitaplar yok.
19:47Çünkü Bizans yasaklamış, yakılmış.
19:51Bizansa bir heyet gönderdi.
19:53Bu çok bilinen şey uzatmayacağım.
19:56Buraya bir heyet gönderdi.
19:58İstanbul'da günlerce aradılar.
20:00Bir tane Aristo'nun eseri yok.
20:02Peki bir şey daha söyleyeyim.
20:06Roma'da var mıydı?
20:08Avrupa'da var mıydı?
20:10Avrupa'da da yoktu.
20:11Avrupa üç tane Eflatun'un kitabını biliyordu.
20:16İki tane de Aristo'nun kitabını biliyordu.
20:19Peki bu kitaplar neredeydi?
20:20Kaybolmak üzereydi.
20:22Gitmişlerdi.
20:24İşte Halife Me'mun'un isteği üzerine Bizans İmparatoru İstanbul'daki bütün şeyleri, mahzenleri arattırdı, bulamadı.
20:36Nihayet muhtemelen İznik'teki bir kilisenin mahzeninde gizli saklı olan bir şeyi, bir papaz haber verdi.
20:46Ve o kitapları buldular.
20:48Halife Me'mun'a gönderdiler.
20:50Halife Me'mun da kindi başkanlığında, meşhur filozof, kindi başkanlığa bir reyet kurarak bunların Arapçaya tercüme edilmesini sağladı.
21:00Böylece eski Yunan felsefesine dair eserler kaybolup gitmekten kurtuldu.
21:08Bir yandan da İskenderiye'deki kitapları da Halife Me'mun Bağdat'a getirdi.
21:14Ve burada yeni bir felsefi akım ortaya çıktı.
21:17Yunan felsefesi dediğimiz şey, İslam dünyasında yeniden canlandı.
21:24Ve İslam filozofları, Farabi, Kendi, Farabi, İbn-i Sina, İbn-i Rüşd, yeniden bir dünya felsefesi kurmaya çalıştılar.
21:35İşte bunların eserleri Arapçadan, Latince'ye, İbranice'ye tercüme edilince, Batı üniversitelerinde bunlar okutulmaya başlandı.
22:17Kilise nasıl Bizans'ta ve Roma'da eski Yunan eserlerini okumayı yasakladıysa,
22:31İbn-i Rüşd'ün eserlerini 1200'den, 1227'den 1290'a kadar yaklaşık 8-10 tane devlet kararnamesi yayınlandı okunması yasak diye.
22:57Sonunda bundan bir netice alamadı.
23:01Bunun yerine o kitabı okutan hocaları üniversiteden attı.
23:07Tarih Sorbonne Üniversitesi'nden bunlar atıldı.
23:27Bunlar da gidip Paris'te ayrı bir üniversite kurdular ve kendileri serbest okutmaya başladılar.
23:51Fakat bununla da yetinmedi, kilise bunların arkasına casuslar gönderdi ve bunları cezalandırmak için arkasındaki gizli casuslar bunların peşine düştü.
24:09Nitekim bunlardan bir kısmını gizlice zehirleterek öldürdü.
24:18Bunun arkasında İbn-i Rüşd'ün eserlerinin okutulmasını yasakladı.
24:24Aşağı yukarı 270 madde tespit ettiler.
24:30Bu konuların okutulması yasak dediler ama tutmadı.
24:35Arkasından bir müddet sonra yine bilim adamları kiliseyle mücadeleye başladılar.
24:42Ne zamana kadar?
24:44Galilei ile kilisenin mücadelesine kadar bu dinle kilisenin savaşı devam etti.
24:51İzlediğiniz için teşekkür ederim.
25:21Avrupa'nın rönesansının gelişmesinde en önemli etki İbn-i Rüşd'ün etkisidir.
25:37İbn-i Sina Avrupa'ya tıbbı götürdü.
25:41Avrupa tıbbı bilmiyordu.
25:43Avrupa'da tıp yoktu.
25:45Kanun Avrupa'da ders kitabı olarak okutuldu.
25:49400 sene tıp fakültelerinde ve İbn-i Sina'nın kanunu üzerine onlarca şerh yazıldı.
25:58Bütün üniversitelerde onlar okutuldu.
26:01Şimdi bunlar Avrupa'da yeni bir ilim havası yarattı, yeni bir kültürel hava yarattı ve bu kültürel hava Avrupa'nın modernleşmesine sebep oldu ki modern Avrupa düşüncesi bunun üzerine ortaya çıktı.
26:17Müzik
26:29Ama Avrupa bunu inkar etti.
26:50Neden inkar etti?
26:51Çünkü İslam'a karşı olan düşmanlığından dolayı ve Müslümanlara bir borcu olmadığını ifade etti.
26:59Nitekim 2007 yılında Fransa'da bir tartışma başladı.
27:07Avrupalıların Müslümanlara, Araplara hiçbir borcu yoktur diye.
27:13Halbuki ondan önce Avrupalıların Araplara borcu diye kitaplar yazılmaya başlamıştı.
27:19Bunu reddetmek için Sarkozy Cumhurbaşkanı, dün Sarkozy'nin ünvanı geri elinden alındı.
27:29Çünkü sahtekarlık yapmış.
27:30Sarkozy dedi ki biz Araplara hiçbir borcumuz yoktur dedi.
27:35Bir adı profesör olan, ünvanı profesör olan birisi dedi ki aslında Arapçadan, Latince'ye hiçbir kitap teccüme edilmemiştir.
27:44Ondan evvel Paris'te Latince'ye, Latince İbn-i Aristo'nun, Eflatun'un kitapları vardı dedi.
27:52Ondan sonra bir profesör heyeti toplandı.
27:56Dediler ki böyle bir kitap yok, bu adam yalan söylüyor, yanlış söylüyor dedi.
28:14Avrupa sürekli İslam'la olan bağlantısını gizlemeye, yok etmeye çalıştı.
28:37Şimdi dolayısıyla Avrupa'daki bu emperyalist yaklaşım o günden bugüne bir aşağılık kompleksi halinde devam etti, geldi.
28:49Bu aşağılık kompleksi sonuçta bir yeni anlayışın ortaya çıkmasına sebep oldu.
28:55O da medeniyetler çatışması anlayışıdır ki bu dünyamızı tehdit eden en büyük felaketlerden birisi olmuştur.
29:25Şimdi ben İslam düşüncesinin, Batı düşüncesinin etkilerini araştırmak üzere Avrupa'ya çok gittiğimi söyledim.
29:49Paris'te bulunduğum sıralarda, Paris'te Katolik Üniversitesi'nin 1200 yılında en eski kütüphanelerinden birisinde bir misafir profesör olarak 3 ay kaldım.
30:08Misafirhanesinde kaldım ama bana kütüphanenin anahtarını teslim ettiler.
30:15Evet, hiç kimseye vermedik, sana veriyoruz dediler.
30:21İn, kütüphaneden istediğin kitabı al, odana götür, istediğin gibi çek, istediğin yerlerin de fotokopisini al dediler.
30:31Bu St. Thomas zamanında kurulmuş olan bir kütüphanedir.
30:35En eski, Avrupa'nın en eski kütüphanelerinden birisiydi.
30:39Ben orada 3 ay geceli gündüzlü o kütüphanede çalıştım.
30:43Yine İslam düşüncesinin, Batı düşüncesinin etkilerini araştırıyordum.
30:50Orada yaklaşık 30 bin sayfa fotokopi çektim.
30:5530 bin sayfa fotokopi çektim.
30:58Baya fotokopiler o zaman pahalıydı.
31:01Kolay da teknoloji çok şeydi o zaman, çok pahalıydı.
31:05O zaman pahalıydı.
31:10Batı,��
31:29Orada geceleri de akşamları yemekler, yemekten sonra yemek de veriyorlardı.
31:42Ücretliydi tabii o misafirhane.
31:44Yemekten sonra bu misafirhanede 70 civarında rahip ama değişik alanda profesör hocalar kalıyordu.
31:57Bunlar profesördüler.
31:59Farklı akademik alanda zaten papazlar değişik alanlarda çalışma yapıyorlar.
32:04Gelip orada da kalıyorlar.
32:05Odaları da var.
32:07Onlarla oturup sohbetler ediyorduk.
32:26O sohbetlerimizden birisinde o gece Oğulmuş başkan seçildi.
32:532000 yılı olsa gerek.
32:56Oğulmuş başkan seçildiği akşam çok şeyli, tecrübeli, yaşlı bir papaz dedi ki, bu adam dünyayı mahvedecek dedi.
33:07Çünkü çok ahlaksız ve hiçbir şey dinlemez dedi.
33:11Bunun getireceği felaketi hesap etmek mümkün değil dedi.
33:16Dedim ki peki ne yapmak lazım?
33:19Buna karşı yapılabilecek, ne yapılabilir dedim.
33:24Vallahi buna karşı durabilecek tek şey kültürel ve medeniyet çalışmalarına ağırlık vermek dedi.
33:32Böyle bir sohbet geçti.
33:35Bu benim aklımda kalmıştı.
34:06O yıllarda Hantikton'un Medeniyetler Çatışması kitabı yayınlandı.
34:13Medeniyetler Çatışması kitabı yayınlandığında ben Paris'teydim, Fransızca tercümesi.
34:18Kitabı aldım, okudum.
34:20Orada korkunç bir strateji var.
34:22Bu strateji bütünüyle Yahudi felsefesine dayalı, Yahudilerin dünya hakimiyeti fikrine dayalı bir stratejiydi.
34:36Bu stratejiye karşı verilebilecek mücadelenin medeniyetler çatışması değil, medeniyetler ittifakı, medeniyetler buluşması, medeniyetler arası etkileşim olduğu kanaatı üzerinde yoğunlaşmaya başladım.