Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 4 ay önce
Birbirinden değerli edebi eserleri kaleme alan usta ellerin hikayesi “Yaşadığımız Günler” ile Ülke TV ekranlarına taşınıyor. Yaşadığımız Günler, pek çok esere imza atmış yazarları, şairleri, edebiyatçıları, ilahiyatçıları, düşünce insanlarını konuk ediyor ve hayat hikayelerini bizzat kendilerinden dinliyor.

Bambaşka dünyalara kapı açan edebi eserlerin yazarlarının hisleri, düşünceleri, bilinmeyen yönleri ve karşılaştıkları zorlukları bizzat kendilerinden öğrenen Yaşadığımız Günler, izleyenlerini merak dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Okuyucusuna hayaller kurduran, kimi zaman güldüren kimi zaman ağlatan kimi zaman da eşsiz duygular yaşatan bu eserlerin yazarlarının hayalleri neydi peki? Onların hayat serüveni romanlardaki gibi mutlu sonla mı bitiyordu yoksa hüzünlü bir son mu?
Döküm
00:00MÜZİK
00:30MÜZİK
01:00MÜZİK
01:30İsmail bir kıllıoğlu bizdeydi, İmam Hatip Okulu'ndaydı.
01:36Bizim şeyimizde, Osman Sarı bizdeydi o şeyden.
01:41Maraş'ta bir gün 3. sınıftayken bir 27 Mayıs günü sıcak bir gündü.
01:48Çarşıya doğru inerken Büyük Doğu Dergisi'ni almak üzere şehre inerken
01:54Büyük Doğu Dergisi'ni satan dükkana gittiğimde
02:00orada Büyük Doğu'yu istedim, aldım bir zat oturuyor, birisi oturuyor.
02:09Dedi ki Büyük Doğu'yu siz nereden tanıyorsunuz dedi.
02:13İşte dedim tanıyorum Üstad Necip Fazıl'ın çıkardığı dergi dedim.
02:17Onu seviyorum, onun için okuyorum dedim.
02:20Dedi siz kimsiniz dedi, necisiniz dedi.
02:23Ben İmam Hatip Okulu talebesiyim.
02:25Ya 3'üm ya 4. sınıftayım dedim.
02:28Adınız ne dedi, adımı söyledim.
02:32O zaman dedi şöyle otur da seninle biraz konuşalım dedi.
02:36Sizi tanıyabilir miyim dedim.
02:39Dedi ben Nuri Pakdil dedi.
02:53Nuri Pakdil ile oturduk konuştuk.
03:16Nuri abi Maraş'a gezmek için gelmiş.
03:23Kitap evinin sahibi, Nuri abi'nin liseden arkadaşı.
03:27Orada oturup gelen giden de sohbet ediyor.
03:31Biraz da Büyük Doğu propagandası yapıyor.
03:34Devamlı şeyi oydu.
03:36Dedi nereye gidiyorsun dedi.
03:39Dedim çarşıya bir nefes almaya gezmeye.
03:43Boş ver sen çarşıyı dedi.
03:4427 Mayıs günü ne gideceksin bu törenlere dedi.
03:48Sana bir kitap vereyim oku da gel dedi.
03:51Peki dedim ver dedim.
03:53Büyük mazlumlar çıkmıştı Necip Fazıl'ın.
03:55Büyük mazlumları verdi.
03:59O gün aldım.
04:01Okula döndüm tekrar yurda.
04:04Büyük mazlumları birinci cildini okudum.
04:06Ertesi gün gittim.
04:08Teslim ettim.
04:09İkinci cildini verdi.
04:11Onu okudum.
04:12Ondan sonra Nuri abi ile bir sohbet, bir şey başladı.
04:16Ve hayatının sonuna kadar da dostluğumuz devam etti.
04:22Nuri abi ile çok yakın şeyimiz oldu.
04:27O beni hep edebiyata çekmek istedi.
04:29Dedi ki her şey edebiyatla kaimdir dedi.
04:33Edebiyat olmadan olmaz dedi.
04:36Ben düşündüm zaman zaman edebiyat üzerinde çalışayım diye.
04:42Fakat 15 sene mi veya 10 sene mi İslami ilimler ve Arapça üzerine vermişim.
04:52İmam Hatip Okulu'da okumuşum.
04:55Bundan sonra bunu bırakıp edebiyata yönelecek olursam bu bana çok fazla bir şey kazandırmaz veya başarılı olamam dedim.
05:05Nuri abinin ısrarına rağmen onu yerine getiremedim.
05:10Nuri abinin ısrarına rağmen onu yerine getirelim.
05:12Dedi ki,
05:14Nuri abinin ısrarına rağmen onu yerine getirelim.
05:17Nuri abinin ısrarına rağmen onu yerine getirelim.
07:56başıdır diyor. Aşağı yukarı uzun süre batı klasiklerini okudum Nur abi sayesinde.
08:26İmam Hatip okulunu bitirdikten sonra İstanbul'a geleceğim. Dedi ki İstanbul'a geleceksin Ankara'ya gel biraz bizde misafir kal ondan sonra İstanbul'a git dedi.
08:48Tamam dedim. Bir hafta Nur abi'lerde misafir kaldım Ankara'da. Çünkü çok insan yetiştirmeyi çok severdi Allah rahmet eylesin.
09:00Evlerinde misafir kaldık Erdem Beyazıt. Erdem abi de orada. Şimdi ondan sonra diğer Rasim Beyler diğerleriyle beraber oturup sohbetler yapılırdı Nur abi'nin evinde.
09:18İzlediğiniz için teşekkür ederim.
09:48Bekir'ciğim dedi sen şimdi İstanbul'a gidiyorsun. Fatih'te yahut Üsküdar'da ev tutacaksındır dedi. Biliyorum dedi.
10:04Ama dedi Fatih'te Üsküdar'da oturma dedi. Nerede oturayım dedim. Beyoğlu'nda otur dedi.
10:12Beyoğlu'nda oturamam abi ben oraya şey yapamam dedim. O zaman dedi haftada bir kere mutlaka Beyoğlu'na git dedi.
10:26Öteki söylediklerini tutmadım ama bu söylediğini tuttum. Bir de Fransızca'nı geliştir dedi. Onu da tuttum Fransızca'mı geliştirdim ve Batı dünyasıyla alakanı kesme dedi.
10:44Ondan bu yana hep Batı kültürünü sürekli takip etmeye çalıştım.
10:50Onun için benim Batı düşüncesine yönelmemde Nuri Pakdil'in etkisi çok.
11:14Daha sonra Nuri abi görevinden istifa etti. Devlet Planlama Teşkilatı'ndan İstanbul'a geldi.
11:35Erenköy'de bizim eve yakın bir yerde bir ev kiraladık ona.
11:39Orada hemen hemen her akşam buluşuyorduk, sohbet ediyorduk.
11:44Nuri abi bana hep şunu söylüyordu, tefsir mefsir bunlar boş işler Bekirciyim diyordu.
11:51Sen bir şiir veya bir roman çevir daha iyi diyorduk.
11:55Ben de tamam Nuri abi tamam diyordum ama hiç şeyini üzerime almıyordum.
12:10O günlerde İran devrimi oldu.
12:35Şimdi İran devrimi olduğunda Nuri Pakdil uçuyordu aynı zamanda.
12:41Her akşam sen Arap radyolarını dinliyorsun bana bir bilgi ver neler olmuş ne olmuş.
12:49O Fransız radyolarını dinliyordu oradan bilgi alıyordu.
12:53Her akşam oturuyor İran devrimini konuşuyorduk Nuri abiyle.
12:57Böylesine kendini aşmış bir insan da Allah rahmet eylesin.
13:27Nuri abiyle Maraş'tan itibaren Maraş'ın bütün entelektüelleriyle yakın ilişkimiz oldu.
13:41Maraş'la çok dostluğum oldu.
13:43Maraş'da Maraş benim yetişmemde evet Urfa etkili oldu.
13:49Diyarbakır'da biraz daha az etki oldu ama Maraş'ın daha çok etkisi oldu diyebilirim.
14:27Yahit Zarifoğlu'yla çok yakın şeyimiz olmadı.
14:39Çünkü Cahit Zarifoğlu ben buradayken İstanbul'da değildi.
14:45O daha çok Ankara'da ve diğer yerlerde oluyordu.
14:49Nuri abi'nin yanında Cahit Zarifoğlu'yla pek buluşmadık.
14:54Nur abiyle araları çok iyi değil miydi neydi bilmiyorum ama Cahit Zarifoğlu'nun babasını ben tanırdım.
15:05O Niyazi Zarifoğlu çok iyi bir insandı.
15:09Arapçası vardı, avukattı, babamın yakın arkadaşıydı.
15:14Ben Diyarbakır'a gideceğim zaman Pazarcık tren istasyonundan beni karşılar, evinde bir gece misafir eder, sonra babamın bulunduğu köye gönderirdi.
15:27Ben onun Cahit Bey'in babası olduğunu çok sonraları öğrendim.
15:34Cahit'in vefatından sonra öğrendim yani.
15:57Cahit'le bir iki şöyle ayaküstü temasımız oldu.
16:07Fakat Cahit tabii bizim tandansa çok yakın değildi.
16:12Nuri Pakdil tandansına yakın değildi.
16:14O daha çok mistik bir de gençleri yetiştirmeye çok meyaldı.
16:21Nuri Pakdil de gençleri yetiştirmeye meyaldı ama Nuri Pakdil yüksek seviyede bir entelektüel düzey yakalamayı öneriyordu.
16:30Cahit Zarifoğlu'yla Nuri Pakdil'i birlikte hiç görmedim.
16:35Ama şeyi, Rasim Özdenören'i, Erdem Beyazıt'ı, Akif İnan'ı bunlarla beraber çok oldu.
16:45Hatta birlikte beraber Necip Fazıl'ın evine, Necip Fazıl'ı ziyarete gittiğimiz oldu.
16:52Ondan sonra Ankara'da Fethi Gemuhluoğlu'yla beraber, Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu'nu ziyaret ettiğimiz oldu.
17:00Yani onlarla beraber çok yakın temasım oldu ama Cahit Zarifoğlu'yla çok temasım olmadı.
17:15Maraş İvan Pantip Okulu 7 seneydi.
17:40Benim son sene bir kanun çıktı, iki seneyi birlikte imtihan vererek geçebilirsiniz dediler.
17:48Ben de iki sene birlikte son imtihan vererek yedi seneyi altı senede mezun olarak ayrıldım, bitirdim.
17:57Bitirdim, tabii dediğim gibi biz hep fakirlikten gelen, imkansızlıktan gelen bir ailenin çocuğuyuz.
18:05İstanbul'a derdim, İstanbul'a gelmek.
18:10İzlediğiniz için teşekkür ederim.
18:40İstanbul bizim için kızıl elma o günkü şartlarda.
18:52Bu sebeple Diyanet'te bir görev almak istemedim ilk işim.
18:58Rahmetli Hasan Seyitanoğlu vardı.
19:03Yine o da Nuri Bey'in yakın çevresindendi.
19:08O ekipdendi Maraş'tan.
19:10Maraş Milletvekili de oldu sonra.
19:13Hasan Seyitanoğlu Diyanet İşleri'nde müfettişti.
19:17O vesileyle Ankara'ya gittim.
19:19Ankara'da Diyanet İşleri Başkanlığı'nda beni imtihan ettiler.
19:24İzlediğiniz için teşekkür ederim.
19:26İzlediğiniz için teşekkür ederim.
19:54dediler ki seni Ankara yakınlarında bir kaza var oraya tayin edelim dediler.
19:59Dedim yok ben İstanbul Yüksek İslam Enstitü'ne girmek istiyorum.
20:03O zaman üç İslam Enstitü vardı zaten.
20:07Konya, Erzurum, İstanbul.
20:09Bunlardan birine ben İstanbul'a girmek istiyorum dedim.
20:14Dediler o zaman İstanbul'a en yakın yer Edirne'nin Keşan kazası var.
20:19Keşan'a vaiz olarak tayinim çıktı ve mezun olduktan bir ay sonra Keşan'a vaiz olarak gittim.
20:58Biz Keşan'a bütün gün gitmiyorduk.
21:12Cuma günü sabah gidiyor.
21:15Akşama kadar orada öğle ve ikindim vaaz veriyor.
21:20Akşam dönüyorduk buraya.
21:22Tekrar İstanbul'a dönüyorduk.
21:54Maraş'tayken Seyit Kutup'tan ve Hasan el-Benna'dan eserler tercüme etmeye başladı.
22:03Fakat bu eserler 163. maddeye aykırı bulundu.
22:07Savcılık takibat açtı.
22:09Takibat açtı.
22:11Maraş'ta birisi basılmıştı Müslüman kardeşlerle ilgili.
22:15Onu aradılar aradılar bulamadılar.
22:19Ben o zaman Müstahar isimle bunu neşretmiştim.
22:23Sonra İslam'da cihat diye Seyit Kutup'un mevludu.
22:28Mevludi'nin ve Hasan el-Benna'nın cihatla ilgili risalelerini anlatıyor.
22:33Sonra İslam'da cihat diye Seyit Kutup'un mevludi'nin ve Hasan el-Benna'nın cihatla ilgili risalelerinin üçünü birleştirerek
23:00İslam'da cihat diye bir kitap haline getirdim, tercüme ettim.
23:05Ben neşrettim.
23:08Aradan bir müddet sonra rahmetli Nihat Armağan, şey dergisini çıkarıyordu, Hilal dergisini Salih Özcan'la beraber.
23:18Nihat Armağan da benim Urfa'dan tanıdığım birisiydi.
23:22Şeyin de iyi arkadaşıydı Nuri Pakdiller'in, o erkebin, Akif inanan hele.
23:28Şimdi benim haberim olmadan kitabın böyle en vurucu noktasını seçmiş, dergiye koymuş.
23:38Benim haberim yok, iznim de yok.
24:09Bir müddet sonra ben İmam İlahiyatı, İslam Enstitü'nü kazandım.
24:18Vaiz olarak Üsküdar'a tayinimi istedim ve tayin de yapıldı.
24:24Üsküdar'a rahat olarak artık geliyorum.
24:28Peder vefat ettiği için ailemle, annemle, kardeşlerimi de getirdim buraya.
24:33Böyle bir rahat edeceğim derken birdenbire savcılık şeyi çıktı.
24:40Haydi takibat başladı.
24:43Ya ben bunun şeyi değilim dedim Salih Özcan.
24:46Senin suçun yok, neyse biz karşılarız dedi.
24:50Ama Salih Özcan'da hiç bir mahkemede görüyorsun, bir daha hiç görünmüyordu.
24:55Öyle şeyli bir adamdı.
24:56Nihat Arbağan dedi ya senin bir kabahatın yok, biz koyduk.
25:01Kitabın bütününden alınsa bir şey çıkmıyor.
25:04Ama en tehlikeli bir bölümünü sadece o bölüm olduğu için şey oluyor.
25:09Neyse, 3-5 sene mahkeme sürdü.
25:123 sene mahkeme sürdü.
25:14Mahkeme sonunda bir buçuk yıl mahkumiyet cezası aldım.
25:19Yok, 2 yıl mahkumiyet herhalde unuttum şimdi.
25:241,5 yılda Çanakkale'ye sürgün cezası.
25:27Çanakkale'nin bir adasına sürgün cezası verdiler.
25:32Böylece hem okuma hayatımız bitmiş oldu, hem memuriyet hayatımız, hem kendi hayatım.
25:41Şimdi bütün bu sıkıntılar üst üste geldi.
25:45Bu esnada aradan 74 affı çıktı.
25:51O 74 affıyla kurtardık.
25:55Nihayet orada öyle bir şansımız işledi.
25:58Bu arada ben tabii Fizlali'l-Kur'an tefsiri.
26:28tefsiri tercüme etmeye başladım.
26:31İsmail Hakkı Şengüler'le, Emin Saraç Hoca'yla beraber.
26:36Onlar başlamışlardı.
26:37Fakat devam ettiremiyorlardı.
26:40Ben de katıldım.
26:42Ve onun tefsirin tercümesine devam ettik.
26:46Ve tefsiri bir yandan vaizdim, bir yandan enstitüye devam ediyordum, bir yandan da tefsiri tercüme ediyordum.
27:00Fakat bu olaylar tabii çok sıkıntı verdi, çok üzdü.
27:05Ondan sonra bu af çıktıktan sonra bir karar verdim.
27:10Ben bu işlerden vazgeçeceğim.
27:11Tamamen akademik hayata döneceğim dedim.
27:15Tabii orada ondan daha önce başka bir mesele başladı.
27:21Bir felsefe merakı başladı.
27:4173 yılında rahmetli Kenan abi vardı.
28:00Kenan Seyitanoğlu.
28:01O da yazardı.
28:03Maraş'tan arkadaş, abilerimizden.
28:07Onun gayretiyle 73 yılında evlilik, evlendik.
28:15Birecikli bir aile.
28:17Eşim Antepli idi.
28:45Ama aslen Birecikli idi, Urfa Birecikli.
28:48Şeyde İstanbul'da, burada yaşıyorlardı.
28:52Burada evlendik.
28:55Eşim evlendikten bir sene sonra kalp rahatsızlığı oldu.
29:00Ve bu bir başka macera.
29:0439 sene kalp ameliyatı, kanser vesaire onun peşinde devam ettik gitti.
29:12Mahkeme kararı çıkınca anneme bunların hiçbirisini anlamadım.
29:42Anlatmadım tabii.
29:44Diğer kardeşlerim de var.
29:45Benden başka iki tane küçük kardeşim var.
29:48Bir de benden büyük iki kardeşim vardı.
29:50Büyük kardeşlerime dedim ki, annemi siz yanınıza alın.
29:54Onlar da bu kararlardan çok öyle bilgili değillerdi.
29:58Onları gönderdim Erzincan'da oturuyorlardı.
30:03Oraya gönderdim.
30:05Ben burada tek başıma kaldım.
30:06Sonra evlendim.
30:08Evlendikten sonra da devam ettim.
30:10Annem bir müddet orada kaldı.
30:13Sonra orada bir ev tuttuk.
30:16Sonra geldi burada bir ev tuttuk.
30:19Öylece benimle kalmadı yani.
30:21İzlediğiniz için teşekkür ederim.
30:51Seyit Kutup'da mevgul eden tercümeler yaparken,
30:59tabii o zamanlar yayıncılık hayatı şey değildi, yayın evleri yoktu.
31:04Bir de yeni yetme yazarın kitabını kimse basmazdı.
31:09Ne yapıp?
31:10Kendi imkanlarımla bastırmaya çalışıyordum.
31:12Bunun için dava yayınları diye bir yayın evi kurdum kendim.
31:18İşte o yayın evini kurdum.
31:21Orada kitaplar tercüme ederken,
31:25İmam Gazali'nin Tehafütül Felasife,
31:28Filozofların Tutarsızlığı diye kitabını tercüme etmeye başladım.
31:34Bunda da şu,
31:36İlahiyatta, İslam Enstitüsü'nde de, İmam Hatip Okulu'da okurken,
31:42hep bize şu söyleniyordu.
31:44İslam dünyasında Gazali felsefeyi yıkmış,
31:48felsefeyi yok etmiş,
31:50felsefeyi öldürmüş bir insandır.
31:52Böyle bir şahsiyet olarak tanıtıldı.
31:56Biz de tabii şey gibi,
32:00önümüze gelen bir kılıçla kesmek için,
32:03100 yılımızda da bugün en büyük tehlike nereden geliyor?
32:07Felsefeden geliyor.
32:09Dinsizlik, imansızlığın kaynağı felsefedir diyerek,
32:13felsefeyi şimdi de yıkalım diyerek,
32:15ben de Gazali'nin bu kitabını yeniden tercüme edeyim de,
32:19millet okusun, felsefe tamamen yıkılsın diye,
32:24felsefeyi yok etmeye çalıştım.
32:27Tehafütü tercüme etmeye başladım.
32:58İçine girdim, bir şey anlamıyorum.
33:02Felsefenin mahiyetini de bilmiyorum.
33:06Ve söylendiği gibi de öyle çok kötü şeyler de yok.
33:10Bize söylendiği şeylerin çoğunda yok.
33:13Şimdi dedim ki,
33:16ben anlamıyorum çok kötü de,
33:19ben anlamıyorum daha iyi anlamak için,
33:22o zaman benim felsefe okumam lazım dedim.
33:26Böylece Tehafütül Felasifeli'nin bir kısmını tercüme ettim,
33:32kalanını tercüme etmeden felsefe okumaya karar verdim.
33:37Felsefeyi kendim okusam yetmiyor.
33:39Çünkü Gazali kendisi okumuş,
33:42felsefeyi tam öldürememiş.
33:44Ben tam öldüreceğim derim.
33:46Bunun için felsefe okumaya karar vereyim dedim.
33:51En iyisi gireyim Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne.
34:24Ama bizi felsefeye kabul etmiyorlar İmam Hatip diplomasıyla.
34:37Ne yapacağız?
34:38O zaman lise diploması almam lazım.
34:41Gittim lise sınavlarına girdim.
34:44Pertemniya Lisesi'nden diploma aldım.
34:48Yeniden imtihana girdim.
34:49Bir tek dal seçtim, felsefe.
34:52Felsefe dalını seçtim.
34:54Felsefeyi sonuçta kaydımı yaptırdım.
34:57Felsefeye kaydımı yaptıracağım.
35:00Ama dediler ki,
35:02sen İmam Hatip okulu mezunusun.
35:04Senin oradan geçmişsin buraya.
35:06Kaydın olmaz dediler.
35:08Yine
35:09bunun üzerine
35:12olurdu olmazdı.
35:14Neyse o sırada bir kanun çıkmış, yönetmelik çıkmış.
35:18İmam Hatip okullarından mezun olanlar lise diploması alırsa kaydı olabilir diye kaydımızı yaptılar.
35:27Bir yandan, bu şeyden sonra ama,
35:30İslam Meclisi'ni bitirdim.
35:32Bir ders bıraktım.
35:34Ders bıraktım ki,
35:35askere gitmeyeyim,
35:38üniversiteye gireyim,
35:41ondan sonra askere gideyim diye.
35:43Yoksa bir daha imtihana girme hakkım da kalmıyordu.
35:48O hakkı sağlamak için,
35:51o dersi bıraktım,
35:52bir sene kaybettim.
35:55Üniversiteyi kazandım,
35:57o sene kaydımı yaptırdım.
35:58Bir sene sonra kısa dönem askerlik çıktı.
36:03Bir sene, iki sene gideceğime dört ay gittim.
36:06Neyse.
36:08Felsefeye kaydımı yaptırdım.
36:11Buradan felsefe öğreneceğim ben.
36:28Allah Allah.
36:44Bir de baktım ki,
36:45Edebiyat Fakültesi felsefe bölümünde felsefe diye bir şey yok.
36:51Felsefe yok, hakikate yok.
36:54Nasıl yok?
36:55Yaptıkları tek şey,
36:57felsefe adında,
36:58bizim İslam şeylerin hepsine
37:02küfretmek, hakaret etmek ve kötümsemek,
37:06geçmişimizi bütünüyle reddetmek.
37:09Başka hiçbir şey yok.
37:10Ama buradan da bir diploma almak lazım.
37:14Oradan ne olduğunu iyice öğrenmek lazım.
37:17O zamanlarda
37:1868 olayları var,
37:22talebe olayları var,
37:23üniversitelere girişler çok zor.
37:26Devam yok.
37:27Devam olmadığı için
37:29ben çok az bir devamla
37:32sene sonunda imtihana giriyorum.
37:35Ve imtihanlar neticesinde
37:37üniversiteyi bitirmeye çalışıyorum.
37:40岐ca yılı
37:52gidete ki,
38:27...doktora yapma imkanı çıktı.
38:31Şimdi benim felsefeye girişimin bir başka sebebi de İslam enstitülerine doktora yapma hakkı yok.
38:39Bunlar üniversite sayılmıyor, yüksekokul sayılıyor.
38:42Yüksekokul sayıldığı için doktora yapma imkanı yok.
38:47Ne yapacağız? İlahiyat fakültesine gideceksin, ilahiyat fakültesinden mezun olacaksın.
38:53Biz bunu kabul edemiyoruz.
38:55Bunun için işte felsefeye gidip, felsefede mezun olup doktora yapmaya çalışacağız.
39:25Tam o sırada felsefe doktorası yapma imkanı çıktı.
39:36Bu arada ben Nihat Bey'le, Nihat Keklik Hoca'yla, onunla da ailece tanışıyoruz.
39:44Nihat Keklik Hoca'yla konuştum.
39:47Nihat dedim ki, hocam ben felsefeyi bitireyim, öyle mi doktora'ya başlayayım, yoksa şimdi başlayayım mı dedim.
39:56Dedi, hak vermişler, niçin bekliyorsun dedi.
39:59Sen hemen başla dedi, müracaatını yap dedi.
40:01Önemli olan o zamanlar yüksek lisans yoktu doktora'ya, yabancı dil sınavıyla, Fransızcan senin iyi, dolayısıyla Fransızcadan gir, imtihanı ver, sen başla dedi.
40:31Bu sefer de kaderin cilvesi, bir yandan felsefede talebeyim, master talebesiyim,
41:00bir yandan da felsefede doktora talebesiyim.
41:03Fakat felsefedeki, kürsüdeki bütün hocalar Nihat Hoca'ya düşman.
41:09Ve Nihat Hoca'yla sizi beraber gördükleri zaman size de düşman oluyorlar.
41:14Böyle olduğu için bir kıskaç arasında bulunuyoruz.
41:19Buna rağmen o felsefe hocalarıyla çok öyle işli düşlü olmadan, fazla da yanlarında bulunmadan Nihat Hoca'yla da çok samimi olarak şey yaptık, çok iyi bir ilişkimiz vardı, dostluğumuz vardı.
41:37Nihat Hoca bir de dürüst bir insandı, dürüst bir insandı.
41:43İnançlıydı.
41:45Ailesi de çok inançlıydı, ailesini de tanıyordum.
41:48Şimdi dolayısıyla orada doktoraya başladım.
41:531980 ihtilali olduğunda doktoramı tamamladım.
41:59Nihat Hoca doktoramı bitirdim.
42:02Doktorayı bitirdim.
42:03Bitirmeden önce İslam Enstitüsü'nde asistanlık, 76 yılında asistanlık imtihanı açıldı.
42:11Nihat Hoca'ya dedim ki gireyim mi dedim, gir dedi asistan kadro, vaizlikten asistanlığa geçeyim mi dedim, geç dedi, geçtim.
42:51O zamanlar, şimdiki gibi değil, hocaların sözünü dinlemezsen hiçbir adım atmak imkanın yoktu.
43:07Neyse geçtim, orada asistan oldum.
43:12Dedi ki iki tane bana kadro verilecek, birini Mahmut Kaya'ya söz verdim, diğerini de sana veririm dedi.
43:23Tamam hocam dedim.
43:26Fakat Nihat Hoca çok zor bir insanlığı geçimlisi.
43:29Çok zor ve gittiğin zaman her şeyinle teslim olman gel.
43:53Bir de tabii benim bir şaibeli geçmişim vardı.
44:17Bir mahkumiyetim var.
44:20Bir fizilal tercümemden dolayı sürekli istihbarat, istihbarat beni takip ediyordu.
44:29Onu biliyordum.
44:30Fizilal-i Kur'an o zamanın en tehlikeli kitaplarından birisiydi.
44:34Şimdi dolayısıyla Nihat Bey de hassas bir adam.
44:41Böyle bir şeyden haberi olursa çok rahatsız olur, rencide olur diye ben hiç orada kadroya geçme talebim olmadı.
44:49Bir gün geldi bir kadro çıktı, dedi ki Bekir bir kadro çıktı, sen de talip ol dedi.
44:57Hocam benim burada kadrom var, ben memnunum.
45:00Bizim kadromuz çok kıymetli şey değil, o zaman daha üniversiteye dönüşmemişti.
45:07Çok fazla para elimize geçmiyor ama ben tecrümeden falan da para kazandığım için öyle çok ihtiyacım da yok, o arkadaş gelsin dedim.
45:16Hoca buna alındı, yani sanki kendisini beğenmiyormuşum gibi bir şey yaptı, alındı, biraz da şey yaptı.
45:29Yani ben niye kendinin dediğini tutmuyormuşum gibi ama ben biliyorum.
45:34Şimdi Fizilal-i Kur'an tefsirini Seyyid Kutub'u hoca tam bilse, hoca milliyetçi görüşte bir insandı.
45:43Seyyid Kutub, İslamcı birisiydi.
45:46İkincisi, bir mahkumiyet kararım var.
45:51O onun önüne geldiği zaman ne diyecekti, sen niçin böyle geldin?
45:55Böyle şeylerden de çok çekinirdi hoca.
45:57Netice itibariyle ben Edebiyat Fakültesi'ndeki o kadrolara girmek istemedim.
46:05Biraz da uzak durdum.
46:07Sonra İlahiyat Fakültesi'ne dönüştü, İslam Enstitüsü.
46:11Onunla ilgili epey çalışmaları yaptık.
46:14Netice itibariyle orası şey yaptı.
46:18Ama Edebiyat Fakültesi felsefe bölümünde, felsefeyi yıkmak için girdiğimiz bu bölümde felsefe doktoru olarak çıktık.
46:29Dedim ya, şeyden sonra artık akademiye girdikten sonra onu devam ettirmeye çalıştım.
46:36Ve 82'de doçent, 93'de de profesör oldum.

Önerilen